Etiket: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi: “TFF Tahkim Kurulu Bağımsız ve Tarafsız Değil”

Beklenen gün geldi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu ile ilgili birkaç kararını yayınladı. Karar için bkz. http://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-200548

AİHM, TFF Tahkim Kurulu’nun bağımsız ve tarafsız olmadığına karar verdi. AİHM, bu sorunun yapısal/sistematik bir sorun olduğunu tespit etti. Mahkeme, Türkiye’yi bu yapısal sorunun ortadan kaldırılması için gerekli tedbirleri almaya davet etti.

İlerleyen günlerde kararı kapsamlı şekilde değerlendireceğim.

Bu yazıda sadece AİHM’nin bazı tespitlerini kısaca paylaşacağım:

  • TFF Tahkim Kurulu, kanunla kurulmuş bir mahkemedir. Başvurucular bu hususu tartışmaya açmamış ancak mahkeme tartışmış.
  • Türkiye’de “zorunlu tahkim” olan futbol tahkiminde, TFF Tahkim Kurulu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde aranan bağımsızlık ve tarafsızlık kriterlerini sağlayamamaktadır.TFF Tahkim Kurulu, TFF başkanının önerisiyle, TFF yönetim kurulu tarafından atanmaktadır. TFF yönetim kurulunun seçildiği genel kurulda ise ekseri çoğunluk kulüplerden oluşmaktadır. TFF yönetim kurulu ise çoğunlukla kulüplerin eski yöneticileri ve üyelerinden oluşmaktadır. Bu kişiler futboldan çok kulüplerin menfaatlerini koruyacaklardır.
  • TFF Tahkim Kurulu üyelerinin, görevlerini layığıyla yapmalarını sağlayacak ve onları denetleyecek hiçbir düzenleme, davranış kuralları bulunmamaktadır. Bu kişilerin görevlerini kötüye kullanmaları halinde görevden alınmalarını sağlayacak bir mekanizma yoktur. Bu kişiler, göreve başlarken yemin etmemekte, bağımsızlık ve tarafsızlık beyanında bulunmamaktadır.
  • TFF Tahkim Kurulu’nun görev süresi, onu atayan yönetim kurulunun görev süresi kadardır. Bu durum, kurulun bağımsızlığı ve tarafsızlığı açısından şüphe yaratmaktadır.
  • TFF Tahkim Kurulu üyeleri, göreve başlarken bağımsızlık ve tarafsızlık beyanında bulunmamaktadır. TFF mevzuatında TFF Tahkim Kurulu üyelerinin reddedilmesi halinde hangi usulün uygulanacağı, bu itiraz hakkında hangi makamın karar vereceği öngörülmemiştir.
  • Yukarıdaki hususlar dikkate alındığında, TFF yürütme kurulu ile TFF Tahkim Kurulu arasında yapısal bağ olduğu ortaya çıkmaktadır. TFF yürütme kurulunun TFF Tahkim Kurulu üzerinde etki edebildiği izlenimi doğmaktadır. TFF Tahkim Kurulu dış baskılardan koruyan bir yapılanma bulunmamaktadır.

AİHM, bizim yıllardan beri dile getirdiğimiz sorunlardan bazıları hakkında önemli bir karar verdi. Türk spor tahkimi sisteminin bozuk olduğunu, TFF Tahkim Kurulu’nun bağımsız olmadığını ortaya koydu.

AİHM sadece ihlal kararı vermekle yetinmedi. Türkiye Cumhuriyeti devletine pozitif yükümlülük yükledi. AİHM, devlete TFF Tahkim Kurulu ile ilgili sistematik sorunların ortadan kaldırılması gerektiğini hatırlattı.

Kararla ilgili bir küçük eleştiriyi de paylaşayım. AİHM, TFF Tahkim Kurulu’nu mahkeme olarak kabul etmiş ancak kurulun kararlarına karşı yargı yoluna başvuru yasağını değerlendirmemiş. Anayasa’nın 59’uncu maddesinde yer alan yasağı tartışmamış. Belki diğer başvuruları değerlendirirken tartışır.

AİHM’nin bu kararının ardından Türk spor tahkimi sistemi tartışmaya açılacak. Kısa zaman içinde kanun değişikliklerinin yapılması şart. TFF Statüsü de değişmeli!

Mevzuat değişene kadar önümüzde çok yol var. Bu süreçte AİHM’ye başvuruların çoğalacağını düşünüyorum. Umarım başvurular çığ gibi artar ve AİHM kararları kanun koyucu için baskı unsuru haline gelir.

TFF Tahkim Kurulu İçin Kader Günü

Türkiye’de çok küçük bir azınlık, TFF Tahkim Kurulu ve SGM Tahkim Kurulu’na karşı hukuk savaşı veriyor.

2011 yılında Anayasa’da yapılan değişiklik ile, sporla ilgili çoğu uyuşmazlık için bu tahkim kurullarına başvuru zorunlu hale getirildi ve kurul kararlarına karşı yargı yolu kapatıldı.

Biz Anayasa değişikliği teklifi TBMM’ye getirildiğinden beri bu düzenlemenin doğru olmadığını, Anayasa’ya Anayasaya aykırı düzenleme getirileceğini, böyle bir düzenlemenin dünyada tek bir örneğinin olmadığını, adil yargılanma hakkının ihlal edileceğini, devletin mahkum edileceğini söyleyip durduk.

Ve o gün geldi.

Yarın devlet, Anayasadaki düzenlemeden ötürü büyük ihtimalle mahkum edilecek.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), TFF Tahkim Kurulu ile ilgili 5 başvuru hakkında kararlarını yayınlayacak.

AİHM’nin sitesinde yayınlanan basın bültenine göre, AİHM 5 dosyayı Ali Rıza ve Diğerleri v. Türkiye Kararı olarak yayınlayacak.

Okumaya devam et “TFF Tahkim Kurulu İçin Kader Günü”

AİHM, CAS’a Destek Verdi

Spor camiası uzun süredir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘nin (AİHM) futbolcu Adrian Mutu ve Claudia Pechstein‘in başvuruları hakkında vereceği kararı bekliyordu.

Mutunun ve Pechstein‘in başvuruları sonrasında AİHM, İsviçre devletine sorular göndermişti. Bu sorular “CAS’ın bağımsızlığı ve tarafsızlığı” ile “CAS’ta açık duruşma yapılmaması” konularıyla sınırlı idi.

Beklenen gün geldi. AİHM, bugün kararını yayınladı: http://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-186434 (Kararın Fransızca özeti: https://t.co/qVL9tO5zu7)

Karar, spor tahkimini yere göğe sığdıramayanlar için zafer niteliğinde. Ancak kararın oyçokluğu ile alındığını gözden kaçırmamak lazım. Okumaya devam et “AİHM, CAS’a Destek Verdi”

TFF Tahkim Kurulu İçin Çember Daralıyor

Gün geçmiyor ki, spor camiası Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu‘nu eleştirmesin!

Bu kurulun bağımsız ve tarafsız olmadığını sık sık dile getiriyoruz. Kurulun yapısını, karar alma süreçlerini, gerekçesiz kararlarını eleştiriyoruz. Anayasa’ya eklenen Anayasaya aykırı “spor tahkimi” düzenlemesinin kaldırılmasını gerektiğini söyleyip duruyoruz.

İktidar partisi, muhalefet partileri bu eleştirileri dikkate almıyor. Adalet Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı, spor tahkim kurullarının verdiği zararı umursamıyor.

TFF Tahkim Kurulu‘nun kararlarına karşı yargı yolu kapatıldığı için, soluğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde aldık.

AİHM, Eylül ayında, Galatasaray Spor Kulübünün eksi yöneticisi Sedat Doğan‘ın başvurusu ile ilgili sorularını Türkiye Cumhuriyeti devletine gönderdi.

AİHM, bu ay içinde, TFF Tahkim Kurulu kararlarına karşı yapılan iki başvuruyu daha devlete bildirdi ve devletten bazı soruların yanıtlanmasını istedi.

AİHM, devlete İbrahim Tokmak‘ın başvurusu ile Deniz Naki ve Amed Sportif Faaliyetler Kulübü Derneğinin ortak başvurusu hakkında sorular gönderdi. Okumaya devam et “TFF Tahkim Kurulu İçin Çember Daralıyor”

TFF’Yİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ DİZE GETİRECEK

Türkiye Futbol Federasyonu’nun hukuk kurulları uzun zamandan beri tartışılıyor. Özellikle PFDK ve Tahkim Kurulu her hafta gündeme geliyor. Bu kurulların verdiği kararlar kimseyi memnun etmiyor. Herkes hukuka aykırı kararlar verildiğini iddia ediyor.

Bu hafta bu kurullarla ilgili ilginç iddialar ortaya atıldı. Okumaya devam et “TFF’Yİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ DİZE GETİRECEK”

TFF Tahkim Kurulu, Deniz Naki’nin Cezasını Onadı

deniz_nakiden_yeni

TFF Tahkim Kurulu, Amedsporlu futbolcu Deniz Naki‘ye verilen cezayı onadı.

Tahkim Kurulu’nun kararına karşı Türk devletinin mahkemelerine başvuru hukuken mümkün değil. Anayasa’nın 59’uncu maddesi bu hakkı ortadan kaldırdı.

Deniz Naki‘nin elinde birkaç imkan var:

Okumaya devam et “TFF Tahkim Kurulu, Deniz Naki’nin Cezasını Onadı”

İHAM, “Spor ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi” başlıklı Bilgi Formu’nu Yayınladı

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) yavaş yavaş sporla ilgili insan hakları ihlali iddialarını incelemeye ve bu konuda karar vermeye başladı.

Geçtiğimiz hafta İHAM, sporla ilgili kararları ve derdest başvurular ile ilgili bilgi notu yayınladı: http://www.echr.coe.int/Documents/FS_Sport_ENG.pdf

Okumaya devam et “İHAM, “Spor ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi” başlıklı Bilgi Formu’nu Yayınladı”

Sporda Yuhalama ve 6222 Sayılı Kanun

Dün akşam WTA İstanbul finallerinde çarpıcı bir olaya şahit olduk. Tenis izleyicileri İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkanı Kadir Topbaş, Ulaştırma, Denizcilik ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin‘i yuhaladılar.

Fatma Şahin’in konuşması daha büyük tepki çekti.


AKP, hükumet, her organizasyonda rol kapma yarışına giren siyasetçiler, vs… Bu yuhalamanın gerçek muhatabı ve sebebi bilinmiyor.

Madalya töreninden sonra Fatma Şahin ve Spor Bakanı Suat Kılıç Twitter aracılığıyla tepkilerini gösterdiler. Onlara göre, bu yuhalama 2020 Olimpiyatları adaylığımızı olumsuz etkileyecekmiş.

Bu olay yabancı medyada hiç yer almadı. Williams-Sharapova finali ile ilgili yüzlerce haberde yuhalamadan bahsedilmedi. Dünyanın umurumda olmamış.

Yuhalama yabancı medyada yer alsaydı rezil mi olacaktık? Elbette hayır. Büyük spor organizasyonlarında bu olaylara sık sık rastlanıyor.

En son Londra Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’nda yuhalamaya tanık olduk.

Önce Sepp Blatter yuhalandı.


Ardından İngiliz siyasetçi George Osborne, halkının tepkisini çekti.


Türk seyirciler ise hükümete tepkilerini spor sahalarında göstermeyi alışkanlık haline getirmeye başladılar.

Türk Telekom Arena’nın açılışında başbakan Erdoğan ıslıklandı.



2010 yılında Dünya Basketbol Şampiyonası madalya töreninde yine bir protestoya tanık olduk.



Hatırlanacağı üzere, bu olaylardan sonra Başbakan Erdoğan’ı yuhalayanların tespit edilmesi için çalışma başlatılmıştı.

Dün Sinan Erdem Spor Salonu’nda gerçekleşen tepkinin ardından olayın yargıya taşınıp taşınmayacağını bekleyip göreceğiz.

Bu tür protestoler hakaret değildir. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin yerleşik içtihadına göre, siyasetçiler en sert eleştirileri göze almak zorundadır. Siyasetçilerin kişilik hakları ifade özgürlüğü, eleştiri hakkı karşısında pek korunmamaktadır.

Türkiye’de ise bu tür tepkiler hakaret, saldırı olarak nitelendiriliyor. Siyasetçileri ıslıklayan, yuhalayan öğrenciler yaka paça gözaltına alınıyorlar. Yıllarca tutuklu kalıyorlar. En ufak eleştiri, yorum hakim önüne çıkılmasına sebep veriyor.

Bu gözaltıların kanunun yanlış yorumlanması olarak kabul edebiliriz. Eğitimle hukuka, adalete aykırı uygulamaların önünü kesebileceğimizi hayal edebiliriz.

Ne yazık ki spor alanında bu tür tepkilerin gözardı edilmesi mümkün değil.

6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesi Hakkında Kanun’daki bir düzenleme sayesinde ifade özgürlüğü ortadan kaldırıldı.

Kanunun 14’üncü maddesinin ilk fıkrasına şöyle:

Spor alanlarında veya çevresinde taraftarların grup halinde veya münferiden belirli bir kişiyi hedef veya muhatap alıp almadığına bakılmaksızın duyan veya gören kişiler tarafından hakaret olarak algılanacak tarzda aleni olarak söz ve davranışlarda bulunmaları halinde, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, şikayet şartı aranmaksızın, failler hakkında onbeş günden az olmamak üzere adli para cezasına hükmolunur.


Görüldüğü üzere, kimseyi muhatap almadan bir söz söyleseniz bile, çevrenizdekiler o söz veya davranışı hakaret olarak algılarlarsa adli para cezasına mahkum olabilirsiniz.

Bu düzenleme hakkında sayfalarca eleştiri yazılabilir. Şimdilik, WTA İstanbul Finalleri’nde belediye başkanı ve bakanları yuhalayanları büyük bir tehlikenin beklediğini belirtmekle yetineyim.

Şike ve şiddete ilişkin cezaları indirmeyi acil görev bilen TBMM, ifade özgürlüğünü yok sayan bu maddeyi görmezden geldi. Olası protestoların hedefi olacaklarını bilen milletvekilleri, kendilerine tepki gösterenlerin cezalandırılmasını tercih ediyorlar.