Etiket: Şike

Taraftarlar İçin Anayasaya Aykırı Cezalar Getiriliyor

Türkiye’de taraftar şiddeti hep gündemde oldu.

Taraftar şiddetini önlemek için kanunlar yapıldı. Kanunlar değiştirildi. Yeni kanunlar yapıldı. Onlar değiştirildi. Cezalar artırıldı. Cezalar indirildi.

Bugün yine cezaların artırılması tartışılıyor.

Dün medyada konuyla ilgili iddialar ileri sürüldü. İddiaya göre, 6222 sayılı Kanun değiştirilecekmiş. Kapsamı genişletilecekmiş. Cezalar artırılacakmış.

Stada yasak madde sokmak, müsabaka düzenini bozacak davranışlarda bulunmak, hakaret içeren sloganlar, kasten yaralama, yüze yarım ve tam maske takma cezaları iki kat artacakmış.

Şiddete teşvik eden ve haraket içeren beyenatlar da iki kat ceza ile cezalandırılacakmış.

AKP, “ANAYASAYA AYKIRILIK” İDDİASIYLA CEZALARI İNDİRMİŞTİ?

Bu haberleri okurken gülüyorum.

Nereden nereye? Kimler kimlerle yan yana düşüyor!

Continue reading “Taraftarlar İçin Anayasaya Aykırı Cezalar Getiriliyor”

Sporcu Danışma Merkezi Nedir? Ne Değildir?

Bu hafta birçok federasyonun İnternet sitesinde ve sosyal medya hesabında, “ALO 145 SPORCU DANIŞMA MERKEZİ” ile ilgili duyuru yayınlandı.

ALO 145 Sporcu Danışma Merkezi

Esasa geçmeden önce, duyuruyu düzelteyim. “Aftif” değil, “aktif” yazılmalıydı. “Sporcularımızın” kelimesinden sonra virgüle gerek yoktu.

Gelelim merkeze.

Bu merkez hangi amaçla kuruldu? Continue reading “Sporcu Danışma Merkezi Nedir? Ne Değildir?”

Tayfur Havutçu’nun TFF’de İşi Nedir?

Türkiye Profesyonel Futbolcular Derneği, derneğin yönetim kurulu üyesi Tayfur Havutçu‘nun A Milli Takım Teknik Direktörü Mircea Lucescu‘nun 1. yardımcısı olduğunu duyurdu.

Bu görevlendirme beni çok rahatsız etti.

Sanırım kamuoyu, Havutçu’nun 3 Temmuz sürecindeki yerini bilmiyor ya da unutmuş. Continue reading “Tayfur Havutçu’nun TFF’de İşi Nedir?”

UNODC, Şike İle İlgili Karşılaştırmalı Hukuk Raporunu Yayınladı

Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC), uzun zamandır sporda bütünlük, sporda yolsuzluk, spor karşılaşmalarında manipülasyon konularında çalışıyor.

UNODC, manipulasyonla ilgili birçok rapor yayınladı.

UNODC, son olarak, karşılaştırmalı hukuk raporu yayınladı. Raporda birçok devletin ceza mevzuatı özetlendi. Karşılaştırmalı tablolara yer verildi.

Bu raporu mutlaka okumanızı öneririm.

Rapor için bkz. http://www.unodc.org/documents/corruption/Publications/2017/UNODC-IOC-Study.pdf

Konu ile ilgili diğer raporlar aşağıdadır:

 

TFF Başkanı Demirören, Futbol Aktüel Programı’na Katıldı

TFF Başkanı Yıldırım Demirören, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, NTV ve NTV Spor’da canlı olarak yayınlanan Futbol Aktüel programına katıldı.

TFF, bu yayına sitesinde yer verdi.

Röportajın bazı bölümleri hakkında uzun uzun tartışmak gerekiyor. Şimdilik röportajı yayınlamakla yetineceğim.

TFF’nin sitesinde yayınlanan röportaj aşağıdaki gibidir:

“Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, NTV ve NTV Spor’da canlı olarak yayınlan Futbol Aktüel programında, spor medyasının önde gelen yöneticilerinden Doğuş Medya Spor Grup Başkanı Fuat Akdağ, Hürriyet Gazetesi Spor Müdürü Mehmet Arslan, Haber Türk Spor Müdürü Halil Özer, Sabah Gazetesi Spor Müdürü Murat Özbostan ve Milliyet Gazetesi Spor Müdürü Tayfun Bayındır‘ın soruları yanıtladı.

Yıldırım Demirören: Öncelikle bu programa geçen hafta Cuma günü gelecektim; ancak Zürih seyahatim vardı; UEFA’ya gittim. Ben bir kulüp başkanına cevap vermek için gelmedim buraya. Bir kişiyle kavga etmek değildi amacımız. Sizler gibi değerli kişilerle Türk futbolunu konuşmak istiyorum. Programın faydalı olacağına inanıyorum. Zürih’te UEFA ile bir toplantımız oldu. Listelerde değişiklik yapılacak. Bizden görüş aldılar. Toplantının en güzel yanı kulüplerimizle ilgili temaslarda bulunduk. Bazı kulüplerimiz Mali Fair-Play konusunda UEFA ile görüşüyor. UEFA bizim kulüplerimizden çok memnun. Sıkı bir şekilde inceliyor bizi. Hatta Fenerbahçe’nin yaptığı müracaata olumlu bakıyor. Döviz arttığı için Fenerbahçe’nin de borcu arttı. Hatta tüm kulüplerimizin arttı. Bazı kalemlerde oynama yapmak istiyorlar. Bunu sordular UEFA’ya… UEFA da taahhütleri yerine getirdikleri için olumlu bakıyor bu konuya. Bu konu tüm kulüplerimizi ilgilendiriyor. Bu da ne kadar iyi bir yapılanmayla gittiğini gösteriyor. Oradan memnun olarak döndük.

Ben de kulüp başkanlığı yaptım. Zamanında taraftardım. Medyanın bakış açısını taraftar olarak da, kulüp başkanı olarak da, Federasyon Başkanı olarak da, Medya Patronu olarak da gördüm. Hiçbir zaman şu haberi yapın, bunu edin demedim. Böyle bir tarzım yok. Benle çalışanlar bilir. Kamuoyunda bir gerçek var. Fenerbahçe haberi daha çok satar. Bu tiraj olarak kullanılıyor. Buna bir şey diyemem. Onun haricinde hayatta karışmam bu konuya… Ne ben, ne de ekibim başka bir muhabirimize şu haberi kullanın, kullanmayın demeyiz. Bu mevkiler geçici… Yarın müdürümün suratına bakamam bu talimatları verirsem…

Mehmet Arslan: Bu anlamda buradaki çalışan arkadaşlarıma kefilim…

Yıldırım Demirören: Ama şunu yaparım; hem Tayfun kardeşimden, hem de İbrahim Seten kardeşimden futbol dünyasında ne oluyor diye görüş alırım. Ya da bana tavsiyelerde bulunmalarını isterim. Sonuçta her soruya cevap vermek zorundayım. Bunun haricinde hiçbir şeye karışmam. Ben Beşiktaş Başkanlığı’nı bıraktığım gün; kulüpten alacağım vardı doğru. Alacağım 100 milyon lira… Fikret Başkan ile geçen sezon bir araya geldik. Gelmemin sebebi bu borcun belli bir kısmını kulübe bağış yapacağım… Fakat sonra düşündüm ki Federasyon Başkanı olarak eğer Beşiktaş Kulübü ile maddi bir anlaşmaya girersem bu durum farklı yerlere çekilir. Böyle bir anlaşma yapmadım. Ayrıldığım gün alacağım 60 milyon dolardı. Alacaklarımın hepsini dolar olarak alacaktım. Ancak bu anlaşmayı yapmadım. Türk lirası üzerinden anlaştık. Bu görevim sürdüğü sürece Beşiktaş’tan alacağımı almayacağım. Mehmet Ali Aydınlar, Federasyon Başkanı seçildiği gün; Fenerbahçe’nin en büyük sponsoruydu. Bunun başka yerlere çekilmesi komplo teorisidir…

Tayfun Bayındır: Sizin şirketlerinizde çalışan bazı kişilerin; TFF bünyesinde çalıştığı söyleniyor. Ya da Beşiktaş’ta çalışan kişilerin, TFF’ye geldiği söyleniyor. Bununla ilgili ne diyeceksiniz?

Yıldırım Demirören: 15 Temmuz gecesi çok şey değişti. Biz 26 Temmuz’da en büyük sivil toplum kuruluşu olarak ben dahil bütün çalışanların bilgilerini Ankara İstihbarat Birimleri’ne gönderdik. 26 Temmuz… Maili de cebimde. Gönderdiğimiz kişinin adı da bende. Zaten Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşu olan TFF her zaman inceleme içinde. Göndermemize gerek bile yok ama biz yine de gönderdik. Buradan gelen cevaplara göre bazı kişiler ile yollarımızı ayırdık. Bu işi bilen bir arkadaşımıza sorduk; tavsiye istedik. İnsanlar kefil olmaya korktular. Biz o gün ne yaptık? FETÖ’cü olmayan insanları aldık. Tahkim Kurulumuzda bir tane bizde çalışan vardır; Kulüp Lisans’ta bir tane çalışan vardır… Bunlara güveniyoruz. Bu insanlara karar mı çıkarttırıyoruz? Hayır. Güveniyoruz kendilerine. Ben Beşiktaş Başkanlığı yaptım. Tabii ki Beşiktaş Kulübü’nden yönetici arkadaşlarımı Yönetim Kurulumuza aldım. 5 tane. Ama Fenerbahçe’den de 5 yöneticimiz var. Fenerbahçeli olan Başkanvekilimiz var. Profesyonel olarak Beşiktaş’tan 2 kişi getirdim. Siz Galatasaray Başkanı olsanız, federasyona gelseniz ilk getireceğiniz kişiler güveneceğiniz kişiler olmaz mı? Personel sayısına bakalım. En çok hangi takımı tutan vardır? Bana göre Beşiktaşlı sayısı çok daha azdır.

Yöneticilerin, kurulların alacağı kararı bilme şansı yok. Bizde herkesin bir görevi var. Hukuk işlerinden sorumlu yöneticimiz Sayın Hüsnü Güreli’dir; ki kendisi Türkiye’de bu konuda tartışılmaz bir insandır. Onun haricinde yönetici hukuka karışacak; hakeme karışacak gibi bir durum olmasına imkan yok. Tarafsız görev yapmak zorundayız. Bunu bana lafla değil de ispat edebilen varsa gelsinler.

Halil Özer: Milli Takım krizi herkesi yaraladı. TFF bu süre içinde krize neden müdahale etmedi? Neden oluruna bıraktınız ve herkesin yara almasına izin verdiniz?

Yıldırım Demirören: Öncelikle kriz dediğimizin ismi prim krizi diye çıktı. En son TV programında söylemiştim. Biz primi açıkladığımız zaman Kasım ayıydı. Kriz Eylül ayında çıktı. Bütün herkes ne kadar prim alacağını biliyordu. Bizim en büyük sıkıntımız şu: Müdahale etmemiz gerekiyor muydu? Öncelikle hocamızla oyuncu arasında çözülmesi gereken bir problemdi. Biz bu krizin çözüleceğini ve biteceğini biliyorduk. Bildiğimiz için kenarda durduk.

Halil Özer: Emre Belözoğlu’nun çözmesi içinize sindi mi?

Yıldırım Demirören: Emre kardeşimiz konuya son dakika dahil oldu. Kendisine teşekkür ederiz. Biz konuya girecektik ancak Emre olayı sadece 2 saat hızlandırdı. 6 oyuncumuzun cezası vardı. Konu Arda ile hocamız arasında gösterildi ama 6-7 oyuncu vardı. Benim konuşmam doğru olmazdı. Çünkü yarın bize dönebilirdi. Konunun hocamız tarafından Kosova maçından önce çözüleceğini bildiğimiz için bekledik. Bire bir müdahale etmemizin anlamı yoktu. Burak golünü attı. Toparlanma sürecine girdi. Bu konu geride bırakıldı. Kesinlikle bırakıldı. Bundan sonra bırakılmaması Milli Takım’a zarar verir. 

Halil Özer: Hakemler de hata yapar diye bugüne kadar geldik. Eskiden 2 hata olurdu; bütün sezon onu konuşurduk. Her hafta ligin kaderini etkileyecek hatalar yapılıyor. Hakemlik sistemi iflas etmiş durumda. Hakemlik sistemini ayağa kaldırmak için nasıl bir projeniz var? Yoksa; “Hakemler de hata yapar?” mı diyeceksiniz? Ben hakemlerin hata yapmasını kabullenemiyorum. Harcanan bedellerin bir düdükle silinmesini kabullenemiyorum.

Yıldırım Demirören: İnsanın olduğu yerde hata olur. Hakem de hata yapar. Yapmaya devam edecek. Bu hatalar Premier Lig’de de yapılıyor. Eskiden az yapılırdı. Şimdi orada bile her hafta yapılıyor. Rahatsız mıyım? Evet. Ama hakemler hata yapıyor. UEFA da Avrupa’daki hakem hatalarından rahatsız. Kendi içlerinde bile yenilenmeye gidiyorlar. Bizim geçen sene Kulüpler Birliği’ne, “Gelin MHK’yi size bağlayalım; profesyonelleşsin” önerimizin bir benzerini UEFA yapmaya çalışıyor. Hatanın düzeltilmesi için hep beraber hareket etmemiz lazım. Avrupa’daki kadar oyuncularımız hakeme destek olmuyor. Bu kadar büyük baskı; hakemleri daha çok hataya zorluyor. Kamuoyunda hakemlerin üstünde büyük bir baskı oluşuyor. UEFA’dan Roberto Rosetti şu an eğitim konusuyla ilgileniyor. Aslında biz TFF olarak gerekli şeyleri zaten yapıyoruz. Yeni bir sisteme girdiğiniz vakit oturma süreci 3-4 yıldır. Biz ilk yıldan iflas ettirirsek hiçbir yere varamayız. Her yenilik sancılı başlar. Biz de sancılı başladık. Ama hakeme yüklenmek doğru değil. Video sistemine hazırız. Mart ayında ilk denememiz başlıyor. Hakemle ilgili bize verilecek bir öneri varsa eğitimle ilgili; biz hazırız. Premier Lig’in hakem kuruluşu, “Siz önce kafanızdaki görüşü değiştirin” dedi. Ben hakemlere her zaman, “Adil olun. Hatanızı hata ile kapatmayın” dedim. Bunu yapanın arkasındayım. Yapmayan zaten gider.  MHK Başkanı ikinci yarıdan umutlu olduğunu söyledi. Olmazsa değerlendirmemizi yaparız. Art niyetli hatayı kabullenemem. Profesyonel hakem sayısını yeterli buluyorum.

Murat Özbostan:  Sayın Aziz Yıldırım’ın bazı açıklamaları oldu. Bunlardan bir tanesi de hakemlerin arasındaki gruplaşma… Böyle bir gruplaşma var mı? Cüneyt Çakır bir grubu temsil ediyor mu? Bu iddialarla ilgili bakış açınız nedir? Video hakemin Mart ayında başlayacağını söylüyorsunuz. Bu konuyu futbol adamlarıyla tartışmayı düşünüyor musunuz; yoksa TFF’nin bir kararı olarak diret hayata mı geçecek?

Yıldırım Demirören: Bakın biz ihale dahil, Video Hakemlik dahil Kulüpler Birliği’nin görüşünü alarak, bir araya gelerek adımlar attık; hatta gerektirdiğinde Kulüpler Birliği’nden elemanlar alarak işe girişeceğiz. Bir komisyon kuracağız. Öncelikle IVAB ile anlaşma imzalamamız gerekiyor. Sonra bu sistemi kuran 8 firma var; teklifleri toparlayıp; komisyonla çalışmaya başlayacağız. Mart ayında deneme yapıp; sistemin nasıl olacağını kamuoyuyla paylaşacağız. Video Hakemlikle ilgili başkanları ve teknik adamları çağırdık Antalya’ya… Sadece 2 başkan, 2 teknik adam geldi. Bunların hepsi yapılacak. Böyle önemli işleri paylaşarak görüş alacağız. Yabancı konusunda da aynı şeyi yaptık, ihalede de yaptık, Video Hakemlik’te de yaptık. Yönetim olarak 1. Lig’e, “Vakıf kurun” dedim. Bütün TFF 1. Lig Kulüpleri vakıf kurdu. Onlarla paylaşıyoruz. 2. Lig Kulüpleri de vakıf kurdular. Onlarla görüşleri paylaşıyoruz. Hakem konusunda gruplaşmaya gelince… Biz burada 6 kişiyiz. 3 kişiden fazla her yerde gruplaşma olur. Art niyetli bir gruplaşma olamaz. Bunu bana ispat etsinler. Bu sözü söylerken Serkan Çınar, Cüneyt Çakır gruplaşması deniyor. 2008’den beri 6 maç yönetmişler birlikte… Bu sezon da 1 kez maç yönetmişler… Ciddi bir şeyler varsa gelin savcılığa gidelim. Böyle birileri varsa kökünden temizleyelim. Ama duyum almakla bu işler olmaz. İngiltere’de komplo teorisi çıkmıyor, İspanya’da çıkmıyor. Ben görmedim. Hakemlerimiz formsuz. Onlara her türlü imkanı sağlıyoruz. O günkü şartlarda FETÖ’cü olmadığını bildiğimiz, güvendiğimiz bir kişiyi getirdik. Hatası varsa sezon sonunda Yönetim Kurulumuz olarak değerlendiririz. Güvendiğimiz, çalıştığımız, sevilen, sayılan bir insanı getirdik. Yola çıkarken bu komiteler yoktu. O lanet geceden sonra istihbarattan okey aldığımız kişileri getirdik.

Tayfun Bayındır: Hakem konusuna devam etmek istiyorum. İyi bir camia. Bu soruyu rahatlıkla sorabilirim. Sizin de, buradaki herkesin de hakemi beğenmediği maçlar oluyor. Bir ya da iki gün sonra o maçın gözlemcisinin hakeme 8.5 gibi yüksek bir not verdiğini görüyoruz. Bunun sonucunda da o hakem tekrar tekrar maç alıyor. Hakemlerle gözlemciler arasında bir ahbap-çavuş ilişkisi olduğuna inanıyor musunuz?

Yıldırım Demirören: Keşke bu soruyu sen sormasaydın. Şu an açıklayacağım şeyi ilk kez açıklıyorum. Kulüp başkanı iken bu tarz şeyleri ben de söylüyordum. Sistemin içinde olabilir de… Seminere gitmeden önce Sayın Yusuf Namoğlu ile bir karar aldık. Gözlemcilik sistemini İngiltere ile aynı sisteme çeviriyoruz. Gözlemci maça bile gitmeyecek. Birkaç gözlemci maçı TV’den izleyecek. Hepsi raporlarından yazacak. Sonra kurulacak komite; o raporları inceleyerek sonuca varacak. Bu bir fikir… Bunu herkesle tartışacağız. Her konuyu tartışacağız. Her şey şeffaf olarak açıklanabilir. Kulüplerimiz böyle bir talepte bulunursa; hukuk da uygunsa hepsi yapılabilir. Ne kadar açık olursak Türk Futbolu’nu o kadar kurtarmış oluruz. Gelin yapalım; tartışalım. Gözlemci sisteminin yürümediğine, tam olmadığına biz de inanıyoruz. Önümüzdeki sezon için yeni bir sistem getirmeyi planlıyoruz.

Tayfun Bayındır: Hakemler ciddi bir rakam kazanıyor. Maç yapan da, yapmayan da yüksek bir ücret alıyor. Bu durum düzeltilebilir mi? Kötü yönettiği; gözlemci raporlarıyla saptanan hakemin maaşı düşebilir mi?

Yıldırım Demirören: Sezon başlamasına 15 gün kala böyle bir öneri gündeme gelmişti. Ama şimdi hakemlerimizle de konuşup bu sistemin değişmesini konuşacağız. Yeni bir sistem kurulacak.

Mehmet Arslan: 2 noktaya değineceğim. Finansal Fair-Play konusunda UEFA’nın, Türkiye’ye olumlu baktığınızı söylediniz. 2016 nasıl geçti? 2017 yılında Finansal Fair-Play’a uymayan kulüplere, “Dur” diyebilecek gücü var mı TFF’nin?

Yıldırım Demirören: Bir karar aldık. Bunu kulüplerimize gönderdik. İlk sene yüzde 30 bütçe fazlası verebilecekler, ikinci sene yüzde 20; üçüncü sene denk bütçe olmak zorunda… Ne kadar makyaj yapsalar da Yeminli Mali Müşavirler tarafından kaşeli geliyor bütçeler. Orada da makyaj yapıyorlarsa artık bilemem ben… Kulüplerimizin bu kadar art niyetli olduğunu düşünemiyorum.

Mehmet Arslan: Aziz Yıldırım, “Başbakan bile 25 bin lira maaş alırken TFF’de kaç kişi bu maaşın üzerinde maaş alıyor?” diye sordu. Nedir bu sorunun karşılığı?

Yıldırım Demirören: 2012 senesinde göreve geldiğimizde 300 milyon lira olan bütçemiz; 2016-2017’de 550 milyon lira. TFF olarak 196 milyon lira tasarruf yapmışız. Bu tasarrufu yaparken bütün kulüplerimizin gecikmiş paralarını ödedik. Kasamızda 100 milyon küsür lira var. Biz göreve geldiğimiz zaman bu rakam 30 milyon liraydı. TFF’de 25 bin liranın üzerinde maaş alan sadece 1 veya 2; bilemediniz 3 kişi var; onun haricinde yok. Biz Genel Kurulumuzda bütçemizi açıklıyoruz; bunu herkes de görüyor zaten. Başarılıyız bence bu konuda…

Halil Özer: UEFA’dan gelen cezalar genelde UEFA sopası olarak kulüplere bildirilir. Neden TFF bu cezaları önceden vermez de UEFA verir kulüplerimize?

Yıldırım Demirören: Şimdi veriyoruz bu cezaları. Türkiye’de kulüplerin nasıl yaşadığını ben çok iyi biliyorum. Kulüplere tölerans tanımazsak kimse sahaya çıkamaz. Vergi borcu olana lisans çıkartmayacağız dedik. Geçen sene uyguladık. Şimdi denk bütçeye geçiyoruz. 3 Temmuz dönemi ve benim seçildiğim dönemi hatırlayın lütfen. Futbol bitmişti, 8 takım Avrupa’ya gidemiyordu; şike süreci vardı. Bugün Avrupa’nın yayınlar konusunda en pahalı 5. ülkesiyiz. İhalemiz 7 dakika sürdü. KDV dahil 600 milyon dolara yayınlarımızı sattık. Bunu TFF olarak yaptık. Bugün mart ayını gören 3 kulübümüz var. Tüm kulüplerimize ve Kulüpler Birliğimize teşekkür ediyoruz. Kulüplerimizin gelirleri yüzde 20 arttı. TFF bunu denetleyecek. Denk bütçe ile denetleyecek. Belirli bir süreç içerisinde borçlar bitmek zorunda. Biz de böyle bir karar aldık.

Fuat Akdağ: Bunun bir yaptırımı yok. Yaptırımı UEFA yapıyor. Federasyon lisans veriyor ama UEFA vermiyor. Bunu denetleyecek mekanizmalar oluşturulması söz konusu mu?

Yıldırım Demirören: Bununla ilgili kanun çalışması var biliyorsunuz. Bu çalışma değerlendiriliyor. Bununla beraber dernekler kanunuyla beraber bütünleşip; yöneticiler sorumlu hale gelecek. Kulüpleri toparlamaz da bu kanunu çıkartırsak gelecek yönetici bulamayız. Borcu çözmek de denk bütçeyle olacak. Kanunda yöneticiler sorumlu olacak.

Murat Özbostan: Kulüpler Birliği Yasası bir sonuca ulaşamadı. Yayın gelirinden iyi bir gelir elde ettiniz. Çok da güzel statlar yapılıyor. En son Gaziantep’teki stadımız açıldı. Bir sıkıntı var. Seyirci sıkıntısı. Ortalama 8-9 bin civarındayız. Avrupa 2. Ligleri’nin bile gerisindeyiz. Bu duruma kafa yoruyorsunuzdur. Neden seyirci maçlara gelmiyor? Siz TFF olarak kafanızda düşündüğünüz bir proje var mı?

Yıldırım Demirören: Öncelikle belirli rakamlar vereyim. Bunu herkes Passolig’e bağlamaya çalıştı. Passolig çıkmadan önce ortalamamız 10980’di. Şu an 8908… Yani 2 bin kişi kayıp. Zaten bu 2 bin kişi, tribünlerde görmek istemediğimiz taraftar kitlesi. Öbür taraftan bu sorunu kulüplerle birlikte çözebiliriz. Bizim sahayı, stadı günlük aktüel aktivite haline getirmemiz gerekiyor. Kavga ortamından kurtarıp; stadın eğlence merkezi haline getirilmesi gerekiyor. Bunu kulüplerle birlikte yapabiliriz. TFF bunu tek başına yapamaz. Burada herkese çok vazife düşüyor. Oranın dövüşlerin; kavgaların yapıldığı bir arena olmadığı, eğlence merkezi olduğunu herkes bilmeli. Kavga ortamının artık bitirilmesi lazım. Biz bu kavga ortamını kulüplerle beraber olup bitirmezsek; 8 binler; 5 binlere düşer. Statlar eğlence merkezi olmalı.

Fuat Akdağ: Bu oyunun pazarlanması, maçların pazarlanması, oranın yaşaması; insanların çocuklarıyla gelmesi konusunda TFF’nin, kulüplere yardımı olabilir mi?

Yıldırım Demirören: Bildiğim kadarıyla Kulüpler Birliği bu konuyla ilgili bir çalışma yapıyor. Seminerler verecek. Herkesin beraber bu adımı atması lazım. Bu adımı hep birlikte atıp marka değerini arttırmamız lazım. Demin ben övündüm 600 milyon dolara sattık diye. 5 sene az bir süre. 5 sene sonra 800 milyon dolarlık bir değere getirmemiz gerekir. Statları eğlence merkezlerine dönüştürmemiz lazım.

Mehmet Arslan: Kurla ilgili tartışmalar oldu. Kuru sabitlediniz mi?

Yıldırım Demirören: Kur biz anlaşmayı imzaladığımız gün sabitleniyor. Birkaç şey var. Daha anlaşma imzalamadık. Bu arada yayıncı kurulun kurla ilgili talebi oldu. Kulüpler Birliği ile konuyu görüştük. Kulüpler de 17 kulüp olarak imzayla kabul etti. Bir tek Fenerbahçe itiraz ediyor. 5 sene boyunca fedakarlık yapılacak. Toplam 50 milyon dolar gibi bir fedakarlık yapılıyor. Kulüpler Birliği 17 kulüp olarak bize bu durumu kabul ettiğini belirten kağıt gönderdi. Göksel Başkanıma ve değerli kulüp başkanlarımıza teşekkür ediyorum.

Tayfun Bayındır: Aziz Yıldırım son dönemlerde o kadar çok soru sordu ki; biz de o sorular üzerinden gidiyoruz. Sormayınca da taraflı basın oluyoruz. Sayın Aziz Yıldırım son açıklamasında kulüplerle bir araya geleceğini ve onlarla görüşüp; seçim atmosferi oluşturmayı planladığını söyledi. Seçimle ilgili bir planlamanız var mı?

Yıldırım Demirören: TFF seçimi 2019’da… Allah kısmet ederse seçimi o tarihte yapacağız. Sayın Aziz Yıldırım’ın Kulüpler Birliği’ni hatırlamasına sevindim. Burada aldığımız kararlara keşke kendileri de iştirak etse. 2 duayenimiz kaldı. Biri İlhan Cavcav, biri Aziz Yıldırım. Onların görüşlerine ihtiyacımız var.

Tayfun Bayındır: TFF’nin seçim sistemi sorunlu gözüküyor. Bu konuda bir çalışmanız var mı? Statü değişikliğini düşünüyor musunuz?

Yıldırım Demirören: Doğru. Yapılması gereken bir çalışma. Genel Kurul bu kararı alacak. Biz alamıyoruz. Daha önce, “Gelin bunu yapalım” dedim zaten. Burada Süper Lig kulüpleri ağırlığı çekiyor; sonra TFF 1. Lig; öyle gidiyor. Bu mantığın değişmesi gerekiyor. Bu kullanıldı da federasyonlar için. Bunu yaparken kulüplerimizin ezilmemesi gerekiyor. Bu zor bir denklem. Denklemi çok iyi oturtmamız lazım. Herkesin güzel fikirlerine ihtiyacımız var. Ben yönetim olarak bu fikre açığım. Tek başıma karar alamam ama açığım.

Halil Özer: Şu andaki seçim sistemine göre yüzde 40 toplanırsa seçim olur. Diyelim ki toplandı. Yıldırım Demirören aday olur mu?

Yıldırım Demirören: Ben böyle konularda “Kısmet” derim her zaman. Ben Beşiktaş Başkanlığı’na aday olmadan 1 ay önce adaylığı düşünmüyordum. Kulüpler Birliği’ne başkan olmadan 10 gün önce bunu düşünmüyordum. Neredeyse TFF Başkanı olduğum güne kadar adaylığı düşünmüyordum. Keşke 2 sene başkanlık yapsak da ayrılsak. Daha sonra yıpranmaya gidiyoruz. Bu konu Genel Kurul’un elinde. Öneririm bunu. Bunu yapalım. Ben varım. Hayat boyu oturmayalım. Ne kadar çok oturursak o kadar çok hatalarımız artar. Bu makam… Bakın bizim federasyonumuzun başında Türkiye var. Türkiye Futbol Federasyonu… Biz ülkeyi temsil ediyoruz. Her yorum, her konuşma, her beyanat bu derece saygın olmak zorunda. Biz kamu kuruluşu ve devlet personeliyiz. Biz Türkiye’yi temsil ediyoruz. Yorumların da eleştirilerin de bu çerçeve içinde olması lazım. Burada kurum yıpratılamaz. Bizim hakemlerimiz en iyisini yapmak için sahadalar. Burada en çok eleştirilen hakem; Avrupa’nın en iyi hakemlerinden. Cüneyt Çakır eli görmedi. Hata eleştirilecek. Ama Cüneyt hocanın yaptıklarını kenara atmayacağız. Bu vefasızlıktır, haksızlıktır.

Mehmet Arslan: Vefasızlık dediniz; çok güzel söylediniz. Şahsınıza, TFF’ye ve Süper Lig’e çok ağır eleştiri oluyor. Süper Lig’de adil bir yarış olmadığına inanan başkanlar ve yöneticiler var. Bu demeçlerle ilgili neden talimatları değiştirmezsiniz; neden hiç yaptırımı olmayan Hak Mahrumiyeti cezasını değiştirmezsiniz?

Yıldırım Demirören: Mühim olan bu konuşmaların, hareketlerin olmaması lazım. Operasyon çok önemli bir kelimedir. Askeri operasyon belli bir şeyde yapılır, ameliyat operasyonu önemlidir. Biz operasyon kelimesini aldık; futbolun içine koyduk. Ben operasyon yapacağım diyelim. MHK’ye ve hakemlere ihtiyacım var. Bakın 5 senedir Galatasaray “Bize operasyon var” dedi. Fenerbahçe, “Fenerbahçe’ye operasyon var” dedi. Beşiktaş, “Beşiktaş’a operasyon yapılıyor” dedi. Trabzon, Beşiktaş, Antep dedi. Ben nasıl yapabilirim bu kadar operasyonu? Bu kadar basit değil. Hatalar var. Kasımpaşa’ya geçen sene daha fazla hata yapıldı. Ama operasyon apayrı bir ifadedir. Bir şeyleri seçerken çok dikkatli olmamız gerekir. Bizlerin sorumlulukları çok büyük. Biz taraftar diye bir toplumu yönlendiriyoruz. Sorumluluklara göre hareket etmemiz lazım. İngiltere’de hoca konuşursa 20 bin pound ceza ödüyor. Bizde kulüpler ödüyor. Bunu kişilerin ödemesi gerekir. Sen istediğin gibi konuşacaksın; bu cezayı kulüp ödeyecek. Böyle bir şey olmamalı!

Tayfun Bayındır: Başakşehir’de kişiler kendi ödüyor.

Yıldırım Demirören: Doğrudur… Ceza konusunda haklısınız. Bizim ceza verdiğimiz kişilere bakın. İlkokul çocuğu değil ki hep ceza veresiniz.

Mehmet Arslan: Hakemlerle ilgili bir karar aldınız. Artık bir kulüp başkanı ya da yöneticisi hakemi soyunma odasında taciz ederse maçın tatil olabileceğini söylediniz. Bir karar aldınız. Ama yine yapıldı. Bu aldığınız karar; hakem üzerinde baskı oluşturmuyor mu? Başka bir karar alınabilir mi?

Yıldırım Demirören: Sahanın mutlak hakimi hakemdir. Ben hakemlerime güvenmesem bu kararı almazdım. Bu kararı almamızın sebebi soyunma odalarına gidilmesinden dolayıdır. Hakemin aldığı kararda sorumluluğu var ve bize ispat etmesi gerekiyor. Ben onlara güvendim ve bu yetkiyi verdim. Kendilerine güveniyorum. Haklılarsa arkalarında duracağım. Bu yüzden verdim bu yetkiyi…

Halil Özer: İki Yönetim Kurulu üyeniz… Bir tanesi hakemin üzerine yürüdü, kapıları ve duvarları tekmeledi; kapıları kırdı… Türkiye Futbol Federasyonu’nun bir diğer yöneticisi sosyal medyadan inanılmaz hakaretler yağdırdı. Bir bildiri gönderdi. Bir tanesi 18 ay ceza aldı. Diğer yöneticiniz 60 ay; yani 5 yıl ceza aldı. Şu anda bu iki arkadaş halen daha TFF’nin Yönetim Kurulu Üyesi… Siz Fair-Play adına bir çok söylemlerde bulunurken; ki bunun arkasında durduğunuzu da biliyoruz. Ama bu yönetici arkadaşların halen daha görev yapmasını ben hiçbir şekilde izah edemiyorum. Siz buna nasıl izin verdiniz?

Yıldırım Demirören: Ben izin vermedim. Teşekkür ediyorum bunu sorduğunuz için… Çok değerli iki dostum. Bir tanesi ağabeyim… Hayat boyu da ağabeyim olacak… Ben bu cezaları vermeseydim; diğer yöneticilere nasıl ceza verebilirdim? Biz talimatnameyi değiştirdik. Eskiden TFF, kendi yöneticilerine ceza uygulamıyordu. TFF şov yapma yeri değil, hakeme gitme yeri değil. Her yönetici gelirken formasını çıkartır. Bunun için talimatları değiştirdik ve disiplin cezası getirdik. Bu yüzden de 60 ay alan arkadaşımıza ceza verdik. Bizde cezalar katlana katlana gidiyor. O yüzden 18 ay ceza aldı. Benim “Gidin” deme yetkim yok. Bu durum kendi kararları. Ben ona bir şey diyemem. Hiçbir Yönetim Kurulu Üyesine, “Git artık sen yoksun” deme yetkim yok. Bu da statü değişikliğidir. Gelin hep beraber değiştirelim. Ben kendi yetkimde olan bir yanlışı düzelttim. Yöneticim burayı şov yeri olarak kullanamaz. Benim bir yöneticim, Aziz Başkana hakaret ettiği için ceza aldı. Dediğiniz doğru, sistemin değişmesi lazım.

Halil Özer: Neye göre ceza alıyorlar?

Yıldırım Demirören: Bizim talimatlarımız bellidir. Eleştiri kabul etmemek ne demektir? Beni hepiniz tanıyorsunuz. Eleştiriye benim kadar açık bir kişi daha tanıdınız mı? Hukuk servisimiz sevkini yapar; cezaları kurullar verir.

Murat Özbostan: Başkanım bu haber olarak da çıktı… Sayın Fatih Terim’in ismi yine Galatasaray ile anılıyor. Siz kendisiyle çalışmaktan memnun olduğunuzu merak ettiniz. Fatih hocayla ilgili düşünceleriniz aynı mı? Olur da Galatasaray gelip derse ki, “Fatih hoca bizde çalışsın ama milli takımı da çalıştırsın”… Ne derseniz?

Yıldırım Demirören: Bu Fatih hocanın kendi kararıdır. Gitmek isterse ben saygı duyarım. Ama iki takım kararını kabul edemem. Çünkü kendisi “Türkiye Futbol Direktörü”dür. Bizim altyapı konusunda çalışmalarımız var; yakında açıklayacağız… Büyük kulüplerimize bakalım. Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray en son ne zaman altyapıdan oyuncu çıkardı? Benim milli takıma nasıl katkı sağladı? Bu futbolun sorunu. Biz bunun çalışmasını yapıyoruz. Bizlerin okey vereceği; Fatih hocamızla beraber iyi bir diyalog halinde çalışabileceği altyapı hocalarının; kulüplerde çalışmasını istiyoruz. Belli ücretleri TFF karşılayacak. Bugün kulüp gerçeklerine bakalım. En kötü hocalar altyapıda. Aslında en iyilerin altyapıda olması lazım. Hatır için alınan hocalar var. 11 yaş; oyuncular için çok önemli. Gidin bakın; en kötü hocalar orada… Biz eğer altyapı sistemini hep beraber çözmezsek; milli takımı hiçbir yere getiremeyiz.

Fuat Akdağ: Belli bir yaptırım mı getirilecek?

Yıldırım Demirören: Kulüpleri kontrol etme durumumuz olamaz. Ekonomik bir desteğimiz olacak. Bunu Sayın Bakanımızla da konuştum. Anormal bir destek veriyorlar. Teşekkür ederim. Yarın 2. Ve 3. Lig kulüpleri bakanımızın makamına gidiyor. Bakanlığımız maddi bir kaynak yaratacak; destek olacak. Bizim en büyük şansımız Sayın Cumhurbaşkanımızın futbola verdiği önem. Sayın Başbakanımız ve Bakanımız da desteklerini esirgemiyorlar.

Fuat Akdağ: Kulüplerde sorun yaşayan futbolcuların transfer edilmemesi konusu var…

Yıldırım Demirören: Kulüplerin transferde anlaşması lazım. Halil Bey; Beşiktaş’tan 1 isterken Fenerbahçe’den 2 istiyor diyelim… Önce resmi yoldan bakmak lazım. Transferi kesmek doğru değil. Futbolcu problemlidir; onu bilemeyiz…

Tayfun Bayındır: Bu sezon menajerler çok tartışıldı. TFF’nin gelecek yıllarla ilgili çalışması var mı?

Yıldırım Demirören: Kulüplerimiz lisansı olmayan menajerlerden oyuncu transfer ediyorlar. Biz ceza kesmeye kalksak 97 milyon lira ceza kesiyoruz. 97 milyon lirayı böldüğümüz zaman herkes çok büyük ceza ödüyor. Büyük kulüplere çok fazla ceza geliyor. Biz para cezasını iptal etmiyoruz. Rakamı düşürecek bir çözüm getiriyoruz. Zamanında önemsememişler. Bunun bir cezası var. Bu cezalar ödenecek. Lisanslı menajerlerden oyuncu alabilecekler. Tüm kulüpler buna uymak zorunda.

Mehmet Arslan: “Mart ayına 3 kulüple giriyoruz” dediniz. Avrupa’da ciddi hakem hataları var. Bu durumu lobimizin olmaması konusuna bağlayabilir miyiz? Şenes bey ayrıldıktan sonra hiç mi lobimiz kalmadı?

Yıldırım Demirören: Alakası yok. Son 3 yıldır çok iyi diyaloglarımız var. En son Lozan’daki seyahatimizde Fenerbahçe’nin ve diğer takımlarımızın durumunu konuştuk. Onlar da bu durumun farkında. Komiteyi profesyonel hale getirmeye çalışıyorlar. Avrupa’da da hakem hataları anormal derecede… Geçen hafta Barcelona-Villarreal maçında 5 dakika içinde 3 penaltı var. Manchester City-Everton maçı… 1-0’ken penaltı verilse maçın seyri değişecek. Hatayı kabul edelim evet… Ama hakemlerimiz yaptıkları hatayı hatalarla kapatmasınlar. Nisan ayında seçim var. Servet bey yönetime girecek; öyle düşünüyoruz. Şubat ayının ilk haftasından itibaren Avrupa’yı dolaşacağız. Eskiden UEFA’da bir çaycımız bile yoktu. Kendi içimizden gelen bir arkadaşımızı; sevgili İlker Uğur’u Genel Sekreter Yardımcısı yaptık UEFA’da… Kulakları çınlasın. Bizden önce hiçbir profesyonel Türk yoktu…

Halil Özer: Türkiye’de yüzde 8 oranında futbolcu, “Bana bahis şikesi teklif edildi” diyor. Bütün ülkelerde bu anket yapılmış. TFF olarak bahis şikesi konusunda yaptığınız çalışmalar nedir? Bir bahis şikesi olayı olduğu ve soruşturması devam ettiği iddia ediliyor. UEFA’da alarm sistemi kuruluyor. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yıldırım Demirören: Bize uyarı geliyor. Bu uyarı gelince devreye giriyoruz. Ondan evveli yaptığımız bir şey yok. Fazla gelmiyor zaten bu uyarı. 3 ve 4’ü geçmiyor bir sezonda.

Murat Özbostan: Konyaspor-Galatasaray maçı sonrası Aykut Kocaman’ın bir açıklaması oldu. Galatasaraylılar da çok bozuldu. Kocaman, “Doğru çalışınca olmuyor yan yollardan gitmek lazım” dedi…

Yıldırım Demirören: Aykut hocanın bu yorumu inanarak yaptığına inanmıyorum. Aykut hoca gibi bir insanın inanarak bunu söylediğine kesinlikle inanmıyorum. Maç sonu sinirle söylemiştir. Keşke yöneticilerimiz maç sonu değil de maçtan 24 saat sonra beyanat verseler; olay çok farklı yerlere gider. Konyaspor Başkanı da beni aradı; özel konuştuk. Aykut hocanın inanarak söylediğine inanmıyorum.

Tayfun Bayındır: Başkanlık yaptığınız dönemlerde benzer beyanatları siz de vermiştiniz. Bu koltukta otururken o dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yıldırım Demirören: Ben zaten hep söylüyorum; “Ben bu hataları yaptım; siz yapmayın”… Kulüpler bir camia, camiayı idare etmek için belli bir sınırınız var. En fazla tölare eden insanlardan birisiyim. Maç sonunda yapılan beyanatlar en büyük hata… Bir gün sonra aynı şeyleri söyle; söyleme tarzın bile değişir. Olay farklı yerlere gitmez.

Tayfun Bayındır: Hepimiz İngiltere Ligi’ni örnek veriyoruz. Beni en çok heyecanlandıran gündüz maçları. Ben de eşimle, kızımla öğlen maçlarına gitmek istiyorum. Böyle bir şansımız olacak mı?

Yıldırım Demirören: Gündüz maçlarını başlattık. Belli adetlerde tüm takımlarımız oynuyor. Derbilerde de olması lazım. İspanya saat 12.00’de derbi oynatabiliyor. Neden? Yayıncı kuruluşla birlikte Asya’ya yayınlarını sattığı için… Para ödeyen insanlar var. Onların da gelirlerini korumamız lazım. Keşke benim de temennim; saat 15.00’te Galatasaray-Fenerbahçe maçı oynansa… Yayıncı kuruluşla bu durumu değerlendirmeliyiz.

Fuat Akdağ: Yabancı kararı değişeli 2 sene oldu. Genel durum nedir?

Yıldırım Demirören: Olumlu… Yabancı ortalaması 6… Serbest olsun 11 olacak gibi tereddütler vardı; bu olmuyor. Yabancı sayısının artmasıyla Türk oyuncular arasında yurt dışına gidenlerin sayısı arttı. Milli takımlar açısından da faydası var. 4 senelik bir karardı. 2 senesi geçti, 2 senesi kaldı. Yabancı sayısı serbest kalsın dediler; biz becerdik bunu. Milli takım olarak maçlarımızı full oynuyoruz.

Halil Özer: İstanbul’da bir daha maç oynanmayacak mı?

Yıldırım Demirören: Benim Ay-Yıldızlı oyuncum küfür yediği sürece İstanbul’da bir daha maç oynanmayacak. Bir daha oynanmayacak anlayışı aslında hepimizi üzüyor ve yaralıyor. Yüzde 6 olan kadın ve çocuk sayısını yüzde 18’e çıkardık. Statlar eğlence yeri gibiydi. Stattan evvel stadın etrafını aktivite alanı haline getirdik. Eğlence yeri haline getirdik. Ukrayna maçı Konya’da olmasaydı 2-0’dan 2-2’ye çeviremezdik. O maç İstanbul’da olsaydı ne olacaktı? Konya ve Antalya halkına çok teşekkür ediyoruz. Sıra Eskişehir’de…

Mehmet Arslan: 2018 Dünya Kupası’na gidemezsek; Fatih Terim ile ilgili bir karar alacak mısınız? Fatih Terim’in sözleşmesi çok konuşuldu. Terim’in alacağı tazminatla ödeyeceği tazminat arasında 3-4 misli fark var. Milli oyuncular prim almalı mi; almamalı mı?

Yıldırım Demirören: Fatih hocaya teşekkür ediyorum. Çünkü maaşını TL’ye çevirdi. Kuru fiksledik. İkincisi Fatih hoca kalitesinde bir hocanın aldığı rakam; doğrudur. Hiddink’e toplamda 12 milyon Euro veriliyordu. 8 milyon eurosunu Hiddink alıyordu. Ekibiyle beraber 12 milyon euroyu buluyordu. Fatih hoca bu rakamı hak ediyordu. Tazminat konusu… Bir işveren gönderdiği kişiye para öder. Ama bir profesyonel ayrılırken arada fark olur tabiiki. Bence normal bu durum. Primler… Bence oyuncular prim almamalı… Ama sistem böyle… Bana göre de oyuncuların almaması gerekir. Teknik heyetin primleri sözleşmede var. Bence oyuncuların almaması lazım. Oyuncuların bu fikirde olacaklarına inanıyorum.

Tayfun Bayındır: Sayın Aziz Yıldırım bunu dile getirdiği için soruyorum. Sayın Fatih Terim’in yardımcısı Adanaspor’u çalıştırdığı için çifte maaş alıyor deniyor. Bu durumun aslı nedir?

Yıldırım Demirören: Maaşını dondurduk. Kendisi milli takım zamanlarında bizimle olacak ancak bizden maaş almayacak. Basketbolda bu durum var ama… Bunun gündeme getirilmesini doğru bulmuyorum.

Halil Özer: Bütün muhabir arkadaşların bir isteğini yerine getirmek istiyorum. Kulüpler keyfi şekilde gazetecilerin haklarını elinden alıyorlar. Mixed Zone’a bile gazeteci almıyorlar. Bu nasıl olacak?

Yıldırım Demirören: Haberi beğenmedi diye gazeteciyi almamazlık yapıyorlarsa yanlış yapıyorlar. Biz seneye talimata ceza koyabiliriz. Haberi ya da yorumu beğenmedim diye almamazlık olamaz…

Murat Özbostan: Başkanım kulüp başkanlığını özlüyor musunuz?

Yıldırım Demirören: Tabiki hepimizin tuttuğu takım var. Ben bunu tattım. Beşiktaş Kulübü’nde o makamda oturdum. Onu tattığım için özlüyorum diyemem. Onun haricinde planlama yapmıyorum.

Mehmet Arslan: Rıdvan Dilmen hakem hatalarından dolayı liglerin ertelenebileceğini söyledi. Ne diyorsunuz?

Yıldırım Demirören: Rıdvan kardeşimizin hakemlerle aldığı duyumu benimle paylaşmasını isterdim. Üstüne gidelim. Benimle paylaşmasını gerçekten isterdim.

Halil Özer: 2011-2012 Süper Kupası hakkında bir şey söyleyecek misiniz?

Yıldırım Demirören: Bu konu davalık. Konu CAS’ta…”

CAS, İsviçre Federal Mahkemesi’nin Fenerbahçe Kararı’nın İngilizce Özetini Yayınladı

Spor Tahkim Mahkemesi, İsviçre Federal Mahkemesi’nin Fenerbahçe Kararı’nın İngilizce özetini yayınladı.

Bu tercüme, CAS Bülteni’nin 2016-1 sayısında yer aldı.

Süreçle ilgili kararların listesi aşağıdadır:

CAS Kararı – CAS 2013/A/3256 Fenerbahçe Spor Kulübü v. UEFA

İsviçre Federal Mahkemesi kararı (4A_324/2014) – Almanca: http://goo.gl/PEZgRb

İsviçre Federal Mahkemesi kararı (4A_324/2014) – İngilizce özethttp://goo.gl/TX9sCP

Futbol Disiplin Talimatı’nda “Sportmenliğe Aykırı Açıklama” Maddesi Değiştirildi

TFF, Futbol Disiplin Talimatı‘nda değişiklik yaptı. Futbol Disiplin Talimatı’nın “Sportmenliğe Aykırı Açıklama” başlıklı 38’inci maddesi değiştirildi. Maddeye yeni “4’üncü fıkra” eklendi. (Talimat’ın 27.08.2016 tarihli versiyonu için bkz. http://goo.gl/IBQ1zw)

Futbol Disiplin Talimatı’na eklenen 4’üncü fıkra şöyle:

(4) Bu ihlalin TFF mensupları tarafından gerçekleştirilmesi halinde ilgili kişiler hakkında diğer talimatlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla en az 6 aydan sürekli hak mahrumiyetine kadar ceza verilir.

Continue reading “Futbol Disiplin Talimatı’nda “Sportmenliğe Aykırı Açıklama” Maddesi Değiştirildi”

CIES’in 20. Yıl Kolokyumu Youtube’da

Dünyanın önde gelen spor araştırmaları merkezlerinden Centre International d’Etudes du Sport (CIES), kuruluşunun 20’ncı yılını kutladı.

CIES, 20’nci yılı şerefine şike ile ilgili bir kolokyum düzenledi. Kolokyumda 3 Temmuz sürecinde ismini çok duyduğumuz Pierre Cornu başta olmak üzere birçok önemli isim söz aldı.

Kolokyumun videosu CIES’in bağlı olduğu Neuchâtel Üniversitesi’nin Youtube kanalında yayınlandı.