Etiket: futbol

İstanbul Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi: “Yayın Hakkı Bulunmayan Televizyon Kanalında Maç İzlemek Suretiyle Maç Yorumu Yayınlanması Hukuka Aykırıdır.”

T.C.
İSTANBUL
2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/2
KARAR NO : 2019/145

DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref’i, Önlenmesi.
DAVA TARİHİ : 06/11/2013
KARAR TARİHİ : 09/04/2019

Mahkememizde görülmekte bulunan fikir ve sanat sanat eseri sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüzün ref’i, önlenmesi davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, … ile … arasında … Maçlarının münhasır yayınına ilişkin Paket A Yayın Hakları sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme gereği yayın haklarının görsel ve işitsel anlamında münhasır sahibi olduğu, davalının … logolu televizyon kanalında yayınlanan “…” adlı televizyon programında, “…” olarak yayınladığı ve hatta yorumcular vasıtasıyla da bu maçlarla ilgili program yaptıklarını tespit ettiklerini, davalının programları “…” yaparak izletmekte ve bu yolla haksız bir kazanç sağladığını, davalının …’nun haklarını ihlal ettiğini, davalının sahibi olduğu … Logolu televizyon kanalında yayınlanan “…” adlı programın yayınının dava sonuna kadar ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, müvekkil şirketinin yayınlarının izlenmesi yoluyla maç anlatımı şeklinde program yapılmasının engellenmesine, davanın … Kurumuma ihbar edilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Mahkemenin görevli olmadığını, yargılamanın Asliye Ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini, futbol maçı esnasında görüntü kullanılmadığını sadece yorum ve bilgi verildiğini, Televizyon ekranından izlemek suretiyle maç anlatımı şeklinde bir eylemden bahsedildiğini, böyle bir eylemin müvekkil şirket tarafından gerçekleştirilmediğini, davacılardan … A.Ş. adında bir şirketten bahsedilmediğini, davacılardan …’nın … lisansı üzerinde ne şekilde bir hak tesisi olduğuna ilişkin herhangi bir somut ve hukuki kanıt bulunmadığını, ayrıca dava dilekçesinin önemli bir kısmında … logolu kanaldan bahsedilmekteyse de, bahsedilen fiillerin hiçbirinde televizyon yayınına ait görüntünün kullanılmasının sözkonusu olmadığını, … logolu kanaldan bahsedip … A.Ş.’nin de haklarının ihlal edilmiş olduğu iddiasıyla davacı sıfatına haiz olması mümkün olmadığını, bu kapsamda davacıların herhangi bir surette aktif dava ehliyetlerinin de bulunmadığını, husumet yönünden de davanın ve tüm taleplerin reddine karar verilmesi gerektiği, davanın görev yönünden reddine, dava konusu programının yayının durdurulması nedeniyle tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Asli Müdahil vekili asli müdahale talepli dilekçesinde özetle, müvekkili ile … arasında imzalanan 22/08/2013 tarihli sözleşme gereğinde 2013-2014 futbol sezonu …, …, … Kupası müsabakalarında gruplarda oynanacak karşılaşmalar ve … Final müsabakasının yurt içine ve yurt dışına internet vs.her türlü iletişim teknolojisi aracılığı ile sesli (audio) radyo yayın hakkının … kurumuna ait olduğunu, davalı şirketin Türkiye Futbol Federasyonu ile hiçbir anlaşması, sözleşmesi olmadan herhangi bir telif ödemesi yapmadan izinsiz şekilde söz konusu müsabakaları canlı yayın esnasında … logolu kanalı izlemek marifetiyle “canlı” olarak yayınladığı ve hatta yorumcular vasıtasıyla da bu maçlarla ilgili program yaptıklarının tespit edildiğini, söz konusu yayınların televizyonlar üzerinden bu şekilde … izleyerek anlatılmasının müvekkili kurumun çok büyük meblağlar ödeyerek aldığı yayın haklarını kullanılmasını olumsuz şekilde etkilediğini, bu durumun açıkça hak gasbı olduğunu ve haksız bir kazanç sağlandığını iddia ederek, asli müdahale taleplerinin kabulüne, …, …, … Kupası müsabakalarında gruplarda oynanacak karşılaşmalar ve … Final müsabakasının yayınlarının hak sahibi olmayan davalı tarafından maç anlatımı şeklinde program yapmasının engellenmesi yönünde karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, davacının yayın haklarına sahip olduğu … maçları kapsamında kalan futbol müsabakalarının davalı şirket TV kanalında canlı yayın esnasında davalı şirkete ait TV kanalında … adlı programda programı yapanlar tarafından izlenerek bu maçla ilgili yapılan canlı yayın programının önlenmesi talepli davadır.

Davacı ile … arasında … maçlarının münhasır yayına ilişkin … hakları sözleşmesi imzalandığı, ayrıca … tarafından söz konusu müsabakaların radyodan canlı olarak yayınlanması da başka bir kuruma (Asli müdahil …’ye) ihale edildiği, davalı şirketin ise herhangi bir anlaşma olmadan izinsiz şekilde söz konusu müsabakaları canlı yayın esnasında …’yi izlemek marifetiyle canlı olarak yayınladığı iddiasıyla dava açılmıştır.
Davacılar vekilinin mahkemeye sunduğu 17.07.2014 tarihli dilekçesinde 10.01.2014 tarihli olarak verilen … Logolu televizyon kanalında yayınlanan … adlı programa ait … maçına ait yorum değerlendirme içeriğinin bulunduğu CD dosyaya sunulmuştur.
Davacının ve Asli Müdahil …’nin … ile yaptığı anlaşma gereğince … maçlarının Türkiye’de inhisari yayın haklarına sahip olduğu dosyaya sunulan sözleşmelerle sabittir.

Davalı şirketin … maçına ilişkin … adlı programdaki yorumlar CD içeriğinde dosyaya sunulmuş olup mahkememizce bilirkişi olarak seçilen Bilişim Uzmanı …’dan CD izlenmek suretiyle rapor alınmıştır. Görüntülerden davacıya ait … kanalında yayınlanan maçın davalıya ait … kanalında görüntü kullanmaksızın kameranın görmediği açıdan eş zamanlı olarak maçın izlenerek bu görüntüler üzerinden program yapıldığı ve dolaylı şekilde maçın aktarıldığı canlı görüntü olmamasına rağmen programdaki yorumcuların aktarımından maç seyrinin takip edildiği anlaşılmaktadır.

DVD içerisinde 45 dakikalık kayıtta Süper Ligin 2013-2014 sezonu 10 Haftasının 2.ci karşılaşması olan … maçının ilk yarısı oynandığı sırada … sitesinden yayın yapan …’nin … kanalındaki dakika yorum programında 18.50-20.55 saatleri arasında sunucu … ve … isimli yorumcularla birlikte yorumların yapıldığı naklen yayından anlık aktarmalar yapıldığı anlaşılmıştır.

TV izleyicisi şifreli ve paralı olan davacı kanalını izlemek yerine ücretsiz olan davalı kanalını izleyen seyirci hem maçın seyrini takip edebilmekte hem de görüntüler üzerine yapılan yorumları izleyebilmekte bu şekilde davacının yüksek bedel ödeyerek yayın haklarını aldığı, söz konusu maçlar üzerinden davalının davacı yayın hakkını ihlal ederek onun yatırımını sömürdüğü ve paraziter rekabet oluşturduğu anlaşılmaktadır.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili ve asli müdahil … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 11.HD’nin 24/10/2016 tarihli ve 2016/11712 esas, 2016/8332 karar sayılı ilamı ile “1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı … vekilinin … A.Ş. ve … A.Ş.nin davacı olduğu ilk davaya yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Asli müdahil … Müdürlüğü vekilinin temyizine gelince, dava, davalının eylemi ile davacıların yayın haklarını ihlal ettiği iddiasıyla yayının engellenmesi talebine ilişkindir. İlk davayı … A.Ş. ve … A.Ş. açmış, işbu davaya … Müdürlüğü de 2013-2014 futbol sezonu maçlarının radyo yayın hakkı sahibi olarak gerekli harçları yatırmak suretiyle asli müdahale talebinde bulunmuştur. Ancak, mahkemece davanın kabulü yönünden hüküm kurulurken, asli müdahil … Genel Müdürlüğü’nün radyo yayın hakkı sahibi olarak dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddia ve talepler değerlendirilmemiş ve … Genel Müdürlüğü yönünden bir hüküm kurulmamıştır. Oysa ki, asli müdahale davası ile ilk dava birbirinden bağımsızdır ve buna göre, asli müdahale davası hakkında da ayrı bir hüküm kurulması gerekir. Asli müdahil kendisi hakkında verilen bu hükmü yalnız başına kanun yoluna götürme hakkına da sahiptir (KURU/ARSLAN/YILMAZ; Medeni Usul Hukuku, 19. Baskı, s. 537-538). Bu durumda mahkemece asli müdahil … Müdürlüğü’nün talepleri hakkında da olumlu yada olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sadece diğer davacıların taleplerine yönelik değerlendirme yapılarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu yönden asli müdahil yararına bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, mahkememize iade edilen dava dosyasının yeni esasa kaydının yapılarak bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamanın bitirildiği anlaşılmıştır.

Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda açılan davalar değerlendirildiğinde; bozma dışında kalan davacının davasının kabulüne yönelik hüküm kısmına dokunulmaksızın, davaya konu spor müsabakaları bakımından radyo yayın haklarına sahip olduğu anlaşılan ve Yargıtayca da kabul gören tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında aynı kapsamda sübut bulan asli müdahil …’nin açmış olduğu davanın kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1- Davanın kabulü ile davalının sahibi olduğu … Logolu TV kanalında yayınlanan davacı yayınlarının izlenmesi yolu ile maç anlatımı şeklindeki … adlı program yayının durdurulması ve önlenmesine,

2- Asli müdahil …’nin açmış olduğu davanın kabulü ile; davalıya ait … Logolu TV kanalında yayınlanan “…” adlı programda …’nin Radyo yayın haklarının sahibi olduğu …, …, … Kupası müsabakalarında gruplarda oynanacak karşılaşmalar ve … müsabakasının maç anlatımı şeklinde yayınlanmasının DURDURULMASI VE ÖNLENMESİNE,

3- ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 44,40 TL karar harcından peşin yatırılan 24,30 TL’nin mahsubu ile kalan 20,10 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili yararına hesap olunan 3.931,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
-Davacı tarafından yapılan: 400,00 TL bilirkişi ücreti, 600,75 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.000,75 TL ve 48,60 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 1.049,35 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-ASLİ MÜDAHİL …’NİN AÇMIŞ OLDUĞU DAVA YÖNÜNDEN;
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 44,40 TL karar harcından peşin yatırılan 25,20 TL’nin mahsubu ile kalan 19,20 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-Asli müdahil …’nin yapmış olduğu 50,40 TL (peşin+başvuru harcı) yargılama giderinin davalıdan alınarak Asli müdahil …’ye verilmesine,
-Asli müdahil … yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap olunan 3.931,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak asli müdahile verilmesine,

5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/04/2019

Asliye Ticaret Mahkemesi Kararı – Stadyumdaki LED Panoda Reklam Yayını, Sözleşmeye Aykırılık , Bedelin İadesi Talebi, İspat Yükü

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/429 Esas
KARAR NO : 2019/384
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/04/2017
KARAR TARİHİ: 02/04/2019

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen sözleşme ile dava dışı ——–. reklamının —– Stadyumu led panosunda her bir maç için -dk olmak üzere toplam 17×1=17 dk yayınlanması hususunda anlaşıldığını, bu hususta davalıya -7.914,94 TL ödeme yapıldığını, reklamın öngörülen süreden eksik yayınlandığının tespit edildiğini, bu nedenle dava dışı —— 73.750,00 TL iade edilmek durumunda kalındığını, bu bedelin tahsili için davalı aleyhine İstanbul Anadolu 22.İcra Müdürlüğünün — esas sayılı dosyası ile yapılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan edimini yerine getirdiğini, reklamın yayınlandığı süreleri gösteren listenin eksik ve hatalı olduğunu, eksik yayınlanmanın söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava niteliği itibari ile sözleşmeye aykırılık sebebi ile yapılan fazla ödememnin iadesine ilişkin başlatılan icra takibine yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.
İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğü’nün ——— Esas sayılı dosyası getirtilip dosyamız içine alınmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafındın davalı aleyhine 25/08/2012 tarihli sözleşme gereği yayınlanması gereken reklamların eksik yayınlanması nedeni ile —- Hastanesi A.Ş. ‘ye iade edilen bedelden dolayı 73.750,00 TL asıl alacak, 4.074,69 TL işlemiş faiz toplamı 77.824,69 TL alacak için başlatılan takip olduğu, itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. 

Ödeme emrinin davalı borçluya 15.04.2013 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 17.04.2017 tarihinde borca itiraz ettiği davacının 03.05.2013 tarihinde itirazın iptali davasını açtığı görülmüş olup gerek itirazlar gerekse davanın yasal sürelere uygun olduğu anlaşılmıştır. Dava hakkında mahkememizce 03.11.2015 tarihinde kısmen kabul kararı verilmiş ancak mahkememiz kararı Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/12333 E 2017/1187 K 16.02.2017 tarihli kararı ile ‘ …bu durumda mahkemece davalının savunalarında ve rapora itiraz dilekçesinde belirtilen itirazların değerlendirilmesi ve reklam panolarının bağlı olduğu bilgisayar sistemi , lig tv kayıtları, ve —– Asayiş Şube Müdürlüğü Spor Büro Amirliği kayıtları üzerinde konusunda uzman kişilerden oluşturulacak 3. Kişilik bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak , ayrıntılı ve yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp tüm deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken…’ şeklindeki gerekçesi ile bozulmuştur. Bozma üzerine bozma gerekçesi doğrultusunda belirtilen kurumlardan görüntüler istenmiş —— Federasyonu cevabi yazısında görüntülerin kendinde olmadığını, yayıncı kuruluştan temin edilmesi gerektiğini belirtmiş,—— emniyet müdürlüğü ve yayıncı kuruluş görüntüleri göndermiş ve görüntüler üzerinde ve panoların bağlı olduğu bilgisayar üzerinde inceleme yapılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşme örneği davacının reklam sözleşmesi yaptığı —– .. A.Ş:’nin reklamlarına ilişkin CD’ler, faturalar, reklam yayın çizelgeleri, iade faturası, icra dosyası, karşılıklı e-mailler, dosyamız içine alınmış ve incelenmiştir.

Bilirkişiler yargıtay bozma kararı çerçevesinde gerek maç görüntüleri gerekse reklam panolarının bağlı olduğu sistem üzerinde yaptıkları inceleme neticesinde sonuç olarak özetle ‘ …saha kenarı reklam panolarının ayarlandığı / kontrol edildiği yazılıma ait 2012-2013 yıllarına ait log kayıtlarının bilgisayar üzerinde ve yedeklerinde mevcut olmadığı, mevcut olan log kayıtlarının txt uzantılı ( üzerinde sonradan değişiklik yapılabilir şifrelenmeyen veri ) olduğu ve dosyaya konu veri içermediği,

Yayıncı kuruluşun saha içerisine -kenarına dönük kamera ses ve görüntü sistemlerine izin vermemesi nedeniyle , stadyum içerisinde reklam panolarını sürekli gören herhangi bir sabit / hareketli kameranın mevcut olmadığı,

Maçın oynanması esnasında kameranın saha içerisine odaklanması ve maçta yaşanan pozisyonların tekrar ekrana gösterilmesi nedeniyle reklam panolarının sık sık kameranın görüş açısının dışarısında kaldığı,

———– stadyumunda reklam panolarını kontrol eden mevcut yazılım üzerindeki tasarım ile maçların yayıncı kuruluş tarafından ekranda yayınlanması arasında reklamların tasarımı ve süresi yönünden benzerlik ve bütünlük olduğu sonucuna varıldığı ‘ mütalaa edilmiştir.

Rapor taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş taraflar rapora beyan ve itiraz dilekçeleri vermişler ise de itiraz ve beyan dilekçeleri incelendiğinde raporun içeriğine bir itiraz olmadığı dava dilekçesi ve savunma dilekçelerinin tekrarı olduğu anlaşılmıştır. 

Bilindiği ve Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesinde düzenlendiği üzere “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olayların varlığını ispatla yükümlüdür.” Yine 6100 Sayılı HMK’nun 190/1.maddesi gereğince “ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu hükümler çerçevesinde reklam sözleşmesi gereğince reklamın eksik sürede yayınlandığı iddiasında bulunan davacının bu eksikliği ispat etmesi gerekmetedir.

Davacının iddiasını ispat için dayandığı delillerin hepsi toplanmış ve uzman bilirkişiler aracılığı ile de incelemiştir. Reklam sürelerinin tam olarak ne kadar yayınlandığı hususu bilirkişilerin raporunda da belirttiği üzere; gerek panoları gösteren sabit bir kameranın olmaması gerekse maç içinde görüntülerin sürekli olarak değişkenlik göstermesi nedeniyle maç görüntülerinden tespit edilmesinin olanaksız olduğu anlaşılmıştır.

Panaoların bağlı olduğu bilgisayar sisteminin 2012-2013 yıllarına ait verilerin depolanmaması ve txt formatında olup içeriğine müdahale edilebilecek formatta olması nedeniyle reklam süreleri bu sistemden alınamamıştır.

Davalının takip yapmakta kötü niyetli olduğu hususunda mahkememizde kanaat oluşmadığından kötü niyet tazminatının reddi gerekmiştir. 

Toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda davacının davasını ispat edemediğinden davanın reddi gerektiğinden aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. 

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE
2-Kötü niyet tazminatı talebinin reddine 
3-Alınması gereken 44,40-TL karar harcına karşılık peşin alınan 1.882,00-TL harçtan alınarak kanaln 1.837,60-TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 100,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı lehine AAÜT uyarınca taktir edilen 8.910,72-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı .02/04/2019

İstinaf Kararı: Futbol Maçı Özetinin İzinsiz ve Bedel Ödenmeksizin Yayını,Yayın Hakkı, Tazminat, Kısmî Dava

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI

DOSYA NO: 2017/1501 Esas
KARAR NO: 2019/419
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/12/2016
NUMARASI: 2016/147 2016/242
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 27/02/2019

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkili ile Türkiye Futbol Federasyonu arasında 16/12/2011 tarihinde imzalanan sözleşme uyarınca müvekkilinin münhasır lisansını elinde bulundurduğu Ziraat Türkiye Kupası kapsamında 16/05/2012 tarihinde Fenerbahçe Bursaspor arasında oynanan ve müvekkiline ait televizyondan canlı yayınlanan futbol müsabakasına ait görüntülerin davalıya ait internet sitesinde izinsiz ve hiçbir bedel ödenmeksizin 2 dakika 19 saniye süresince kullanıldığını, böylelikle müvekkilinin haklarının ihlal edildiğini, bu durumun aynı zamanda haksız rekabet de teşkil ettiğini, bu hukuka aykırı yayın sebebiyle davalı aleyhinde İstanbul 3. FSHHM’nun 2012/146 esas sayılı dosyası ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla açmış oldukları davada 5000 USD’nin davalıdan tahsiline karar verildiğini, kararın temyiz edilmediğinden 11/04/2014 tarihinde kesinleştiğini, müvekkili ile TFF arasında imzalanan sözleşmenin 8.9 maddesi uyarınca dakikası 5000 USD olmak üzere bir tarife belirlendiğini, tarifeye göre davalının sahibi olduğu internet sitesinde 2 dakika 19 saniyelik görüntü için toplam 11.583 USD ödeme yapılması gerektiğini, 5846 sayılı FSEK’in 68.maddesine göre müvekkilinin davalının bu eylemi sebebiyle rayiç bedelin 3 katını talep etme hakkı bulunduğunu, buna göre 11.583X3 = 34.749,00 USD ödeme yapılması gerektiğini, hüküm altına alınan 5000 USD’nin mahsubu neticesinde geriye 29.750,00 USD alacaklarının kaldığını belirterek geriye kalan 29.750,00 USD maddi tazminatın tahsil tarihindeki TC. Merkez Bankası efetiktif döviş satış kuru esas alınarak TL karşılığı olan 85.959,65 TL tutarın tecavüzün meydana geldiği 16/05/2012 tarihinden itibaren hesaplanacak devlet bankalarının 1 yıl vadeli USD mevduata uğradığı en yüksek faiziyle birlikten davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu talebin 16/05/2012 tarihinde gerçekleşen müsabakanın izinsiz yayını iddiasına dayandığını, eylem tarihinden itibaren 4 yılı aşkın süre geçtiğini, dolayısıyla talebin zamanaşımına uğradığını, talep konusu davacı tarafından İstanbul 3.FSHHM’nun 2012/146 esas sayılı dosyasıyal talep edildiğini, söz konusu dava tarihinde yürürlükte olan HMK 109 kapsamında talep konusu miktarın belirlenebilir olması nedeniyle kısmi dava açılamayacağını, mahkemece hükmedilen 5000 USD’nin davacıya ödendiğini, davacının söz konusu davada fazlaya dair haklarını saklı tuttuğunu beyan ettiğini, davacının gerek önceki dava gerekse huzurdaki davayı varsayımsal sözleşme ilişkisine dayandırdığını, davaya konu görüntülerin FSEK 37.maddesi kapsamında haber vasfıyla yayınlandığını, söz konusu mahkeme kararında davacı lehine fazlaya ilişkin hak tespiti bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek şartıyla rayiç bedelin 11.583,00 USD değil, 6.583,00 USD olduğunu, ayrıca görüntülerin 2 dakika 19 saniyelik maç görüntüsü olup büyük çoğunluğunun maç sonuna ait olduğunu bildirmiştir. Mahkemece, davacı tarafından daha önceden İstanbul 3. FSHHM’nin 2012/146 esas sayılı dosyasında dava konusu maç görüntülerine ilişkin davalı aleyhine dava açıldığı, dosyada alınan raporla ihlalin tespit edildiği, yine o dosya içerisine getirilen İstanbul 2 FSHHM’nin 2012/133 esas sayılı emsal dosyasındaki bilirkişi raporundaki ve yine İstanbul 1 FSHHM’nin 2012/158 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporlarındaki maddi tazminat hesaplamasında dayanak dakika bedelinin 5000 USD üzerinden hesaplandığı ve mahkemece taleple bağlı kalınarak 5000 USD’ye hükmedildiği, manevi tazminat talebinin reddedildiği, kararın 11/04/2014 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği, somut olayda Ziraat Türkiye Kupası maçlarının televizyonda canlı yayın haklarının davacıya ait olup bu durumun ihtarname ili tüm kuruluşlara bildirildiği, davalının internet sitesinde 16/05/2012 tarihinde oynanan Türkiye Kupası final maçının görüntülerinden 2 dakika 19 sanileyelik bir görüntüyü yayınladığı, olayda maç görüntülerinin yayınlandığından haber amaçlı kullanımdan söz edilemeyeceği, dakikası 5000 USD üzerinden hesap yapıldığında 11.583,33 USD tutarında ücdret çıktığı, FSEK 68 uyarınca 3 katı hesaplamanın uygun olacağı, buna göre davacının isteyebileceği tutarın 34.749,99 USD olduğu , daha önceden hükmolunan 5000 USD mahsup edildiğinde, davacının talep ettiği 29.750,00 USD’nin yerinde olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne, 29.750,00 USD tazminatın 16/05/2012 tarihinden itibaren devlet bankalarının 1 yıl vadeli USD faizine uyguladığı en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, kararı davalı vekili istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf sebebi olarak; talebin haksız fiil iddiasına dayandığını ve 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, Yargıtay’ın bazı kararlarında FSEK 68 .maddesi uyarınca farazi sözleşme teorisi adı altında eser haklarına ilişkin haksız fiillerin zamanaşımının 10 yıla çıkarıldığını, bunun zorlama bir yorum olduğunu, taraflar arasında gerçek bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, buna göre zamanaşımı def’inin mütecavize ait bir hak ve yetki olduğunu, eser sahibi tarafından ileri sürülebilecek bir hak olmadığını, zamanaşımı müessesesinin davalı tarafın sahibi olduğu bir def’i hakkı olduğunu, zamanaşımı def’inin değerlendirilmesi gerektiğini, yine talep konusu hakkında kesin hüküm olması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, her ne kadar davacı tarafça İstanbul 3 FSSHM’nin 2012/146 esas sayılı dosyasında fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuş ise de, davada maddi tazminat yönünden kısmen kabul kısmen red kararı verildiği ve kararın temyiz edilmeyerek kesinleştiğini, mahkemece kabul olunan miktarın üzerinde kalan tutar reddedildiği için artık fazlaya ilişkin talepler yönünden mevcut bir kesin hüküm bulunduğunu, davacının kararda itiraz etmediğini ve kararın kesinleştiğini, dolayısıyla davacının fazlaya ilişkin haklarını bu davada isteyemeyeceğini, yine daha önceki dava tarihinde mevzuata göre kısmi dava açılamayacağını, bu nedenle bu davanın usulden reddi gerektiğini, ayrıca bu savunmaları kabul edilmese dahi önceki tarihli davada sözleşme ile öngörülecek rayiç tutarın 5000 USD tahsiline, 3 katı bedelin ise reddine karar verilmiş olmakla davacının 11.583,00 USD rayiç bedel üzerinden hak ettiğini iddia ettiği toplam 34.746,00 USD’nin 15.000 USD’si hakkında kesin hüküm bulunduğunu, mahkemenin önceki kararda 5000 USD’ye hükmetmekle beraber 3 kat talebi yerinde bulmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, yine davacının bakiye 29.759,00 USD talebinin 10.000 USD’lik kısmı hakkında önceki savunmaları saklı kalmak kaydıyla kesin hüküm mevcut olduğunu, davacının rayiç bedeli 11.583,00 USD rayiç bedel ileri sürmekte is ede, bunun 5000 USD’si hkkandı hüküm kurulup 3 kat talebin reddedildiğini, buna göre bu davada üzerinden hüküm kurulacak bakiye rayiç bedelinin 6.583,00 USD olup, 3 katının ise 19.749,00 USD olduğunu, kararın bu nedenle de bozulmasını istediklerini, yayınlanan görüntülerin haber amaçlı olup 2 dakikalık bir süreyi kapsadığını, dava konusu kullanımın hukuka uygun iktibas serbestisi kapsamında bir kullanım olduğunu, bu nedenle sahibinden izin alınması gerekmediğini bildirmiştir. İstanbul 3.FSHHM’nin 2012/146 esas sayılı dava dosyasının incelenmesinde; davacının davalı aleyhine aynı iddialarla dava açarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla FSEK 68.maddesi uyarınca şimdilik 5000 USD maddi tazminatın ve 100.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini istediği, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda; bilirkişi heyetince ihlalin varlığından söz edildiği, heyetteki bilirkişilerden sadece bir tanesinin 2 dakika 19 saniyelik yayının haber verme kapsamında değerlendirilmesi yolunda görüş bildirildiği görülmüştür. Aynı dosya içerisinde sunulan İstanbul 1.FSHHM’nin 2012/158 esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda; yayının dakika bedelinin 5000 USD olduğundan bahisle hesaplama yapıldığı görülmüştür. Yine aynı dosyaya sunulan İstanbul 2 FSHHM’nin 2012/133 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda; yayının dakikasının 5000 USD üzerinden hesaplama yapıldığı görülmüştür. Yargılama sonunda davanın kısmen kabul, kısmen reddine, takdiren 5000 USD’nin devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faizle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, kararın temyiz edilmeksizin 11/04/2014 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Dosyaya sunulan yayın sözleşmesi içeriğinden Türkiye Kupası maçlarının yayınlanmasının davacı tarafa bırakıldığı, sözleşme bedelinin 11.160.715 USD + KDV olduğu görülmüştür. Mahkemenin gerekçeli kararının 3.sayfasının 2.paragrafında mahkemenin 2012/133 esas sayılı dosyasın dakika bedelinin 5000 USD üzerinden bilirkişinin hesaplama yapıldığını ve bu dava sonunda verilen kararın onandığının belirtildiği ve kararın kesinleştiği belirtilmiştir. Yine İstanbul 1 FSHHM’nin 2012/158 esas sayılı dosyasında da bilirkişinin dakika hesabının 5.000 USD üzerinden yaptığını ve tazminata hükmedildiğini belirttiği görülmüştür.

GEREKÇE: Dava, 5846 Sayılı FSEK’e dayalı tazminat davasıdır. Davacı tarafça İstanbul 3.FSHHM’nin 2012/146 esas sayılı dosyasında fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000 USD maddi tazminat ve manevi tazminat talep edildiği, yargılama sonunda ise davanın kısmen kabul, kısmen reddiyle 5000 USD’nin davalıdan tahsiline ve manevi tazminat talebinin de reddine karar verildiği görülmüştür. Öte yandan kararın gerekçe kısmında “davacının yayınla ilgili hak sahibi olması sebebiyle FSEK 68.maddesinin uygulanması talebinin ….reddine” karar verilmesi gerektiği şeklinde bir gerekçeye yer verildiği görülmüştür. Davacı taraf anılan dosyada FSEK’in 68.maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunmuş olup az önce belirtilen gerekçe ile davacının FSEK 68.maddesi ile ilgili talebinin reddine karar verilmesi gerektiği şeklindeki gerekçeye ilişkin olarak davacı tarafından o tarihte kanun yolu olan temyiz yoluna başvurulmamış olup bir anlamda bu gerekçe kesinleşmiştir. Bir başka ifadeyle bu gerekçe davacının 5000 USD’den fazla maddi tazminat isteyemeyeceği anlamına gelmektedir. Davacı taraf bu gerekçeye yönelik olarak temyiz kanun yoluna başvurmadığından bu husus kesinleşmiştir. Kaldı ki kararın hüküm kısmında fazlaya ilişkin talep reddedilmemiş olmakla birlikte fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına dair bir karar da oluşturulmamıştır. Dolayısıyla davacının 68.maddenin uygulanmasına yönelik talebi reddedildiğinden ve kesinleştiğinden istinafa konu davada 68.maddeye dayalı olarak tazminat talep etme hakkı kalmamıştır. Mahkemece açıklanan bu hususlar doğrultusunda davanın reddi gerektiği gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Hal böyle olunca davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE,

2-İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 29/12/2016 gün, 2016/147 Esas, 2016/242 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Davanın REDDİNE,

4-Alınması gereken 44,40 TL harcın, peşin alınan 1.467,98 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 1.423,58 TL harcın talebi halinde davacıya iadesine,

5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 23,10 TL’nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

7-Davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 9.626,77 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

8-İstinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine,

9-İstinaf aşamasında davalı tarafça yapılan yargılama gideri olan 85,70 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

10-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

11-Gerek ilk derecede gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/02/2019

Yargıtay Kararı – Futbol, Maç Başı Alacakların Fesih Tazminatına Esas Alınıp Alınmadığı

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2016/26224 E., 2018/11114 K.

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, davalı spor kulübü ile aralarında yaptıkları Profesyonel Futbolcu Transfer Sözleşmesi ve bu sözleşmeye ek yapılan sözleşme kapsamında; davalı kulüpten transfer ücreti ve maç başı ücreti olmak üzere toplam 116.174,50 TL alacağının bulunduğunu, ücretinin ödenmemesi nedeniyle talimat hükümleri doğrultusunda aralarındaki sözleşmeyi noter ihtarnamesi ile tek taraflı olarak feshettiğini, sözleşme devam etmiş olsaydı davalı kulübün maç başı hakedişleri hariç net 219.790,00 TL ücret ödeme yükümlülüğünün doğacağını ileri sürerek; fazlaya dair haklar saklı tutulmak suretiyle ödenmeyen 116.174,50 TL ücret alacağı ile fesih nedeniyle uğranılan 1.000,00 TL zararın tahsilini istemiş; ıslah ile fesih tazminatına ilişkin talebini 106.032,00 TL ye artırmıştır.

Davalı kulüp vekili, ek sözleşmenin federasyona sunulmadığını, bu nedenle bir geçerliliğinin bulunmadığını, davanın dayanaksız olduğunu savunarak, değişik tarihli ödeme dekontları ve tediye makbuzları ibraz etmiştir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 96.174,50 TL sözleşmesel alacak, 106.032,00 TL fesih tazminatı olmak üzere toplam 202.206,50 TL’nin tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

1-Dava, profesyonel futbolcu transfer sözleşmesi ve bu sözleşmeye ek yapılan sözleşme gereğince ödenmesi gereken ücret alacaklarının tahsili, sözleşmenin tek taraflı ve haklı feshinden kaynaklı mahrum kalınan zararın tahsili isteğine ilişkindir. Mahkemece, dosyaya kazandırılan bilirkişi ek raporunun toplam hakediş miktarının 161.174,50 TL olduğuna ilişkin görüşü benimsenerek, nakit olarak ödenen 45.000,00 TL ve senet olarak davacıya verilen toplam 20.000,00 TL tutarlı iki ayrı senet gözetilmek ve toplam hakediş miktarından bu miktarlar mahsup edilmek suretiyle hesaplanan 96.174,50 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline; sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan zarar yönünden 1.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren, ıslah ile artırılan 105.032,00 TL yönünden ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir. Davalı tarafından sunulan ödeme belgeleri arasında yer alan ve mahsup işlemine konu edilen 25.03.2014 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli ve 25.04.2014 vade tarihli 10.000,00 TL senetlerin, dosyaya ibraz edilen 01.12.2013 tarihli tediye makbuzu içeriğine göre dava konusu sözleşme alacaklarına istinaden davacıya teslim edildiği sabittir. Davalı bu senet bedelinin ödendiğini savunmuş ise de, bu senet bedelinin davacıya ödendiğine dair davalı tarafından dosyaya herhangi bir ödeme belgesi sunulmamıştır. Mahkemece, davacı alacağından mahsup edilen bu senet bedellerine ilişkin olarak davalı tarafından yapılmış bir ödeme bulunup bulunmadığı üzerinde durularak, davalıya bu hususa ilişkin delillerini ve davacının bu hususta karşı delillerini ibraz etmesi sağlanıp, bu senet nedeniyle mahsubu gereken bir ödeme olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

2-Davalı kulübün temyizi bakımından; davacı, davalı ile yapılan sözleşme kapsamında doğan alacaklarının tahsili amacıyla Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatının 28. maddesine uygun olarak 11.06.2014 tarihli ihtarname ile davalıdan alacağının 30 gün içinde ödenmesini istemiş, tebliğ işleminin 16.06.2014 tarihinde yapılmasını müteakip, 30 gün beklenilmiş, bir ödeme yapılmayınca da talimatın 28.maddesinde belirtilen 7 günlük süre içerisinde 17.07.2014 tarihinde noter ihtarı ile sözleşmeyi haklı nedenle feshetmiştir.

Taraflar arasındaki hukuki ilişki genel hizmet sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, buna ilişkin TBK 408 maddesinde; “İşveren, işgörme ediminin yerine getirilmesini kusuruyla engellerse veya edimi kabulde temerrüde düşerse, işçiye ücretini ödemekle yükümlü olup, işçiden bu edimini daha sonra yerine getirmesini isteyemez. Ancak, işçinin bu engelleme sebebiyle yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar ücretinden indirilir“. Aynı yasanın 437. maddesinde “Haklı fesih sebepleri, taraflardan birinin sözleşmeye uymamasından doğmuşsa o taraf, sebep olduğu zararı, hizmet ilişkisine dayanan bütün haklar göz önünde tutularak, tamamen gidermekle yükümlüdür. Diğer durumlarda hâkim, bütün durum ve koşulları göz önünde tutarak haklı sebeple feshin maddi sonuçlarını serbestçe değerlendirir.” şeklinde yasal düzenlemelere yer verilmiş olup, bu yasal düzenlemeler kapsamında kural olarak, hizmet akdinin tarafı olan işçi sözleşmenin haklı feshi halinde dönem sonuna kadar olan ücretini isteyebilir.

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, maç başı alacakların fesih tazminatına esas alınıp alınmadığı hususunda belirsizlik bulunmaktadır. Bilindiği üzere; maç başı ücretleri, futbolcunun lig maçlarında oynaması veya kadroda yer alması halinde ödenen bir ücret olup, bu maçlarda futbolcunun oynayıp oynamayacağı hususunda takdir yetkisi tamamen kulübe aittir. Oynanacak musabakalarda hangi futbolcunun kadroya dahil edileceği ve kimlerin ilk 11’de yer alacağı kulüp adına teknik direktörün sorumluluğu altında ve tamamen teknik nedenlere dayalı olarak, futbolcunun yeteneği, beceri ve genel performansına dayalı form durumu, takımdaki diğer futbolcuların performansı ile rakip takımın durumu gibi değişken hususlara bağlı olmakla fesih tarihinden sonra oynanacak maçlarda görevlendirilmesinin kesin olmadığı, dolayısıyla, futbolcunun maçlarda oynama şartına bağlı bu alacak yönünden talepte bulunamayacağı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, maç başı ücretine ilişkin yukarıda belirtilen belirsizlik, bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle giderilmesi, maç başı fesih tazminat talebi dışında kalan talepleri yönünden yukarıda açıklanan ilkeler ve yasal düzenlemeler gözetilerek sözleşmenin feshi nedeniyle davacının bir zararının bulunup bulunmadığı değerlendirilmek suretiyle, diğer taraf aleyhine haksız ve sebebsiz zenginleşmesine sebeb olmayacak şekilde hakkaniyete uygun bir tazminat belirlenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

3-Bozma nedenine göre, tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şu aşamada gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına,(2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına hükmün BOZULMASINA, (3) numaralı bent gereğince tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 3.455,00 TL harcın istek halinde davalıya 29,20 TL harcın davacıya iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

UEFA, EURO 2024 ADAYLIĞI DEĞERLENDİRME RAPORU’NU YAYINLADI

euro 2024 evaluation reportUEFA, EURO 2024 Avrupa Şampiyonası’na ev sahipliği için yarışan adayların dosyalarını değerlendirdi. UEFA değerlendirme raporunu yayınladı.

Rapor objektif değerlendirildiğinde, Almanya’nın bir adım önde olduğunu görüyoruz.

Önemli bir husus daha var. Maalesef Türkiye, raporunu hiç ciddi hazırlamamış. Almanya’nın raporu daha profesyonel kaleme alınmış. Konuyla ilgili güzel bir yazıyı paylaşmak istiyorum. Volkan Ağır, Türkiye’nin raporunu çok güzel analiz etmiş. https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/09/23/536522/

Ancak UEFA’da oylama bir avuç erkek arasında gerçekleşecek. Türkiye, altyapı ve insan hakları konusunda çok geride olmasına rağmen, UEFA’ya vergi kolaylıkları ve başka maddi menfaatler sağlayacağını taahhüt etti. Almanya ise bu konularda çekincelerini iletti. UEFA, sadece maddi menfaatlerini dikkate alırsa, Türkiye’nin şansı daha fazla.

İstinaf Kararı: Türkiye Futbol Federasyonu, Yayın Hakları, Basın Özgürlüğü, Eleştiri Hakkı, Haksız Rekabet

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2018/181
KARAR NO : 2018/714

TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/05/2017
NUMARASI : 2011/92- 2017/391 E.K
DAVANIN KONUSU : Haksız Rekabet

Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraflar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLAR İDDİA VE SAVUNMA ÖZETİ

Davacı vekili, müvekkili şirketin ürünü olan…ın ….Grubu’nun hizmete sunduğu, dijital platform özellikleri ile normal uydu alıcısı özelliklerini bir araya getiren, aylık abone sistemi olmayan, ileri teknoloji ürünü yeni bir dijital platform olduğunu, davalı … Tic. A.Ş (… Gazetesi) ile … A.Ş (…) aynı grup içinde yer alıp sahip ve yöneticilerinin büyük oranda aynı olduğunu ve müvekkili ile rekabet halinde olduklarını, …ün yayın organı gibi faaliyet gösteren … Gazetesi’nin sürekli olarak müvekkili aleyhinde asılsız haberler yaptığını, müvekkilini devamlı olarak kötülediğini, kendi digital yayın platformu olan …. lehine haksız rekabete neden olduğunu, …. Gazetesi’nin 28.08.2007 tarihli nüshasının 1, 8 ve 28. Sayfalarında yer alan haberlerde “…. – …’ın …’ı, durup dururken ” Maçları biz yayınlamak istiyoruz” diye ortaya çıktı. Amaç vatandaşa uydu ve dekoder satıp eski ….n gibi vurgun yapmak.”, “… – Önce Avrupa Kupası maçlarını yayınlayacağız demişlerdi. Bu balon çabuk söndü. Yarınki Fenerbahçe maçını TRT veriyor. Kimseye …satamayan … Medyası, hemen yeni bir palavra buldu.” , ” … İnanmayın – Kendi gazetelerinde lig maçlarını yayınlayacakmış gibi haber yapıyorlar. Oysa maçlar üç sezon daha …te. Maksat geçmişteki …. örneğinde olduğu gibi vatandaşa dekoder satmak.” 29/08/2007 tarihli nüshasında “Futbolseverlerden …’a … sitesindeki formlardında görüşlerini bildiren taraflarla, …n oyun oynadığını dile getirip, sadece dekoder satmak ve reklam almak için yayın yaptığını vurguladılar. Ayrıca bu kuruluşun dekoderlerinin alınmaması için cağrıda bulundular. Sarı- Lacivertli futbolseverlerin, ‘…alma, aldırma’ , ‘Maç TRT’den izlenir’ sloganlarıyla yürüttükleri kampanyaya katılım her geçen gün artıyor.” 03/09/2007 tarihli nüshasının 1 ve 8. Sayfasında ” …’ın Borsa Manipülasyonu – …ın …i, her gün bir…palavrasıyla ortalığı karıştırıyor. Neymiş maçları…verirse kulüplerin piyasa değeri artarmış. Bu da yatırımcıya kâr getirirmiş. Oysa yalan haberle borsada beklenti oluşturmak suç. SPK mevzuatı gereği 2-5 yıl hapis.” , “…Mahkemelik – Naklen maç yayın haklarını 2010 yılı mayıs ayına kadar elinde bulunduran …k, tüketiciyi kandıran D-…’a dava açtı. Dava dilekçesinde kamuoyunun nasıl kandırıldığı anlatılıyor.” , ” …. ile ilgili asılsız iddialarına manipülasyon da ekledi.” , ” Kalite Kandırmacası -…ın kamuoyunu ve tüketiciyi kandırması sade ‘İhale Bedeli’ ile sınırlı kalmayıp, ‘Daha kaliteli digital görüntü’ söyleminin vurgulandığı …r’ın oynadığı reklam filmiyle devam ediyor.” 10/09/2007 tarihli nüshasında “…. – …balonu patlamak üzere”, 07/08/2008 nüshasında ise ” Bedavadan Para Kazandı” , ” …n Bey’den D-… – …’ın uydu alıcısı … piyasaya çıktığında ücretsiz diye pazarlandı. 400 YTL ‘ ye uydu alıp kurtulduğunu zanneden tüketiciden, şimdi hem üyelik aidatı hem de faturalı ek ücret isteniyor.” . ” Kutu Satabilmek İçin Yeni Aldatma – uydudan bedava yayın yapan kanallar için bile ekstra ücret alıyor. Şampiyonlar Ligi ve UEFA maçlarını… veriyor, ama sanki …’sız izlenmeyecekmiş gibi bir algı oluşturtu.” , ” Bedava Diye Şimdi Para İstiyor” , “Bu Haberi … Yazmaz! , Faturası Yok Reklamı Yaptı” , ” Kutu Alanlar Pişman Dava Açanlar Artıyor” , “Zararını Yine Vatandaşa Yıktı” , “… İşte Böyle Kandırdı” . Şeklinde haberlere yer verilerek müvekkilinin ticari itibarının zedelenmeye çalışıldığını, bu şekilde, müvekkili ile aynı işi yapan … ile aynı grup içinde yer alan … Gazetesi’nin müvekkilini sürekli olarak kötülediğini, … lehine haksız rekabet yarattığını, davalının rekabet hak ve hürriyetini kötüye kullandığını, haksız rekabetin iktisadi rekabetin objektif hüsnüniyet kaidelerini aykırı olarak, aldatıcı hareketler ve sair vasıtalarla iktisadi rekabetin suistimali olarak da tarif edilebileceğini, iyi niyet kurallarından kastın sübjektif değil, objektif olup, haksız olup, haksız rekabet halinde bulunan kişinin kusurunun rekabetin varlığı için aranması gereken bir şart olmadığını, davalının suiniyetli haberlerle rekabet kurallarını açıkça ve hiç çekinmeden ihlal ederek, rekabet hak ve hürriyetini kötüye kullandığını, Türk Ticaret Kanunu’nun 57. Maddesinde iyi niyet kurallarına aykırı olup, haksız rekabet fiilini teşkil eden bazı hallerin sayıldığı ve maddenin 1. Bendinde “Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemek” haksız rekabettir dendiğini, belirtilen haberlerin müvekkili ile rekabete yönelik olmadığını, aksine amacın müvekkilinin kanalını kötülemek olduğunu, davalı gazetede yer alan ” Yine Yalan, Yine Kandırmaca” , “Yeni Palavra Hazır”, “…’ın …’i, her gün bir … palavrasıyla ortalığı karıştırıyor” , “… balonu patlamak üzere” ifadeleriyle Türk Ticaret Kanunu’nun 57. maddesinin “Başkasının ahlakı veya mali iktidarı hakkında hakikata aykırı malumat vermek” , şeklindeki 2. Bendinin de ihlal edildiğini,… Gazetesi’nde yayınlanan haberlerin tamamıyla asılsız olduğunu, verilen haberlerin onur kırıcı ve incitici olması durumunda haberin gerçek olup olmadığının haksız rekabet açısından bir önemi olmadığını, davalı tarafından yapılan yayınların bu manada haksız rekabet teşkil edecek nitelikte olup, gerçeğe de aykırı olduğunu, davalı gazetede yayınlanan haberlerin aksine … uydu alıcısının hiçbir zaman 400 YTL ye pazarlamadığını, satış fiyatı ortalamasının 300/500 YTL arasında değişmiş olduğunu, …’ın digital platform olarak temel içeriğinin tamamen ücretsiz olduğunu ve bunun için asla ücret talep edilmediğini, … kutusu alındıktan sonra, … abonesi olma zorunluluğunun bulunmadığı, üyelik ücreti istenmediğini ve abonelik faturası da gönderilmediğini, sunulan ek içerikleri almak isteyen kullanıcıların, bedelini peşin ödeyerek içerikten faydalandığını ve süre sonunda bu hizmetin sona erdiğini, devam etmek isteyen kullanıcıların yeniden temas kurarak dilediği ek içeriği talep edebildiğini, … ücret tarifeleri diye bildirilen hususun … extra hizmetleri için olduğunu ve asıl bu haberle tüketicilerin kandırıldığını, …’ın bedeli mukabilinde kullanılabilecek farklı içerikleri “… Extra” hizmetleri olarak piyasaya sunduğunu, kullanıcıların temel içeriğe ek olarak sunulan bu yeni içeriği almak zorunda olmadığını ve … kutularının bu içeriklerin alınması şartına bağlı olarak satılmadığını, dolayısıyla extra paketi alıp almamanın tüketicinin insiyatifinde olduğunu, …’ın digital platform içerisine gelecekte koyacağı her türlü ek içeriği ücretsiz verme zorunluluğunda olmadığını, ücretsiz olduğu duyurulan temel içerikle ilgili taahhütlerin halen geçerli olduğunu ve bu içeriğin son derece zengin ve kaliteli olduğunu, … tarafından ücretsiz olarak sunulan bir çok içeriğin davalının içinde bulunduğu grup bünyesinde bulunan rakip firma tarafından bedel mukabili satıldığını, …’ın uydudan bedava yayın yapan hiçbir kanal için ücret almadığını, … extra hizmetleri kapsamında lansmanı yapılan yeni kanalların izleyicilere tanıtımı için kısa süreliğine şifrelenmeden yayına sokulmasının ilgili haberi haklı kılmayacağını, son yapılan ihale ile 2009/2012 olmak üzere üç sezon için Şampiyonlar Ligi ve UEFA Kupası maçlarının ihalelerini… TV’nin aldığını ve bu maçların … digital platformu üzerinden, Türk takımlarının maçları şifresiz, diğer maçlar şifreli olmak üzere yayınlanacağını, Türk takımlarının maçlarının şifrelenmeyeceğinin bunların … platformu kapsamında olmadığını göstermeyeceğini, Türk takımlarının maçları seyredilirken kontrat gereği geo blocking uygulanmak zorunda olduğunu, bu maçların en sağlıklı … digital platformu kanalıyla izlenebileceğini, davalı gazetede yer alan haberlerde 85 YTL’lik kurulum ücretinden bahsedildiğini, ancak böyle bir bedel alınmadığını, tüketicinin çanak anten ve sair ihtiyaçlarını kendisinin karşılamak durumunda olduğunu, kurulumun ise bayiler tarafından ücretsiz yapıldığını, … digital uydu alıcısı satışının uydu alıcısı üreticileri tarafından yapıldığını, …’ın ise sadece içerik sağladığını, davacının extra hizmet olarak sunduğu Sinema TV, Sinemi TV 2 ve Sinema TV Aile’nin … tarafından yeni satın alınarak yayına sokulduğunu, … kapsamında yayına sokulan bu yeni kanallar için yapılan tüm duyurularda ekstra hizmet olduğunun ve ücretinin duyurulduğunu, hiçbir tüketicinin bu kanalları almak zorunda olmadığını, davacının yayın platformunun kamu oyunda olumsuzlukları ile hatırlanan Teleon’a benzetilmesinin de kötüleme içermekle haksız rekabet yaratan bir durum olduğunu, …’un yayın yaptığı dönemde maç yayınları için çok yüklü ücretler aldığını ve yayınları yarıda bıraktığını, bu kötü örneğin davacıya benzetilmesi, aynı şeylerin yaşanacağının iddia edilmesi, o tarihte olumsuzluklar yaşanmış izleyiciler açısından kötü şekilde algılanabileceğini ve müvekkilinin itibarını sarsabilecek nitelikte olduğunu belirterek davalının bu yayınlarının haksız rekabet oluşturduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, öncelikle 28/07/2007 tarihli habere zamanaşımı nedeniyle itiraz ettiklerini, dava konusu haber içeriklerinin tamamen gerçek olup yayınlanmasında kamu yararı bulunduğunu, söz konusu haber içeriklerinin … reklam ve ilanlarının kamuoyunu yanılttığına ilişkin olduğunu, bu şekilde haberlerin yayınlanmasının basının haber alma/verme hak ve yükümlülüğü, kısacası görevi olduğunu, bu sebeplerle dava konusu yayınlarda haksız rekabet şartlarının oluşmadığını,… Grubu’na ait davacı şirketin pazarlayıcılığını yaptığı, … adlı uydu alıcısının 2007 yılının ilk aylarında digital televizyon yayıncılığı pazarına girdiğini, ardında … Grubu’na ait gazete ve televizyonlarda kamuoyunu yanıltıcı bir çok reklam ve ilan verdiğini, bunlardan birinin … logosuyla birlikte verilen, ” Geç Kalan İzleyemez – Hemen …’a geçen üç büyüklerin Avrupa maçlarını …ta izler – Yıldız transferleri, Avrupa maçlarında sadece …’ta izleyeceksiniz – Faturasız ve en yüksek görüntü kalitesiyle” şeklinde reklam ve ilan olduğunu, davacının yanıltcı reklamlarının bir diğer örneğini ise …’ın …Süper Lig maçlarının yayın hakkı için Futbol Federasyonuna başvurduğu haberlerini içeren ve izleyicilerin … Lig maçlarının da artık …’tan yayınlanacağı kanaatine ulaşmalarına sebep olan reklam ve ilanlar olduğunu, davacının, yayın hakkının 2009-2010 yılı sezonuna kadar …Platform İletişim Hizmetleri A.Ş ‘de (…’te) olduğunu bilmesine rağmen Türkiye Profosyonel 1. Süper Lig maçlarının yayın hakkı için Türkiye Futbol Federasyonu (TFF)’na Nisan 2007’de başvuruda bulunduğunu, … Grubu’na ait … televizyonu basın bülteninde ve… Gazetesi yayınlarında, …’ün TFF ile olan sözleşmesinin 2008 yılında bittiği haberlerine yer verildiğini, tüm bu olay ve gelişmelerin, dava konusu yayınlarla haber yapıldığını ve davacının, talebinin hukuken mümkün olmadığını bilmesine rağmen “Süper Lig maçlarının 2008 sezonu yayınına talibiz” şeklindeki reklam ve talebini sürekli gündemde tutmasının ne anlama gelebileceğinin değerlendirildiği ve yorumlandığı, … Grubu medyasında yer alan bu haber ve reklamlar üzerine 06/04/2009 tarihinde canlı yayına katılan TFF Başkanı ….’un kendisine sorulan “Naklen yayın ihalesi 2008′ de yapılacak mı ?” sorusuna mevcut sözleşmenin 2010 yılına kadar uzatılarak Rekabet Grubu’na ait gazeteler ile tekrar duyurulduğu, davacının başvurusunun Rekabet Kurulu’nun 2007-2-167 dosya, 07-87/1099-424 karar sayılı ve 22/11/2007 tarihli kararıyla reddedildiğini, … Gurubu’nun tüm yasal imkansızlıklara rağmen 2008 sezonu Süper Lig yayın hakkını alma girişimin ve buna ilişkin haberlerindeki ısrarcı tutumun sadece davalının değil SPK uzmanları, iş adamları, bir çok köşe yazarı ve gazetecinin de dikkatini çektiğini ve eleştirildiğini, davacının yanıltıcı reklam, ilan ve haberleri nedeniyle izleyici ve kamuoyunun hangi futbol maçını hangi kanalda izleyeceğini anlayamadığını ve bu durumun internetteki forum sayfalarında tartışıldığını, davacının “…’ın UEFA Kupası maçlarının sadece …’ta yayınlanacağına” ilişkin bir başka yanıltıcı reklamı nedeniyle …’ün başvurusuna Reklam Özdenetim Kurulu’nun 13/08/2007 tarih ve 289 sayılı kararıyla UEFA ile… arasında imzalanan sözleşme gereğince yayın haklarının …’ de olmasına rağmen yapılan reklamın tüketiciyi yanılttığına karar verildiğini, davacının yanıltıcı reklamlarının bir başka örneğinin ise, …’ın daha yüksek digital görüntü kalitesine sahip olduğu ve bunun da noter kanalı ile tespit edildiğini vurgulayan reklam ve ilanları olduğunu, davacı aleyhine … tarafından İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2007/644 E. sayıyla haksız rekabetin tespiti, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2007/496 E. sayıyla maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, dosyaların celp ve tetkikini talep ettiklerini, davacının yanıltıcı reklamlarından bir diğerinin ise …. TV gibi herhangi bir uydu alıcısı ile şifresiz olarak izleme imkanı olan bazı kanalların sadece … adlı ürün sayesinde izlenebileceğinin belirtilmesi olduğunu ve bu sebeple Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu tarafından reklamların aldatıcı olması sebebiyle idari para ve durdurma cezalarının verildiğini, ….’ ye ilişkin haberin gerçekliğinin ispatı için Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu’nun 11/05/2004 tarihli kararının sunulduğunu, dava konusu haberin gerçek ve güncel olup haksız ve yanıltıcı olmadığını, dolayısıyla haksız rekabet şartlarını ihtiva etmediğini, söz konusu olayların haber vasfının izahtan vareste olduğunu ve … Gazetesi’nde yayınlanmasının ve haber yapılmasının doğal olduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 30/05/1974 tarih ve 2113-2398 sayılı kararını örnek vererek, basının görevinin kamu yararı bulunan konularda haber vermek, olayları ve olayların içerisindeki kişi ve kurumları eleştirmek ve kamuoyu oluşturmak olduğunu, Basın özgürlüğünün Anayasanın 25, 26 ve 28. Maddeleri ile 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 3.maddesi ile güvence altına alındığını, davacının da içinde bulunduğu ve basın sektöründe tekel durumunda olan … Grubu medyasında bu gerçeklerin yayınlanmayacağı nazara alındığında, dava konusu haberlerin davalı tarafından yayınlanmasında haksız rekabetin değil, kamu yararın bulunduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 31/10/1978 tarih ve 11403 sayılı kararını, aynı Dairenin 17/09/1981 tarih ve 8051- 10189 sayılı kararını örnek gösterecek üçüncü kişilerin manevi haklarına tecavüz teşkil eder içerikte olsalar dahi hukuka uygun kabul edilmesi gerektiğini, davacının kendi kusurlu eylemi ile hakkında böyle yazıların yazılmasına sebebiyet verdiğini, dava konusu yazının hukuka aykırı olduğu kabul olunsa dahi, davacının ortak kusurunun bu hukuka aykırılığı ortadan kaldıracak yoğunlukta olduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 12/02/2001 tarih ve 10867-1391 sayılı kararını, aynı dairenin 08/02/1996 tarih ve 340-957 sayılı kararını ve yine aynı dairenin 27/03/1984 tarih ve 1134-3067 sayılı kararını örnek göstererek, davaya konu haberlerde kullanılan başlık ve üslubun okurun ilgilisini çekmeye yönelik bir gazetecilik tekniği olduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 01/06/1983 tarih ve 5122-5790 sayılı kararını örnek göstererek haberin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

DELİLLER
1- … Gazetesi’nin dava konusu haberlerin yayınlandığı örnekleri, taraf dilekçelerinde adı geçen belge örnekleri
2- 11/03/2010 havale tarihli bilirkişi kurulu kök raporu.
3- Aynı bilirkişi kurulunun ek raporu.
4- İstanbul 10.ATM.’nin 2007/496 E.sayılı dosyası
5- İstanbul 12.ATM.’nin 2007/644 E.sayılı (bozma sonrası 2012/2013 E.sayılı dosyası)

İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı tarafından yayınlanan … gazetesinin 03/09/2007, 28/08/2007, 10/09/2007, 07/08/2007 tarihli sayılarında davacı hakkında yapılan bir kısım haberlerin TTK.m.45 ve 57 kapsamında haksız rekabet niteliğinde olduğu, basın özgürlüğünün Anayasa’nın 28. maddesi uyarınca her ne kadar güvence altına alınmışsa da hiç şüphesiz ne basın özgürlüğü ne de bu özgürlüğün sonucu tanınan ayrıcalıklar sınırsız olmadığı, basın özgürlüğünün de kişi ve toplum yararı açısından sınırlandırılabileceği, basın haber verme fonksiyonunu yerine getirirken gerçeklik, kamu yararı ve toplumsal ilgi, güncellik, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık kurallarına uymakla yükümlü olduğu, haber verme hakkının ancak bu sınırlar içinde kaldığı müddetçe hukuka uygun olduğu, sözü edilen temel kurallardan olan, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık, haber gerçeği yansıtsa bile, kullanılacak dil ve ifadenin, yapılacak niteleme ve yorumun, haberin verilişinin gerektirdiği ve zorunlu kıldığı biçim ve ölçüde bulunmasını öngördüğü, yine yayın yoluyla yapılan bir eylemin kişilik haklarına aykırılık teşkil edip etmediğinin gerçeğe uygunluk, kamusal ilgi ve toplumsal yarar, güncellik ve şekle uygunluk unsurlarının bulunup bulunmadığı değerlendirilerek tespit edilmesi gerektiği, hukuka uygunluğun diğer tüm ilkeler bulunsa bile yazının yazılış biçimi ve şekli, yazıda kullanılan ifadeler hukuka aykırı olabileceği, herhangi bir haber gerçeğe ne kadar uygun olursa olsun, haber verilişinin gerektirmediği tahkir edici bir dilin kullanılması durumunda, hukuka uygunluk durumunun ortadan kalkacağı, kullanılan ifadenin, habere konu olan olay ile düşünsel bir bağlantısının bulunmasının zorunlu olup, bu zorunluluğu aşan ve kişiyi objektif yönden tahkir edici ifadelerin kullanılması durumunda bu hakkın sınırı aşılmış, hukuka uygunluk sebebi ortadan kalkmış olacağı, diğer bir deyişle yapılan beyan gerçek payı taşımasına rağmen beyanın üslubu, ölçüsüzlüğü veya zamanı itibarı ile amacın aşılması söz konusu olabileceği, kötüleme sebebiyle haksız rekabet oluşabilmesi için kusurun varlığı gerekli olmadığı, davaya konu bir kısım haberlerin bu kapsamda, basın özgürlüğünün sınırları aşılarak verildiği böylece haksız rekabetin oluştuğu gerekçesiyle;
“Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İle
Davalının, davacıyla ilgili olarak;
… Gazetesi’nin 03.09.2007 tarihli nüshasının 8. sayfasındaki “ … Mahkemelik – Naklen maç yayın haklarını 2010 yılı mayıs ayına kadar elinde bulunduran …, tüketiciyi kandıran …’a dava açtı. Dava dilekçesinde kamuoyunun nasıl kandırıldığı anlatılıyor.”
… Gazetesi’nin 03.09.2007 tarihli nüshasının 8. sayfasındaki “Kalite Kandırmacası – …’ın kamuoyu ve tüketiciyi kandırması sade “ihale Bedeli” ile sınırlı kalmayıp, ‘Daha kaliteli digital görüntü söylemenin vurgulandığı ….r’ın oynadığı reklam filmiyle devam ediyor.”
… Gazetesi’nin 28.08.2007 tarihli nüshasının 1. sayfasındaki “İkinci … Vakası – …’ın …’ı, durup dururken “maçları biz yayınlamak istiyoruz” diye ortaya çıktı. Amaç vatandaşa uydu ve dekoder satıp eski … gibi vurgun yapmak.”
… Gazetesi’nin 28.08.2007 tarihli nüshasının 1. sayfasındaki “… İnanmayın – Kendi gazetelerinde lig maçlarını yayınlayacakmış gibi haber yapıyorlar. Oysa maçlar üç sezon daha …’te. Maksat geçmişteki … örneğinde olduğu gibi vatandaşa dekoder satmak.”
… Gazetesi’nin 10.09.2007 tarihli nüshasında 6. sayfasındaki “… Balonu – … balonu patlamak üzere.”
… Gazetesi’nin 07.08.2008 tarihli nüshasının 1. sayfasındaki “Kutu Satabilmek İçin Yeni Aldatma– Uydudan bedava yayın yapan kanallar için bile ekstra ücret alıyor.
Şampiyonlar Ligi ve UEFA maçlarını Star veriyor, ama sanki …’sız izlenmeyecekmiş gibi bir algı oluşturdu.
… Gazetesi’nin 07.08.2008 tarihli nüshasının 7. sayfasındaki “Zararın Yine Vatandaşa Yıktı başlığı altında bulunan “Uluslararası finans kuruluşları bile raporlarında …Yayın Holding’in en zayıf halkasının … olduğunu söylüyor, piyasada tutunmasının imkansız olduğunu vurguluyor.”
… Gazetesi’nin 07.08.2008 tarihli nüshasının 7. sayfasındaki “Kutu Alanlar Pişman Dava Açanlar Artıyor.”
İfadesine ilişkin yayınların TTK’nın 57 vd. Maddeleri gereğince haksız rekabet olduğunun tespitine,
2- TTK’nın 61. Maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra giderin haksız çıkan taraftan alınmak üzere traji yüksek 3 büyük gazeteden birinde ilanına,
3- Fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verilmiştir.

Bu karara karşı davalı vekili yasal süresi içinde, davacı vekili de süresinde katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
1- 6102 sayılı Yasanın 1 vd.maddeleri uyarınca kademeli sorumluluk sisteminin benimsendiğini, sorumluluğun öncelikle haberi yazan, yazıyı yazan kişiye ait olup bunlara erişilemediği takdirde yazı işleri müdürü ve genel yayın yönetmenine ait olduğunun düzenlendiğini, buna göre müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davanın pasif husumet nedeniyle yokluğu gerektiğini,
2- TTK’da ve Rekabetin Korunması Kanunda yer alan tanımlara göre müvekkiline atfedilen eylemlerin haksız rekabet oluşturmadığını, davacının, TFF ile yapılan sözleşme kapsamında süper lig maçlarının yayın hakkının …’e ait olduğunu bilmesine rağmen bu sözleşmenin bittiği ve kendilerine ait … kanalında yayınlanacağına ilişkin gerçeğe uygun olmayan reklam ve haberler yaparak haksız rekabet işlediğine dair İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/496 Esas sayılı dosyasında ve İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/203 Esas sayılı dosyasında davalar açıldığını ve o davalarda davacının haksız rekabet yaptığının tespit edildiğini,
Rekabet yasağının asıl amacının dürüst ve bozulmamış ticari rekabeti korumak olduğunu, davacının dürüstlük kuralına aykırı olarak, süper lig maç yayınlarını …tan yayınlayacaklarına dair reklamlar ve haberler yaptığını, böylece spor camiasını yanılttığını,
3- Basın özgürlüğünün Anayasa ile teminat altına alındığını, kamunun bilgi edinme ihtiyacının karşılandığını, çağdaş toplumlarda eleştiri ve bilgilenme hakkının vazgeçilmez bir hak haline geldiğini, müvekkili tarafından yapılan dava konusu yayınların Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan basın özgürlüğünün bir yansıması olduğunu, bu nedenle eylemlerin hukuka uygun olduğunu, çünkü emsal Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere basında yayınlanan haber ve eleştiri objektif ise ve doğru vakıalara dayanıyorsa, kişilik haklarını rencide etse bile sorumluluğun söz konusu olmayacağını, kaldı ki dava konusu haberlerin davacıyı tahkir etmediğini, haberin amacına uygun olarak ve kamunun bilgi ihtiyacını karşılar şekilde yapıldığını, haberin veriliş şeklinin ise gazetecilik sektöründe kabul gören ve okuyucunun dikkatini çekmek amacı güden bir haber verme tarzı olup, yerleşik Yargıtay kararlarına göre haberin çarpıcı bir başlık altında sunulmasının mümkün olduğunu, kişilik haklarıyla kamunun bilgi edinme hakkının yarıştığı durumlarda kamunun bilgi edinme hakkına üstünlük tanınması gerektiğini, basın özgürlüğünün kaynağının ifade özgürlüğü olduğunu, gazetecilerin kamunun bilgi alma hakkına dair toplumsal faydayla orantılı olarak haberdeki ifadelerini ve başlığı seçerek düzenleme hakkı bulunduğunu, bu durumun demokratik hukuk devletinin ve Anayasa’nın 28.maddesinin ve AİHS.’nin 10.maddesinin bir gereği olduğunu, bu nedenle haberlerin ve veriliş tarzına göre hukuka uygunluk sebebi bulunduğundan davanın reddi gerektiğini,
4- Müvekkiline atfedilecek bir kusur bulunmadığını, davacının, …’ün yayın hakkına açıkça saldırdığını ve kamuoyunda bu konuda kitle oluştuğunu, davacının yaptığı tahrikin müterafik kusur olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini,
5- İlk derece mahkemesinin TTK.’nın 59.maddesi gereğince kararın ilanına karar verdiğini, oysa yasal düzenlemeye göre kararın tümünün değil hüküm özetinin yayınlanmasına karar verilebileceğini,
Belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın bütünüyle reddine karar verilmesini istemiştir.

Davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
Davalı vekilinin istinaf başvuru sebep ve gerekçelerinin yerinde olmayıp davalının istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiğini, ayrıca;

1- 03.09.2007 tarihli haberle ilgili olarak 8.sayfadaki “Kalite kandırmacası, …’ın kamuoyu ve tüketiciyi kandırması sadece ihale bedeliyle sınırlı kalmayıp daha kaliteli dijital görüntü söyleminin vurgulandığı …’ın oynadığı reklam filmiyle devam ediyor” şeklindeki ifadenin İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/203 E.sayılı dosyasında yargılamaya konu edildiği ve kesin hüküm nedeniyle bu haber yönünden davanın reddine karar verildiğini, burada bir kesin hüküm bulunduğundan söz edilemeyeceğini, çünkü davaların farklı haberlere ilişkin olduğunu, bu nedenle ilk derece mahkemesinin bu konudaki ret kararının isabetsiz olduğunu,

2- İlk derece mahkemesinin hakkında ret kararı verdiği diğer haberler yönünden de haksız rekabet koşullarının oluştuğunu, çünkü davalının palavra, hile gibi ibarelerle haksız ithamlarda bulunduğunu, haber içerikleri incelendiğinde, tıpkı haksız rekabet oluşturduğu tespit edilen haberlerde olduğu gibi gerçeği yansıtmayan ve haksız rekabet özelliği taşıyan ifadeler bulunduğunu, bu nedenle tüm haberler yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken bir kısım haberlerin haksız rekabet oluşturmadığı gerekçesiyle davanın bir bölümünün reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,

Belirterek ilk derece mahkemesinin davanın bir kısmının reddine ilişkin kararının kaldırılarak davanın tüm talepler yönünden kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE
Dava, hukuki niteliği itibariyle, TTK.’nın 56.maddesi uyarınca haksız rekabetin tespiti isteğine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalının yayın hakkı sahibi olduğu … Gazetesinde yayınlanan davaya konu bir kısım haberlerin içerik ve veriliş şekilleri itibariyle haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, bu karara karşı her iki taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

HMK.’nın 355.maddesi uyarınca istinaf incelemesi, taraf vekillerinin istinaf başvuru sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin incelenmesinde,

1- TTK.’nın 58.maddesi uyarınca haksız rekabetin basın yayın yoluyla işlenmesi halinde haksız rekabetin tespiti davası basında yayınlanan haberin sahipleri ve ilan veren kişiler aleyhine açılabilir. Gazete haberlerinin yapılan incelemesinde, haberlerin gazete muhabirleri tarafından hazırlandığı, muhabir isimlerinin ayrıca zikredilmediği, haberlerin gazete çalışan ve muhabirleri tarafından hazırlandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda yayınlanan haberin başka bir kişi ya da kuruluşa ait olduğundan söz edilemez. Kaldı ki TTK’nın 57.maddesi uyarınca, haksız rekabet fiili çalışanlar veya işçiler tarafından yapılırsa haksız rekabetin tespiti davası doğrudan doğruya çalıştırana karşı da açılabilir. Davalı şirket, haberlerin yayınlandığı gazetenin sahibidir (süreli yayın sahibi). Davalı savunmasının aksine Basın Kanunu’nun 13.maddesi kademeli değil müteselsil sorumluluk getirmiştir. Diğer yandan davacının tazminat talebi bulunmayıp, yalnızca haksız rekabetin tespiti ve kararın ilanı istenmiştir. Davalı yayın sahibinin haksız rekabet davasında davalı sıfatının (pasif husumet ehliyetinin) bulunduğu açık olup davalının bu konudaki istinaf sebep ve gerekçeleri yerinde görülmemiştir.

2- Davalı vekili TTK’da ve Rekabetin Korunması Kanunda yer alan tanımlara göre müvekkiline atfedilen eylemlerin haksız rekabet oluşturmadığını, davacının, TFF ile yapılan sözleşme kapsamında süper lig maçlarının yayın hakkının …’e ait olduğunu bilmesine rağmen bu sözleşmenin bittiği ve kendilerine ait … kanalında yayınlanacağına ilişkin gerçeğe uygun olmayan reklam ve haberler yaparak haksız rekabet işlediğine dair İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/496 Esas sayılı dosyasında ve İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/203 Esas sayılı dosyasında davalar açıldığını ve o davalarda davacının haksız rekabet yaptığının tespit edildiğini, rekabet yasağının asıl amacının dürüst ve bozulmamış ticari rekabeti korumak olduğunu, davacının dürüstlük kuralına aykırı olarak, süper lig maç yayınlarını …tan yayınlayacaklarına dair reklamlar ve haberler yaptığını, böylece spor camiasını yanılttığını ileri sürmüştür.

Haksız Rekabet TTK.’nın 54.maddesinde tanımlanmıştır. Buna göre rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşterilen arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerde aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. Aynı Yasa’nın 55.maddesinde haksız rekabet oluşturacak çeşitli fiiller örnek kabilinden sayılmıştır. Buna göre dürüstlük kurallarına aykırı reklamlar ve satış yöntemleriyle diğer hukuka aykırı davranışlar haksız rekabet oluşturur. Bu bağlamda, başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek haksız rekabet oluşturmaktadır. İlk derece mahkemesi bu yasal düzenlemeler bağlamında, kabul kararına konu haberlerin haksız rekabet oluşturduğuna hükmetmiştir. İlk derece mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi kurulu kök ve ek raporlarında her bir haber yönünden ayrıntılı değerlendirme yapılarak, haberlerin içerik ve veriliş şekilleri itibariyle haksız rekabet oluşturduğuna dair tespitler yapılmıştır. Bu konuda ilk derece mahkemesince gerekçeli kararındaki kabul gerekçeleri Dairemizce aynen benimsenmiştir. Buna göre, davalının, ilk derece mahkemesince kabul kararına konu edilen haberleri verirken dürüstlük kuralına aykırı şekilde ve davacının ürünü olan …ı ve davacıyı gereksiz yere incitici nitelikte beyanlarda bulunmak suretiyle haksız rekabette bulunduğu sabit olduğundan, davalı vekilinin bu konudaki istinaf sebepleri yerinde değildir.

Davalı vekili, İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/203 Esas sayılı dosyasında, müvekkiline ait …’te yayınlanacak süper lig maçlarının sanki …’ta yayınlanacakmış gibi haber yapan davalının haksız rekabette bulunduğunun tespit edildiğini ileri sürmüşse de anılan dava dosyasının yapılan incelemesinde, mahkemece verilen kabul kararının Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2010/4284 E. – 2012/3877 K.sayılı 15.03.2012 tarihli kararıyla bozulmasına karar verildiği ve bozma gerekçesinde, “…mahkemece davacı tarafın haksız rekabet iddiasına dayandırdığı maddi vakıalardan 27.08.2007 tarihli basın açıklamasının haksız rekabet teşkil ettiğine hükmedilmiştir. Davalı tarafın haksız rekabet teşkil ettiğine karar verilen basın açıklaması incelendiğinde, açıklamada davacı ile TFF arasında yapılan Türkiye Süper Liginin yayın hakkına ilişkin sözleşmesinin süresinin ihale yapılmadan uzatılmasına yönelik olarak yapılan işlemin eleştirildiği, kendilerinin de söz konusu yayın hakkı için teklif veren kuruluşlardan biri olmaları nedeniyle sürenin uzatılmasına ilişkin karardan haberdar edilerek teklif vermeye davet edilmeleri gerektiğini, yayıncı kuruluşun teklif ettiği bedelden daha yüksek bir bedeli teklif ettiklerini, bu tekliflerinin Türk futbolu için çok önemli bir kaynak yaratacağını, Türkiye Futbol Fedarasyonunun bu tekliflerinin değerlendireceklerine inandıkları hususlarının belirtildiği anlaşılmıştır. Buna göre basın açıklaması bir bütün olarak değerlendirildiğinde açıklamanın davacıyı veya faaliyetlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici beyanlarla kötülemek bu suretle davacının itibarını sarsmak veya ticari faaliyetini olumsuz yönde etkilemek amacını taşımayıp Türkiye Futbol Fedarasyonunun işlemine yönelik olarak yapılan bir eleştiriyle davalının kendi teklifini kamuoyu ile paylaştığı bir bildiri niteliğinde olduğu, söz konusu açıklamada davacı yönünden hukuka aykırılık teşkil edecek herhangi bir hususun bulunmadığı anlaşıldığından, davanın anılan basın açıklanması yönünden de reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde söz konusu basın açıklamasının davacı yönünden haksız rekabet oluşturduğuna karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir” denilmiştir. Anılan dosyadaki taraflar ile incelememize konu davadaki taraflar aynı olup oradaki davacı incelememize konu dosyada davalı konumundadır. Yargıtay bozma kararıyla da, incelememize konu dosyadaki davacının basın açıklamasının ve maçların süper ligde yayınlanmasıyla ilgili duyurularının haksız rekabet oluşturmadığı tespiti yapılmıştır. İlk derece mahkemesi anılan Yargıtay bozma kararına uyarak davayı reddetmiş ve dava kesinleşmiştir. Bu durumda davalı tarafın bu dosyayı dayanak göstererek yaptığı savunma ve istinaf sebepleri yerinde değildir.

3- Davalı vekili basın özgürlüğünün Anayasa’nın 28 ve AİHS.10.maddesiyle teminat altına alındığını, davaya konu haberlerin basın özgürlüğü kapsamında verilen haberler olması nedeniyle hukuka uygunluk sebebi bulunduğunu ve bu nedenle haberlerin haksız rekabet oluşturmayacağını, haberlerin basın özgürlüğüne uygun olarak objektif şekilde verildiğini, haberlerin doğru olduğunu, veriliş şeklinin basın kurallarına uygun olduğunu, okuyucunun dikkatini çekmek için konulan başlıkların mevzuata uygun olduğunu, davacının kişilik haklarının zarar görmediğini ancak kanunun bilgi alma hakkı ile davacının kişilik hakları karşılaştırıldığında kamunun bilgi alma hakkına üstünlük tanınması gerektiğini savunmuştur.

Anayasa’nın 28.maddesi uyarınca basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin almak ve mali teminat yatırma şartına bağlanamaz. Devlet basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır. Basın hürriyetinin sınırlandırılmasında Anayasa’nın 26 ve 27.madde hükümleri uygulanır. AİHS.10.maddesinde ifade özgürlüğü teminat altına alınmıştır. Bu hakkın haber alma verme özgürlüğünü de kapsadığı vurgulanmıştır. Aynı maddenin 2.fıkrasında bu hakkın ne şekilde sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir. Buna göre demokratik bir toplum ilkelerine uygun olarak bu hakkın yasayla sınırlandırılmasının mümkün olduğu belirtilmiştir.

Basın Kanunu’nun 3.maddesine göre, basın özgürdür. Bu maddenin 2.fıkrasına göre basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlâkının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir.

Yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere basın özgürlüğü ve kamunun bilgi alma hakkı temel hak ve özgürlük niteliğinde olmakla birlikte, tüm hak ve özgürlüklerde olduğu gibi, bu hak da sınırsız değildir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2009/1008 E. – 2010/3631 K.sayılı, 01/04/2010 tarihli kararında belirtildiği üzere, “…Basın özgürlüğü, Anayasa’nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasası’nın 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel medya bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır”.

Bu hukuki açıklama ışığında somut olayımıza gelindiğinde, ilk derece mahkemesinin kısmi kabul kararına konu gazete haberleri içerik itibariyle kesin bir mahkeme hükmü bulunmadığı halde davacının tüketiciyi kandırdığı yönünde haber yapıldığı, daha önce gerçekleşen bazı olaylar nedeniyle kamuoyunda olumsuz algısız bulunan … ile davacı arasında paralellik kurulduğu, böylece davacının şahsının ve markasının gereksiz yere kötülendiği, davacının televizyon yayın portalı olan … markasının gereksiz yere kötülendiği, … balonu patlamak üzere gibi ifadelerin haber verme sınırını aştığı, davacının ücretlendirme politikasının dürüstlük kuralına aykırı şekilde eleştirildiği, sonuç olarak ilk derece mahkemesinin kabul kararına konu gazete haberlerinin yukarıda anılan Yasa hükümleri ve Yargıtay içtihadı bağlamında haber verme özgürlüğünün ve basın özgürlüğünün sınırlarını aşan subjektif ve gereksiz yere davacının şahsını ve markasını karalayan haberler olduğu, haberlerin veriliş şeklinin ve başlıklarının da kamunun bilgi almasını sağlama amacının ötesine geçen nitelikte olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin bu konudaki istinaf sebepleri yerinde bulunmamış, ilk derece mahkemesinin karar gerekçeleri isabetli bulunmuştur.

4- Davalı vekili müvekkilinin kusuru bulunmadığını, davacının müterafik kusuru bulunduğunu savunmuştur. Davalı vekili davacının kusurlu olduğuna dair iddiasını, davacının basında paylaştığı ve İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/203 esas sayılı dosyasında Yargılamaya konu edilen basın açıklamasına dayandırmaktadır. Oysa yukarıda anılan dosyadan alıntı yapılan Yargıtay kararında da açıkça vurgulandığı üzere, davacının TFF ile davalı arasında yapılan anlaşmanın süre uzatımına ilişkin TFF işlemi hakkında kamuyu bilgilendirme amacıyla bu basın bildirisini hazırladığı tespit edilmiştir. Bu nedenle davacının bu konuda müterafik kusurunun bulunduğuna dair davalı savunması yerinde değildir. İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/496 Esas sayılı dosyasının tarafları ve yargılamaya konu haberler farklıdır. …Gazetesinde yayınlanan 13.06.2007 tarihli haberle ilgili açılmış tazminat davasıdır. Anılan dosya kabulle sonuçlanmış ve kesinleşmiş olduğundan oradaki yargılamaya konu eylemin, davalı için haksız rekabette bulunma hakkı vermeyeceği açıktır. Her eylemin birbirinden bağımsız düşünülmesi gerekir. Bu nedenle bu konudaki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

5- TTK.’nın 59.maddesi uyarınca, mahkeme, davayı kazanan tarafın istemiyle, gideri haksız çıkan taraftan alınmak üzere, hükmün kesinleşmesinden sonra ilan edilmesine de karar verebilir. İlanın şeklini ve kapsamını mahkeme belirler. Hükmün sadece özetinin ilan edileceğine dair bir yasal sınırlama getirilmemiştir. İlanın şeklini ve kapsamını belirleme yetkisini Kanun mahkemeye vermiştir. Bu nedenle davalı vekilinin bu konudaki istinaf sebep ve gerekçeleri de yerinde görülmemiştir.

Davacı vekilinin katılma yoluyla yaptığı istinaf sebeplerinin incelenmesinde;

1- 03.09.2007 tarihli haberle ilgili olarak 8.sayfadaki “Kalite kandırmacası, …’ın kamuoyu ve tüketiciyi kandırması sadece ihale bedeliyle sınırlı kalmayıp daha kaliteli dijital görüntü söyleminin vurgulandığı …’ın oynadığı reklam filmiyle devam ediyor” şeklindeki ifadenin İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/203 E.sayılı dosyasında yargılamaya konu edildiği ve kesin hüküm nedeniyle bu haber yönünden davanın reddine karar verildiğini, burada bir kesin hüküm bulunduğundan söz edilemeyeceğini, çünkü davaların farklı haberlere ilişkin olduğunu, bu nedenle ilk derece mahkemesinin bu konudaki ret kararının isabetsiz olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesinin bu haberle ilgili ret kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bilirkişi kurulunun kök raporunda son sayfa IV başlığı altında benzer bir değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu haberin içeriği itibariyle davacının kişilik haklarına saldırı niteliği taşımadığı kamuyu bilgilendirme özelliğinin ağır bastığı, yine bilirkişi kurulunca bu haberin haksız rekabet oluşturduğuna dair tespitin yerinde olmadığı kanaatine varıldığından, ilk derece mahkemesinin bu haberle ilgili ret kararı sonucu itibariyle doğru bulunmuş, davacı vekilinin bu konudaki istinaf talebi reddedilmiştir.

2- İlk derece mahkemesinin kısmi ret kararına konu diğer haberler yönünden yapılan değerlendirmede; ilk derece mahkemesinin hükme esas aldığı bilirkişi kök ve ek raporundaki değerlendirmeler ve her bir haber için yapılan ayrıntılı analizler Dairemizce de benimsenmiş ve bu haberlerin basın özgürlüğü ve kamunun bilgi alma kapsamında yapılan haberler olduğu, davacı için zarar tehlikesi doğurmadığı, bu gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının isabetli olduğu kanaatine varıldığından, davacının bu konudaki istinaf sebepleri reddedilmiştir.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle, taraflar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK.’nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK 353/1.b.1.maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Taraflar tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye irad kaydına,
3-Tarafların istinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın bir örneğinin Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine,
5-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 05/07/2018 tarihinde oybirliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU : HMK 361.maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açıktır.