Etiket: Türkiye Futbol Federasyonu

Şike ile Mücadele mi, Yolsuzluk mu?

Türkiye’de spor kamuoyu iki haftadır Spor Tahkim Mahkemesi‘nin (CAS) kararını tartışıyor.

CAS, Trabzonspor‘un FIFA, Türkiye Futbol Federasyonu ve Fenerbahçe’ye karşı yaptığı başvuruyu reddetti.

CAS, kararını bir basın bülteni ile duyurdu.

Basın bülteninde özetle,

  • Fenerbahçe‘nin şike yapması sebebiyle Trabzonspor’un doğrudan, başkaca bir işleme gerek kalmaksızın şampiyon ilan edilmesini sağlayan bir düzenleme bulunmadığı,
  • Trabzonspor‘un sürecin tarafı olmadığı, kurumların verdiği kararlardan doğrudan etkilenmediği; bu sebeple Trabzonspor‘un TFF ve Fenerbahçe‘nin cezalandırılması için FIFA‘ya başvurmasında hukuki yararı olmadığı,

belirtildi.

CAS‘ın basın bülteni yayınlanır yayınlanmaz, kulüplerden karşılıklı açıklamalar geldi.

Fenerbahçe, “alın teri ile kazandıkları 2010-2011 sezonu şampiyonluğunun ‘bir kez daha’ tescillendiğini” açıkladı. Oysa CAS‘ın basın bülteninde bile Fenerbahçe’nin şike faaliyetlerinde bulunduğu ifade edilmişti.

Trabzonspor ise, çok ağır bir açıklama yayınladı.

Trabzonspor, CAS‘ın kararını komik ve hukukla izah edilemez olarak nitelendirdi. Kulüp, “Avrupa futbolunu yönetme iddiasındaki UEFA’nın, dünya futbolunu yönetme iddiasındaki FIFA’nın ve yaşanan adaletsizlikleri ortadan kaldırma iddiasındaki Spor Tahkim Mahkemesi CAS’ın, tarihin en belirgin emek hırsızlığı karşısında tarihi bir sorumluluk üstlenmek yerine asla unutulmayacak bir garabetin öznesi haline geldiklerini” iddia etti.

CAS‘ın basın bülteni pek açık olmadığı için, basın bültenindeki ifadeler tartışılmaya başlandı. Özellikle TFF ve Fenerbahçe‘ye ceza verilmesi talebinin reddi gerekçesi pek mantıklı gelmedi. Bırakalım Trabzonspor’un başvurmasını, CAS‘ın Türkiye’deki şike süreci ile ilgili kararları yayınlandıktan sonra FIFA‘nın re’sen (görevi gereği) Fenerbahçe ve TFF hakkında soruşturma açması ve özellikle TFF‘yi cezalandırması gerekiyordu.

CAS‘ın FIFA Disiplin Talimatı’nı nasıl yorumladığı basın bülteninden anlaşılmıyordu.

CAS‘ın kararındaki detaylar bilinmediği için tartışma havada kaldı. Bir kesim, Trabzonspor yönetimini suçladı. Yönetimin davaya sahip çıkmadığını, bütün taleplerin dilekçeye yazılmadığını ileri sürenler oldu. Hatta işi daha ileri götürüp, taraf ehliyeti olmadığını bile bile CAS‘a başvurulduğunu ve kulübün büyük ekonomik zarara uğratıldığını iddia eden avukatlar ortamı iyice gerdiler.

Birkaç gün geçmeden CAS kararının detayları ortaya çıkmaya başladı.

Önce süreci yakından bilen ve kulübe hukuki destek veren Avukat Hakan Orhan, CAS kararını bir gazete için yorumladı.

YABANCI UZMANDAN TEPKİ

CAS kararı sadece Türkiye’de tartışılmadı. CAS‘ın basın bülteni yurtdışında da tepkiyle karşılandı.

En sert tepki Kanada’dan geldi.

Kanada Spor Hukuku Derneği başkanı, Kanada Futbol Federasyonu eski yönetim kurulu üyesi, spor hukuku profesörü Amélia S. Fouques, önce basın bülteni hakkında tweetler yazdı. Fouques, bir şekilde CAS’ın kararını elde ettikten sonra kararla ilgili çok uzun bir yazı kaleme aldı.

FIFA, Şikeyle Mücadelede Ciddi mi?” başlıklı yazıda, Fouques, hem FIFA hem de CAS‘ı ağır dille eleştirdi.

Fouques, özetle,

  • Dünya futbolunu yöneten ve üyesi federasyonlar için futbolu koruma görevi olan FIFA‘nın görevini ihmal ettiğini, ceza verme yükümlülüğü öngören Talimat hükümlerini uygulamadığını, yolsuz davrandığını, şikeyi neredeyse serbest bıraktığını;
  • FIFA Disiplin Talimatı‘nın şike yapanlara ve şikeyle mücadele etmeyi reddeden federasyonlara ceza verilmesini öngören düzenlemelere rağmen, CAS‘ın bu düzenlemelerin FIFA’yı ceza vermeye zorlamadığını iddia etmesinin FIFA‘nın saygınlığını ve güvenirliğine zarar vereceğini; FIFA‘nın kendi mevzuatını uygulamaktan imtina etmesi halinde, FIFA‘nın, kurulma amacını ve FIFA‘nın varlığını tehlike altına sokacağını,
  • TFF Süper Lig şampiyonluk kupasının, şike yaptığı CAS kararlarıyla belgelenen Fenerbahçe‘den alınıp Trabzonspor‘a verilmesinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu; bu konuda özel bir düzenleme aranmasının anlaşılmaz olduğunu, zira benzer bir suç olan dopingte doping yapan sporcuların derecelerinin ortadan kaldırılıp onların yerine arkadaki sporcuların getirilmesi ve ödüllerin o sporculara verilmesi için özel düzenleme aranmadığını,
  • Şikenin, sporun düşmanı ve karşı takıma saygısızlık olduğunu; şikenin açıkça ortaya çıkmasından sonra federasyonlardan kararlı adımlar beklendiğini,
  • CAS‘ın şeffaf davranmadığını, duruşma tarihini bile yayınlamaktan kaçındığını,
  • Trabzonspor‘un açık yargılama, duruşma, tanık (özellikle  FIFA Disiplin Kurulu başkan ve üyelerini) dinletme taleplerini reddeden CAS‘ın adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini,
  • Şikeden mağdur olmuş ve adalet arayan bir kulübün kendisine gelmesi halinde, o kulübe ‘bu işi unut! Paran sende kalsın. Dava 10 yıl sürecek ve kaybedeceksin. Üstelik yargılama masraflarına da sen katlanacaksın‘ diyeceğini,
  • FIFA‘nın Disiplin Talimatı’nı değiştirmesi ve şikeden ötürü kusursuz sorumluluk rejimini hayata geçirmesi gerektiğini,
  • Trabzonspor‘un hak ettiği adaleti elde etmesini dilediğini; bunun sadece Trabzonspor için değil, futbol ailesi ile birlikte ayrıca temiz oynayan ve  sporda ahlakı ve sporcuları koruması beklenen uluslararası federasyonlar tarafından haksızlığa uğratılan sporcular için büyük bir zafer olacağını

yazdı.

Fouques‘un yazısı, spor yönetimi ve spor tahkimi açısından çok önemli. Yabancı hukukçular, spor insanları bu yazıya yorum yapıyor ve yazıyı paylaşıyorlar.

O yazı, Türkiye’de de sosyal medyada paylaşılıyor. Yabancı dil bilmeyen taraftarlar yazının içeriğini öğrenmek için yoğun çaba harcıyorlar. Bazı taraftarlar, Trabzonspor yönetiminin bu yazıyı tercüme ederek yayınlamasını ve hatta Fouques‘u Türkiye’ye davet edip ona konferans verdirmesini önerdiler.

ŞİMDİ NE OLACAK?

Trabzonspor, CAS‘ın kararına karşı İsviçre Federal Mahkemesi‘nde iptal davası açacaktır. Mahkemeden olumsuz karar çıkarsa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘ne başvurabilir. Bu süreçte Trabzonspor taraftarları da Avrupa’nın dört bir yanında gösteri yapmaya devam edeceklerdir. Dünyaca ünlü, başarılı ve etkili bir spor hukukçusunun Trabzonspor‘a destek vermesi ve Trabzonspor‘dan bağımsız olarak FIFA ve CAS ile uğraşması dünya spor kamuoyunun Trabzonspor davası ile ilgilenmesini sağlayabilir.

TFF’nin Kurulları Ne Zaman Atandı?

Türkiye Futbol Federasyonu genel kurulu 1 Haziran’da gerçekleşti. Göstermelik seçimde, Nihat Özdemir TFF’nin yeni başkanı oldu.

Bugün TFF‘nin sitesinde bir araştırma yaparken TFF‘nin kurullarına baktım. Gördüğüm kadarıyla geçmiş dönemde kurullarda yer alan kişiler pozisyonlarını korumuşlar.

Belki de kurullara henüz atama yapılmadı. Bilmiyoruz.

TFF mevzuatına göre, kurulların görev süreleri, yönetim kurulunun görev süresiyle sınırlı. Yönetim kurulunun görevi sona erince, kurullar da başka bir işleme gerek olmaksızın lağvedilmiş sayılıyor. Uyuşmazlık Çözüm Kurulu‘nda görevli Başkanlar Kurulu’nun ve UÇK‘ya atanmış hakemlerin de görev süreleri sona eriyor.

Geçmiş dönemlerde kurullara atama yapıldığı zaman, bu atamalar TFF’nin sitesinde ilan edilirdi. Oysa TFF genel kurulundan bugüne kadar TFF’nin sitesinde duyuru yayınlanmadı.

Özellikle Uyuşmazlık Çözüm Kurulu‘na ve TFF Tahkim Kurulu‘na başvuracak yahut PFDK‘ya savunma verecek kişiler bu hususa dikkat etmeli ve gerekirse resmî atama yapılıp yapılmadığını araştırmalılar. Zira görev süresi sona ermiş kurullara ve bu kurulların kararlarına itiraz edebilirler.

Türkiye Profesyonel Futbolcular Derneği, kurullar hakkında açıklama yapmadı. Yoksa dernek kurulların, özellikle Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’na atanmış hakemlerin görev sürelerinin bittiğinin farkında değil mi?

İstanbul Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi: “Yayın Hakkı Bulunmayan Televizyon Kanalında Maç İzlemek Suretiyle Maç Yorumu Yayınlanması Hukuka Aykırıdır.”

T.C.
İSTANBUL
2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/2
KARAR NO : 2019/145

DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref’i, Önlenmesi.
DAVA TARİHİ : 06/11/2013
KARAR TARİHİ : 09/04/2019

Mahkememizde görülmekte bulunan fikir ve sanat sanat eseri sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüzün ref’i, önlenmesi davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, … ile … arasında … Maçlarının münhasır yayınına ilişkin Paket A Yayın Hakları sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme gereği yayın haklarının görsel ve işitsel anlamında münhasır sahibi olduğu, davalının … logolu televizyon kanalında yayınlanan “…” adlı televizyon programında, “…” olarak yayınladığı ve hatta yorumcular vasıtasıyla da bu maçlarla ilgili program yaptıklarını tespit ettiklerini, davalının programları “…” yaparak izletmekte ve bu yolla haksız bir kazanç sağladığını, davalının …’nun haklarını ihlal ettiğini, davalının sahibi olduğu … Logolu televizyon kanalında yayınlanan “…” adlı programın yayınının dava sonuna kadar ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, müvekkil şirketinin yayınlarının izlenmesi yoluyla maç anlatımı şeklinde program yapılmasının engellenmesine, davanın … Kurumuma ihbar edilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Mahkemenin görevli olmadığını, yargılamanın Asliye Ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini, futbol maçı esnasında görüntü kullanılmadığını sadece yorum ve bilgi verildiğini, Televizyon ekranından izlemek suretiyle maç anlatımı şeklinde bir eylemden bahsedildiğini, böyle bir eylemin müvekkil şirket tarafından gerçekleştirilmediğini, davacılardan … A.Ş. adında bir şirketten bahsedilmediğini, davacılardan …’nın … lisansı üzerinde ne şekilde bir hak tesisi olduğuna ilişkin herhangi bir somut ve hukuki kanıt bulunmadığını, ayrıca dava dilekçesinin önemli bir kısmında … logolu kanaldan bahsedilmekteyse de, bahsedilen fiillerin hiçbirinde televizyon yayınına ait görüntünün kullanılmasının sözkonusu olmadığını, … logolu kanaldan bahsedip … A.Ş.’nin de haklarının ihlal edilmiş olduğu iddiasıyla davacı sıfatına haiz olması mümkün olmadığını, bu kapsamda davacıların herhangi bir surette aktif dava ehliyetlerinin de bulunmadığını, husumet yönünden de davanın ve tüm taleplerin reddine karar verilmesi gerektiği, davanın görev yönünden reddine, dava konusu programının yayının durdurulması nedeniyle tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Asli Müdahil vekili asli müdahale talepli dilekçesinde özetle, müvekkili ile … arasında imzalanan 22/08/2013 tarihli sözleşme gereğinde 2013-2014 futbol sezonu …, …, … Kupası müsabakalarında gruplarda oynanacak karşılaşmalar ve … Final müsabakasının yurt içine ve yurt dışına internet vs.her türlü iletişim teknolojisi aracılığı ile sesli (audio) radyo yayın hakkının … kurumuna ait olduğunu, davalı şirketin Türkiye Futbol Federasyonu ile hiçbir anlaşması, sözleşmesi olmadan herhangi bir telif ödemesi yapmadan izinsiz şekilde söz konusu müsabakaları canlı yayın esnasında … logolu kanalı izlemek marifetiyle “canlı” olarak yayınladığı ve hatta yorumcular vasıtasıyla da bu maçlarla ilgili program yaptıklarının tespit edildiğini, söz konusu yayınların televizyonlar üzerinden bu şekilde … izleyerek anlatılmasının müvekkili kurumun çok büyük meblağlar ödeyerek aldığı yayın haklarını kullanılmasını olumsuz şekilde etkilediğini, bu durumun açıkça hak gasbı olduğunu ve haksız bir kazanç sağlandığını iddia ederek, asli müdahale taleplerinin kabulüne, …, …, … Kupası müsabakalarında gruplarda oynanacak karşılaşmalar ve … Final müsabakasının yayınlarının hak sahibi olmayan davalı tarafından maç anlatımı şeklinde program yapmasının engellenmesi yönünde karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, davacının yayın haklarına sahip olduğu … maçları kapsamında kalan futbol müsabakalarının davalı şirket TV kanalında canlı yayın esnasında davalı şirkete ait TV kanalında … adlı programda programı yapanlar tarafından izlenerek bu maçla ilgili yapılan canlı yayın programının önlenmesi talepli davadır.

Davacı ile … arasında … maçlarının münhasır yayına ilişkin … hakları sözleşmesi imzalandığı, ayrıca … tarafından söz konusu müsabakaların radyodan canlı olarak yayınlanması da başka bir kuruma (Asli müdahil …’ye) ihale edildiği, davalı şirketin ise herhangi bir anlaşma olmadan izinsiz şekilde söz konusu müsabakaları canlı yayın esnasında …’yi izlemek marifetiyle canlı olarak yayınladığı iddiasıyla dava açılmıştır.
Davacılar vekilinin mahkemeye sunduğu 17.07.2014 tarihli dilekçesinde 10.01.2014 tarihli olarak verilen … Logolu televizyon kanalında yayınlanan … adlı programa ait … maçına ait yorum değerlendirme içeriğinin bulunduğu CD dosyaya sunulmuştur.
Davacının ve Asli Müdahil …’nin … ile yaptığı anlaşma gereğince … maçlarının Türkiye’de inhisari yayın haklarına sahip olduğu dosyaya sunulan sözleşmelerle sabittir.

Davalı şirketin … maçına ilişkin … adlı programdaki yorumlar CD içeriğinde dosyaya sunulmuş olup mahkememizce bilirkişi olarak seçilen Bilişim Uzmanı …’dan CD izlenmek suretiyle rapor alınmıştır. Görüntülerden davacıya ait … kanalında yayınlanan maçın davalıya ait … kanalında görüntü kullanmaksızın kameranın görmediği açıdan eş zamanlı olarak maçın izlenerek bu görüntüler üzerinden program yapıldığı ve dolaylı şekilde maçın aktarıldığı canlı görüntü olmamasına rağmen programdaki yorumcuların aktarımından maç seyrinin takip edildiği anlaşılmaktadır.

DVD içerisinde 45 dakikalık kayıtta Süper Ligin 2013-2014 sezonu 10 Haftasının 2.ci karşılaşması olan … maçının ilk yarısı oynandığı sırada … sitesinden yayın yapan …’nin … kanalındaki dakika yorum programında 18.50-20.55 saatleri arasında sunucu … ve … isimli yorumcularla birlikte yorumların yapıldığı naklen yayından anlık aktarmalar yapıldığı anlaşılmıştır.

TV izleyicisi şifreli ve paralı olan davacı kanalını izlemek yerine ücretsiz olan davalı kanalını izleyen seyirci hem maçın seyrini takip edebilmekte hem de görüntüler üzerine yapılan yorumları izleyebilmekte bu şekilde davacının yüksek bedel ödeyerek yayın haklarını aldığı, söz konusu maçlar üzerinden davalının davacı yayın hakkını ihlal ederek onun yatırımını sömürdüğü ve paraziter rekabet oluşturduğu anlaşılmaktadır.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili ve asli müdahil … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 11.HD’nin 24/10/2016 tarihli ve 2016/11712 esas, 2016/8332 karar sayılı ilamı ile “1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı … vekilinin … A.Ş. ve … A.Ş.nin davacı olduğu ilk davaya yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Asli müdahil … Müdürlüğü vekilinin temyizine gelince, dava, davalının eylemi ile davacıların yayın haklarını ihlal ettiği iddiasıyla yayının engellenmesi talebine ilişkindir. İlk davayı … A.Ş. ve … A.Ş. açmış, işbu davaya … Müdürlüğü de 2013-2014 futbol sezonu maçlarının radyo yayın hakkı sahibi olarak gerekli harçları yatırmak suretiyle asli müdahale talebinde bulunmuştur. Ancak, mahkemece davanın kabulü yönünden hüküm kurulurken, asli müdahil … Genel Müdürlüğü’nün radyo yayın hakkı sahibi olarak dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddia ve talepler değerlendirilmemiş ve … Genel Müdürlüğü yönünden bir hüküm kurulmamıştır. Oysa ki, asli müdahale davası ile ilk dava birbirinden bağımsızdır ve buna göre, asli müdahale davası hakkında da ayrı bir hüküm kurulması gerekir. Asli müdahil kendisi hakkında verilen bu hükmü yalnız başına kanun yoluna götürme hakkına da sahiptir (KURU/ARSLAN/YILMAZ; Medeni Usul Hukuku, 19. Baskı, s. 537-538). Bu durumda mahkemece asli müdahil … Müdürlüğü’nün talepleri hakkında da olumlu yada olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sadece diğer davacıların taleplerine yönelik değerlendirme yapılarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu yönden asli müdahil yararına bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, mahkememize iade edilen dava dosyasının yeni esasa kaydının yapılarak bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamanın bitirildiği anlaşılmıştır.

Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda açılan davalar değerlendirildiğinde; bozma dışında kalan davacının davasının kabulüne yönelik hüküm kısmına dokunulmaksızın, davaya konu spor müsabakaları bakımından radyo yayın haklarına sahip olduğu anlaşılan ve Yargıtayca da kabul gören tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında aynı kapsamda sübut bulan asli müdahil …’nin açmış olduğu davanın kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1- Davanın kabulü ile davalının sahibi olduğu … Logolu TV kanalında yayınlanan davacı yayınlarının izlenmesi yolu ile maç anlatımı şeklindeki … adlı program yayının durdurulması ve önlenmesine,

2- Asli müdahil …’nin açmış olduğu davanın kabulü ile; davalıya ait … Logolu TV kanalında yayınlanan “…” adlı programda …’nin Radyo yayın haklarının sahibi olduğu …, …, … Kupası müsabakalarında gruplarda oynanacak karşılaşmalar ve … müsabakasının maç anlatımı şeklinde yayınlanmasının DURDURULMASI VE ÖNLENMESİNE,

3- ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 44,40 TL karar harcından peşin yatırılan 24,30 TL’nin mahsubu ile kalan 20,10 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili yararına hesap olunan 3.931,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
-Davacı tarafından yapılan: 400,00 TL bilirkişi ücreti, 600,75 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.000,75 TL ve 48,60 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 1.049,35 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-ASLİ MÜDAHİL …’NİN AÇMIŞ OLDUĞU DAVA YÖNÜNDEN;
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 44,40 TL karar harcından peşin yatırılan 25,20 TL’nin mahsubu ile kalan 19,20 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-Asli müdahil …’nin yapmış olduğu 50,40 TL (peşin+başvuru harcı) yargılama giderinin davalıdan alınarak Asli müdahil …’ye verilmesine,
-Asli müdahil … yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap olunan 3.931,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak asli müdahile verilmesine,

5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/04/2019

Asliye Ticaret Mahkemesi Kararı – Stadyumdaki LED Panoda Reklam Yayını, Sözleşmeye Aykırılık , Bedelin İadesi Talebi, İspat Yükü

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/429 Esas
KARAR NO : 2019/384
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/04/2017
KARAR TARİHİ: 02/04/2019

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen sözleşme ile dava dışı ——–. reklamının —– Stadyumu led panosunda her bir maç için -dk olmak üzere toplam 17×1=17 dk yayınlanması hususunda anlaşıldığını, bu hususta davalıya -7.914,94 TL ödeme yapıldığını, reklamın öngörülen süreden eksik yayınlandığının tespit edildiğini, bu nedenle dava dışı —— 73.750,00 TL iade edilmek durumunda kalındığını, bu bedelin tahsili için davalı aleyhine İstanbul Anadolu 22.İcra Müdürlüğünün — esas sayılı dosyası ile yapılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan edimini yerine getirdiğini, reklamın yayınlandığı süreleri gösteren listenin eksik ve hatalı olduğunu, eksik yayınlanmanın söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava niteliği itibari ile sözleşmeye aykırılık sebebi ile yapılan fazla ödememnin iadesine ilişkin başlatılan icra takibine yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.
İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğü’nün ——— Esas sayılı dosyası getirtilip dosyamız içine alınmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafındın davalı aleyhine 25/08/2012 tarihli sözleşme gereği yayınlanması gereken reklamların eksik yayınlanması nedeni ile —- Hastanesi A.Ş. ‘ye iade edilen bedelden dolayı 73.750,00 TL asıl alacak, 4.074,69 TL işlemiş faiz toplamı 77.824,69 TL alacak için başlatılan takip olduğu, itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. 

Ödeme emrinin davalı borçluya 15.04.2013 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 17.04.2017 tarihinde borca itiraz ettiği davacının 03.05.2013 tarihinde itirazın iptali davasını açtığı görülmüş olup gerek itirazlar gerekse davanın yasal sürelere uygun olduğu anlaşılmıştır. Dava hakkında mahkememizce 03.11.2015 tarihinde kısmen kabul kararı verilmiş ancak mahkememiz kararı Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/12333 E 2017/1187 K 16.02.2017 tarihli kararı ile ‘ …bu durumda mahkemece davalının savunalarında ve rapora itiraz dilekçesinde belirtilen itirazların değerlendirilmesi ve reklam panolarının bağlı olduğu bilgisayar sistemi , lig tv kayıtları, ve —– Asayiş Şube Müdürlüğü Spor Büro Amirliği kayıtları üzerinde konusunda uzman kişilerden oluşturulacak 3. Kişilik bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak , ayrıntılı ve yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp tüm deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken…’ şeklindeki gerekçesi ile bozulmuştur. Bozma üzerine bozma gerekçesi doğrultusunda belirtilen kurumlardan görüntüler istenmiş —— Federasyonu cevabi yazısında görüntülerin kendinde olmadığını, yayıncı kuruluştan temin edilmesi gerektiğini belirtmiş,—— emniyet müdürlüğü ve yayıncı kuruluş görüntüleri göndermiş ve görüntüler üzerinde ve panoların bağlı olduğu bilgisayar üzerinde inceleme yapılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşme örneği davacının reklam sözleşmesi yaptığı —– .. A.Ş:’nin reklamlarına ilişkin CD’ler, faturalar, reklam yayın çizelgeleri, iade faturası, icra dosyası, karşılıklı e-mailler, dosyamız içine alınmış ve incelenmiştir.

Bilirkişiler yargıtay bozma kararı çerçevesinde gerek maç görüntüleri gerekse reklam panolarının bağlı olduğu sistem üzerinde yaptıkları inceleme neticesinde sonuç olarak özetle ‘ …saha kenarı reklam panolarının ayarlandığı / kontrol edildiği yazılıma ait 2012-2013 yıllarına ait log kayıtlarının bilgisayar üzerinde ve yedeklerinde mevcut olmadığı, mevcut olan log kayıtlarının txt uzantılı ( üzerinde sonradan değişiklik yapılabilir şifrelenmeyen veri ) olduğu ve dosyaya konu veri içermediği,

Yayıncı kuruluşun saha içerisine -kenarına dönük kamera ses ve görüntü sistemlerine izin vermemesi nedeniyle , stadyum içerisinde reklam panolarını sürekli gören herhangi bir sabit / hareketli kameranın mevcut olmadığı,

Maçın oynanması esnasında kameranın saha içerisine odaklanması ve maçta yaşanan pozisyonların tekrar ekrana gösterilmesi nedeniyle reklam panolarının sık sık kameranın görüş açısının dışarısında kaldığı,

———– stadyumunda reklam panolarını kontrol eden mevcut yazılım üzerindeki tasarım ile maçların yayıncı kuruluş tarafından ekranda yayınlanması arasında reklamların tasarımı ve süresi yönünden benzerlik ve bütünlük olduğu sonucuna varıldığı ‘ mütalaa edilmiştir.

Rapor taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş taraflar rapora beyan ve itiraz dilekçeleri vermişler ise de itiraz ve beyan dilekçeleri incelendiğinde raporun içeriğine bir itiraz olmadığı dava dilekçesi ve savunma dilekçelerinin tekrarı olduğu anlaşılmıştır. 

Bilindiği ve Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesinde düzenlendiği üzere “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olayların varlığını ispatla yükümlüdür.” Yine 6100 Sayılı HMK’nun 190/1.maddesi gereğince “ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu hükümler çerçevesinde reklam sözleşmesi gereğince reklamın eksik sürede yayınlandığı iddiasında bulunan davacının bu eksikliği ispat etmesi gerekmetedir.

Davacının iddiasını ispat için dayandığı delillerin hepsi toplanmış ve uzman bilirkişiler aracılığı ile de incelemiştir. Reklam sürelerinin tam olarak ne kadar yayınlandığı hususu bilirkişilerin raporunda da belirttiği üzere; gerek panoları gösteren sabit bir kameranın olmaması gerekse maç içinde görüntülerin sürekli olarak değişkenlik göstermesi nedeniyle maç görüntülerinden tespit edilmesinin olanaksız olduğu anlaşılmıştır.

Panaoların bağlı olduğu bilgisayar sisteminin 2012-2013 yıllarına ait verilerin depolanmaması ve txt formatında olup içeriğine müdahale edilebilecek formatta olması nedeniyle reklam süreleri bu sistemden alınamamıştır.

Davalının takip yapmakta kötü niyetli olduğu hususunda mahkememizde kanaat oluşmadığından kötü niyet tazminatının reddi gerekmiştir. 

Toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda davacının davasını ispat edemediğinden davanın reddi gerektiğinden aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. 

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE
2-Kötü niyet tazminatı talebinin reddine 
3-Alınması gereken 44,40-TL karar harcına karşılık peşin alınan 1.882,00-TL harçtan alınarak kanaln 1.837,60-TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 100,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı lehine AAÜT uyarınca taktir edilen 8.910,72-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı .02/04/2019

İstinaf Kararı: Futbol Maçı Özetinin İzinsiz ve Bedel Ödenmeksizin Yayını,Yayın Hakkı, Tazminat, Kısmî Dava

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI

DOSYA NO: 2017/1501 Esas
KARAR NO: 2019/419
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/12/2016
NUMARASI: 2016/147 2016/242
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 27/02/2019

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkili ile Türkiye Futbol Federasyonu arasında 16/12/2011 tarihinde imzalanan sözleşme uyarınca müvekkilinin münhasır lisansını elinde bulundurduğu Ziraat Türkiye Kupası kapsamında 16/05/2012 tarihinde Fenerbahçe Bursaspor arasında oynanan ve müvekkiline ait televizyondan canlı yayınlanan futbol müsabakasına ait görüntülerin davalıya ait internet sitesinde izinsiz ve hiçbir bedel ödenmeksizin 2 dakika 19 saniye süresince kullanıldığını, böylelikle müvekkilinin haklarının ihlal edildiğini, bu durumun aynı zamanda haksız rekabet de teşkil ettiğini, bu hukuka aykırı yayın sebebiyle davalı aleyhinde İstanbul 3. FSHHM’nun 2012/146 esas sayılı dosyası ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla açmış oldukları davada 5000 USD’nin davalıdan tahsiline karar verildiğini, kararın temyiz edilmediğinden 11/04/2014 tarihinde kesinleştiğini, müvekkili ile TFF arasında imzalanan sözleşmenin 8.9 maddesi uyarınca dakikası 5000 USD olmak üzere bir tarife belirlendiğini, tarifeye göre davalının sahibi olduğu internet sitesinde 2 dakika 19 saniyelik görüntü için toplam 11.583 USD ödeme yapılması gerektiğini, 5846 sayılı FSEK’in 68.maddesine göre müvekkilinin davalının bu eylemi sebebiyle rayiç bedelin 3 katını talep etme hakkı bulunduğunu, buna göre 11.583X3 = 34.749,00 USD ödeme yapılması gerektiğini, hüküm altına alınan 5000 USD’nin mahsubu neticesinde geriye 29.750,00 USD alacaklarının kaldığını belirterek geriye kalan 29.750,00 USD maddi tazminatın tahsil tarihindeki TC. Merkez Bankası efetiktif döviş satış kuru esas alınarak TL karşılığı olan 85.959,65 TL tutarın tecavüzün meydana geldiği 16/05/2012 tarihinden itibaren hesaplanacak devlet bankalarının 1 yıl vadeli USD mevduata uğradığı en yüksek faiziyle birlikten davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu talebin 16/05/2012 tarihinde gerçekleşen müsabakanın izinsiz yayını iddiasına dayandığını, eylem tarihinden itibaren 4 yılı aşkın süre geçtiğini, dolayısıyla talebin zamanaşımına uğradığını, talep konusu davacı tarafından İstanbul 3.FSHHM’nun 2012/146 esas sayılı dosyasıyal talep edildiğini, söz konusu dava tarihinde yürürlükte olan HMK 109 kapsamında talep konusu miktarın belirlenebilir olması nedeniyle kısmi dava açılamayacağını, mahkemece hükmedilen 5000 USD’nin davacıya ödendiğini, davacının söz konusu davada fazlaya dair haklarını saklı tuttuğunu beyan ettiğini, davacının gerek önceki dava gerekse huzurdaki davayı varsayımsal sözleşme ilişkisine dayandırdığını, davaya konu görüntülerin FSEK 37.maddesi kapsamında haber vasfıyla yayınlandığını, söz konusu mahkeme kararında davacı lehine fazlaya ilişkin hak tespiti bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek şartıyla rayiç bedelin 11.583,00 USD değil, 6.583,00 USD olduğunu, ayrıca görüntülerin 2 dakika 19 saniyelik maç görüntüsü olup büyük çoğunluğunun maç sonuna ait olduğunu bildirmiştir. Mahkemece, davacı tarafından daha önceden İstanbul 3. FSHHM’nin 2012/146 esas sayılı dosyasında dava konusu maç görüntülerine ilişkin davalı aleyhine dava açıldığı, dosyada alınan raporla ihlalin tespit edildiği, yine o dosya içerisine getirilen İstanbul 2 FSHHM’nin 2012/133 esas sayılı emsal dosyasındaki bilirkişi raporundaki ve yine İstanbul 1 FSHHM’nin 2012/158 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporlarındaki maddi tazminat hesaplamasında dayanak dakika bedelinin 5000 USD üzerinden hesaplandığı ve mahkemece taleple bağlı kalınarak 5000 USD’ye hükmedildiği, manevi tazminat talebinin reddedildiği, kararın 11/04/2014 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği, somut olayda Ziraat Türkiye Kupası maçlarının televizyonda canlı yayın haklarının davacıya ait olup bu durumun ihtarname ili tüm kuruluşlara bildirildiği, davalının internet sitesinde 16/05/2012 tarihinde oynanan Türkiye Kupası final maçının görüntülerinden 2 dakika 19 sanileyelik bir görüntüyü yayınladığı, olayda maç görüntülerinin yayınlandığından haber amaçlı kullanımdan söz edilemeyeceği, dakikası 5000 USD üzerinden hesap yapıldığında 11.583,33 USD tutarında ücdret çıktığı, FSEK 68 uyarınca 3 katı hesaplamanın uygun olacağı, buna göre davacının isteyebileceği tutarın 34.749,99 USD olduğu , daha önceden hükmolunan 5000 USD mahsup edildiğinde, davacının talep ettiği 29.750,00 USD’nin yerinde olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne, 29.750,00 USD tazminatın 16/05/2012 tarihinden itibaren devlet bankalarının 1 yıl vadeli USD faizine uyguladığı en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, kararı davalı vekili istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf sebebi olarak; talebin haksız fiil iddiasına dayandığını ve 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, Yargıtay’ın bazı kararlarında FSEK 68 .maddesi uyarınca farazi sözleşme teorisi adı altında eser haklarına ilişkin haksız fiillerin zamanaşımının 10 yıla çıkarıldığını, bunun zorlama bir yorum olduğunu, taraflar arasında gerçek bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, buna göre zamanaşımı def’inin mütecavize ait bir hak ve yetki olduğunu, eser sahibi tarafından ileri sürülebilecek bir hak olmadığını, zamanaşımı müessesesinin davalı tarafın sahibi olduğu bir def’i hakkı olduğunu, zamanaşımı def’inin değerlendirilmesi gerektiğini, yine talep konusu hakkında kesin hüküm olması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, her ne kadar davacı tarafça İstanbul 3 FSSHM’nin 2012/146 esas sayılı dosyasında fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuş ise de, davada maddi tazminat yönünden kısmen kabul kısmen red kararı verildiği ve kararın temyiz edilmeyerek kesinleştiğini, mahkemece kabul olunan miktarın üzerinde kalan tutar reddedildiği için artık fazlaya ilişkin talepler yönünden mevcut bir kesin hüküm bulunduğunu, davacının kararda itiraz etmediğini ve kararın kesinleştiğini, dolayısıyla davacının fazlaya ilişkin haklarını bu davada isteyemeyeceğini, yine daha önceki dava tarihinde mevzuata göre kısmi dava açılamayacağını, bu nedenle bu davanın usulden reddi gerektiğini, ayrıca bu savunmaları kabul edilmese dahi önceki tarihli davada sözleşme ile öngörülecek rayiç tutarın 5000 USD tahsiline, 3 katı bedelin ise reddine karar verilmiş olmakla davacının 11.583,00 USD rayiç bedel üzerinden hak ettiğini iddia ettiği toplam 34.746,00 USD’nin 15.000 USD’si hakkında kesin hüküm bulunduğunu, mahkemenin önceki kararda 5000 USD’ye hükmetmekle beraber 3 kat talebi yerinde bulmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, yine davacının bakiye 29.759,00 USD talebinin 10.000 USD’lik kısmı hakkında önceki savunmaları saklı kalmak kaydıyla kesin hüküm mevcut olduğunu, davacının rayiç bedeli 11.583,00 USD rayiç bedel ileri sürmekte is ede, bunun 5000 USD’si hkkandı hüküm kurulup 3 kat talebin reddedildiğini, buna göre bu davada üzerinden hüküm kurulacak bakiye rayiç bedelinin 6.583,00 USD olup, 3 katının ise 19.749,00 USD olduğunu, kararın bu nedenle de bozulmasını istediklerini, yayınlanan görüntülerin haber amaçlı olup 2 dakikalık bir süreyi kapsadığını, dava konusu kullanımın hukuka uygun iktibas serbestisi kapsamında bir kullanım olduğunu, bu nedenle sahibinden izin alınması gerekmediğini bildirmiştir. İstanbul 3.FSHHM’nin 2012/146 esas sayılı dava dosyasının incelenmesinde; davacının davalı aleyhine aynı iddialarla dava açarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla FSEK 68.maddesi uyarınca şimdilik 5000 USD maddi tazminatın ve 100.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini istediği, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda; bilirkişi heyetince ihlalin varlığından söz edildiği, heyetteki bilirkişilerden sadece bir tanesinin 2 dakika 19 saniyelik yayının haber verme kapsamında değerlendirilmesi yolunda görüş bildirildiği görülmüştür. Aynı dosya içerisinde sunulan İstanbul 1.FSHHM’nin 2012/158 esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda; yayının dakika bedelinin 5000 USD olduğundan bahisle hesaplama yapıldığı görülmüştür. Yine aynı dosyaya sunulan İstanbul 2 FSHHM’nin 2012/133 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda; yayının dakikasının 5000 USD üzerinden hesaplama yapıldığı görülmüştür. Yargılama sonunda davanın kısmen kabul, kısmen reddine, takdiren 5000 USD’nin devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faizle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, kararın temyiz edilmeksizin 11/04/2014 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Dosyaya sunulan yayın sözleşmesi içeriğinden Türkiye Kupası maçlarının yayınlanmasının davacı tarafa bırakıldığı, sözleşme bedelinin 11.160.715 USD + KDV olduğu görülmüştür. Mahkemenin gerekçeli kararının 3.sayfasının 2.paragrafında mahkemenin 2012/133 esas sayılı dosyasın dakika bedelinin 5000 USD üzerinden bilirkişinin hesaplama yapıldığını ve bu dava sonunda verilen kararın onandığının belirtildiği ve kararın kesinleştiği belirtilmiştir. Yine İstanbul 1 FSHHM’nin 2012/158 esas sayılı dosyasında da bilirkişinin dakika hesabının 5.000 USD üzerinden yaptığını ve tazminata hükmedildiğini belirttiği görülmüştür.

GEREKÇE: Dava, 5846 Sayılı FSEK’e dayalı tazminat davasıdır. Davacı tarafça İstanbul 3.FSHHM’nin 2012/146 esas sayılı dosyasında fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000 USD maddi tazminat ve manevi tazminat talep edildiği, yargılama sonunda ise davanın kısmen kabul, kısmen reddiyle 5000 USD’nin davalıdan tahsiline ve manevi tazminat talebinin de reddine karar verildiği görülmüştür. Öte yandan kararın gerekçe kısmında “davacının yayınla ilgili hak sahibi olması sebebiyle FSEK 68.maddesinin uygulanması talebinin ….reddine” karar verilmesi gerektiği şeklinde bir gerekçeye yer verildiği görülmüştür. Davacı taraf anılan dosyada FSEK’in 68.maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunmuş olup az önce belirtilen gerekçe ile davacının FSEK 68.maddesi ile ilgili talebinin reddine karar verilmesi gerektiği şeklindeki gerekçeye ilişkin olarak davacı tarafından o tarihte kanun yolu olan temyiz yoluna başvurulmamış olup bir anlamda bu gerekçe kesinleşmiştir. Bir başka ifadeyle bu gerekçe davacının 5000 USD’den fazla maddi tazminat isteyemeyeceği anlamına gelmektedir. Davacı taraf bu gerekçeye yönelik olarak temyiz kanun yoluna başvurmadığından bu husus kesinleşmiştir. Kaldı ki kararın hüküm kısmında fazlaya ilişkin talep reddedilmemiş olmakla birlikte fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına dair bir karar da oluşturulmamıştır. Dolayısıyla davacının 68.maddenin uygulanmasına yönelik talebi reddedildiğinden ve kesinleştiğinden istinafa konu davada 68.maddeye dayalı olarak tazminat talep etme hakkı kalmamıştır. Mahkemece açıklanan bu hususlar doğrultusunda davanın reddi gerektiği gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Hal böyle olunca davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE,

2-İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 29/12/2016 gün, 2016/147 Esas, 2016/242 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Davanın REDDİNE,

4-Alınması gereken 44,40 TL harcın, peşin alınan 1.467,98 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 1.423,58 TL harcın talebi halinde davacıya iadesine,

5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 23,10 TL’nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7-Davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 9.626,77 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

8-İstinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine,

9-İstinaf aşamasında davalı tarafça yapılan yargılama gideri olan 85,70 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

10-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

11-Gerek ilk derecede gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/02/2019

Yargıtay Kararı – Uyuşmazlık Çözüm Kurulu, İhtiyari Tahkim (2014)

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2016/20902 E., 2019/1275 K.

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, davalı kulüp ile aralarında imzalanmış 19.06.2012 başlangıç tarihli Profesyonel Futbolcu Sözleşmesi kapsamında, toplam hakedişinin 124.457,68 TL olduğunu ileri sürerek; fazlaya dair haklar saklı tutulmak suretiyle ödenmeyen 47.727,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesinden bahsedilerek, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüm yerinin, TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulu (UÇK) olduğundan bahisle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Hemen belirtilmelidir ki; eldeki dava 27.10.2014 tarihinde açılmış olup, bu tarihteki düzenlemelere göre UÇK’nın görev alanının belirlenmesi gerekeceği açıktır. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Ana Statüsünün 21.7.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren değişik 56.maddesinde, “Kulüpler, futbolcular teknik direktörler, antrenörler, futbolcu temsilcileri, sağlık personelleri ve müsabaka organizatörleri aralarındaki futbolla ilgili her türlü sözleşmeden doğan ihtilafların çözümü için uyuşmazlık çözüm kurulunun yetkisini kabul edip etmemekte serbesttirler. Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun yetkili olabilmesi için tarafların ihtilafın ortaya çıkmasından sonra kurulun yetkisini yazılı olarak kabul etmeleri şarttır. Bununla birlikte sportif cezalarla, yetiştirme tazminatına ilişkin ihtilaflar münhasıran uyuşmazlık Çözüm Kurulu önünde çözülür. Bu kararlara karşı ancak Tahkim Kurulu’na itiraz edilebilir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Bu düzenleme ile, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun mecburi tahkim ve ihtiyari tahkim şeklinde iki ayrı görevi bulunduğu, sadece sportif cezalarla yetiştirme tazminatlarına ilişkin uyuşmazlıkların mecburi hakem olarak Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nda görülebileceği, diğer uyuşmazlıkların ise, genel hükümlere tabi olup, ancak her iki tarafın da yazılı olarak kabul etmesi halinde, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu tarafından ihtiyari tahkim sıfatıyla bakıp sonuçlandırabileceği anlaşılmaktadır.

Somut olayda, davanın niteliğine göre, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun mecburi tahkim değil, ihtiyari tahkim yetkisi bulunduğundan, adı geçen Kurulun yetkili olabilmesi için, tarafların ihtilafın ortaya çıkmasından sonra kurulun yetkisini yazılı olarak kabul etmeleri şarttır. Davacı ise, alacağının tahsili için eldeki davayı açmış olduğundan, ihtiyari tahkim niteliğindeki Uyuşmazlık Çözüm Kurulunun yetkisini kabul etmediğini ortaya koymuş, tercihini genel mahkemelerde dava açmaktan yana kullanmıştır. O halde, uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemeler görevlidir. O halde, mahkemece işin esası incelenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın usulden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 05/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Kararı – Futbol, Maç Başı Alacakların Fesih Tazminatına Esas Alınıp Alınmadığı

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2016/26224 E., 2018/11114 K.

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, davalı spor kulübü ile aralarında yaptıkları Profesyonel Futbolcu Transfer Sözleşmesi ve bu sözleşmeye ek yapılan sözleşme kapsamında; davalı kulüpten transfer ücreti ve maç başı ücreti olmak üzere toplam 116.174,50 TL alacağının bulunduğunu, ücretinin ödenmemesi nedeniyle talimat hükümleri doğrultusunda aralarındaki sözleşmeyi noter ihtarnamesi ile tek taraflı olarak feshettiğini, sözleşme devam etmiş olsaydı davalı kulübün maç başı hakedişleri hariç net 219.790,00 TL ücret ödeme yükümlülüğünün doğacağını ileri sürerek; fazlaya dair haklar saklı tutulmak suretiyle ödenmeyen 116.174,50 TL ücret alacağı ile fesih nedeniyle uğranılan 1.000,00 TL zararın tahsilini istemiş; ıslah ile fesih tazminatına ilişkin talebini 106.032,00 TL ye artırmıştır.

Davalı kulüp vekili, ek sözleşmenin federasyona sunulmadığını, bu nedenle bir geçerliliğinin bulunmadığını, davanın dayanaksız olduğunu savunarak, değişik tarihli ödeme dekontları ve tediye makbuzları ibraz etmiştir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 96.174,50 TL sözleşmesel alacak, 106.032,00 TL fesih tazminatı olmak üzere toplam 202.206,50 TL’nin tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

1-Dava, profesyonel futbolcu transfer sözleşmesi ve bu sözleşmeye ek yapılan sözleşme gereğince ödenmesi gereken ücret alacaklarının tahsili, sözleşmenin tek taraflı ve haklı feshinden kaynaklı mahrum kalınan zararın tahsili isteğine ilişkindir. Mahkemece, dosyaya kazandırılan bilirkişi ek raporunun toplam hakediş miktarının 161.174,50 TL olduğuna ilişkin görüşü benimsenerek, nakit olarak ödenen 45.000,00 TL ve senet olarak davacıya verilen toplam 20.000,00 TL tutarlı iki ayrı senet gözetilmek ve toplam hakediş miktarından bu miktarlar mahsup edilmek suretiyle hesaplanan 96.174,50 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline; sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan zarar yönünden 1.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren, ıslah ile artırılan 105.032,00 TL yönünden ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir. Davalı tarafından sunulan ödeme belgeleri arasında yer alan ve mahsup işlemine konu edilen 25.03.2014 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli ve 25.04.2014 vade tarihli 10.000,00 TL senetlerin, dosyaya ibraz edilen 01.12.2013 tarihli tediye makbuzu içeriğine göre dava konusu sözleşme alacaklarına istinaden davacıya teslim edildiği sabittir. Davalı bu senet bedelinin ödendiğini savunmuş ise de, bu senet bedelinin davacıya ödendiğine dair davalı tarafından dosyaya herhangi bir ödeme belgesi sunulmamıştır. Mahkemece, davacı alacağından mahsup edilen bu senet bedellerine ilişkin olarak davalı tarafından yapılmış bir ödeme bulunup bulunmadığı üzerinde durularak, davalıya bu hususa ilişkin delillerini ve davacının bu hususta karşı delillerini ibraz etmesi sağlanıp, bu senet nedeniyle mahsubu gereken bir ödeme olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

2-Davalı kulübün temyizi bakımından; davacı, davalı ile yapılan sözleşme kapsamında doğan alacaklarının tahsili amacıyla Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatının 28. maddesine uygun olarak 11.06.2014 tarihli ihtarname ile davalıdan alacağının 30 gün içinde ödenmesini istemiş, tebliğ işleminin 16.06.2014 tarihinde yapılmasını müteakip, 30 gün beklenilmiş, bir ödeme yapılmayınca da talimatın 28.maddesinde belirtilen 7 günlük süre içerisinde 17.07.2014 tarihinde noter ihtarı ile sözleşmeyi haklı nedenle feshetmiştir.

Taraflar arasındaki hukuki ilişki genel hizmet sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, buna ilişkin TBK 408 maddesinde; “İşveren, işgörme ediminin yerine getirilmesini kusuruyla engellerse veya edimi kabulde temerrüde düşerse, işçiye ücretini ödemekle yükümlü olup, işçiden bu edimini daha sonra yerine getirmesini isteyemez. Ancak, işçinin bu engelleme sebebiyle yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar ücretinden indirilir“. Aynı yasanın 437. maddesinde “Haklı fesih sebepleri, taraflardan birinin sözleşmeye uymamasından doğmuşsa o taraf, sebep olduğu zararı, hizmet ilişkisine dayanan bütün haklar göz önünde tutularak, tamamen gidermekle yükümlüdür. Diğer durumlarda hâkim, bütün durum ve koşulları göz önünde tutarak haklı sebeple feshin maddi sonuçlarını serbestçe değerlendirir.” şeklinde yasal düzenlemelere yer verilmiş olup, bu yasal düzenlemeler kapsamında kural olarak, hizmet akdinin tarafı olan işçi sözleşmenin haklı feshi halinde dönem sonuna kadar olan ücretini isteyebilir.

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, maç başı alacakların fesih tazminatına esas alınıp alınmadığı hususunda belirsizlik bulunmaktadır. Bilindiği üzere; maç başı ücretleri, futbolcunun lig maçlarında oynaması veya kadroda yer alması halinde ödenen bir ücret olup, bu maçlarda futbolcunun oynayıp oynamayacağı hususunda takdir yetkisi tamamen kulübe aittir. Oynanacak musabakalarda hangi futbolcunun kadroya dahil edileceği ve kimlerin ilk 11’de yer alacağı kulüp adına teknik direktörün sorumluluğu altında ve tamamen teknik nedenlere dayalı olarak, futbolcunun yeteneği, beceri ve genel performansına dayalı form durumu, takımdaki diğer futbolcuların performansı ile rakip takımın durumu gibi değişken hususlara bağlı olmakla fesih tarihinden sonra oynanacak maçlarda görevlendirilmesinin kesin olmadığı, dolayısıyla, futbolcunun maçlarda oynama şartına bağlı bu alacak yönünden talepte bulunamayacağı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, maç başı ücretine ilişkin yukarıda belirtilen belirsizlik, bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle giderilmesi, maç başı fesih tazminat talebi dışında kalan talepleri yönünden yukarıda açıklanan ilkeler ve yasal düzenlemeler gözetilerek sözleşmenin feshi nedeniyle davacının bir zararının bulunup bulunmadığı değerlendirilmek suretiyle, diğer taraf aleyhine haksız ve sebebsiz zenginleşmesine sebeb olmayacak şekilde hakkaniyete uygun bir tazminat belirlenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

3-Bozma nedenine göre, tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şu aşamada gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına,(2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına hükmün BOZULMASINA, (3) numaralı bent gereğince tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 3.455,00 TL harcın istek halinde davalıya 29,20 TL harcın davacıya iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

UEFA, EURO 2024 ADAYLIĞI DEĞERLENDİRME RAPORU’NU YAYINLADI

euro 2024 evaluation reportUEFA, EURO 2024 Avrupa Şampiyonası’na ev sahipliği için yarışan adayların dosyalarını değerlendirdi. UEFA değerlendirme raporunu yayınladı.

Rapor objektif değerlendirildiğinde, Almanya’nın bir adım önde olduğunu görüyoruz.

Önemli bir husus daha var. Maalesef Türkiye, raporunu hiç ciddi hazırlamamış. Almanya’nın raporu daha profesyonel kaleme alınmış. Konuyla ilgili güzel bir yazıyı paylaşmak istiyorum. Volkan Ağır, Türkiye’nin raporunu çok güzel analiz etmiş. https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/09/23/536522/

Ancak UEFA’da oylama bir avuç erkek arasında gerçekleşecek. Türkiye, altyapı ve insan hakları konusunda çok geride olmasına rağmen, UEFA’ya vergi kolaylıkları ve başka maddi menfaatler sağlayacağını taahhüt etti. Almanya ise bu konularda çekincelerini iletti. UEFA, sadece maddi menfaatlerini dikkate alırsa, Türkiye’nin şansı daha fazla.