Etiket: spor hukuku

Türkiye Kick Boks Federasyonu’nun Ana Statüsü Değişti

Türkiye Kick Boks Federasyonu’nun Ana Statüsü değiştirildi. Değişiklik, bugün Resmî Gazete‘de yayımlandı.

3/4/2014 tarihli ve 28961 sayılı Resmî Gazete‘de yayımlanan Türkiye Kick Boks Federasyonu Ana Statüsünün 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrasının (d) ve (e) bentleri yürürlükten kaldırılmıştır.

“(2) Başkan adayları, genel kurul tarihinden en az on gün önce adaylık başvurularını yazılı olarak Federasyona yaparlar.

Böylece federasyon başkanlığına aday olanlar, bundan böyle adaylık ücreti ödemeyecek ve delegelerin %15’inin teklifini sunmak zorunda kalmayacaklar.

Bu değişiklik, Danıştay’ın kararını hayata geçirmiş oldu. Ancak merak ediyorum: Bu ana statü değişikliği, federasyonun genel kurulu tarafından oylanıp onaylandı mı? Genel kurulun onaylamadığı bir değişiklik yok hükmündedir.

Not: Federasyonun güncel Ana Statüsü için bkz. https://bit.ly/2VVUODj

Türkiye İzcilik Federasyonu’nun Ana Statüsü Değişti

Türkiye İzcilik Federasyonu Ana Statüsü değiştirildi. Değişiklik, bugün Resmî Gazetede yayımlandı.

1/10/2014 tarihli ve 29136 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye İzcilik Federasyonu Ana Statüsünün 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirildi ve üçüncü fıkrasının (d) ve (e) bentleri yürürlükten kaldırıldı.

(2) Başkan adayları, genel kurul tarihinden en az on gün önce, adaylık başvurularını Federasyona yaparlar.

Böylece federasyon başkanlığına aday olanlar, bundan böyle adaylık ücreti ödemeyecek ve delegelerin %15’inin teklifini sunmak zorunda kalmayacaklar.

Bu değişiklik, Danıştay’ın kararını hayata geçirmiş oldu. Ancak merak ediyorum: Bu ana statü değişikliği, federasyonun genel kurulu tarafından oylanıp onaylandı mı? Genel kurulun onaylamadığı bir değişiklik yok hükmündedir.

Türkiye Golf Federasyonu’nun Ana Statüsü Değişti

1/10/2014 tarihli ve 29136 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Golf Federasyonu Ana Statüsü değiştirildiDeğişiklik, bugün Resmî Gazetede yayımlandı.

Ana Statü’de iki değişiklik yapıldı.

a) Federasyonun genel kurulunda bazı kulüplerin delege sayıları azaltıldı. Genel kurul çağrı tarihinden önce biten son iki sezon Federasyon faaliyetlerine katılmış kulüplere onar üye ile temsil hakkı tanınmıştı. Değişiklik ile, bu kulüpler kulüpler 10 değil, 6 üye ile temsil edilecek.

b) İkinci değişiklik ise, federasyon başkan adaylarını ilgilendiriyor. Bundan böyle başkan adayları adaylık ücreti ödemeyecek ve delegelerin %15’inin teklifini sunmak zorunda kalmayacaklar.

İkinci değişiklik, Danıştay’ın kararını hayata geçirmiş oldu. Ancak merak ediyorum: Bu ana statü değişikliği, federasyonun genel kurulu tarafından oylanıp onaylandı mı? Genel kurulun onaylamadığı bir değişiklik yok hükmündedir.

Türkye Bilardo Federasyonu’nun Ana Statüsü Değişti

Türkiye Bilardo Federasyonu’nun Ana Statüsü değiştirildi. Değişiklik, bugün Resmî Gazetede yayımlandı.

Değişiklik ile, 3/4/2014 tarihli ve 28961 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Bilardo Federasyonu Ana Statüsünün 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrasının (d) ve (e) bentleri yürürlükten kaldırılmıştır:

(2) Başkan adayları, genel kurul tarihinden en az on gün önce, adaylık başvurularını Federasyona yaparlar.

Böylece federasyon başkanlığına aday olanlar, bundan böyle adaylık ücreti ödemeyecek ve delegelerin %15’inin teklifini sunmak zorunda kalmayacaklar.

Bu değişiklik, Danıştay’ın kararını hayata geçirmiş oldu. Ancak merak ediyorum: Bu ana statü değişikliği, federasyonun genel kurulu tarafından oylanıp onaylandı mı? Genel kurulun onaylamadığı bir değişiklik yok hükmündedir.

Türkiye Basketbol Federasyonu’nun Ana Statüsü Değişti

Türkiye Basketbol Federasyonu’nun Ana Statüsü değiştirildi. Değişiklik, bugün Resmî Gazete‘de yayımlandı.

Değişiklik ile, 1/10/2014 tarihli ve 29136 mükerrer sayılı Resmî Gazete‘de yayımlanan Türkiye Basketbol Federasyonu Ana Statüsünün 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirildi ve üçüncü fıkrasının (d) ve (e) bentleri yürürlükten kaldırıldı:

(2) Başkan adayları, genel kurul tarihinden en az on gün önce, adaylık başvurularını Federasyona yaparlar.

Böylece federasyon başkanlığına aday olanlar, bundan böyle adaylık ücreti ödemeyecek ve delegelerin %15’inin teklifini sunmak zorunda kalmayacaklar.

Bu değişiklik, Danıştay’ın kararını hayata geçirmiş oldu. Ancak merak ediyorum: Bu ana statü değişikliği, federasyonun genel kurulu tarafından oylanıp onaylandı mı? Genel kurulun onaylamadığı bir değişiklik yok hükmündedir.

Türkiye Badminton Federasyonu’nun Ana Statüsü Değişti

Türkiye Badminton Federasyonu’nun Ana Statüsü değiştirildi. Değişiklik, bugün Resmî Gazete‘de yayımlandı.

Değişiklik ile, 1/10/2014 tarihli ve 29136 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Badminton Federasyonu Ana Statüsünün 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (d) ve (e) bentleri yürürlükten kaldırıldı.

Böylece federasyon başkanlığına aday olanlar, bundan böyle adaylık ücreti ödemeyecek ve delegelerin %15’inin teklifini sunmak zorunda kalmayacaklar.

Bu değişiklik, Danıştay’ın kararını hayata geçirmiş oldu. Ancak merak ediyorum: Bu ana statü değişikliği, federasyonun genel kurulu tarafından oylanıp onaylandı mı? Genel kurulun oylamadığı bir değişiklik yok hükmündedir.

Yargıtay Kararı – Basketbol, Oyuncu Kiralaması

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2016/3425 E. , 2019/1334 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı kulüp vekili, 2011 yılında müvekkil kulübe transfer edilen davalı basketbolcunun, 2011/2012 sezonu için ve sezon sonunda tekrar kulübe dönmek şartıyla, dava dışı … …’nın … isimli oyuncusuna karşılık anılan kulübe kiralandığını, bu süreçte davalının tüm özlük haklarının, taraflar arasında yapılan sporcu özel sözleşmesi hükümlerine göre yerine getirildiğini, sezon sonunda 06.07.2012 tarihinde dava dışı kulübe keşide edilen ihtarname ile davalının bonservisi talep edilmiş olduğu halde ve davalı ile aralarında yaptıkları sözleşme devam etmekteyken, davalının 17.08.2012 tarihinde başka bir spor kulübü ile 3 yıllık sözleşme imzaladığını duyurduğunu, böylelikle de müvekkil kulüp ile aralarındaki sözleşmeye yönelik fesih iradesini açıkça ortaya koyduğunu ileri sürerek; haksız fesih nedeniyle, bonservis bedeli olarak dava dışı …’a ödenen 300.000,00 TL, dava dışı … …’da ödenenler dahil sporcunun bizzat kendisine ödenen 300.000,00 TL, menajere ödenen 30.000,00 TL ve uğranılan diğer zararlar dahil toplam 1.000.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı sporcu, davanın süresinde açılmadığını, davacı kulüp ile aralarında imzalanarak, federasyon nezdinde onaylanmış bir tip sözleşme ilişkisi bulunmadığını, dava dışı … spor kulübü ile davacı kulüp arasında yapılan sözleşmenin kiralama sözleşmesi olmayıp, sporcunun tüm lisansının devrini sağlayan Transfer Sözleşmesi olduğunu savunarak; davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, dosyaya kazandırılan bilirkişi görüşü de benimsenerek, davalının … Spor Kulübü’ne transfer edilmesi ve bonservisinin davacı … kulübüne geri verilmemesi hususlarında söz sahibi olmayan, olması halinde sözleşmesel ilişkinin sona ermesi sebebiyle mecburiyeti bulunmayan davalının, zarara uğramış olsa dahi davacının zararlarından mesul tutulamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Dava, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan 1.000.000,00 TL’nin tahsili isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verildiğine göre, bu değer esas alınıp, tarife hükümleri gözetilerek davalı yararına avukatlık ücreti takdir edilmesi gerekirken, maktu ücrete hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm temyiz itirazlarını reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün 2.fıkrasında yer alan “Davalı taraf için karar tarihinde yürürlükte bulunan ….ne göre hesaplanıp takdir edilen 1.500,00 TL. Vekalet Ücretinin, davacı taraftan alınıp davalı tarafa Ödenmesine,” söz ve rakamının çıkartılarak yerine “Davalı taraf için karar tarihinde yürürlükte bulunan ….ne göre hesaplanıp takdir edilen 52.900,00 TL. Vekalet Ücretinin, davacı taraftan alınıp davalı tarafa Ödenmesine,” söz ve rakamının yazılmasına, kararın değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA peşin alınan 27,70 TL harcın istek halinde taraflara iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Kararı – Sporcu Sözleşmesi, Alacak, İcra İnkar Tazminatı

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2016/10623 E.,  2019/1332 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı kulüp ile aralarında imzaladıkları 28.09.2013 Türkiye … Federasyonu tescil tarihli Deplasmanlı Lig Sporcuları sözleşmesi kapsamında, kulüp tarafından ödenmesi gereken 60.000,00 TL’den sadece 31.000,00 TL’nin ödendiğini, ödenmeyen 29.000,00 TL’nin tahsiline yönelik başlattığı takibe davalı kulübün itiraz ettiğini ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

Davalı kulüp vekili, icra dosyasına yaptığı itirazında borcu bulunmadığını bildirmiş ancak, davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, aldırılan bilirkişi raporu, federasyon yazısı ve sözleşme hükümleri gözetilerek, davanın kısmen kabulü ile … 19.İcra Müdürlüğü’nün 2013/17141 sayılı dosyasına yapılan itirazın toplam 21.761,70 TL yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya dair ve icra inkar tazminatına yönelik talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra- inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasını itiraz ile durduran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında kabul edilen alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. O halde, kabul edilen asıl alacak bakımından, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 (HMK’un 370.) maddesi gereğidir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte belirtilen nedenle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, mahkeme kararının hüküm bölümünün 1. fıkrasında yer alan “… ayrıca icra inkar tazminatı talebinin de reddine,” ibaresinin karar yerinden çıkartılarak yerine “… ayrıca alacak likit ve muayyen olduğundan hüküm altına alınan asıl alacak üzerinden % 20 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 06/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Kararı – Uyuşmazlık Çözüm Kurulu, İhtiyari Tahkim (2014)

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2016/20902 E., 2019/1275 K.

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, davalı kulüp ile aralarında imzalanmış 19.06.2012 başlangıç tarihli Profesyonel Futbolcu Sözleşmesi kapsamında, toplam hakedişinin 124.457,68 TL olduğunu ileri sürerek; fazlaya dair haklar saklı tutulmak suretiyle ödenmeyen 47.727,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesinden bahsedilerek, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüm yerinin, TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulu (UÇK) olduğundan bahisle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Hemen belirtilmelidir ki; eldeki dava 27.10.2014 tarihinde açılmış olup, bu tarihteki düzenlemelere göre UÇK’nın görev alanının belirlenmesi gerekeceği açıktır. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Ana Statüsünün 21.7.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren değişik 56.maddesinde, “Kulüpler, futbolcular teknik direktörler, antrenörler, futbolcu temsilcileri, sağlık personelleri ve müsabaka organizatörleri aralarındaki futbolla ilgili her türlü sözleşmeden doğan ihtilafların çözümü için uyuşmazlık çözüm kurulunun yetkisini kabul edip etmemekte serbesttirler. Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun yetkili olabilmesi için tarafların ihtilafın ortaya çıkmasından sonra kurulun yetkisini yazılı olarak kabul etmeleri şarttır. Bununla birlikte sportif cezalarla, yetiştirme tazminatına ilişkin ihtilaflar münhasıran uyuşmazlık Çözüm Kurulu önünde çözülür. Bu kararlara karşı ancak Tahkim Kurulu’na itiraz edilebilir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Bu düzenleme ile, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun mecburi tahkim ve ihtiyari tahkim şeklinde iki ayrı görevi bulunduğu, sadece sportif cezalarla yetiştirme tazminatlarına ilişkin uyuşmazlıkların mecburi hakem olarak Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nda görülebileceği, diğer uyuşmazlıkların ise, genel hükümlere tabi olup, ancak her iki tarafın da yazılı olarak kabul etmesi halinde, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu tarafından ihtiyari tahkim sıfatıyla bakıp sonuçlandırabileceği anlaşılmaktadır.

Somut olayda, davanın niteliğine göre, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun mecburi tahkim değil, ihtiyari tahkim yetkisi bulunduğundan, adı geçen Kurulun yetkili olabilmesi için, tarafların ihtilafın ortaya çıkmasından sonra kurulun yetkisini yazılı olarak kabul etmeleri şarttır. Davacı ise, alacağının tahsili için eldeki davayı açmış olduğundan, ihtiyari tahkim niteliğindeki Uyuşmazlık Çözüm Kurulunun yetkisini kabul etmediğini ortaya koymuş, tercihini genel mahkemelerde dava açmaktan yana kullanmıştır. O halde, uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemeler görevlidir. O halde, mahkemece işin esası incelenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın usulden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 05/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.