Etiket: Spor Tahkimi

Türkiye Futbol Federasyonu, TBMM’de Savunma Verdi

Türkiye Futbol Federasyonu ile Kamu Denetçiliği Kurumu arasındaki gerginlik TBMM‘ye taşındı.

Kamu Denetçiliği Kurumu, iki seneden beri Türkiye Futbol Federasyonu‘na karşı yapılan başvurularda TFF‘nin kamu kurumu olduğuna işaret ediyor ve TFF‘nin özellikle adil yargılanma ilkesine aykırı davrandığını tespit ederek tavsiye kararları veriyor.

TFF, KDK‘nın soruşturmalarında KDK‘ya yanıt bile vermekten imtina ediyor. TFF, Anayasa’daki spor tahkimi ile ilgili düzenlemesini gerekçe gösteriyor ve KDK‘nın TFF hakkında soruşturma açamayacağını, TFF ile ilgili karar veremeyeceğini iddia ediyor.

TFF‘nin hukuk tanımaz ve TBMM‘nin iradesini hiçe sayan tutumu tepki görmeye başladı. En sonunda, TFF, TBMM‘ye davet edildi ve savunma vermesi istendi.

TFF başkan vekili ve aynı zamanda Spor Genel Müdürü Mehmet Baykan, TFF’yi temsilen TBMM Dilekçe Komisyonu İle İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Alt Komisyonu‘nda savunma yaptı. Toplantı tutanağı için bkz. https://tinyurl.com/y2ccrgpn

Okumaya devam et “Türkiye Futbol Federasyonu, TBMM’de Savunma Verdi”

Şike ile Mücadele mi, Yolsuzluk mu?

Türkiye’de spor kamuoyu iki haftadır Spor Tahkim Mahkemesi‘nin (CAS) kararını tartışıyor.

CAS, Trabzonspor‘un FIFA, Türkiye Futbol Federasyonu ve Fenerbahçe’ye karşı yaptığı başvuruyu reddetti.

CAS, kararını bir basın bülteni ile duyurdu.

Basın bülteninde özetle,

  • Fenerbahçe‘nin şike yapması sebebiyle Trabzonspor’un doğrudan, başkaca bir işleme gerek kalmaksızın şampiyon ilan edilmesini sağlayan bir düzenleme bulunmadığı,
  • Trabzonspor‘un sürecin tarafı olmadığı, kurumların verdiği kararlardan doğrudan etkilenmediği; bu sebeple Trabzonspor‘un TFF ve Fenerbahçe‘nin cezalandırılması için FIFA‘ya başvurmasında hukuki yararı olmadığı,

belirtildi.

CAS‘ın basın bülteni yayınlanır yayınlanmaz, kulüplerden karşılıklı açıklamalar geldi.

Fenerbahçe, “alın teri ile kazandıkları 2010-2011 sezonu şampiyonluğunun ‘bir kez daha’ tescillendiğini” açıkladı. Oysa CAS‘ın basın bülteninde bile Fenerbahçe’nin şike faaliyetlerinde bulunduğu ifade edilmişti.

Trabzonspor ise, çok ağır bir açıklama yayınladı.

Trabzonspor, CAS‘ın kararını komik ve hukukla izah edilemez olarak nitelendirdi. Kulüp, “Avrupa futbolunu yönetme iddiasındaki UEFA’nın, dünya futbolunu yönetme iddiasındaki FIFA’nın ve yaşanan adaletsizlikleri ortadan kaldırma iddiasındaki Spor Tahkim Mahkemesi CAS’ın, tarihin en belirgin emek hırsızlığı karşısında tarihi bir sorumluluk üstlenmek yerine asla unutulmayacak bir garabetin öznesi haline geldiklerini” iddia etti.

CAS‘ın basın bülteni pek açık olmadığı için, basın bültenindeki ifadeler tartışılmaya başlandı. Özellikle TFF ve Fenerbahçe‘ye ceza verilmesi talebinin reddi gerekçesi pek mantıklı gelmedi. Bırakalım Trabzonspor’un başvurmasını, CAS‘ın Türkiye’deki şike süreci ile ilgili kararları yayınlandıktan sonra FIFA‘nın re’sen (görevi gereği) Fenerbahçe ve TFF hakkında soruşturma açması ve özellikle TFF‘yi cezalandırması gerekiyordu.

CAS‘ın FIFA Disiplin Talimatı’nı nasıl yorumladığı basın bülteninden anlaşılmıyordu.

CAS‘ın kararındaki detaylar bilinmediği için tartışma havada kaldı. Bir kesim, Trabzonspor yönetimini suçladı. Yönetimin davaya sahip çıkmadığını, bütün taleplerin dilekçeye yazılmadığını ileri sürenler oldu. Hatta işi daha ileri götürüp, taraf ehliyeti olmadığını bile bile CAS‘a başvurulduğunu ve kulübün büyük ekonomik zarara uğratıldığını iddia eden avukatlar ortamı iyice gerdiler.

Birkaç gün geçmeden CAS kararının detayları ortaya çıkmaya başladı.

Önce süreci yakından bilen ve kulübe hukuki destek veren Avukat Hakan Orhan, CAS kararını bir gazete için yorumladı.

YABANCI UZMANDAN TEPKİ

CAS kararı sadece Türkiye’de tartışılmadı. CAS‘ın basın bülteni yurtdışında da tepkiyle karşılandı.

En sert tepki Kanada’dan geldi.

Kanada Spor Hukuku Derneği başkanı, Kanada Futbol Federasyonu eski yönetim kurulu üyesi, spor hukuku profesörü Amélia S. Fouques, önce basın bülteni hakkında tweetler yazdı. Fouques, bir şekilde CAS’ın kararını elde ettikten sonra kararla ilgili çok uzun bir yazı kaleme aldı.

FIFA, Şikeyle Mücadelede Ciddi mi?” başlıklı yazıda, Fouques, hem FIFA hem de CAS‘ı ağır dille eleştirdi.

Fouques, özetle,

  • Dünya futbolunu yöneten ve üyesi federasyonlar için futbolu koruma görevi olan FIFA‘nın görevini ihmal ettiğini, ceza verme yükümlülüğü öngören Talimat hükümlerini uygulamadığını, yolsuz davrandığını, şikeyi neredeyse serbest bıraktığını;
  • FIFA Disiplin Talimatı‘nın şike yapanlara ve şikeyle mücadele etmeyi reddeden federasyonlara ceza verilmesini öngören düzenlemelere rağmen, CAS‘ın bu düzenlemelerin FIFA’yı ceza vermeye zorlamadığını iddia etmesinin FIFA‘nın saygınlığını ve güvenirliğine zarar vereceğini; FIFA‘nın kendi mevzuatını uygulamaktan imtina etmesi halinde, FIFA‘nın, kurulma amacını ve FIFA‘nın varlığını tehlike altına sokacağını,
  • TFF Süper Lig şampiyonluk kupasının, şike yaptığı CAS kararlarıyla belgelenen Fenerbahçe‘den alınıp Trabzonspor‘a verilmesinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu; bu konuda özel bir düzenleme aranmasının anlaşılmaz olduğunu, zira benzer bir suç olan dopingte doping yapan sporcuların derecelerinin ortadan kaldırılıp onların yerine arkadaki sporcuların getirilmesi ve ödüllerin o sporculara verilmesi için özel düzenleme aranmadığını,
  • Şikenin, sporun düşmanı ve karşı takıma saygısızlık olduğunu; şikenin açıkça ortaya çıkmasından sonra federasyonlardan kararlı adımlar beklendiğini,
  • CAS‘ın şeffaf davranmadığını, duruşma tarihini bile yayınlamaktan kaçındığını,
  • Trabzonspor‘un açık yargılama, duruşma, tanık (özellikle  FIFA Disiplin Kurulu başkan ve üyelerini) dinletme taleplerini reddeden CAS‘ın adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini,
  • Şikeden mağdur olmuş ve adalet arayan bir kulübün kendisine gelmesi halinde, o kulübe ‘bu işi unut! Paran sende kalsın. Dava 10 yıl sürecek ve kaybedeceksin. Üstelik yargılama masraflarına da sen katlanacaksın‘ diyeceğini,
  • FIFA‘nın Disiplin Talimatı’nı değiştirmesi ve şikeden ötürü kusursuz sorumluluk rejimini hayata geçirmesi gerektiğini,
  • Trabzonspor‘un hak ettiği adaleti elde etmesini dilediğini; bunun sadece Trabzonspor için değil, futbol ailesi ile birlikte ayrıca temiz oynayan ve  sporda ahlakı ve sporcuları koruması beklenen uluslararası federasyonlar tarafından haksızlığa uğratılan sporcular için büyük bir zafer olacağını

yazdı.

Fouques‘un yazısı, spor yönetimi ve spor tahkimi açısından çok önemli. Yabancı hukukçular, spor insanları bu yazıya yorum yapıyor ve yazıyı paylaşıyorlar.

O yazı, Türkiye’de de sosyal medyada paylaşılıyor. Yabancı dil bilmeyen taraftarlar yazının içeriğini öğrenmek için yoğun çaba harcıyorlar. Bazı taraftarlar, Trabzonspor yönetiminin bu yazıyı tercüme ederek yayınlamasını ve hatta Fouques‘u Türkiye’ye davet edip ona konferans verdirmesini önerdiler.

ŞİMDİ NE OLACAK?

Trabzonspor, CAS‘ın kararına karşı İsviçre Federal Mahkemesi‘nde iptal davası açacaktır. Mahkemeden olumsuz karar çıkarsa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘ne başvurabilir. Bu süreçte Trabzonspor taraftarları da Avrupa’nın dört bir yanında gösteri yapmaya devam edeceklerdir. Dünyaca ünlü, başarılı ve etkili bir spor hukukçusunun Trabzonspor‘a destek vermesi ve Trabzonspor‘dan bağımsız olarak FIFA ve CAS ile uğraşması dünya spor kamuoyunun Trabzonspor davası ile ilgilenmesini sağlayabilir.

TFF’nin Kurulları Ne Zaman Atandı?

Türkiye Futbol Federasyonu genel kurulu 1 Haziran’da gerçekleşti. Göstermelik seçimde, Nihat Özdemir TFF’nin yeni başkanı oldu.

Bugün TFF‘nin sitesinde bir araştırma yaparken TFF‘nin kurullarına baktım. Gördüğüm kadarıyla geçmiş dönemde kurullarda yer alan kişiler pozisyonlarını korumuşlar.

Belki de kurullara henüz atama yapılmadı. Bilmiyoruz.

TFF mevzuatına göre, kurulların görev süreleri, yönetim kurulunun görev süresiyle sınırlı. Yönetim kurulunun görevi sona erince, kurullar da başka bir işleme gerek olmaksızın lağvedilmiş sayılıyor. Uyuşmazlık Çözüm Kurulu‘nda görevli Başkanlar Kurulu’nun ve UÇK‘ya atanmış hakemlerin de görev süreleri sona eriyor.

Geçmiş dönemlerde kurullara atama yapıldığı zaman, bu atamalar TFF’nin sitesinde ilan edilirdi. Oysa TFF genel kurulundan bugüne kadar TFF’nin sitesinde duyuru yayınlanmadı.

Özellikle Uyuşmazlık Çözüm Kurulu‘na ve TFF Tahkim Kurulu‘na başvuracak yahut PFDK‘ya savunma verecek kişiler bu hususa dikkat etmeli ve gerekirse resmî atama yapılıp yapılmadığını araştırmalılar. Zira görev süresi sona ermiş kurullara ve bu kurulların kararlarına itiraz edebilirler.

Türkiye Profesyonel Futbolcular Derneği, kurullar hakkında açıklama yapmadı. Yoksa dernek kurulların, özellikle Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’na atanmış hakemlerin görev sürelerinin bittiğinin farkında değil mi?

Türkiye Adalet Akademisi Yeniden Kuruldu

Adalet Akademisi, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılmıştı. Akademinin Başkan ve Başkan Yardımcısı olmak üzere, Akademide görev alanların görevleri sona ermişti. Hakim ve Savcı Eğitim Merkezi organları oluşturuluncaya kadar Akademi tarafından yapılması gereken görev ve hizmetlerin, Adalet Bakanlığı Eğitim Dairesi Başkanlığınca yürütüleceği öngörülmüştü.

Temmuz 2018’de kapatılan Adalet Akademisi, bugün tekrar kuruldu.

Türkiye Adalet Akademisi Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (Kararname Numarası: 34), 2 Mayıs 2019 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi.

ADALET AKADEMİSİ’NİN SPOR HUKUKU İLE İLGİSİ NEDİR?

Adalet Akademisi, spor hukuku alanında özel önemi haiz idi.

Bu akademinin başkanı ve başkan yardımcısı ayrıca Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu’nun (SGMTK) başkanı ve başkan yardımcısıydılar. 

Bu bağlantı, Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu kararlarına karşı yargıya başvurusu sürecinde sıkıntı doğuruyordu.

Her ne kadar Anayasa’nın 59’uncu maddesinde “Spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı ancak zorunlu tahkim yoluna başvurulabileceği; Tahkim kurulu kararlarının kesin olup bu kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamayacağı” yönünde bir hüküm yer alsa bile, bu hüküm SGM Tahkim Kurulu’nun tüm kararlarına karşı yargı yolunu kapatmıyor. Spor federasyonlarının bazı kararları Anayasa md. 59 kapsamında değerlendirilemeyeceği gibi; SGM Tahkim Kurulu’na sadece spor federasyonlarının kararlarına karşı başvurulmuyor. Geçmiş dönemde Merkez Ceza Kurulu’nun kararlarına karşı da SGM Tahkim Kurulu’na başvurulabiliyordu. Bu durumda, MCK kararı Anayasa md. 59 kapsamında değerlendirilemeyeceği için, MCK kararına karşı yapılan itiraz sonucu SGM Tahkim Kurulu tarafından verilen kararlara karşı pekâlâ yargıya başvurmak mümkündü.

Bugün benzer tartışma, Merkez Spor Disiplin Kurulu’nun kararları hakkında yapılabilecek.

Peki Adalet Akademisi’nin nasıl bir rolü vardı?

Adalet Akademisi’nin bir rolü yoktu. Bu akademinin başkanının ve başkan yardımcısının rahatsız eden özellikleri vardı.

Yukarıda belirttiğim gibi, Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu’nun bazı kararlarına karşı yargı yolu açık. SGMTK’nın kararlarına karşı idare mahkemesine, bazı hallerde Danıştay’a başvurmak mümkün.

Maalesef zamanında SGMTK’nın ve Adalet Akademisi’nin başkanı olan kişi ile bazı idare mahkemesi hâkimleri ve Danıştay üyeleri arasında kanundan kaynaklanan menfaat ilişkisi vardı.

Bugün yürürlükte olmayan Türkiye Adalet Akademisi Kanunu‘na göre, Akademi a

Anayasa değişikliğini takip eden dönemde SGMTK’nın kararlarının iptaline dair hiçbir karar görmedim. Bu, tesadüf mü?

İlginçtir, Danıştay, spor federasyonlarının başkan seçimleriyle ilgili yönetmelikte yer alan bir düzenlemeyi iptal etmişti. Neredeyse üyelerinin tamamı hâkim olan ve üstelik başkanı Danıştay üyesi ve Adalet Akademisi başkanı olan SGMTK, bu iptal kararını yok saymıştı. Bugüne kadar Danıştay’ın iptal kararını görmezden gelen ve açıkça hukuka aykırı hukuki mütalaa veren SGMTK üyeleri hakkında soruşturma açılmadı. Dönemin SGMTK üyelerinden birkaçı bugün yine kurulda yer almaya devam ediyorlar. Onları kim denetleyecek?

Adalet Akademisi tekrar kuruldu. Umarım SGMTK’da veya bir başka tahkim kurulunda görev alan kişiler ayrıca Adalet Akademisi yönetiminde yer almazlar.

Yargıtay Kararı – Uyuşmazlık Çözüm Kurulu, İhtiyari Tahkim (2014)

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2016/20902 E., 2019/1275 K.

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, davalı kulüp ile aralarında imzalanmış 19.06.2012 başlangıç tarihli Profesyonel Futbolcu Sözleşmesi kapsamında, toplam hakedişinin 124.457,68 TL olduğunu ileri sürerek; fazlaya dair haklar saklı tutulmak suretiyle ödenmeyen 47.727,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesinden bahsedilerek, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüm yerinin, TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulu (UÇK) olduğundan bahisle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Hemen belirtilmelidir ki; eldeki dava 27.10.2014 tarihinde açılmış olup, bu tarihteki düzenlemelere göre UÇK’nın görev alanının belirlenmesi gerekeceği açıktır. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Ana Statüsünün 21.7.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren değişik 56.maddesinde, “Kulüpler, futbolcular teknik direktörler, antrenörler, futbolcu temsilcileri, sağlık personelleri ve müsabaka organizatörleri aralarındaki futbolla ilgili her türlü sözleşmeden doğan ihtilafların çözümü için uyuşmazlık çözüm kurulunun yetkisini kabul edip etmemekte serbesttirler. Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun yetkili olabilmesi için tarafların ihtilafın ortaya çıkmasından sonra kurulun yetkisini yazılı olarak kabul etmeleri şarttır. Bununla birlikte sportif cezalarla, yetiştirme tazminatına ilişkin ihtilaflar münhasıran uyuşmazlık Çözüm Kurulu önünde çözülür. Bu kararlara karşı ancak Tahkim Kurulu’na itiraz edilebilir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Bu düzenleme ile, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun mecburi tahkim ve ihtiyari tahkim şeklinde iki ayrı görevi bulunduğu, sadece sportif cezalarla yetiştirme tazminatlarına ilişkin uyuşmazlıkların mecburi hakem olarak Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nda görülebileceği, diğer uyuşmazlıkların ise, genel hükümlere tabi olup, ancak her iki tarafın da yazılı olarak kabul etmesi halinde, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu tarafından ihtiyari tahkim sıfatıyla bakıp sonuçlandırabileceği anlaşılmaktadır.

Somut olayda, davanın niteliğine göre, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun mecburi tahkim değil, ihtiyari tahkim yetkisi bulunduğundan, adı geçen Kurulun yetkili olabilmesi için, tarafların ihtilafın ortaya çıkmasından sonra kurulun yetkisini yazılı olarak kabul etmeleri şarttır. Davacı ise, alacağının tahsili için eldeki davayı açmış olduğundan, ihtiyari tahkim niteliğindeki Uyuşmazlık Çözüm Kurulunun yetkisini kabul etmediğini ortaya koymuş, tercihini genel mahkemelerde dava açmaktan yana kullanmıştır. O halde, uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemeler görevlidir. O halde, mahkemece işin esası incelenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın usulden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 05/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

2019 Yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Yayınlandı

Türkiye Barolar Birliği, bir haftadır Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile oyun oynuyor.

TBB önce 28 Aralık’ta Tarife değişikliği yayınladı. İkinci değişiklik ise 29 Aralık’ta yayınlandı. Üstelik iki metinde ortak, birbirini tekrarlayan düzenlemeler vardı. Sigorta tahkim komisyonları tarafından tayin edilecek vekâlet ücretine ilişkin düzenlemeleri okumanızı tavsiye ederim.

Spor açısından önemli olan düzenleme, 29 Aralık’ta yayımlanmıştı. Bu değişiklikle ilgili görüşlerimi önceki yazımda paylaşmıştım.

TBB, Asgari Ücret Tarifesi’ni değiştirmesinin üzerinden birkaç gün geçmeden yeni Tarife’yi yayınladı.

2019 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, 2 Ocak 2019 tarihli ve 30643 sayılı Resmî Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Bu Tarife’de de “28/1/2012 tarihli ve 28187 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu Yönetmeliğinin 14 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Tahkim Kurulu’nun, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde idare ve vergi mahkemelerinde görülen davalar için öngörülen avukatlık ücretine hükmedeceği” öngörüldü. (Önceki Tarifeler ile ilgili farklar hakkında açıklama için bkz. https://goo.gl/3yhX77)

Yeni Tarife’de ücretler artırılmış. Önceki Tarife’ye göre SGM Tahkim Kurulu, duruşmasız işlerde 1.090 TLduruşmalı işlerde ise 1.660 TL avukatlık ücretine hükmediyordu. Yeni Tarife’ye göre ise duruşmasız işlerde 1.362 TL, duruşmalı işlerde ise 2.075 TL avukatlık ücretine hükmedilecek.

Bu artış, avukatların hoşuna gidebilir ancak beni tatmin etmedi.

SGM Tahkim Kurulu’na başvurularda avukatlık ücretini düzenleyen ilk Tarife’de Tahkim Kurulu’nun Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde Danıştay’da ilk derecede görülen davalar için öngörülen avukatlık ücretine hükmedeceği öngörülmüştü. Bu düzenleme değiştirildi ve avukatlık ücreti indirilmiş oldu.

Bugün ilgili hüküm yürürlükte olsaydı, duruşmasız işler için 2.475 TL, duruşmalı işler için ise 4.125 TL avukatlık ücretine hükmedilecekti. Avukatlar duruşmasız işlerde 1.362 TL yerine 2.475 TL; duruşmalı işlerde ise 2.075 TL yerine 4.125 TL kazanabileceklerdi.

Tahkim Kurulu’nun yapısı, spor teşkilatı içinde bağımsızlığı ve tarafsızlığı, kurulun verdiği açıkça hukuka aykırı kararlar ve bu kararlara karşı devlet yargısına başvurulmasının yasaklanması karşısında hak arama hürriyetinin ciddi şekilde ihlal edildiği gerçeği karşısında Tahkim Kurulu’na başvurularda başvurucuların karşı vekâlet ücretine mahkum edilmeleri adil yargılanma hakkını ihlal ediyor.

Yukarıdaki husus kimsenin dikkatini çekmiyorsa, tepki doğurmuyorsa; o zaman avukatların da Tarife değişikliği ile haklarının tırpanlandığını ortaya koymaları gerekir.

Ne değişti de, TBB, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde referans noktasını değiştirme ihtiyacı hissetti?

Ticari İşlerde Zorunlu Arabuluculuk Kabul Edildi

Türkiye Büyük Millet Meclisi, ticari işlerde zorunlu arabuluculuk öngören düzenlemeyi kabul etti.

Ticari işlerde zorunlu arabuluculuğu öngören Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun, 19 Aralık 2018 tarihli ve  30630 sayılı Resmî Gazete‘de yayımlandı (Kanunla ilgili Komisyon Raporu için bkz. https://goo.gl/8QrFMK. Kanunun kabul edildiği oturumun tutanağı için bkz. https://goo.gl/4BQNBU) Okumaya devam et “Ticari İşlerde Zorunlu Arabuluculuk Kabul Edildi”

AİHM, CAS’a Destek Verdi

Spor camiası uzun süredir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘nin (AİHM) futbolcu Adrian Mutu ve Claudia Pechstein‘in başvuruları hakkında vereceği kararı bekliyordu.

Mutunun ve Pechstein‘in başvuruları sonrasında AİHM, İsviçre devletine sorular göndermişti. Bu sorular “CAS’ın bağımsızlığı ve tarafsızlığı” ile “CAS’ta açık duruşma yapılmaması” konularıyla sınırlı idi.

Beklenen gün geldi. AİHM, bugün kararını yayınladı: http://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-186434 (Kararın Fransızca özeti: https://t.co/qVL9tO5zu7)

Karar, spor tahkimini yere göğe sığdıramayanlar için zafer niteliğinde. Ancak kararın oyçokluğu ile alındığını gözden kaçırmamak lazım. Okumaya devam et “AİHM, CAS’a Destek Verdi”

Bireysel Başvuru Kararı (Ertan Hatipoğlu): “Tahkim Kurulu Tarafından Verilen Karar, Bireysel Başvuruya Konu Olamaz”

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

ERTAN HATİPOĞLU BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/1993)

Karar Tarihi: 18/4/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Başkan: Burhan ÜSTÜN

Üyeler: Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör: Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucu: Ertan HATİPOĞLU

Vekili: Av. Saim ERTAN

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulunun cezalandırılmasına yeterli somut bir delil bulunmadığını dikkate almadan verilen disiplin cezasını onaması nedeniyle adil yargılanma hakkı ile masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

Okumaya devam et “Bireysel Başvuru Kararı (Ertan Hatipoğlu): “Tahkim Kurulu Tarafından Verilen Karar, Bireysel Başvuruya Konu Olamaz””

Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararı (Ziya Özel): “Tahkim Kurulu Tarafından Verilen Karar, Bireysel Başvuruya Konu Olamaz”

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

ZİYA ÖZEL BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/1996)

Karar Tarihi: 10/5/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Başkan: Burhan ÜSTÜN

Üyeler: Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör: Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucu: Ziya ÖZEL

Vekili: Av. Koray AKALP

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulunun cezalandırılmasına yeterli somut bir delil bulunmadığını dikkate almadan verilen disiplin cezasını onaması nedeniyle adil yargılanma hakkı ile masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

Okumaya devam et “Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararı (Ziya Özel): “Tahkim Kurulu Tarafından Verilen Karar, Bireysel Başvuruya Konu Olamaz””