Etiket: spor hukuku

Ticari İşlerde Zorunlu Arabuluculuk Kabul Edildi

Türkiye Büyük Millet Meclisi, ticari işlerde zorunlu arabuluculuk öngören düzenlemeyi kabul etti.

Ticari işlerde zorunlu arabuluculuğu öngören Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun, 19 Aralık 2018 tarihli ve  30630 sayılı Resmî Gazete‘de yayımlandı (Kanunla ilgili Komisyon Raporu için bkz. https://goo.gl/8QrFMK. Kanunun kabul edildiği oturumun tutanağı için bkz. https://goo.gl/4BQNBU) Continue reading “Ticari İşlerde Zorunlu Arabuluculuk Kabul Edildi”

Yargıtay Kararı – Basketbol, Sporcu, Uygulanacak Kanun, Görevli Mahkeme

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2015/24584 E.,  2018/21216 K.

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, … Belediye Spor Kulübü ile müvekkilin 2011-2012 sezonu boyunca kulüp adına basketbol oynaması ve karşılığında ödeme yapılması konusunda anlaştıklarını fakat kulübün 26/06/2012 tarihli son ödeme taahhüdünü yerine getirmediğinden icra takibine başlandığını, davalının haksız olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu ileri sürerek, itirazının iptali ile takibin devamına ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, davacının öncelikle TBF yönetim kuruluna başvurusunun gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında akdedilen hizmet akdinin sözleşmenin süresi başlıklı 5. maddesinde ligin sona ermesi veya kulüp play off yarışmalarına hak kazanmışsa son play off maçının oynanmasından 3 gün sonra sözleşmenin sona ereceği düzenlenmiş olup davacının son play off maçı oynandıktan sonra aynı gün 20/04/2012 tarihinde …’yi tanık beyanına göre terk etmiş olup terkten sonra herhangi bir maç oynandığına dair dosyada delilde bulunmadığı, hal böyle olunca davacının sözleşme süresi bitmesinden sonra …’den ayrıldığı, hizmet akdi gereğince son ücreti olan ve icra takibine konu ettiği 2.200 TL.yi de hak ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, … İcra Müdürlüğü’nün 2013/794 Esas sayılı dosyasındaki davalı itirazının iptali ile takibin devamına, davalıdan takip çıkışının % 20’si olan 440,00 TL. icra inkar tazminatının alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

D) Temyiz:

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 1. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4. maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.

İş Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde iş davalarına bakmak üzere bir asliye hukuk mahkemesi görevlendirilir. İş davalarına bakmakla görevli asliye hukuk mahkemesine açılan dava “iş mahkemesi sıfatıyla” açılmamış ise, mahkeme görevsizlik kararı veremez. Bu durumda asliye hukuk mahkemesi tarafından, verilecek bir ara kararı ile davaya “iş mahkemesi sıfatıyla ” bakmaya devam olunur.

Davanın, İş Kanunu kapsamı dışında kalması halinde, dava dilekçesinin görev nedeniyle reddi ve dosyanın görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Davanın esastan reddi usule aykırıdır.

5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca, İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca, “sporcular” hakkında bu kanun hükümleri uygulanmaz.

Sporcular, kulüplerinin (işverenlerinin) gösterdiği yerlerde tespit edilmiş çalışma saatlerine tâbi olarak ve işverenin emir ve gözetimi altında antrenman ve müsabakalar yaptıkları ve karşılığında önceden kararlaştırılmış bir ücret aldıklarına göre, kulüpleri ile bağları iş sözleşmesine dayanmaktadır. Faaliyetin sporla ilgili oluşu sporcu ile kulüp arasındaki bağın iş ilişkisi sayılmasına engel oluşturmaz.

Federasyon ile kulüp, federasyon ile hakem, sporcu, teknik direktör, antrenör, idareci ve benzeri spor elemanları ile kulüpler arasında çıkan uyuşmazlıklar için federasyonun kendi özel yasalarında veya hukuk talimatlarında özel kurullar ve tahkim şartı benimsenmiştir. Bu nedenle sporcu, antrenör gibi kimselerin işverenleri olan kulüplerle ilgili uyuşmazlıklarda öncelikle bağlı olduğu federasyonun kurullarına başvurması gerekmektedir.

Spor, kişisel veya toplu oyunlar biçimde yapılan genellikle yarışmaya yol açan bir takım kurallara göre uygulanan beden hareketlerinin tümü olarak tanımlanabilir. Buna göre sporcu, sporla uğraşan, aktif olarak içinde yer alan, yarışan, maç yapan kişidir.

Antrenör, sahip olduğu bilgiyi bilim ışığında sporcunun başarısı için kullanan, bu bilgileri spor becerileri ve stratejisi ile birleştiren kişidir.

Teknik direktör ise eğitim sonucu aldığı teknik bilgileri sporcunun ve doğal olarak çalıştırdığı takımın başarısı için ortaya koyan, bu bilgileri strateji ve eğitici kimliğini kullanarak spor becerileriyle birleştiren ve bunları antrenör ve yardımcıları aracılığı ile uygulatan, eğiten, bu anlamda direktif veren kişidir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 23.05.1960 gün, 11-10 sayılı ve 10.05.1974 gün, 3-44 sayılı kararları uyarınca, özellikle iş hukukunda istisnaî hükmün genişletilerek değil, dar yorumlanması gerekir. İşçiler yararına düzenlenen hükümlerin, işçiler yararına yorumlanması asıldır.

Yukarıdaki tanımlar ve içtihadı birleştirme kararları ışığında, sporla doğrudan uğraşan sporcunun İş Kanunu kapsamında kalmadığı açıktır.

Ancak, doğrudan aktif spor yapmayan, sporcuyu aktif spor yapması için hazırlayan antrenör ile aktif görevi daha çok direktif vermek olan ve takımı başarıya ulaştırma görevi de bulunan teknik direktörün sporcu sayılmaması ve İş Kanunu kapsamında bir işçi olarak kabul edilmesi gerekir. Bu nedenle antrenör veya teknik direktör ile kulüpleri işveren arasındaki iş sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarının iş mahkemesinde görülmesi gerekir.

İş güvencesine yönelik hükümler dışında, İş Kanunu’nda işçilik alacakları ile ilgili olarak tahkim yoluna gidilmesine yönelik bir düzenleme olmadığından, antrenör veya teknik direktör ile işveren arasındaki uyuşmazlıkların çözümü için, bu kişilerin bağlı bulundukları federasyonun yönetmelik veya genelgelerinde özel hukuk veya tahkim kurulunun öngörülmesi iş mahkemesinin görevini ortadan kaldırmaz.

Gerek özel hakem, gerekse genel mahkemelerde görülen sporcu ile kulübü arasındaki alacaklara ilişkin uyuşmazlıklarda, 4857 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması olanağı bulunmamaktadır. Ancak antrenör, teknik direktör, idareci, masör ve benzeri elemanlar ile kulüpleri arasında çıkan uyuşmazlıklarda, özel yasal düzenlemeler dışında İş Kanunu hükümlerinin uygulanmasına engel bir durum bulunmamaktadır.

Somut uyuşmazlıkta; davacının sporcu olduğu tartışma konusu olmayıp, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında İş Mahkemesi görevli olmadığından, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, davanın esasına girilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

F) SONUÇ:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

AİHM, CAS’a Destek Verdi

Spor camiası uzun süredir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘nin (AİHM) futbolcu Adrian Mutu ve Claudia Pechstein‘in başvuruları hakkında vereceği kararı bekliyordu.

Mutunun ve Pechstein‘in başvuruları sonrasında AİHM, İsviçre devletine sorular göndermişti. Bu sorular “CAS’ın bağımsızlığı ve tarafsızlığı” ile “CAS’ta açık duruşma yapılmaması” konularıyla sınırlı idi.

Beklenen gün geldi. AİHM, bugün kararını yayınladı: http://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-186434 (Kararın Fransızca özeti: https://t.co/qVL9tO5zu7)

Karar, spor tahkimini yere göğe sığdıramayanlar için zafer niteliğinde. Ancak kararın oyçokluğu ile alındığını gözden kaçırmamak lazım. Continue reading “AİHM, CAS’a Destek Verdi”

Zeynep Sönmez’e Özel Ceza

Türk tenisçi Zeynep Sönmez, doping cezası aldı.

Uluslararası Tenis Federasyonu‘ndan (ITF), yapılan açıklamaya göre, 21-28 Ekim 2017 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Cumhuriyet Kızları Tenis Turnuvası‘nda mücadele eden Zeynep Sönmez‘in, 24 Ekim 2017’de verdiği doping numunesinde yasaklı “modafinil” maddesine rastlandı.

ITF, Sönmez‘in kasten hareket etmediğini ve sporcunun doping ihlalini kabul ettiğini açıkladı.

ITF, gerekçeli kararı yayınladı: http://www.itftennis.com/media/282367/282367.pdf

Continue reading “Zeynep Sönmez’e Özel Ceza”

Spor Teşkilatında Kadının Adı Yok

Sözcü gazetesinde, 9 Mart 2018 tarihinde yayınlanan yazımı linkler ekleyerek paylaşıyorum.

“Geçen hafta Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın spor il müdürleri ile çektirdiği bir fotoğraf gördüm. Fotoğrafta bir kadın bile yoktu.

ilmudurleriylebirarayageldi_manset

Merak ettim. Bakanlığın, Spor Genel Müdürlüğü’nün ve federasyonların sitelerini inceledim. Kadın yönetici, kurul üyeleri aradım. Maalesef çok az kadın listelerde yer alıyor.

Bakanlık ve genel müdürlük teşkilatının üst yönetiminde kadın yok. Gençlik ve Spor Bakanı, bakan yardımcısı, müsteşar, müsteşar yardımcıları, Spor Genel Müdürü hep erkek. Daire başkanlarının, müdürlerin tamamı erkek. Merkez Danışma Kurulu, Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu, Genel Müdürlük Ceza Kurulu, Merkez Ceza Kurulu gibi kurullarda kadın üye yok. Tahkim Kurulu‘nda sadece bir kadın üye var.

Bakanlık ve Genel Müdürlük bünyesindeki kadına karşı ayrımcı politika, spor federasyonlarına da yansımış. Bugün sadece Oryantiring Federasyonu, Satranç Federasyonu ve Yelken Federasyonu‘nda kadın başkan görüyoruz. Çoğu spor federasyonunun yönetim kurullarında ve diğer kurullarında kadın üye bulunmuyor. Erkek kulübü şeklinde faaliyet gösteren onlarca federasyon var. Bazı federasyonlar göstermelik, sadece bir kadın üye bulunduruyor.

Türkiye’de 4.606.452 faal sporcu bulunuyor. Faal kadın sporcu sayısı ise 1.606.113. Kadınlar, toplam sporcu sayısının üçte birini oluşturuyor. Kadın sporcu sayısı bu kadar yüksek iken, neden spor teşkilatında kadın yönetici bu kadar az? Neden spor teşkilatında kadınlara karşı şiddetli ayrımcılık yapılıyor?

Türkiye, İngiltere ve Fransa’yı örnek almalı. En azından spor teşkilatında ve spor federasyonlarında asgari %30 kadın yönetici kotası öngörülmeli. Sadece yönetim kurullarında değil, tüm kurullarda en az %30 oranında kadın üye olmalı.”

Türkiye Wushu Federasyonu’nun İsmi Değiştirildi

Bugün Resmî Gazete’de Türkiye Wushu Federasyonu ile ilgili bir karar yayınlandı.

Tebliğler” bölümünde yayınlanan karar ile, federasyonun ismi Türkiye Wushu Kung-Fu Federasyonu olarak değiştirildi.

Türkiye’nin kung-fu sporu ile ilgili geçmişini bilenler bu kararı gülümseyerek okumuşlardır.

Continue reading “Türkiye Wushu Federasyonu’nun İsmi Değiştirildi”

Anayasa Mahkemesi’nin Futbol Federasyonu Kanunu ile ilgili Kararı Nerede?

Anayasa Mahkemesi çok önemli bir iptal başvurusunu esastan görüşecekti.

Mahkemenin 18 Ocak 2018 tarihli toplantı gündeminde 5.5.2009 tarihli ve 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin (2) numaralı fıkrasının iptaline karar verilmesi talebi vardı. İlgili dosyanın Esas numarası 2017/136 idi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi’nin iptal başvurusuna konu ettiği düzenlemeyi hatırlatayım: “İlk derece hukuk kurulları kulüp lisansı ile ilgili kararlar almaya veya bu Kanun, TFF Statüsü, TFF’nin diğer talimat ve düzenlemeleri ile diğer yetkili TFF kurul ve organları tarafından alınacak kararlara ilişkin olarak çıkacak ihtilaflarda karar vermeye münhasıran yetkilidir.”

Anayasa Mahkemesi, 18 Ocak günü bu dosyayı esastan görüşmüş olması lazım.

Peki Anayasa Mahkemesi nasıl bir karar verdi? Bilmiyoruz. Bilemiyoruz.

Anayasa Mahkemesi, 18 Ocak günü görüşülen dosyaların sonuçlarını yayınladı ancak listede 5894 sayılı Kanun ile ilgili dosya bulunmuyor.

Listeye baktığımızda esastan görüşülmesi gereken hiçbir dosyanın sonucunun yayınlanmadığını görüyoruz. TFF Kanunu dışında, 6741, 5307, 6001 sayılı kanunlara ilişkin kararlar da yayınlanmamış.

Umarım Anayasa Mahkemesi, TFF Kanunu ile ilgili kararını en kısa zamanda yayınlar. Şubat ayı bitmeden kararın yayınlanmasını ümit ediyorum.

NOT: İlgili karar, 2 Mart 2018 Tarihli ve 30348 Sayılı Resmî Gazete‘de yayımlandı. Anayasa Mahkemesi, oyçokluğu ile, ilgili hükmün İPTALİNE ve KARARIN RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK BİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE karar verdi.

Amatör Spora Vergi Desteği Geliyor

Profesyonel futbolu kulüpleri amatör spor dalları yüzünden borç batağına girdiklerini iddia ediyor. Bu kulüplerin yöneticileri Cumhurbaşkanı’nın, başbakanın, Maliye Bakanı’nın, Gençlik ve Spor Bakanı’nın kapılarını aşındırıp durdular. Kulüp yöneticileri vergi kolaylığı istediler. Kulüpler Birliği, Gençlik ve Spor Bakanı’nı ziyaret edip vergi konusunda yardım talep etti.

Başbakanlık, kulüpleri duydu ve kulüplere vergi imtiyazı sağlayan bir düzenlemeyi TBMM’ye gönderdi. Continue reading “Amatör Spora Vergi Desteği Geliyor”

Yargıtay Kararı – İddaa, İkramiye Alacağı, Şike

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2015/22235 E., 2017/10282 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, 24.12.2008 tarihinde sıralı 30 adet aynı olarak oynadığı iddia kuponundaki maçların sonuçlarını doğru tahmin ettiğini ve 38.253,60 TL ikramiye kazandığını, ikramiye almak için iddia bayisine gittiğinde iddia kuponunun cihaz tarafından okunmadığını, davalı ile yapmış olduğu görüşmede ödeme yapılacağının bildirilmesine rağmen bu güne kadar ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 38.253,60 TL ikramiye alacağının 24.12.2008 tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.

Continue reading “Yargıtay Kararı – İddaa, İkramiye Alacağı, Şike”

Bir Radyo Yayınının Düşündürdükleri

Bugün spor temalı bir radyo istasyonunda bir meslektaşımı dinledim.

Meslektaşımın bazı iddiaları ile ilgili bazı düzeltemeler yapmak zorundayım.

Önce iddiaları yazacak, sonra yorumlarımı paylaşacağım. Continue reading “Bir Radyo Yayınının Düşündürdükleri”