Etiket: FIFA

FIFA, PROFESYONEL FUTBOLCULARIN STATÜSÜ VE TRANSFERİ TALİMATI 2018’İ YAYINLADI

Screen Shot 2018-01-07 at 02.20.29FIFA, Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferi Talimatı 2018‘i yayınladı.

FIFA, Talimat’ta yapılan değişiklikleri 1603 sayılı Sirküler ile ulusal federasyonlara duyurmuştu.

FIFA ayrıca Oyuncular Statüsü Komitesi ve Uyuşmazlık Çözüm Kurulu Usullerini Düzenleyen Kurallar‘da da değişiklik yaptı. Kuralların son versiyonu için bkz. https://goo.gl/yKXB74

CAS, Yeni Kararlarını Yayınladı

Spor Tahkim Mahkemesi (CAS), 100’den fazla kararını yayınladı.

Yeni Kararlar (Recent Decisions)” başlığında yayınlanan kararlar arasında tarafları Türk olan kararlar da bulunuyor. Continue reading “CAS, Yeni Kararlarını Yayınladı”

CAS, TPO Yasağı’nı Uygulamadı. Geriye Dönüşün İlk Adımı mı?

FIFA’nın Mayıs ayında yürürlüğe koyduğu “Üçüncü Kişi Mülkiyeti Yasağı” kuralı bugüne kadar istisnasız uygulanıyordu. Bir kesim, bu kuralın Avrupa Birliği hukukuna aykırı olduğunu iddia etse de, FIFA bu kurala dayanarak ceza veriyordu.

Bu uygulama, CAS’ın geçen hafta verdiği bir karardan sonra riske girecek gibi.

CAS, Portekiz Kulübü Sporting Clube de Portugal ile Doyen Sports Investments Ltd arasındaki tahkim davasında iki futbolcunun ekonomik haklarından doğan uyuşmazlığı inceledi.

Continue reading “CAS, TPO Yasağı’nı Uygulamadı. Geriye Dönüşün İlk Adımı mı?”

TFF, Futbolda Üçüncü Kişi Mülkiyetini Yasaklayan Düzenleme Getirdi

Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu’nun 24.12.2015 tarih ve 11 sayılı toplantısında alınan kararla, “Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatı”nda değişiklik yapıldı.

Talimat’ın “Üçüncü Kişilerin Kulüp Üzerindeki Etkisi” başlıklı 23’üncü maddesine yeni 2’nci fıkra eklendi.

Continue reading “TFF, Futbolda Üçüncü Kişi Mülkiyetini Yasaklayan Düzenleme Getirdi”

Fred, Doping, Hükmen Yenilgi Bilmecesi

Fenerbahçe – Shakhtar Donetsk arasında oynanan Şampiyonlar Ligi 3’üncü Ön Eleme Turu ilk maçı 0-0 bitti ama şimdiden tarihe geçti.

Maçtan bir gün önce Shakhtar Donetsk’in yıldız futbolcusu Fred’in A numunesinin pozitif çıktığı öğrenildi. Fenerbahçe, UEFA’ya durumu bildirdi. Ukrayna takımının teknik direktörü Lucescu, UEFA’nın kendilerini Fred’i oynatmamaları konusunda uyardığını ancak sporcusuna güvendiğini açıkladı.

Maçın ardından Fenerbahçe, Donetsk’in hükmen mağlup edilmesi için UEFA’ya başvurdu.

Fenerbahçe’nin hangi gerekçeleri ileri sürdüğünü bilmiyoruz. Sosyal medyada paylaşılan iddialar çeşitli ihtimalleri akla getiriyor.

İDDİA 1: Fenerbahçe, UEFA Disiplin Talimatı’nın 21’inci maddesine dayandı. İlgili düzenlemeye göre, uygun olmayan bir oyuncunun müsabakada yer alması ve rakip takımın bu yönde itirazda bulunması halinde, sporcunun takımının hükmen yenilgisine karar veriliyor.

Peki Fred, UEFA Şampiyonlar Ligi kuralları uyarınca “uygun olmayan” oyuncu muydu? 

Fenerbahçeli hukukçulara göre, Fred’in A numunesinin pozitif çıkması başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın Fred’i uygun olmayan sporcu statüsüne soktu. Bu görüş sahipleri, FIFA Dopingle Mücadele Talimatı’nın 25’inci maddesini temel alıyorlar. Bu görüşe göre, A numunesinin pozitif çıkması ile birlikte oyuncu oynama niteliğini kaybeder. Görüş sahipleri, ayrıca bir tedbir kararı gerekmediğini, zira ayrı bir karara gerek olmadan dopingli madde örneği alındığı andan itibaren elde edilen tüm madalya ve kazanımlar iade edileceğini ve oyuncunun müsabakalardan otomatik olarak men edileceğini ileri sürüyorlar.

Bu iddiaya katılmıyorum.

A numunesinin pozitif çıkması, doğrudan sporcuyu “uygun olmayan sporcu” haline getirmez. Tedbir kararı alınmasının sebebi de budur. Duruma göre, futbolcu hakkında tedbir kararı verilir. Tedbir kararı alınması ile futbolcu “uygun olmayan sporcu” haline gelir ve yarışmalara katılamaz. Hakkında tedbir kararı bulunmayan bir sporcuyu müsabakalara katılmaktan yasaklayan bir düzenleme bulunmamaktadır. Shakhtar Donetsk de tedbirli olmayan bir sporcuyu oynatmıştır.

Fred Olayı’nda sorun, onun hakkında tedbir kararı verilmemesi oldu. Fred’in numunesinde çıkan maddenin niteliği, Fred hakkında tedbir kararı alınmasını zorunlu kılabilirdi. Kural olarak, Fred’in savunması alınmadan tedbir kararı verilemezken, zorunlu tedbir alınması gereken hallerde önce tedbir kararı alınıp, en kısa sürede futbolcunun savunmasının alınması gerekiyordu.

Hakkında tedbir kararı bulunmayan bir sporcu yarışmalara katılabilir. Onu oynatan kulüp de sorumlu olmaz. A numunesinin pozitif çıkması, bir sporcuyu doğrudan “uygun olmayan sporcu” kategorisine sokmaz.

İDDİA 2: Diğer bir iddia ise, Shakhtar Donetsk’in oyuncusuyla işbirliği içinde hareket ettiği, bilerek ihmalkarlık yaptığı, oyuncunun dopingine göz yumduğu ve bu sebeple kulübün “yardım ve yataklık”tan ötürü ceza alması yönünde. Bu görüş sahipleri Shakhtar’ın etik dışı, sorumsuzca ihmalkarlığı hakkında yeterli delil olduğunu ve maç sonucunun hükmen Fenerbahçe lehine tescil edilmesi gerektiğini ileri sürüyorlar.

Bu görüşe de katılmak mümkün değil. Bu görüş ancak Fenerbahçe – Shakhtar Donetsk maçından sonra Fred’e doping kontrolü yapılması ve Fred’in doping ihlali yaptığının tespit edilmesi halinde dikkat alınabilir ve tartışılabilirdi.

Neden maçtan sonra Fred’e doping testi yapılmadı?

Bu olayda ilginç bir nokta nedense hiç tartışılmadı.

Fred’in A numunesinin pozitif çıkması, onun doping kullandığı yönünde kesin kanaat oluşturamaz ancak onun doping kullandığı hususunda ciddi şüphe doğurur. Doğurmalıdır.

Fenerbahçe – Shakhtar Donetsk maçından sonra doping kontrolü yapılmalıydı. Doping kontrollerinden önce kulüpleri temsilen hangi sporcuların teste tabi tutulacakları kura ile belirlenmeliydi. Kuradan hangi sporcular çıkarsa çıksın, UEFA temsilcisi veya UEFA doping kontrol görevlileri doping şüphesi sebebiyle Fred’i listeye yazmalı ve Fred’in numune vermesini sağlamalıydılar. Fenerbahçe bu konuda girişimde bulundu mu?

Donetsk Cezalandırılmalıdır Ama Cezalandırılamaz!

Shakhtar Donetsk, A numunesi pozitif çıkan ve maçtan birkaç gün sonra B numunesinin de pozitif çıkacağını bildiği bir futbolcuyu oynatarak etik kurallarını ihlal etti. Ahlaka aykırı hareket etti. 

Fred hakkında tedbir kararı bulunmadığı ve sporcu “uygun olmayan sporcu” kapsamında değerlendirilemeyeceği için Shakhtar Donetsk’e “uygun olmayan sporcu oynattığı” gerekçesiyle ceza verilemeyecektir.

Shakhtar Donetsk sistemdeki boşluktan, disiplin hukukunda da uygulanan kıyas yasağından ve boşluk doldurma imkanının olmamasından faydalandı. Donetsk’in ceza almaması hukuka uygun olacak ama vicdanları rahatsız edecek.

UEFA Disiplin ve Kontrol Komitesi’ni çok zor bir dosya bekliyor. Komite’nin kararı ne olursa olsun, bu dosya CAS’a taşınacaktır. CAS ise doping içtihatları açısından tarihi öneme sahip olacak bir karar verecek.

Bu olay, doping talimatlarının daha açık yazılmasında ve boşlukların doldurulmasında etken olabilir.

AKPM’den FIFA Çağrı: "2022 Dünya Kupası Evsahipliği Oylamasını Tekrarla!"

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), 2022 Dünya Kupası’nın Katar’da düzenlenmesinden memnun değil. AKPM, Katar’ın evsahipliği rüşvetle kazandığına dikkat çekti ve 2022 Dünya Kupası ev sahipliği oylamasının tekrar yapılması gerektiğini açıkladı.

AKPM, FIFA‘nın yolsuzluk dosyalarını dikkate alarak “Futbol Yönetiminde Reform” başlıklı bir karar aldı. Michael Connarty‘nin kaleme aldığı raporu temel alan 2053 sayılı Karar, geçen gün yayınlandı.

FIFA‘nın bu karara cevabı gecikmedi. FIFA, 2018/2022 ev sahipliği seçimi ile ilgili raporları yayınlayacağını duyurdu. FIFA ayrıca Katar’daki işçi haklarına ilişkin sorunlarla ilgilendiğini ve gelişme kaydedildiğini iddia etti.

İsviçre Federal Mahkemesi’nin Kararının Şike Sürecine Olası Etkileri

Fenerbahçe SK, 11 Nisan 2014 tarihinde CAS kararına karşı yapmış olduğu itirazın; İsviçre Federal Mahkemesi’nin (İFM) 16/10/2014 tarihli kararı ile reddedildiğini duyurdu. Kulüp, İFM’nin kararının Türkiye’de hala tartışılan bir döneme ait hukuk dışı yargılama ve kararlarına dayanılarak alınmış bir karar olduğunu iddia etti ve  yeniden yargılama sürecinin sona ermesini müteakiben söz konusu karara karşı her türlü ceza-i ve tazminat haklarını kullanacağını açıkladı.

İFM kararının öğrenilmesi ile birlikte, birçok olasılık ve yöntem tartışılmaya başlandı. Aşağıda bunlardan bazılarına değineceğim. Continue reading “İsviçre Federal Mahkemesi’nin Kararının Şike Sürecine Olası Etkileri”

Trabzonspor, Futbol Ailesi İçin Basın Bildirisi Yayınladı

Şike sürecinde yeni dönem başladı. Yargıtay’ın kararının ardından Trabzonspor dört koldan TFF’ye savaş açmaya hazırlanıyor.

Kulüp “Futbol Ailesi İçin Basın Bildirisi” başlıklı bir bildiri yayınladı. Türkçe ve İngilizce kaleme alınan bildiri, gelecek günlerde başlayacak hukuk savaşının habercisi oldu.

Bildiri aşağıdadır:

Continue reading “Trabzonspor, Futbol Ailesi İçin Basın Bildirisi Yayınladı”

FIFA ve UEFA’nın Muhtemel Yaptırımları

Yargıtay’ın birçok isim için şike sürecini bitiren kararının ardından gözler FIFA ve UEFA‘ya çevrildi.

Medya ve sosyal medyada takip ettiğim hukukçular birbiriyle çelişen yorumlar yapıyorlar.

Yargıtay kararından önce “UEFA kulüplere ceza veremez” diyen bazı hukukçular ağız değiştirdiler. Şimdi UEFA’nın küme düşme cezası verebileceğini iddia ediyorlar.

Bazı hukukçular TFF için yeniden yargılama söz konusu olamayacağını, zira Yargıtay kararının yeni delil olmadığını belirtiyorlar.

Bir kesim TFF’ye bile ceza verilemeyeceğini, UEFA’nın talimat değişikliğinin geçmişe etkili uygulanamayacağını savunuyor. 

Ciddiye almakta zorlandığım tek görüş ise “Türkiye’de yeniden yargılamaya ilişkin kanun değişikliğinin gerçekleşmesi halinde, Yargıtay kararının bozulacağını ve Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeni bir sürecin başlayacağını, spor hukukunun da bu sürecin sonunu beklemesi gerektiğini; olası beraat kararlarının ardından spor hukukunda yeniden yargılama yapılması gerektiği“ni iddia ediyor. Bu görüş sahipleri, Türk yargı sistemindeki yolsuzluğun UEFA’nın dikkatinden kaçamayacağını ileri sürüyorlar.

Eminim gözden kaçırdığım görüşler vardır. Hepsini ayrı ayrı değerlendirmem gerekmiyor. Bu yazıda kendi görüşümü paylaşacağım.

Öncelikle, FIFA ve UEFA Türk yargı sistemindeki yozlaşmayla ilgilenmez. UEFA Disiplin Kurulu, UEFA Temyiz Kurulu ve CAS sadece mahkeme kararını değil, delilleri de dikkate alarak karar verdi. Üstelik Yargıtay tapelerin gerçeği yansıttığını, sanıkların tapelerin içeriğine itiraz etmediklerini hatta sanıkların bazı ses kayıtlarının dinlenmesine karşı çıktıklarını açıkladı. UEFA ve FIFA için tapelerin sahte olmaması, içeriklerine itiraz edilmemesi yeterli. Bu tapelerin nasıl elde edildiğinin hiç önemi yok. Mahkeme kararı olmasaydı bile, tapeler tek başına UEFA için yeterli olacaktı. CAS için de durum aynı. CASAmadou Diakite ve Ahongalu Fusimalohi kararlarında tapeler, temel alarak kararları onadı. CAS, hukuka aykırı elde edildiği iddia edilen tapelerin şike gibi sporun doğasına zarar verecek büyük ihlallerin ispatında önemli delil olduğunu benimsedi. CAS, devlet mahkemeleri için bağlayıcı olan temel ilkelerin özel hukuka tabi tahkim yargılamasında birebir uygulanamayacağını ve İsviçre Federal Mahkemesi’nin bu görüşü kabul ettiğini örnek içtihatlarla ortaya koydu.

Bu sebeple, şike soruşturmasında elde edilen ses kayıtları ceza yargılamasında hukuka aykırı kabul edilse bile, spor hukukunda kesinlikle nazara alınır. Ses kayıtlarının hukuka aykırı elde edilmiş olması tek başına spor hukukunda yeniden yargılamayı gerektirmez. 

FIFA ve UEFA ne tür cezalar verebilir?

Bazı hukukçular UEFA‘nın talimat değişikliğinin geçmişe etkili uygulanamayacağını; şike, ırkçılık gibi temel değerlere saldırı niteliği taşıyan eylemlerin gereği gibi soruşturulmaması durumunda UEFA‘ya ceza verme yetkisi tanıyan yeni hükmün TFF ve yöneticileri şike yapan kulüplere uygulanamayacağını iddia ediyorlar.

CAS, Porto Kararı‘nda UEFA talimatında şike ile getirilen yeni hükümlerin geçmişe etkili uygulanabileceğini kabul etti. Her ne kadar Porto, talimat değişikliğinden önce şike yapmış olsa da, UEFA‘nın yeni talimatı uygulayarak Porto‘yu Avrupa Kupaları’na kabul etmeme yetkisi olduğunu açıkladı. Aynı gerekçeyle, UEFA‘nın son talimat değişikliğinin 3 Temmuz sürecine etkili olabileceği kabul edilebilir.

3 Temmuz sürecinde UEFA, şike sürecinin TFF‘nin egemenliğinde olduğunu ve TFF‘nin iç işleyişine müdahale etmeyeceğini açıklamıştı. Dikkat edilirse, bu açıklamalar talimat değişikliğinden önce yapılmıştı. Talimatın yeni düzenlemeleri UEFA‘ya ulusal federasyonların iç işleyişine karışma, hatta federasyon yerine karar verme yetkisi tanıyor.

UEFA ve FIFA öncelikle TFF‘ye ceza verebilir. TFF, gereği gibi soruşturma yapmadığı gerekçesiyle yaptırıma tabi tutulabilir.

TFF‘ye hangi cezalar verilebilir?

UEFA ve FIFA‘nın kulüplere, federasyonlara verilecek cezalarda geniş takdir yetkisi bulunuyor.

1) Önce, bugüne kadar kimsenin bahsetmediği bir ihtimali tartışmaya açayım.

FIFA Statüsü, FIFA‘ya olağanüstü durumlar söz konusu olduğunda üye federasyonların yönetim kurullarını görevden alma yetkisi vermektedir. Eğer UEFA ve FIFA, TFF‘den Yargıtay kararıyla kesinleşen mahkumiyet kararlarını dikkate alarak ilgili kişi ve kulüplere ceza verilmesini ister ancak TFF bu talebi reddederse, FIFA‘nın TFF‘nin yönetimine müdahale etme ihtimali bulunmaktadır. FIFA, TFF‘nin yönetim kurulunu görevden el çektirerek, belli süre için görev yapacak bir kurul atayabilir. FIFA, bu kararı vermeden önce UEFA‘ya danışmalıdır.

Yukarıdaki ihtimal Türkiye’de bomba etkisi yapar. Bilindiği üzere, futbol camiası TFF‘nin dokunulmaz olduğunu iddia ediyor. Hükümet, Bakanlar, muhalefet partileri de özerkliği dokunulmaz olarak yorumluyor. Her türlü yolsuzluğa imza atanlara müdahale edilemeyeceğini, bu pisliğin TFF‘nin iç sorunu olduğunu savunuyor. İsviçre, İngiltere, Fransa, Güney Afrika’da futbol federasyonları hakkında soruşturmalar açıldı. Hatta FIFA bile soruşturuldu. İsviçre mahkemeleri FIFA‘nın birkaç yöneticisini cezalandırdı. Hiçbir futbol federasyonu dokunulmaz değil. Türkiye hariç. Anayasa değişikliği ile TFF‘nin dokunulmazlığı katmerlendi. Bu da hükümetin ve muhalefet partilerinin ayıbı.

Türkiye’de TFF‘ye dokunulamazken, FIFA üye federasyonların yönetimlerine karışabiliyor. Sadece belli bir kararı almaya zorlamakla yetinmeyip, doğrudan yönetimi görevden alıp, karar verecek yeni bir yönetim getirebiliyor.

2) FIFA ve UEFA, Türk milli takımlarının uluslararası maçlar oynamasını engelleyebilir.

3) TFF’nin üyeliği askıya alınabilir.

Peki FIFA ve UEFA kulüplere ceza verebilir mi?

UEFA’nın 2013 tarihli talimatı sadece UEFA tarafından düzenlenen maç ve turnuvalarda değil, ayrıca UEFA’nın kuruluş amaçlarından birine esaslı aykırılık hallerinde de uygulama alanı bulacak. Bu yetki ancak üye federasyonların yeterli soruşturmayı yapmaları halinde uygulanamayacak (UEFA Disiplin Talimatı md. 2/IV). 

TFF‘nin şike sürecini nasıl yönettiğini biliyoruz. Etik Kurulu’nun saçma raporunu, PFDK‘nın açıkça hukuka aykırı kararını ve TFF Tahkim Kurulu’nun şikeye 3 maç ceza verdiği kararı unutmadık.

UEFA, TFF yönetim kurulu ve hukuk kurullarının şikeyi örtbas etmek için harcadığı çabanın farkında. UEFA, 2013 tarihli talimatını uygulayarak öncelikle TFF‘ye ceza verebilir. Bu talimata dayanarak kulüpleri de cezalandırabilir.

UEFA, kulüplere hangi cezaları verebilir?

Bir hususu unutmamak gerekir. UEFA sadece kendi disiplin talimatında yer alan cezaları verebilir. UEFA’nın küme düşürme yetkisi bulunmamaktadır. UEFA kulüplere “uyarı“dan başlayarak çeşitli cezalar verebilir ama küme düşürme cezası veremez.

Şikeye karışmış kulüplere verilebilecek en ağır cezalar Avrupa Kupaları’ndan men ve en üst ceza olarak lisansın iptalidir.

Fenerbahçe ve Beşiktaş UEFA tarafından cezalandırıldı. Her ne kadar Beşiktaş için cezanın kesin olmadığı, durumun tekrar değerlendirileceği belirtilse bile, cezanın arttırılacağını sanmıyorum.

Türkiye’de Sivasspor, Giresunspor ve Bülent Uygun‘un Yargıtay tarafından yönetici olarak değerlendirilmesinin tartışılmasının ardından belki Eskişehirspor UEFA tarafından cezalandırılabilecektir.

Bu süreçle ilgili asıl aktör FIFA’dır. FIFA’nın kulüplere küme düşme cezası verme yetkisi var. FIFA doğrudan bu cezayı vermeyip, TFF’ye yeni yönetim atadıktan sonra kulüplere ceza verilmesini sağlayabilecek.

Çok önemli bir noktayı atlamayalım. FIFA ve UEFA sadece Yargıtay aşamasından geçmiş kararlarda yer alan maçlarla sınırlı karar vermeyecektir. 6222 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce yapılmış ancak mahkemenin cezalandıramadığı şike olayları da UEFA ve FIFA’nın radarında olacaktır.  

Aynı şekilde, 6222 sayılı Kanun’a göre suç olmayan ancak UEFA talimatına göre suç olan fiiler de UEFA tarafından değerlendirilebilir.

Örneğin, Barış Özbek‘in, o süreçte görev aldığı Galatasaray’ın kadrosunu üçüncü kişilerle paylaşması UEFA düzenlemelerine göre şikeydi. TFF Etik Kurulu bu hareketi sadece etik ihlal olarak değerlendirdi ve oyuncunun Etik Kurulu’na sevk edilmesi gerektiğini açıkladı. TFF ise bu sporcuyu Etik Kurulu’na sevk etmedi.

Aynı şekilde, Hikmet Karaman, kendisine yapılan şike/teşvik primi teklifini kabul etmemesine rağmen, bunu TFF’ye bildirmediği için cezalandırılmalıydı. Karaman hakkında hiçbir işlem yapılmadı.

TFF Etik Kurulu, birçok şike fiilini sadece etik ihlal olarak değerlendirdi. Bu fiillerin listesini paylaşmıştım: http://goo.gl/wC5K1I

Özetle, UEFA ve FIFA, TFF’nin görmezden geldiği bütün şike ve teşvik primlerini göz önüne alacaktır. Kişiler ve kulüpleri cezalandıracaktır.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında, UEFA ve FIFA aşağıdaki maçları da değerlendirebilecektir. FIFA ve UEFA’da lobi yapmaya çalışanların bu maçları özellikle belirtmesi ve iki federasyonun dikkatini çekmesi gerekir:

Manisaspor – Trabzonspor (21.02.2011)

Fenerbahçe – Kasımpaşa (26.02.2011)

Kayserispor – Manisaspor (04.03.2011)

Bursaspor – İstanbul Büyükşehir Belediyespor (06.03.2011)

Gençlerbirliği – Fenerbahçe (07.03.2011)

Galatasaray – Fenerbahçe (18.03.2011)

Gençlerbirliği – Trabzonspor (20.03.2011)

Diyarbakırspor – Giresunspor (04.04.2011)

Eskişehirspor – Fenerbahçe (09.04.2011)

Trabzonspor – Bursaspor (17.04.2011)

Karşıyakaspor – Giresunspor (18.04.2011)

Eskişehirspor – Trabzonspor (22.04.2011)

Giresunspor – Mersin İdman Yurdu (24.04.2011)

Fenerbahçe – İstanbul Büyükşehir Belediyespor (01.05.2011)

Karabükspor – Fenerbahçe (08.05.2011)

Beşiktaş – İstanbul Büyükşehir Belediyespor (11.05.2011)

Fenerbahçe – Ankaragücü (15.05.2011)

Trabzonspor – İstanbul Büyükşehir Belediyespor (15.05.2011)

Sivasspor – Fenerbahçe (22.05.2011)

RTÜK’ten "Önemli Olaylar" Listesi

Pazar gününe Radikal’in haberi ile uyandık.

Radikal muhabiri Miray Çimen’in haberine göre, RTÜK şifresiz ve ücretsiz yayınlanması gereken “önemli olaylar listesi” hazırlamış.

Liste şöyle:

1- Yaz, Kış ve Paralimpik Olimpiyat Oyunları,
2- FIFA Dünya Kupası yarı final ve final karşılaşmaları,
3- UEFA Avrupa Kupası Kupası yarı final ve final karşılaşmaları,
4- Türk milli futbol takımlarının eleme ve final karşılaşmaları,
5- Türkiye Kupası (futbol, basketbol, voleybol, hentbol) karşılaşmaları,
6- Avrupa kupalarında (futbol) Türk takımlarının oynadığı bütün maçlar ile yarı final ve final karşılaşmaları, UEFA Avrupa Ligi karşılaşmaları ve UEFA Şampiyonlar Ligi karşılaşmaları, UEFA süper kupa maçları,
7- Dünya Şampiyonası (her branşta) yarı final ve final karşılaşmaları,
8- Avrupa şampiyonaları (her branş) yarı final ve final karşılaşmaları,
9- Türkiye’de yapılan uluslararası tenis organizasyonları,
10- Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu,
11- Akdeniz Oyunları,
12- Avrasya Maratonu,
13- İslam Dayanışma Oyunları,
14- Kırkpınar Yağlı Güreşleri,
15- Mevlana anma törenleri (Şeb-i Arus),
16- Yunus Emre şenlikleri,
17- Hacı Bektaşi Veli anma törenleri,
18- Nevruz etkinlikleri,
19- Boğaziçi kıtalararası yarışmalar.

Görüldüğü üzere, listenin önemli kısmı spor karşılaşmalarına ayrılmış.

Sporseverler için güzel haberler var. Bundan böyle Türk futbol milli takımının tüm resmi maçlarını ve Türk futbol kulüplerinin Avrupa Kupası maçlarını şifresiz ve ücretsiz izleyebileceğiz.

Geçen hafta içinde Avrupa Topluluğu Adalet Divanı, UEFA ve FIFA aleyhine karar verdi. Birleşik Krallık ve Belçika Avrupa Şampiyonası ve Dünya Kupası finallerinin toplumun yakından takip ettiği çok önemli olaylar olduğu gerekçesiyle bu turnuvaların ücretsiz ve şifresiz yayınlanması kararı almıştı. UEFA ve FIFA buna itiraz etti. ATAD ise devletlerin bu yönde yetkisi olduğunu belirterek davaları reddetti.

RTÜK’ün listesi de bu kararların yayınlanmasından birkaç gün sonra açıklandı.

Liste beni memnun etmedi. Sebeplerini açıklayayım.

1) Futbolda Avrupa Şampiyonası ve Dünya Kupası’nın sadece yarı final ve final karşılaşmaları liste kapsamında.

ATAD kararlarında ise bazı devletlerin Avrupa Şampiyonası ve Dünya Kupası organizasyonlarında tüm turnuvanın listeye alındığını gördük. RTÜK’ün tüm organizasyon yerine yarı final ve final müsabakaları ile sınırlı liste hazırlaması Avrupa’daki örnekleriyle uyuşmuyor.

2) Sadece Türk futbol takımlarının maçları listeye alınmış. Diğer spor dallarında faaliyet gösteren milli takım ve kulüplerin maçları yine şifreli yayınlanabilecek. Örneğin, basketbol hayranları Türk takımlarının Euroleague ve diğer turnuvalardaki maçlarını şifreli izlemek zorunda kalacaklar. Oysa futbol seyircileri takımlarının maçlarını özgürce takip edebilecekler.

3) Türkiye’de düzenlenen onlarca uluslararası spor organizasyonu arasında sadece uluslararasrı tenis organizasyonları listeye alınmış. Tenise özel düzenlemenin sebebini anlamadım.

4) FIFA Dünya Kupası ve UEFA Avrupa Kupası’nın ayrıca belirtilmesi gerekmiyor. Her branşta Dünya Şampiyonaları ve Avrupa Şampiyonaları’nın yarı final ve final maçları listede yer alıyor.

5) İslam Dayanışma Oyunları‘nın listede yer almasının sebebi nedir? Toplumun bu Oyunlar’a ilgisi olması bir yana bu Oyunlar’dan haberdar mıdır?

Laik bir devlet olan Türkiye’nin milli takımlarının İslam Dayanışma Oyunları’na katılması Anayasa’ya uygun mudur? Devleti temsil eden milli takımlar, İslam temelli spor karşılaşmalarına katılabilir mi?

Bu liste futbol tutkunlarını sevindirdi. Sporseverlerin boynu bükük kaldı.