Kategori: yargı kararları

İş Hukuku ile İlgili Önemli İçtihadı Birleştirme Kararı

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, “belirli süreli yapılmış ancak objektif şartları taşımadığı için belirsiz süreli olarak kabul edilen iş sözleşmesinde kararlaştırılan ‘süreden önce haksız feshe bağlı cezai şart’ hükmünün, belirlenen süre ile sınırlı olmak üzere geçerli olduğuna” karar verdi.

İlgili karar, 18 Temmuz 2019 Tarihli ve 30835 Sayılı Resmi Gazete‘de yayımlandı.

Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararı: “Kesinleşmiş Alacağın Federasyon Tarafından Yaklaşık Beş Yıl Dokuz Ay Geçtiği Hâlde Ödenmemesi Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiği (…)”

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ANADOLU KAYAK İŞLETMELERİ VE TURİZM TİCARET LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/6935)

Karar Tarihi: 4/7/2019

KARAR

Başkan : Engin YILDIRIM

Üyeler : Recep KÖMÜRCÜ

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU

Raportör : Olcay ÖZCAN

Başvurucu : Anadolu Kayak İşletmeleri ve Turizm Ticaret Ltd. Şti.

Vekili : Av. Yalçın AKBAL

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamu kurumu aleyhine başlatılan icra takibinde alacağın ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının; haczedilmezlik şikâyetiyle açılan davada aleyhe yargılama giderleri ile vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle de mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

Okumaya devam et “Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararı: “Kesinleşmiş Alacağın Federasyon Tarafından Yaklaşık Beş Yıl Dokuz Ay Geçtiği Hâlde Ödenmemesi Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiği (…)””

Asliye Ticaret Mahkemesi – Spor Kulübü, Kayıp Kaçak Bedeli, Haksız

T.C.  İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/43 Esas
KARAR NO : 2019/626
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ: 02/02/2015
KARAR TARİHİ: 25/04/2019

Mahkememize açılan davanın yapılan açık yargılama sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili İstanbul … Tüketici Mahkemesine verdiği dava dilekçesi ile; müvekkili … Demeğinin, …l Kulübü için… nolu, … Kulübü için … nolu, …Kulübü için … nolu, … Stadı için… nolu ve … sokaktaki yeri içinde … nolu tesisatları için akdedilen “Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi” ile davalı şirketin abonesi olduğunu, bu sözleşmeler kapsamında davalının davacıdan elektrik satış bedeli haricinde, ayrıca ‘kayıp kaçak bedeli’ adı altında bir takım bedeller tahsil ettiğini, oysa taraflar arasındaki sözleşmeye göre davalının kayıp kaçak bedeli tahsil etme hakkının bulunmadığını, davalının davacıdan 10 yıl geriye dönük tüketim dönemlerinde kayıp kaçak bedelini haksız olarak tahsil ettiğini, bunun yanında TRT payı, sayaç okuma bedeli, enerji fonu vs.nam altında alınmaması gereken bedelleri haksız olarak tahsil ettiğini belirterek sözleşme kapsamı dışında fazladan tahsil eden tutarın fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 5.000 TL’nin işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili 02/01/2018 tarihli bedel artırım dilekçesi ile taleplerini artırarak tamamlama harcını yatırmıştır.

Davalı vekili davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İstanbul … Tüketici Mahkemesi 13/12/2018 tarih ve … E., … K.sayılı kararı ile Mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar vermiştir.

Dava, elektrik abonesinden tahsil edilen kayıp kaçak bedeli, TRT payı, Sayaç Okuma bedeli ve Enerji fonu bedelinin istirdatı istemine ilişkindir.

Yargılama sırasında 17.06.2016 tarih ve 29745 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren geçmişe de etkili 6719 sayılı Kanunun 21. maddesi ile 6446 sayılı kanunun 17. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve dava konusu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde EPDK nun Kanundaki yetkileri genişletilerek bu bedeller maliyet kapsamına dahil edilmiştir.

6719 sayılı kanunun 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’na eklenen; Geçici madde 19; “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” hükmünü, Geçici madde 20; “Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17. madde hükümleri uygulanır.” hükmünü içermektedir.

Her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere ilişkin koşullara göre hükme bağlanır. Ne var ki, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması ve tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması gibi hallerde işin esası hakkında infaz kabiliyeti olan bir hüküm kurulmamaktadır. Yukarıda açıklanan bu yasa değişiklikleri birlikte değerlendirildiğinde; Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu kararlarına dayanılarak alınmış olan ve dava konusu yapılan bedeller ile ilgili olarak açılan ve halen derdest olan davalar, açıklanan yasa değişikliklerinin yürürlüğe girmesiyle birlikte konusuz kalmıştır. Buna göre dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren 6719 sayılı yeni yasa nedeni ile konusuz kalan dava hakkında, karar verilmesine yer olmadığı yönünde hüküm kurulması gerekmektedir. (Yargıtay 3.HD nin 25.09.2018 tarih ve 2018/5745 E.,2018/9024 K. sayılı ilamı)

Davalı vekili davacının davasını 6719 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden sonra ıslah dilekçesi ile davasını arttırdığını belirterek ıslahla artırılan kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmesini ve nispi vekalet ücretine karar verilmesini talep etmiş ise de; dava dilekçesinde belirsiz olan alacağın şimdilik 5.000 TL’sinin işleyecek faizi ile tahsilinin talep edildiği, davaya konu edilen alacak miktarının davalı kurum bünyesinde bulunan belgelerle tespit edileceği, buna göre davanın belirsiz alacak davası olduğu ve davacı tarafından yapılan işlemin ıslah değil belirlenen alacağın arttırılması olduğu, bu nedenle davanın tamamının konusuz kaldığından dolayı karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği (İstanbul BAM 3. HD.’nin 11/03/2019 tarih ve 2019/427 E., 2019/367 K.sayılı ilamı) anlaşıldığından davalı vekilinin talebi yerinde görülmemiştir.
Davacı tarafın dava açıldığı tarihteki mevzuat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 Esas 2014/679 K. sayılı kararı ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararları gereği içtihat durumuna göre dava açmakta haklı olduğu, bu kapsamda kayıp kaçak ve diğer bedellerin tahsilini talep edebileceği dikkate alındığında, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliği ya da içtihadı birleştirme kararı gereği davanın kabul edilmemesi nedeniyle haksız çıkmasına rağmen yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı kuşkusuzdur. ( Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 14.06.2017 gün ve 2016/20808 Esas, 2017/10060 Karar sayılı ve yine aynı Daire’nin 07.06.2017 gün ve 2016/20106 Esas, 2017/9319 Karar sayılı ilamları). Bu durumda; dava açıldıktan sonra hasıl olan yasa değişikliği nedeniyle, davacının dava açmasında haksız sayılamayacağı cihetle; konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davacı yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmesi ve yapmış olduğu diğer yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline (Yargıtay 3.HD nin 25.09.2018 tarih ve 2018/5745 E.,2018/9024 K. sayılı ilamı) karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 44,40 TL harcın peşin alınan toplam 8.025,39 TL harçtan mahsubu ile geriye kalan 7.980,99 TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yatırılan başvurma ve peşin harç toplamı 72,10 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 2.725 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan toplam 1.328,50 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
7-Davalı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davalıya iadesine,

Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Yargıtay Kararı – Basketbol, Oyuncu Kiralaması

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2016/3425 E. , 2019/1334 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı kulüp vekili, 2011 yılında müvekkil kulübe transfer edilen davalı basketbolcunun, 2011/2012 sezonu için ve sezon sonunda tekrar kulübe dönmek şartıyla, dava dışı … …’nın … isimli oyuncusuna karşılık anılan kulübe kiralandığını, bu süreçte davalının tüm özlük haklarının, taraflar arasında yapılan sporcu özel sözleşmesi hükümlerine göre yerine getirildiğini, sezon sonunda 06.07.2012 tarihinde dava dışı kulübe keşide edilen ihtarname ile davalının bonservisi talep edilmiş olduğu halde ve davalı ile aralarında yaptıkları sözleşme devam etmekteyken, davalının 17.08.2012 tarihinde başka bir spor kulübü ile 3 yıllık sözleşme imzaladığını duyurduğunu, böylelikle de müvekkil kulüp ile aralarındaki sözleşmeye yönelik fesih iradesini açıkça ortaya koyduğunu ileri sürerek; haksız fesih nedeniyle, bonservis bedeli olarak dava dışı …’a ödenen 300.000,00 TL, dava dışı … …’da ödenenler dahil sporcunun bizzat kendisine ödenen 300.000,00 TL, menajere ödenen 30.000,00 TL ve uğranılan diğer zararlar dahil toplam 1.000.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı sporcu, davanın süresinde açılmadığını, davacı kulüp ile aralarında imzalanarak, federasyon nezdinde onaylanmış bir tip sözleşme ilişkisi bulunmadığını, dava dışı … spor kulübü ile davacı kulüp arasında yapılan sözleşmenin kiralama sözleşmesi olmayıp, sporcunun tüm lisansının devrini sağlayan Transfer Sözleşmesi olduğunu savunarak; davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, dosyaya kazandırılan bilirkişi görüşü de benimsenerek, davalının … Spor Kulübü’ne transfer edilmesi ve bonservisinin davacı … kulübüne geri verilmemesi hususlarında söz sahibi olmayan, olması halinde sözleşmesel ilişkinin sona ermesi sebebiyle mecburiyeti bulunmayan davalının, zarara uğramış olsa dahi davacının zararlarından mesul tutulamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Dava, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan 1.000.000,00 TL’nin tahsili isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verildiğine göre, bu değer esas alınıp, tarife hükümleri gözetilerek davalı yararına avukatlık ücreti takdir edilmesi gerekirken, maktu ücrete hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm temyiz itirazlarını reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün 2.fıkrasında yer alan “Davalı taraf için karar tarihinde yürürlükte bulunan ….ne göre hesaplanıp takdir edilen 1.500,00 TL. Vekalet Ücretinin, davacı taraftan alınıp davalı tarafa Ödenmesine,” söz ve rakamının çıkartılarak yerine “Davalı taraf için karar tarihinde yürürlükte bulunan ….ne göre hesaplanıp takdir edilen 52.900,00 TL. Vekalet Ücretinin, davacı taraftan alınıp davalı tarafa Ödenmesine,” söz ve rakamının yazılmasına, kararın değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA peşin alınan 27,70 TL harcın istek halinde taraflara iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İstanbul Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi: “Yayın Hakkı Bulunmayan Televizyon Kanalında Maç İzlemek Suretiyle Maç Yorumu Yayınlanması Hukuka Aykırıdır.”

T.C.
İSTANBUL
2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/2
KARAR NO : 2019/145

DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref’i, Önlenmesi.
DAVA TARİHİ : 06/11/2013
KARAR TARİHİ : 09/04/2019

Mahkememizde görülmekte bulunan fikir ve sanat sanat eseri sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüzün ref’i, önlenmesi davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, … ile … arasında … Maçlarının münhasır yayınına ilişkin Paket A Yayın Hakları sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme gereği yayın haklarının görsel ve işitsel anlamında münhasır sahibi olduğu, davalının … logolu televizyon kanalında yayınlanan “…” adlı televizyon programında, “…” olarak yayınladığı ve hatta yorumcular vasıtasıyla da bu maçlarla ilgili program yaptıklarını tespit ettiklerini, davalının programları “…” yaparak izletmekte ve bu yolla haksız bir kazanç sağladığını, davalının …’nun haklarını ihlal ettiğini, davalının sahibi olduğu … Logolu televizyon kanalında yayınlanan “…” adlı programın yayınının dava sonuna kadar ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, müvekkil şirketinin yayınlarının izlenmesi yoluyla maç anlatımı şeklinde program yapılmasının engellenmesine, davanın … Kurumuma ihbar edilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Mahkemenin görevli olmadığını, yargılamanın Asliye Ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini, futbol maçı esnasında görüntü kullanılmadığını sadece yorum ve bilgi verildiğini, Televizyon ekranından izlemek suretiyle maç anlatımı şeklinde bir eylemden bahsedildiğini, böyle bir eylemin müvekkil şirket tarafından gerçekleştirilmediğini, davacılardan … A.Ş. adında bir şirketten bahsedilmediğini, davacılardan …’nın … lisansı üzerinde ne şekilde bir hak tesisi olduğuna ilişkin herhangi bir somut ve hukuki kanıt bulunmadığını, ayrıca dava dilekçesinin önemli bir kısmında … logolu kanaldan bahsedilmekteyse de, bahsedilen fiillerin hiçbirinde televizyon yayınına ait görüntünün kullanılmasının sözkonusu olmadığını, … logolu kanaldan bahsedip … A.Ş.’nin de haklarının ihlal edilmiş olduğu iddiasıyla davacı sıfatına haiz olması mümkün olmadığını, bu kapsamda davacıların herhangi bir surette aktif dava ehliyetlerinin de bulunmadığını, husumet yönünden de davanın ve tüm taleplerin reddine karar verilmesi gerektiği, davanın görev yönünden reddine, dava konusu programının yayının durdurulması nedeniyle tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Asli Müdahil vekili asli müdahale talepli dilekçesinde özetle, müvekkili ile … arasında imzalanan 22/08/2013 tarihli sözleşme gereğinde 2013-2014 futbol sezonu …, …, … Kupası müsabakalarında gruplarda oynanacak karşılaşmalar ve … Final müsabakasının yurt içine ve yurt dışına internet vs.her türlü iletişim teknolojisi aracılığı ile sesli (audio) radyo yayın hakkının … kurumuna ait olduğunu, davalı şirketin Türkiye Futbol Federasyonu ile hiçbir anlaşması, sözleşmesi olmadan herhangi bir telif ödemesi yapmadan izinsiz şekilde söz konusu müsabakaları canlı yayın esnasında … logolu kanalı izlemek marifetiyle “canlı” olarak yayınladığı ve hatta yorumcular vasıtasıyla da bu maçlarla ilgili program yaptıklarının tespit edildiğini, söz konusu yayınların televizyonlar üzerinden bu şekilde … izleyerek anlatılmasının müvekkili kurumun çok büyük meblağlar ödeyerek aldığı yayın haklarını kullanılmasını olumsuz şekilde etkilediğini, bu durumun açıkça hak gasbı olduğunu ve haksız bir kazanç sağlandığını iddia ederek, asli müdahale taleplerinin kabulüne, …, …, … Kupası müsabakalarında gruplarda oynanacak karşılaşmalar ve … Final müsabakasının yayınlarının hak sahibi olmayan davalı tarafından maç anlatımı şeklinde program yapmasının engellenmesi yönünde karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, davacının yayın haklarına sahip olduğu … maçları kapsamında kalan futbol müsabakalarının davalı şirket TV kanalında canlı yayın esnasında davalı şirkete ait TV kanalında … adlı programda programı yapanlar tarafından izlenerek bu maçla ilgili yapılan canlı yayın programının önlenmesi talepli davadır.

Davacı ile … arasında … maçlarının münhasır yayına ilişkin … hakları sözleşmesi imzalandığı, ayrıca … tarafından söz konusu müsabakaların radyodan canlı olarak yayınlanması da başka bir kuruma (Asli müdahil …’ye) ihale edildiği, davalı şirketin ise herhangi bir anlaşma olmadan izinsiz şekilde söz konusu müsabakaları canlı yayın esnasında …’yi izlemek marifetiyle canlı olarak yayınladığı iddiasıyla dava açılmıştır.
Davacılar vekilinin mahkemeye sunduğu 17.07.2014 tarihli dilekçesinde 10.01.2014 tarihli olarak verilen … Logolu televizyon kanalında yayınlanan … adlı programa ait … maçına ait yorum değerlendirme içeriğinin bulunduğu CD dosyaya sunulmuştur.
Davacının ve Asli Müdahil …’nin … ile yaptığı anlaşma gereğince … maçlarının Türkiye’de inhisari yayın haklarına sahip olduğu dosyaya sunulan sözleşmelerle sabittir.

Davalı şirketin … maçına ilişkin … adlı programdaki yorumlar CD içeriğinde dosyaya sunulmuş olup mahkememizce bilirkişi olarak seçilen Bilişim Uzmanı …’dan CD izlenmek suretiyle rapor alınmıştır. Görüntülerden davacıya ait … kanalında yayınlanan maçın davalıya ait … kanalında görüntü kullanmaksızın kameranın görmediği açıdan eş zamanlı olarak maçın izlenerek bu görüntüler üzerinden program yapıldığı ve dolaylı şekilde maçın aktarıldığı canlı görüntü olmamasına rağmen programdaki yorumcuların aktarımından maç seyrinin takip edildiği anlaşılmaktadır.

DVD içerisinde 45 dakikalık kayıtta Süper Ligin 2013-2014 sezonu 10 Haftasının 2.ci karşılaşması olan … maçının ilk yarısı oynandığı sırada … sitesinden yayın yapan …’nin … kanalındaki dakika yorum programında 18.50-20.55 saatleri arasında sunucu … ve … isimli yorumcularla birlikte yorumların yapıldığı naklen yayından anlık aktarmalar yapıldığı anlaşılmıştır.

TV izleyicisi şifreli ve paralı olan davacı kanalını izlemek yerine ücretsiz olan davalı kanalını izleyen seyirci hem maçın seyrini takip edebilmekte hem de görüntüler üzerine yapılan yorumları izleyebilmekte bu şekilde davacının yüksek bedel ödeyerek yayın haklarını aldığı, söz konusu maçlar üzerinden davalının davacı yayın hakkını ihlal ederek onun yatırımını sömürdüğü ve paraziter rekabet oluşturduğu anlaşılmaktadır.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili ve asli müdahil … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 11.HD’nin 24/10/2016 tarihli ve 2016/11712 esas, 2016/8332 karar sayılı ilamı ile “1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı … vekilinin … A.Ş. ve … A.Ş.nin davacı olduğu ilk davaya yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Asli müdahil … Müdürlüğü vekilinin temyizine gelince, dava, davalının eylemi ile davacıların yayın haklarını ihlal ettiği iddiasıyla yayının engellenmesi talebine ilişkindir. İlk davayı … A.Ş. ve … A.Ş. açmış, işbu davaya … Müdürlüğü de 2013-2014 futbol sezonu maçlarının radyo yayın hakkı sahibi olarak gerekli harçları yatırmak suretiyle asli müdahale talebinde bulunmuştur. Ancak, mahkemece davanın kabulü yönünden hüküm kurulurken, asli müdahil … Genel Müdürlüğü’nün radyo yayın hakkı sahibi olarak dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddia ve talepler değerlendirilmemiş ve … Genel Müdürlüğü yönünden bir hüküm kurulmamıştır. Oysa ki, asli müdahale davası ile ilk dava birbirinden bağımsızdır ve buna göre, asli müdahale davası hakkında da ayrı bir hüküm kurulması gerekir. Asli müdahil kendisi hakkında verilen bu hükmü yalnız başına kanun yoluna götürme hakkına da sahiptir (KURU/ARSLAN/YILMAZ; Medeni Usul Hukuku, 19. Baskı, s. 537-538). Bu durumda mahkemece asli müdahil … Müdürlüğü’nün talepleri hakkında da olumlu yada olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sadece diğer davacıların taleplerine yönelik değerlendirme yapılarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu yönden asli müdahil yararına bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, mahkememize iade edilen dava dosyasının yeni esasa kaydının yapılarak bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamanın bitirildiği anlaşılmıştır.

Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda açılan davalar değerlendirildiğinde; bozma dışında kalan davacının davasının kabulüne yönelik hüküm kısmına dokunulmaksızın, davaya konu spor müsabakaları bakımından radyo yayın haklarına sahip olduğu anlaşılan ve Yargıtayca da kabul gören tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında aynı kapsamda sübut bulan asli müdahil …’nin açmış olduğu davanın kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1- Davanın kabulü ile davalının sahibi olduğu … Logolu TV kanalında yayınlanan davacı yayınlarının izlenmesi yolu ile maç anlatımı şeklindeki … adlı program yayının durdurulması ve önlenmesine,

2- Asli müdahil …’nin açmış olduğu davanın kabulü ile; davalıya ait … Logolu TV kanalında yayınlanan “…” adlı programda …’nin Radyo yayın haklarının sahibi olduğu …, …, … Kupası müsabakalarında gruplarda oynanacak karşılaşmalar ve … müsabakasının maç anlatımı şeklinde yayınlanmasının DURDURULMASI VE ÖNLENMESİNE,

3- ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 44,40 TL karar harcından peşin yatırılan 24,30 TL’nin mahsubu ile kalan 20,10 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili yararına hesap olunan 3.931,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
-Davacı tarafından yapılan: 400,00 TL bilirkişi ücreti, 600,75 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.000,75 TL ve 48,60 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 1.049,35 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-ASLİ MÜDAHİL …’NİN AÇMIŞ OLDUĞU DAVA YÖNÜNDEN;
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 44,40 TL karar harcından peşin yatırılan 25,20 TL’nin mahsubu ile kalan 19,20 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-Asli müdahil …’nin yapmış olduğu 50,40 TL (peşin+başvuru harcı) yargılama giderinin davalıdan alınarak Asli müdahil …’ye verilmesine,
-Asli müdahil … yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap olunan 3.931,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak asli müdahile verilmesine,

5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/04/2019

Asliye Ticaret Mahkemesi Kararı – Stadyumdaki LED Panoda Reklam Yayını, Sözleşmeye Aykırılık , Bedelin İadesi Talebi, İspat Yükü

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/429 Esas
KARAR NO : 2019/384
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/04/2017
KARAR TARİHİ: 02/04/2019

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen sözleşme ile dava dışı ——–. reklamının —– Stadyumu led panosunda her bir maç için -dk olmak üzere toplam 17×1=17 dk yayınlanması hususunda anlaşıldığını, bu hususta davalıya -7.914,94 TL ödeme yapıldığını, reklamın öngörülen süreden eksik yayınlandığının tespit edildiğini, bu nedenle dava dışı —— 73.750,00 TL iade edilmek durumunda kalındığını, bu bedelin tahsili için davalı aleyhine İstanbul Anadolu 22.İcra Müdürlüğünün — esas sayılı dosyası ile yapılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan edimini yerine getirdiğini, reklamın yayınlandığı süreleri gösteren listenin eksik ve hatalı olduğunu, eksik yayınlanmanın söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava niteliği itibari ile sözleşmeye aykırılık sebebi ile yapılan fazla ödememnin iadesine ilişkin başlatılan icra takibine yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.
İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğü’nün ——— Esas sayılı dosyası getirtilip dosyamız içine alınmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafındın davalı aleyhine 25/08/2012 tarihli sözleşme gereği yayınlanması gereken reklamların eksik yayınlanması nedeni ile —- Hastanesi A.Ş. ‘ye iade edilen bedelden dolayı 73.750,00 TL asıl alacak, 4.074,69 TL işlemiş faiz toplamı 77.824,69 TL alacak için başlatılan takip olduğu, itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. 

Ödeme emrinin davalı borçluya 15.04.2013 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 17.04.2017 tarihinde borca itiraz ettiği davacının 03.05.2013 tarihinde itirazın iptali davasını açtığı görülmüş olup gerek itirazlar gerekse davanın yasal sürelere uygun olduğu anlaşılmıştır. Dava hakkında mahkememizce 03.11.2015 tarihinde kısmen kabul kararı verilmiş ancak mahkememiz kararı Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/12333 E 2017/1187 K 16.02.2017 tarihli kararı ile ‘ …bu durumda mahkemece davalının savunalarında ve rapora itiraz dilekçesinde belirtilen itirazların değerlendirilmesi ve reklam panolarının bağlı olduğu bilgisayar sistemi , lig tv kayıtları, ve —– Asayiş Şube Müdürlüğü Spor Büro Amirliği kayıtları üzerinde konusunda uzman kişilerden oluşturulacak 3. Kişilik bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak , ayrıntılı ve yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp tüm deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken…’ şeklindeki gerekçesi ile bozulmuştur. Bozma üzerine bozma gerekçesi doğrultusunda belirtilen kurumlardan görüntüler istenmiş —— Federasyonu cevabi yazısında görüntülerin kendinde olmadığını, yayıncı kuruluştan temin edilmesi gerektiğini belirtmiş,—— emniyet müdürlüğü ve yayıncı kuruluş görüntüleri göndermiş ve görüntüler üzerinde ve panoların bağlı olduğu bilgisayar üzerinde inceleme yapılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşme örneği davacının reklam sözleşmesi yaptığı —– .. A.Ş:’nin reklamlarına ilişkin CD’ler, faturalar, reklam yayın çizelgeleri, iade faturası, icra dosyası, karşılıklı e-mailler, dosyamız içine alınmış ve incelenmiştir.

Bilirkişiler yargıtay bozma kararı çerçevesinde gerek maç görüntüleri gerekse reklam panolarının bağlı olduğu sistem üzerinde yaptıkları inceleme neticesinde sonuç olarak özetle ‘ …saha kenarı reklam panolarının ayarlandığı / kontrol edildiği yazılıma ait 2012-2013 yıllarına ait log kayıtlarının bilgisayar üzerinde ve yedeklerinde mevcut olmadığı, mevcut olan log kayıtlarının txt uzantılı ( üzerinde sonradan değişiklik yapılabilir şifrelenmeyen veri ) olduğu ve dosyaya konu veri içermediği,

Yayıncı kuruluşun saha içerisine -kenarına dönük kamera ses ve görüntü sistemlerine izin vermemesi nedeniyle , stadyum içerisinde reklam panolarını sürekli gören herhangi bir sabit / hareketli kameranın mevcut olmadığı,

Maçın oynanması esnasında kameranın saha içerisine odaklanması ve maçta yaşanan pozisyonların tekrar ekrana gösterilmesi nedeniyle reklam panolarının sık sık kameranın görüş açısının dışarısında kaldığı,

———– stadyumunda reklam panolarını kontrol eden mevcut yazılım üzerindeki tasarım ile maçların yayıncı kuruluş tarafından ekranda yayınlanması arasında reklamların tasarımı ve süresi yönünden benzerlik ve bütünlük olduğu sonucuna varıldığı ‘ mütalaa edilmiştir.

Rapor taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş taraflar rapora beyan ve itiraz dilekçeleri vermişler ise de itiraz ve beyan dilekçeleri incelendiğinde raporun içeriğine bir itiraz olmadığı dava dilekçesi ve savunma dilekçelerinin tekrarı olduğu anlaşılmıştır. 

Bilindiği ve Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesinde düzenlendiği üzere “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olayların varlığını ispatla yükümlüdür.” Yine 6100 Sayılı HMK’nun 190/1.maddesi gereğince “ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu hükümler çerçevesinde reklam sözleşmesi gereğince reklamın eksik sürede yayınlandığı iddiasında bulunan davacının bu eksikliği ispat etmesi gerekmetedir.

Davacının iddiasını ispat için dayandığı delillerin hepsi toplanmış ve uzman bilirkişiler aracılığı ile de incelemiştir. Reklam sürelerinin tam olarak ne kadar yayınlandığı hususu bilirkişilerin raporunda da belirttiği üzere; gerek panoları gösteren sabit bir kameranın olmaması gerekse maç içinde görüntülerin sürekli olarak değişkenlik göstermesi nedeniyle maç görüntülerinden tespit edilmesinin olanaksız olduğu anlaşılmıştır.

Panaoların bağlı olduğu bilgisayar sisteminin 2012-2013 yıllarına ait verilerin depolanmaması ve txt formatında olup içeriğine müdahale edilebilecek formatta olması nedeniyle reklam süreleri bu sistemden alınamamıştır.

Davalının takip yapmakta kötü niyetli olduğu hususunda mahkememizde kanaat oluşmadığından kötü niyet tazminatının reddi gerekmiştir. 

Toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda davacının davasını ispat edemediğinden davanın reddi gerektiğinden aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. 

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE
2-Kötü niyet tazminatı talebinin reddine 
3-Alınması gereken 44,40-TL karar harcına karşılık peşin alınan 1.882,00-TL harçtan alınarak kanaln 1.837,60-TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 100,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı lehine AAÜT uyarınca taktir edilen 8.910,72-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı .02/04/2019

İstinaf Kararı: Futbol Maçı Özetinin İzinsiz ve Bedel Ödenmeksizin Yayını,Yayın Hakkı, Tazminat, Kısmî Dava

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI

DOSYA NO: 2017/1501 Esas
KARAR NO: 2019/419
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/12/2016
NUMARASI: 2016/147 2016/242
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 27/02/2019

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkili ile Türkiye Futbol Federasyonu arasında 16/12/2011 tarihinde imzalanan sözleşme uyarınca müvekkilinin münhasır lisansını elinde bulundurduğu Ziraat Türkiye Kupası kapsamında 16/05/2012 tarihinde Fenerbahçe Bursaspor arasında oynanan ve müvekkiline ait televizyondan canlı yayınlanan futbol müsabakasına ait görüntülerin davalıya ait internet sitesinde izinsiz ve hiçbir bedel ödenmeksizin 2 dakika 19 saniye süresince kullanıldığını, böylelikle müvekkilinin haklarının ihlal edildiğini, bu durumun aynı zamanda haksız rekabet de teşkil ettiğini, bu hukuka aykırı yayın sebebiyle davalı aleyhinde İstanbul 3. FSHHM’nun 2012/146 esas sayılı dosyası ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla açmış oldukları davada 5000 USD’nin davalıdan tahsiline karar verildiğini, kararın temyiz edilmediğinden 11/04/2014 tarihinde kesinleştiğini, müvekkili ile TFF arasında imzalanan sözleşmenin 8.9 maddesi uyarınca dakikası 5000 USD olmak üzere bir tarife belirlendiğini, tarifeye göre davalının sahibi olduğu internet sitesinde 2 dakika 19 saniyelik görüntü için toplam 11.583 USD ödeme yapılması gerektiğini, 5846 sayılı FSEK’in 68.maddesine göre müvekkilinin davalının bu eylemi sebebiyle rayiç bedelin 3 katını talep etme hakkı bulunduğunu, buna göre 11.583X3 = 34.749,00 USD ödeme yapılması gerektiğini, hüküm altına alınan 5000 USD’nin mahsubu neticesinde geriye 29.750,00 USD alacaklarının kaldığını belirterek geriye kalan 29.750,00 USD maddi tazminatın tahsil tarihindeki TC. Merkez Bankası efetiktif döviş satış kuru esas alınarak TL karşılığı olan 85.959,65 TL tutarın tecavüzün meydana geldiği 16/05/2012 tarihinden itibaren hesaplanacak devlet bankalarının 1 yıl vadeli USD mevduata uğradığı en yüksek faiziyle birlikten davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu talebin 16/05/2012 tarihinde gerçekleşen müsabakanın izinsiz yayını iddiasına dayandığını, eylem tarihinden itibaren 4 yılı aşkın süre geçtiğini, dolayısıyla talebin zamanaşımına uğradığını, talep konusu davacı tarafından İstanbul 3.FSHHM’nun 2012/146 esas sayılı dosyasıyal talep edildiğini, söz konusu dava tarihinde yürürlükte olan HMK 109 kapsamında talep konusu miktarın belirlenebilir olması nedeniyle kısmi dava açılamayacağını, mahkemece hükmedilen 5000 USD’nin davacıya ödendiğini, davacının söz konusu davada fazlaya dair haklarını saklı tuttuğunu beyan ettiğini, davacının gerek önceki dava gerekse huzurdaki davayı varsayımsal sözleşme ilişkisine dayandırdığını, davaya konu görüntülerin FSEK 37.maddesi kapsamında haber vasfıyla yayınlandığını, söz konusu mahkeme kararında davacı lehine fazlaya ilişkin hak tespiti bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek şartıyla rayiç bedelin 11.583,00 USD değil, 6.583,00 USD olduğunu, ayrıca görüntülerin 2 dakika 19 saniyelik maç görüntüsü olup büyük çoğunluğunun maç sonuna ait olduğunu bildirmiştir. Mahkemece, davacı tarafından daha önceden İstanbul 3. FSHHM’nin 2012/146 esas sayılı dosyasında dava konusu maç görüntülerine ilişkin davalı aleyhine dava açıldığı, dosyada alınan raporla ihlalin tespit edildiği, yine o dosya içerisine getirilen İstanbul 2 FSHHM’nin 2012/133 esas sayılı emsal dosyasındaki bilirkişi raporundaki ve yine İstanbul 1 FSHHM’nin 2012/158 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporlarındaki maddi tazminat hesaplamasında dayanak dakika bedelinin 5000 USD üzerinden hesaplandığı ve mahkemece taleple bağlı kalınarak 5000 USD’ye hükmedildiği, manevi tazminat talebinin reddedildiği, kararın 11/04/2014 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği, somut olayda Ziraat Türkiye Kupası maçlarının televizyonda canlı yayın haklarının davacıya ait olup bu durumun ihtarname ili tüm kuruluşlara bildirildiği, davalının internet sitesinde 16/05/2012 tarihinde oynanan Türkiye Kupası final maçının görüntülerinden 2 dakika 19 sanileyelik bir görüntüyü yayınladığı, olayda maç görüntülerinin yayınlandığından haber amaçlı kullanımdan söz edilemeyeceği, dakikası 5000 USD üzerinden hesap yapıldığında 11.583,33 USD tutarında ücdret çıktığı, FSEK 68 uyarınca 3 katı hesaplamanın uygun olacağı, buna göre davacının isteyebileceği tutarın 34.749,99 USD olduğu , daha önceden hükmolunan 5000 USD mahsup edildiğinde, davacının talep ettiği 29.750,00 USD’nin yerinde olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne, 29.750,00 USD tazminatın 16/05/2012 tarihinden itibaren devlet bankalarının 1 yıl vadeli USD faizine uyguladığı en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, kararı davalı vekili istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf sebebi olarak; talebin haksız fiil iddiasına dayandığını ve 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, Yargıtay’ın bazı kararlarında FSEK 68 .maddesi uyarınca farazi sözleşme teorisi adı altında eser haklarına ilişkin haksız fiillerin zamanaşımının 10 yıla çıkarıldığını, bunun zorlama bir yorum olduğunu, taraflar arasında gerçek bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, buna göre zamanaşımı def’inin mütecavize ait bir hak ve yetki olduğunu, eser sahibi tarafından ileri sürülebilecek bir hak olmadığını, zamanaşımı müessesesinin davalı tarafın sahibi olduğu bir def’i hakkı olduğunu, zamanaşımı def’inin değerlendirilmesi gerektiğini, yine talep konusu hakkında kesin hüküm olması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, her ne kadar davacı tarafça İstanbul 3 FSSHM’nin 2012/146 esas sayılı dosyasında fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuş ise de, davada maddi tazminat yönünden kısmen kabul kısmen red kararı verildiği ve kararın temyiz edilmeyerek kesinleştiğini, mahkemece kabul olunan miktarın üzerinde kalan tutar reddedildiği için artık fazlaya ilişkin talepler yönünden mevcut bir kesin hüküm bulunduğunu, davacının kararda itiraz etmediğini ve kararın kesinleştiğini, dolayısıyla davacının fazlaya ilişkin haklarını bu davada isteyemeyeceğini, yine daha önceki dava tarihinde mevzuata göre kısmi dava açılamayacağını, bu nedenle bu davanın usulden reddi gerektiğini, ayrıca bu savunmaları kabul edilmese dahi önceki tarihli davada sözleşme ile öngörülecek rayiç tutarın 5000 USD tahsiline, 3 katı bedelin ise reddine karar verilmiş olmakla davacının 11.583,00 USD rayiç bedel üzerinden hak ettiğini iddia ettiği toplam 34.746,00 USD’nin 15.000 USD’si hakkında kesin hüküm bulunduğunu, mahkemenin önceki kararda 5000 USD’ye hükmetmekle beraber 3 kat talebi yerinde bulmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, yine davacının bakiye 29.759,00 USD talebinin 10.000 USD’lik kısmı hakkında önceki savunmaları saklı kalmak kaydıyla kesin hüküm mevcut olduğunu, davacının rayiç bedeli 11.583,00 USD rayiç bedel ileri sürmekte is ede, bunun 5000 USD’si hkkandı hüküm kurulup 3 kat talebin reddedildiğini, buna göre bu davada üzerinden hüküm kurulacak bakiye rayiç bedelinin 6.583,00 USD olup, 3 katının ise 19.749,00 USD olduğunu, kararın bu nedenle de bozulmasını istediklerini, yayınlanan görüntülerin haber amaçlı olup 2 dakikalık bir süreyi kapsadığını, dava konusu kullanımın hukuka uygun iktibas serbestisi kapsamında bir kullanım olduğunu, bu nedenle sahibinden izin alınması gerekmediğini bildirmiştir. İstanbul 3.FSHHM’nin 2012/146 esas sayılı dava dosyasının incelenmesinde; davacının davalı aleyhine aynı iddialarla dava açarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla FSEK 68.maddesi uyarınca şimdilik 5000 USD maddi tazminatın ve 100.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini istediği, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda; bilirkişi heyetince ihlalin varlığından söz edildiği, heyetteki bilirkişilerden sadece bir tanesinin 2 dakika 19 saniyelik yayının haber verme kapsamında değerlendirilmesi yolunda görüş bildirildiği görülmüştür. Aynı dosya içerisinde sunulan İstanbul 1.FSHHM’nin 2012/158 esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda; yayının dakika bedelinin 5000 USD olduğundan bahisle hesaplama yapıldığı görülmüştür. Yine aynı dosyaya sunulan İstanbul 2 FSHHM’nin 2012/133 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda; yayının dakikasının 5000 USD üzerinden hesaplama yapıldığı görülmüştür. Yargılama sonunda davanın kısmen kabul, kısmen reddine, takdiren 5000 USD’nin devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faizle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, kararın temyiz edilmeksizin 11/04/2014 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Dosyaya sunulan yayın sözleşmesi içeriğinden Türkiye Kupası maçlarının yayınlanmasının davacı tarafa bırakıldığı, sözleşme bedelinin 11.160.715 USD + KDV olduğu görülmüştür. Mahkemenin gerekçeli kararının 3.sayfasının 2.paragrafında mahkemenin 2012/133 esas sayılı dosyasın dakika bedelinin 5000 USD üzerinden bilirkişinin hesaplama yapıldığını ve bu dava sonunda verilen kararın onandığının belirtildiği ve kararın kesinleştiği belirtilmiştir. Yine İstanbul 1 FSHHM’nin 2012/158 esas sayılı dosyasında da bilirkişinin dakika hesabının 5.000 USD üzerinden yaptığını ve tazminata hükmedildiğini belirttiği görülmüştür.

GEREKÇE: Dava, 5846 Sayılı FSEK’e dayalı tazminat davasıdır. Davacı tarafça İstanbul 3.FSHHM’nin 2012/146 esas sayılı dosyasında fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000 USD maddi tazminat ve manevi tazminat talep edildiği, yargılama sonunda ise davanın kısmen kabul, kısmen reddiyle 5000 USD’nin davalıdan tahsiline ve manevi tazminat talebinin de reddine karar verildiği görülmüştür. Öte yandan kararın gerekçe kısmında “davacının yayınla ilgili hak sahibi olması sebebiyle FSEK 68.maddesinin uygulanması talebinin ….reddine” karar verilmesi gerektiği şeklinde bir gerekçeye yer verildiği görülmüştür. Davacı taraf anılan dosyada FSEK’in 68.maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunmuş olup az önce belirtilen gerekçe ile davacının FSEK 68.maddesi ile ilgili talebinin reddine karar verilmesi gerektiği şeklindeki gerekçeye ilişkin olarak davacı tarafından o tarihte kanun yolu olan temyiz yoluna başvurulmamış olup bir anlamda bu gerekçe kesinleşmiştir. Bir başka ifadeyle bu gerekçe davacının 5000 USD’den fazla maddi tazminat isteyemeyeceği anlamına gelmektedir. Davacı taraf bu gerekçeye yönelik olarak temyiz kanun yoluna başvurmadığından bu husus kesinleşmiştir. Kaldı ki kararın hüküm kısmında fazlaya ilişkin talep reddedilmemiş olmakla birlikte fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına dair bir karar da oluşturulmamıştır. Dolayısıyla davacının 68.maddenin uygulanmasına yönelik talebi reddedildiğinden ve kesinleştiğinden istinafa konu davada 68.maddeye dayalı olarak tazminat talep etme hakkı kalmamıştır. Mahkemece açıklanan bu hususlar doğrultusunda davanın reddi gerektiği gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Hal böyle olunca davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE,

2-İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 29/12/2016 gün, 2016/147 Esas, 2016/242 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Davanın REDDİNE,

4-Alınması gereken 44,40 TL harcın, peşin alınan 1.467,98 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 1.423,58 TL harcın talebi halinde davacıya iadesine,

5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 23,10 TL’nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7-Davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 9.626,77 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

8-İstinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine,

9-İstinaf aşamasında davalı tarafça yapılan yargılama gideri olan 85,70 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

10-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

11-Gerek ilk derecede gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/02/2019

İstinaf Kararı – Spor Toto Bayii, Ganyan Bayii, Kasa Hırsızlığı, Sigorta Poliçesi, Delil Sözleşmesi

T.C.
İSTANBUL 
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2018/2077 Esas
KARAR NO : 2019/246

TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/10/2017
NUMARASI : 2016/201 Esas 2017/732 Karar 
DAVA : Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 07/02/2019

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 352. Maddesi uyarınca dosya incelendi, 

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin sahibi olduğu spor toto bayi için, … SİGORTA A.Ş.’den …poliçe numarası ile 01/10/2014 ile 01/10/2015 tarihleri arasını kapsayacak şekilde “Esnafım Paket Sigortası Poliçesi” yaptırdığını, 18/05/2015 tarihinde davacı sigortalının iş yerinde hırsızlık olayının meydana geldiğini, hırsızlık olayı neticesinde davacı sigortalının iş yerinin kasasından toplamda 18.420,00 TL çalındığını, çalınan miktarın 4.640,00 TL’sinin ganyan geliri olması sebebiyle bu bedelin Türkiye Jokey Kulübü tarafından davacıya ödendiğini, davacının geriye kalan ve Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Toto Başkanlığı’nın resmi kayıtları ile kayıt altında olan 13.500,00 TL’sinin ödenmesi için davalı … SİGORTA A.Ş. ‘ye başvurduğunu, ancak davalının söz konusu başvuruyu davacı tarafından tutulması gereken günlük kasa defterinin davacı tarafından süresinde ibraz edilmemiş olması sebebiyle reddettiğini, bu minvalde müvekkilinin uğradığı 13.500,00 TL değerindeki zararının 28.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. 

CEVAP:

Davalı vekili cevabında; müvekkili ile davacı arasında akdedilen sigorta poliçesinde kasa hırsızlığına ilişkin taleplerin teminat kapsamında değerlendirilebilmesi için sigortalının kasa hareketlerini gösteren günlük kasa defterinin ilk ekspertiz gününde ibraz edilmesinin gerektiğini, ancak davacı tarafından günlük kasa defterinin ilk ekspertiz gününde ibraz edilemediğini, poliçenin taraflar arasındaki bir delil sözleşmesi niteliğini haiz olduğunu ve tarafları bağlayacağını, davacının çalındığını iddia ettiği paranın hırsızlık olayı sırasında kasada bulunduğunu ispatlayamadığını, dolayısıyla davacının uğramış olduğu zararını poliçenin özel şartında öngörülen şekilde ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesi; taraflar arasında akdedilen sigorta poliçesinin özel şartında öngörüldüğü üzere, günlük kasa defterinin ilk ekspertiz gününde davacı tarafından ibraz edilememiş olması sebebiyle davacı tarafından ikame edilen işbu davanın reddine karar vermiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili süresinde sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin uğradığı zararının, yapılan işlemlerin resmi kayıt altında olması sebebiyle resmi evrak ile ispat edildiğini, bilirkişi raporunda da bu hususa açık şekilde yer verildiğini, bu sebeple hukuka aykırı olan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden yapılacak yargılama neticesinde işbu davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME

Dava; “Esnafım Paket Sigortası Poliçesi” ne dayalı olarak, sigortalı iş yerinde meydana gelen hırsızlık olayı neticesinde uğranılan 13.500,00 TL zararının davalından istemine ilişkindir. 

Taraflar arasında geçerli bir sigorta poliçesi bulunduğu, sigortalı işyerinde poliçe döneminde kasa hırsızlığı meydana geldiği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır.Uyuşmazlık, iş yerinde meydana gelen hırsızlık nedeniyle meydana gelen zararın sigorta poliçesi kapsamında olup olmadığı, davalının söz konusu zarardan sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.Somut olayda, davacı taraf, ganyan ve spor toto bayi olduğu, yaptığı işlemlerin kayıt altında olduğu ve kasadaki paranın bu nedenle miktarının bilinebilir olduğunu iddia etmiş, davalı sigortacı ise, kasa hırsızlığı olayının kabulünde olduğunu, fakat poliçedeki kasa hırsızlığı klozunda zararın ispatı için sigortalının kasa defteri tutmasının zorunlu olduğunu, meydana gelen zararın ancak bu şekilde ispatlanacağını, davacı tarafından tutulmuş bir kasa defteri bulunmadığından ve bu nedenle zarar miktarı tespit edilemediğinden kendisinin sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürmektedir. TTK’nın 1409’uncu maddesine göre sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur. Sigorta şirketinin, meydana gelen rizikonun teminat dışında kaldığına dair bir iddiası söz konusu ise bu durumu sigortacı ispat etmelidir. Nitekim bu husus TTK’nın 1409/2 maddesinde, “Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre poliçede belirtilen rizikonun gerçekleştiğini sigortalı, rizikonun teminat kapsamı dışında olduğu iddiasını ise sigortacı ispat edecektir. Bir davada çekişmeli olan hususları kanıtlamaya yarayan araçlara delil denir. Taraflar, kanunda belirli deliller ile ispatı öngörülen vakıaları başka delil veya delillerle ispatını yahut belirli deliller ile ispatı öngörülmeyen vakıaların da sadece belirli delil veya delillerle ispatını kararlaştırabilir. Taraflar arasında akdedilen bu anlaşmalara delil sözleşmesi denir. HMK’nın 193’üncü maddesi delil sözleşmelerini düzenlemektedir. Somut olayda rizikonun teminat altında olup olmadığı, rizikonun teminat altında olup olmadığı taraflar arasında düzenlenen “Esnafım Paket Sigortası Poliçesi” şartlarına göre belirlenecektir.Poliçenin kasa hırsızlığı klozu incelendiğinde “…kasada bulunan para çek ve senet çalınması taleplerinde; sigortalının kasa hareketlerini gösteren defter ile talebin kaynağını gösteren resmi belgeler ve bu belgelerin muhasebe kayıtlarına yansıdığını gösteren diğer defter kayıtlarının ilk ekspertiz gününde ibrazı…” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu kloz, uyuşmazlık konusu rizikonun hangi şartlarda sigorta poliçesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Buna göre, taraflar arasında, sigortalı nezdinde vuku bulabilcek bir kasa hırsızlığı olayında, uğranılan zararın tespiti için sigortalının tutacağı kasa defteri şart olarak düzenlenmiş olup buradaki düzenleme bir tür delil sözleşmesi niteliğindedir.Mahkemece yargılama sırasında alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında özetle, her ne kadar meydana gelen zararın sigorta kapsamında olduğu, zarar miktarının, sigortalının ganyan ve spor toto bayii olması nedeniyle hırsızlık esnasında kasadaki paranın miktarının tespit edilebileceği, kasa defterinin şart olmadığı görüşünü belirtmişse de, davacının ganyan ve spor toto bayi olarak yaptığı işlemler ile kasaya giren paranın kayıtlardan tespit edileceği doğru olmakla birlikte, kasadan çıkan paranın miktarının bununla tespit edilemeyeceği, rizikonun gerçekleştiği anda kasadaki para miktarının ne olduğunun ancak kasa defteriyle tespit edilmesinin mümkün olduğu ve günlük kasa defterine ilişkinde yukarıda açıklandığı üzere sigorta poliçesinde özel bir şart bulunduğu, davacının bu delili sunarak zararını kanıtlayamadığı görüldüğünden bilirkişi görüşünün dosya kapsamıyla uyuşmadığı sonucuna varılmıştır.Kaldı ki, davacı tarafça olay öncesindeki hafta içinde, bankaya 9.500,00 TL yatırmış, bu paranın kasadaki para mı, yada kasa dışındaki kişisel parası olup olmadığına dair bir saptamada yapılamamıştır.Bu bağlamda davalı sigorta şirketinin TTK’nın 1409’ncu maddesinde düzenlenen ispat yükünü yerine getirdiği ve meydana gelen rizikonun poliçe kapsamında değerlendirilemeyeceğini ispat ettiği, davacının, yapmış olduğu savunmaların aksine, resmi kurum tarafından tutulan kayıtların tek başına hırsızlık anında kasadaki paranın miktarını tespit etmeye yeterli olmadığı, poliçede öngörülen günlük kasa defterinin de ibraz edilmediği, zararın bu suretle ispat edilememesi nedeniyle ilk derece mahkemesince verilen davanın reddi kararının esas ve usul yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. 

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 
1-İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/201 Esas, 2017/732 Karar sayılı 02/10/2017 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/1 bendi uyarınca esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 68,20 TL başvuru harcının, peşin olarak yatırılan 35,90 TL harçtan mahsubu ile bakiye 32,30 TL ile yine istinaf kanun yolu başvuru harcı olarak alınması gereken 121,30 TL harçtan peşin olarak yatırılan 98,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 23,20 TL olmak üzere toplam 55,50 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına ,
4- İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde,6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/1 bendi ile aynı yasanın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 07/02/2019

Yargıtay Kararı – Sporcu Sözleşmesi, Alacak, İcra İnkar Tazminatı

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2016/10623 E.,  2019/1332 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı kulüp ile aralarında imzaladıkları 28.09.2013 Türkiye … Federasyonu tescil tarihli Deplasmanlı Lig Sporcuları sözleşmesi kapsamında, kulüp tarafından ödenmesi gereken 60.000,00 TL’den sadece 31.000,00 TL’nin ödendiğini, ödenmeyen 29.000,00 TL’nin tahsiline yönelik başlattığı takibe davalı kulübün itiraz ettiğini ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

Davalı kulüp vekili, icra dosyasına yaptığı itirazında borcu bulunmadığını bildirmiş ancak, davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, aldırılan bilirkişi raporu, federasyon yazısı ve sözleşme hükümleri gözetilerek, davanın kısmen kabulü ile … 19.İcra Müdürlüğü’nün 2013/17141 sayılı dosyasına yapılan itirazın toplam 21.761,70 TL yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya dair ve icra inkar tazminatına yönelik talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra- inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasını itiraz ile durduran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında kabul edilen alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. O halde, kabul edilen asıl alacak bakımından, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 (HMK’un 370.) maddesi gereğidir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte belirtilen nedenle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, mahkeme kararının hüküm bölümünün 1. fıkrasında yer alan “… ayrıca icra inkar tazminatı talebinin de reddine,” ibaresinin karar yerinden çıkartılarak yerine “… ayrıca alacak likit ve muayyen olduğundan hüküm altına alınan asıl alacak üzerinden % 20 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 06/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Kararı – Uyuşmazlık Çözüm Kurulu, İhtiyari Tahkim (2014)

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2016/20902 E., 2019/1275 K.

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, davalı kulüp ile aralarında imzalanmış 19.06.2012 başlangıç tarihli Profesyonel Futbolcu Sözleşmesi kapsamında, toplam hakedişinin 124.457,68 TL olduğunu ileri sürerek; fazlaya dair haklar saklı tutulmak suretiyle ödenmeyen 47.727,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesinden bahsedilerek, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüm yerinin, TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulu (UÇK) olduğundan bahisle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Hemen belirtilmelidir ki; eldeki dava 27.10.2014 tarihinde açılmış olup, bu tarihteki düzenlemelere göre UÇK’nın görev alanının belirlenmesi gerekeceği açıktır. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Ana Statüsünün 21.7.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren değişik 56.maddesinde, “Kulüpler, futbolcular teknik direktörler, antrenörler, futbolcu temsilcileri, sağlık personelleri ve müsabaka organizatörleri aralarındaki futbolla ilgili her türlü sözleşmeden doğan ihtilafların çözümü için uyuşmazlık çözüm kurulunun yetkisini kabul edip etmemekte serbesttirler. Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun yetkili olabilmesi için tarafların ihtilafın ortaya çıkmasından sonra kurulun yetkisini yazılı olarak kabul etmeleri şarttır. Bununla birlikte sportif cezalarla, yetiştirme tazminatına ilişkin ihtilaflar münhasıran uyuşmazlık Çözüm Kurulu önünde çözülür. Bu kararlara karşı ancak Tahkim Kurulu’na itiraz edilebilir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Bu düzenleme ile, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun mecburi tahkim ve ihtiyari tahkim şeklinde iki ayrı görevi bulunduğu, sadece sportif cezalarla yetiştirme tazminatlarına ilişkin uyuşmazlıkların mecburi hakem olarak Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nda görülebileceği, diğer uyuşmazlıkların ise, genel hükümlere tabi olup, ancak her iki tarafın da yazılı olarak kabul etmesi halinde, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu tarafından ihtiyari tahkim sıfatıyla bakıp sonuçlandırabileceği anlaşılmaktadır.

Somut olayda, davanın niteliğine göre, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun mecburi tahkim değil, ihtiyari tahkim yetkisi bulunduğundan, adı geçen Kurulun yetkili olabilmesi için, tarafların ihtilafın ortaya çıkmasından sonra kurulun yetkisini yazılı olarak kabul etmeleri şarttır. Davacı ise, alacağının tahsili için eldeki davayı açmış olduğundan, ihtiyari tahkim niteliğindeki Uyuşmazlık Çözüm Kurulunun yetkisini kabul etmediğini ortaya koymuş, tercihini genel mahkemelerde dava açmaktan yana kullanmıştır. O halde, uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemeler görevlidir. O halde, mahkemece işin esası incelenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın usulden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 05/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.