Türkiye Yelken Federasyonu Başkanı Sayın Duriye Özlem Hanım’ın Dikkatine

Bugün Türkiye Yelken Federasyonu’nun kurumsal internet sitesinde ve federasyonun sosyal medya hesaplarında (Twitter, Instagram) bir webinar duyurusu yayınlandı.

Ben önce federasyonun Instagram hesabındaki duyuruyu gördüm.

Federasyonun bu duyuruyu silmesi ihtimalini dikkate alarak, duyuruyu aşağıda paylaşıyorum. Yanlışlar federasyona aittir.

26 Nisan 2022 tarihinde yürürlüğe giren ‘’7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu’na tabi olan ve kuruluşları söz konusu kanunun yürürlüğe girdiği  tarihten önce gerçekleşmiş spor kulüplerimizin T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı’na geçişinde uygulacak prosedürler hakkında Kulüplerimizi bilgilendirmek üzere  Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü Avukat ve TYF Disiplin Kurulu Uyesi Av.Dinçer Çeribaş yonetiminde 23 Kasım 2022, Çarşamba günü saat 17.00’de webinar düzenlenecektir.

Gerçekleştirilecek webinar’a aşağıda bulunan kayıt formu doldurarak katılım sağlamanizi rica ederiz. 

7405 Sayılı Kanun Bilgilendirme Webinar Katılım Formu

Türkiye Yelken Federasyonu

Bu duyuruda bir husus dikkatimi çekti.

Federasyonun disiplin kurulu üyesi olan Av. Dinçer Çeribaş aynı zamanda Gençlik ve Spor Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü avukatı imiş.

Dinçer Çeribaş’ın hem GSB Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nde hem de federasyonda görev alması menfaat çatışması yaratıyor.

Menfaat çatışmalarının nasıl doğduğunu bu hafta yazacağım. Şimdilik konumuz bu değil.

Menfaat çatışması eleştirimi federasyonun Instagram hesabındaki duyurunun altına yorum olarak yazdım.

Yorumumun yayınlanmasının üzerinden 5 dakika geçmeden yorumumun silindiğini ve federasyonun Instragram hesabına erişimimin engellendiğini fark ettim.

Bu engelleme kararı hukuka aykırı. Gerekli başvurularımı yapacağım.

Bu başvuruları yapmadan önce, federasyon başkanı Sayın Duriye Özlem Hanım’a bir konuyu hatırlatmak isterim. Belki bu hatırlatmayı dikkate alır ve yanlıştan döner.

Türkiye Yelken Federasyonu bir kamu kurumudur. Duriye Özlem Hanım ve onunla birlikte görev alanlar ise kamu görevlisidir. Federasyonun sosyal medya hesabını büyük ihtimalle başkan yönetiyor.

Duriye Özlem Hanım’a uzun uzun insan haklarından, ifade ve eleştiri özgürlüğünden bahsetmeyeceğim. Başvurularımı yaptıktan sonra, kamu kurumlarının sosyal medya hesaplarına erişim ve bu hesaplara yönelik eleştiri özgürlükleri hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olacaklar.

Şimdilik Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun kamu görevlilerine yönelik yayınladığı Sosyal Medya Etik İlkeleri’ni öğretmekle yetiniyorum. Duriye Özlem Hanım bu ilkeleri dikkatle okumalı, uygulamalı ve uygulatmalıdır.

Benim durumumla ilgili ilkeler şu şekildedir:

  • Kamu görevlisi, kurumsal sosyal medya hesabını kullanırken; (…) siyasi düşünce, felsefi inanç, (…) ve benzeri nedenlere dayalı olarak ayrımcılık yapmamalı ve kullanıcıları veya yorumları silmemeli ya da engellememelidir.
  • Yönetici kamu görevlisi, kurumsal sosyal medya hesabının etik ilkelere uygun olarak yönetilmesi amacıyla gerekli tedbirleri alır, denetim ve gözetim görevini özenle yürütür.

Umarım Duriye Özlem Hanım, federasyon başkanlığına adaylık sürecinde verdiği taahhütleri (demokratik federasyon, hesap veren federasyon) yerine getirir.

İlerleyen zamanlarda Türkiye Yelken Federasyonu ve Duriye Özlem Hanım ile ilgili verilecek İhlal kararlarını bu sitede yayınlayacağım.

Kamu Denetçiliği Kurumu: “Gençlik ve Spor Bakanlığı Tahkim Kurulu Kararları Kişisel Veriler Korunarak ve Gerekçeli Şekilde Yayımlanmalıdır”

Bir genç meslektaşım, çok değerli bir avukat Gençlik ve Spor Bakanlığı Tahkim Kurulunun 2016 yılından günümüze kadar vermiş olduğu kararların Kurulun ve/veya ilgili Bakanlığın resmi internet sitesinde ya da başka suretlerle kamunun yararlanacağı, erişebileceği biçimde (6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununa aykırılık oluşturmayacak şekilde) yayımlanmasına karar verilmesini talep etmiş.

Gençlik ve Spor Bakanlığı Tahkim Kurulu, talebi reddetmiş.

Tahkim Kurulu, Bilgi Edinme mevzuatını gerekçe göstermiş.

Kamu Denetçiliği Kurumu ise Tahkim Kurulu’nun red gerekçelerini tek tek çürütmüş ve Tahkim Kurulu kararlarının kişisel veriler korunarak ve gerekçeli şekilde yayımlanması hususunda Gençlik ve Spor Bakanlığına tavsiyede bulunulmasına karar vermiş.

GSB Tahkim Kurulu bu tavsiye kararına uyar mı, uymaz mı bilmiyorum.

GSB Tahkim Kurulu’nun tüm kararlarını yayınlayacağından emin değilim. Kurulun çoğu gerekçeli (!) gerekçeli kararı aslında gerekçe barındırmıyor.

GSB Tahkim Kurulu’nun hukuka aykırı yapılanması ve işleyişi ile ilgili görüşlerimi sık sık dile getiriyorum. Kamu Denetçiliği Kurumu’nun tavsiye kararını değerlendireceğim yazıda GSB Tahkim Kurulu’nu detaylı şekilde anlatacağım.

KDK’nın kararına uyulmasını ve GSB Tahkim Kurulu’nun bütün kararlarının yayınlanmasını diliyorum.

KDK’nın kararı aşağıdadır:

Okumaya devam et Kamu Denetçiliği Kurumu: “Gençlik ve Spor Bakanlığı Tahkim Kurulu Kararları Kişisel Veriler Korunarak ve Gerekçeli Şekilde Yayımlanmalıdır”

Dopingle Mücadelede Sporcuların Sorumluluğu Çok; Hakları Yok

Türkiye’de dopingle mücadelenin suyu çıkmış durumda.

Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu, tüzel kişiliği olmamasına ve kanunla kendisine görev verilmemesine rağmen dopingle mücadeleyi tek başına yürütüyor.

Ne yazık ki TDMK denetlenmiyor. TDMK’nın işlemleri yargı denetimine tabi değil. Ne idüğü belirsiz olduğu için, devlet de bu komisyonun işine karışmıyor.

TDMK yetkilileri kafalarına göre mevzuat hazırlıyor. Bu mevzuat hem Türk hukukuna hem de Dünya Dopingle Mücadele Ajansı’nın (WADA) mevzuatına aykırı.

Bu konu çok kapsamlı. Bir blogla anlatılabilecek konu değil.

Birkaç haftadır TDMK ile ilgili sorularımı CİMER aracılığıyla ilgili kurumlara gönderiyorum. Her başvuruda aklıma yeni sorular geliyor. Bu ay içinde tüm sorularımı göndereceğimi umuyorum. Soruların cevapları geldiğinde, cevapları ve yorumlarımı blogda paylaşacağım.

Bugün bu blogu yazmamın sebebi, TDMK’nın sosyal medya hesaplarında yayınlanan bir içerik.

TDMK Twitter, Instagram ve Linkedin hesaplarında “Sporcu hak ve sorumlulukları nedir?” başlıklı bir içerik yayınladı.

Videoda ve açıklamada yer verilen metin aşağıdaki gibidir:

“Sporcu hak ve sorumlulukları nelerdir?

▪️Dopingle Mücadele Kuralları hakkında bilgi sahibi olmak ve gerekliliklerine uymak.
▪️Her zaman örnek vermek için hazır bulunmak.
▪️Ağız yoluyla aldığı ve kullandığı her şeyden dopingle mücadele bağlamında sorumlu olmak.
▪️Sporcu olarak, Yasaklılar Listesinden sorumlu olduğu konusunda sağlık çalışanlarını bilgilendirmek.
▪️Dopingle Mücadele Kural İhlallerini araştıran Dopingle Mücadele Kuruluşları ile iş birliği yapmak.
▪️Sporcunun son 10 yıl içinde bir dopingle mücadele kural ihlalinde bulunmuş olduğuna ilişkin İmza Sahibi olmayan bir kuruluşun aldığı kararı, Ulusal Dopingle Mücadele Kuruluşuna ve Uluslararası Federasyonuna bildirmek.
▪️Yetkili bir kuruluş tarafından talep edilmesi durumunda, Sporcu Destek Personelinin kimliğini açıklamak.”

Okuyucularıma sormak isterim: BU METİNDE SPORCU HAKLARINI GÖRDÜNÜZ MÜ?

TDMK sadece sporcuların yükümlülüklerini yazmış ama metnin başlığına “haklar” ifadesini de koymuş. Oysa bu metinde sporcuların hakları yok.

Biliyor musunuz, Türkiye’de sporcuların dopingle mücadele sürecinde sahip olduğu haklar düzenlenmedi.

TDMK’nın kaleme aldığı Türkiye Dopingle Mücadele Talimatı’nda sporcuların bazı hakları bölük pörçük düzenlenmiş ama bu haklar toplu halde kaleme alınmamış.

TDMT, WADA Kodu’ndan o kadar kötü tercüme edilmiş ve maalesef WADA Kodu’ndan saçmalık derecesinde ayrılmış ki, talimatı okumak büyük emek istiyor. Okuyunca anladığınız yanılgısına kapılmayın! TDMT’yi anlamak imkânsıza yakın bir uğraş.

TDMK’ya soralım: Neden WADA’nın Sporcu Hakları Kuralları’nı tercüme etmediniz?

WADA’nın öngördüğü haklar sınırlı ama hiç yoktan iyidir. Diğer haklar Anayasa, Türkiye Cumhuriyet devletinin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve ulusal mevzuat taranarak bulunabilir.

Bir konuyu tartışmaya bile gerek yok.

TDMK yönetimi sporcu haklarını önemsemiyor. Hattâ sporcuların haklarını bilmemelerini tercih ediyor.

Sporcular haklarını bilseler, TDMK’nın başına dert olurlar.

Sporcular haklarını bilselerdi, öncelikle,

  • WADA Kodu’nun Türkiye’de doğrudan uygulanamadığını, dopingle ilgili kanun ve yönetmeliklerin hazırlanıp yürürlüğe girmesi gerektiğini,
  • TDMK’ya dopingle mücadele görevinin kanunla verilmediğini ve buna bağlı olarak Türkiye’de dopingle mücadelenin yasal temelinin bulunmadığını,
  • Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu’nun – sitesinde belirtildiğinin aksine – tüzel kişiliği haiz olmadığını, dernek olmadığını, Türkiye adını kullanma yetkisinin bulunmadığını ve tüm işlemlerinin geçersiz olduğunu,
  • Tüzel kişiliği olmayan TDMK’nın kaleme aldığı Türkiye Dopingle Mücadele Talimatı’nın yok hükmünde olduğunu; TDMT’nin kurucu unsurları haiz olduğu kabul edilse bile, Talimat’ın Türk hukukuna ve WADA Kodu’na aykırı olduğunu;
  • Doping testi için verilen rızaların geçerli olmadığını,
  • Doping testlerinin, numune alımlarının geçerli olmadığını,
  • TDMK’nın test sonuçlarını değerlendirme usulüne ilişkin mevzuat olmadığını, test değerlendirmelerinin hukuka aykırı olduğunu,
  • Sporcuların adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini,
  • TDMK bünyesinde kurulan Dopingle Mücadele Disiplin Kurulu ve Dopingle Mücadele İtiraz Kurulu’nun hukuka aykırı şekilde kurulduğunu,
  • Dopingle Mücadele Disiplin Kurulu ve Dopingle Mücadele İtiraz Kurulu üyelerinin tarafsız ve bağımsız olmadığını,
  • TDMK kararlarına karşı yargıya başvuru yollarının kapatılmasının ve Spor Tahkim Mahkemesi’ne (CAS) başvurunun zorunlu tutulmasının Anayasa’ya aykırı olduğunu (bu sınırlamaya rağmen yargıya başvurulabilir),
  • TDMK’nın ihbar, bilgi uçurma (whistleblowing) sistemini kurmadığını, ihbarları gizli tutmak ve ihbarcıyı korumak için gerekli altyapıyı hazırlamadığını,
  • Doping konusunda yeterli eğitim almadıklarını anlarlar.
  • Kişisel verilerinin ilgili kanun ve WADA mevzuatı uyarınca korunmadığını, TDMK’nın bu konuda birçok ihlal yaptığını,
  • TDMK bünyesinde karar alma süreçlerine katılma ve söz hakkı olduğunu,
  • Adli yardımdan yararlanma hakkı bulunduğunu

Öğreneceklerdi.

Maalesef Türkiye’de sporcu doping konusunda olan bitenden habersizler. Kurumları tanımıyorlar. Haklarını bilmiyorlar.

Elbette sporcuları bu konuda suçlayamayız. Onların tek derdi antrenman yapmak ve yarışmalara katılmak.

Her ne kadar CAS ve ulusal yargılama makamları sporcuların doping mevzuatını bilmeleri gerektiğini kabul etse de, sporcuları bilgilendirmek TDMK’nın, federasyonların, kulüplerin, sporcu derneklerinin görevi.

Türkiye’de sporcu dernekleri yok denecek kadar az. Var olanlar da emekli sporcular tarafından yönetildiği için, bu derneklerin doping ve genel olarak spor hukuku konusunda etkin çalışma yapmalarını beklemek hayalperestlik olur.

Kulüpler ve federasyonlar da pek farklı değil.

Ne yazık ki dopingin hukuk boyutu hukukçular tarafından da önemsenmiyor. Barolar Birliği, barolar, hukuk dernekleri doping konusunda çalışmıyor.

Bugüne kadar dopingle ilgili yapılan toplantıları, konferansları, panelleri yakından takip etmeye çalıştım. Maalesef hiçbir toplantıda Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu’nun masaya yatırıldığını görmedim. Aksine, dopingi hep TDMK yetkilileri anlattı. İzleyicilerden gelen sorular ise laf kalabalığı ile es geçildi.

Oysa Türkiye’de dopingin hukuk boyutunun eleştirel şekilde değerlendirilmeli! TDMK ve Bakanlık yetkililerinin yanında, onları eleştirecek, sistemdeki aksaklıkları anlatacak hukukçulara da masada yer verilmeli!

Başa dönersek,

TDMK’nın “sporcu hak ve sorumlulukları” metninde sporcu haklarına yer vermemesi, sporcu haklarının TDMK’ya rağmen ve hatta TDMK’ya karşı korunması gerektiğini gösteriyor.

Umarım spor hukuku ile ilgilenen hukukçular doping sorununu ciddiye alır ve yargılanan kişilerin haklarını korumak için harekete geçerler.

Futbol Hakemleri Anayasa Mahkemesine Başvurabilirler mi?

Türkiye Futbol Federasyonu Merkez Hakem Kurulu (MHK), Süper Lig’de görev alan hakem kadrosunu yeniden belirlerken 13 ismi listeden çıkardı.

Cüneyt Çakır, Fırat Aydınus, Ali Palabıyık, Halis Özkahya, Abdulkadir Bitigen, Bahattin Şimşek, Hüseyin Göçek, Suat Arslanboğa, Burak Şeker, Alper Ulusoy, Mert Güzenge, Tugay Kaan Numanoğlu ve Özgür Yankaya‘nın görevlerine bu sezon için son verildi.

Bu hakemlerin listeden çıkarılmaları hakkında çok spekülasyon yapıldı.

MHK başkanı Ferhat Gündoğdu’nun yayıncı kuruluşa verdiği röportaj kafaları karıştırdı.

Ferhat Gündoğdu’nun açıklamaları MHK’nın kararının hukuka aykırı olduğunu açıkça ortaya koydu.

Bazı hakemler TFF Tahkim Kurulu’na başvurdular.

TFF Tahkim Kurulu hukuka göre hareket ederse, MHK’nın kararını iptal etmeli ancak bu kurul bu şekilde çalışmıyor. Kurulun başvuruları reddetmesi sürpriz olmaz.

Peki TFF Tahkim Kurulu başvuruları reddederse ne olacak? Hakemler TFF Tahkim Kurulu kararına karşı bir makama başvurabilirler mi?

Sorunun cevabı çok basit olmasına rağmen Türkiye’de bazı spor hukukçularının mevzuattan bihaber şekilde yorum yaptıklarını gördüm.

Doğru cevabı vereyim.

Hakemler, TFF Tahkim Kurulu’nun olası red kararına karşı Türkiye’de hiçbir yargı merciine başvuramayacaklar.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, zorunlu tahkim kararlarına karşı devlet mahkemelerine başvurulmasını yasaklıyor.

Türkiye’de bazı spor hukukçuları “yargı merciine başvuru” yasağını bölge adliye mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ile sınırlı başvuru yasağı zannediyorlar. Bu hukukçular TFF Tahkim Kurulu’nun kararlarının verilmekle kesinleşeceğini ve bu kesinleşen kararlara karşı Anayasa Mahkemesi’ne başvurulabileceğini, bireysel başvuru yapılabileceğini iddia ediyorlar.

Bu görüş (!) mevzuat bilmemekten kaynaklanıyor.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun şartları özel kanunda düzenleniyor.

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun uyarınca, Anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler bireysel başvurunun konusu olamaz.

Anayasa, sporda zorunlu tahkim kararlarını yargı denetimi dışında bırakıyor. Haliyle, zorunlu tahkim kararlar hakkında Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılamaz.

Sonuç olarak, MHK’nın liste dışı bıraktığı hakemler, TFF Tahkim Kurulu’nun olası red kararlarına karşı Anayasa Mahkemesi’ne başvuramayacaklar.

TFF Tahkim Kurulu’nun kararı ile iç hukuk yolları tükenmiş olacak. Hakemler Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurabilecekler.

Spor Uyuşmazlıklarının Çözümünde Tahkim Semineri (Video)

Webinar – Rule 50 of the Olympic Charter and the Right to Free Speech of Athletes

İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi 2018-2019 İnsan Hakları Değerlendirme Raporu’nda Spor

İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi, 2018-2019 İnsan Hakları Değerlendirme Raporu‘nu yayınladı.

Rapor üç bölümden oluşuyor:

  • Olağanüstü Hal Döneminin ve Kanun Hükmünde Kararnamelerinin İnsan Haklarına Olan Etkilerinin Değerlendirilmesi
  • Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerinin Genel Değerlendirilmesi
  • Hassas Gruplar Bakımından İnsan Haklarının Değerlendirilmesi

Raporda spor alanındaki insan hakları ihlalleri de yer alıyor.

Rapordan aynen alıntıdır:

Kürtler ve Aleviler açısından da nefret söylemlerine ve fiziksel saldırılara maruz kalınan örnekler olmuştur. 18 Şubat 2019’da Serik Belediyespor ve Cizrespor arasında oynanan maçta Cizrespor futbolcuları ve antrenörüne saldırı olmuştur.

LGBTİ+lar ve kadınlardan oluşan futbol takımı Atletik Dildoa’nın 2017 yılından itibaren gerçekleştirdiği bir spor müsabakası olan QueerOlympix etkinliğinin, 23-25 Ağustos 2019 tarihinde yaklaşık 130 LGBTİ+ atletin katılımıyla üçüncüsü yapılması planlanırken, etkinliğin ikinci günü İstanbul Kalamış’ta yapılacak bölümleri, İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün talebi üzerine Kadıköy Kaymakamlığı tarafından etkinlik günü yasaklanmıştır. Etkinlik sabahı polis TOMA’larla gelerek, Queer Olympix’in yasaklandığını belirten kaymakamlık kararını elden tebliğ etme suretiyle bildirmiştir. Yasaklama gerekçesi olarak “kamu düzeni, suç işlenmesini önlemek, genel sağlığın ve genel ahlakın korunması” gibi sebepler gösterilmiştir. Söz konusu yasaklama idare mahkemesine iptali istemiyle taşınmış durumdadır.

2018-2019 yıllarında spor alanında yaşanan insan hakları ihlalleri sadece yukarıda belirtilen iki örnekle sınırlı değil. Ancak raporda tüm ihlallerin kaleme alınması da mümkün değil.

İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi çok güzel bir çalışmaya imza atmış. Kaynakları belirterek güzel bir özet hazırlamış.

Merak edenler, rapordan yola çıkarak olayların detaylarını ve ilgili mahkeme kararlarını araştırıp öğrenebilirler.

İzcilik Federasyonu’ndan Homofobik Açıklama

rkiye İzcilik Federasyonu, Onur Haftası üzerinden LBGTQ+ bireylere nefret kustu.

Bu açıklamayı yapamayacak tek federasyon İzcilik Federasyonu idi. İzciliğin özünü, ruhunu, felsefesini hiç anlamışlar.

Maalesef açıklamayı okuyunca hiç şaşırmadım.

Federasyon başkanı Hasan Dinçer Subaşı uzun zamandır homofobik mesajlar yayınlıyor.

Bu federasyonun derdi izcilik değil.

Federasyon Kudüs toplantıları düzenliyor. Çocukları Filistin üzerine bilgilendiriyor. Hatta federasyon başkanı fetva veriyor.

Federasyon yönetim kurulu, açıklamasında Anayasaya atıf yapmış ve “devletin gençleri koruması” hükmünü hatırlatmış.

Federasyon yönetim kurulunun LBGT!+ bireyleri zararlı insanlar, eşcinselliği ise devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüş olarak kabul etmesi cehalet göstergesi. Elbette bu iddiaya şaşırmıyoruz. Balık baştan kokar.

Federasyona Anayasa’nın asıl dikkate alınması gereken düzenlemelerini hatırlatayım:

  • Hiçbir faaliyetin (…) lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı,
  • Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;
  • Türkiye Cumhuriyeti, (…) insan haklarına saygılı, (…) demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
  • Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
  • Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.
  • Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.
  • Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.
  • Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
  • Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.
  • Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
  • Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
  • Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler.

Federasyonun aşağıdaki açıklamasından Dünya İzcilik Teşkilatı (The World Organization of the Scout MovementWOSM) ve Dünya Kız İzci Teşkilatı (World Association of Girl Guides and Girl Scouts – WAGGGS) haberdar mı bilmiyorum. Haberdar olduklarını sanmıyorum. Belki birileri uluslararası örgütleri bilgilendirir. Bu örgütlerin Türk federasyonunu uyarması gerekir.

Federasyon yönetim kurulunun açıklaması aşağıdadır:

İZCİLERİMİZİN VE GENÇLERİMİZİN ONURUNA

KASTEDEN

LGBTQ+ SALDIRGANLIĞINA KARŞI

YETKİLİLERİ UYARIYORUZ!

İzcilik, uluslararası bir spor ve ahlâk disiplinidir. Allah’a inanan, vatanına ve doğaya karşı vazifelerini bilen, bedence sağlam, fikirce uyanık ve ahlâkça dürüst bir gençlik yetiştirme idealini haizdir.

Türkiye İzcilik Federasyonumuz (TİF) da bu amaçlarla 100 seneyi aşkın bir süredir bu toprakların gençlerinin Allah’a inanan, vatanına ve doğaya karşı vazifelerini bilen, bedence sağlam, fikirce uyanık ve ahlâkça dürüst bir gençlik olması için faaliyet göstermektedir. Sinemizde barındırdığımız izciler Allah’a, vatana, milletine, ailesine ve izci liderlerine sadakati, şeref, onur ve haysiyetini her şeyin üzerinde tutan önder ve öncü gençlerden oluşur.

Vatanına ve Allah’a karşı vazifelerini yerine getirmeyi her şeyin üzerinde tutan değerler sistemini türe edinen TİF, varlık gayesini, köksüz ve değer yargılarından yoksun gençlere umut ve gelecek inşasından almakta ve bu uğurda kulüplerimizle cansiperane çalışmaktadır.

TİF olarak bizler, bu ideal ve saiklerle Türk izcilerimizin sağlık, ahlâk, spor, değer yargıları ve genel gelişimlerine zarar verebilecek her türlü gelişmeyi takip etmekte ve gerekli önlemleri almaktayız.

Bu kapsamda, son dönemde küresel bir saldırganlıkla gençlerimizin sağlık, ahlâk, bedensel bütünlük ve değerlerini çökertmeye yönelik projeleri, izcilerimizin tarafımıza iletmesiyle yakından takip etmeye başladık. Bu saldırgan, hatta faşizme varan LGBTQ+ dili ve tavrına karşı izcilerimizi ve Türk gençliğini muhafaza etmek de İzcilik Disiplini’nin ana hedeflerindendir.

Kimliklerini yalnızca cinsel arzuları üzerinden tanımlayan, Türk toplumunca on binlerce senedir kabul görmüş ahlâk, örf ve değerleri çiğneyen, devletin bir gence yüklemek istediği müspet kimlikleri reddeden, bu reddiyeyi de faşist bir dil ve tutumla gerçekleştiren, kendileri gibi düşünmeyenleri ayrıştıran ve ötekileştiren LGBTQ+ hareketi, genel anlamda İzcilik türesiyle ve biz TİF’in kuruluş türeleriyle çatışan amaçlar gütmektedir.

Anayasamızın ‘Gençlerin Korunması’ başlıklı 58 maddesinde; ‘Devlet, … gençlerin Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır. Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır’ hükmünü âmirdir. TİF de AY’nın bu âmir hükmü çerçevesinde İzcilerini ve Türk gençliğini korumak, iyiyi, kötüyü, çirkini ayırdetmelerine yardımcı olmak için çaba göstermektedir.

İnsan olmaktan kaynaklı doğuştan sahip olunan evrensel haklarda tüm insanlık hemfikirken, sözde ‘özgürlük’ adı altında büyük bir tahakküm ve illegal bir tutumla başta gençleri, sonra STK’lardan şirketlere, belediyelerden hükümetlere tüm toplumu kendi sapkın fikirlerini kabule zorlayan bu onursuzluğu ifşâ ediyoruz.

Gençliğin anlam ve değer dünyasını yıkma, gençliği kendi sapkın kimlikleri üzerinden tanımlama, gençliğin davranma, düşünme hürriyeti ile cinsel ve fiziksel bütünlüğünü kaybettirme girişimlerine karşı olduğumuzu söylemek, bir mecburiyet halini almıştır.

Sinemizde barındırdığımız ve dahası bir parçası olduğumuz İzciliğin salt bir spor dalı olamayacağı, büyük bir anlam ve değer dünyasının hakiki taşıyıcısı olduğu gerçeğini hatırlatarak, LGBTQ+ hareketi ve beraberinde getirdiği her türlü sapkın sözde kimliğin TİF nezdinde kabul görmeyeceğini, özellikle ‘Onur(!) Haftası’ kisvesiyle karşımıza çıkarılan bu onursuzluğu sorumluluk ve etkinlik alanımız gereği ifşâ etmek için bu açıklamayı kamuoyuyla paylaşma zarûretimiz hâsıl olmuştur.

TÜRKİYE İZCİLİK FEDERASYONU

YÖNETİM KURULU

Prof. Hatice Özdemir Kocasakal ile “Spor Tahkimi” Hakkında Sohbet Ettik

Türkiye Futbol Federasyonu, TBMM’de Savunma Verdi

Türkiye Futbol Federasyonu ile Kamu Denetçiliği Kurumu arasındaki gerginlik TBMM‘ye taşındı.

Kamu Denetçiliği Kurumu, iki seneden beri Türkiye Futbol Federasyonu‘na karşı yapılan başvurularda TFF‘nin kamu kurumu olduğuna işaret ediyor ve TFF‘nin özellikle adil yargılanma ilkesine aykırı davrandığını tespit ederek tavsiye kararları veriyor.

TFF, KDK‘nın soruşturmalarında KDK‘ya yanıt bile vermekten imtina ediyor. TFF, Anayasa’daki spor tahkimi ile ilgili düzenlemesini gerekçe gösteriyor ve KDK‘nın TFF hakkında soruşturma açamayacağını, TFF ile ilgili karar veremeyeceğini iddia ediyor.

TFF‘nin hukuk tanımaz ve TBMM‘nin iradesini hiçe sayan tutumu tepki görmeye başladı. En sonunda, TFF, TBMM‘ye davet edildi ve savunma vermesi istendi.

TFF başkan vekili ve aynı zamanda Spor Genel Müdürü Mehmet Baykan, TFF’yi temsilen TBMM Dilekçe Komisyonu İle İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Alt Komisyonu‘nda savunma yaptı. Toplantı tutanağı için bkz. https://tinyurl.com/y2ccrgpn

Okumaya devam et Türkiye Futbol Federasyonu, TBMM’de Savunma Verdi

Spor Disiplin Yönetmeliği Yürürlüğe Girdi

Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından hazırlanan Spor Disiplin Yönetmeliği, 13 Temmuz 2019 Tarihli ve 30830 Sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe girdi (Yönetmeliğin güncel versiyonu için bkz. https://bit.ly/30P7GZK).

Bu yönetmeliğin yürürlüğe girmesi ile birlikte, 7 Ocak 1993 tarihli ve 21458 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Amatör Spor Dalları Ceza Yönetmeliği (son versiyonu için bkz. https://bit.ly/30QZqZ7) yürürlükten kaldırıldı.

Spor Disiplin Yönetmeliği’nin kapsamını iyi tespit etmek gerekiyor. Yönetmeliğin 2’nci maddesinin 2’nci fıkrası, yönetmeliğin kapsamı dışında kalan konuları düzenliyor. Bu fıkraya göre, “Bağımsız spor federasyonlarının faaliyet programında yer alan veya bunlardan izin alınmak suretiyle düzenlenen müsabaka ve faaliyetler ile 5/5/2009 tarihli ve 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında Türkiye Futbol Federasyonunca düzenlenen futbol müsabaka ve faaliyetleri bu Yönetmeliğin kapsamı dışındadır.”

Bu yönetmelik özellikle Türkiye E-Spor Federasyonu gibi bağımlı, tüzel kişiliği olmayan federasyonları ve bu federasyonlar bünyesinde çalışan teknik ekip ile sporcuları yakından ilgilendiriyor. Ne yazık ki TESFED, e-spor camiasını yeni ceza yönetmeliği hakkında bilgilendirmedi.

Spor Ceza Yönetmeliği, hukuki açıdan büyük sorunlar doğurmaya aday. Bu yönetmelikte suçlar ve cezalar belirli değil. Adil yargılanma hakkı ciddi şekilde ihlal ediliyor. Savunma hakkı, tanık gösterme hakkı ve çapraz sorgu hakkı ciddi ölçüde kısıtlanıyor.

Maalesef bu yönetmeliğin hukuka aykırı düzenlemelerinin iptali için dava açacak dernek, birlik, sendika yok.

Yargılanacak kişiler çok mağdur olacaklar.

Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararı: “Kesinleşmiş Alacağın Federasyon Tarafından Yaklaşık Beş Yıl Dokuz Ay Geçtiği Hâlde Ödenmemesi Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiği (…)”

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ANADOLU KAYAK İŞLETMELERİ VE TURİZM TİCARET LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/6935)

Karar Tarihi: 4/7/2019

KARAR

Başkan : Engin YILDIRIM

Üyeler : Recep KÖMÜRCÜ

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU

Raportör : Olcay ÖZCAN

Başvurucu : Anadolu Kayak İşletmeleri ve Turizm Ticaret Ltd. Şti.

Vekili : Av. Yalçın AKBAL

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamu kurumu aleyhine başlatılan icra takibinde alacağın ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının; haczedilmezlik şikâyetiyle açılan davada aleyhe yargılama giderleri ile vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle de mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

Okumaya devam et Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararı: “Kesinleşmiş Alacağın Federasyon Tarafından Yaklaşık Beş Yıl Dokuz Ay Geçtiği Hâlde Ödenmemesi Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiği (…)”

Bireysel Başvuru Kararı (Ertan Hatipoğlu): “Tahkim Kurulu Tarafından Verilen Karar, Bireysel Başvuruya Konu Olamaz”

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

ERTAN HATİPOĞLU BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/1993)

Karar Tarihi: 18/4/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Başkan: Burhan ÜSTÜN

Üyeler: Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör: Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucu: Ertan HATİPOĞLU

Vekili: Av. Saim ERTAN

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulunun cezalandırılmasına yeterli somut bir delil bulunmadığını dikkate almadan verilen disiplin cezasını onaması nedeniyle adil yargılanma hakkı ile masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

Okumaya devam et Bireysel Başvuru Kararı (Ertan Hatipoğlu): “Tahkim Kurulu Tarafından Verilen Karar, Bireysel Başvuruya Konu Olamaz”

Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararı (Ziya Özel): “Tahkim Kurulu Tarafından Verilen Karar, Bireysel Başvuruya Konu Olamaz”

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

ZİYA ÖZEL BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/1996)

Karar Tarihi: 10/5/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Başkan: Burhan ÜSTÜN

Üyeler: Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör: Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucu: Ziya ÖZEL

Vekili: Av. Koray AKALP

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulunun cezalandırılmasına yeterli somut bir delil bulunmadığını dikkate almadan verilen disiplin cezasını onaması nedeniyle adil yargılanma hakkı ile masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

Okumaya devam et Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararı (Ziya Özel): “Tahkim Kurulu Tarafından Verilen Karar, Bireysel Başvuruya Konu Olamaz”

Anayasa Mahkemesi’nden Türkiye Futbol Federasyonu’na Ağır Darbe

Birkaç hafta önce Anayasa Mahkemesi’nin Türkiye Futbol Federasyonu Kanunu ile ilgili görüşme yaptığını yazmıştım. Mahkeme, kanunun 5’inci maddesi hakkındaki iptal başvurusunu esastan görüşmüştü ancak kararı bir türlü yayınlamamıştı.

Yaklaşık 1,5 aydır sabırsızlıkla bu kararı bekliyordum.

Bugün önemli bir çalıştayda “Spor Tahkimi” hakkında konuşacağım. Program belli olduğundan beri, “keşke Anayasa Mahkemesi’nin kararı Çalıştay günü yayınlansa! Herkes kararın şaşkınlığı ile salona gelse. Bilmeyenler de salonda öğrenip şaşırsalar” diyordum.

Kalbim çok temizmiş.

Anayasa Mahkemesi’nin kararı, 2 Mart 2018 Tarihli ve 30348 Sayılı Resmî Gazete‘de yayımlandı. (Alternatif link: https://tinyurl.com/y754rmzd)

Okumaya devam et Anayasa Mahkemesi’nden Türkiye Futbol Federasyonu’na Ağır Darbe

Bireysel Başvuru Kararı – Sporcu Çocuğun Antrenmanda Vefatı, Soruşturma İzni Verilmemesi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

MUAZZEZ SALĞİT BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/4596)

Karar Tarihi: 8/2/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Başkan: Burhan ÜSTÜN

Üyeler: Serruh KALELİ

Nuri NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.: Gizem Ceren DEMİR KOŞAR

Başvurucu: Muazzez SALĞİT

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, basketbol antremanı sırasında rahatsızlanma ve devamında ölme olayının gerçekleşmesinde sorumluluğu bulunduğu iddia edilen kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Okumaya devam et Bireysel Başvuru Kararı – Sporcu Çocuğun Antrenmanda Vefatı, Soruşturma İzni Verilmemesi

TFF Tahkim Kurulu İçin Çember Daralıyor

Gün geçmiyor ki, spor camiası Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu‘nu eleştirmesin!

Bu kurulun bağımsız ve tarafsız olmadığını sık sık dile getiriyoruz. Kurulun yapısını, karar alma süreçlerini, gerekçesiz kararlarını eleştiriyoruz. Anayasa’ya eklenen Anayasaya aykırı “spor tahkimi” düzenlemesinin kaldırılmasını gerektiğini söyleyip duruyoruz.

İktidar partisi, muhalefet partileri bu eleştirileri dikkate almıyor. Adalet Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı, spor tahkim kurullarının verdiği zararı umursamıyor.

TFF Tahkim Kurulu‘nun kararlarına karşı yargı yolu kapatıldığı için, soluğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde aldık.

AİHM, Eylül ayında, Galatasaray Spor Kulübünün eksi yöneticisi Sedat Doğan‘ın başvurusu ile ilgili sorularını Türkiye Cumhuriyeti devletine gönderdi.

AİHM, bu ay içinde, TFF Tahkim Kurulu kararlarına karşı yapılan iki başvuruyu daha devlete bildirdi ve devletten bazı soruların yanıtlanmasını istedi.

AİHM, devlete İbrahim Tokmak‘ın başvurusu ile Deniz Naki ve Amed Sportif Faaliyetler Kulübü Derneğinin ortak başvurusu hakkında sorular gönderdi. Okumaya devam et TFF Tahkim Kurulu İçin Çember Daralıyor

TFF’Yİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ DİZE GETİRECEK

Türkiye Futbol Federasyonu’nun hukuk kurulları uzun zamandan beri tartışılıyor. Özellikle PFDK ve Tahkim Kurulu her hafta gündeme geliyor. Bu kurulların verdiği kararlar kimseyi memnun etmiyor. Herkes hukuka aykırı kararlar verildiğini iddia ediyor.

Bu hafta bu kurullarla ilgili ilginç iddialar ortaya atıldı. Okumaya devam et TFF’Yİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ DİZE GETİRECEK

Diken’deki Röportajımız

Geçtiğimiz haftasonu (13-14 Mayıs) Kadir Has Üniversitesi‘nde Futbolda Cinsel Şiddet ve Cinsiyet Ayrımcılığı Sempozyumu düzenlendi.

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği, Kadir Has Üniversitesi Spor Çalışmaları Merkezi ve Kadınlar İçin Spor ve Fiziksel Aktivite Derneği‘nin birlikte organize ettiği sempozyumda çok değerli konuşmacılar önemli konuları tartıştılar.

Sempozyumdan önce Diken Haber Portalı’nda sempozyumla ilgili röportaj yayınlandı.

Bu röportaja ben de katkı sundum.

Bana sorulan sorular ve yanıtlarım aşağıdaki gibidir.

Futbolda kadın görünürlüğünün az olmasında, Türkiye’deki kültürün bir etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?

Avukat-arabulucu Mert Yaşar: ‘Kültür’ derken, hangi kültürden bahsediyoruz? Toplumsal kültür mü, spor yönetiminin ve spor medyasının kültürü mü? TFF yönetimi, kadın futboluna uzaktan bakıyor. FIFA ve UEFA, kadın futbolunun gelişimi için eğitimler ve kampanyalar düzenliyor. TFF, bu programlara kadın çalışanlarını gönderiyor ama eğitim ve kampanya çıktılarını Türkiye’de uygulamıyor.

TFF göstermelik iş yapıyor. Türk spor medyasında ise kadın yok. Erkek yöneticileri ise cinsiyetçi yaklaşım sergiliyorlar. Kendi beğenilerini toplumun beğenisi zannediyorlar. Kadınların futbol oynayamacağını düşünüyorlar. Kadınları haber yaptıkları zaman ise kadınların cinselliğini manşet yapıyorlar. Bu cinsiyetçi yaklaşımdan destek bekleyemeyiz. TFF ve spor medyası kadın futboluna destek verse, toplumun kadın futboluyla büyük ilgi göstereceğini düşünüyorum.

Sportif Lezbon’dan bir oyuncu, “Tribünler, kadınlar ve LGBTİ’leri hedef alan nefret söyleminin en ‘meşrulaştırılmış’ mekanları” demişti. Sizce bu ‘meşruiyet’ nereden geliyor?

Mert Yaşar: Tribünlerde nefret söylemi yapan kişiler, bir grupla hareket etmenin ve anonimleşmenin arkasına sığınıyorlar. TFF ve kulüpler bu tezahüratlar hakkında sessiz kalmayı tercih ediyor. TFF’nin kulüplere ceza vermesi yeterli değil. Passolig olmasına rağmen, tribün kapatma gibi toplu ceza verilmesi de doğru değil. CCTV sistemi sayesinde küfürlü tezahürat yapanlar ve nefret söyleminde bulunanlar rahatlıkla tespit edilebiliyor. TFF ve kulüpler bu taraftarları savcılığa ihbar etmiyor. Kulüpler bu taraftarların kombinelerini iptal etmiyor; stadyuma giriş yasağı koymuyor.

Cezasızlık tek etken de değil. TFF’nin ve kulüplerin küfre karşı kampanyaları yok. Taraftar gruplarını ve spor kamuoyunu eğitmek; fan-coaching gibi uygulamalara imza atmak gibi vizyonları yok. “Küfür, toplumsal bir sorun. Toplumda olan, stadyumda da olur. İnsanlar küfrederek rahatlıyorlar” deniyor. Madem bu genel bir sorun, neden kulüplere ceza veriliyor? Devleti de unutmayalım. Polis memurları toplu halde nefret söyleminde bulunanlara müdahale etmiyorlar. Savcılar genelde sessiz kalıyor. TFF ve kulüpler sorumluluktan kaçtığı sürece tribünde nefret söylemi devam edecek.

Elveda EURO 2024

EURO 2024’e ev sahipliği için Türkiye ve Almanya yarışacak.

YarışacakTI” yazsak daha doğru olur.

UEFA, EURO 2024’e ev sahipliği adaylığı için çeşitli kriterler getirdi. Bu kriterlerin en önemlileri “insan haklarına saygı” ve “yolsuzlukla mücadele” oldu.

İlginç bir şekilde, bu karar Türkiye’de hoş karşılanmadı. Ana akım medya, Almanya karşısında güçlü olan Türkiye’nin “insan hakları kriteri” getirilerek saf dışı bırakılmak istendiğini iddia etti. Bu gruba göre, bu kriterlerin zamanlaması manidarmış.

Asıl, bu tepki manidar. Yanlış kurumlar sorgulanıyor. Gerçek muhataplar saklanıyor.

Neden insan haklarına saygı ve yolsuzlukla mücadele endekslerinde dibe vurduk? Neden bu kadar gazeteci tutuklu? Neden insan hakları ihlallerinde zirveye oynuyoruz? Neden AİHM kararlarını uygulamıyoruz? Neden yolsuz işadamlarını ve siyasetçileri yargılamıyoruz?

İşkencecileri, yolsuzları, ahlaksızları eleştirmek yerine, insan haklarını ve yolsuzlukla mücadeleyi ön plana alan kurum ve kuruluşların kararlarında art niyet ve bize karşı komplo arıyoruz.

UEFA, bu tür kriterler getiren tek kurum değil. FIFA ve IOC de organizasyonlara ev sahipliği yarışında benzer kriterleri hayata geçirmeye karar verdi. UEFA, EURO 2024’ün yanında diğer organizasyonlar için de bu kriterleri uygulayacak. “Türkiye’ye karşı ittifak” gibi komplo teorilerine kimse inanmıyor.

UEFA’nın EURO 2024 için getirdiği kriterlerle, Türkiye’nin ev sahibi olma hayali başlamadan bitti. TFF’nin ve devletin kaybedeceğini bildiği bu yarış için yapacağı tüm harcamalar kamu zararı olacak. Birilerinin cebi doldurulacak.

Bu sürecin ciddi şekilde denetlenmesi lazım.

Peki kim denetleyecek?

EURO 2024 Adaylığı ve İnsan Hakları

Türkiye ve Almanya, EURO 2024 Futbol Şampiyonası adaylık dosyalarını UEFA’ya teslim etti.

Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Türkiye’nin adaylığını değerlendirirken, Almanya’nın havalimanı sorununa değindi. Kılıç, Türkiye’nin havalimanı sorunu olmayacağını iddia etti.

Sayın Bakan EURO 2024 organizasyonunu çok yanlış değerlendiriyor. UEFA, değerlendirmesini havalimanına göre yapmayacak. Geride bıraktığımız Avrupa Şampiyonaları’nda binlerce taraftar şehirler arası yolculukları trenlerle yaptılar. Yolcu taşımada en büyük yükü demiryolu çekti. Türkiye’nin demiryolu ağı yok. Almanya ise Avrupa’nın en gelişmiş demiryolu ağına sahip. Stadyumlarımız yeni olsa bile, bu stadyumların Almanya’daki stadyumlar gibi altyapıları yok. Türkiye’de stadyumların çevresi boş. Metro, tramvay ağları yok.

2024’e kadar altyapı düzeltilebilir. Belki demiryolu ağı da geliştirilir. Ancak asıl mücadele futbol dışındaki alanlarda olacak.

UEFA, FIFA’nın düştüğü hataya düşmeyecektir. Katar ve Rusya örnekleri karşısında, aday ülkelerin insan hakları ve yolsuzluk karnesi adaylık sürecinde çok tartışılacak. Almanya Futbol Federasyonu Başkanı Reinhard Grindel “Almanya ev sahibi olursa, EURO 2024 temel hakların hüküm sürdüğü bir ülkede gerçekleşecek” diyerek Türkiye’nin kötü siciline atıf yaptı.

Yolsuzluk dosyalarıyla çalkalanan, iç güvenliği olmayan, insan hakları karnesi gün geçtikçe kötüleşen ve sporda şiddet, fanatizm, doping, şike konularında olumlu hiçbir adım atmayan bir ülke Avrupa Şampiyonası’na ev sahipliği yapabilir mi?

İHAM, “Spor ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi” başlıklı Bilgi Formu’nu Yayınladı

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) yavaş yavaş sporla ilgili insan hakları ihlali iddialarını incelemeye ve bu konuda karar vermeye başladı.

Geçtiğimiz hafta İHAM, sporla ilgili kararları ve derdest başvurular ile ilgili bilgi notu yayınladı: http://www.echr.coe.int/Documents/FS_Sport_ENG.pdf

Okumaya devam et İHAM, “Spor ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi” başlıklı Bilgi Formu’nu Yayınladı

CAS Kodu Değişti

CAS Kodu’nda değişiklik yapıldı. Değişiklikler 2016 yılında yürürlüğe girecek.

Okumaya devam et CAS Kodu Değişti

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kültür ve Spor Kulübü, Spor Hukuku Sempozyumu Düzenliyor

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kültür ve Spor Kulübü, Spor Hukuku Sempozyumu düzenliyor. Sempozyum 20-21 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek.

Sempozyumda aşağıdaki başlıklar tartışılacak:

– Spor ve Hukuk İlişkisi,

– Türkiye’de ve Dünyada Sporun Yapılanması,

– Liglerin, Takımların, Antrenörlerin, Sporcuların Hukuki Statüsü,

– Doping,

– Spor Vatandaşlığı,

– Müsabaka İçi Haksız Fiillerden Sorumluluk,

– Sporda İmaj ve Yayın Hakları,

– Sporda Irkçılık / Yabancı Düşmanlığı,

– Uyuşmazlık Çözümleri,

– Sporda Şiddet,

– Passolig  

Sempozyuma “Bağımsız Bir Spor Hukuku Var mı?” ve “Sportif Karşılaşmalarda ve Özellikle Futbol Maçlarında Seyircilerin Şiddet Gösterileri ve Taşkınlıklarına Dair Avrupa Sözleşmesi’ne Göre Sporda Şiddetin Önlenmesi” başlıklı iki sunumla katılacağım.

Sempozyuma kayıt için bkz. http://iuhfsporkulubu.org/iuhfsporhukuku15/

WADA Kodu 2015 ve İkincil Mevzuat

WADA Kodu’nun son versiyonu 2015 yılında yürürlüğe girecek. WADA, 2015 Kodu’nu ve Kod ile ilgili önemli belgeleri sitesinde paylaştı.

WADA Kodu 2015http://goo.gl/gqBgE0

WADA Kodu 2009 versiyonu ile 2015 versiyonu arasındaki önemli değişiklikler: http://goo.gl/78G3de

WADA Kodu 2009-2015 karşılaştırması: http://goo.gl/4O3UWl

Uluslararası Federasyonlara Yönelik 2015 Model Kuralları: http://goo.gl/rLLNrK

Büyük Spor Organizasyonlarına Yönelik 2015 Model Kuralları: http://goo.gl/ncrIFA

Ulusal Olimpiyat Komiteleri’ne Yönelik 2015 Model Kuralları: http://goo.gl/j32dA1

Ulusal Dopingle Mücadele Kurumları’na Yönelik 2015 Model Kuralları: http://goo.gl/xhGgsn

Doping Testleri ve Soruşturmalarına İlişkin Uluslararası Standart: http://goo.gl/IZBRzV

Laboratuarlara Yönelik Uluslararası Standart: http://goo.gl/LKnJNj

Tedavi Amaçlı Kullanım İstisnalarına İlişkin Uluslararası Standart: http://goo.gl/HkZ5PW

Özel Hayatın ve Kişisel Verilerin Kullanılmasına İlişkin Uluslararası Standart: http://goo.gl/7s7C5U

Bireysel Başvuru Kararı (Naz Aydemir): “SGM Tahkim Kurulu’nun Kararları, Bireysel Başvuru Konusu Olamaz”

TÜRKGİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

NAZ AYDEMİR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/850)

Karar Tarihi: 19/12/2013

Başkan: Alparslan ALTAN

Üyeler: Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Engin YILDIRIM

Raportör: Elif KARAKAŞ

Başvurucu: Naz AYDEMİR

Vekili: Av. Nihal YILDIRIM

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, tarafına serbest transfer hakkı tanınması isteminin reddi üzerine başvurduğu Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu kararı nedeniyle Anayasa’nın 10., 59. ve 60. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Okumaya devam et Bireysel Başvuru Kararı (Naz Aydemir): “SGM Tahkim Kurulu’nun Kararları, Bireysel Başvuru Konusu Olamaz”

Bireysel Başvuru Kararı (Abdurrahman Akyüz): “SGM Tahkim Kurulu Kararı, Bireysel Başvuru Konusu Olamaz”

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

ABDURRAHMAN AKYÜZ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2012/620)

Karar Tarihi: 12/2/2013

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Başkan: Alparslan ALTAN

Üyeler: Serdar ÖZGÜLDÜR

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

Raportör: Cüneyt DURMAZ

Başvurucu: Abdurrahman AKYÜZ

Vekili: Av. Altan BALANTEKİN

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, Spor Genel Müdürlüğü Merkez Ceza Kurulunca kendisine verilen disiplin cezasına karşı Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu’na itiraz başvurusunda bulunduğunu ancak sonuç alamadığını belirterek, Anayasa’nın 36. maddesi ile tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Okumaya devam et Bireysel Başvuru Kararı (Abdurrahman Akyüz): “SGM Tahkim Kurulu Kararı, Bireysel Başvuru Konusu Olamaz”