Etiket: Türkiye Futbol Federasyonu

CAS – Futbol Dışı Kararları (Türkiye)

Bu dönem verdiğim yüksek lisans dersinde futbol dışındaki dallarda uyuşmazlıkların çözümünü anlatıyorum.

Dün akşam öğrencilerime CAS’ın bazı kararlarından bahsettim. Türk sporcuların, antrenörlerin, kulüplerin, federasyonların taraf olduğu, futbol dışında verilen kararların listesini paylaştım. Futbolla ilgili olmasına rağmen temelde doping cezasını konu alan bir karara da yer verdim.

Bu karar listesini ilgilenenlerle de paylaşmak istiyorum. Özellikle spor hukukuna ilgi duyan hukuk fakültesi öğrencilerine ve genç meslektaşlarıma bu kararları okumalarını öneririm.

Kararları en yeniden en eskiye, kronolojik şekilde listeleledim.

Bu kararlar CAS’ın kararlar veritabanında yer almaktadır. Bu veritabanına göz atmayı ihmal etmeyin!

Erteleme Kararına Nasıl Geldik?

Koronavirüs salgınının Türkiye’de başlamasının ardından spor alanında da bazı önlemler alındı.

Önce maçların seyircisiz oynanmasına karar verildi.

Kamuoyu bu karara sert tepki gösterdi. Büyük bir kesim, maçların ertelenmesi gerektiğini savundu.

Kamuoyu tepkisi Cumhurbaşkanını, Gençlik ve Spor Bakanı‘nı, Türkiye Futbol Federasyonu‘nu hiç etkilemedi. Seyircisiz oynama kararında ısrar ettiler.

Ne olduysa oldu, bugün yıldırım hızıyla toplantı yapıldı ve liglerin ertelenmesine karar verildi.

Aşağıda gelişmeleri kronolojik sırada özetlemek istiyorum. Kimin ne dediğini, ne talep ettiğini, neye itiraz ettiğini hatırlamak gerekiyor. Hatırlayalım ki, bugün yapılan açıklamaların samimi olmadığını görelim.

Okumaya devam et “Erteleme Kararına Nasıl Geldik?”

Ligler Ertelendi

Yaklaşık bir aydır devam eden süreç sonunda sona erdi ve ligler ertelendi.

Sonraki yazımda süreci kronolojik olarak anlatacağım.

Bu yazıda şimdilik erteleme kararının alındığı toplantıdan sonra gerçekleşen basın açıklamasını paylaşıyorum.

Nihat Özdemir: “Maçlar Nisan Sonuna Kadar Oynanacak”

UEFA, Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi maçlarını erteledi, özel maçların Haziran ayından itibaren oynanmasına karar verdi.

TFF başkanı Nihat Özdemir, konuyla ilgili basın toplantısı düzenledi.

Nihat Özdemir, Türkiye’de liglerin Nisan sonuna kadar seyircisiz oynanacağını açıkladı.

Özdemir, konuyla ilgili çelişik beyanlarda bulundu.

Özdemir, konuşmasının başında, seyircisiz oynama kararını birkaç gün önce açıklanan cumhurbaşkanı kararına dayandırdı. Cumhurbaşkanının kararını uyguluyorlarmış.

Soru-cevap bölümünde ise Özdemir ağzındaki baklayı çıkardı.

Özdemir, TFF olarak aldıkları her kararı Sağlık Bakanı ve Bilim Kurulu ile görüşerek aldıklarını belirtti.

Özdemir, şu garip cümleyi kurdu: “Aldığımız her karar sadece futbolcularımızı, takımlarımızı, liglerimizi değil; bizim aldığımız her karar Türkiyemiz’i ilgilendiren kararlardır. Her şeyden önce, bizim için en önce gelen Türkiye’dir.

Özdemir, seyircisiz oynama kararının sadece TFF’ye ait olduğunu ağzından kaçırdı.

Maalesef sporcuların, teknik ekiplerin, saha çalışanlarının sağlığını ve onlardan bulaşma riski sebebiyle kamu sağlığını tehdit eden seyircisiz oynama kararının nasıl Türkiye’nin menfaatine olduğunu açıklayamadı.

ÖZDEMİR, UEFA’NIN KARARINI YANLIŞ AKSETTİRDİ

Özdemir, “UEFA’nın bütün liglerin Haziran’a kadar tamamlanmasını arzuladığını” dile getirdi.

Dikkat edelim! UEFA, liglerin Haziran ayına kadar bitirilmesi yönünde talimat vermedi. Böyle bir talimat veremez de. UEFA sadece dileğini paylaştı.

Diyelim ki, UEFA liglerin Haziran’a kadar oynatılması talimatı vermiş olsun. Bu durumda neden Türkiye’de maçlar Nisan’a kadar seyircisiz oynanacak? Nisan’a kadar maçlar oynanabiliyorsa, ligin bitirilmesinin önünde herhangi bir engel var mı?

Nihat Özdemir ve ekibi, kamu sağlığını tehdit ediyor.

Özdemir, “Türkiye’nin menfaatini düşündüklerini” söyledi ama o Türkiye, bizim Türkiye’miz değil.

Maçların seyircisiz oynanmasından menfaat sağlayan sadece iki aktör var: var: Yayıncı kuruluş Beinsports Türkiye ve Yıldırım Demirören’in yönettiği İddaa ile bahis şirketleri

TFF yönetimi, yayıncı kuruluşa ve bahis şirketlerine para kazandırmak için insan sağlığını tehlikeye atıyor.

Kulüpler ise yayın gelirlerinin peşine düşmüş. İşçilerine sahip çıkmıyorlar. “Bu ortamda maç oynanmaz” diyemiyor, erteleme talep edemiyorlar.

PROFESYONEL FUTBOLCULAR DERNEĞİ BUHAR OLDU

Dünyada futbol dahil bütün spor karşılaşmaları ya iptal ediliyor ya da erteleniyor.

Avrupa’da dört ülke dışında bütün ülkelerde ligler ertelendi.

Türkiye’de futbolcuların, bunların yakınlarının ve son tahlilde hepimizin hayatı tehlikede.

Türkiye’de sadece birkaç yabancı sporcu maçların oynanmasına açıkça itiraz etti. Türk sporcular konuşmuyorlar. Konuşamıyorlar. Zira kulüplerinden kovulabilirler, milli takımlardan çıkarılabilirler. Onları kimse korumuyor.

Bu korku imparatorluğunda sesini çıkarabilecek, yüksek sesle itiraz etme gücüne sahip tek bir kurum var: Profesyonel Futbolcular Derneği (PFD).

PFD, Dünya Futbolcular Birliği’nin (FIFPro) üyesi.

FIFPro, geçen hafta bir mesaj yayınladı. FIFPro, futbolcuların maçları çıkmayı reddetme kararlarını desteklediğini açıkladı. FIFPro ilgili kurumları futbolcuların sağlığını korumak için gerekli adımları atmaya ve ligler hakkında hızlı karar vermeye davet etti.

FIFPro her gün yeni açıklama yayınlıyor. Federasyonların maçların ertelenmesi kararını destekliyor.

Peki Profesyonel Futbol Derneği ne yapıyor?

PFD, FIFPro‘nun maçlara çıkmama kararı ile ilgili açıklamasını tercüme edip yayınlamalıydı. Derneğin sitesinde bu açıklama hakkında tek kelime haber bulunmuyor.

Dernek, seyircisiz oynama kararını eleştirmek yerineDevletimizin Aldığı Karara Saygı Duyuyoruzbaşlıklı bir yazı yayınladı.

Böyle meslek birliği olmaz!

Devlet, futbolcuların sağlığını hiçe sayan bir karar almış. Avrupa’da liglerin ertelendiğini gören futbolcular öfkeli ve korkuyorlar.

PFD, maçların ertelenmesi için lobi yapacağına, kamuoyu oluşturacağına devlete mendil açıyor.

Açıkçası bu dernekten başka bir hareket de beklenemezdi.

Bu derneğin yönetim kuruluna bir bakalım. Yönetim kurulu üyeleri ya teknik direktör ya da futbol yorumcusu. Sistemden beslenen adamlar. Bu adamlardan sisteme karşı çıkmaları beklenebilir mi?

Teknik direktörler, işveren temsilcisidir. İşçilerin değil işverenin menfaatlerini savunurlar.

Futbol yorumcuları ise görsel ve yazılı medyada boy gösteriyorlar. Federasyona ve kulüplere yakın olmak zorundalar. Yoksa bir anda kendilerini kapı önünde bulurlar.

KULÜPLERİ ZOR GÜNLER BEKLİYOR

Anlaşılan, Türkiye’de futbolcular yalnız, sahipsiz. Devlet bir kesimin maddi menfaatlerini korumak için futbolcuları ateşe attı.

Gelecek günlerde birçok yabancı futbolcunun sözleşmelerini feshettiğini göreceğiz. Gücü olmayanlar, alacaklarından vazgeçecekler. Damarlı olanlar ise FIFA’ya başvuracaklar.

Bugün susan kulüplere başarılar diliyorum. FIFA ve CAS önünde kimse onların yanında olmayacak.

UEFA Turnuvaları Erteledi. Türkiye’de Ne Olacak?

UEFA, üye ulusal federasyon yetkilileri ile yaptığı toplantının ardından bir açıklama yayınladı.

Avrupa Erkekler Futbol Şampiyonası (EURO 2020) 2021 yılına ertelendi.

Bütün UEFA turnuvaları ve -özel maçlar dahil- kulüpler ve milli takımlar arasında oynanacak maçlar askıya alındı.

UEFA, EURO 2020’nin ertelenmesi sayesinde ulusal liglerin – geç de olsa- tamamlanmasını umuyor.

TÜRKİYE’DE FUTBOL MÜSABAKALARI ERTELENECEK Mİ?

UEFA, EURO 2020’yi erteleyerek ulusal liglerin tamamlanmasını umsa da, bu beklentinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği tamamen ulusal federasyonların inisiyatifinde.

Avrupa’da … federasyon maçları erteledi.

Türkiye’de ise bütün spor dallarında karşılaşmalar inatla seyircisiz oynatılıyor.

Kamuoyunda maçların ertelenmesi yönünde beklenti varken, sporcular oynamak istemediklerini dile getirmesine rağmen cumhurbaşkanı başdanışmanları (Hamza Yerlikaya ve Hidayet Türkoğlu), Gençlik ve Spor Bakanı ölü taklidi yapıyorlar.

Hidayet Türkoğlu ortada yok.

Hamza Yerlikaya, “antrenman yapmayın” diyor ama maçların antrenmansız nasıl oynanacağı hakkında görüş bildirmiyor.

Gençlik ve Spor Bakanı, kulağının üzerine yatmış; spor karşılaşmalarının ertelenmesi taleplerini duymazdan geliyor.

Türkiye Futbol Federasyonu, seyircisiz oynama kararında etkileri olmadığını duyurdu.

Hatırlayalım, TFF başkanı Nihat Özdemir, maçların seyircisiz oynanmasını düşünmediklerini açıklamıştı. O açıklamanın üzerinden üç gün geçmeden cumhurbaşkanı, maçların seyircisiz oynanmasına karar verdi. Bu kararın TFF’ye rağmen alındığı belli.

Avrupa’da neredeyse bütün federasyonlar maçları, karşılaşmaları, turnuvaları ertelerken neden Türkiye’de maçlar ertelenmiyor?

Bu sorunun yanıtını uzun uzun düşündüm. Tek bir mantıklı yanıt, gerekçe bulamadım.

Aradığım yanıtı gökten ararken yerde buldum.

Trabzonspor başkanı Ahmet Ağaoğlu, yüzüne maske takarak yaptığı basın toplantısında maçların ertelenmesi tartışması hakkında ilginç yorumlar yaptı.

Ağaoğlu, ağzında maske ile şunları söyledi:

Bugüne kadar insan sağlığı konusunda hassas değildik de, son 24-48 saat içinde mi hassas olduk?

Ligler tatil edilsin, bilmem ne, niye tatil edilsin? 2-3 gün önce böyle bir şey yokken, şu 3 gün içerisinde liglerin tamamen tatil edilmesi için doğan sebepler neler? Demek ki birileri bir şey bekliyor.”

“Bu kadar fazla liglere ara verilirse, seyircisiz oynanırsa bir ay sonra boşanma davalarına bakacak hakim de bulamayız bu ülkede. Futbol, ülke insanının ciddi şekilde stresini attığı, eğlendiği, meşgul olduğu bir olgu. Bunu da göz ardı etmemek lazım.”

Ağaoğlu’nun sözleri komik bile değil. Cevap vermeye değmez. 

Cumhurbaşkanı, UEFA’nın da aldığı kararlardan sonra ligleri ertelemeli!

Erteleyecek mi?

Sanmam.

Bu kararın olası sebeplerini başka bir yazıda irdeleyeceğim.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi: “TFF Tahkim Kurulu Bağımsız ve Tarafsız Değil”

Beklenen gün geldi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu ile ilgili birkaç kararını yayınladı. Karar için bkz. http://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-200548

AİHM, TFF Tahkim Kurulu’nun bağımsız ve tarafsız olmadığına karar verdi. AİHM, bu sorunun yapısal/sistematik bir sorun olduğunu tespit etti. Mahkeme, Türkiye’yi bu yapısal sorunun ortadan kaldırılması için gerekli tedbirleri almaya davet etti.

İlerleyen günlerde kararı kapsamlı şekilde değerlendireceğim.

Bu yazıda sadece AİHM’nin bazı tespitlerini kısaca paylaşacağım:

  • TFF Tahkim Kurulu, kanunla kurulmuş bir mahkemedir. Başvurucular bu hususu tartışmaya açmamış ancak mahkeme tartışmış.
  • Türkiye’de “zorunlu tahkim” olan futbol tahkiminde, TFF Tahkim Kurulu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde aranan bağımsızlık ve tarafsızlık kriterlerini sağlayamamaktadır.TFF Tahkim Kurulu, TFF başkanının önerisiyle, TFF yönetim kurulu tarafından atanmaktadır. TFF yönetim kurulunun seçildiği genel kurulda ise ekseri çoğunluk kulüplerden oluşmaktadır. TFF yönetim kurulu ise çoğunlukla kulüplerin eski yöneticileri ve üyelerinden oluşmaktadır. Bu kişiler futboldan çok kulüplerin menfaatlerini koruyacaklardır.
  • TFF Tahkim Kurulu üyelerinin, görevlerini layığıyla yapmalarını sağlayacak ve onları denetleyecek hiçbir düzenleme, davranış kuralları bulunmamaktadır. Bu kişilerin görevlerini kötüye kullanmaları halinde görevden alınmalarını sağlayacak bir mekanizma yoktur. Bu kişiler, göreve başlarken yemin etmemekte, bağımsızlık ve tarafsızlık beyanında bulunmamaktadır.
  • TFF Tahkim Kurulu’nun görev süresi, onu atayan yönetim kurulunun görev süresi kadardır. Bu durum, kurulun bağımsızlığı ve tarafsızlığı açısından şüphe yaratmaktadır.
  • TFF Tahkim Kurulu üyeleri, göreve başlarken bağımsızlık ve tarafsızlık beyanında bulunmamaktadır. TFF mevzuatında TFF Tahkim Kurulu üyelerinin reddedilmesi halinde hangi usulün uygulanacağı, bu itiraz hakkında hangi makamın karar vereceği öngörülmemiştir.
  • Yukarıdaki hususlar dikkate alındığında, TFF yürütme kurulu ile TFF Tahkim Kurulu arasında yapısal bağ olduğu ortaya çıkmaktadır. TFF yürütme kurulunun TFF Tahkim Kurulu üzerinde etki edebildiği izlenimi doğmaktadır. TFF Tahkim Kurulu dış baskılardan koruyan bir yapılanma bulunmamaktadır.

AİHM, bizim yıllardan beri dile getirdiğimiz sorunlardan bazıları hakkında önemli bir karar verdi. Türk spor tahkimi sisteminin bozuk olduğunu, TFF Tahkim Kurulu’nun bağımsız olmadığını ortaya koydu.

AİHM sadece ihlal kararı vermekle yetinmedi. Türkiye Cumhuriyeti devletine pozitif yükümlülük yükledi. AİHM, devlete TFF Tahkim Kurulu ile ilgili sistematik sorunların ortadan kaldırılması gerektiğini hatırlattı.

Kararla ilgili bir küçük eleştiriyi de paylaşayım. AİHM, TFF Tahkim Kurulu’nu mahkeme olarak kabul etmiş ancak kurulun kararlarına karşı yargı yoluna başvuru yasağını değerlendirmemiş. Anayasa’nın 59’uncu maddesinde yer alan yasağı tartışmamış. Belki diğer başvuruları değerlendirirken tartışır.

AİHM’nin bu kararının ardından Türk spor tahkimi sistemi tartışmaya açılacak. Kısa zaman içinde kanun değişikliklerinin yapılması şart. TFF Statüsü de değişmeli!

Mevzuat değişene kadar önümüzde çok yol var. Bu süreçte AİHM’ye başvuruların çoğalacağını düşünüyorum. Umarım başvurular çığ gibi artar ve AİHM kararları kanun koyucu için baskı unsuru haline gelir.

TFF Tahkim Kurulu İçin Kader Günü

Türkiye’de çok küçük bir azınlık, TFF Tahkim Kurulu ve SGM Tahkim Kurulu’na karşı hukuk savaşı veriyor.

2011 yılında Anayasa’da yapılan değişiklik ile, sporla ilgili çoğu uyuşmazlık için bu tahkim kurullarına başvuru zorunlu hale getirildi ve kurul kararlarına karşı yargı yolu kapatıldı.

Biz Anayasa değişikliği teklifi TBMM’ye getirildiğinden beri bu düzenlemenin doğru olmadığını, Anayasa’ya Anayasaya aykırı düzenleme getirileceğini, böyle bir düzenlemenin dünyada tek bir örneğinin olmadığını, adil yargılanma hakkının ihlal edileceğini, devletin mahkum edileceğini söyleyip durduk.

Ve o gün geldi.

Yarın devlet, Anayasadaki düzenlemeden ötürü büyük ihtimalle mahkum edilecek.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), TFF Tahkim Kurulu ile ilgili 5 başvuru hakkında kararlarını yayınlayacak.

AİHM’nin sitesinde yayınlanan basın bültenine göre, AİHM 5 dosyayı Ali Rıza ve Diğerleri v. Türkiye Kararı olarak yayınlayacak.

Okumaya devam et “TFF Tahkim Kurulu İçin Kader Günü”

Gençlik ve Spor Bakanlığı “Spor Kulüpleri ve Federasyonları Çalıştayı” Düzenliyor

Gençlik ve Spor Bakanlığı, 13-17 Ocak 2020 tarihleri arasında “Spor Kulüpleri ve Federasyonları Çalıştayı” düzenliyor.

Bakanlığın çalıştay ile ilgili basın açıklaması aşağıda:

TÜRK SPORU ANKARA’DA MASAYA YATIRILACAK

Türk Sporu, Ankara’da düzenlenecek çalıştayda masaya yatırılacak. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nca düzenlenecek ve Türk Sporunun mevcut sorunları ve çözüm önerilerinin ele alınacağı çalıştayda, spor kulüpleri ve federasyonlarının yapısal sorunları ve gelecek stratejileri 5 gün boyunca tartışılacak.

Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nun açılış ve kapanış konuşmalarını yapacağı “Spor Kulüpleri ve Federasyonları Çalıştayı” 13-17 Ocak 2020 tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek. Spor kulüpleri ve federasyonlarının yapısal sorunları, gelecek stratejileri 5 gün boyunca tartışılacağı çalıştayda, Gençlik ve Spor Bakanlığı, kulüplerin ve federasyonların mevcut sorunlara çözüm önerilerini dinleyecek.

İki gün Türk Futbolu tartışılacak

Çalıştay’ın ilk iki gününde, Türkiye Futbol Federasyonu, kulüp birlikleri ve profesyonel liglerde yer alan kulüplerin katılımı ile gerçekleştirilecek oturumlarda, Türk futbolunun mevcut sorunları ve çözüm önerileri ele alınacak.

Çalıştayda; kulüplerin ve TFF’nin stratejik plan çalışmaları ile Türk Futbolunun geleceğinde devletin rolü “Türk Sporunda Gelecek Stratejileri” başlığı altında, kulüplerde mali disiplin ve iç denetim, UEFA finansal fair play Türkiye uygulaması ve Türk futbolunda kaynakların etkin ve verimli kullanılması konuları ise “Türk Futbolunda Finansal Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlığı altında ele alınacak. Çalıştayın ikinci gününde ise; “Türk Futbolunda Sportif Sorunlara Çözüm Önerileri” ile Türk Futbolunda, Adil Oyun, Pazarlama ve sponsorluk, iletişim, yayıncılık ve taraftar ilişkilerinin ele alınacağı “Türk Futbolunda Marka Yönetimi” başlıkları görüşülecek. Çalıştayın üçüncü gününde ise “Spor kulüplerinin hukuki sorunları ve çözüm önerileri ortak oturumda ele alınacak.

Türk sporunun sorunları tüm yönleriyle masada olacak

Çalıştayın son üç gününde ayrıca, federasyon başkanları, Paralimpik, Olimpik, Deaflimpik branşlarda sporcu yetiştiren kulüplerin temsilcileri, Türkiye Milli Paralimpik Komitesi, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi, Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu ve spor kulübü konfedarasyonlarının katılacağı oturumlarda ise Türk sporunun sorunları ve çözüm önerileri istişare edilecek. “Türk Sporunda Gelecek Stratejileri”, “Türk Futbolunda Finansal Sorunlar ve Çözüm Önerileri”, “Sportif Sorunlara Çözüm Önerileri” ve “Türk Sporunda Marka Yönetimi” konuları değerlendirilecek.”

Türkiye Futbol Federasyonu, TBMM’de Savunma Verdi

Türkiye Futbol Federasyonu ile Kamu Denetçiliği Kurumu arasındaki gerginlik TBMM‘ye taşındı.

Kamu Denetçiliği Kurumu, iki seneden beri Türkiye Futbol Federasyonu‘na karşı yapılan başvurularda TFF‘nin kamu kurumu olduğuna işaret ediyor ve TFF‘nin özellikle adil yargılanma ilkesine aykırı davrandığını tespit ederek tavsiye kararları veriyor.

TFF, KDK‘nın soruşturmalarında KDK‘ya yanıt bile vermekten imtina ediyor. TFF, Anayasa’daki spor tahkimi ile ilgili düzenlemesini gerekçe gösteriyor ve KDK‘nın TFF hakkında soruşturma açamayacağını, TFF ile ilgili karar veremeyeceğini iddia ediyor.

TFF‘nin hukuk tanımaz ve TBMM‘nin iradesini hiçe sayan tutumu tepki görmeye başladı. En sonunda, TFF, TBMM‘ye davet edildi ve savunma vermesi istendi.

TFF başkan vekili ve aynı zamanda Spor Genel Müdürü Mehmet Baykan, TFF’yi temsilen TBMM Dilekçe Komisyonu İle İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Alt Komisyonu‘nda savunma yaptı. Toplantı tutanağı için bkz. https://tinyurl.com/y2ccrgpn

Okumaya devam et “Türkiye Futbol Federasyonu, TBMM’de Savunma Verdi”

Şike ile Mücadele mi, Yolsuzluk mu?

Türkiye’de spor kamuoyu iki haftadır Spor Tahkim Mahkemesi‘nin (CAS) kararını tartışıyor.

CAS, Trabzonspor‘un FIFA, Türkiye Futbol Federasyonu ve Fenerbahçe’ye karşı yaptığı başvuruyu reddetti.

CAS, kararını bir basın bülteni ile duyurdu.

Basın bülteninde özetle,

  • Fenerbahçe‘nin şike yapması sebebiyle Trabzonspor’un doğrudan, başkaca bir işleme gerek kalmaksızın şampiyon ilan edilmesini sağlayan bir düzenleme bulunmadığı,
  • Trabzonspor‘un sürecin tarafı olmadığı, kurumların verdiği kararlardan doğrudan etkilenmediği; bu sebeple Trabzonspor‘un TFF ve Fenerbahçe‘nin cezalandırılması için FIFA‘ya başvurmasında hukuki yararı olmadığı,

belirtildi.

CAS‘ın basın bülteni yayınlanır yayınlanmaz, kulüplerden karşılıklı açıklamalar geldi.

Fenerbahçe, “alın teri ile kazandıkları 2010-2011 sezonu şampiyonluğunun ‘bir kez daha’ tescillendiğini” açıkladı. Oysa CAS‘ın basın bülteninde bile Fenerbahçe’nin şike faaliyetlerinde bulunduğu ifade edilmişti.

Trabzonspor ise, çok ağır bir açıklama yayınladı.

Trabzonspor, CAS‘ın kararını komik ve hukukla izah edilemez olarak nitelendirdi. Kulüp, “Avrupa futbolunu yönetme iddiasındaki UEFA’nın, dünya futbolunu yönetme iddiasındaki FIFA’nın ve yaşanan adaletsizlikleri ortadan kaldırma iddiasındaki Spor Tahkim Mahkemesi CAS’ın, tarihin en belirgin emek hırsızlığı karşısında tarihi bir sorumluluk üstlenmek yerine asla unutulmayacak bir garabetin öznesi haline geldiklerini” iddia etti.

CAS‘ın basın bülteni pek açık olmadığı için, basın bültenindeki ifadeler tartışılmaya başlandı. Özellikle TFF ve Fenerbahçe‘ye ceza verilmesi talebinin reddi gerekçesi pek mantıklı gelmedi. Bırakalım Trabzonspor’un başvurmasını, CAS‘ın Türkiye’deki şike süreci ile ilgili kararları yayınlandıktan sonra FIFA‘nın re’sen (görevi gereği) Fenerbahçe ve TFF hakkında soruşturma açması ve özellikle TFF‘yi cezalandırması gerekiyordu.

CAS‘ın FIFA Disiplin Talimatı’nı nasıl yorumladığı basın bülteninden anlaşılmıyordu.

CAS‘ın kararındaki detaylar bilinmediği için tartışma havada kaldı. Bir kesim, Trabzonspor yönetimini suçladı. Yönetimin davaya sahip çıkmadığını, bütün taleplerin dilekçeye yazılmadığını ileri sürenler oldu. Hatta işi daha ileri götürüp, taraf ehliyeti olmadığını bile bile CAS‘a başvurulduğunu ve kulübün büyük ekonomik zarara uğratıldığını iddia eden avukatlar ortamı iyice gerdiler.

Birkaç gün geçmeden CAS kararının detayları ortaya çıkmaya başladı.

Önce süreci yakından bilen ve kulübe hukuki destek veren Avukat Hakan Orhan, CAS kararını bir gazete için yorumladı.

YABANCI UZMANDAN TEPKİ

CAS kararı sadece Türkiye’de tartışılmadı. CAS‘ın basın bülteni yurtdışında da tepkiyle karşılandı.

En sert tepki Kanada’dan geldi.

Kanada Spor Hukuku Derneği başkanı, Kanada Futbol Federasyonu eski yönetim kurulu üyesi, spor hukuku profesörü Amélia S. Fouques, önce basın bülteni hakkında tweetler yazdı. Fouques, bir şekilde CAS’ın kararını elde ettikten sonra kararla ilgili çok uzun bir yazı kaleme aldı.

FIFA, Şikeyle Mücadelede Ciddi mi?” başlıklı yazıda, Fouques, hem FIFA hem de CAS‘ı ağır dille eleştirdi.

Fouques, özetle,

  • Dünya futbolunu yöneten ve üyesi federasyonlar için futbolu koruma görevi olan FIFA‘nın görevini ihmal ettiğini, ceza verme yükümlülüğü öngören Talimat hükümlerini uygulamadığını, yolsuz davrandığını, şikeyi neredeyse serbest bıraktığını;
  • FIFA Disiplin Talimatı‘nın şike yapanlara ve şikeyle mücadele etmeyi reddeden federasyonlara ceza verilmesini öngören düzenlemelere rağmen, CAS‘ın bu düzenlemelerin FIFA’yı ceza vermeye zorlamadığını iddia etmesinin FIFA‘nın saygınlığını ve güvenirliğine zarar vereceğini; FIFA‘nın kendi mevzuatını uygulamaktan imtina etmesi halinde, FIFA‘nın, kurulma amacını ve FIFA‘nın varlığını tehlike altına sokacağını,
  • TFF Süper Lig şampiyonluk kupasının, şike yaptığı CAS kararlarıyla belgelenen Fenerbahçe‘den alınıp Trabzonspor‘a verilmesinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu; bu konuda özel bir düzenleme aranmasının anlaşılmaz olduğunu, zira benzer bir suç olan dopingte doping yapan sporcuların derecelerinin ortadan kaldırılıp onların yerine arkadaki sporcuların getirilmesi ve ödüllerin o sporculara verilmesi için özel düzenleme aranmadığını,
  • Şikenin, sporun düşmanı ve karşı takıma saygısızlık olduğunu; şikenin açıkça ortaya çıkmasından sonra federasyonlardan kararlı adımlar beklendiğini,
  • CAS‘ın şeffaf davranmadığını, duruşma tarihini bile yayınlamaktan kaçındığını,
  • Trabzonspor‘un açık yargılama, duruşma, tanık (özellikle  FIFA Disiplin Kurulu başkan ve üyelerini) dinletme taleplerini reddeden CAS‘ın adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini,
  • Şikeden mağdur olmuş ve adalet arayan bir kulübün kendisine gelmesi halinde, o kulübe ‘bu işi unut! Paran sende kalsın. Dava 10 yıl sürecek ve kaybedeceksin. Üstelik yargılama masraflarına da sen katlanacaksın‘ diyeceğini,
  • FIFA‘nın Disiplin Talimatı’nı değiştirmesi ve şikeden ötürü kusursuz sorumluluk rejimini hayata geçirmesi gerektiğini,
  • Trabzonspor‘un hak ettiği adaleti elde etmesini dilediğini; bunun sadece Trabzonspor için değil, futbol ailesi ile birlikte ayrıca temiz oynayan ve  sporda ahlakı ve sporcuları koruması beklenen uluslararası federasyonlar tarafından haksızlığa uğratılan sporcular için büyük bir zafer olacağını

yazdı.

Fouques‘un yazısı, spor yönetimi ve spor tahkimi açısından çok önemli. Yabancı hukukçular, spor insanları bu yazıya yorum yapıyor ve yazıyı paylaşıyorlar.

O yazı, Türkiye’de de sosyal medyada paylaşılıyor. Yabancı dil bilmeyen taraftarlar yazının içeriğini öğrenmek için yoğun çaba harcıyorlar. Bazı taraftarlar, Trabzonspor yönetiminin bu yazıyı tercüme ederek yayınlamasını ve hatta Fouques‘u Türkiye’ye davet edip ona konferans verdirmesini önerdiler.

ŞİMDİ NE OLACAK?

Trabzonspor, CAS‘ın kararına karşı İsviçre Federal Mahkemesi‘nde iptal davası açacaktır. Mahkemeden olumsuz karar çıkarsa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘ne başvurabilir. Bu süreçte Trabzonspor taraftarları da Avrupa’nın dört bir yanında gösteri yapmaya devam edeceklerdir. Dünyaca ünlü, başarılı ve etkili bir spor hukukçusunun Trabzonspor‘a destek vermesi ve Trabzonspor‘dan bağımsız olarak FIFA ve CAS ile uğraşması dünya spor kamuoyunun Trabzonspor davası ile ilgilenmesini sağlayabilir.