İstinaf Kararı: Türkiye Futbol Federasyonu, Yayın Hakları, Basın Özgürlüğü, Eleştiri Hakkı, Haksız Rekabet

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2018/181
KARAR NO : 2018/714

TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/05/2017
NUMARASI : 2011/92- 2017/391 E.K
DAVANIN KONUSU : Haksız Rekabet

Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraflar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLAR İDDİA VE SAVUNMA ÖZETİ

Davacı vekili, müvekkili şirketin ürünü olan…ın ….Grubu’nun hizmete sunduğu, dijital platform özellikleri ile normal uydu alıcısı özelliklerini bir araya getiren, aylık abone sistemi olmayan, ileri teknoloji ürünü yeni bir dijital platform olduğunu, davalı … Tic. A.Ş (… Gazetesi) ile … A.Ş (…) aynı grup içinde yer alıp sahip ve yöneticilerinin büyük oranda aynı olduğunu ve müvekkili ile rekabet halinde olduklarını, …ün yayın organı gibi faaliyet gösteren … Gazetesi’nin sürekli olarak müvekkili aleyhinde asılsız haberler yaptığını, müvekkilini devamlı olarak kötülediğini, kendi digital yayın platformu olan …. lehine haksız rekabete neden olduğunu, …. Gazetesi’nin 28.08.2007 tarihli nüshasının 1, 8 ve 28. Sayfalarında yer alan haberlerde “…. – …’ın …’ı, durup dururken ” Maçları biz yayınlamak istiyoruz” diye ortaya çıktı. Amaç vatandaşa uydu ve dekoder satıp eski ….n gibi vurgun yapmak.”, “… – Önce Avrupa Kupası maçlarını yayınlayacağız demişlerdi. Bu balon çabuk söndü. Yarınki Fenerbahçe maçını TRT veriyor. Kimseye …satamayan … Medyası, hemen yeni bir palavra buldu.” , ” … İnanmayın – Kendi gazetelerinde lig maçlarını yayınlayacakmış gibi haber yapıyorlar. Oysa maçlar üç sezon daha …te. Maksat geçmişteki …. örneğinde olduğu gibi vatandaşa dekoder satmak.” 29/08/2007 tarihli nüshasında “Futbolseverlerden …’a … sitesindeki formlardında görüşlerini bildiren taraflarla, …n oyun oynadığını dile getirip, sadece dekoder satmak ve reklam almak için yayın yaptığını vurguladılar. Ayrıca bu kuruluşun dekoderlerinin alınmaması için cağrıda bulundular. Sarı- Lacivertli futbolseverlerin, ‘…alma, aldırma’ , ‘Maç TRT’den izlenir’ sloganlarıyla yürüttükleri kampanyaya katılım her geçen gün artıyor.” 03/09/2007 tarihli nüshasının 1 ve 8. Sayfasında ” …’ın Borsa Manipülasyonu – …ın …i, her gün bir…palavrasıyla ortalığı karıştırıyor. Neymiş maçları…verirse kulüplerin piyasa değeri artarmış. Bu da yatırımcıya kâr getirirmiş. Oysa yalan haberle borsada beklenti oluşturmak suç. SPK mevzuatı gereği 2-5 yıl hapis.” , “…Mahkemelik – Naklen maç yayın haklarını 2010 yılı mayıs ayına kadar elinde bulunduran …k, tüketiciyi kandıran D-…’a dava açtı. Dava dilekçesinde kamuoyunun nasıl kandırıldığı anlatılıyor.” , ” …. ile ilgili asılsız iddialarına manipülasyon da ekledi.” , ” Kalite Kandırmacası -…ın kamuoyunu ve tüketiciyi kandırması sade ‘İhale Bedeli’ ile sınırlı kalmayıp, ‘Daha kaliteli digital görüntü’ söyleminin vurgulandığı …r’ın oynadığı reklam filmiyle devam ediyor.” 10/09/2007 tarihli nüshasında “…. – …balonu patlamak üzere”, 07/08/2008 nüshasında ise ” Bedavadan Para Kazandı” , ” …n Bey’den D-… – …’ın uydu alıcısı … piyasaya çıktığında ücretsiz diye pazarlandı. 400 YTL ‘ ye uydu alıp kurtulduğunu zanneden tüketiciden, şimdi hem üyelik aidatı hem de faturalı ek ücret isteniyor.” . ” Kutu Satabilmek İçin Yeni Aldatma – uydudan bedava yayın yapan kanallar için bile ekstra ücret alıyor. Şampiyonlar Ligi ve UEFA maçlarını… veriyor, ama sanki …’sız izlenmeyecekmiş gibi bir algı oluşturtu.” , ” Bedava Diye Şimdi Para İstiyor” , “Bu Haberi … Yazmaz! , Faturası Yok Reklamı Yaptı” , ” Kutu Alanlar Pişman Dava Açanlar Artıyor” , “Zararını Yine Vatandaşa Yıktı” , “… İşte Böyle Kandırdı” . Şeklinde haberlere yer verilerek müvekkilinin ticari itibarının zedelenmeye çalışıldığını, bu şekilde, müvekkili ile aynı işi yapan … ile aynı grup içinde yer alan … Gazetesi’nin müvekkilini sürekli olarak kötülediğini, … lehine haksız rekabet yarattığını, davalının rekabet hak ve hürriyetini kötüye kullandığını, haksız rekabetin iktisadi rekabetin objektif hüsnüniyet kaidelerini aykırı olarak, aldatıcı hareketler ve sair vasıtalarla iktisadi rekabetin suistimali olarak da tarif edilebileceğini, iyi niyet kurallarından kastın sübjektif değil, objektif olup, haksız olup, haksız rekabet halinde bulunan kişinin kusurunun rekabetin varlığı için aranması gereken bir şart olmadığını, davalının suiniyetli haberlerle rekabet kurallarını açıkça ve hiç çekinmeden ihlal ederek, rekabet hak ve hürriyetini kötüye kullandığını, Türk Ticaret Kanunu’nun 57. Maddesinde iyi niyet kurallarına aykırı olup, haksız rekabet fiilini teşkil eden bazı hallerin sayıldığı ve maddenin 1. Bendinde “Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemek” haksız rekabettir dendiğini, belirtilen haberlerin müvekkili ile rekabete yönelik olmadığını, aksine amacın müvekkilinin kanalını kötülemek olduğunu, davalı gazetede yer alan ” Yine Yalan, Yine Kandırmaca” , “Yeni Palavra Hazır”, “…’ın …’i, her gün bir … palavrasıyla ortalığı karıştırıyor” , “… balonu patlamak üzere” ifadeleriyle Türk Ticaret Kanunu’nun 57. maddesinin “Başkasının ahlakı veya mali iktidarı hakkında hakikata aykırı malumat vermek” , şeklindeki 2. Bendinin de ihlal edildiğini,… Gazetesi’nde yayınlanan haberlerin tamamıyla asılsız olduğunu, verilen haberlerin onur kırıcı ve incitici olması durumunda haberin gerçek olup olmadığının haksız rekabet açısından bir önemi olmadığını, davalı tarafından yapılan yayınların bu manada haksız rekabet teşkil edecek nitelikte olup, gerçeğe de aykırı olduğunu, davalı gazetede yayınlanan haberlerin aksine … uydu alıcısının hiçbir zaman 400 YTL ye pazarlamadığını, satış fiyatı ortalamasının 300/500 YTL arasında değişmiş olduğunu, …’ın digital platform olarak temel içeriğinin tamamen ücretsiz olduğunu ve bunun için asla ücret talep edilmediğini, … kutusu alındıktan sonra, … abonesi olma zorunluluğunun bulunmadığı, üyelik ücreti istenmediğini ve abonelik faturası da gönderilmediğini, sunulan ek içerikleri almak isteyen kullanıcıların, bedelini peşin ödeyerek içerikten faydalandığını ve süre sonunda bu hizmetin sona erdiğini, devam etmek isteyen kullanıcıların yeniden temas kurarak dilediği ek içeriği talep edebildiğini, … ücret tarifeleri diye bildirilen hususun … extra hizmetleri için olduğunu ve asıl bu haberle tüketicilerin kandırıldığını, …’ın bedeli mukabilinde kullanılabilecek farklı içerikleri “… Extra” hizmetleri olarak piyasaya sunduğunu, kullanıcıların temel içeriğe ek olarak sunulan bu yeni içeriği almak zorunda olmadığını ve … kutularının bu içeriklerin alınması şartına bağlı olarak satılmadığını, dolayısıyla extra paketi alıp almamanın tüketicinin insiyatifinde olduğunu, …’ın digital platform içerisine gelecekte koyacağı her türlü ek içeriği ücretsiz verme zorunluluğunda olmadığını, ücretsiz olduğu duyurulan temel içerikle ilgili taahhütlerin halen geçerli olduğunu ve bu içeriğin son derece zengin ve kaliteli olduğunu, … tarafından ücretsiz olarak sunulan bir çok içeriğin davalının içinde bulunduğu grup bünyesinde bulunan rakip firma tarafından bedel mukabili satıldığını, …’ın uydudan bedava yayın yapan hiçbir kanal için ücret almadığını, … extra hizmetleri kapsamında lansmanı yapılan yeni kanalların izleyicilere tanıtımı için kısa süreliğine şifrelenmeden yayına sokulmasının ilgili haberi haklı kılmayacağını, son yapılan ihale ile 2009/2012 olmak üzere üç sezon için Şampiyonlar Ligi ve UEFA Kupası maçlarının ihalelerini… TV’nin aldığını ve bu maçların … digital platformu üzerinden, Türk takımlarının maçları şifresiz, diğer maçlar şifreli olmak üzere yayınlanacağını, Türk takımlarının maçlarının şifrelenmeyeceğinin bunların … platformu kapsamında olmadığını göstermeyeceğini, Türk takımlarının maçları seyredilirken kontrat gereği geo blocking uygulanmak zorunda olduğunu, bu maçların en sağlıklı … digital platformu kanalıyla izlenebileceğini, davalı gazetede yer alan haberlerde 85 YTL’lik kurulum ücretinden bahsedildiğini, ancak böyle bir bedel alınmadığını, tüketicinin çanak anten ve sair ihtiyaçlarını kendisinin karşılamak durumunda olduğunu, kurulumun ise bayiler tarafından ücretsiz yapıldığını, … digital uydu alıcısı satışının uydu alıcısı üreticileri tarafından yapıldığını, …’ın ise sadece içerik sağladığını, davacının extra hizmet olarak sunduğu Sinema TV, Sinemi TV 2 ve Sinema TV Aile’nin … tarafından yeni satın alınarak yayına sokulduğunu, … kapsamında yayına sokulan bu yeni kanallar için yapılan tüm duyurularda ekstra hizmet olduğunun ve ücretinin duyurulduğunu, hiçbir tüketicinin bu kanalları almak zorunda olmadığını, davacının yayın platformunun kamu oyunda olumsuzlukları ile hatırlanan Teleon’a benzetilmesinin de kötüleme içermekle haksız rekabet yaratan bir durum olduğunu, …’un yayın yaptığı dönemde maç yayınları için çok yüklü ücretler aldığını ve yayınları yarıda bıraktığını, bu kötü örneğin davacıya benzetilmesi, aynı şeylerin yaşanacağının iddia edilmesi, o tarihte olumsuzluklar yaşanmış izleyiciler açısından kötü şekilde algılanabileceğini ve müvekkilinin itibarını sarsabilecek nitelikte olduğunu belirterek davalının bu yayınlarının haksız rekabet oluşturduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, öncelikle 28/07/2007 tarihli habere zamanaşımı nedeniyle itiraz ettiklerini, dava konusu haber içeriklerinin tamamen gerçek olup yayınlanmasında kamu yararı bulunduğunu, söz konusu haber içeriklerinin … reklam ve ilanlarının kamuoyunu yanılttığına ilişkin olduğunu, bu şekilde haberlerin yayınlanmasının basının haber alma/verme hak ve yükümlülüğü, kısacası görevi olduğunu, bu sebeplerle dava konusu yayınlarda haksız rekabet şartlarının oluşmadığını,… Grubu’na ait davacı şirketin pazarlayıcılığını yaptığı, … adlı uydu alıcısının 2007 yılının ilk aylarında digital televizyon yayıncılığı pazarına girdiğini, ardında … Grubu’na ait gazete ve televizyonlarda kamuoyunu yanıltıcı bir çok reklam ve ilan verdiğini, bunlardan birinin … logosuyla birlikte verilen, ” Geç Kalan İzleyemez – Hemen …’a geçen üç büyüklerin Avrupa maçlarını …ta izler – Yıldız transferleri, Avrupa maçlarında sadece …’ta izleyeceksiniz – Faturasız ve en yüksek görüntü kalitesiyle” şeklinde reklam ve ilan olduğunu, davacının yanıltcı reklamlarının bir diğer örneğini ise …’ın …Süper Lig maçlarının yayın hakkı için Futbol Federasyonuna başvurduğu haberlerini içeren ve izleyicilerin … Lig maçlarının da artık …’tan yayınlanacağı kanaatine ulaşmalarına sebep olan reklam ve ilanlar olduğunu, davacının, yayın hakkının 2009-2010 yılı sezonuna kadar …Platform İletişim Hizmetleri A.Ş ‘de (…’te) olduğunu bilmesine rağmen Türkiye Profosyonel 1. Süper Lig maçlarının yayın hakkı için Türkiye Futbol Federasyonu (TFF)’na Nisan 2007’de başvuruda bulunduğunu, … Grubu’na ait … televizyonu basın bülteninde ve… Gazetesi yayınlarında, …’ün TFF ile olan sözleşmesinin 2008 yılında bittiği haberlerine yer verildiğini, tüm bu olay ve gelişmelerin, dava konusu yayınlarla haber yapıldığını ve davacının, talebinin hukuken mümkün olmadığını bilmesine rağmen “Süper Lig maçlarının 2008 sezonu yayınına talibiz” şeklindeki reklam ve talebini sürekli gündemde tutmasının ne anlama gelebileceğinin değerlendirildiği ve yorumlandığı, … Grubu medyasında yer alan bu haber ve reklamlar üzerine 06/04/2009 tarihinde canlı yayına katılan TFF Başkanı ….’un kendisine sorulan “Naklen yayın ihalesi 2008′ de yapılacak mı ?” sorusuna mevcut sözleşmenin 2010 yılına kadar uzatılarak Rekabet Grubu’na ait gazeteler ile tekrar duyurulduğu, davacının başvurusunun Rekabet Kurulu’nun 2007-2-167 dosya, 07-87/1099-424 karar sayılı ve 22/11/2007 tarihli kararıyla reddedildiğini, … Gurubu’nun tüm yasal imkansızlıklara rağmen 2008 sezonu Süper Lig yayın hakkını alma girişimin ve buna ilişkin haberlerindeki ısrarcı tutumun sadece davalının değil SPK uzmanları, iş adamları, bir çok köşe yazarı ve gazetecinin de dikkatini çektiğini ve eleştirildiğini, davacının yanıltıcı reklam, ilan ve haberleri nedeniyle izleyici ve kamuoyunun hangi futbol maçını hangi kanalda izleyeceğini anlayamadığını ve bu durumun internetteki forum sayfalarında tartışıldığını, davacının “…’ın UEFA Kupası maçlarının sadece …’ta yayınlanacağına” ilişkin bir başka yanıltıcı reklamı nedeniyle …’ün başvurusuna Reklam Özdenetim Kurulu’nun 13/08/2007 tarih ve 289 sayılı kararıyla UEFA ile… arasında imzalanan sözleşme gereğince yayın haklarının …’ de olmasına rağmen yapılan reklamın tüketiciyi yanılttığına karar verildiğini, davacının yanıltıcı reklamlarının bir başka örneğinin ise, …’ın daha yüksek digital görüntü kalitesine sahip olduğu ve bunun da noter kanalı ile tespit edildiğini vurgulayan reklam ve ilanları olduğunu, davacı aleyhine … tarafından İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2007/644 E. sayıyla haksız rekabetin tespiti, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2007/496 E. sayıyla maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, dosyaların celp ve tetkikini talep ettiklerini, davacının yanıltıcı reklamlarından bir diğerinin ise …. TV gibi herhangi bir uydu alıcısı ile şifresiz olarak izleme imkanı olan bazı kanalların sadece … adlı ürün sayesinde izlenebileceğinin belirtilmesi olduğunu ve bu sebeple Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu tarafından reklamların aldatıcı olması sebebiyle idari para ve durdurma cezalarının verildiğini, ….’ ye ilişkin haberin gerçekliğinin ispatı için Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu’nun 11/05/2004 tarihli kararının sunulduğunu, dava konusu haberin gerçek ve güncel olup haksız ve yanıltıcı olmadığını, dolayısıyla haksız rekabet şartlarını ihtiva etmediğini, söz konusu olayların haber vasfının izahtan vareste olduğunu ve … Gazetesi’nde yayınlanmasının ve haber yapılmasının doğal olduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 30/05/1974 tarih ve 2113-2398 sayılı kararını örnek vererek, basının görevinin kamu yararı bulunan konularda haber vermek, olayları ve olayların içerisindeki kişi ve kurumları eleştirmek ve kamuoyu oluşturmak olduğunu, Basın özgürlüğünün Anayasanın 25, 26 ve 28. Maddeleri ile 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 3.maddesi ile güvence altına alındığını, davacının da içinde bulunduğu ve basın sektöründe tekel durumunda olan … Grubu medyasında bu gerçeklerin yayınlanmayacağı nazara alındığında, dava konusu haberlerin davalı tarafından yayınlanmasında haksız rekabetin değil, kamu yararın bulunduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 31/10/1978 tarih ve 11403 sayılı kararını, aynı Dairenin 17/09/1981 tarih ve 8051- 10189 sayılı kararını örnek gösterecek üçüncü kişilerin manevi haklarına tecavüz teşkil eder içerikte olsalar dahi hukuka uygun kabul edilmesi gerektiğini, davacının kendi kusurlu eylemi ile hakkında böyle yazıların yazılmasına sebebiyet verdiğini, dava konusu yazının hukuka aykırı olduğu kabul olunsa dahi, davacının ortak kusurunun bu hukuka aykırılığı ortadan kaldıracak yoğunlukta olduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 12/02/2001 tarih ve 10867-1391 sayılı kararını, aynı dairenin 08/02/1996 tarih ve 340-957 sayılı kararını ve yine aynı dairenin 27/03/1984 tarih ve 1134-3067 sayılı kararını örnek göstererek, davaya konu haberlerde kullanılan başlık ve üslubun okurun ilgilisini çekmeye yönelik bir gazetecilik tekniği olduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 01/06/1983 tarih ve 5122-5790 sayılı kararını örnek göstererek haberin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

DELİLLER
1- … Gazetesi’nin dava konusu haberlerin yayınlandığı örnekleri, taraf dilekçelerinde adı geçen belge örnekleri
2- 11/03/2010 havale tarihli bilirkişi kurulu kök raporu.
3- Aynı bilirkişi kurulunun ek raporu.
4- İstanbul 10.ATM.’nin 2007/496 E.sayılı dosyası
5- İstanbul 12.ATM.’nin 2007/644 E.sayılı (bozma sonrası 2012/2013 E.sayılı dosyası)

İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı tarafından yayınlanan … gazetesinin 03/09/2007, 28/08/2007, 10/09/2007, 07/08/2007 tarihli sayılarında davacı hakkında yapılan bir kısım haberlerin TTK.m.45 ve 57 kapsamında haksız rekabet niteliğinde olduğu, basın özgürlüğünün Anayasa’nın 28. maddesi uyarınca her ne kadar güvence altına alınmışsa da hiç şüphesiz ne basın özgürlüğü ne de bu özgürlüğün sonucu tanınan ayrıcalıklar sınırsız olmadığı, basın özgürlüğünün de kişi ve toplum yararı açısından sınırlandırılabileceği, basın haber verme fonksiyonunu yerine getirirken gerçeklik, kamu yararı ve toplumsal ilgi, güncellik, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık kurallarına uymakla yükümlü olduğu, haber verme hakkının ancak bu sınırlar içinde kaldığı müddetçe hukuka uygun olduğu, sözü edilen temel kurallardan olan, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık, haber gerçeği yansıtsa bile, kullanılacak dil ve ifadenin, yapılacak niteleme ve yorumun, haberin verilişinin gerektirdiği ve zorunlu kıldığı biçim ve ölçüde bulunmasını öngördüğü, yine yayın yoluyla yapılan bir eylemin kişilik haklarına aykırılık teşkil edip etmediğinin gerçeğe uygunluk, kamusal ilgi ve toplumsal yarar, güncellik ve şekle uygunluk unsurlarının bulunup bulunmadığı değerlendirilerek tespit edilmesi gerektiği, hukuka uygunluğun diğer tüm ilkeler bulunsa bile yazının yazılış biçimi ve şekli, yazıda kullanılan ifadeler hukuka aykırı olabileceği, herhangi bir haber gerçeğe ne kadar uygun olursa olsun, haber verilişinin gerektirmediği tahkir edici bir dilin kullanılması durumunda, hukuka uygunluk durumunun ortadan kalkacağı, kullanılan ifadenin, habere konu olan olay ile düşünsel bir bağlantısının bulunmasının zorunlu olup, bu zorunluluğu aşan ve kişiyi objektif yönden tahkir edici ifadelerin kullanılması durumunda bu hakkın sınırı aşılmış, hukuka uygunluk sebebi ortadan kalkmış olacağı, diğer bir deyişle yapılan beyan gerçek payı taşımasına rağmen beyanın üslubu, ölçüsüzlüğü veya zamanı itibarı ile amacın aşılması söz konusu olabileceği, kötüleme sebebiyle haksız rekabet oluşabilmesi için kusurun varlığı gerekli olmadığı, davaya konu bir kısım haberlerin bu kapsamda, basın özgürlüğünün sınırları aşılarak verildiği böylece haksız rekabetin oluştuğu gerekçesiyle;
“Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İle
Davalının, davacıyla ilgili olarak;
… Gazetesi’nin 03.09.2007 tarihli nüshasının 8. sayfasındaki “ … Mahkemelik – Naklen maç yayın haklarını 2010 yılı mayıs ayına kadar elinde bulunduran …, tüketiciyi kandıran …’a dava açtı. Dava dilekçesinde kamuoyunun nasıl kandırıldığı anlatılıyor.”
… Gazetesi’nin 03.09.2007 tarihli nüshasının 8. sayfasındaki “Kalite Kandırmacası – …’ın kamuoyu ve tüketiciyi kandırması sade “ihale Bedeli” ile sınırlı kalmayıp, ‘Daha kaliteli digital görüntü söylemenin vurgulandığı ….r’ın oynadığı reklam filmiyle devam ediyor.”
… Gazetesi’nin 28.08.2007 tarihli nüshasının 1. sayfasındaki “İkinci … Vakası – …’ın …’ı, durup dururken “maçları biz yayınlamak istiyoruz” diye ortaya çıktı. Amaç vatandaşa uydu ve dekoder satıp eski … gibi vurgun yapmak.”
… Gazetesi’nin 28.08.2007 tarihli nüshasının 1. sayfasındaki “… İnanmayın – Kendi gazetelerinde lig maçlarını yayınlayacakmış gibi haber yapıyorlar. Oysa maçlar üç sezon daha …’te. Maksat geçmişteki … örneğinde olduğu gibi vatandaşa dekoder satmak.”
… Gazetesi’nin 10.09.2007 tarihli nüshasında 6. sayfasındaki “… Balonu – … balonu patlamak üzere.”
… Gazetesi’nin 07.08.2008 tarihli nüshasının 1. sayfasındaki “Kutu Satabilmek İçin Yeni Aldatma– Uydudan bedava yayın yapan kanallar için bile ekstra ücret alıyor.
Şampiyonlar Ligi ve UEFA maçlarını Star veriyor, ama sanki …’sız izlenmeyecekmiş gibi bir algı oluşturdu.
… Gazetesi’nin 07.08.2008 tarihli nüshasının 7. sayfasındaki “Zararın Yine Vatandaşa Yıktı başlığı altında bulunan “Uluslararası finans kuruluşları bile raporlarında …Yayın Holding’in en zayıf halkasının … olduğunu söylüyor, piyasada tutunmasının imkansız olduğunu vurguluyor.”
… Gazetesi’nin 07.08.2008 tarihli nüshasının 7. sayfasındaki “Kutu Alanlar Pişman Dava Açanlar Artıyor.”
İfadesine ilişkin yayınların TTK’nın 57 vd. Maddeleri gereğince haksız rekabet olduğunun tespitine,
2- TTK’nın 61. Maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra giderin haksız çıkan taraftan alınmak üzere traji yüksek 3 büyük gazeteden birinde ilanına,
3- Fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verilmiştir.

Bu karara karşı davalı vekili yasal süresi içinde, davacı vekili de süresinde katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
1- 6102 sayılı Yasanın 1 vd.maddeleri uyarınca kademeli sorumluluk sisteminin benimsendiğini, sorumluluğun öncelikle haberi yazan, yazıyı yazan kişiye ait olup bunlara erişilemediği takdirde yazı işleri müdürü ve genel yayın yönetmenine ait olduğunun düzenlendiğini, buna göre müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davanın pasif husumet nedeniyle yokluğu gerektiğini,
2- TTK’da ve Rekabetin Korunması Kanunda yer alan tanımlara göre müvekkiline atfedilen eylemlerin haksız rekabet oluşturmadığını, davacının, TFF ile yapılan sözleşme kapsamında süper lig maçlarının yayın hakkının …’e ait olduğunu bilmesine rağmen bu sözleşmenin bittiği ve kendilerine ait … kanalında yayınlanacağına ilişkin gerçeğe uygun olmayan reklam ve haberler yaparak haksız rekabet işlediğine dair İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/496 Esas sayılı dosyasında ve İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/203 Esas sayılı dosyasında davalar açıldığını ve o davalarda davacının haksız rekabet yaptığının tespit edildiğini,
Rekabet yasağının asıl amacının dürüst ve bozulmamış ticari rekabeti korumak olduğunu, davacının dürüstlük kuralına aykırı olarak, süper lig maç yayınlarını …tan yayınlayacaklarına dair reklamlar ve haberler yaptığını, böylece spor camiasını yanılttığını,
3- Basın özgürlüğünün Anayasa ile teminat altına alındığını, kamunun bilgi edinme ihtiyacının karşılandığını, çağdaş toplumlarda eleştiri ve bilgilenme hakkının vazgeçilmez bir hak haline geldiğini, müvekkili tarafından yapılan dava konusu yayınların Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan basın özgürlüğünün bir yansıması olduğunu, bu nedenle eylemlerin hukuka uygun olduğunu, çünkü emsal Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere basında yayınlanan haber ve eleştiri objektif ise ve doğru vakıalara dayanıyorsa, kişilik haklarını rencide etse bile sorumluluğun söz konusu olmayacağını, kaldı ki dava konusu haberlerin davacıyı tahkir etmediğini, haberin amacına uygun olarak ve kamunun bilgi ihtiyacını karşılar şekilde yapıldığını, haberin veriliş şeklinin ise gazetecilik sektöründe kabul gören ve okuyucunun dikkatini çekmek amacı güden bir haber verme tarzı olup, yerleşik Yargıtay kararlarına göre haberin çarpıcı bir başlık altında sunulmasının mümkün olduğunu, kişilik haklarıyla kamunun bilgi edinme hakkının yarıştığı durumlarda kamunun bilgi edinme hakkına üstünlük tanınması gerektiğini, basın özgürlüğünün kaynağının ifade özgürlüğü olduğunu, gazetecilerin kamunun bilgi alma hakkına dair toplumsal faydayla orantılı olarak haberdeki ifadelerini ve başlığı seçerek düzenleme hakkı bulunduğunu, bu durumun demokratik hukuk devletinin ve Anayasa’nın 28.maddesinin ve AİHS.’nin 10.maddesinin bir gereği olduğunu, bu nedenle haberlerin ve veriliş tarzına göre hukuka uygunluk sebebi bulunduğundan davanın reddi gerektiğini,
4- Müvekkiline atfedilecek bir kusur bulunmadığını, davacının, …’ün yayın hakkına açıkça saldırdığını ve kamuoyunda bu konuda kitle oluştuğunu, davacının yaptığı tahrikin müterafik kusur olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini,
5- İlk derece mahkemesinin TTK.’nın 59.maddesi gereğince kararın ilanına karar verdiğini, oysa yasal düzenlemeye göre kararın tümünün değil hüküm özetinin yayınlanmasına karar verilebileceğini,
Belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın bütünüyle reddine karar verilmesini istemiştir.

Davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
Davalı vekilinin istinaf başvuru sebep ve gerekçelerinin yerinde olmayıp davalının istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiğini, ayrıca;

1- 03.09.2007 tarihli haberle ilgili olarak 8.sayfadaki “Kalite kandırmacası, …’ın kamuoyu ve tüketiciyi kandırması sadece ihale bedeliyle sınırlı kalmayıp daha kaliteli dijital görüntü söyleminin vurgulandığı …’ın oynadığı reklam filmiyle devam ediyor” şeklindeki ifadenin İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/203 E.sayılı dosyasında yargılamaya konu edildiği ve kesin hüküm nedeniyle bu haber yönünden davanın reddine karar verildiğini, burada bir kesin hüküm bulunduğundan söz edilemeyeceğini, çünkü davaların farklı haberlere ilişkin olduğunu, bu nedenle ilk derece mahkemesinin bu konudaki ret kararının isabetsiz olduğunu,

2- İlk derece mahkemesinin hakkında ret kararı verdiği diğer haberler yönünden de haksız rekabet koşullarının oluştuğunu, çünkü davalının palavra, hile gibi ibarelerle haksız ithamlarda bulunduğunu, haber içerikleri incelendiğinde, tıpkı haksız rekabet oluşturduğu tespit edilen haberlerde olduğu gibi gerçeği yansıtmayan ve haksız rekabet özelliği taşıyan ifadeler bulunduğunu, bu nedenle tüm haberler yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken bir kısım haberlerin haksız rekabet oluşturmadığı gerekçesiyle davanın bir bölümünün reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,

Belirterek ilk derece mahkemesinin davanın bir kısmının reddine ilişkin kararının kaldırılarak davanın tüm talepler yönünden kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE
Dava, hukuki niteliği itibariyle, TTK.’nın 56.maddesi uyarınca haksız rekabetin tespiti isteğine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalının yayın hakkı sahibi olduğu … Gazetesinde yayınlanan davaya konu bir kısım haberlerin içerik ve veriliş şekilleri itibariyle haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, bu karara karşı her iki taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

HMK.’nın 355.maddesi uyarınca istinaf incelemesi, taraf vekillerinin istinaf başvuru sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin incelenmesinde,

1- TTK.’nın 58.maddesi uyarınca haksız rekabetin basın yayın yoluyla işlenmesi halinde haksız rekabetin tespiti davası basında yayınlanan haberin sahipleri ve ilan veren kişiler aleyhine açılabilir. Gazete haberlerinin yapılan incelemesinde, haberlerin gazete muhabirleri tarafından hazırlandığı, muhabir isimlerinin ayrıca zikredilmediği, haberlerin gazete çalışan ve muhabirleri tarafından hazırlandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda yayınlanan haberin başka bir kişi ya da kuruluşa ait olduğundan söz edilemez. Kaldı ki TTK’nın 57.maddesi uyarınca, haksız rekabet fiili çalışanlar veya işçiler tarafından yapılırsa haksız rekabetin tespiti davası doğrudan doğruya çalıştırana karşı da açılabilir. Davalı şirket, haberlerin yayınlandığı gazetenin sahibidir (süreli yayın sahibi). Davalı savunmasının aksine Basın Kanunu’nun 13.maddesi kademeli değil müteselsil sorumluluk getirmiştir. Diğer yandan davacının tazminat talebi bulunmayıp, yalnızca haksız rekabetin tespiti ve kararın ilanı istenmiştir. Davalı yayın sahibinin haksız rekabet davasında davalı sıfatının (pasif husumet ehliyetinin) bulunduğu açık olup davalının bu konudaki istinaf sebep ve gerekçeleri yerinde görülmemiştir.

2- Davalı vekili TTK’da ve Rekabetin Korunması Kanunda yer alan tanımlara göre müvekkiline atfedilen eylemlerin haksız rekabet oluşturmadığını, davacının, TFF ile yapılan sözleşme kapsamında süper lig maçlarının yayın hakkının …’e ait olduğunu bilmesine rağmen bu sözleşmenin bittiği ve kendilerine ait … kanalında yayınlanacağına ilişkin gerçeğe uygun olmayan reklam ve haberler yaparak haksız rekabet işlediğine dair İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/496 Esas sayılı dosyasında ve İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/203 Esas sayılı dosyasında davalar açıldığını ve o davalarda davacının haksız rekabet yaptığının tespit edildiğini, rekabet yasağının asıl amacının dürüst ve bozulmamış ticari rekabeti korumak olduğunu, davacının dürüstlük kuralına aykırı olarak, süper lig maç yayınlarını …tan yayınlayacaklarına dair reklamlar ve haberler yaptığını, böylece spor camiasını yanılttığını ileri sürmüştür.

Haksız Rekabet TTK.’nın 54.maddesinde tanımlanmıştır. Buna göre rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşterilen arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerde aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. Aynı Yasa’nın 55.maddesinde haksız rekabet oluşturacak çeşitli fiiller örnek kabilinden sayılmıştır. Buna göre dürüstlük kurallarına aykırı reklamlar ve satış yöntemleriyle diğer hukuka aykırı davranışlar haksız rekabet oluşturur. Bu bağlamda, başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek haksız rekabet oluşturmaktadır. İlk derece mahkemesi bu yasal düzenlemeler bağlamında, kabul kararına konu haberlerin haksız rekabet oluşturduğuna hükmetmiştir. İlk derece mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi kurulu kök ve ek raporlarında her bir haber yönünden ayrıntılı değerlendirme yapılarak, haberlerin içerik ve veriliş şekilleri itibariyle haksız rekabet oluşturduğuna dair tespitler yapılmıştır. Bu konuda ilk derece mahkemesince gerekçeli kararındaki kabul gerekçeleri Dairemizce aynen benimsenmiştir. Buna göre, davalının, ilk derece mahkemesince kabul kararına konu edilen haberleri verirken dürüstlük kuralına aykırı şekilde ve davacının ürünü olan …ı ve davacıyı gereksiz yere incitici nitelikte beyanlarda bulunmak suretiyle haksız rekabette bulunduğu sabit olduğundan, davalı vekilinin bu konudaki istinaf sebepleri yerinde değildir.

Davalı vekili, İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/203 Esas sayılı dosyasında, müvekkiline ait …’te yayınlanacak süper lig maçlarının sanki …’ta yayınlanacakmış gibi haber yapan davalının haksız rekabette bulunduğunun tespit edildiğini ileri sürmüşse de anılan dava dosyasının yapılan incelemesinde, mahkemece verilen kabul kararının Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2010/4284 E. – 2012/3877 K.sayılı 15.03.2012 tarihli kararıyla bozulmasına karar verildiği ve bozma gerekçesinde, “…mahkemece davacı tarafın haksız rekabet iddiasına dayandırdığı maddi vakıalardan 27.08.2007 tarihli basın açıklamasının haksız rekabet teşkil ettiğine hükmedilmiştir. Davalı tarafın haksız rekabet teşkil ettiğine karar verilen basın açıklaması incelendiğinde, açıklamada davacı ile TFF arasında yapılan Türkiye Süper Liginin yayın hakkına ilişkin sözleşmesinin süresinin ihale yapılmadan uzatılmasına yönelik olarak yapılan işlemin eleştirildiği, kendilerinin de söz konusu yayın hakkı için teklif veren kuruluşlardan biri olmaları nedeniyle sürenin uzatılmasına ilişkin karardan haberdar edilerek teklif vermeye davet edilmeleri gerektiğini, yayıncı kuruluşun teklif ettiği bedelden daha yüksek bir bedeli teklif ettiklerini, bu tekliflerinin Türk futbolu için çok önemli bir kaynak yaratacağını, Türkiye Futbol Fedarasyonunun bu tekliflerinin değerlendireceklerine inandıkları hususlarının belirtildiği anlaşılmıştır. Buna göre basın açıklaması bir bütün olarak değerlendirildiğinde açıklamanın davacıyı veya faaliyetlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici beyanlarla kötülemek bu suretle davacının itibarını sarsmak veya ticari faaliyetini olumsuz yönde etkilemek amacını taşımayıp Türkiye Futbol Fedarasyonunun işlemine yönelik olarak yapılan bir eleştiriyle davalının kendi teklifini kamuoyu ile paylaştığı bir bildiri niteliğinde olduğu, söz konusu açıklamada davacı yönünden hukuka aykırılık teşkil edecek herhangi bir hususun bulunmadığı anlaşıldığından, davanın anılan basın açıklanması yönünden de reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde söz konusu basın açıklamasının davacı yönünden haksız rekabet oluşturduğuna karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir” denilmiştir. Anılan dosyadaki taraflar ile incelememize konu davadaki taraflar aynı olup oradaki davacı incelememize konu dosyada davalı konumundadır. Yargıtay bozma kararıyla da, incelememize konu dosyadaki davacının basın açıklamasının ve maçların süper ligde yayınlanmasıyla ilgili duyurularının haksız rekabet oluşturmadığı tespiti yapılmıştır. İlk derece mahkemesi anılan Yargıtay bozma kararına uyarak davayı reddetmiş ve dava kesinleşmiştir. Bu durumda davalı tarafın bu dosyayı dayanak göstererek yaptığı savunma ve istinaf sebepleri yerinde değildir.

3- Davalı vekili basın özgürlüğünün Anayasa’nın 28 ve AİHS.10.maddesiyle teminat altına alındığını, davaya konu haberlerin basın özgürlüğü kapsamında verilen haberler olması nedeniyle hukuka uygunluk sebebi bulunduğunu ve bu nedenle haberlerin haksız rekabet oluşturmayacağını, haberlerin basın özgürlüğüne uygun olarak objektif şekilde verildiğini, haberlerin doğru olduğunu, veriliş şeklinin basın kurallarına uygun olduğunu, okuyucunun dikkatini çekmek için konulan başlıkların mevzuata uygun olduğunu, davacının kişilik haklarının zarar görmediğini ancak kanunun bilgi alma hakkı ile davacının kişilik hakları karşılaştırıldığında kamunun bilgi alma hakkına üstünlük tanınması gerektiğini savunmuştur.

Anayasa’nın 28.maddesi uyarınca basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin almak ve mali teminat yatırma şartına bağlanamaz. Devlet basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır. Basın hürriyetinin sınırlandırılmasında Anayasa’nın 26 ve 27.madde hükümleri uygulanır. AİHS.10.maddesinde ifade özgürlüğü teminat altına alınmıştır. Bu hakkın haber alma verme özgürlüğünü de kapsadığı vurgulanmıştır. Aynı maddenin 2.fıkrasında bu hakkın ne şekilde sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir. Buna göre demokratik bir toplum ilkelerine uygun olarak bu hakkın yasayla sınırlandırılmasının mümkün olduğu belirtilmiştir.

Basın Kanunu’nun 3.maddesine göre, basın özgürdür. Bu maddenin 2.fıkrasına göre basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlâkının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir.

Yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere basın özgürlüğü ve kamunun bilgi alma hakkı temel hak ve özgürlük niteliğinde olmakla birlikte, tüm hak ve özgürlüklerde olduğu gibi, bu hak da sınırsız değildir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2009/1008 E. – 2010/3631 K.sayılı, 01/04/2010 tarihli kararında belirtildiği üzere, “…Basın özgürlüğü, Anayasa’nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasası’nın 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel medya bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır”.

Bu hukuki açıklama ışığında somut olayımıza gelindiğinde, ilk derece mahkemesinin kısmi kabul kararına konu gazete haberleri içerik itibariyle kesin bir mahkeme hükmü bulunmadığı halde davacının tüketiciyi kandırdığı yönünde haber yapıldığı, daha önce gerçekleşen bazı olaylar nedeniyle kamuoyunda olumsuz algısız bulunan … ile davacı arasında paralellik kurulduğu, böylece davacının şahsının ve markasının gereksiz yere kötülendiği, davacının televizyon yayın portalı olan … markasının gereksiz yere kötülendiği, … balonu patlamak üzere gibi ifadelerin haber verme sınırını aştığı, davacının ücretlendirme politikasının dürüstlük kuralına aykırı şekilde eleştirildiği, sonuç olarak ilk derece mahkemesinin kabul kararına konu gazete haberlerinin yukarıda anılan Yasa hükümleri ve Yargıtay içtihadı bağlamında haber verme özgürlüğünün ve basın özgürlüğünün sınırlarını aşan subjektif ve gereksiz yere davacının şahsını ve markasını karalayan haberler olduğu, haberlerin veriliş şeklinin ve başlıklarının da kamunun bilgi almasını sağlama amacının ötesine geçen nitelikte olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin bu konudaki istinaf sebepleri yerinde bulunmamış, ilk derece mahkemesinin karar gerekçeleri isabetli bulunmuştur.

4- Davalı vekili müvekkilinin kusuru bulunmadığını, davacının müterafik kusuru bulunduğunu savunmuştur. Davalı vekili davacının kusurlu olduğuna dair iddiasını, davacının basında paylaştığı ve İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/203 esas sayılı dosyasında Yargılamaya konu edilen basın açıklamasına dayandırmaktadır. Oysa yukarıda anılan dosyadan alıntı yapılan Yargıtay kararında da açıkça vurgulandığı üzere, davacının TFF ile davalı arasında yapılan anlaşmanın süre uzatımına ilişkin TFF işlemi hakkında kamuyu bilgilendirme amacıyla bu basın bildirisini hazırladığı tespit edilmiştir. Bu nedenle davacının bu konuda müterafik kusurunun bulunduğuna dair davalı savunması yerinde değildir. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/496 Esas sayılı dosyasının tarafları ve yargılamaya konu haberler farklıdır. …Gazetesinde yayınlanan 13.06.2007 tarihli haberle ilgili açılmış tazminat davasıdır. Anılan dosya kabulle sonuçlanmış ve kesinleşmiş olduğundan oradaki yargılamaya konu eylemin, davalı için haksız rekabette bulunma hakkı vermeyeceği açıktır. Her eylemin birbirinden bağımsız düşünülmesi gerekir. Bu nedenle bu konudaki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

5- TTK.’nın 59.maddesi uyarınca, mahkeme, davayı kazanan tarafın istemiyle, gideri haksız çıkan taraftan alınmak üzere, hükmün kesinleşmesinden sonra ilan edilmesine de karar verebilir. İlanın şeklini ve kapsamını mahkeme belirler. Hükmün sadece özetinin ilan edileceğine dair bir yasal sınırlama getirilmemiştir. İlanın şeklini ve kapsamını belirleme yetkisini Kanun mahkemeye vermiştir. Bu nedenle davalı vekilinin bu konudaki istinaf sebep ve gerekçeleri de yerinde görülmemiştir.

Davacı vekilinin katılma yoluyla yaptığı istinaf sebeplerinin incelenmesinde;

1- 03.09.2007 tarihli haberle ilgili olarak 8.sayfadaki “Kalite kandırmacası, …’ın kamuoyu ve tüketiciyi kandırması sadece ihale bedeliyle sınırlı kalmayıp daha kaliteli dijital görüntü söyleminin vurgulandığı …’ın oynadığı reklam filmiyle devam ediyor” şeklindeki ifadenin İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/203 E.sayılı dosyasında yargılamaya konu edildiği ve kesin hüküm nedeniyle bu haber yönünden davanın reddine karar verildiğini, burada bir kesin hüküm bulunduğundan söz edilemeyeceğini, çünkü davaların farklı haberlere ilişkin olduğunu, bu nedenle ilk derece mahkemesinin bu konudaki ret kararının isabetsiz olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesinin bu haberle ilgili ret kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bilirkişi kurulunun kök raporunda son sayfa IV başlığı altında benzer bir değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu haberin içeriği itibariyle davacının kişilik haklarına saldırı niteliği taşımadığı kamuyu bilgilendirme özelliğinin ağır bastığı, yine bilirkişi kurulunca bu haberin haksız rekabet oluşturduğuna dair tespitin yerinde olmadığı kanaatine varıldığından, ilk derece mahkemesinin bu haberle ilgili ret kararı sonucu itibariyle doğru bulunmuş, davacı vekilinin bu konudaki istinaf talebi reddedilmiştir.

2- İlk derece mahkemesinin kısmi ret kararına konu diğer haberler yönünden yapılan değerlendirmede; ilk derece mahkemesinin hükme esas aldığı bilirkişi kök ve ek raporundaki değerlendirmeler ve her bir haber için yapılan ayrıntılı analizler Dairemizce de benimsenmiş ve bu haberlerin basın özgürlüğü ve kamunun bilgi alma kapsamında yapılan haberler olduğu, davacı için zarar tehlikesi doğurmadığı, bu gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının isabetli olduğu kanaatine varıldığından, davacının bu konudaki istinaf sebepleri reddedilmiştir.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle, taraflar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK.’nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK 353/1.b.1.maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Taraflar tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye irad kaydına,
3-Tarafların istinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın bir örneğinin Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine,
5-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 05/07/2018 tarihinde oybirliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU : HMK 361.maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açıktır.

Yorumunuzu Paylaşın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s