Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Yayımlandı

Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) hazırladığı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, 3 Eylül 2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

TBB, maktu ücretler açısından, çeşitli kalemlerde yüzde 70 ile yüzde 199 arasında olmak üzere ortalama yüzde 110 oranında artış yapıldığını duyurdu.

Bu ücret artışı spor dünyası, spor hukuku için de önemli.

Gençlik ve Spor Bakanlığı Tahkim Kurulu’nun hükmedeceği avukatlık ücreti ile arabuluculukta taraf vekili olan avukatların ücretleri artırıldı.

GSB TAHKİM KURULU’NA BAŞVURULARDA VEKÂLET ÜCRETİ

Tarife’ye göre, Tahkim Kurulu, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde idare ve vergi mahkemelerinde görülen davalar için öngörülen avukatlık ücretine hükmedecek.

Daha açık şekilde ifade etmek gerekirse, GSB Tahkim Kurulu, davanın duruşmasız çözümlenmesi halinde 5.500 TL, duruşmalı çözümlenmesi hâlinde ise 11.000 TL vekâlet ücretine hükmedecek.

Bu düzenlemenin sakıncalarını daha önce yazdım.

ARABULUCUKTA VEKÂLET ÜCRETİ

Sporda arabuluculuk yayılmaya başladı. İş hukukundan, ticaret hukukundan doğan uyuşmazlıkların önemli bölümünde dava açmadan önce dava şartı arabuluculuğa başvurulmalı!

Arabulucuğa avukat aracılığıyla başvurulması hâlinde, avukata ücret ödenmesi gerekiyor.

Tarife’ye göre,

  • Konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen işlerde avukatlık ücreti; arabuluculuk sonucunda arabuluculuk anlaşma belgesinin imzalanması halinde, bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hesaplanan ücretin dörtte bir fazlası olarak belirlenir. Şu kadar ki miktarı 15.000,00 TL’ye kadar olan arabuluculuk faaliyetlerinde avukatlık ücreti, bu maddenin (c) bendinde yer alan maktu ücretin dörtte bir fazlası olarak belirlenecek. Ancak, bu ücret asıl alacağı geçemeyecek.
  • Konusu para olmayan veya para ile değerlendirilemeyen işlerde avukatlık ücreti; arabuluculuk sonucundaarabuluculuk anlaşma belgesinin imzalanması halinde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde davanın görüldüğü mahkemeye göre öngörülen maktu ücretin dörtte bir fazlası olarak belirlenecek.
  • Arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde, avukat, 2.400,00 TL maktu ücrete hak kazanacak. Ancak, bu ücret asıl alacağı geçemeyecek.
  • Arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde, tarafın aynı vekille dava yoluna gitmesi durumunda müvekkilin avukatına ödeyeceği asgari ücret,  (c) bendine göre ödediği maktu ücret mahsup edilerek, Avukatlık Ücret Tarifesi’ne göre belirlenecek.

TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU HUKUK AYKIRI İŞ YAPIYOR

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nden bahsederken Türkiye Futbol Federasyonu‘na (TFF) değinmemek olmaz.

Tarifeye göre, hakem önünde yapılan her türlü hukuki yardımlarda bu Tarife hükümlerinin uygulanması gerekiyor (Tarife md. 17/I).

TFF, bu kuralı ihlal ediyor.

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise, vekalet ücretinin kademeli oran dikkate alınarak belirlenmesi gerekiyor.

Oysa TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulu Talimatı’nda farklı bir düzenleme yer alıyor: “Kurul, uyuşmazlıkta haklı olan tarafın varsa vekili için, resmi ücret tarifesine göre Asliye Mahkemelerinde takip edilen davalar için uygulanan maktu avukatlık ücreti kadar vekâlet ücretine hükmeder.”

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulu Talimatı arasındaki farkı bir örnekle açıklayayım.

UÇK, futbolcu (A)’nın (B) Kulübü’nden 100.000 TL alacağı olduğuna karar vermiş olsun.

UÇK Talimatı’na göre karşı vekâlet ücreti 9.200 TL olarak hesaplanacak.

Eğer Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uygulansaydı, UÇK’nın 16.000 TL vekâlet ücretine hükmetmesi gerekecekti.

Asgari Ücret Tarifesi açık şekilde, Tarife hükümlerin hakem önünde yapılan her türlü yardımda uygulanacağını öngörüyor. Tarife’nin düzenlemeleri emredici nitelikte.

TFF’nin Uyuşmazlık Çözüm Kurulu Talimatı, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne aykırı. TFF’nin karşı vekalet ücreti ile ilgili düzenlemesi hukuka aykırı.

Bu düzenlemenin iptal edimesi gerekiyor.

İlgili düzenleme, futbolun yönetimi ile ilgili olmadığı için, TFF Tahkim Kurulu’na başvurulması gerekmiyor. 

TFF’nin kamu kurumu olması sebebiyle, ülke çapında uygulanan bu düzenlemenin iptali için Danıştay’da iptal davası açılması gerekiyor (Danıştay Kanunu md. 24/f. 1-c)

Taraflar bu davayı açmaktan çekiniyorlar.

Bu durumda iş, Türkiye Barolar Birliği‘ne ve barolara düşüyor. Özellikle bünyesinde spor hukuku komisyonları bulunan Ankara Barosu ve İstanbul Barosu‘nun bu davayı açması bekleniyor.

Türkiye Barolar Birliği’nin ve baroların “spor tahkiminde adli yardım“ın hayata geçirilmesi için çalışma yapmaları gerekiyor.

FIFA Oyuncu Statü ve Transfer Tüzükleri Hakkında Gelişmeler Webinarı

Bugün İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi, ”FIFA Oyuncu Statü ve Transfer Tüzükleri Hakkında Gelişmeler” webinarı düzenledi.

Moderatörlüğünü Dr. Candan Yasan Tepetaş’ın üstlendiği webinarda, Dr. Erkut Söğüt, Emir Güney ve Av. Hakan Tüfekçi konuşmacı olarak yer aldılar.

Dr. Erkut Söğüt, çocukların uluslararası transferi hakkında konuştu.

Emir Güney, üçüncü kişi mülkiyetinden bahsetti.

Av. Hakan Tüfekçi ise CAS’ın bir kararını (CAS 2019/A6502) anlattı.

ERKUT SÖĞÜT’ÜN AÇIKLAMALARI KAMUOYUNDA TARTIŞILMALI

Özellikle Erkut Söğüt’ün menajerlikle ilgili açıklamaları Türk medyasında yer bulacak nitelikte idi.

TFF’nin FIFA düzenlemelerine aykırı mevzuatı ve uygulamaları, Türk sporcularına yönelik ayrımcı uygulamalar, FIFA’nın yakın zamanda hayata geçireceği yeni menajerlik sistemi gündeme getirilmesi ve yoğun şekilde tartışılması gereken konular oldu.

CAS’IN RİZESPOR KARARI: CUMARTESİ GÜNÜ, İFA GÜNÜ MÜDÜR?

Av. Hakan Tüfekçi’nin tarafları açıklamadan anlattığı CAS kararı, Rizespor ile ilgili idi.

Hakan Bey sunum yaparken Rizespor’a hak vermiş gibiydi. Hakan Bey, ”CAS Türk hukukunu uygulasaydı, farklı karar verir miydi?” şeklinde bir soru ortaya attı.

CAS Türk hukukunu uygulasaydı, Rizespor’un başvurusunu reddederdi.

CAS, bu kararda, Rizespor’un şark kurnazlığına prim vermemiş.

Rizespor ile Jakob Jantscher arasındaki sözleşmede vade tarihi 25 Kasım 2017 olarak belirlenmiş. O gün, Cumartesi’ye denk geliyor.

Rizespor Cumartesi günü ödemeyi yapmayınca futbolcu sözleşmeyi feshetmiş. Rizespor ise uyanıklık yaptığını zannedip, 27 Kasım Pazartesi günü ödemeyi yapmış ve futbolcunun sözleşmeyi haksız şekilde feshettiğini ileri sürmüş.

Rizespor, “ifa zamanı veya sürenin son günü, kanunlarda tatil olarak kabul edilen bir güne rastlarsa, kendiliğinden bu günü izleyen ve tatil olmayan ilk güne geçeceğini” ileri sürmüş.

Rizespor, CAS duruşmasında Türk Borçlar Kanunu ile İsviçre Borçlar Kanunu’nun benzer düzenlemeleri havi olduğunu, Cumartesi’ye denk gelen ifa zamanının tatil olmayan ilk güne geçeceğini ileri sürmüş.

CAS, sözleşmeye uygulanacak hukukun İsviçre hukuku olduğunu belirtip Türk hukukunu araştırmaya gerek görmemiş.

Hakan Bey bu noktada ”Türk hukuku uygulansaydı, sonuç değişir miydi?” diye sordu.

Sonuç değişmezdi.

Türk Borçlar Kanunu’nun 93’üncü maddesinin birinci fıkrasında ”ifa zamanı veya sürenin son günü, kanunlarda tatil olarak kabul edilen bir güne rastlarsa, kendiliğinden bu günü izleyen ve tatil olmayan ilk güne geçer” düzenlemesi var ancak aynı maddenin ikinci fıkrasında ”aksine anlaşma geçerlidir” hükmü yer alıyor.

CAS, İsviçre Borçlar Kanunu’nda da yer alan “aksine anlaşma geçerlidir” düzenlemesinden yola çıkarak, taraflar arasındaki protokolde ifa zamanının açıkça 25 Kasım Cumartesi olarak belirlendiğini ve ödemenin Cumartesi günü yapılması gerektiğini belirtti.

CAS, futbol sektöründe Cumartesi günleri maçların oynandığını, bu sektörde Cumartesi gününün iş günü olarak kabul edilmesi gerektiğini de belirtti.

SORU-CEVAP BÖLÜMÜNDE GÜZEL SORULAR SORULDU

Soru-cevap bölümünde güzel sorular paylaşıldı.

Av. Hakan Tüfekçi’nin bir davada taraf vekili olması ve TFF Etik Kurulu üyesi olması sebebiyle çoğu soruya cevap vermekten imtina etmesi şanssızlık oldu. Onun hukuki yorumlarını öğrenmek faydalı olurdu.

Not edebildiğim soruları aşağıda paylaşacağım. Kendi sorularımı da yazacağım. Soruları soru sahiplerini belirtmeden yayınlayacağım.

Sorular, soru sahipleri tarafından kaleme alındığı şekilde paylaşılmıştır. Yazım yanlışları bana ait değil.

  • “Merhaba sormak istediğim konu, FIFA düzenlemeleri kapsamında aşırı ifa güçlüğü kavramı ile ilgili. Malum olduğu üzere, Ülkemiz hali hazırda daha önce hiç bir UEFA üyesi ülkenin yaşamadığı bir develüasyon yaşıyor. FIFA DRC kararlarında sözleşmesel ilişkilerde, yerel hukuka önem verdiği gibi regüle edilmemiş alanlarda İsviçre Hukukuna da bakıyor. Türk Kulüpleri şu şekilde adım ilerlese sizce ne olur; Öncelikle kulüp içerisinde döviz borcu olan tüm futbolculara bir ihtarname gönderdilse ve aşırı ifa güçlüğü ve develüasyon kapsamlı bir şekilde açıklanarak “sözleşmenin yeniden uyarlanması” talep edilse, verilen mühlet içerisinde futbolcu talep reddeder ya da yanıt vermezse, Türk Kulübü her bir futbolcu için, sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmeye devam eder ancak FIFADRC’den develüasyon ve aşırı ifa güçlüğü nedeniyle sözleşmenin yeniden uyarlanmasını talep etse, aksi halde futbol faaliyetinin artık sürdürelemeyeceğini belirtse.. Sizce anılan başvuru sonucu nasıl olabilir. Katılarak da tartışmayı çok isterim.”
  • “Erkut Bey yeni spor yasasında menajerlik sözleşmesi noterde yapılacak denmektedir. Ancak bu sözleşmelerin normalde ilgili Federasyona gönderilmesi yeterlidir. Bu durum sizce sporcuları mağdur edecek midir (noter masrafı anlamında)? Görüşünüzü merak ediyorum.”
  • “Gerek altyapıdan yetişmiş oyuncuları yeni sözleşmeye zorlama,gerek de mevcut kontratlı oyuncuyu rızası dışında göndermeye zorlamak için kadro dışı bırakma cezası kulüpler tarafından yaygın olarak kullanılıyor. Ve bu kadro dışı durumunda futbolcunun topla bile çalışmasına izin verilmiyor. Bu durum mobbinge girmiyor mu? Fifa’nın bu olaya bakış açısı nedir? Futbolcu temsilcileri olarak Fifa nezdinde bu durumun iki tarafın da menfaatine olacak şekilde herhangi girişimler var mı?
  • “28 Temmuz 2017’de 18 yaş altında olan Eljif Elmas Fenerbahçe’ye transfer olmuş ve TFF tarafından lisanslanmıştı. Bu dönemde Erkut Bey’in bahsettiği FİFA düzenlemeleri geçerli miydi? Yoksa TFF tarafından verilen lisans konusunda o dönemde yetkili TFF miydi?”
  • “Oyuncular klüplerle sözleşme serbestisi uyarınca da imza parası isteyebiliyorlar ve madde 18 uyarınca da bir yasak yok ancak menajerler de bazen imza parası isteyebiliyor ve bu sebeple sözleşme suya düşebiliyor, menajerlerin bu imza parası istemsi madde 18 uyarınca da nasıl değerlendirilmeli, onlar da bu konuda serbestler midir?”
  • “FIFA Tüzüğü’nde bazı tüzük düzenlemelerinin aynen iç hukuka geçirilmesi gerektiği öngörülüyor. Ancak TFF bu düzenlemeleri iç hukuka geçirmedi. UÇK önündeki davalarda FIFA’dan aynen alınması gereken düzenlemeler ileri sürülebilir mi?”
  • “Yetiştirme tazminatı futbolcunun 23 yaşına kadar yaptığı tüm transferlerde eski kulübüne ödenir. Ancak futbolcu ve futbolcuyu yetiştiren kulüp arasında yapılacak bir ek protokol ile yetiştirme tazminatının futbolcu tarafından kulübe ödeneceğine ilişkin bir düzenleme yapılabilir mi?”
  • “Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun yapısı, FIFA Guidelines ile uyumlu mu? Tarafların kendi hakemlerini seçememesi, bu kurulun kulüplere yakın olması sonucunu doğurmuyor mu? Bu kurulun bağımsız ve tarafsız olduğu ileri sürülebilir mi?”

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin spor hukuku ile ilgili webinarlarını merakla bekliyorum.

Savcılıktan Galatasaray’a Kötü Haber

Galatasaray ile TFF arasında büyük gerilime yol açan Oğulcan Çağlayan davasında, görevi kötüye kullandıkları gerekçesiyle Galatasaray’ın Tahkim Kurulu üyeleri hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı suç duyurusunda takipsizlik kararı kesinleşti.

Galatasaray SK, 11 Ağustos 2021 tarihinde, TFF Tahkim Kurulu Başkanı Murat Balcı ve üyeler Emine Yazıcıoğlu, Abdürrahim Güneşdoğdu, Eyüp Kul, Hüseyin Haluk Sonsuz, Murat Erbilen ve Osman Baturhan Dursun hakkında “Görevi kötüye kullanma” suçu işledikleri iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.

GALATASARAY’IN İTİRAZI DA REDDEDİLDİ, KARAR KESİNLEŞTİ

İlk olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yetkisizlik kararı sonrasında şikayet dilekçisini İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu inceledi.

Soruşturmayı yürüten savcılık, inceleme sonucunda Galatasaray Kulübü’nün TFF Yönetim Kurulu’nun kararlarına istinaden başvurusunu değerlendiren TahkimKurulu’nun kararında herhangi bir suç unsuru olmadığına hükmederek, 15.11.2021 tarihli kararıyla kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Ardından Galatasaray karara itiraz etti.

Başvuruyu değerlendiren İstanbul Anadolu 1. Sulh Ceza Hakimliği, itiraza konu olan kararı usul ve yasaya uygun bularak itirazı reddetti. Böylece, TFF Tahkim Kurulu üyeleri hakkındaki takipsizlik kararı kesinleşmiş oldu.

GALATASARAY HER KULVARDA YENİLİYOR

Galatasaray yönetimi, Oğulcan Çağlayan Olayı’nda TFF Tahkim Kurulu üyeleri hakkında sadece savcılığa başvurmakla yetinmemiş; TFF Tahkim Kurulu kararının iptali için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne başvurmuştu.

İstanbul BAM, Galatasaray SK’nın başvurusunu reddetmişti.

Açıkçası, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin iptal davasını reddetmesinin ardından savcılığın da takipsizlik kararı vermesi bekleniyordu.

Teknik hukuk bilgisi gerektiren, FIFA ve CAS kararlarıyla şekillenen futbol uyuşmazlıkları hakkında TFF Tahkim Kurulu’nun görevini kötüye kullandığını iddia ederken, Tahkim Kurulu’nun bilerek ve isteyerek hukuka aykırı karar verdiğini ispatlamak gerekiyordu. İstanbul Bölge Adliyesi, iptal davasını reddedince, savcılık da takipsizlik kararı verdi.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararı hukuka uygun mu?

Tartışılır.

Özellikle Galatasaray SK’nın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne dayanarak TFF Tahkim Kurulu’nun bağımsız ve tarafsız olmadığına yönelik iddiasının mahkeme tarafından savuşturulmasının üzerinde durmak gerekiyor.

Mahkemenin gerekçesini paylaşıyorum:

Avrupa İnsan Haklar Mahkemesi, Ömer Kerim Ali Rıza kararında “(…) adil yargılanma hakkının Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Tahkim Kurulunun bağımsızlığı ve tarafsızlığı açısından ihlal edildiğine karar vermiştir. (…). Hal böyle iken; Türkiye Futbol Federasyonu Uyuşmazlık Çözüm Kurulu nezdinde, gerekse Tahkim Kurulu nezdinde bu yönde bir itirazda bulunmadıkları gibi hukuki dinlenilme ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği savını ileri sürmemişler yargı yetkisini benimsemişlerdir. Bu iddianın bilahare ileri sürülmesi çelişkili davranış yasağı ve MK 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı kapsamında değerlendirilmelidir ve anılı hususlara aykırılık teşkil eder. (…) Tahkim Kurulu’nun yapısı ve oluşumu hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde kabul edilemez. Tahkim kurulunun oluşum ve faaliyetlerinde kamu düzenine ve yasaya aykırılık bulunmadığı, yazılı ve görsel basında çıkan yorum ve haber içerikli bir kısım yayının kurulun bağımsız ve tarafsız olmadığı şeklindeki ağır hukuki sonuçlar doğuran iddiaya tek başına ve yeterli dayanak olmayıp emsal gösterilen AİHM kararlarının ancak karara konu olay yönünden aykırılığı tespit edip tüm tahkim karar ve heyetleri yönünden geçerli ve bağlayıcı kabul edilemeyeceği değerlendirilmiştir. (…).

Mahkemenin yukarıdaki gerekçesi hukuka aykırı.

Mahkeme AİHM’nin kararını okumamış ya da içeriğini saptırmayı tercih etmiş.

AİHM, Ali Rıza ve Diğerleri Kararı’nda TFF Tahkim Kurulu’nun bağımsız ve tarafsız olmadığını tespit ettikten sonra, bu durumun sistematik bir sorun olduğunu açıklamış ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin bu sistematik sorunu en kısa sürede çözümlemesi gerekiğine işaret etmiştir.

AİHM, ”bu sistematik sorundur” demesine rağmen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin “AİHM kararlarının ancak karara konu olay yönünden aykırılığı tespit edip tüm tahkim karar ve heyetleri yönünden geçerli ve bağlayıcı kabul edilemeyeceği” şeklinde uydurduğu gerekçesi hukuka aykırıdır.

Mahkemenin sistematik sorunu görmezden gelmesi kabul edilemez.

Galatasaray SK’nın İstanbul BAM’ın red kararından sonra Yargıtay’a başvurduğunu biliyoruz.

Kulübün kesinleşen takipsizlik kararına karşı harekete geçip geçmeyeceğini zaman gösterecek.

Galatasaray SK, soluğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde alır mı?

Galatasaray SK bugüne kadar onlarca hukuk katliamının mağduru oldu. Kulüp hiçbir dosyayı AİHM’ye taşımadı.

Belki bu kez şeytanın bacağını kırarlar.

Yargıtay: “Sözleşmeden Kaynaklanan Uyuşmazlıklarda TFF Tahkim Kurulu Kararlarına Karşı Yargı Yolu Açıktır”

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi sporcu (spor hizmet) sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hakkında önemli kararlar vermeye başladı.

Yargıtay, kulüp ile profesyonel sporcu arasındaki sözleşmenin hizmet sözleşmesi olduğunu açıkça ifade etti, görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğunu açıkladı.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, yakın tarihli bir diğer kararında uygulamada büyük sorunlar yaşanan ve hukukçular arasında tartışılan bir konuya nokta koydu.

Türkiye’de birçok spor hukukçusu TFF Tahkim Kurulu kararlarına karşı yargıya başvurulamayacağını kabul ediyor. Bu hukukçular Anayasanın 59’uncu maddesinde yer alan “tahkim kurulu kararları kesin olup bu kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamaz” hükmüne dayanıyorlar.

Oysa yargı yoluna başvuru yasağını konu alan bu düzenlemeyi ilgili maddenin bir diğer cümlesi ile birlikte değerlendirmek gerekiyor.

Anayasanın 59’uncu maddesinde “spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı ancak zorunlu tahkim yoluna başvurulabileceği” öngörülüyor.

Sözleşmesel uyuşmazlıklar yukarıdaki düzenlemenin kapsamında değil.

Anayasa değişikliğine dair kanun teklifinin gerekçesinde ve TBMM Anayasa Komisyonu’nun kanun teklifi ile ilgili raporunda alacak haklarına dair uyuşmazlıkların Anayasa değişikliği kapsamında olmadığı, bu uyuşmazlıkların adli yargıda görüleceği belirtildi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, futbolcu Serdar Kesimal‘in Fenerbahçe Futbol A.Ş.‘ye karşı açtığı hakem kararının iptali davasına dair temyiz başvurusunda yukarıda belirttiğim konuları kapsamlı şekilde değerlendirmiş. Mahkeme Anayasanın 59’uncu maddesini tarihi yorum metoduyla yorumlamış. Yargıtay, Anayasa md. 59’un profesyonel futbolcu ile kulübü arasındaki sözleşmesel uyuşmazlıklara uygulanmadığını, TFF Tahkim Kurulu’nun sözleşmesel uyuşmazlıklarla ilgili kararlarının kesin olmadığını ve TFF Tahkim Kurulu’nun bu kararlarının iptali için devlet mahkemesine başvurulabileceğini kabul etmiş.

Bu karar spor hukuku ve özellikle spor tahkimi açısından büyük önem arz ediyor.

Profesyonel futbolcu ve kulüp arasındaki sözleşmede tahkim şartı yer alabilir. Sözleşmede TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun görevli olduğu kabul edilebilir.

Futbolcu, kulübe karşı Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’na başvurabilir ancak UÇK’nın kararından memnun kalmayabilir. Bu durumda futbolcu UÇK’nın kararına karşı TFF Tahkim Kurulu’na başvuracak. TFF Tahkim Kurulu’nun kararı ise kesin değil. Futbolcu veya kulüp TFF Tahkim Kurulu’nun kararının iptali için devlet mahkemesine başvurabilir. Hakem kararının iptalini talep edebilir.

DİĞER SORUNLAR

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin kararını geniş anlamda değerlendirmek, Türk spor yargısı, spor tahkimi ile ilgili bazı sorunları ortaya koymak gerekiyor.

KURULLAR BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ DEĞİL

TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulu ve TFF Tahkim Kurulu gerçek anlamda tahkim faaliyeti yapmıyor. Bu kurullar hukuken tahkim kurulu değil.

UÇK ve TFF Tahkim Kurulu, TFF yönetim kurulu tarafından atanıyor. TFF yönetim kurulu ise TFF genel kurulunda kulüpler tarafından seçiliyor. Kulüpler, UÇK ve TFF Tahkim Kurulu üyelerinin belirlenmesinde baskın rol oynuyor. Kulüpler ile yakın bağı olan hukukçular bu kurullara atanıyorlar. Futbolcular, kulüplerin belirlediği kurullara başvurarak kulüplere karşı haklarını elde etmeye çalışıyorlar.

Gazeteci Atilla Türker, TFF hukuk kurullarının üyelerinin bazı kulüpler ve kulüp yöneticileri ile yakın ilişki içinde olduklarını ve bunun menfaat çatışması yarattığını ortaya koydu.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Ocak 2020’de verdiği Ali Rıza ve Diğerleri / İsviçre Kararı‘nda TFF Tahkim Kurulu üyelerinin bağımsız ve tarafsız olmadıklarını açıkladı. (Kararın Türkçe çevirisi için bkz. https://tinyurl.com/alirizaturkiye)

AİHM’nin TFF Tahkim Kurulu ile ilgili değerlendirmeleri UÇK için de temel alınabilir. UÇK üyeleri de aynı gerekçelerle bağımsız ve tarafsız addedilmelidir.

TAHKİM ŞARTI GEÇERLİ Mİ?

UÇK ihtiyari tahkim olarak değerlendiriliyor. Kulüp ve profesyonel futbolcu arasındaki sözleşmede UÇK’yı görevli kılan tahkim şartı yer alabiliyor.

Peki bu tahkim şartı geçerli mi?

Yargıtay, UÇK’nın zorunlu tahkim olarak nitelendirildiği dönemde çelişkili kararlar veriyordu. Yargıtay’ın farklı daireleri temelde 3 farklı görüşü benimsemişti.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, “sözleşmenin kuruluşunda bizzat sözleşme içeriğinde tahkim şartı öngörülmesi halinde işçi, işverene bağımlı durumda bulunmakla tahkim şartının işçiyi bağladığından bahsedilemez” demiştir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, bir başka kararında “antrenör veya teknik direktör ile işveren arasındaki uyuşmazlıkların çözümü için, bu kişilerin bağlı bulundukları federasyonun yönetmelik veya genelgelerinde özel hukuk veya tahkim kurulunun öngörülmesinin iş mahkemesinin görevini ortadan kaldırma(yacağını)” kabul etmişti.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi ise “Federasyon ile kulüp, federasyon ile hakem, sporcu, teknik direktör, antrenör, idareci ve benzeri spor elemanları ile kulüpler arasında çıkan uyuşmazlıklar için federasyonun kendi özel kanunlarında veya hukuk talimatlarında özel kurullar ve tahkim şartı benimsen(mesi halinde) sporcu, antrenör gibi kimselerin işverenleri olan kulüplerle ilgili uyuşmazlıklarda öncelikle bağlı olduğu federasyonun kurullarına başvurması gerek(tiğini)” benimsemişti.

Bugün kulüp ile profesyonel sporcu arasındaki tahkim şartının geçerliliği, tahkim şartı geçerli ise bu tahkim şartının işçinin devlet mahkemesine başvuru hakkını ortadan kaldırıp kaldırmadığı tartışılmalıdır.

Bu tartışma başlı başına makale konusudur.

KULÜPLERİN BELİRLEDİĞİ SÖZLEŞME CEZALARI GEÇERLİ Mİ?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin kararında, Fenerbahçe Spor A.Ş. ile futbolcusu Serdar Kesimal arasındaki uyuşmazlık incelenmiş.

Serdar Kesimal, kulübün izni olmaksızın bir hastaneye gitmiş ve rapor almış. Kulüp, bu davranışın sözleşmesel yükümlülüklere aykırılık teşkil ettiği gerekçesi ile Kesimal‘a 250.000 Avro para cezası vermiş ve anılan miktarı Kesimal’ın alacağından tenkis etmiş.

UÇK ise futbolcu hakkında tesis edilecek cezanın kazancı ile orantılı olmasının gerektiği bu sebeple 250.000 Avro cezai şart tutarının fazla olduğunu, – dalga geçer gibi – 200.000,00 Avro ceza verilmesinin uygun olacağını belirtmiş.

Kesimal’in avukatı UÇK’da ileri sürdü mü bilmiyorum ama öncelikle sözleşme cezasının geçerliliğinin tartışılması gerekiyordu.

Uygulamada, spor kulüplerinin disiplin talimatları hazırladığı ve bu disiplin talimatlarında sadece kulüpler lehine düzenlemeler getirildiği görülmektedir.

Bu disiplin talimatlarında yer alan cezalar sözleşme cezası niteliğindedir.

Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir (TBK md. 420/f. 1). Hem işçi hem de işveren yararına öngörülmüş ceza koşulu ile ilgili düzenlemelerde denklik mevcut değilse, bir başka anlatımla işçi aleyhine daha ağır bir ceza koşulu söz konusu ise işçinin sorumluluğu, işverenin sorumluluğundan daha ağır olamaz.

İlgili mevzuat ve Yargıtay içtihatlarının ışığında kulüplerin hazırladığı disiplin talimatlarının ve bu talimatlara dayanarak verdileri cezaların geçersiz olduğu kabul edilmelidir.

Önümüzdeki günlerde Uyuşmazlık Çözüm Kurulu, TFF Tahkim Kurulu daha çok konuşulacak. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yeni ihlal kararları vermesi bekleniyor. Yargıtay’ın da adalet ve hak arayışı mücadelesinde yeni yollar açmasını umuyorum.

– – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – –

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin kararı aşağıdadır:

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 30/09/2020, 2020/3283 E.,  2020/5165 K.

MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 18. HUKUK DAİRESİ (İLK DERECE SIFATIYLA)

Taraflar arasındaki tahkim kurulu kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde duruşmalı temyiz eden davacı vekili avukat … ile davalı vekili yetki belgesine istinaden avukat … gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

YARGITAY KARARI

Davacı vekili, müvekkilinin 14847 lisans numarası ile Türkiye Futbol Federasyonu nezdinde tescilli Fenerbahçe Futbol A.Ş’nin futbolcusu olduğunu, davalı kulüp tarafından …,… Eğitim ve Araştırma Hastanesine Kulübün veya yetkililerinin yazılı izni olmaksızın gittiği ve rapor aldığı bu durumun Futbolcunun sözleşmesel yükümlülüklerine aykırılık teşkil ettiği gerekçesi ile 250.000,00 Euro para cezası verilerek anılan miktarın futbolcu alacağından tenkis edildiğini, müvekkil futbolcunun tahakkuk etmiş alacaklarından 250.000,00 Euro’nun sözleşmede belirtilen vadeden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsili ve müvekkil futbolcuya verilen 250.000,00 Euro para cezasının geçersizliğine hükmedilmesi için Uyuşmazlık Çözüm Kuruluna yapılan başvuru sonucunda Uyuşmazlık Çözüm Kurulunca müvekkil futbolcu hakkında tesis edilecek cezanın kazancı ile orantılı olmasının gerektiği bu sebeple 250.000 Euro cezai şart tutarının fazla olduğu, 200.000,00 Euro ceza verilmesinin uygun olacağı gerekçesiyle alacak talebinin kısmen kabulü ile; 50.000,00 Euro’nun 26.05.2016 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar işleyecek 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince kamu bankalarının Euro’ya uyguladıkları en yüksek yıllık tevdiat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin isteğin reddine oy birliği ile karar verildiği, taraflarca uyuşmazlık çözüm kurulunun kararına karşı Tahkim Kuruluna başvurulduğu, Tahkim Kurulu 01.11.2018 tarihli kararı ile Uyuşmazlık Çözüm Kurulu kararında usule ve esasa aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun reddi ile kararın onanmasına oy çokluğu ile karar verdiğini ileri sürerek TFF Tahkim Kurulu’nun 01/11/2018 tarihli ve 2018/305 E., 2018/330 K. sayılı kararının iptaline ve 200.000 Euro’nun sözleşmede belirtilen vade tarihlerinden ayrı ayrı işleyecek devlet bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, karar tarihinde yürürlükte olan yasa hükmü gereğince karara karşı yargı yolunun kapalı olduğu gerekçesi ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Somut olayda uyuşmazlık TFF Tahkim Kurulu kararlarına karşı yargı yoluna başvurulup başvurulamayacağı noktasında toplanmaktadır.

Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle yasal mevzuatın incelenmesi gerekmektedir.

5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 6. maddesinde yer alan düzenlemeye göre (1) Tahkim Kurulu, bu Kanun uyarınca bağımsız ve tarafsız bir zorunlu tahkim mercii olup TFF’nin en üst hukuk kuruludur ve TFF Statüsü ve ilgili talimatlarda belirtilen nitelikteki uyuşmazlıklar ile ilgili nihai karar merciidir. (2) Tahkim Kurulu, TFF Statüsü ve ilgili talimatlar uyarınca karar verme yetkisine sahip kurul ve organlar tarafından verilecek kararları nihai olarak inceleyerek münhasıran karara bağlar. Tahkim Kuruluna başvuru süresi TFF talimatlarının yayımından veya itiraz edilen kararın tebliğinden itibaren yedi gündür. (3) Tahkim Kurulunun oluşumu, görev, yetki, hak ve sorumlulukları ile üyelerinin sahip olması gereken nitelikler TFF Statüsünde belirlenir. Tahkim Kurulunun işleyişi ve usul kuralları TFF tarafından çıkarılacak talimatta yer alır.

(4) Tahkim Kurulu kendisine yapılan başvuruları kesin ve nihai olarak karara bağlar (…)(1). (5) Tahkim Kurulu üyeleri de bu Kanunun 5 inci maddesinin altıncı fıkrası hükümlerine tabidir.

6. Maddenin 4. Fıkrasındaki “…..ve bu kararlar aleyhine yargı yoluna başvurulamaz.” hükmü Anayasa Mahkemesinin 26.02.2011 tarihli 2010/61 esas 2011/7 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

Kararın gerekçesinde ” tahkim kurulu tarafından verilen kararlara karşı yargı yoluna başvurulamayacağı belirtilerek, tarafların yargı mercileri önünde dava haklarını kullanmaları engellenmektedir. Yasa koyucu, taraflara görevli ve yetkili mahkemeye başvurmadan önce aralarındaki uyuşmazlığı kısa sürede çözmek üzere tahkim kuruluna başvurma yükümlülüğü getirebilir ise de, bu kurulun kesin ve nihai kararlarına karşı yargı yoluna başvurulamaması Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü alanına yapılmış açık bir müdahale niteliğinde olup, hak arama özgürlüğü ile bağdaşmaz” . Açıklanan nedenlerle, kuralın “…ve bu kararlar aleyhine yargı yoluna başvurulamaz bölümünün Anayasa’nın 9. ve 36. maddelerine aykırı olduğu iptalinin gerektiği belirtilmiştir.

Anayasa Mahkemesi, 6.1.2011 tarihli ve E.2010/61, K.2011/7 sayılı kararında kanun koyucunun, futbol sporu alanındaki uyuşmazlıkları çözmek üzere görevli ve yetkili mahkemeye başvurmadan önce Tahkim Kuruluna başvurma yükümlülüğü getirebileceğini ancak bu aşamadan sonra kararı benimsemeyen tarafa yargı yolunun açık tutulması gerektiğini vurgulamış ve 5894 sayılı Kanun’un Tahkim Kurulunun görev ve yetkilerini düzenleyen 6. maddesinin (4) numaralı fıkrasının Tahkim Kurulu kararları aleyhine yargı yoluna başvurulamayacağını düzenleyen kısmını Anayasa’nın 9. ve 36. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal etmiştir.

Anayasa Mahkemesinin anılan kararından sonra Anayasa’nın 59. maddesinde 6214 sayılı Kanunla üçüncü fıkra eklenerek; spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı ancak zorunlu tahkim yoluna başvurulabileceği, tahkim kurulu kararlarının kesin olduğu ve bu kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamayacağı öngörülmüştür. Anayasa’nın 59. maddesinde spor federasyonlarının yalnızca spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı zorunlu tahkim yoluna başvurulabileceği ve tahkim kurulu kararlarına karşı yargı merciine başvurulamayacağı öngörülmüştür.

Anayasa’nın 59. maddesinin değişiklik teklif gerekçesine göre; Anayasada yapılan bu değişiklikle, sportif faaliyetlerin yönetilmesine ve disiplinine ilişkin ihtilafların süratle ve yargı denetimine tabi olmaksızın kesin olarak çözüme kavuşturulması amaçlanmıştır. Bu çerçevede ilgili kurulların müsabakalarla, kulüplerle, sporcularla ve sporla ilgili diğer kişiler hakkında verdikleri müsabakadan men, küme düşürme, ligden ihraç, ihraç, seyircisiz oynama ve puan tenzili gibi kararlarına karşı süratli ve kesin bir denetim yolu öngörülmektedir. Bununla birlikte, kulüpler ile sporcu ya da teknik adamlar gibi diğer kişiler arasındaki alacak uyuşmazlıkların bu şekilde çözüme kavuşturulmasına dair bir zorunluluk bulunmamaktadır. Dolayısıyla, spor kulüpleri ile sporcu, teknik adam ve sporla ilgili diğer kişiler arasındaki alacak haklarına dair uyuşmazlıklar yetki ve göreve ilişkin genel hükümler çerçevesinde adli yargı yerlerinde görülecektir. Böylece, sporla ilgili hizmet, vekalet veya benzeri diğer sözleşmelerden kaynaklanan ifa, ifa etmeme, fesih ve tazminat gibi uyuşmazlıklar ile diğer alacak hakları, genel hükümlere tabi olacaktır.

Adalet Komisyon raporuna göre; spor federasyonlarının organ ve kurullarının, sporun yönetilmesi ve disiplinine ilişkin olarak ihtar, kınama, para cezası, küme düşürme, hak mahrumiyeti, ligden ihraç, tescil iptali, üyeliğin askıya alınması ve üyelikten ihraç gibi bunun yanı sıra sporun yönetilmesine yönelik statü, talimat ve benzeri hukuki düzenlemeleri, müsabakaların icrasına, tatiline, ertelenmesine gibi verdikleri tüm kararlarına karşı sadece zorunlu tahkim yoluna gidilebileceği, zorunlu Tahkim Kurullarının kararlarının kesin olduğu, bu kararlara karşı istinaf, temyiz, karar düzeltme gibi kanun yollarına başvurulamayacağı, bu kararların hukuka aykırı olduğu iddiasıyla tespit, iptal ve tazminat davası açılması mümkün olmadığı vurgulanarak yeniden yazılmıştır. Bu düzenleme karşısında kulüp, sporcu, teknik adam, sağlık personeli, menajer ve maç organizatörü gibi sporla ilgili kişilerin kendi aralarında imzaladıkları transfer, geçici transfer, menajerlik, hizmet, vekalet ve maç organizatörlüğü gibi tüm sözleşmelerden kaynaklanan alacak iddia ve talepleri ile mali haklar, sporun yönetilmesi ve disiplinine ilişkin olmadığından bu kapsam dışındadır. Bu çerçevedeki uyuşmazlıklar ya yargı mercileri nezdinde dava yoluyla ya da tarafların tercihine göre, karşılıklı yazılı mutabakatları ile yargı denetimine tabi olmak üzere spor federasyonlarının kurulları önünde de çözülebilecektir.

Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin olmadığı taraflar arasında imzalanan sözleşmeye aykırılıktan kaynaklandığı Anayasa’nın 59 maddesinin 3. fıkrasındaki düzenlemenin spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin olduğu ve anılan konularda çıkan uyuşmazlıklarda zorunlu tahkim yoluna başvurulabileceği, tahkim kurulu kararlarının kesin olduğu ve bu kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamayacağı öngörüldüğü sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda tahkim kurulunca verilen kararlara karşı yargı yolunun açık olduğu Hal böyleyken mahkemece Tahkim Kurulunun 01.11.2018 tarihli 2018/305 esas 2018/330 sayılı kararının sözleşmeden kaynaklı uyuşmazlığa ilişkin olduğu ve anılan karara karşı yargı yolunun açık olduğu kabul edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2540TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 44,40 TL harcın istek halinde iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/09/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

“Koronavirüs Salgını Sürecinde Futbol Tahkimi” Hakkında Konuştuk

Koronavirüs salgını sürecinde kulüpler futbolculara ücretlerini ödemiyor, futbolcuları ücretlerinde indirim yapmaya zorluyor.

İstanbul Barosu Tahkim Merkezi Başkanı Av. İsmail Altay ile aşağıdaki soruları tartıştık:

  • Futbolcular, kulüplerin indirim taleplerini kabul etmek zorunda mı?
  • Kulüpler sözleşmelerde tek taraflı değişiklik yapabilir mi?
  • Ücreti ödenmeyen futbolcular hangi hukuki yollara başvurabilirler?
  • TFF, kulüpler ve futbolcular arasında çıkacak sözleşmesel uyuşmazlıklara müdahale edebilir mi?
  • Futbolcular Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’na başvurmak zorundalar mı?
  • Uyuşmazlık Çözüm Kurulu gerçek anlamda bir tahkim kurulu mu? Kurulun üyeleri bağımsız ve tarafsız mı?
  • Sözleşmesel uyuşmazlıklar TFF Tahkim Kurulu önüne getirilmeli mi?
  • Futbolcu sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda devlet yargısına başvurulabilir mi?
  • TFF Tahkim Kurulu’nun yapısı nedir? Üyeleri bağımsız ve tarafsız mı?
  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “Ali Rıza ve Diğerleri” kararı Türk spor tahkimi sistemini etkiler mi?
  • Türk spor tahkimi nasıl yapılandırılmalı?

Yayını Youtube’da izleyebilir, Soundcloud ve Spotify’da dinleyebilirsiniz.

mertyasar · Koronavirüs Salgını Sürecinde Futbol Tahkimi



TFF, Covid-19 ile Mücadele Kapsamında Yargı Sürecine İlişkin Alınan Kararlarını Duyurdu

TFF yönetim kurulunun kararlarına ilişkin duyuru aşağıdadır:

TFF Yönetim Kurulunun 31.03.2020 tarih ve 28 sayılı toplantısında, Tahkim Kurulu ve TFF  Hukuk Kurullarının  toplantıları ile bu kurulların karar alma sürecine ilişkin sürelerin ve Tahkim Kuruluna başvuru süresinin durdurulması kabul edilerek;

Covid-19 salgın hastalığı ile mücadele kapsamında, Tahkim Kurulu, Disiplin Kurulları, Etik Kurulu, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu ve Kulüp Lisans Kurulunun tüm toplantıları ile bu kurulların talimatlarında belirlenen yargılama sürecine ilişkin sürelerin bu kararın TFF internet sitesinde yayın tarihinden (bu tarih dâhil) itibaren 30.04.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durdurulmasına,

Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi uyarınca, TFF Yönetim Kurulu ile TFF ilk derece hukuk kurullarının kararlarına karşı itiraz edilen kararın tebliğinden ve TFF talimatlarının yayımından itibaren yedi gün olarak belirlenen Tahkim Kuruluna başvuru süresi 13.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30.04.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durdurulmasına,

Tahkim Kuruluna başvuru ve yargılama sürecine ilişkin sürelerin durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlamasına

Karar verilmiştir.

NOT:

Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi aşağıdaki gibidir:

Okumaya devam et TFF, Covid-19 ile Mücadele Kapsamında Yargı Sürecine İlişkin Alınan Kararlarını Duyurdu

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi: “TFF Tahkim Kurulu Bağımsız ve Tarafsız Değil”

Beklenen gün geldi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu ile ilgili birkaç kararını yayınladı. Karar için bkz. http://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-200548

AİHM, TFF Tahkim Kurulu’nun bağımsız ve tarafsız olmadığına karar verdi. AİHM, bu sorunun yapısal/sistematik bir sorun olduğunu tespit etti. Mahkeme, Türkiye’yi bu yapısal sorunun ortadan kaldırılması için gerekli tedbirleri almaya davet etti.

İlerleyen günlerde kararı kapsamlı şekilde değerlendireceğim.

Bu yazıda sadece AİHM’nin bazı tespitlerini kısaca paylaşacağım:

  • TFF Tahkim Kurulu, kanunla kurulmuş bir mahkemedir. Başvurucular bu hususu tartışmaya açmamış ancak mahkeme tartışmış.
  • Türkiye’de “zorunlu tahkim” olan futbol tahkiminde, TFF Tahkim Kurulu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde aranan bağımsızlık ve tarafsızlık kriterlerini sağlayamamaktadır.TFF Tahkim Kurulu, TFF başkanının önerisiyle, TFF yönetim kurulu tarafından atanmaktadır. TFF yönetim kurulunun seçildiği genel kurulda ise ekseri çoğunluk kulüplerden oluşmaktadır. TFF yönetim kurulu ise çoğunlukla kulüplerin eski yöneticileri ve üyelerinden oluşmaktadır. Bu kişiler futboldan çok kulüplerin menfaatlerini koruyacaklardır.
  • TFF Tahkim Kurulu üyelerinin, görevlerini layığıyla yapmalarını sağlayacak ve onları denetleyecek hiçbir düzenleme, davranış kuralları bulunmamaktadır. Bu kişilerin görevlerini kötüye kullanmaları halinde görevden alınmalarını sağlayacak bir mekanizma yoktur. Bu kişiler, göreve başlarken yemin etmemekte, bağımsızlık ve tarafsızlık beyanında bulunmamaktadır.
  • TFF Tahkim Kurulu’nun görev süresi, onu atayan yönetim kurulunun görev süresi kadardır. Bu durum, kurulun bağımsızlığı ve tarafsızlığı açısından şüphe yaratmaktadır.
  • TFF Tahkim Kurulu üyeleri, göreve başlarken bağımsızlık ve tarafsızlık beyanında bulunmamaktadır. TFF mevzuatında TFF Tahkim Kurulu üyelerinin reddedilmesi halinde hangi usulün uygulanacağı, bu itiraz hakkında hangi makamın karar vereceği öngörülmemiştir.
  • Yukarıdaki hususlar dikkate alındığında, TFF yürütme kurulu ile TFF Tahkim Kurulu arasında yapısal bağ olduğu ortaya çıkmaktadır. TFF yürütme kurulunun TFF Tahkim Kurulu üzerinde etki edebildiği izlenimi doğmaktadır. TFF Tahkim Kurulu dış baskılardan koruyan bir yapılanma bulunmamaktadır.

AİHM, bizim yıllardan beri dile getirdiğimiz sorunlardan bazıları hakkında önemli bir karar verdi. Türk spor tahkimi sisteminin bozuk olduğunu, TFF Tahkim Kurulu’nun bağımsız olmadığını ortaya koydu.

AİHM sadece ihlal kararı vermekle yetinmedi. Türkiye Cumhuriyeti devletine pozitif yükümlülük yükledi. AİHM, devlete TFF Tahkim Kurulu ile ilgili sistematik sorunların ortadan kaldırılması gerektiğini hatırlattı.

Kararla ilgili bir küçük eleştiriyi de paylaşayım. AİHM, TFF Tahkim Kurulu’nu mahkeme olarak kabul etmiş ancak kurulun kararlarına karşı yargı yoluna başvuru yasağını değerlendirmemiş. Anayasa’nın 59’uncu maddesinde yer alan yasağı tartışmamış. Belki diğer başvuruları değerlendirirken tartışır.

AİHM’nin bu kararının ardından Türk spor tahkimi sistemi tartışmaya açılacak. Kısa zaman içinde kanun değişikliklerinin yapılması şart. TFF Statüsü de değişmeli!

Mevzuat değişene kadar önümüzde çok yol var. Bu süreçte AİHM’ye başvuruların çoğalacağını düşünüyorum. Umarım başvurular çığ gibi artar ve AİHM kararları kanun koyucu için baskı unsuru haline gelir.

TFF Tahkim Kurulu İçin Kader Günü

Türkiye’de çok küçük bir azınlık, TFF Tahkim Kurulu ve SGM Tahkim Kurulu’na karşı hukuk savaşı veriyor.

2011 yılında Anayasa’da yapılan değişiklik ile, sporla ilgili çoğu uyuşmazlık için bu tahkim kurullarına başvuru zorunlu hale getirildi ve kurul kararlarına karşı yargı yolu kapatıldı.

Biz Anayasa değişikliği teklifi TBMM’ye getirildiğinden beri bu düzenlemenin doğru olmadığını, Anayasa’ya Anayasaya aykırı düzenleme getirileceğini, böyle bir düzenlemenin dünyada tek bir örneğinin olmadığını, adil yargılanma hakkının ihlal edileceğini, devletin mahkum edileceğini söyleyip durduk.

Ve o gün geldi.

Yarın devlet, Anayasadaki düzenlemeden ötürü büyük ihtimalle mahkum edilecek.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), TFF Tahkim Kurulu ile ilgili 5 başvuru hakkında kararlarını yayınlayacak.

AİHM’nin sitesinde yayınlanan basın bültenine göre, AİHM 5 dosyayı Ali Rıza ve Diğerleri v. Türkiye Kararı olarak yayınlayacak.

Okumaya devam et TFF Tahkim Kurulu İçin Kader Günü

TFF’nin Kurulları Ne Zaman Atandı?

Türkiye Futbol Federasyonu genel kurulu 1 Haziran’da gerçekleşti. Göstermelik seçimde, Nihat Özdemir TFF’nin yeni başkanı oldu.

Bugün TFF‘nin sitesinde bir araştırma yaparken TFF‘nin kurullarına baktım. Gördüğüm kadarıyla geçmiş dönemde kurullarda yer alan kişiler pozisyonlarını korumuşlar.

Belki de kurullara henüz atama yapılmadı. Bilmiyoruz.

TFF mevzuatına göre, kurulların görev süreleri, yönetim kurulunun görev süresiyle sınırlı. Yönetim kurulunun görevi sona erince, kurullar da başka bir işleme gerek olmaksızın lağvedilmiş sayılıyor. Uyuşmazlık Çözüm Kurulu‘nda görevli Başkanlar Kurulu’nun ve UÇK‘ya atanmış hakemlerin de görev süreleri sona eriyor.

Geçmiş dönemlerde kurullara atama yapıldığı zaman, bu atamalar TFF’nin sitesinde ilan edilirdi. Oysa TFF genel kurulundan bugüne kadar TFF’nin sitesinde duyuru yayınlanmadı.

Özellikle Uyuşmazlık Çözüm Kurulu‘na ve TFF Tahkim Kurulu‘na başvuracak yahut PFDK‘ya savunma verecek kişiler bu hususa dikkat etmeli ve gerekirse resmî atama yapılıp yapılmadığını araştırmalılar. Zira görev süresi sona ermiş kurullara ve bu kurulların kararlarına itiraz edebilirler.

Türkiye Profesyonel Futbolcular Derneği, kurullar hakkında açıklama yapmadı. Yoksa dernek kurulların, özellikle Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’na atanmış hakemlerin görev sürelerinin bittiğinin farkında değil mi?

Yargıtay Kararı – Uyuşmazlık Çözüm Kurulu, İhtiyari Tahkim (2014)

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2016/20902 E., 2019/1275 K.

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, davalı kulüp ile aralarında imzalanmış 19.06.2012 başlangıç tarihli Profesyonel Futbolcu Sözleşmesi kapsamında, toplam hakedişinin 124.457,68 TL olduğunu ileri sürerek; fazlaya dair haklar saklı tutulmak suretiyle ödenmeyen 47.727,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesinden bahsedilerek, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüm yerinin, TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulu (UÇK) olduğundan bahisle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Hemen belirtilmelidir ki; eldeki dava 27.10.2014 tarihinde açılmış olup, bu tarihteki düzenlemelere göre UÇK’nın görev alanının belirlenmesi gerekeceği açıktır. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Ana Statüsünün 21.7.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren değişik 56.maddesinde, “Kulüpler, futbolcular teknik direktörler, antrenörler, futbolcu temsilcileri, sağlık personelleri ve müsabaka organizatörleri aralarındaki futbolla ilgili her türlü sözleşmeden doğan ihtilafların çözümü için uyuşmazlık çözüm kurulunun yetkisini kabul edip etmemekte serbesttirler. Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun yetkili olabilmesi için tarafların ihtilafın ortaya çıkmasından sonra kurulun yetkisini yazılı olarak kabul etmeleri şarttır. Bununla birlikte sportif cezalarla, yetiştirme tazminatına ilişkin ihtilaflar münhasıran uyuşmazlık Çözüm Kurulu önünde çözülür. Bu kararlara karşı ancak Tahkim Kurulu’na itiraz edilebilir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Bu düzenleme ile, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun mecburi tahkim ve ihtiyari tahkim şeklinde iki ayrı görevi bulunduğu, sadece sportif cezalarla yetiştirme tazminatlarına ilişkin uyuşmazlıkların mecburi hakem olarak Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nda görülebileceği, diğer uyuşmazlıkların ise, genel hükümlere tabi olup, ancak her iki tarafın da yazılı olarak kabul etmesi halinde, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu tarafından ihtiyari tahkim sıfatıyla bakıp sonuçlandırabileceği anlaşılmaktadır.

Somut olayda, davanın niteliğine göre, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun mecburi tahkim değil, ihtiyari tahkim yetkisi bulunduğundan, adı geçen Kurulun yetkili olabilmesi için, tarafların ihtilafın ortaya çıkmasından sonra kurulun yetkisini yazılı olarak kabul etmeleri şarttır. Davacı ise, alacağının tahsili için eldeki davayı açmış olduğundan, ihtiyari tahkim niteliğindeki Uyuşmazlık Çözüm Kurulunun yetkisini kabul etmediğini ortaya koymuş, tercihini genel mahkemelerde dava açmaktan yana kullanmıştır. O halde, uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemeler görevlidir. O halde, mahkemece işin esası incelenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın usulden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 05/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Ticari İşlerde Zorunlu Arabuluculuk Kabul Edildi

Türkiye Büyük Millet Meclisi, ticari işlerde zorunlu arabuluculuk öngören düzenlemeyi kabul etti.

Ticari işlerde zorunlu arabuluculuğu öngören Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun, 19 Aralık 2018 tarihli ve  30630 sayılı Resmî Gazete‘de yayımlandı (Kanunla ilgili Komisyon Raporu için bkz. https://goo.gl/8QrFMK. Kanunun kabul edildiği oturumun tutanağı için bkz. https://goo.gl/4BQNBU) Okumaya devam et Ticari İşlerde Zorunlu Arabuluculuk Kabul Edildi

Anayasa Mahkemesi’nden Türkiye Futbol Federasyonu’na Ağır Darbe

Birkaç hafta önce Anayasa Mahkemesi’nin Türkiye Futbol Federasyonu Kanunu ile ilgili görüşme yaptığını yazmıştım. Mahkeme, kanunun 5’inci maddesi hakkındaki iptal başvurusunu esastan görüşmüştü ancak kararı bir türlü yayınlamamıştı.

Yaklaşık 1,5 aydır sabırsızlıkla bu kararı bekliyordum.

Bugün önemli bir çalıştayda “Spor Tahkimi” hakkında konuşacağım. Program belli olduğundan beri, “keşke Anayasa Mahkemesi’nin kararı Çalıştay günü yayınlansa! Herkes kararın şaşkınlığı ile salona gelse. Bilmeyenler de salonda öğrenip şaşırsalar” diyordum.

Kalbim çok temizmiş.

Anayasa Mahkemesi’nin kararı, 2 Mart 2018 Tarihli ve 30348 Sayılı Resmî Gazete‘de yayımlandı. (Alternatif link: https://tinyurl.com/y754rmzd)

Okumaya devam et Anayasa Mahkemesi’nden Türkiye Futbol Federasyonu’na Ağır Darbe

TFF’de Özer Hurmacı Krizi

TFF kurullarından Uyuşmazlık Çözüm Kurulu (UÇK), bugün Osmanlıspor forması giyen Özer Hurmacı ile futbolcunun eski kulübü Trabzonspor arasında çıkan anlaşmazlıkta Hurmacı hakkında 6 ay müsabakalardan men kararı vermişti.

Dünya Profesyonel Futbolcular Birliği (FIFPro), bu uyuşmazlığa müdahil oldu.

FIFPro, bugün yayınladığı bir açıklama ile, Profesyonel Futbolcular Derneği’nin UÇK kararına karşı hukuki yollara başvurduğunu ve bu konuda PFD’yi desteklediğini duyurdu. Okumaya devam et TFF’de Özer Hurmacı Krizi

Özer Hurmacı Krizi Büyüyor

TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulu, bugün Osmanlıspor forması giyen Özer Hurmacı ile futbolcunun eski kulübü Trabzonspor arasında çıkan anlaşmazlıkta Hurmacı hakkında 6 ay müsabakalardan men kararı vermişti.

Bu olay, Trabzonspor camiasını çok mutlu etmekle birlikte sporcu haklarını savunan hukukçuları rahatsız etmişti.

Bu hafta bu olayın çok farklı bir boyut kazandığını öğrendik.

Dünya Profesyonel Futbolcular Birliği (FIFPro), İnternet sitesinde yaptığı açıklama ile, Profesyonel Futbolcular Derneği’nin (PFD) Özer Hurmacı ile ilgili UÇK kararına karşı hukuki yollara başvurduğunu açıkladı.

FIFPro’nun sitesinde Profesyonel Futbolcular Derneği başkanı Hakan Ünsal’ın açıklamalarına yer verildi.

Ünsal, Özer Hurmacı ile ilgili kararın tüm futbol camiasını çok şaşırttığını, UÇK’nın tarafsızlığı konusunda şüpheler uyandırdığını ifade etmiş. Ünsal, UÇK’nın kararının kulüpleri futbolculara hukuka aykırı cezalar vermek konusunda cesaretlendireceğini söylemiş.

Keşke Hakan Ünsal bu açıklamalarını başkanı olduğu derneğin İnternet sitesinde de paylaşsaydı!

Keşke PFD, kapsamlı bir basın açıklaması yayınlasaydı! UÇK ve TFF Tahkim Kurulu’nun yapısı hakkındaki kaygılarını kamuoyu ile paylaşsaydı! TFF Talimatlarının FIFA, UEFA mevzuatına ve Türk hukukuna aykırı düzenlemelerini kamuoyunun bilgisine sunsaydı!

Top şimdi TFF Tahkim Kurulu’nda. Kurul, önce PFD’nin dava ehliyeti olup olmadığını inceleyecek. Bu konuda ciddi tartışma olacaktır.

Eminim Özer Hurmacı da TFF Tahkim Kurulu’na başvurmuştur. Eğer TFF Tahkim Kurulu, Hurmacı’nın itirazını reddederse, Hurmacı’nın önünde devlet yargısı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi var.

Türk spor tahkimini zor günler bekliyor. Yolun sonu göründü.

UÇK Kararlarında İsimler Yayınlanmamalı

Türkiye Futbol Federasyonu, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu kararlarının hüküm kısımlarını İnternet sitesinde yayınlıyor.

UÇK’nın kararlarında tarafların isimlerini görüyoruz.

Oysa bu isimler gizli tutulmalı! Okumaya devam et UÇK Kararlarında İsimler Yayınlanmamalı

Sporda Zorunlu Arabuluculuk Dönemi Başlıyor

Türkiye’de pek bilinmese bile, kulüplerde ücret karşılığı spor faaliyetinde bulunanlar (profesyoneller) işçidir. Profesyonel sporcular, antrenörler, teknik direktörler, teknik elemanlar ile kulüpler veya federasyonlar arasında yapılan sözleşme hizmet sözleşmesidir. Taraflar bir sözleşme imzalamamış olsalar bile, hizmet sözleşmesi kurulmuş sayılır.

Yakın zaman içinde profesyonel spor sektöründe yeni bir dönem başlayacak.

İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı, TBMM’ye sevk edildi. Tasarının TBMM tatile girmeden önce yasalaşması bekleniyor.

Okumaya devam et Sporda Zorunlu Arabuluculuk Dönemi Başlıyor

2017 Yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Yayınlandı

2017 yılında uygulanacak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, Resmî Gazete’de yayımlandı.

Tarife ile, Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu’nun karşı tarafa yükletmesi gereken avukatlık ücretleri de öngörüldü.

SGM Tahkim Kurulu, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde Danıştay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde ilk derecede görülen davalar için öngörülen avukatlık ücretine hükmedecek. Bu düzenlemeye göre, SGM Tahkim Kurulu, duruşmasız işlerde 1.800 TL, duruşmalı işlerde ise 3.600 TL avukatlık ücretine hükmedecek.

Türkiye Futbol Federasyonu ise bu konuda kendi mevzuatını uyguluyor. Uyuşmazlık Çözüm Kurulu Talimatı‘na göre, UÇK Talimatı kapsamındaki uyuşmazlıklarda Asliye Mahkemelerinde takip edilen davalar için uygulanan maktu avukatlık ücretine hükmedilmektedir (UÇK Talimatı md. 20/son).

TFF’nin yukarıdaki düzenlemesi hukuka aykırıdır. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, hakem önünde yapılan her türlü hukuki yardımlarda Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerinin uygulanması gerekir (Tarife md. 17/I). TFF, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne aykırı düzenleme getiremez.

TFF’nin bu düzenlemesinin iptali için dava açılabilir.

TFF 1. Lig Kulüpleri Birliği İlk Günden Kontrolü Kaybetti

TFF 1. Lig Kulüpleri Birliği, ‘kulüplerinden sorunlu ayrılan oyuncuları kendi aralarında transfer etmeme‘ kararı almıştı.

Bu kararla ilgili bazı hukuki sorunları yazmıştım.

Türkiye Profesyonel Futbolcular Derneği (TPFD) de bu konuda bir kamuoyu açıklaması yayınladı.

TPFD’nin açıklamasına göre, dernek başkanı Hakan Ünsal, Birlik Başkanı ve Eskişehirspor Başkanı Halil Ünal ile telefon görüşmesi gerçekleştirmiş. Bu görüşmede Halil Ünal, TFF 1. Lig’de kulüp başkanlarından oluşan bir Etik Kurul – UÇK (Uyuşmazlık Çözüm Kurulu) benzeri bir yapı oluşturduklarını ve ‘Sorunlu oyuncuları kendi aralarında transfer etmeme’ kararı aldıklarını açıklamış.

TPFD, bu açıklama ile ilgili bazı çekincelerini paylaşmış.

Birkaç hususa daha dikkat çekmek isterim.

BU BİRLİĞİN HUKUKÇUSU/AVUKATI KİM?

Halil Ünal‘ın açıklaması akıllara zarar.TFF 1. Lig’de kulüp başkanlarından oluşan bir Etik Kurul – UÇK (Uyuşmazlık Çözüm Kurulu) benzeri bir yapı oluşturmuşlar.

Böyle bir yapı oluşturulamaz.

Bir kurul hem Etik Kurulu hem de UÇK olarak işlev göremez. Üstelik böyle bir kurul sadece ve sadece Birlik üyesi kulüpler hakkında karar alabilir. Birlik üyesi kulüplerin yöneticilerinin Birliğe karşı disiplin ihlallerini soruşturabilir. Oysa bu kurul, futbolcular hakkında kararlar alacak.

Birlik bünyesinde Uyuşmazlık Çözüm Kurulu oluşturulamaz. Uyuşmazlık Çözüm Kurulu sadece kulüp başkanlarından oluşamaz. Futbolcuların da temsilcilerinin bulunması gerekir. Üstelik UÇK’da görev alacak hakemlerin bağımsız ve tarafsız olması gerekir. Ayrıca sözde Uyuşmazlık Çözüm Kurulu kararlarına karşı hangi makama itiraz edilecek? Bu kurul, hiçbir şekilde FIFA’nın öngördüğü ulusal uyuşmazlık çözüm kurulu yapısının özelliklerini taşımamaktadır.

TFF 1. Lig Kulüpler Birliği, kendi bünyesinde Uyuşmazlık Çözüm Kurulu oluşturamaz. Birlik, TFF bünyesindeki UÇK’ya hakem listesi göndermek için uğraşmalıdır.

Halil Ünal hukukçu değil. Ne dediğini bilmiyor olabilir. Birliğin tüzüğünü görmek, tüzüğü yorumlamak gerekir. Birliğin tüzüğü nerede? 

Bu Birliğin hukukçusunun kim olduğunu, hangi hukukçuların bu birliğe danışmanlık hizmeti verdiklerini çok merak ediyorum. Birliğin hukukçusu, hukuk danışmanı var ise, lütfen bizimle Birliğin tüzüğünü ve talimatlarını paylaşsın!

ŞİKECİ, KULÜBÜ BORÇ BATAKLIĞINA SÜRÜKLEYEN YÖNETİCİLER NE OLACAK?

Yukarıda da belirttiğim gibi, TFF 1. Lig Kulüpler Birliği bünyesinde oluşturulacak Etik Kurulu sadece Birlik üyesi kulüpler, kulüp yöneticileri hakkında karar alabilir.

Bugün TFF 1. Lig kulüpleri içinde şike ve teşvik primi sebebiyle ceza alan kulüpler bulunmaktadır. Aynı şekilde, şikeye ve teşvik primine karışan yöneticiler spor kamuoyu tarafından bilinmektedir. Birliğin Etik Kurulu öncelikle bu kulüpleri ve yöneticilerini radarına almalı.

Kulüpleri borç bataklığına sürükleyen, futbolculara ücretlerini ödemeyen kulüpler ne olacak? Daha geçen hafta kulübünün anahtarını Eskişehir Valisi’ne teslim eden Halil Ünal, nasıl oluyor da “sorunlu futbolculara” iş vermemeye cüret edebiliyor? Birliğin Etik Kurulu, Halil Ünal‘a da ceza verecek mi?

REKABET KURULU, BU BİRLİK HAKKINDA SORUŞTURMA AÇMALIDIR

Önceki yazımda da belirtmiştim. Rekabet Kurulu hemen TFF 1. Lig Kulüpler Birliği hakkında soruşturma açmalıdır. Bu birliğin futbolcularla ilgili aldığı karar açıkça Rekabet Kanunu’na aykırıdır.

Bu birliğe hemen bir ders verilmesi gerekiyor.

Profesyonel Futbolcular Derneği, futbolcuların çalışma haklarının elinden alınmasına yönelik bahsedilen bu ve benzeri uygulamalar için TFF ve ilgili kurumlara da başvuracağını açıkladı. Bu dernek hemen Rekabet Kurulu’na başvurmalıdır.

Yargıtay Kararı – Futbolcu Sözleşmesi, Yerel Uyuşmazlık, Uluslararası Tahkim, FIFA Uyuşmazlık Çözüm Kurulu, Genel Mahkemelerin Görevi

13. Hukuk Dairesi         2016/18154 E.  ,  2016/22116 K.

“İçtihat Metni”


MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, davalı kulüp ile aralarında 27.01.2014 başlangıç, 31.05.2014 bitiş tarihli “Profosyonel Futbolcu Tip Sözleşmesi” ve bu sözleşmenin eki niteliğinde “Sözleşme” bulunduğunu, davalı kulüpte görev yaptığı dönem boyunca sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, ancak davalı kulübün “ücret ödeme” yükümlülüğünü sözleşmede belirtildiği şekilde yerine getirimediğini ileri sürerek; asıl dava dosyasında 728.775,4 EURO paranın tahsiline, birleştirilen dava dosyasında ise 29.05.2014 tarih 2014/77 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile verilen 60.000 TL para cezasının haksız olduğunu beyanla iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, uyuşmazlığın, taraflar arasındaki sözleşmenin 7. maddesinin A bendi uyarınca FİFA Tahkim Mahkemesi nezdinde ileri sürübeleceğini beyanla davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin sair hükümler başlıklı 7. maddesinin “İşbu sözleşme’den doğan uyuşmazlıklar nedeniyle, taraflardan herhangi birince FİFA Zurih, işviçre’deki Uluslararası Futbol Federasyonu Birliği’ne ve bu sözleşmeden doğan taraflar arasında çıkan herhangi uyuşmazlığı çözmek için yetkili kuruluş olan temyiz kurulu olarak CAS ( spor anlaşmazlık Çözüm Kurulu Mahkemesi) ne başvurulabilir.” hükmünün tahkim şartına ilişkin olduğu gerekçesi ile asıl ve birleştirilen davaların usulden reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın futbolcu olan davacının ücret alacağından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Öyle olunca, uyuşmazlığın bu niteliği itibariyle görev hususunda yasal düzenlemelerin irdelenmesi gerekmektedir. 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun’un Tahkim Kurulu ve görevlerini düzenleyen 13 ve 14. maddesi, 4.12.2007 tarihi ve 26720 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 29.11.2007 tarih ve 5719 sayılı kanunun 10. ve 11. maddeleri ile değiştirilmiş, yine bu kanunun 9. maddesi ile de Kanunun 12. maddesinden sonra gelmek üzere 12/A maddesi eklenmiştir. 3813 sayılı kanuna 5719 sayılı kanunla eklenen “Uyuşmazlık Çözüm Kurulu” başlıklı 12/A maddelerinde önce bu kurulun oluşumu usulü ve çalışma usulleri açıklandıktan sonra, “Uyuşmazlık Çözüm Kurulu” Kulüpler ile kulüpler, Kulüpler ile futbolcular, teknik direktörler, antrenörler, oyuncu temsilcileri, masörler ve müsabaka organizatörleri, oyuncu temsilcileri ile futbolcular, teknik direktörler, antrenörler, arasında her türlü sözleşmeden doğan veya futbolla ilgili olan uyuşmazlıkları, tarafların başvurusu üzerine münhasıran yetkili olarak inceler ve karara bağlar.” hükmüne yer verilmiştir. 5719 sayılı kanunla değişik 3813 Sayılı Kanun, 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır. 5894 Sayılı kanunla uyuşmazlıkların çözüm yeri olarak İlk derece hukuk Kurulları (ki bunlar arasında uyuşmazlık Çözüm kurul da yer almaktadır) ile bunların üstünde olmak üzere Tahkim Kurulu gösterilmişse de, bu kurulların görevine girecek uyuşmazlıkların nelerden ibaret olduğu konusunda açık bir düzenleme getirilmeyerek, bu düzenleme TFF ana Statüsüne bırakılmıştır. Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun görev ve yetkileri Futbol Federasyonunun ana statüsünde belirlenmiştir.
TFF Ana statüsünde TFF Genel Kurulu’nca yapılan değişiklik 21.7.2011 tarih ve 280001 sayılı Resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ana Statünün 21.7.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren değişik 56. maddesinde, 1. Kulüpler, futbolcular teknik direktörler, antrenörler, futbolcu temsilcileri, sağlık personelleri ve müsabaka organizatörleri aralarındaki futbolla ilgili her türlü sözleşmeden doğan ihtilafların çözümü için uyuşmazlık çözüm kurulunun yetkisini kabul edip etmemekte serbesttirler. Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun yetkili olabilmesi için tarafların ihtilafın ortaya çıkmasından sonra Kurulun yetkisini yazılı olarak kabul etmeleri şarttır. Bununla birlikte sportif cezalarla, yetiştirme tazminatına ilişkin ihtilaflar münhasıran uyuşmazlık Çözüm Kurulu önünde çözülür. Bu kararlara karşı ancak Tahkim Kurulu’na itiraz edilebilir, şeklinde düzenleme getirilmiştir. Bu düzenleme ile, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun mecburi tahkim ve ihtiyari tahkim şeklinde iki ayrı görevi bulunduğu, sadece sportif cezalarla yetiştirme tazminatlarına ilişkin uyuşmazlıkların mecburi hakem olarak uyuşmazlık Çözüm kurulu’nda görülebileceği, diğer uyuşmazlıkların ise genel hükümlere ve 1. madde uyarınca tarafların anlaşmalarına bağlı olduğu ve uyuşmazlığın doğmasından sonra yazılı olarak kabul etmeleri halinde uyuşmazlık çözüm kurulunun ihtiyari tahkim sıfatıyla bakıp sonuçlandırabileceği ve bu kararlara karşı Genel Hükümler uyarınca yargı yoluna başvurulabileceği anlaşılmaktadır. Yine Geçici 1. madde uyarınca da, uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nca henüz karara bağlanmamış ihtilaflarda taraflara uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun ihtiyari yetkisini kabul edip etmediklerini 10 günlük kesin süre içerisinde bildirmeleri, tarafların Kurulun yetkisini yazılı olarak kabul etmeleri halinde, dosyanın yeni teşekkül ettirilecek hakem heyeti tarafından karara bağlanacağı, söz konusu süre içerisinde taraflarca kurulun yetkisinin yazılı olarak kabul edilmemesi halinde taraflara hakları da hatırlatılmak suretiyle dosyalarının ve harçlarının iade edileceği kararlaştırılmıştır. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan Mahkemece her aşamada re’sen nazara alınması gerekmektedir. Dava açılmadan önce ana statüde değişiklik gerçekleşmiştir. Henüz ihtilaf doğmadan önce statü değişikliği yürürlüğe girdiğine göre, artık statü uyarınca tarafların yazılı olarak uyuşmazlık çözüm kurulunun görevini benimsemesi gerekir. Bu hususta davalı yanın herhangi bir beyanı bulunmamaktadır.
Diğer yandan; 21.6.2001 tarihinde, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK) kabul edilmiş ve 5.7.2001 tarihinde de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Tahkim usulüne uygulanacak kuralları düzenleyen söz konusu kanunun, “amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesi gereğince, yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği veya anılan kanun hükümlerinin taraflar ya da hakem veya hakem kurulunca seçildiği uyuşmazlıklarda, MTK’nun uygulanması zorunlu olup, kanunun 5. ve 6. maddelerinde belirtilen hallerde tahkim yerinin Türkiye dışında belirlendiği durumlarda da MTK’nun uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin Türkçe tercümesinin 7. maddesinin “İşbu sözleşme’den doğan uyuşmazlıklar nedeniyle, taraflardan herhangi birince FİFA Zurih, işviçre’deki Uluslararası Futbol Federasyonu Birliği’ne ve bu sözleşmeden doğan taraflar arasında çıkan herhangi uyuşmazlığı çözmek için yetkili kuruluş olan temyiz kurulu olarak CAS (spor anlaşmazlık Çözüm Kurulu Mahkemesi) ne başvurulabilir.” düzenlemesi ile FİFA kapsamında tahkim şartı içerdiği görülmektedir. Davacı futbolcu, mahkeme kararını müteakip 11.08.2015 tarihinde FİFA Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’na müracaat etmiş, 27 Kasım 2015 tarihli kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın uluslararasılık boyutu bulunmadığı gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında; uyuşmazlığın çözümünde Genel Mahkemeler görevli olup, HMK.nun 2/1. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Mahkemece, bu doğrultuda deliller toplanıp hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin alınan 29,20 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Altınordu FK Oyuncularını Kim Koruyacak?

Altınordu FK Başkanı Seyit Mehmet Özkan, 1-1 biten Bandırmaspor maçından sonra futbolcularına açık mektup yazdı. Bu mektup, kulübün Internet sitesinde yayınlandı. Özkan, bu mektupla futbolcuların ara transfer döneminde kulüpten ayrılmalarını istedi.

Bu mektup Türk futbolunun, spor yönetiminin içler acısı haline ortaya koydu. Futbolcuların şamar oğlanına döndüklerini, ciddi mobinge uğradıklarını, hiçbir güvenceleri olmadığını, kaderlerinin kulüp başkanının iki dudağı arasında olduğunu, her an hedef tahtası olabileceklerini gösterdi.

TFF, Özkan’ı disipline sevk edecek mi göreceğiz. TFF’nin hiç düşünmeden sevk etmesi gerekir.

Özkan, hangi futbolculara kapıyı gösterdi? Yola evlatları ile devam edeceğini yazdığına göre, Özkan büyük yaştaki futbolculara seslenmiş olmalı.

Altınordu’nun oyuncu listesine baktığımızda Özkan’ın şu isimlere seslendiğini düşünüyorum: Emre Kara (1989), Erdoğan Yeşilyurt (1993), Göksu Türdoğan (1985), Kenan Karışık (1987), Mehmet Ozan Tahtaişleyen (1985), Muhammed Emel (1995), Murat Hocaoğlu (1995), Serkan Göksu (1993), Sertaç Çam (1992), Sinan Osmanoğlu (1990), Uğur Arslan Kuru (1989), Umut Sözen (1990), Üstün Bilgi (1988), Yusuf Abdioğlu (1989)

Peki futbolcular bu kadar korumasız mı? Onları kim koruyabilir?

İÇERİĞİN KALDIRILMASI VE ERİŞİM ENGELLEME TALEP EDEBİLİRLER

Altınordu FK’nın futbolcuları, kendilerine çeşitli sıfatlar atfederek kişilik haklarına saldıran Özkan’ın yazısının kaldırılmasını veya en azından ilgili yazıya erişimin engellenmesini talep edebilirler. Avukatları, farklı kanunlarda öngörülen yöntemleri kullanabilirler.

FUTBOLCULAR İŞÇİDİR

Özkan’a göre, futbolculuk, bir meslek değil. Sadece bir uğraş. Özkan‘ın “uğraş”tan ne anladığı da belli değil. Yazısından anlaşılmıyor.

Türkiye’de futbolcuların statüsü henüz anlaşılmadı. Medyatik spor hukukçularımız bile futbolcunun niteliğini bilmiyorlar.

Futbolcu, işçidir. Dünyada istisnasız bu şekilde nitelendirilir. Bu konu sadece Türkiye’de tartışmalı. Bu da, Türk akademisyenlerin ve avukatların hukuku sulandırma alışkanlığının sonucu.

Futbolcunun yüksek ücret alması sebebiyle işçi olarak nitelendirilemeyeceğini iddia eden hukukçularımız Borçlar Hukuku Özel Hükümler ders kitaplarını ve ders notlarını tekrar okumalarını tavsiye ederim. “Hizmet sözleşmesi” konusundaki bilgilerini tazelesinler.

TFF TALİMATLARI HUKUKA AYKIRI

Türkiye’de bir başka hukuki sorun ise, futbolcu-kulüp ilişkisini sadece TFF Talimatları uyarınca değerlendirme çabası.

TFF Talimatları’nı normlar hiyerarşisinde en üste koyan hukukçularımızın bilgi düzeyini tartışmayacağım. TFF Talimatları, Türk Anayasası’nın ve Türk Borçlar Kanunu’nun altındadır. Bu Talimatlar, Türk mevzuatına uygun olmak zorundadır. FIFA talimatına uygunluk, Türk hukukuna uygunluk karinesini doğurmaz. Türk Borçlar Kanunu’nun hizmet sözleşmesine ilişkin hükümleri nisbi emredici niteliktedir. İşçi aleyhine düzenleme getirilemez.

Son olarak, TFF Talimatları, FIFA ve UEFA düzenlemelerine uygun olmadığını belirteyim. FIFA düzenlemelerinde futbolcuyu koruyan hükümler TFF Talimatları’na işlenmedi. Sözleşmenin feshi için öngörülen süre ise FIFA düzenlemesine açıkça aykırı. Futbolcuyu 30 gün kulübe bağlayan ve kulübe her türlü suistimali yapma imkanı tanıyan bu hüküm hala yürürlükte.

BAŞKANIN PSİKOLOJİK TACİZİ ALTINORDU FK’YI BAĞLAR

TFF Talimatları’nın hukuka aykırı ve eksik olması, futbolcuların korumasız olduğu anlamına gelmez.

Futbolcular Türk Borçlar Kanunu’nun hizmet sözleşmesi hükümlerine dayanabilirler. Aynı şekilde, FIFA’nın ulusal mevzuata aynen geçirilmesini istediği hükümleri ileri sürebilirler.

Başkanları tarafından taciz edilen ve taraftarlara yem edilen Altınordu FK futbolcuları öncelikle Türk Borçlar Kanunu’na dayanabilirler.

Türk Borçlar Kanunu’na göre, işveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür (TBK md. 417/I).

Altınordu FK, başkanının psikolojik tacizinden ötürü sorumludur. Futbolcular hem başkandan hem de kulüpten tazminat isteyebilirler. İşverenin kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi olacaktır (TBK md. 417/III).

Kanun futbolculara tazminat talep etme hakkı verse bile futbolcular kulübe dava açarlar mı?

KADRO DIŞI BIRAKMANIN ÖNÜNE NASIL GEÇİLECEK?

Futbolcular, kulüpten veya başkandan tazminat isterler ise, büyük ihtimalle kadro dışı bırakılacaklar.

Kadro dışı bırakma, haklı ve objektif sebebe dayanması gerekirken, Türkiye’de kulüpler bu imkanı kötüye kullanıyorlar. TFF de kadro dışı bırakma uygulamasına izin veriyor. Bugüne kadar futbolcusunu kadro dışı bıraktığı için cezalandırılan tek bir kulüp yok.

İsviçre Federal Mahkemesi, kadro dışı bırakmanın son çare olması ve ölçülülük ilkesine uygun hareket edilmesi gerekliliğine işaret etmektedir. İFM, antrenörüne hareket çeken futbolcunun kadro dışı bırakılmasını uygun görmemiş ve kadro dışı bırakılan futbolcunun sözleşmeyi haklı sebeple feshettiğini kabul etti.

FIFPro da bu konuda çok hassas. FIFPro, kadro dışı bırakma uygulamasına karşı çıkıyor. FIFPro ulusal mahkemeler, tahkim mahkemeleri ve CAS önünde bu uygulamaya karşı savaş veriyor.

UYUŞMAZLIK ÇÖZÜM KURULU’NA BAŞVURU ZORUNLU MU? UÇK BAĞIMSIZ MI?

Futbolcular, tazminat davası açmaya karar verseler, nereye başvuracaklar? Devlet mahkemelerine mi, TFF bünyesindeki Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’na mı başvurmalılar?

Kulüp başkanına karşı devlet mahkemelerinde dava açılabilir. Ancak kulübe karşı açılacak davada görev konusu tartışmalı.

Kulübün sorumluluğu sözleşmeden doğan sorumluluk olarak nitelendirilecek. Sözleşmeden doğan sorumluluğun ise Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun görevi kapsamında olduğu iddia edilebilir.

Sözleşme imzalanırken kabul edilen tahkim şartı geçerli midir? Futbolcunun tahkim konusunda serbest iradesi var mıdır? Sözleşmeden doğan sorumluluktan tahkime başvuru zorunlu değildir. Zira Anayasa değişikliğinde bu konu açıkça kapsam dışında bırakılmıştır. Anayasa’da kapsam dışı bırakılan ve TFF Kanunu’nda açıkça zorunlu başvuru makamı olarak kabul edilmemiş bir kurul, Statü değişikliği ile zorunlu hale getirilebilir mi?

Yukarıdaki sorular Anayasa, usul hukuku ve tahkim uzmanlarının yanıt verebileceği sorulardır. Ne yazık ki spor hukukçuları temelsiz ve gerekçesiz şekilde UÇK’nın zorunlu tahkim makamı haline geldiğini iddia ediyorlar. Sadece UÇK Talimatı’na referans veren bu görüşleri ciddiye almak mümkün değil.

UÇK’ya başvurunun zorunlu hale geldiğini kabul edelim. Bu sefer UÇK’nın yapısı güven vermiyor. Kulüpler tarafından seçilen TFF, UÇK’da Başkanlar Kurulu oluşturdu. UÇK heyetlerinde başkan bu Kurul üyeleri arasından atanıyor. Kulübün atadığı hakem ve kulüplerin seçtiği TFF’nin başkan olarak atadığı hakem karşısında futbolcuların pek şansı yok. Görünüşte bile bağımsız olmayan bir kuruldan adil ve hukuka uygun karar beklemek hayal.

PROFESYONEL FUTBOLCULAR DERNEĞİ NEREDE?

Yukarıda sayılan tüm olumsuzluklar, hukuka aykırlıklar futbolu sarmışken futbolcuların haklarını korumak için kurulduğu iddia edilen ve futbolcuları TFF genel kurulunda temsil eden Profesyonel Futbolcular Derneği ne yapıyor?

Hiçbir şey.

Profesyonel Futbolcular Derneği, TFF’nin hukuka aykırı talimatlarının değiştirilmesi için kılını kıpırdatmıyor. UÇK sisteminin değişmesi için uğraşmıyor. Bu konularda raporlar hazırlayıp yayınlamıyor. Kamuoyunu bilgilendirmiyor. Lobi yapmıyor. FIFPro‘dan destek istemiyor. Futbolcuları dava açmaya yönlendirmiyor. Kendisi davalar açmıyor.

Sormak lazım: Profesyonel Futbolcular Derneği nerede?

TFF, UÇK Kararlarını Yayınlarken Gizliliğe Özen Göstermeli

TFF, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’ne götürülen davalarda tarafların kişilik haklarını korumuyor, gizlilik kuralına riayet etmiyor.

Mevzuata göre, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun kararlarına karşı TFF Tahkim Kurulu’na başvuruluyor.

TFF, Tahkim Kurulu’nun itiraz sonucu verdiği kısa kararları yayınlıyor. Ne yazık ki, TFF Tahkim Kurulu’nun kararlarında ilgili uyuşmazlıkların taraflarının isimleri açıkça zikrediliyor.

Oysa TFF, 13.11.2008 tarihinde yayınladığı açıklamada, “şahısların alacak taleplerine ilişkin konularda kişilik haklarının korunmasına ilişkin menfaat ağır basması sebebiyle, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun kararlarının, Türkiye Futbol Federasyonu’nun internet sitesinde, taraf isimleri belirtilmeksizin, sadece esas numaraları zikredilerek yayınlandığı “duyurmuştu.

TFF, aynı hassasiyetle hareket etmeye devam etmeli ve UÇK kararlarında taraf isimlerini zikretmekten imtina etmelidir.

Uyuşmazlık Çözüm Kurulu İlk Kararlarını Verdi

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) bünyesinde oluşturulan Uyuşmazlık Çözüm Kurulu (UÇK), ilk kararlarını verdi. TFF Tahkim Kurulu bu kararları onadı ve böylece kararlar kesinleşmiş oldu.

Okumaya devam et Uyuşmazlık Çözüm Kurulu İlk Kararlarını Verdi

TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulu Hakem Listesi Yayınlandı

TFF Yönetim Kurulu’nun 27.10.2015 tarih ve 7 sayılı toplantısında alınan kararla, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu Hakem Listesi oluşturuldu.

Uyuşmazlık Çözüm Kurulu Hakem Listesi için tıklayınız.

Uyuşmazlık Çözüm Kurulu Talimatı’nda Değişiklik

TFF, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu Talimatı’nda değişiklik yapıldığını duyurdu.

Talimat’a geçici madde eklendi. İlgili madde aşağıdaki gibidir:

TFF Statüsü’nün 55. ve 56. maddelerinde Uyuşmazlık Çözüm Kurulunun yargı yetkisine ilişkin olarak getirilen değişiklikler yürürlük tarihi olan 11.07.2015 tarihinden önce adli yargıda açılmış ve görülmekte olan davalar Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun münhasır görevi kapsamında değildir. Statü değişikliğinin yürürlük tarihi olan 11.07.2015 tarihinden önce adli yargıda açılmış ve devam eden davalar yönünden mahkemeler görevli olmaya devam edecektir.

TFF Talimatlarında Değişiklik Yapıldı

Türkiye Futbol Federasyonu’ndan yapılan açıklamaya göre, TFF Yönetim Kurulu’nun 28.07.2015 tarih ve 3 sayılı toplantısında alınan kararla, “Futbol Disiplin Talimatı”, “Uyuşmazlık Çözüm Kurulu Talimatı” ve “Özel Müsabaka Talimatı” yenilendi; “Akreditasyon Talimatı”, “Futbol Menajerleri Talimatı”, “Futbol Müsabaka Talimatı”, “Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatı”, “Sportif Ekipman Talimatı” ve “Yayın Talimatı”nda değişiklik yapıldı.

Ne yazık ki, TFF talimat değişiklikleri ile ilgili kapsamlı açıklama yapmaktan kaçınıyor.

Yenilendiği açıklanan Futbol Disiplin Talimatı, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu Talimatı ve Özel Müsabaka Talimatı‘nda eski ve yeni versiyonları tek tek incelemek gerekiyor. Oysa bu talimatlarda devamlılık sağlanarak mevcut talimata ek düzenlemeler getirilmesi mümkün iken, yeni talimatlar hazırlandı. Yeni talimatlarla eski talimatlar arasındaki farkları ancak kelime kelime okuyarak tespit edebileceğiz.

Değişiklik yapılan talimatlarda ise söz konusu değişiklikler ilgili talimatın yürürlük maddesinde açıklanmış. Değiştirilen maddelerde ilgili düzenlemenin değişiklikten önceki versiyonu dipnotlarında gösterilmediği için, ne yönde değişiklik yapıldığını tespit etmek için araştırma yapılması gerekecek.

TFF, talimatlarda değişiklik yaparken talimat içinde eski versiyonları dipnotlarda göstermeli; değişiklik duyurusunda da karşılaştırma tablosu yayınlamalıdır. TFF, şeffaflık ilkesine uygun hareket etmelidir.

Yenilenen üç talimatı incelemek için zamana ihtiyaç var. Değişiklik yapılan talimatlardaki değişiklikler ise aşağıdaki gibidir:

A) Akreditasyon Talimatı:

Yürürlük maddesindeki açıklamaya göre, “Talimatın 5. maddesinin ç fıkrasının, 7. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının ve Ek-1’in değiştirilmesine” karar verilmiş.

1) İlgili açıklamada hukuki hata var. Talimatın 5’inci maddesi tek fıkradan oluşuyor. Açıklamadaki “ç fıkrası”nın “ç bendi” olarak anlaşılması gerekiyor.

“ç bendi” şu şekilde kaleme alınmış: “Misafir takım sorumlusu, müsabaka isim listesini müsabakanın başlamasından en geç 60 dakika önce FYS’ne girişi için ev sahibi takım akreditasyon sorumlusuna teslimini sağlamak,

2)Akreditasyon Sorumlusu” başlıklı 7’nci maddenin 1’inci ve 2’nci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş:

(1) Bu talimat kapsamında kulüpler, Akreditasyon Sorumlusu unvanı ile görevliler istihdam eder ve sezon başında bu kişileri TFF’ye bildirir. Bu kişiler TFF tarafından online eğitime tâbi tutulur veya kurslara katılır.

(2) Online eğitimi tamamlamayan veya kurslara katılmayan kişiler Akreditasyon Sorumlusu olarak görev yapamazlar.

3) Ek-1 Akreditasyon Tablosu‘nda da değişiklik yapılmış. Bu maddede tablo ve uzun açıklamalar yer alıyor. İlgili maddeyi talimat üzerinden okumanızı tavsiye ederim. Özellikle bu maddede hangi değişikliklerin yapıldığını görmek faydalı olacaktı. TFF gerekli açıklamayı yapmadı.

B) Futbol Menajerleri Talimatı:

Öncelikle başlıktaki hatayı açıklayayım.

TFF’nin açıklamasında talimatın ismi yanlış yazılmış. TFF’nin açıklamasında “Futbol Menajerleri Talimatı“nda değişiklik yapıldığı belirtilmiş. Oysa talimatın adı “Futbol Menajerleri İle Çalışma Talimatı“!

Talimatın yürürlük maddesine göre, “talimatın 24. maddesinin değiştirilmesine, Ek-1’e yeni 13. maddenin ve dipnot eklenmesine, Ek-2’nin 5.maddesinin 3.paragrafının değiştirilmesine” karar verilmiş.

1) Talimatın 24’üncü maddesi şu şekilde değiştirilmiş: “İşbu talimat kapsamında sözleşmeden doğan her türlü uyuşmazlık, münhasıran Uyuşmazlık Çözüm Kurulu tarafından incelenir ve karara bağlanır. Bu kararlara karşı Tahkim Kurulu’na başvurulabilir.

2)Futbol Menajerliği Taahhütnamesi” başlıklı Ek-1’e yeni 13’üncü madde ve dipnot eklenmiş.

a) 13’üncü madde şöyle: “TFF’nin yargı kurullarının görev ve yetkilerini kabul edip kararlarına uyacağımızı; bu kararlara karşı hiçbir idari ve adli yargıya, temyiz, tashihi karar, yargılamanın iadesi, kanun yararına bozma gibi kanun yollarına başvurmayacağımızı, (taahhüt ederim)“.

13’üncü maddenin hukuken geçerliliğini sonra tartışırız. Şimdilik basit bir yanlışa dikkat çekelim.

Ek-1’de menajerin şahsen, tek taraflı olarak imzaladığı bir taahhütname kaleme alınmış. Taahhütnamenin 1 ilâ 12’nci maddeleri arasındaki düzenlemeler (12’nci madde dahil) birinci tekil şahısla kaleme alınmışken; yeni eklenen 13’üncü madde birinci çoğul şahısla kaleme alınmış. “Uyacağımızı“, “başvurmayacağımızı” ifadelerinin değiştirilmesi ve birinci tekil şahısla yazılması gerekir.

b) Eklenen not şöyle: “Menajer tarafından imzalanan bu taahhütname, noter tarafından tasdik edilecektir.

3) “Standart Futbol Menajerlik Sözleşmesi” başlıklı Ek-2’de “Zorunlu Mevzuat” başlıklı 5’inci maddenin 3. paragrafı değiştirilmiş. Değişiklik şöyle: “Taraflar, işbu sözleşmeden doğan her türlü uyuşmazlığın çözümünde, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu Talimatı çerçevesinde Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’na başvurmak zorundadırlar.

C) Futbol Müsabaka Talimatı: 

Yürürlük maddesinde açıklamaya göre, “Talimat’ın 16. maddesinin 1.fıkrasının 1., 2. ve 3. bentlerinde, 19. maddesinin 1.fıkrasının a ve b bentlerinde, 23. maddesinin 1. fıkrasında, 24. maddesinin 1.fıkrasının a ve b bentlerinde, 25. maddesinin 4. fıkrasında değişiklik yapılmasına” karar verilmiş.

1) Yürürlük maddesi yanlış yazılmış. Zira Talimat’ın “Seyircilerin Müsabakalara Girişleri” başlıklı 16’ncı maddesinin 1’inci fıkrasında bentler bulunmuyor.

16’ncı madde aşağıdaki gibi kaleme alınmış:

MADDE 16 – SEYİRCİLERİN MÜSABAKALARA GİRİŞLERİ

(1) Seyirciler, elektronik bilet, TFF’ye bildirilmiş olan basılı bilet veya kombine biletle müsabakalara girerler.

(2) Bunların dışındaki bir belge ile müsabakalara seyirci alınamaz.

(3) Rakip kulüp seyircisine, aynı seyir kalitesindeki yerler için kendi seyircisine uyguladığı bilet fiyatının %30’undan fazla ve diğer tribünler için belirlenen fiyata oranla fahiş fiyat uygulanamaz..

Bu maddenin üçüncü fıkrasının sonundaki iki nokta (“..“) da dikkat çekici. O noktalardan birinin silinmesi gerekiyor.

16’ncı maddeden önce ve sonra gelen maddelere baktığımızda da ilk fıkrası bentler halinde yazılan birkaç düzenleme görüyoruz. İlgili bentler ise “1, 2, 3 vd.” şeklinde değil, “a, b, c, vd.” şeklinde kaleme alınmış.

Talimatta atıf yapılan madde hangisi?

– “Müsabakaların Gün ve Saatlerinin Belirlenmesi” başlıklı 11’inci madde mi?

– “Güvenlik Nedeniyle Müsabakaların Tamamlanamaması” başlıklı 19’uncu madde mi? (Talimatın yürürlük maddesinde bu maddenin de birinci fıkrasının a ve b bentlerinin değiştirildiği belirtilmiş. Bu maddeye yapılan atıf doğru mu?)

– “Hükmen Yenik Sayılmalar” başlıklı 22’nci madde mi?

– “Puan Silinmesi, Ligden Çıkarılma ve Alt Kümeye İndirme” başlıklı 24’üncü madde mi?

Aşağıdaki açıklamalar, diğer atıfların doğru olduğu varsayımı ile kaleme alınmıştır.

2)Güvenlik Nedeniyle Müsabakaların Tamamlanamaması” başlıklı 19’uncu maddenin 1’inci fıkrasının a ve b bentleri değiştirilmiş.

1’inci fıkranın yeni düzenlemesi aşağıdaki şekilde olmuş:

(1) Müsabaka hakemi;

a) Müsabakanın, kulübün futbolcusu, yöneticisi, teknik adamları ile diğer kişilerin ayrı ayrı veya birlikte hakeme veya rakip takım futbolcu ve mensuplarına fiili eylemde bulunmaları, kavgaya veya saha olaylarına sebebiyet vermeleri ve bu eylemleri dolayısıyla müsabakanın oynanamaması veya müsabakaya devam edilmesi olanağının kalmaması,,

b) Seyircilerin stadyum düzen veya disiplinin ya da müsabakanın olağan akışı içinde oynanmasına veya güvenliğinin sağlanmasına ilişkin kuralları bireysel veya toplu bir biçimde ihlal etmeleri sonucunda müsabakanın oynanması veya müsabakaya devam edilmesi olanağının kalmaması, 8 hallerinde müsabakayı tatil ettiğini ilan eder.

TFF hukukçuları a) bendinin sonundaki iki virgülden (,,) birini silmelidir.

3) “Hükmen Mağlubiyet Sürecinde Uygulanacak Usul ve Sonuçları” başlıklı 23’üncü maddenin 1’inci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş:

Bu talimatın 22. maddesinde yer alan “b”, “ç”, “d”, “e”, “f”, “g”, “ğ”, “h”, “j”, bentlerinde yazılı nedenlerden dolayı müsabakayı takip eden 7 (yedi) gün içinde delilleriyle birlikte itiraz edilebilir. Delile dayanmayan ve itiraz harcı yatırılmayan itirazlar incelenmez.

Ayrıca profesyonel lig, kupa ve U21 müsabakalarında “e”, “f” ve “g” bentlerinde yazılı nedenlerin o kademe veya kategorideki müsabakaların sonuçları tescil edilinceye kadar herhangi bir usulle tespit edilmesi halinde 22. madde hükümleri uygulanır.

Bu düzenlemede hemen dikkat çeken iki nokta var.

a) Bu fıkra iki paragraftan oluşmuş. Bu, sistematik açıdan yanlış. Bir fıkra iki paragraftan oluşamaz. İkinci paragrafın, ilk paragrafın sonuna eklenmesi ve her fıkra için tek paragraf yaratılması gerekir.

b) Bu düzenlemede 22’nci maddeye atıf yapılmış. “Hükmen Yenik Sayılmalar” başlıklı 22’inci maddede a-j arası bentler sayılmış. Bu bentlerde ı) ve i) bentleri yok. TFF hukukçuları “ı” ve “i” harflerini kullanmamışlar. Bunun gerekçesi nedir? Bentler oluşturulurken bu iki harfin kullanılmasını yasaklayan mevzuat yok. Birçok kanunda ve yönetmelikte ı) ve i) bentleri yer alıyor.

4)Puan Silinmesi, Ligden Çıkarılma ve Alt Kümeye İndirme” başlıklı 24’üncü maddenin 1’inci fıkrasının a ve b bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş:

(1) Aşağıdaki hallerde puan tenzili yapılır, takım lig dışı bırakılır ve bir alt kümeye indirilir:

a) Bir sezon boyunca müsabaka müsabaka kıyafeti ile belirlenen ve ilan olunan saatte sahaya gelmeyen, müsabaka sahasına gelmekle beraber müsabakaya çıkmayan veya başlamış bir müsabakayı terk eden takım hakkında hükmen mağlubiyet kararı verilmekle beraber ayrıca mevcut puanlarından galibiyet halinde verilen puan kadar puan silinir. Böyle durumlarda ilgili kulüp, hakemlerin masrafları ile diğer masrafları ve karşı takımın zararlarını karşılamak üzere TFF tarafından takdir edilecek tazminatı ödemek zorundadır.

Bir sezon boyunca ikinci defa müsabakaya gelmeyen, müsabaka sahasına gelmekle beraber müsabakaya çıkmayan veya müsabakayı terk eden takım hakkında hükmen mağlubiyet kararı verilmekle beraber, bu takım ligden çıkarılarak bir alt lige düşürülür ve bu müsabaka tarihinden itibaren bu takımla müsabakası olan diğer takımlar müsabakaları oynamaksızın hükmen galip gelmiş sayılırlar.

Profesyonel takımı bulunan kulüplerin deplasmanlı olarak oynanacak gelişim liglerinde mücadele eden takımlarının müsabakalarında bu hüküm uygulanmaz, TFF tarafından tespit edilecek esaslara göre işlem yapılır.

Ligden çıkarılarak alt lige düşürülen takım sayısı, o ligden aldığı derece nedeni ile düşecek takım sayısı kadar veya daha fazla ise ayrıca sezon sonundaki puan sıralamasına göre düşme uygulanmaz.

b) Bir müsabakada hakem tarafından sahadan çıkarılmak istenen futbolcu, teknik sorumlu veya diğer akredite kişiler, sahayı terk etmez ise hakem, çıkarma kararını takım kaptanına bildirir. Buna rağmen çıkarılmak istenen kişi sahadan çıkmadığı takdirde, takım kaptanına son bir ihtarda bulunur ve sonuç alınmazsa müsabakayı tatil eder.

Müsabakanın tatil edilmesi halinde hükmen mağlubiyet kararı verilmekle beraber ayrıca takımın, galibiyet halinde verilen puan kadar puanı tenzil edilir.

Bu ihlalin teşebbüs aşamasında kalması halinde futbolcuların tescilli olduğu kulüplere disiplin talimatında yer alan bir alt lige düşürme ve puan tenzili dışındaki yaptırımlar uygulanabilir.

5)Müsabaka Sonucunu Etkileme” başlıklı 25’in maddenin 4’üncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş:

“Söz konusu ihlalleri gerçekleştirdiği tespit edilen kulüpler hakkında Futbol Disiplin Talimatı’nın 56. maddesi uygulanır.”

Yenilenen Futbol Disiplin Talimatı’nın “Müsabaka Sonucunu Etkileme” başlıklı 56’ncı maddesi aşağıdaki gibidir:

MADDE 56 – MÜSABAKA SONUCUNU ETKİLEME

(1) Müsabakanın sonucunu hukuka veya spor ahlakına aykırı şekilde etkilemek yasaktır. Teşvik primi verilmesi de bu kapsamdadır.

(a) Yukarıda belirtilen ihlalleri gerçekleştiren kişilere sürekli hak mahrumiyeti cezası verilir,

(b) Yukarıda belirtilen ihlallerin kulüp yöneticileri tarafından gerçekleştirilmiş olması durumunda ilgili kulüplere bir alt lige düşürme cezası verilir.

(c) İhlalde sorumluluğu bulunan kişilere ayrıca para cezası verilebilir.

(2) 1. fıkrada belirtilen ihlallere teşebbüs etmek yasaktır.

(a) Teşebbüs halinde, ilgili kişilere 1 yıldan 3 yıla kadar müsabakadan men veya hak mahrumiyeti cezası verilir.

(b) Teşebbüs halinde ilgili kişinin yöneticisi olduğu kulübe bu talimatta öngörülen disiplin cezaları uygulanabilir. Ağır ihlal hallerinde kulübe en az 12 puan indirme cezası verilir. İhlalin ağırlığı kurul tarafından somut olayın niteliğine göre serbestçe karar verilir ancak eylemin ilgili yöneticinin kendisinin veya üçüncü kişilerin bahis oyunlarından menfaat elde etmesi amacına matuf olduğunun tespit edilmesi halinde ihlal, mutlaka ağır ihlal kabul edilir.

(3) İhlal veya ihlale teşebbüsün hakemler tarafından meydana getirilmesi halinde sürekli hak mahrumiyeti cezası verilir.

3 Temmuz sürecinin etkilerini taşıyan yukarıdaki düzenleme tartışılmalıdır. Özellikle teşebbüste “ağır ihlal” ayırımı yapan ve modern ceza doktrinin terk ettiği kurumlara sığınarak şikeci kulüpleri korumayı amaçlayan talimat hükmü değiştirilmelidir.

D) Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatı:

Bu talimatın yürürlük maddesindeki açıklamaya göre, “talimatın 22. maddesi ve Mükerrer 22. maddesinin 4. ve 11. fıkralarının değiştirilmesine, Mükerrer 22. maddenin 12. fıkrası çıkarılmasına ve EK-1’in “I” bölümünün, “II” bölümünün “A”, “B” ve “C” bentleri ile EK-2’nin 3. fıkrasının değiştirilmesine ve EK- 3’ün 3. fıkrasının değiştirilmesine” karar verilmiş.

1)Sözleşmeden Doğan Uyuşmazlıklar” başlıklı 23’üncü madde aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:

Profesyonel futbolcu sözleĢmesinden doğan her türlü uyuşmazlık ile kulüplerin futbolcularına verdikleri para cezalarından doğan uyuşmazlıklar münhasıran Uyuşmazlık Çözüm Kurulu tarafından incelenir ve karara bağlanır. Bu kararlara karşı Tahkim Kurulu’na başvurulabilir.

2)Gecikmiş Ödemeler” başlıklı 22’nci maddenin 4’üncü ve 11’inci fıkraları değiştirildi; 12’nci fıkrası çıkarıldı.

a) 22’nci maddenin 4’üncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirildi:

Uyuşmazlık Çözüm Kurulu, bu madde kapsamında yükümlülüklerini yerine getirmeyen kulüplere aşağıda belirtilen yaptırımları uygulamaya yetkilidir:

a) ihtar,

b) kınama,

c) para cezası,

d) bir veya iki tam ve birbirini takip eden transfer ve tescil dönemi boyunca ulusal veya uluslararası her hangi bir yeni futbolcu transfer ve tescil yasağı.

 

b) 22’nci maddenin 11’inci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirildi:

(11) Yukarıdaki fıkralar kapsamında gecikmiş alacağı olan futbolcu veya kulüp, yazılı olarak Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’na başvurarak borçlu kulüp hakkında yaptırım uygulanmasını talep edebilir.

E) Sportif Ekipman Talimatı:

Talimat’ın yürürlük maddesine göre, “talimatın 6. maddesinin 2.fıkrasında, 7. maddesinin 4.fıkrasında, 21. maddesinin 1.fıkrasında, 22. maddesinin 1.fıkrasında” değişiklik yapılmış.

TFF hukukçularının nokta işaretlerinden (“.”) sonra boşluk bırakmaları gerekir.

1)Sportif Ekipmanlarda Bulunabilecek Reklamlar” başlıklı 6’ncı maddenin 2’nci fıkrası şu şekilde değiştirilmiş: “Çoraplarda üretici logosu hariç reklam bulundurulabilir. Reklamın boyutu en fazla 20 cm² olabilir.

2)Formalarda Bulundurulabilecek Reklamlar” başlıklı 7’nci maddenin 4’üncü fıkrası şu şekilde değiştirilmiş: “Sağ ve sol kolda bulundurulacak reklamın boyutu en fazla 50 cm² olabilir.

3)Top Toplayıcılar” başlıklı 21’inci maddenin 1’inci fıkrası şu şekilde değiştirilmiş: “Top toplayıcılar, müsabaka öncesinde, esnasında ve sonrasında sportif ekipman ve kulüpler tarafından yaptırılan numaralandırılmış yeşil veya mor renkte akreditasyon yelekleri giymek zorundadırlar. Top toplayıcıların sayısı en az 8, en fazla 12 adet olmalıdır.

4)Refakatçi Çocuklar” başlıklı 22’nci maddenin 1’inci fıkrası şu şekilde değiştirilmiş: “En üst profesyonel ligde ev sahibi kulüpler diledikleri takdirde, TFF’nin izni çerçevesinde müsabaka öncesi seremonilerde futbolculara refakat etmek üzere,12 yaşından küçük çocukları refakatçi çocuk olarak belirleyebilirler. Refakatçi çocuk sayısı seremoniye katılan hakem ve futbolcu sayısından fazla olamaz.

F) Yayın Talimatı:

Talimatın yürürlük maddesine göre, “talimatın 10. maddesinin, 13. maddenin 5. ve 9. fıkralarının değiştirilmesine, 14. maddesine 6. fıkranın eklenmesine, 20.maddesine 1., 2., 3. ve 4. fıkraların eklenmesine ve diğer iki fıkranın teselsül ettirilmesine, EK-1 ve EK-2.’de değişiklik yapılmasına” karar verilmiş.

1)Stadyumların Altyapıları ve Teknik Gereklilikler” başlıklı 10’uncu madde şu şekilde değiştirilmiş: “En üst iki profesyonel ligde müsabakalarının oynanacağı stadyumlardan sağlıklı yayın yapılabilmesi için gerekli altyapısal özellikler ve teknik gereklilikler EK – 1 ve EK – 2’de yer alan tablolarda belirtilmiştir. 2 ve 3. Lig müsabakalarının oynanacağı stadyumlarda yayıncı kuruluĢun Yayın Talimatı kapsamındaki talepleri, stadyumun alt yapısal yeterliliği göz önünde bulundurularak Federasyon Temsilcisi’nin kontrolünde uygulanır.

2)Röportajlar” başlıklı 13’üncü maddenin 5’inci ve 9’uncu fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş:

(5) Kulüpler, müsabaka sonrasında yapılacak flaş röportajlarda teknik sorumlusu (teknik sorumlusunun cezalı veya tedbirli olması halinde antrenörü) ve müsabakada oynamış oyunculardan, yayıncı kuruluş sorumlusu ile takımların medya sorumlularının birlikte belirleyeceği 5’er kiĢilik listeden galip takımdan en az 3, mağlup takımdan en az 1, beraberlikte en az 2’şer futbolcusu ile temsil edilmek zorundadır. Yayıncı kuruluş temsilcisinin talep etmesi halinde yedek kulübesinde bulunan ve Teknik Adamların Eğitimi ve Sınıflandırılması Talimatının 13. maddesinin 4 ve 5. fıkralarında sayılan özelliklere haiz idari sorumlular da röportajlara katılabilir.

(9) Müsabaka öncesinde gerçekleştirilecek saha içi röportajları, yedek kulübeleri ile korner direkleri arasında, TFF Medya Temsilcisi tarafından onaylanan yerde, oturma düzeni olmaksızın, müsabakanın başlamasından 10 dakika öncesine kadar yapılabilir. Maç öncesinde gerçekleştirilecek saha içi röportajlarında yapılacak uygulamalarda, ligin kompozit logosu ve yayıncı kuruluş logosu dışında başka bir marka ya da logoya görünürlük verilemez.

3)Basın Toplantıları” başlıklı 14’üncü maddeye aşağıdaki 6’ncı fıkra eklenmiş:

(6) 2.Lig ve 3.Lig’de basın toplantıları, yayıncı kuruluş yetkilisi veya basın temsilcilerinin talebi halinde Federasyon Temsilci’lerinin belirleyeceği yerde yapılır. Toplantıda maddenin 2., 3. ve 5. bentleri aynen uygulanır.

TFF hukukçuları nokta işaretinden (“.”) sonra boşluk bırakmalılar.

Federasyon Temsilci’lerinin” değil, “Federasyon Temsilcileri’nin” ifadesi doğrudur.

4)Yayıncı Kuruluşun Görevlileri” başlıklı 20’nci maddeye yeni dört fıkra eklenmiştir. Fıkralar aşağıdaki gibidir:

(1) Yayıncı kuruluş yetkilisi, en üst profesyonel ligde TFF Medya Temsilcisi (1.Lig, 2.Lig ve 3.Lig’de Federasyon Temsilcisi) ve ev sahibi kulübün medya sorumlusu (2.Lig ve 3.Lig’de medya sorumlusu veya ev sahibi kulüp akreditasyon sorumlusu) ile birlikte belirledikleri saatte Yayın Alanları Denetimi’ne katılır. Yayıncı kuruluş yetkilisi talep etmediğinde yayın alanı denetimi yapılmaz.

(2) Yayıncı kuruluş yetkilisi, en üst profesyonel ligde TFF Medya Temsilcisi (1.Lig, 2.Lig ve 3.Lig’de Federasyon Temsilcisi) başkanlığında yapılan ve kulüplerin medya sorumluları (2.Lig ve 3.Lig’de medya sorumlusu veya ev sahibi kulüp akreditasyon sorumlusu) ile birlikte belirledikleri saatte Yayın Toplantısı’na katılır.

(3) Yayın Alanları Denetimi ile Yayın Toplantısı, karşılaşılan eksiklik ve aksaklıkların giderilebilmesi ve yayının sağlıklı gerçekleşebilmesi için müsabakanın baĢlamasından en az 2 saat önce tamamlanmalıdır.

(4) Yayıncı kuruluş yetkilisi, Yayın Toplantı Formu’nu imzalamalı ve onayladığı kamera Yerleşim Planı’nı temsilciye teslim etmelidir.

5)Süper Lig müsabakalarının oynanacağı stadyumlara yönelik gerekli altyapısal özellikler ve teknik gereklilikler” başlıklı Ek-1’de ve “Yayıncı Kuruluşun Stadyumlarda Konumlandırabileceği Kamera Platformları” başlıklı Ek-2’de değişiklikler yapıldığı açıklanmış. Bu ekler çok uzun ve değişikliklerin kapsamı açıkça belirtilmemiş. İlgili eklere talimat üzerinden bakılması tavsiye edilir.

Neden PFDK ve Tahkim Kurulu Üyeleri Atanmıyor?

Türkiye Futbol Federasyonu olağan seçimli mali genel kurulu geçen ay gerçekleşti. Bu genel kurul ile Yıldırım Demirören tekrar başkan seçildi.

TFF’nin yeni yönetim kurulu ilk toplantısını 6 Temmuz’da gerçekleştirdi. Bu toplantıda kurulların atanması beklendi ancak kurullar atanmadı. Yeni yönetim tarafından atanan ilk kurul MHK oldu.

Etik Kurulu, AFDK, PFDK ve Tahkim Kurulu üyeleri henüz atanmadı.

Bugün bu kurullar işlevsizdir. Yönetim kurulunun değişmesi ve yeni yönetim kurulunun görevlendirilmesi ile birlikte kurulların görevleri sona ermiştir. Zira bu kurulların görev süresi her halükarda TFF Yönetim Kurulunun ya da başkanın görev süresi ile sınırlıdır. Bugün federasyonun sitesinde kurul üyesi olarak ilan edilen üyelerin hiçbiri hukuken üye değildir.

TFF yönetim kurulunun kurulları neden atamadığı bilinmiyor. Ancak bu bekleyiş, Türk futboluna zarar verebilir.

3 Temmuz süreci, bu kurulların yaz aylarında da büyük iş yükü altına girebileceğini gösterdi. Bu yaz aynı sorunların tekrarlanmayacağını kimse iddia edemez.

Sözleşmelerin feshinden, transferlerden doğacak uyuşmazlıklar bu kurulları terletecek.

TFF yönetimi en kısa zamanda yeni kurulları atamalıdır.

TFF Statüsü Değiştirildi

Türkiye Futbol Federasyonu Statüsü, 25 Haziran 2015 tarihinde yapılan olağan seçimli genel kurulda değiştirilmişti.

İlgili değişiklikler 11 Temmuz 2015 Tarihli ve 29413 Sayılı Resmî Gazete’de ilan edildi.

İlan aşağıdaki gibidir:

Okumaya devam et TFF Statüsü Değiştirildi

TFF Olağan Seçimli Genel Kurulu Toplantı Tutanağı yayınlandı

Türkiye Futbol Federasyonu’nun 25 Haziran 2015 tarihinde gerçekleştirdiği Olağan Seçimli Genel Kurulu Toplantı Tutanağı TFF’nin resmi sitesinde yayınlandı.
Tutanağı okumak için tıklayın!

Yargıtay Kararı – Futbol, Teknik Direktör, Antrenör Sözleşmesinin Niteliği, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu, İş Mahkemesinin Görevi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2014/11411 E., 2014/23332 K.

Mahkemesi : Bursa 6. İş Mahkemesi

Tarihi : 30/04/2014

Numarası : 2011/1730-2014/212

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Davacı, taraflar arasında 05/07/2010-31/05/2011 tarihleri arasında geçerli olmak üzere teknik adam sözleşmesi imzalandığını, esasen Mayıs 2010 tarihinden itibaren kulüpte fiilen göreve başladığını, sözleşmede profesyonel takım antrenörü olarak görev yapacağı belirtilmişse de kulüp tarafından teknik direktöre ait tüm yetki ve sorumluluklarının verildiğini, yetki ve sorumluluğundaki kadro seçimi gibi teknik konularda idarecilerin baskısına maruz kaldığını, 23/10/2010 tarihinde takımın başında müsabaka için Kemer’e gittiğini, konaklamanın yapıldığı müsabaka günü kulüp başkanı N. T..tarafından maç toplantısına katılmaması, takımın otobüsüne binmemesi gerektiğinin bildirildiğini, bu taleplerin yazılı olarak bildirilmesini istediğini, ancak yazılı bildirim yapılmadığını, kulüp başkanının kendisine hakaret ettiğini ve kendisini darp ettiğini, saldırı sonucunda adli tıp darp raporu aldığını ve kovuşturma sonucu Kemer Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2011/35 Esas sayılı dosyasından kayden kulüp başkanı Nevzat Tuna’ya kasten yaralama suçundan ceza verildiğini, davalı kulüp yönetim organının kendisinin sorumluluk alanına açık müdahalesi ve kulüp başkanının darp eylemi sebebiyle çekilmez hale gelen iş akdini 26/10/2010 tarih ve 31437 yevmiye nolu ihtarnameyle BK 344 ve İK 24/II maddesi gereği haklı nedenle feshettiğini, fesih işleminin Türkiye Futbol Federasyonu kayıtlarına işlendiğini, 5894 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince mecburi tahkim yoluyla Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’na müracaat edildiğini, 2010/1014 E. sayılı dosyaya kaydedildiğini, kurulun açılan ceza davasının sonucunun beklenmesine karar verdiğini, 21/07/2011 tarihli Resmi Gazetede ilan edilen değişikliğe göre Uyuşmazlık Çözüm Kurulu önüne kulüpler ve teknik direktör-antrenör arasındaki ihtilafların doğmasından sonra kurul tarafından çözümlenmesinin tarafların kurul yetkisini yazılı olarak kabul etmesine bağlı hale getirildiğini, taraflarca söz konusu uyuşmazlığın kurulda çözümü kabul edilmediğinden mahkemeye müracaat zorunluluğunun doğduğunu, haklı nedenle feshedilen sözleşmeden dolayı müvekkilinin sözleşme süresi sonuna kadar elde edeceği gelirden mahrum kalması nedeniyle tazminat alacaklarının tahsilini istemiştir.

Davalı, TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun 2010/1014 E. sayılı dosyasının derdest olduğunu, derdestlik ilk itirazında bulunduklarını, 21/07/2011 tarihli Resmi Gazetede ilan edilen değişiklik tarihinden önce ihtilafın Uyuşmazlık Çözüm Kurulunda açıldığını, değişikliğin zaman bakımından uygulanması yönünden yürürlüğe giriş tarihi itibariyle derdest olan ihtilafın çözümünde görevin TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulunda olduğunu, görev yönünden itiraz ettiklerini, 4857 sayılı İş Kanununun 4/I-g bendinde sporcuların kanunun uygulanması yönünden istisna olduğunu, davacının İş Kanununun uygulama alanı içerisinde olmadığını, taraflar arasında 05/07/2010 tarihinde anlaşmaya varılarak teknik adam sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeye göre davacının görevinin sadece profesyonel takım antrenörlüğü olduğunu, davacının teknik direktörlük lisansının bulunmadığını ve aynı dönemde kulübün teknik direktörü olarak Nihat Tümkaya’nın görev aldığını, davacının müdahalede bulunulduğu iddialarının yersiz olduğunu, Kemer Sulh Ceza Mahkemesinin 2011/35 Esas sayılı ceza davasının kesinleşmediğini ve temyiz aşamasında olduğunu, davacının 18-19/10/2010 günlerinde Bursa’da antrenman sahasında takımın başında olmadığının tespiti üzerine davacıya 20/10/2010 tarihinde 37264 yevmiye nolu ihtarname ile takımın başına dönmemesi halinde akdin feshedileceğinin ihtar edildiğini, davacının bunun üzerine kulüp masöründen sahte rapor istediğini, isteğinin reddedilmesi üzerine 23/10/2010 tarihinde kulüple beraber Kemer’de kampa katıldığını, aynı gün davacının agresif tavırlar sergilediğini, kulüp doktoru, teknik direktör ve yönetim kurulu tarafından toplantıda alınan kararla maça diğer antrenör A.C.. ile çıkma kararının alındığını, kararın teknik direktör N. T.. tarafından davacıya sözlü olarak bildirildiğini, davacının toplantı salonuna girerek takıma ve teknik direktöre hitaben bağırdığını, dışarı çıkarılan davacının dönemin kulüp başkanını otel çıkışında taciz ettiğini, görevine son verilmesi yönünde yazılı belge verilmesini istediğini, dönemin kulüp başkanının kendisini darp ettiği yönünde iftirada bulunduğunu, davacının kulüp başkanını takımın futbolcularına kötülediğini, futbolculara kötü oynamaları ve yenilmeleri yönünde telkinde bulunduğunu, futbolcuların bu konuda yazılı ifade tutanaklarının alındığını, davacının gerek TFF talimatlarına, gerekse İş Kanunu açısından göstermiş olduğu davranışların haklı fesih nedeni olması sebebiyle 28/10/2010 tarih ve 038235 yevmiye nolu ihtarnameyle feshin bildirildiğini, davacının yardımcı antrenörlük görevinde olmasının zoruna gittiğini, kendisini zorla kovdurmaya çalıştığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının teknik direktör (antrenör) olarak görev yaptığı sırada iş akdinin bildirimsiz olarak feshedildiğini belirterek işçilik haklarından kaynaklanan alacaklarını istediği, antrenör davacının 4857 sayılı Yasanın 4/g maddesi kapsamında sporcu vasfı taşıdığının anlaşılmasına göre uyuşmazlığın çözümünde İş Yasası’nın uygulanamayacağının saptandığı, o halde davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle davacı vekilinin açtığı davanın görev nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.

Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.

4857 sayılı İş Kanununun 1’inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4’üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.

Davanın, İş Kanunu kapsamı dışında kalması halinde, Mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Davanın esastan reddi usule aykırıdır.

5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1’inci maddesi uyarınca, İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir.

4857 sayılı İş Kanununun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca, “sporcular” hakkında bu kanun hükümleri uygulanmaz.

Sporcular, kulüplerinin (işverenlerinin) gösterdiği yerlerde tespit edilmiş çalışma saatlerine tâbi olarak ve işverenin emir ve gözetimi altında antrenman ve müsabakalar yaptıkları ve karşılığında önceden kararlaştırılmış bir ücret aldıklarına göre, kulüpleri ile bağları iş sözleşmesine dayanmaktadır. Faaliyetin sporla ilgili oluşu sporcu ile kulüp arasındaki bağın iş ilişkisi sayılmasına engel oluşturmaz.

Federasyon ile kulüp, federasyon ile hakem, sporcu, teknik direktör, antrenör, idareci ve benzeri spor elemanları ile kulüpler arasında çıkan uyuşmazlıklar için federasyonun kendi özel yasalarında veya hukuk talimatlarında özel kurullar ve tahkim şartı benimsenmiştir. Bu nedenle sporcu, antrenör gibi kimselerin işverenleri olan kulüplerle ilgili uyuşmazlıklarda öncelikle bağlı olduğu federasyonun kurullarına başvurması gerekmektedir.

Spor, kişisel veya toplu oyunlar biçimde yapılan genellikle yarışmaya yol açan bir takım kurallara göre uygulanan beden hareketlerinin tümü olarak tanımlanabilir. Buna göre sporcu, sporla uğraşan, aktif olarak içinde yer alan, yarışan, maç yapan kişidir.

Antrenör, sahip olduğu bilgiyi bilim ışığında sporcunun başarısı için kullanan, bu bilgileri spor becerileri ve stratejisi ile birleştiren kişidir.

Teknik direktör ise eğitim sonucu aldığı teknik bilgileri sporcunun ve doğal olarak çalıştırdığı takımın başarısı için ortaya koyan, bu bilgileri strateji ve eğitici kimliğini kullanarak spor becerileriyle birleştiren ve bunları antrenör ve yardımcıları aracılığı ile uygulatan, eğiten, bu anlamda direktif veren kişidir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 23.05.1960 gün, 11-10 sayılı ve 10.05.1974 gün, 3-44 sayılı kararları uyarınca, özellikle iş hukukunda istisnaî hükmün genişletilerek değil, dar yorumlanması gerekir. İşçiler yararına düzenlenen hükümlerin, işçiler yararına yorumlanması asıldır.

Yukarıdaki tanımlar ve içtihadı birleştirme kararları ışığında, sporla doğrudan uğraşan sporcunun İş Kanunu kapsamında kalmadığı açıktır. Ancak doğrudan aktif spor yapmayan, sporcuyu aktif spor yapması için hazırlayan antrenör ile aktif görevi daha çok direktif vermek olan ve takımı başarıya ulaştırma görevi de bulunan teknik direktörün sporcu sayılmaması ve İş Kanunu kapsamında bir işçi olarak kabul edilmesi gerekir. Bu nedenle antrenör veya teknik direktör ile kulüpleri işveren arasındaki iş sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarının iş mahkemesinde görülmesi gerekir.

İş güvencesine yönelik hükümler dışında, İş Kanununda işçilik alacakları ile ilgili olarak tahkim yoluna gidilmesine yönelik bir düzenleme olmadığından, antrenör veya teknik direktör ile işveren arasındaki uyuşmazlıkların çözümü için, bu kişilerin bağlı bulundukları federasyonun yönetmelik veya genelgelerinde özel hukuk veya tahkim kurulunun öngörülmesi iş mahkemesinin görevini ortadan kaldırmaz.

Gerek özel hakem, gerekse genel mahkemelerde görülen sporcu ile kulübü arasındaki alacaklara ilişkin uyuşmazlıklarda, 4857 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması olanağı bulunmamaktadır. Ancak antrenör, teknik direktör, idareci, masör ve benzeri elemanlar ile kulüpleri arasında çıkan uyuşmazlıklarda, özel yasal düzenlemeler dışında İş Kanunu hükümlerinin uygulanmasına engel bir durum bulunmamaktadır.

Somut olayda; davacının davalıya ait spor kulübünde antrenör olarak çalıştığı hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 4-g maddesinde sporcuların İş Kanunun kapsamı dışında olduğu düzenlenmiştir. Davacı ise sporcu olmayıp antrenör olması dolayısıyla İş Kanunu kapsamındadır. 21.07.2011 tarihinde yürürlüğe giren TFF Statüsünün 56. maddesi ve geçici 1.maddesi gereğince Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nda devam eden uyuşmazlıklarla ilgili tarafların ihtiyari yetkiyi kabul etmesi için tebliğden itibaren 10 günlük süre olduğunun belirlendiği, davacı antrenör vekilinin yetkiyi kabul etmemesi nedeniyle taraflar arasında görülmekte olan Türkiye Futbol Fedarasyonu Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun 2010/2014 E. sayılı dosyasının 08.08.2012 tarihinde işlemden kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki TFF Çözüm Kurulu’na başvurulmuş olması İş Mahkemesinin yetkisini de ortadan kaldırmamaktadır. O halde mahkemece işin esasına girilerek davacının talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken görevsizlik kararı verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 30/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.