FIFA mevzuat Şike

TFF Tahkim Kurulu Disiplin Talimatı’nın 58. ve 105. Maddelerini Hukuka Uygun Buldu

Türkiye Futbol Federasyonu yönetim kurulu, Disiplin ve Müsabaka Talimatları’nı değiştirdi. Kamuoyu Futbol Disiplin Talimatı’nın 58’inci ve 105’inci maddelerini tartışmaya başladı.

 
İlgili düzenlemeleri hatırlayalım.
 
 
MÜSABAKA SONUCUNU ETKİLEME 
 
(1) Müsabakanın sonucunu hukuka veya spor ahlakına aykırı şekilde etkilemek yasaktır. Teşvik primi verilmesi de bu kapsamdadır. 
a) Yukarıda belirtilen ihlalleri gerçekleştiren kişilere sürekli hak mahrumiyeti cezası verilir, 
b) Yukarıda belirtilen ihlallerin kulüp yöneticileri tarafından gerçekleştirilmiş olması durumunda ilgili kulüplere bir alt lige düşürme cezası verilir. 
c) İhlalde sorumluluğu bulunan kişilere ayrıca para cezası verilebilir. 
 
(2) 1. fıkrada belirtilen ihlallere teşebbüs etmek yasaktır. 
a) Teşebbüs halinde, ilgili kişilere 1 yıldan 3 yıla kadar müsabakadan men veya hak mahrumiyeti cezası verilir. 
b) Teşebbüs halinde ilgili kişinin yöneticisi olduğu kulübe bu talimatta öngörülen disiplin cezaları uygulanabilir. Ağır ihlal hallerinde kulübe en az 12 puan indirme cezası verilir. İhlalin ağırlığı kurul tarafından somut olayın niteliğine göre serbestçe karar verilir ancak eylemin ilgili yöneticinin kendisinin veya üçüncü kişilerin bahis oyunlarından menfaat elde  etmesi amacına matuf olduğunun tespit edilmesi halinde ihlal, mutlaka ağır ihlal kabul edilir. 
 
(3) İhlal veya ihlale teşebbüsün hakemler tarafından meydana getirilmesi halinde sürekli hak mahrumiyeti cezası verilir.
 
 
YAPTIRIMIN ERTELENMESİ 
 
(1) Aşağıda belirtilenler haricindeki disiplin yaptırımları ertelenebilir: 
a) uyarı, 
b) kınama, 
c) hak mahrumiyeti. 
 
(2) Yaptırımın uygulanması en az bir yıl en fazla beş yıl süreyle ertelenebilir. İstisnai durumlarda bu sürenin uzatılması veya ilgili kişinin TFF yetki alanından çıkması halinde yaptırımın ertelenmesi mümkündür. 
 
(3) Erteleme süresi içerisinde, ihlalin tekerrürü halinde, yetkili kurul, kural olarak, asıl yaptırımın uygulanmasına hükmeder. Bu yaptırıma ikinci ihlal için öngörülen yaptırım eklenir.
 
Bu düzenlemeler kamuoyunda tepkiyle karşılandı. Etik Kurulu raporunun medyaya yansıyan bölümlerinde, kurulun fiilleri teşebbüs aşamasında nitelendirdiği görüldü. Teşebbüsün yönetim kurulları tarafından bilinmemesi de ayrıca belirtildi. TFF, bu manevra ile bütün fiilleri teşebbüs olarak kabul edip kulüplere ceza vermemeyi planlıyor. Kişilere ve kulüplere ceza verilmesi durumunda ise cezalar en az bir yıl ertelenecek. TFF’nin ise şikecileri korumak için elinden geleni yapması ve erteleme kararlarının da bu amaca uygun şekilde vermesi bekleniyor.
 
Bursaspor, Galatasaray ve Trabzonspor Futbol Disiplin Talimatı’nın 58’inci maddesinde değişiklik yapılmasına ve 105’inci maddenin eklenmesine ilişkin TFF Yönetim Kurulu’nun 29.04.2012 tarihli ve 7 sayılı toplantısında aldığı kararın iptali için TFF Tahkim Kurulu’na başvurdu.
 
TFF Tahkim Kurulu ise kulüplerin taleplerini reddetti. Kurul, söz konusu kararı şu şekilde açıkladı:
 
TFF Yönetim Kurulu’nca 5894 sayılı TFF Kanunu’nun 3. maddesi ve TFF Statüsü’nün 35/i maddesi uyarınca münhasıran sahip olduğu düzenleme yapma yetkisi uyarınca Futbol Disiplin Talimatının 58. maddesinde değişiklik yapılmasına ve 105. maddenin eklenmesine dair düzenlemenin, TFF Kanununa ve Statüsüne, UEFA ve FIFA düzenlemelerine aykırı olmadığı anlaşıldığından, başvurunun oybirliğiyle reddine (…) karar verilmiştir.”
 
3 kulübün Internet sitesinde, söz konusu iptal talebinin gerekçeleri açıklanmadı. 58’inci ve 105’inci maddelerin hangi maddelere aykırı olduğu sebepleriyle belirtilmedi. Tahkim Kurulu da soyut ifadelerle itirazları geçiştirdi. Tahkim Kurulu, iki maddenin FIFA ve UEFA mevzuatına uygunluğunu gerekçeleriyle ispatlamalıydı. Kamuoyundaki itirazlar ancak bu şekilde dindirilebilirdi.
 
Peki 58’inci ve 105’inci maddeler FIFA ve UEFA talimatlarına uygun mu?
 
Aslında şu soruların cevapları aranmalıdır: Bu maddelerin illa FIFA ve UEFAdüzenlemelerine uygun olması gerekir mi? Hangi  düzenlemeler dikkate alınmalıdır? Avrupa federasyonları şikeyi nasıl cezalandırıyor? Türkiye’de büyük bir şike problemi olduğu ortaya çıktığına göre, TFF şikeyi nasıl cezalandırmalıdır?
 
Ulusal futbol federasyonları FIFA ve UEFA mevzuatını dikkate almalıdır. Ancak bu konuda mutlak birlik aranmamaktadır. TFF, her ay mevzuatını değiştirmektedir. Bu değişikliklerin sebebi UEFA ve FIFA’nın mevzuatının değişmesi değildir. TFF, işine geldiği şekilde düzenlemeler getirmektedir. Her değişiklik ise “FIFA ve UEFA talimatlarına uyum sağlanması” olarak gerekçelendirilmektedir. Bu gerekçeler doğru değildir. Ulusal federasyonlar, FIFA ve UEFA’nın mevzuatında belirtilen temel ilkeleri nazara alarak kendi düzenlemelerini oluşturmaktadır. Ulusal federasyonların birçok konuda takdir yetkisi bulunmaktadır.
 
TFF, “saha kapatma” yerine “maçların kadın ve çocuk seyircilere açılması” uygulamasını getirmiştir. Bu uygulama FIFA ve UEFA talimatlarına uygun mudur?
 
Birkaç ay öncesine kadar şike ve teşvik primine yönelik cezaların TFF yönetim kurulu tarafından verileceği öngörülüyordu. Avrupa federasyonlarında yıllardan beri bu  cezalar disiplin kurulları tarafından verilirken, TFF’nin bu yetkiyi yönetim kuruluna vermesinin sebebi neydi? Önceki uygulama UEFA ve FIFA talimatlarına uygun muydu? Neden  TFF bugüne kadar şike ve teşvik primine ceza verme yetkisini yönetim kuruluna verdi? Statü ve talimatlar hazırlanırken FIFA, UEFA düzenlemeleri dikkate alınmamış mıydı? Yabancı federasyonların mevzuatı incelenmemiş miydi?
 
UEFA disiplin talimatında “maçın bütünlüğünü etkilemesi için kendisi ile temasa geçilmiş olan veya buna yönelik davranışları öğrenen kimselerin durumu bildirmemeleri de şike suçu kapsamında değerlendirilmektedir. Şikeyi veya teşebbüsü bildirmemenin cezası da hak mahrumiyetidir. Geçen sene bir hakem, bir maçı etkilemesi için kendisilye temasa geçildiğini UEFA’ya bildirmediği için ceza aldı. Peki TFF talimatlarında bu hareket nasıl düzenleniyor? Futbol Disiplin Talimatı’nda bu ihtimal düzenlenmedi. TFF Etik Kurulu Talimatı’nda ise şöyle bir hüküm bulunuyor: “Futbol camiasındaki tüm gerçek ve tüzel kişiler, bu talimatta belirlenen etik davranış ilkeleriyle bağdaşmayan iş ve eylemlerde bulunmalarının talep edilmesi halinde veya hizmetlerini yürütürken bu tür bir eylem veya işlemden haberdar olduklarında durumu yetkililere bildirmek zorundadırlar.” Bildirim yapmamanın cezası ise ihlâlin niteliğine göre, uyarma, kınama, huzurda kınama, yazılı ya da görsel medya aracılığı ile kınama veya ihlâlin toplumdaki olumsuz etkilerini gidermeye yönelik olarak kişinin konferans vermesi veya engelli sporcularla ilgili organizasyonlara katılması gibi sportif ve eğitici yaptırımlar” olarak düzenlendi.
 
Görüldüğü üzere, TFF, UEFA ve FIFA talimatlarını olduğu gibi kendi talimatlarına işlemedi.
 
Peki söz konusu iki madde UEFA ve FIFA düzenlemelerine uygun mudur? Şimdiden söyleyelim: HAYIR!
 
“Hayır” cevabını verirken bir noktayı özellikle vurgulamak isterim: FIFA ve UEFA düzenlemeleri uyumlu değildir. FIFA düzenlemeleri daha hafiftir. FIFA takdir yetkisini korumak istemiş ve bu amaçla düzenlemelerin ucunu hep açık bırakmıştır.
 
Önce 58’inci maddeyi inceleyelim.
 
1) 58’inci madde “müsabaka sonucunu etkileme” fiilini suç olarak düzenliyor. Oysa UEFA  düzenlemelerinde (UEFA Disiplin Talimatı md. 5bis) sadece “müsabakanın sonucu” değil, “müsabakanın bütünlüğü/gidişatı“da dikkate alınıyor. 
 
UEFA müsabakanın başlangıcından sonuna kadarki bütün süreci de korumak istiyor.
 
İki düzenleme arasındaki pratik fark nedir?
 
Bahis oyunlarında sadece maç sonucu üzerine bahis söz konusu değildir. İlk faul, ilk taç atışı, ilk korner, oyunun duracağı dakika, ilk yarı sonucu, golün atılacağı dakika gibi birçok ihtimal bahis oyunlarının konusu olmaktadır. Maçın sonucu ile ilgili olmayan ancak oyunun bütünlüğünü etkileyen bu davranışlar TFF düzenlemeleri uyarınca cezalandırılamayacaktır. Bazı spor hukukçuları ilgili düzenlemenin geniş yorumlanması gerektiğini iddia etseler de, bir ceza hükmünün geniş yorumlanması ve maddede açıkça düzenlenmeyen durumların geniş yorum veya kıyas yoluyla madde kapsamına sokulması hukuka aykırıdır.
 
58’inci madde, daha başlığı ile UEFA düzenlemeleri ile çelişmektedir. TFF sadece FIFA düzenlemelerini temel almıştır. TFF, sadece “maç sonucu“nu göz önünde tutarak suçun kapsamını dar düzenlemiştir.
 
2)Futbolla ilgili özel sıfatı, görevi gereği eriştiği gizli bilgileri kullanarak veya üçüncü kişilere bu bilgileri sağlayarak oyunun bütünlüğüne zarar veren” kişiler cezalandırılmamaktadır.
 
3)Kendisine oyunun bütünlüğünü/gidişatını ve/veya sonucunu etkilemesi için temasa geçilmiş bir kimsenın bunu hemen ve iradi olarak TFF’ye bildirmemesi” durumunda cezalandırılacağı öngörülmemiştir. TFF Etik Kurulu Talimatı’ndaki cezalar bu anlamda UEFA düzenlemeleri ile uyumlu değildir.
 
4)Oyunun bütünlüğünü ve/veya sonucunu etkileyecek davranışlardan haberdar olmasına rağmen bunu TFF’ye bildirmeyen” kimseler 58. madde uyarınca cezalandırılmamaktadır. UEFA Disiplin Talimatı’nda bu ihtimal de kaleme alınmıştır.
 
5) 58. maddede müsabaka sonucunun etkilenmesi, teşvik primi verilmesi hareketlerinin tamamlanması ile bunların teşebbüste kalması arasında ayırım yapılmaktadır. Oysa UEFA düzenlemelerinde fiilin tamamlanması ile teşebbüs arasında fark bulunmamaktadır.
 
UEFA disiplin talimatında, kulüp yöneticilerinin müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs etmeleri halinde kulübe ceza verilip verilmesi hususunda takdir yetkisi tanınmamıştır.  Kulübe her halükarda ceza verilecektir. Kulüpler, yöneticilerinin hukuka aykırı fiillerinden sorumludur. Objektif sorumluluk söz konusudur (UEFA Disiplin Kodu md. 6). Kulüpler, yöneticilerin ve hatta sporcuların hukuka aykırı fiilleri teşebbüs aşamasında kalsa bile bu davranışlardan sorumlu olacaktır. Futbol Disiplin Talimatı’nın 58. maddesi, teşebbüs açısından ayırım getirip kulüplere ceza verilmesini takdire bırakmakla UEFA talimatıyla çelişmektedir.
 
6) FIFA Disiplin Kodu’nun 69’uncu maddesi, TFF Futbol Disiplin Talimatı’ndan bir açıdan hafif, bir  açıdan ise ağır hükümler getirmektedir.
 
FIFA Disiplin Kodu’na göre, bir kulübün oyuncusu veya yöneticisi müsabaka sonucunu etkilemeye yönelik bir davranışta bulunursa, oyuncu veya yöneticinin bağlı olduğu kulübe de ceza verilebilir. Kulübe ceza verilmesi zorunlu değildir.
 
Yukarıdaki hüküm TFF Disiplin Talimatı’ndan iki noktada ayrılmaktadır.
 
a) TFF Disiplin Talimatı’nda, kulüp yöneticisi hukuka veya ahlaka aykırı şekilde müsabaka sonucunu etkiler veya teşvik primi verirse, ilgili kulübe küme düşme cezası verilmesi zorunludur. Oysa FIFA, bu ihtimalde kulübe ceza verilmesini zorunlu kılmamaktadır. İlgili kulübe ceza verilip verilmemesi disiplin kurulunun takdirine bırakılmıştır. Bu açıdan, TFF Futbol Disiplin Talimatı daha serttir.
 
Bununla birlikte, kulüp yöneticisi müsabaka sonucunu etkilemeye veya teşvik primi vermeye teşebbüs etmişse, kulübe ceza verilmesi zorunlu değildir. Talimata göre, disiplin cezaları “uygulanabilir“. Diğer deyişle, TFF, FIFA’nın takdir yetkisi tanıyan hükmünü sadece “teşebbüs” için nazara almıştır.
 
b) TFF Disiplin Talimatı’nda oyuncunun hukuka veya ahlaka aykırı şekilde müsabaka sonucunu etkilemesi durumunda, o oyuncunun bağlı olduğu kulübe ceza verilmemektedir. FIFA Disiplin Kodu’na göre ise, oyuncunun bağlı olduğu kulübe ceza verilebilmesi mümkündür. Disiplin kurulu, takdir yetkisini kullanarak oyuncunun kulübüne ceza verebilecektir.
 
Görüldüğü üzere, TFF, oyuncuların şikeye bulaşmaları durumunda kulüpleri cezalandırmak istememiştir.
 
7) TFF’nin şike için öngördüğü cezalar, FIFA mevzuatı ile uyumlu değildir.
 
FIFA, maç sonucunu etkilemeye yönelik ağır ihlallerdeödüllerin iadesi“ni de öngörmüştür. TFF Disiplin Talimatı’nın 58’inci maddesinde ise ne fiilin tamamlanması ne de teşebbüs durumunda “ödüllerin iadesi” açıkça öngörülmüştür.
 
Bununla birlikte, teşebbüs halinde ilgili kişinin yöneticisi olduğu kulübe Disiplin Talimatı’nda öngörülen disiplin cezalarının uygulanabileceği öngörülmüştür. Kulüplere verilebilecek disiplin cezaları “para cezası”, “ödüllerin iadesi”, “ihraç”, “transfer yasağı”, “saha kapatma”, “seyircisiz oynama”, “hükmen mağlubiyet”, “puan indirme”, “bir alt lige düşürme”dir.
 
Talimatta ayrıcadisiplin ihlalinin özelliklerine göre, öngörülen cezaya ilaveten ödüllerin iadesi veya para cezası verilebileceği” öngörülmüştür.
 
Şike ve teşvik primi için en uygun cezalar “bir alt lige düşürme” ve “puan indirme” olacaktır. “Ödüllerin iadesi” ve “para cezası” da ikame ceza olarak eklenebilecektir.
 
Kanımca, “ödüllerin iadesi” cezası, müsabakanın sonucunu etkileme suçu açısından kesinlikle uygulanmalıdır. Talimatın 58’inci maddesine “ağır ihlal halinde ayrıca ödüllerin iade edileceği” hükmü eklenmelidir.
 
Disiplin Talimatı’nı kaleme alan hukukçular müsabaka sonucunu hukuka veya ahlaka aykırı etkileme ve teşvik primi verilmesi fiillerinde “ağır ihlal”in sonuçlarını öngörmemişler. Bununla birlikte fiilin teşebbüs aşamasında kalması açısından garip bir ifade yaratmışlar: Ağır teşebbüs!
 
58’inci maddenin ikinci fıkrasının b) bendinde aşağıdaki ifade zafiyeti karşımıza çıkıyor:
 
Teşebbüs halinde ilgili kişinin yöneticisi olduğu kulübe bu talimatta öngörülen disiplin cezaları uygulanabilir. Ağır ihlal hallerinde kulübe en az 12 puan indirme cezası verilir.
 
İkinci fıkra sadece teşebbüs kurumunu düzenlemektedir. “Ağır ihlal” ifadesi ile teşebbüsün ağır olması ifade edilmiştir.
 
Ceza hukukunda “hafif teşebbüs-ağır teşebbüs” ayırımı yoktur. “Tam teşebbüs” – “Eksik teşebbüs” vardır. TFF hukukçuları teşebbüsün özel bir hali olarak “ağır teşebbüs” kavramını yaratmış ve “ağır teşebbüs” için bahis örneğini vermişlerdir. İlgili hükme göre, “eylemin ilgili yöneticinin kendisinin veya üçüncü kişilerin bahis oyunlarından menfaat elde etmesi amacına matuf olduğunun tespit edilmesi halinde ihlal, mutlaka ağır ihlal kabul edilir”.
 
Disiplin Talimatı’nın bu hükmü ceza hukuku uzmanları tarafından değerlendirilmelidir. TFF’nin hukukçuları icat ettikleri kavramın temelini, Türk hukuku ve karşılaştırmalı hukuktaki yerini bilgi yazıları ya da makalelerle kamuoyuna anlatmalıdırlar.
 
8) Teşvik primi ise sadece aktif rol alan, teşvik primini veren için suç olarak kabul edilmiştir. “Teşvik primi verilmesi de bu kapsamdadır” ifadesi dar yorumlanmalıdır.
 
UEFA ve FIFA düzenlemelerinde yer alan “müsabakanın bütünlüğüne/gidişatını etkileme” ifadesinin içine “teşvik primi” sokulabilir mi? Bu tartışmalıdır. Birçok hukukçu teşvik priminin suç olmaması gerektiğini, zira sporcunun her zaman terinin son damlasına kadar mücadele edeceğini; bu mücadele için ayrıca menfaat teklif etmenin ahlaka aykırı olmadığını iddia etmektedir.
 
Bu romantik yaklaşım spor ahlakı ile çelişmektedir.
 
Teşvik primini farklı bir açıdan değerlendirebiliriz. Sahada mücadele etmesi gereken bir sporcu, özellikle bu faaliyetinden ekmek yiyen profesyonel sporcu, işini yapmak için üçüncü kişilerden menfaat temin ediyorsa, bu davranış spor ahlakına aykırıdır.
 
Ne yazık ki TFF teşvik primini sadece “menfaati sağlayan” açısından suç olarak düzenlemiş; sporcuyu 58’inci madde kapsamında cezalandırmamayı tercih etmiştir. Bu düzenleme ile sporcu teşvik primi sebebiyle ceza almayacaktır. Belki sporcuya “sportmenliğe aykırı fiil” kapsamında ceza verilebilecektir.
 
Kanımca, teşvik priminin sadece “menfaat sağlayan” açısından suç olarak öngörülmesi FIFA ve UEFA düzenlemelerine aykırıdır.
 
9) 58’inci maddede hakemler açısından özel düzenleme getirilmiştir. Teşebbüs halinde ilgili kişilere 1 yıldan 3 yıla kadar müsabakadan men veya hak mahrumiyeti cezası verileceği öngörülmüşken; müsabakayı etkilemeye teşebbüs eden hakeme sürekli hak mahrumiyeti verilecektir.
 
FIFA ve UEFA düzenlemelerinde bu şekilde bir ayırım getirilmemiştir. Teşebbüs açısından hakemlerin daha sert cezalandırılmasının haklı gerekçesi yoktur. Hakem ve sporcular şike olaylarında genelde mağdur durumdadır. Onları etkilemeye teşebbüs eden aktörler kulüp yöneticileri ya da mafya, organize suç örgütü üyeleridir.
 
58’inci maddede teşebbüsün tüm aktörler açısından eşit düzenlenmesi gerekir. Bununla birlikte, birileri daha ağır cezalandırılacaksa, sadece hakemlerle yetinilmemeli; görevi gereği birçok maçı etkileyebilecek güce sahip olan kulüp ve federasyon yöneticileri de ağır yaptırımlarla yüzleşmelidir.
 
10) Yukarıda da belirtildiği gibi, teşebbüs halinde ilgililere 1 yıldan 3 yıla kadar müsabakadan men ve hak mahrumiyeti cezası verilmektedir.
 
Peki ya federasyon yetkilileri şike ve teşvik primi vermeye teşebbüs ederlerse? Talimata göre, bu yöneticilere sadece 1 yıldan 3 yıla kadar hak mahrumiyeti cezası verilebilir. Kanımızca, futbolu yöneten, futbolun değerlerini korumakla görevli federasyon yöneticilerinin şike ve teşvik primine teşebbüs etmeleri durumunda onlara sürekli hak mahrumiyeti cezası verilmelidir.
 
Kulüp yöneticileri, ilgili oldukları kulüplerin menfaatlerini korumak için şike ve teşvik primine başvurmaktan kaçınmayabilirler. Onların kulüplerle organik bağları vardır. Ancak federasyon yöneticilerinin kulüplerle bu tür bağlarının olmaması gerekir. Bu yöneticilerin lig veya kupa maçlarında bir kulüp lehine şike ve teşvik primine teşebbüs etmeleri asla kabul edilemez.
 
Federasyon yöneticilerinin şike ve teşvik primine başvurmaları iki ihtimalde federasyon yararına olabilir.
 
– Kulüplerin Avrupa Kupası maçlarında alacağı iyi sonuçlar ülke puanını etkilemekte; ileriki yıllarda kulüplerin doğrudan Şampiyonlar Ligi veya Avrupa Ligi’ne katılmalarını sağlamakta veya daha çok kulübün Avrupa Kupaları’na katılmasının önünü açmaktadır.
 
– Türk milli takımının başarılı olması da federasyona sportif ve maddi menfaatler sağlayacaktır.
 
Her ne olursa olsun, federasyon yöneticilerinin futbolun temel değerlerine, spor ahlakına uygun hareket etmeleri beklenir. Federasyon yöneticileri, şike veya teşvik primi vermeye teşebbüsten ötürü sürekli hak mahrumiyeti ile cezalandırılmalıdır.
 
Bugün TFF, kulüp temsilcilerinin oluşturduğu kurullar aracılığıyla yönetilmektedir. İlerleyen günlerde bu yönetici ve kurul üyelerinin, ilgili oldukları kulüplerin menfaatine hareket edeceklerini öngörmek hiç zor değildir.
 
Gelelim 105’inci maddeye…
 
105’inci maddeyi hatırlatalım:
 
 
YAPTIRIMIN ERTELENMESİ 
 
(1) Aşağıda belirtilenler haricindeki disiplin yaptırımları ertelenebilir: 
a) uyarı, 
b) kınama, 
c) hak mahrumiyeti. 
 
(2) Yaptırımın uygulanması en az bir yıl en fazla beş yıl süreyle ertelenebilir. İstisnai durumlarda bu sürenin uzatılması veya ilgili kişinin TFF yetki alanından çıkması halinde yaptırımın ertelenmesi mümkündür. 
 
(3) Erteleme süresi içerisinde, ihlalin tekerrürü halinde, yetkili kurul, kural olarak, asıl yaptırımın uygulanmasına hükmeder. Bu yaptırıma ikinci ihlal için öngörülen yaptırım eklenir.
 
105’inci madde uyarınca, bir kulübe verilen ceza her zaman ertelenebilir. Zira ertelenmesi mümkün olmayan “uyarı”, “kınama” ve “hak mahrumiyeti” cezaları sadece gerçek kişilere verilebilen cezalardır. Kulüplere verilebilen “para cezası”, “ödüllerin iadesi”, “ihraç”, “transfer yasağı”, “saha kapatma”, “seyircisiz oynama”, “hükmen mağlubiyet”, “puan indirme”, “bir alt lige düşürme” cezaları Talimat uyarınca ertelenebilecektir.
 
Futbol Disiplin Talimatı’nın 105’inci maddesi, UEFA Disiplin Talimatı ile uyumludur ancak FIFA Disiplin Talimatı’ndan da farklıdır.
 
Futbol Disiplin Talimatı’nın 105’inci maddesi, UEFA Disiplin Talimatı’nın 15bis maddesinden aynen alınmıştır.
 
FIFA Disiplin Talimatı ise daha kapsamlı hükümler getirmiştir.
 
FIFA Disiplin Talimatı md. 33/f. 1 uyarınca aşağıdaki cezalar ertelenebilir:
 
     Müsabakadan men,
     Soyunma odası ve yedek kulübesine giriş yasağı,
     Futbolla ilgili herhangi bir faaliyete katılmaktan men,
     Seyircisiz oynama,
    Tarafsız sahada oynama,
     Belli stadyumda oynama yasağı…
 
Yukarıda belirtilen cezalar dışında kalan “uyarı”, “kınama”, “stadyum yasağı”, “para cezası”, “transfer yasağı”, “maç sonucunun iptali”, “puan silme”, “alt lige düşürme”, “hükmen mağlubiyet”, “maç tekrarı” cezaları ertelenemeyecektir.
 
FIFA Disiplin Talimatı’na göre kulüplere verilebilecek “para cezası”, “ödüllerin iadesi”, “transfer yasağı”, “puan silme”, “alt lige düşürme”, “hükmen mağlubiyet”, “maç tekrarı” cezaları ertelenememektedir.
 
TFF Disiplin Talimatı’nda ise sadece “uyarı”, “kınama” ve “hak mahrumiyeti” cezaları ertelenememektedir. Bu cezalar ise sadece gerçek kişilere verilebilmektedir. Kulüplere verilebilecek cezalar ertelenebilmektedir.
 
Görüldüğü üzere, TFF, kulüpleri korumak amacıyla sadece yaptırımların ertelenmesine yönelik hükmü sadece UEFA düzenlemelerini dikkate alarak kaleme almış; FIFA’nın kulüplere verilen birçok cezanın ertelenmesini engelleyen hükmünü görmezden gelmiştir.
 
Ayrıca bir hususa dikkat çekmek gerekir:  TFF Futbol Disiplin Talimatı’nın 18 ila 35’inci maddeleri arasında öngörülen disiplin cezaları arasında, yukarıda FIFA Disiplin Talimatı’nda ertelenebilecek cezalar içinde sayılan “tarafsız sahada oynama” cezası ve “belli stadyumda oynama yasağı” bulunmamaktadır. Talimat, bu yönden eksiktir.
 
Sonuç olarak, “yaptırımların ertelenmesi” hükmü UEFA talimatına uygun olmakla birlikte, FIFA talimatına aykırıdır.
 
105’inci madde UEFA talimatına uygun olsa bile kamuoyunun tepkisi de anlayışla karşılanmalıdır.
 
UEFA, kendi organizasyonlarında şikeye göz açtırmıyor ve çok sert cezalar veriyor. Bu cezaları da istisnasız uyguluyor. TFF ise kulüplere ceza vermemek için talimatlarını değiştiriyor; kulüplerin ceza almaması için yöneticilerin fiillerinin teşebbüs aşamasında kaldığını kabul ettirmek için “sahaya yansıma” gibi dünyada örneği olmayan bir kriter getirmekten kaçınmıyor. TFF, 10 aydan beri kulüpleri korumak için her türlü hukuka aykırılığa imza attı. “Yaptırımların ertelenmesi” hükmü de şikeye karışan kulüpleri korumak için getirildi. UEFA talimatında yıllardan beri var olan “yaptırımların ertelenmesi” hükmünün şike soruşturmasının sona ermesine yakın apar topar mevzuata eklenmesinin başka açıklaması yok. TFF, bu hükmün varlığını iki hafta önce öğrenmiş olamaz.
 
TFF, Türkiye’de şikenin büyük bir sorun olduğunu biliyordu. TBMM Meclis Araştırma Komisyonu raporu da bu soruna dikkat çekmişti. TFF, 2011 yılının başında 6222 sayılı Kanun haline gelecek kanun taslağını hazırladı. TFF, şikeye ağır ceza verilmesini istiyordu. Bir senede ne değişti? TFF, kendi hazırladığı taslakla tamamen çelişen bir talimat değişikliği yaptı. 6222 sayılı Kanun’da şike ve teşvik primi ağır cezalandırılırken; teşebbüs hali suçun tamamlanması ile aynı hükümlere tabi tutulmuşken TFF’nin mimarı olduğu yasadan çok farklı talimat hükümleri getirmesinin sebepleri nasıl açıklanabilir?
 
TFF kendisiyle çelişmektedir. Kanun taslağını hazırlarken cezaların çok sert olması gerektiğini ifade eden, karşılaştırmalı hukuktan örnekler veren, Avrupa Konseyi’nde bu cezaları savunan TFF gitmiş; şikecilerin avukatlığına soyunan, şikenin önünü açan TFF gelmiştir.
 
TFF yöneticileri şike ve teşvik primi sebebiyle kulüplere hala küme düşme cezası verildiğini, şikenin serbest bırakılmadığını iddia ediyorlar. Oysa Etik Kurulu raporunda bütün fiillerin teşebbüs kapsamına sokulduğu görülüyor. Kurul raporunda bir yöneticinin davranışının kulübün yönetim kurulu tarafından bilinmediği, sahada şikenin anlaşılmadığı (şikenin sahaya yansımadığı) gerekçeleriyle kulüpler kurtarılmaya çalışılıyor.
 
TFF, şikecileri kurtarmak için yoğun çaba harcarken, kulüplerin menfaatine uygun talimat değişiklikleri elbette şüpheyle karşılanacaktır.
 
Kısacası, TFF’nin Futbol Disiplin Talimatı’nda yaptığı değişiklikler UEFA ve FIFA mevzuatı ile uyumlu değildir. TFF, her iki derneğin talimatlarından işine gelen hükümleri almıştır. Teşebbüsün ayrı değerlendirilmesi, teşebbüs halinde kulüplere ceza verilmesinin takdire bırakılması, “ağır teşebbüs” gibi bir kavramın yaratılması, “ağır teşebbüs” halinde bile kulüplere otomatik küme düşme cezası verilmemesi, şikeye veya teşvik primi vermeye teşebbüs eden kimselere az ceza verilmesi, teşvik primi kabul eden sporcuya 58. madde kapsamında ceza verilmemesi, ağır ihlal hallerinde “ödüllerin geri alınması” cezasının öngörülmemesi başlıca aykırılıklardır.
 
Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi Şikeye Savaş Açtı
 
2011 yılı Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi’nin şikeye savaş açtığı yıl olarak kabul edilebilir. Avrupa Komisyonu ve Avrupa Konseyi’nin kabul ettiği tavsiye kararları ve şike ile mücadele politikasının belirlenmesi için yaptığı çalışmalar Avrupa devletlerinin şikeyi, özellikle bahis kaynaklı şikeyi büyük tehlike olarak gördüklerini gösteriyor.
 
Şike ile ilgili tavsiye kararları, raporlar, toplantı sonuç bildirgeleri devlerin ve spor federasyonlarının şike ile mücadelede aktif rol almaları gerektiğini belirtiyor. Spor federasyonları şikeyi önlemek için yoğun çalışmalar yapmalı! Devletle ortak politikalar oluşturmalı! Özellikle emniyet güçleri, yargı ile birlikte hareket etmeli! En önemlisi ise, şikeye sıfır tolerans göstermeli! Şikeye bulaşan kişiler spor dünyasından uzaklaştırılmalı!
 
TFF, UEFA ve FIFA’nın şikeyle mücadele için uluslararası örgütlerle işbirliği yaptığını biliyor. TFF, UEFA’nın Avrupa Komisyonu ve Avrupa Birliği ile ortak politikalar üretme yolunda önemli adımlar attığının farkında. TFF, yürürlükteki mevzuatın yanında bu gelişmeleri de gözden kaçırmaması gerekirdi.
 
TFF, UEFA ve FIFA’nın düzenlemeleri dışında üyesi olduğumuz Avrupa Konseyi’nin şike ile ilgili çalışmalarını, önerilerini, kararlarını dikkate alarak talimatlarını düzenlemeli; Disiplin Kurulu ve Tahkim Kurulu da Avrupa nezdinde kabul edilen politika, yabancı federayonların mevzuatı uyarınca düzenlenen hükümler uyarınca karar vermeliydi.
 
TFF, son talimat değişiklikleri ile kamuoyunun vicdanını derinden yaraladı. Toplum tepki gösteriyor. Uluslararası basın da gelişmeleri şüpheyle izliyor. Avrupa Konseyi bünyesinde şike ile ilgili toplantılarda TFF ve TBMM’nin şikeye karşı yaklaşımı şiddetle eleştiriliyor.
 
Her ne kadar Türk spor medyası şike soruşturmasının amacından sapması ve kamuoyunun yanlış bilgilendirilmesi için çaba harcasa da, toplumun “adalet” duygusu zedelendi. Kulüplerini koruma refleksi ile olmadık tepkiler gösterenler bile kulüplerinin şikeye bulaşmadığını söyleyemiyorlar. Kulüp yöneticileri şikeyi reddedemiyorlar. Yöneticiler şikeye teşebbüsü ikrar ediyorlar ama bunu olağan kabul ediyor; topluma teşebbüsü bu yönde ikna etmeye çalışıyorlar.
 
Son talimat değişiklikleri, futbolun en kirli aktörleri olan kulüpleri dokunulmaz kıldı. Her fiil teşebbüs olarak nitelendirildikçe futbol ailesinin kirli kulüplerden kurtulması mümkün olmayacak. Süper Lig kulüplerinin önemli bölümü ise sadece maddi kaygılarla bu kirliliğe onay verecek. Taraftarlar “ama onlar da yaptı” diyerek vicdanlarını rahatlatmaya çalışacaklar. Olan, temiz spor rüyası görenlere olacak!

Yorumunuzu Paylaşın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: