Etiket: 3 Temmuz

Taraftarlar İçin Anayasaya Aykırı Cezalar Getiriliyor

Türkiye’de taraftar şiddeti hep gündemde oldu.

Taraftar şiddetini önlemek için kanunlar yapıldı. Kanunlar değiştirildi. Yeni kanunlar yapıldı. Onlar değiştirildi. Cezalar artırıldı. Cezalar indirildi.

Bugün yine cezaların artırılması tartışılıyor.

Dün medyada konuyla ilgili iddialar ileri sürüldü. İddiaya göre, 6222 sayılı Kanun değiştirilecekmiş. Kapsamı genişletilecekmiş. Cezalar artırılacakmış.

Stada yasak madde sokmak, müsabaka düzenini bozacak davranışlarda bulunmak, hakaret içeren sloganlar, kasten yaralama, yüze yarım ve tam maske takma cezaları iki kat artacakmış.

Şiddete teşvik eden ve haraket içeren beyenatlar da iki kat ceza ile cezalandırılacakmış.

AKP, “ANAYASAYA AYKIRILIK” İDDİASIYLA CEZALARI İNDİRMİŞTİ?

Bu haberleri okurken gülüyorum.

Nereden nereye? Kimler kimlerle yan yana düşüyor!

Continue reading “Taraftarlar İçin Anayasaya Aykırı Cezalar Getiriliyor”

Tayfur Havutçu’nun TFF’de İşi Nedir?

Türkiye Profesyonel Futbolcular Derneği, derneğin yönetim kurulu üyesi Tayfur Havutçu‘nun A Milli Takım Teknik Direktörü Mircea Lucescu‘nun 1. yardımcısı olduğunu duyurdu.

Bu görevlendirme beni çok rahatsız etti.

Sanırım kamuoyu, Havutçu’nun 3 Temmuz sürecindeki yerini bilmiyor ya da unutmuş. Continue reading “Tayfur Havutçu’nun TFF’de İşi Nedir?”

Yıldırım Demirören TFF Genel Kurulunda Konuştu

Bugün Türkiye Futbol Federasyonu Genel Kurulu gerçekleşiyor.

Az önce TFF Başkanı Yıldırım Demirören genel kurula seslendi.

Demirören’in konuşması TFF’nin sitesinde yayınlandı.

Bu konuşma üzerine çok sert yorumlar yapılacaktır. Zira Demirören kamuoyunu yanıltmaya çalıştı; konuları saptırdı.

Yorumlarımı daha sonra paylaşacağım.

Şimdilik TFF sitesinde yayınlanan konuşma metnini bilginize sunmak istiyorum. Continue reading “Yıldırım Demirören TFF Genel Kurulunda Konuştu”

TFF Başkanı Demirören, Futbol Aktüel Programı’na Katıldı

TFF Başkanı Yıldırım Demirören, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, NTV ve NTV Spor’da canlı olarak yayınlanan Futbol Aktüel programına katıldı.

TFF, bu yayına sitesinde yer verdi.

Röportajın bazı bölümleri hakkında uzun uzun tartışmak gerekiyor. Şimdilik röportajı yayınlamakla yetineceğim.

TFF’nin sitesinde yayınlanan röportaj aşağıdaki gibidir:

“Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, NTV ve NTV Spor’da canlı olarak yayınlan Futbol Aktüel programında, spor medyasının önde gelen yöneticilerinden Doğuş Medya Spor Grup Başkanı Fuat Akdağ, Hürriyet Gazetesi Spor Müdürü Mehmet Arslan, Haber Türk Spor Müdürü Halil Özer, Sabah Gazetesi Spor Müdürü Murat Özbostan ve Milliyet Gazetesi Spor Müdürü Tayfun Bayındır‘ın soruları yanıtladı.

Yıldırım Demirören: Öncelikle bu programa geçen hafta Cuma günü gelecektim; ancak Zürih seyahatim vardı; UEFA’ya gittim. Ben bir kulüp başkanına cevap vermek için gelmedim buraya. Bir kişiyle kavga etmek değildi amacımız. Sizler gibi değerli kişilerle Türk futbolunu konuşmak istiyorum. Programın faydalı olacağına inanıyorum. Zürih’te UEFA ile bir toplantımız oldu. Listelerde değişiklik yapılacak. Bizden görüş aldılar. Toplantının en güzel yanı kulüplerimizle ilgili temaslarda bulunduk. Bazı kulüplerimiz Mali Fair-Play konusunda UEFA ile görüşüyor. UEFA bizim kulüplerimizden çok memnun. Sıkı bir şekilde inceliyor bizi. Hatta Fenerbahçe’nin yaptığı müracaata olumlu bakıyor. Döviz arttığı için Fenerbahçe’nin de borcu arttı. Hatta tüm kulüplerimizin arttı. Bazı kalemlerde oynama yapmak istiyorlar. Bunu sordular UEFA’ya… UEFA da taahhütleri yerine getirdikleri için olumlu bakıyor bu konuya. Bu konu tüm kulüplerimizi ilgilendiriyor. Bu da ne kadar iyi bir yapılanmayla gittiğini gösteriyor. Oradan memnun olarak döndük.

Ben de kulüp başkanlığı yaptım. Zamanında taraftardım. Medyanın bakış açısını taraftar olarak da, kulüp başkanı olarak da, Federasyon Başkanı olarak da, Medya Patronu olarak da gördüm. Hiçbir zaman şu haberi yapın, bunu edin demedim. Böyle bir tarzım yok. Benle çalışanlar bilir. Kamuoyunda bir gerçek var. Fenerbahçe haberi daha çok satar. Bu tiraj olarak kullanılıyor. Buna bir şey diyemem. Onun haricinde hayatta karışmam bu konuya… Ne ben, ne de ekibim başka bir muhabirimize şu haberi kullanın, kullanmayın demeyiz. Bu mevkiler geçici… Yarın müdürümün suratına bakamam bu talimatları verirsem…

Mehmet Arslan: Bu anlamda buradaki çalışan arkadaşlarıma kefilim…

Yıldırım Demirören: Ama şunu yaparım; hem Tayfun kardeşimden, hem de İbrahim Seten kardeşimden futbol dünyasında ne oluyor diye görüş alırım. Ya da bana tavsiyelerde bulunmalarını isterim. Sonuçta her soruya cevap vermek zorundayım. Bunun haricinde hiçbir şeye karışmam. Ben Beşiktaş Başkanlığı’nı bıraktığım gün; kulüpten alacağım vardı doğru. Alacağım 100 milyon lira… Fikret Başkan ile geçen sezon bir araya geldik. Gelmemin sebebi bu borcun belli bir kısmını kulübe bağış yapacağım… Fakat sonra düşündüm ki Federasyon Başkanı olarak eğer Beşiktaş Kulübü ile maddi bir anlaşmaya girersem bu durum farklı yerlere çekilir. Böyle bir anlaşma yapmadım. Ayrıldığım gün alacağım 60 milyon dolardı. Alacaklarımın hepsini dolar olarak alacaktım. Ancak bu anlaşmayı yapmadım. Türk lirası üzerinden anlaştık. Bu görevim sürdüğü sürece Beşiktaş’tan alacağımı almayacağım. Mehmet Ali Aydınlar, Federasyon Başkanı seçildiği gün; Fenerbahçe’nin en büyük sponsoruydu. Bunun başka yerlere çekilmesi komplo teorisidir…

Tayfun Bayındır: Sizin şirketlerinizde çalışan bazı kişilerin; TFF bünyesinde çalıştığı söyleniyor. Ya da Beşiktaş’ta çalışan kişilerin, TFF’ye geldiği söyleniyor. Bununla ilgili ne diyeceksiniz?

Yıldırım Demirören: 15 Temmuz gecesi çok şey değişti. Biz 26 Temmuz’da en büyük sivil toplum kuruluşu olarak ben dahil bütün çalışanların bilgilerini Ankara İstihbarat Birimleri’ne gönderdik. 26 Temmuz… Maili de cebimde. Gönderdiğimiz kişinin adı da bende. Zaten Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşu olan TFF her zaman inceleme içinde. Göndermemize gerek bile yok ama biz yine de gönderdik. Buradan gelen cevaplara göre bazı kişiler ile yollarımızı ayırdık. Bu işi bilen bir arkadaşımıza sorduk; tavsiye istedik. İnsanlar kefil olmaya korktular. Biz o gün ne yaptık? FETÖ’cü olmayan insanları aldık. Tahkim Kurulumuzda bir tane bizde çalışan vardır; Kulüp Lisans’ta bir tane çalışan vardır… Bunlara güveniyoruz. Bu insanlara karar mı çıkarttırıyoruz? Hayır. Güveniyoruz kendilerine. Ben Beşiktaş Başkanlığı yaptım. Tabii ki Beşiktaş Kulübü’nden yönetici arkadaşlarımı Yönetim Kurulumuza aldım. 5 tane. Ama Fenerbahçe’den de 5 yöneticimiz var. Fenerbahçeli olan Başkanvekilimiz var. Profesyonel olarak Beşiktaş’tan 2 kişi getirdim. Siz Galatasaray Başkanı olsanız, federasyona gelseniz ilk getireceğiniz kişiler güveneceğiniz kişiler olmaz mı? Personel sayısına bakalım. En çok hangi takımı tutan vardır? Bana göre Beşiktaşlı sayısı çok daha azdır.

Yöneticilerin, kurulların alacağı kararı bilme şansı yok. Bizde herkesin bir görevi var. Hukuk işlerinden sorumlu yöneticimiz Sayın Hüsnü Güreli’dir; ki kendisi Türkiye’de bu konuda tartışılmaz bir insandır. Onun haricinde yönetici hukuka karışacak; hakeme karışacak gibi bir durum olmasına imkan yok. Tarafsız görev yapmak zorundayız. Bunu bana lafla değil de ispat edebilen varsa gelsinler.

Halil Özer: Milli Takım krizi herkesi yaraladı. TFF bu süre içinde krize neden müdahale etmedi? Neden oluruna bıraktınız ve herkesin yara almasına izin verdiniz?

Yıldırım Demirören: Öncelikle kriz dediğimizin ismi prim krizi diye çıktı. En son TV programında söylemiştim. Biz primi açıkladığımız zaman Kasım ayıydı. Kriz Eylül ayında çıktı. Bütün herkes ne kadar prim alacağını biliyordu. Bizim en büyük sıkıntımız şu: Müdahale etmemiz gerekiyor muydu? Öncelikle hocamızla oyuncu arasında çözülmesi gereken bir problemdi. Biz bu krizin çözüleceğini ve biteceğini biliyorduk. Bildiğimiz için kenarda durduk.

Halil Özer: Emre Belözoğlu’nun çözmesi içinize sindi mi?

Yıldırım Demirören: Emre kardeşimiz konuya son dakika dahil oldu. Kendisine teşekkür ederiz. Biz konuya girecektik ancak Emre olayı sadece 2 saat hızlandırdı. 6 oyuncumuzun cezası vardı. Konu Arda ile hocamız arasında gösterildi ama 6-7 oyuncu vardı. Benim konuşmam doğru olmazdı. Çünkü yarın bize dönebilirdi. Konunun hocamız tarafından Kosova maçından önce çözüleceğini bildiğimiz için bekledik. Bire bir müdahale etmemizin anlamı yoktu. Burak golünü attı. Toparlanma sürecine girdi. Bu konu geride bırakıldı. Kesinlikle bırakıldı. Bundan sonra bırakılmaması Milli Takım’a zarar verir. 

Halil Özer: Hakemler de hata yapar diye bugüne kadar geldik. Eskiden 2 hata olurdu; bütün sezon onu konuşurduk. Her hafta ligin kaderini etkileyecek hatalar yapılıyor. Hakemlik sistemi iflas etmiş durumda. Hakemlik sistemini ayağa kaldırmak için nasıl bir projeniz var? Yoksa; “Hakemler de hata yapar?” mı diyeceksiniz? Ben hakemlerin hata yapmasını kabullenemiyorum. Harcanan bedellerin bir düdükle silinmesini kabullenemiyorum.

Yıldırım Demirören: İnsanın olduğu yerde hata olur. Hakem de hata yapar. Yapmaya devam edecek. Bu hatalar Premier Lig’de de yapılıyor. Eskiden az yapılırdı. Şimdi orada bile her hafta yapılıyor. Rahatsız mıyım? Evet. Ama hakemler hata yapıyor. UEFA da Avrupa’daki hakem hatalarından rahatsız. Kendi içlerinde bile yenilenmeye gidiyorlar. Bizim geçen sene Kulüpler Birliği’ne, “Gelin MHK’yi size bağlayalım; profesyonelleşsin” önerimizin bir benzerini UEFA yapmaya çalışıyor. Hatanın düzeltilmesi için hep beraber hareket etmemiz lazım. Avrupa’daki kadar oyuncularımız hakeme destek olmuyor. Bu kadar büyük baskı; hakemleri daha çok hataya zorluyor. Kamuoyunda hakemlerin üstünde büyük bir baskı oluşuyor. UEFA’dan Roberto Rosetti şu an eğitim konusuyla ilgileniyor. Aslında biz TFF olarak gerekli şeyleri zaten yapıyoruz. Yeni bir sisteme girdiğiniz vakit oturma süreci 3-4 yıldır. Biz ilk yıldan iflas ettirirsek hiçbir yere varamayız. Her yenilik sancılı başlar. Biz de sancılı başladık. Ama hakeme yüklenmek doğru değil. Video sistemine hazırız. Mart ayında ilk denememiz başlıyor. Hakemle ilgili bize verilecek bir öneri varsa eğitimle ilgili; biz hazırız. Premier Lig’in hakem kuruluşu, “Siz önce kafanızdaki görüşü değiştirin” dedi. Ben hakemlere her zaman, “Adil olun. Hatanızı hata ile kapatmayın” dedim. Bunu yapanın arkasındayım. Yapmayan zaten gider.  MHK Başkanı ikinci yarıdan umutlu olduğunu söyledi. Olmazsa değerlendirmemizi yaparız. Art niyetli hatayı kabullenemem. Profesyonel hakem sayısını yeterli buluyorum.

Murat Özbostan:  Sayın Aziz Yıldırım’ın bazı açıklamaları oldu. Bunlardan bir tanesi de hakemlerin arasındaki gruplaşma… Böyle bir gruplaşma var mı? Cüneyt Çakır bir grubu temsil ediyor mu? Bu iddialarla ilgili bakış açınız nedir? Video hakemin Mart ayında başlayacağını söylüyorsunuz. Bu konuyu futbol adamlarıyla tartışmayı düşünüyor musunuz; yoksa TFF’nin bir kararı olarak diret hayata mı geçecek?

Yıldırım Demirören: Bakın biz ihale dahil, Video Hakemlik dahil Kulüpler Birliği’nin görüşünü alarak, bir araya gelerek adımlar attık; hatta gerektirdiğinde Kulüpler Birliği’nden elemanlar alarak işe girişeceğiz. Bir komisyon kuracağız. Öncelikle IVAB ile anlaşma imzalamamız gerekiyor. Sonra bu sistemi kuran 8 firma var; teklifleri toparlayıp; komisyonla çalışmaya başlayacağız. Mart ayında deneme yapıp; sistemin nasıl olacağını kamuoyuyla paylaşacağız. Video Hakemlikle ilgili başkanları ve teknik adamları çağırdık Antalya’ya… Sadece 2 başkan, 2 teknik adam geldi. Bunların hepsi yapılacak. Böyle önemli işleri paylaşarak görüş alacağız. Yabancı konusunda da aynı şeyi yaptık, ihalede de yaptık, Video Hakemlik’te de yaptık. Yönetim olarak 1. Lig’e, “Vakıf kurun” dedim. Bütün TFF 1. Lig Kulüpleri vakıf kurdu. Onlarla paylaşıyoruz. 2. Lig Kulüpleri de vakıf kurdular. Onlarla görüşleri paylaşıyoruz. Hakem konusunda gruplaşmaya gelince… Biz burada 6 kişiyiz. 3 kişiden fazla her yerde gruplaşma olur. Art niyetli bir gruplaşma olamaz. Bunu bana ispat etsinler. Bu sözü söylerken Serkan Çınar, Cüneyt Çakır gruplaşması deniyor. 2008’den beri 6 maç yönetmişler birlikte… Bu sezon da 1 kez maç yönetmişler… Ciddi bir şeyler varsa gelin savcılığa gidelim. Böyle birileri varsa kökünden temizleyelim. Ama duyum almakla bu işler olmaz. İngiltere’de komplo teorisi çıkmıyor, İspanya’da çıkmıyor. Ben görmedim. Hakemlerimiz formsuz. Onlara her türlü imkanı sağlıyoruz. O günkü şartlarda FETÖ’cü olmadığını bildiğimiz, güvendiğimiz bir kişiyi getirdik. Hatası varsa sezon sonunda Yönetim Kurulumuz olarak değerlendiririz. Güvendiğimiz, çalıştığımız, sevilen, sayılan bir insanı getirdik. Yola çıkarken bu komiteler yoktu. O lanet geceden sonra istihbarattan okey aldığımız kişileri getirdik.

Tayfun Bayındır: Hakem konusuna devam etmek istiyorum. İyi bir camia. Bu soruyu rahatlıkla sorabilirim. Sizin de, buradaki herkesin de hakemi beğenmediği maçlar oluyor. Bir ya da iki gün sonra o maçın gözlemcisinin hakeme 8.5 gibi yüksek bir not verdiğini görüyoruz. Bunun sonucunda da o hakem tekrar tekrar maç alıyor. Hakemlerle gözlemciler arasında bir ahbap-çavuş ilişkisi olduğuna inanıyor musunuz?

Yıldırım Demirören: Keşke bu soruyu sen sormasaydın. Şu an açıklayacağım şeyi ilk kez açıklıyorum. Kulüp başkanı iken bu tarz şeyleri ben de söylüyordum. Sistemin içinde olabilir de… Seminere gitmeden önce Sayın Yusuf Namoğlu ile bir karar aldık. Gözlemcilik sistemini İngiltere ile aynı sisteme çeviriyoruz. Gözlemci maça bile gitmeyecek. Birkaç gözlemci maçı TV’den izleyecek. Hepsi raporlarından yazacak. Sonra kurulacak komite; o raporları inceleyerek sonuca varacak. Bu bir fikir… Bunu herkesle tartışacağız. Her konuyu tartışacağız. Her şey şeffaf olarak açıklanabilir. Kulüplerimiz böyle bir talepte bulunursa; hukuk da uygunsa hepsi yapılabilir. Ne kadar açık olursak Türk Futbolu’nu o kadar kurtarmış oluruz. Gelin yapalım; tartışalım. Gözlemci sisteminin yürümediğine, tam olmadığına biz de inanıyoruz. Önümüzdeki sezon için yeni bir sistem getirmeyi planlıyoruz.

Tayfun Bayındır: Hakemler ciddi bir rakam kazanıyor. Maç yapan da, yapmayan da yüksek bir ücret alıyor. Bu durum düzeltilebilir mi? Kötü yönettiği; gözlemci raporlarıyla saptanan hakemin maaşı düşebilir mi?

Yıldırım Demirören: Sezon başlamasına 15 gün kala böyle bir öneri gündeme gelmişti. Ama şimdi hakemlerimizle de konuşup bu sistemin değişmesini konuşacağız. Yeni bir sistem kurulacak.

Mehmet Arslan: 2 noktaya değineceğim. Finansal Fair-Play konusunda UEFA’nın, Türkiye’ye olumlu baktığınızı söylediniz. 2016 nasıl geçti? 2017 yılında Finansal Fair-Play’a uymayan kulüplere, “Dur” diyebilecek gücü var mı TFF’nin?

Yıldırım Demirören: Bir karar aldık. Bunu kulüplerimize gönderdik. İlk sene yüzde 30 bütçe fazlası verebilecekler, ikinci sene yüzde 20; üçüncü sene denk bütçe olmak zorunda… Ne kadar makyaj yapsalar da Yeminli Mali Müşavirler tarafından kaşeli geliyor bütçeler. Orada da makyaj yapıyorlarsa artık bilemem ben… Kulüplerimizin bu kadar art niyetli olduğunu düşünemiyorum.

Mehmet Arslan: Aziz Yıldırım, “Başbakan bile 25 bin lira maaş alırken TFF’de kaç kişi bu maaşın üzerinde maaş alıyor?” diye sordu. Nedir bu sorunun karşılığı?

Yıldırım Demirören: 2012 senesinde göreve geldiğimizde 300 milyon lira olan bütçemiz; 2016-2017’de 550 milyon lira. TFF olarak 196 milyon lira tasarruf yapmışız. Bu tasarrufu yaparken bütün kulüplerimizin gecikmiş paralarını ödedik. Kasamızda 100 milyon küsür lira var. Biz göreve geldiğimiz zaman bu rakam 30 milyon liraydı. TFF’de 25 bin liranın üzerinde maaş alan sadece 1 veya 2; bilemediniz 3 kişi var; onun haricinde yok. Biz Genel Kurulumuzda bütçemizi açıklıyoruz; bunu herkes de görüyor zaten. Başarılıyız bence bu konuda…

Halil Özer: UEFA’dan gelen cezalar genelde UEFA sopası olarak kulüplere bildirilir. Neden TFF bu cezaları önceden vermez de UEFA verir kulüplerimize?

Yıldırım Demirören: Şimdi veriyoruz bu cezaları. Türkiye’de kulüplerin nasıl yaşadığını ben çok iyi biliyorum. Kulüplere tölerans tanımazsak kimse sahaya çıkamaz. Vergi borcu olana lisans çıkartmayacağız dedik. Geçen sene uyguladık. Şimdi denk bütçeye geçiyoruz. 3 Temmuz dönemi ve benim seçildiğim dönemi hatırlayın lütfen. Futbol bitmişti, 8 takım Avrupa’ya gidemiyordu; şike süreci vardı. Bugün Avrupa’nın yayınlar konusunda en pahalı 5. ülkesiyiz. İhalemiz 7 dakika sürdü. KDV dahil 600 milyon dolara yayınlarımızı sattık. Bunu TFF olarak yaptık. Bugün mart ayını gören 3 kulübümüz var. Tüm kulüplerimize ve Kulüpler Birliğimize teşekkür ediyoruz. Kulüplerimizin gelirleri yüzde 20 arttı. TFF bunu denetleyecek. Denk bütçe ile denetleyecek. Belirli bir süreç içerisinde borçlar bitmek zorunda. Biz de böyle bir karar aldık.

Fuat Akdağ: Bunun bir yaptırımı yok. Yaptırımı UEFA yapıyor. Federasyon lisans veriyor ama UEFA vermiyor. Bunu denetleyecek mekanizmalar oluşturulması söz konusu mu?

Yıldırım Demirören: Bununla ilgili kanun çalışması var biliyorsunuz. Bu çalışma değerlendiriliyor. Bununla beraber dernekler kanunuyla beraber bütünleşip; yöneticiler sorumlu hale gelecek. Kulüpleri toparlamaz da bu kanunu çıkartırsak gelecek yönetici bulamayız. Borcu çözmek de denk bütçeyle olacak. Kanunda yöneticiler sorumlu olacak.

Murat Özbostan: Kulüpler Birliği Yasası bir sonuca ulaşamadı. Yayın gelirinden iyi bir gelir elde ettiniz. Çok da güzel statlar yapılıyor. En son Gaziantep’teki stadımız açıldı. Bir sıkıntı var. Seyirci sıkıntısı. Ortalama 8-9 bin civarındayız. Avrupa 2. Ligleri’nin bile gerisindeyiz. Bu duruma kafa yoruyorsunuzdur. Neden seyirci maçlara gelmiyor? Siz TFF olarak kafanızda düşündüğünüz bir proje var mı?

Yıldırım Demirören: Öncelikle belirli rakamlar vereyim. Bunu herkes Passolig’e bağlamaya çalıştı. Passolig çıkmadan önce ortalamamız 10980’di. Şu an 8908… Yani 2 bin kişi kayıp. Zaten bu 2 bin kişi, tribünlerde görmek istemediğimiz taraftar kitlesi. Öbür taraftan bu sorunu kulüplerle birlikte çözebiliriz. Bizim sahayı, stadı günlük aktüel aktivite haline getirmemiz gerekiyor. Kavga ortamından kurtarıp; stadın eğlence merkezi haline getirilmesi gerekiyor. Bunu kulüplerle birlikte yapabiliriz. TFF bunu tek başına yapamaz. Burada herkese çok vazife düşüyor. Oranın dövüşlerin; kavgaların yapıldığı bir arena olmadığı, eğlence merkezi olduğunu herkes bilmeli. Kavga ortamının artık bitirilmesi lazım. Biz bu kavga ortamını kulüplerle beraber olup bitirmezsek; 8 binler; 5 binlere düşer. Statlar eğlence merkezi olmalı.

Fuat Akdağ: Bu oyunun pazarlanması, maçların pazarlanması, oranın yaşaması; insanların çocuklarıyla gelmesi konusunda TFF’nin, kulüplere yardımı olabilir mi?

Yıldırım Demirören: Bildiğim kadarıyla Kulüpler Birliği bu konuyla ilgili bir çalışma yapıyor. Seminerler verecek. Herkesin beraber bu adımı atması lazım. Bu adımı hep birlikte atıp marka değerini arttırmamız lazım. Demin ben övündüm 600 milyon dolara sattık diye. 5 sene az bir süre. 5 sene sonra 800 milyon dolarlık bir değere getirmemiz gerekir. Statları eğlence merkezlerine dönüştürmemiz lazım.

Mehmet Arslan: Kurla ilgili tartışmalar oldu. Kuru sabitlediniz mi?

Yıldırım Demirören: Kur biz anlaşmayı imzaladığımız gün sabitleniyor. Birkaç şey var. Daha anlaşma imzalamadık. Bu arada yayıncı kurulun kurla ilgili talebi oldu. Kulüpler Birliği ile konuyu görüştük. Kulüpler de 17 kulüp olarak imzayla kabul etti. Bir tek Fenerbahçe itiraz ediyor. 5 sene boyunca fedakarlık yapılacak. Toplam 50 milyon dolar gibi bir fedakarlık yapılıyor. Kulüpler Birliği 17 kulüp olarak bize bu durumu kabul ettiğini belirten kağıt gönderdi. Göksel Başkanıma ve değerli kulüp başkanlarımıza teşekkür ediyorum.

Tayfun Bayındır: Aziz Yıldırım son dönemlerde o kadar çok soru sordu ki; biz de o sorular üzerinden gidiyoruz. Sormayınca da taraflı basın oluyoruz. Sayın Aziz Yıldırım son açıklamasında kulüplerle bir araya geleceğini ve onlarla görüşüp; seçim atmosferi oluşturmayı planladığını söyledi. Seçimle ilgili bir planlamanız var mı?

Yıldırım Demirören: TFF seçimi 2019’da… Allah kısmet ederse seçimi o tarihte yapacağız. Sayın Aziz Yıldırım’ın Kulüpler Birliği’ni hatırlamasına sevindim. Burada aldığımız kararlara keşke kendileri de iştirak etse. 2 duayenimiz kaldı. Biri İlhan Cavcav, biri Aziz Yıldırım. Onların görüşlerine ihtiyacımız var.

Tayfun Bayındır: TFF’nin seçim sistemi sorunlu gözüküyor. Bu konuda bir çalışmanız var mı? Statü değişikliğini düşünüyor musunuz?

Yıldırım Demirören: Doğru. Yapılması gereken bir çalışma. Genel Kurul bu kararı alacak. Biz alamıyoruz. Daha önce, “Gelin bunu yapalım” dedim zaten. Burada Süper Lig kulüpleri ağırlığı çekiyor; sonra TFF 1. Lig; öyle gidiyor. Bu mantığın değişmesi gerekiyor. Bu kullanıldı da federasyonlar için. Bunu yaparken kulüplerimizin ezilmemesi gerekiyor. Bu zor bir denklem. Denklemi çok iyi oturtmamız lazım. Herkesin güzel fikirlerine ihtiyacımız var. Ben yönetim olarak bu fikre açığım. Tek başıma karar alamam ama açığım.

Halil Özer: Şu andaki seçim sistemine göre yüzde 40 toplanırsa seçim olur. Diyelim ki toplandı. Yıldırım Demirören aday olur mu?

Yıldırım Demirören: Ben böyle konularda “Kısmet” derim her zaman. Ben Beşiktaş Başkanlığı’na aday olmadan 1 ay önce adaylığı düşünmüyordum. Kulüpler Birliği’ne başkan olmadan 10 gün önce bunu düşünmüyordum. Neredeyse TFF Başkanı olduğum güne kadar adaylığı düşünmüyordum. Keşke 2 sene başkanlık yapsak da ayrılsak. Daha sonra yıpranmaya gidiyoruz. Bu konu Genel Kurul’un elinde. Öneririm bunu. Bunu yapalım. Ben varım. Hayat boyu oturmayalım. Ne kadar çok oturursak o kadar çok hatalarımız artar. Bu makam… Bakın bizim federasyonumuzun başında Türkiye var. Türkiye Futbol Federasyonu… Biz ülkeyi temsil ediyoruz. Her yorum, her konuşma, her beyanat bu derece saygın olmak zorunda. Biz kamu kuruluşu ve devlet personeliyiz. Biz Türkiye’yi temsil ediyoruz. Yorumların da eleştirilerin de bu çerçeve içinde olması lazım. Burada kurum yıpratılamaz. Bizim hakemlerimiz en iyisini yapmak için sahadalar. Burada en çok eleştirilen hakem; Avrupa’nın en iyi hakemlerinden. Cüneyt Çakır eli görmedi. Hata eleştirilecek. Ama Cüneyt hocanın yaptıklarını kenara atmayacağız. Bu vefasızlıktır, haksızlıktır.

Mehmet Arslan: Vefasızlık dediniz; çok güzel söylediniz. Şahsınıza, TFF’ye ve Süper Lig’e çok ağır eleştiri oluyor. Süper Lig’de adil bir yarış olmadığına inanan başkanlar ve yöneticiler var. Bu demeçlerle ilgili neden talimatları değiştirmezsiniz; neden hiç yaptırımı olmayan Hak Mahrumiyeti cezasını değiştirmezsiniz?

Yıldırım Demirören: Mühim olan bu konuşmaların, hareketlerin olmaması lazım. Operasyon çok önemli bir kelimedir. Askeri operasyon belli bir şeyde yapılır, ameliyat operasyonu önemlidir. Biz operasyon kelimesini aldık; futbolun içine koyduk. Ben operasyon yapacağım diyelim. MHK’ye ve hakemlere ihtiyacım var. Bakın 5 senedir Galatasaray “Bize operasyon var” dedi. Fenerbahçe, “Fenerbahçe’ye operasyon var” dedi. Beşiktaş, “Beşiktaş’a operasyon yapılıyor” dedi. Trabzon, Beşiktaş, Antep dedi. Ben nasıl yapabilirim bu kadar operasyonu? Bu kadar basit değil. Hatalar var. Kasımpaşa’ya geçen sene daha fazla hata yapıldı. Ama operasyon apayrı bir ifadedir. Bir şeyleri seçerken çok dikkatli olmamız gerekir. Bizlerin sorumlulukları çok büyük. Biz taraftar diye bir toplumu yönlendiriyoruz. Sorumluluklara göre hareket etmemiz lazım. İngiltere’de hoca konuşursa 20 bin pound ceza ödüyor. Bizde kulüpler ödüyor. Bunu kişilerin ödemesi gerekir. Sen istediğin gibi konuşacaksın; bu cezayı kulüp ödeyecek. Böyle bir şey olmamalı!

Tayfun Bayındır: Başakşehir’de kişiler kendi ödüyor.

Yıldırım Demirören: Doğrudur… Ceza konusunda haklısınız. Bizim ceza verdiğimiz kişilere bakın. İlkokul çocuğu değil ki hep ceza veresiniz.

Mehmet Arslan: Hakemlerle ilgili bir karar aldınız. Artık bir kulüp başkanı ya da yöneticisi hakemi soyunma odasında taciz ederse maçın tatil olabileceğini söylediniz. Bir karar aldınız. Ama yine yapıldı. Bu aldığınız karar; hakem üzerinde baskı oluşturmuyor mu? Başka bir karar alınabilir mi?

Yıldırım Demirören: Sahanın mutlak hakimi hakemdir. Ben hakemlerime güvenmesem bu kararı almazdım. Bu kararı almamızın sebebi soyunma odalarına gidilmesinden dolayıdır. Hakemin aldığı kararda sorumluluğu var ve bize ispat etmesi gerekiyor. Ben onlara güvendim ve bu yetkiyi verdim. Kendilerine güveniyorum. Haklılarsa arkalarında duracağım. Bu yüzden verdim bu yetkiyi…

Halil Özer: İki Yönetim Kurulu üyeniz… Bir tanesi hakemin üzerine yürüdü, kapıları ve duvarları tekmeledi; kapıları kırdı… Türkiye Futbol Federasyonu’nun bir diğer yöneticisi sosyal medyadan inanılmaz hakaretler yağdırdı. Bir bildiri gönderdi. Bir tanesi 18 ay ceza aldı. Diğer yöneticiniz 60 ay; yani 5 yıl ceza aldı. Şu anda bu iki arkadaş halen daha TFF’nin Yönetim Kurulu Üyesi… Siz Fair-Play adına bir çok söylemlerde bulunurken; ki bunun arkasında durduğunuzu da biliyoruz. Ama bu yönetici arkadaşların halen daha görev yapmasını ben hiçbir şekilde izah edemiyorum. Siz buna nasıl izin verdiniz?

Yıldırım Demirören: Ben izin vermedim. Teşekkür ediyorum bunu sorduğunuz için… Çok değerli iki dostum. Bir tanesi ağabeyim… Hayat boyu da ağabeyim olacak… Ben bu cezaları vermeseydim; diğer yöneticilere nasıl ceza verebilirdim? Biz talimatnameyi değiştirdik. Eskiden TFF, kendi yöneticilerine ceza uygulamıyordu. TFF şov yapma yeri değil, hakeme gitme yeri değil. Her yönetici gelirken formasını çıkartır. Bunun için talimatları değiştirdik ve disiplin cezası getirdik. Bu yüzden de 60 ay alan arkadaşımıza ceza verdik. Bizde cezalar katlana katlana gidiyor. O yüzden 18 ay ceza aldı. Benim “Gidin” deme yetkim yok. Bu durum kendi kararları. Ben ona bir şey diyemem. Hiçbir Yönetim Kurulu Üyesine, “Git artık sen yoksun” deme yetkim yok. Bu da statü değişikliğidir. Gelin hep beraber değiştirelim. Ben kendi yetkimde olan bir yanlışı düzelttim. Yöneticim burayı şov yeri olarak kullanamaz. Benim bir yöneticim, Aziz Başkana hakaret ettiği için ceza aldı. Dediğiniz doğru, sistemin değişmesi lazım.

Halil Özer: Neye göre ceza alıyorlar?

Yıldırım Demirören: Bizim talimatlarımız bellidir. Eleştiri kabul etmemek ne demektir? Beni hepiniz tanıyorsunuz. Eleştiriye benim kadar açık bir kişi daha tanıdınız mı? Hukuk servisimiz sevkini yapar; cezaları kurullar verir.

Murat Özbostan: Başkanım bu haber olarak da çıktı… Sayın Fatih Terim’in ismi yine Galatasaray ile anılıyor. Siz kendisiyle çalışmaktan memnun olduğunuzu merak ettiniz. Fatih hocayla ilgili düşünceleriniz aynı mı? Olur da Galatasaray gelip derse ki, “Fatih hoca bizde çalışsın ama milli takımı da çalıştırsın”… Ne derseniz?

Yıldırım Demirören: Bu Fatih hocanın kendi kararıdır. Gitmek isterse ben saygı duyarım. Ama iki takım kararını kabul edemem. Çünkü kendisi “Türkiye Futbol Direktörü”dür. Bizim altyapı konusunda çalışmalarımız var; yakında açıklayacağız… Büyük kulüplerimize bakalım. Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray en son ne zaman altyapıdan oyuncu çıkardı? Benim milli takıma nasıl katkı sağladı? Bu futbolun sorunu. Biz bunun çalışmasını yapıyoruz. Bizlerin okey vereceği; Fatih hocamızla beraber iyi bir diyalog halinde çalışabileceği altyapı hocalarının; kulüplerde çalışmasını istiyoruz. Belli ücretleri TFF karşılayacak. Bugün kulüp gerçeklerine bakalım. En kötü hocalar altyapıda. Aslında en iyilerin altyapıda olması lazım. Hatır için alınan hocalar var. 11 yaş; oyuncular için çok önemli. Gidin bakın; en kötü hocalar orada… Biz eğer altyapı sistemini hep beraber çözmezsek; milli takımı hiçbir yere getiremeyiz.

Fuat Akdağ: Belli bir yaptırım mı getirilecek?

Yıldırım Demirören: Kulüpleri kontrol etme durumumuz olamaz. Ekonomik bir desteğimiz olacak. Bunu Sayın Bakanımızla da konuştum. Anormal bir destek veriyorlar. Teşekkür ederim. Yarın 2. Ve 3. Lig kulüpleri bakanımızın makamına gidiyor. Bakanlığımız maddi bir kaynak yaratacak; destek olacak. Bizim en büyük şansımız Sayın Cumhurbaşkanımızın futbola verdiği önem. Sayın Başbakanımız ve Bakanımız da desteklerini esirgemiyorlar.

Fuat Akdağ: Kulüplerde sorun yaşayan futbolcuların transfer edilmemesi konusu var…

Yıldırım Demirören: Kulüplerin transferde anlaşması lazım. Halil Bey; Beşiktaş’tan 1 isterken Fenerbahçe’den 2 istiyor diyelim… Önce resmi yoldan bakmak lazım. Transferi kesmek doğru değil. Futbolcu problemlidir; onu bilemeyiz…

Tayfun Bayındır: Bu sezon menajerler çok tartışıldı. TFF’nin gelecek yıllarla ilgili çalışması var mı?

Yıldırım Demirören: Kulüplerimiz lisansı olmayan menajerlerden oyuncu transfer ediyorlar. Biz ceza kesmeye kalksak 97 milyon lira ceza kesiyoruz. 97 milyon lirayı böldüğümüz zaman herkes çok büyük ceza ödüyor. Büyük kulüplere çok fazla ceza geliyor. Biz para cezasını iptal etmiyoruz. Rakamı düşürecek bir çözüm getiriyoruz. Zamanında önemsememişler. Bunun bir cezası var. Bu cezalar ödenecek. Lisanslı menajerlerden oyuncu alabilecekler. Tüm kulüpler buna uymak zorunda.

Mehmet Arslan: “Mart ayına 3 kulüple giriyoruz” dediniz. Avrupa’da ciddi hakem hataları var. Bu durumu lobimizin olmaması konusuna bağlayabilir miyiz? Şenes bey ayrıldıktan sonra hiç mi lobimiz kalmadı?

Yıldırım Demirören: Alakası yok. Son 3 yıldır çok iyi diyaloglarımız var. En son Lozan’daki seyahatimizde Fenerbahçe’nin ve diğer takımlarımızın durumunu konuştuk. Onlar da bu durumun farkında. Komiteyi profesyonel hale getirmeye çalışıyorlar. Avrupa’da da hakem hataları anormal derecede… Geçen hafta Barcelona-Villarreal maçında 5 dakika içinde 3 penaltı var. Manchester City-Everton maçı… 1-0’ken penaltı verilse maçın seyri değişecek. Hatayı kabul edelim evet… Ama hakemlerimiz yaptıkları hatayı hatalarla kapatmasınlar. Nisan ayında seçim var. Servet bey yönetime girecek; öyle düşünüyoruz. Şubat ayının ilk haftasından itibaren Avrupa’yı dolaşacağız. Eskiden UEFA’da bir çaycımız bile yoktu. Kendi içimizden gelen bir arkadaşımızı; sevgili İlker Uğur’u Genel Sekreter Yardımcısı yaptık UEFA’da… Kulakları çınlasın. Bizden önce hiçbir profesyonel Türk yoktu…

Halil Özer: Türkiye’de yüzde 8 oranında futbolcu, “Bana bahis şikesi teklif edildi” diyor. Bütün ülkelerde bu anket yapılmış. TFF olarak bahis şikesi konusunda yaptığınız çalışmalar nedir? Bir bahis şikesi olayı olduğu ve soruşturması devam ettiği iddia ediliyor. UEFA’da alarm sistemi kuruluyor. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yıldırım Demirören: Bize uyarı geliyor. Bu uyarı gelince devreye giriyoruz. Ondan evveli yaptığımız bir şey yok. Fazla gelmiyor zaten bu uyarı. 3 ve 4’ü geçmiyor bir sezonda.

Murat Özbostan: Konyaspor-Galatasaray maçı sonrası Aykut Kocaman’ın bir açıklaması oldu. Galatasaraylılar da çok bozuldu. Kocaman, “Doğru çalışınca olmuyor yan yollardan gitmek lazım” dedi…

Yıldırım Demirören: Aykut hocanın bu yorumu inanarak yaptığına inanmıyorum. Aykut hoca gibi bir insanın inanarak bunu söylediğine kesinlikle inanmıyorum. Maç sonu sinirle söylemiştir. Keşke yöneticilerimiz maç sonu değil de maçtan 24 saat sonra beyanat verseler; olay çok farklı yerlere gider. Konyaspor Başkanı da beni aradı; özel konuştuk. Aykut hocanın inanarak söylediğine inanmıyorum.

Tayfun Bayındır: Başkanlık yaptığınız dönemlerde benzer beyanatları siz de vermiştiniz. Bu koltukta otururken o dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yıldırım Demirören: Ben zaten hep söylüyorum; “Ben bu hataları yaptım; siz yapmayın”… Kulüpler bir camia, camiayı idare etmek için belli bir sınırınız var. En fazla tölare eden insanlardan birisiyim. Maç sonunda yapılan beyanatlar en büyük hata… Bir gün sonra aynı şeyleri söyle; söyleme tarzın bile değişir. Olay farklı yerlere gitmez.

Tayfun Bayındır: Hepimiz İngiltere Ligi’ni örnek veriyoruz. Beni en çok heyecanlandıran gündüz maçları. Ben de eşimle, kızımla öğlen maçlarına gitmek istiyorum. Böyle bir şansımız olacak mı?

Yıldırım Demirören: Gündüz maçlarını başlattık. Belli adetlerde tüm takımlarımız oynuyor. Derbilerde de olması lazım. İspanya saat 12.00’de derbi oynatabiliyor. Neden? Yayıncı kuruluşla birlikte Asya’ya yayınlarını sattığı için… Para ödeyen insanlar var. Onların da gelirlerini korumamız lazım. Keşke benim de temennim; saat 15.00’te Galatasaray-Fenerbahçe maçı oynansa… Yayıncı kuruluşla bu durumu değerlendirmeliyiz.

Fuat Akdağ: Yabancı kararı değişeli 2 sene oldu. Genel durum nedir?

Yıldırım Demirören: Olumlu… Yabancı ortalaması 6… Serbest olsun 11 olacak gibi tereddütler vardı; bu olmuyor. Yabancı sayısının artmasıyla Türk oyuncular arasında yurt dışına gidenlerin sayısı arttı. Milli takımlar açısından da faydası var. 4 senelik bir karardı. 2 senesi geçti, 2 senesi kaldı. Yabancı sayısı serbest kalsın dediler; biz becerdik bunu. Milli takım olarak maçlarımızı full oynuyoruz.

Halil Özer: İstanbul’da bir daha maç oynanmayacak mı?

Yıldırım Demirören: Benim Ay-Yıldızlı oyuncum küfür yediği sürece İstanbul’da bir daha maç oynanmayacak. Bir daha oynanmayacak anlayışı aslında hepimizi üzüyor ve yaralıyor. Yüzde 6 olan kadın ve çocuk sayısını yüzde 18’e çıkardık. Statlar eğlence yeri gibiydi. Stattan evvel stadın etrafını aktivite alanı haline getirdik. Eğlence yeri haline getirdik. Ukrayna maçı Konya’da olmasaydı 2-0’dan 2-2’ye çeviremezdik. O maç İstanbul’da olsaydı ne olacaktı? Konya ve Antalya halkına çok teşekkür ediyoruz. Sıra Eskişehir’de…

Mehmet Arslan: 2018 Dünya Kupası’na gidemezsek; Fatih Terim ile ilgili bir karar alacak mısınız? Fatih Terim’in sözleşmesi çok konuşuldu. Terim’in alacağı tazminatla ödeyeceği tazminat arasında 3-4 misli fark var. Milli oyuncular prim almalı mi; almamalı mı?

Yıldırım Demirören: Fatih hocaya teşekkür ediyorum. Çünkü maaşını TL’ye çevirdi. Kuru fiksledik. İkincisi Fatih hoca kalitesinde bir hocanın aldığı rakam; doğrudur. Hiddink’e toplamda 12 milyon Euro veriliyordu. 8 milyon eurosunu Hiddink alıyordu. Ekibiyle beraber 12 milyon euroyu buluyordu. Fatih hoca bu rakamı hak ediyordu. Tazminat konusu… Bir işveren gönderdiği kişiye para öder. Ama bir profesyonel ayrılırken arada fark olur tabiiki. Bence normal bu durum. Primler… Bence oyuncular prim almamalı… Ama sistem böyle… Bana göre de oyuncuların almaması gerekir. Teknik heyetin primleri sözleşmede var. Bence oyuncuların almaması lazım. Oyuncuların bu fikirde olacaklarına inanıyorum.

Tayfun Bayındır: Sayın Aziz Yıldırım bunu dile getirdiği için soruyorum. Sayın Fatih Terim’in yardımcısı Adanaspor’u çalıştırdığı için çifte maaş alıyor deniyor. Bu durumun aslı nedir?

Yıldırım Demirören: Maaşını dondurduk. Kendisi milli takım zamanlarında bizimle olacak ancak bizden maaş almayacak. Basketbolda bu durum var ama… Bunun gündeme getirilmesini doğru bulmuyorum.

Halil Özer: Bütün muhabir arkadaşların bir isteğini yerine getirmek istiyorum. Kulüpler keyfi şekilde gazetecilerin haklarını elinden alıyorlar. Mixed Zone’a bile gazeteci almıyorlar. Bu nasıl olacak?

Yıldırım Demirören: Haberi beğenmedi diye gazeteciyi almamazlık yapıyorlarsa yanlış yapıyorlar. Biz seneye talimata ceza koyabiliriz. Haberi ya da yorumu beğenmedim diye almamazlık olamaz…

Murat Özbostan: Başkanım kulüp başkanlığını özlüyor musunuz?

Yıldırım Demirören: Tabiki hepimizin tuttuğu takım var. Ben bunu tattım. Beşiktaş Kulübü’nde o makamda oturdum. Onu tattığım için özlüyorum diyemem. Onun haricinde planlama yapmıyorum.

Mehmet Arslan: Rıdvan Dilmen hakem hatalarından dolayı liglerin ertelenebileceğini söyledi. Ne diyorsunuz?

Yıldırım Demirören: Rıdvan kardeşimizin hakemlerle aldığı duyumu benimle paylaşmasını isterdim. Üstüne gidelim. Benimle paylaşmasını gerçekten isterdim.

Halil Özer: 2011-2012 Süper Kupası hakkında bir şey söyleyecek misiniz?

Yıldırım Demirören: Bu konu davalık. Konu CAS’ta…”

Yargıtay Kararı – 6222 Sayılı Kanun, Şike, Kulübün Sorumluluğu, İdari Yaptırım, İdari Para Cezası

Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 2016/629 E., 2017/248 K.

“İçtihat Metni”

6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanuna aykırılık eyleminden dolayı kabahatli … hakkında Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 17/09/2012 tarihli ve 2012/243-772 sayılı İdarî yaptırım kararı ile uygulanan 100.000,00 Türk lirası idarî para cezasına yönelik başvurunun kabulüne ve idarî para cezasının iptaline dair, Sivas 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 15/04/2013 tarihli ve 2012/656 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulüne, Sivas 2. Sulh Ceza Mahkemesinin idari para cezasının iptaline ilişkin kararının kaldırılmasına dair Sivas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/05/2013 tarihli ve 2013/194 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 03/03/2014 gün ve 15835 ile 13/01/2016 gün 5864 sayılı kanun yararına bozma istemlerini içeren yazıları ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/03/2014 gün ve KYB. 2014-87361 ile 09/02/2016 gün ve KYB. 2016/23072 sayılı ihbarnameleri ile dairemize gönderilmekle okundu.

Anılan ihbarnamede;

1-Dosya kapsamına göre, 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un 11/7. maddesinde “Suçun spor kulüplerinin veya sair bir tüzel kişinin yararına işlenmesi halinde, ayrıca bunlara, şike veya teşvik primi miktarı kadar idari para cezası verilir. Ancak, verilecek idari para cezasının miktarı yüzbin Türk Lirasından az olamaz” şeklinde düzenleme nazara alındığında somut olayda 22/05/2011 günü oynanan…A.Ş. futbol müsabakasının, … A.Ş. futbol takımı lehine sonuçlanması amacıyla, … tarafından, … futbol takımı oyuncuları … ve… ile para karşılığında müsabakada kötü oynamaları için şike amaçlı anlaşıldığı, ayrıca … Kulübü Başkanı … ile de şike anlaşmasına varıldığı dolayısıyla şike suçunun … A.Ş. futbol takımı yararına işlendiği … yararına işlenmediğinin anlaşılması karşısında … yönünden söz konusu kabahat fiilinin yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeksizin itirazın bu yönden reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde,

2-6222 sayılı Kanun’un 11/7. maddesine göre idari para cezası verilebilmesi için şike ve teşvik primi suçundan hükmolunan kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunmasının gerektiği ve UYAP ortamında yapılan sorgulamada 22/05/2011 günü oynanan …- … maçında şike ve teşvik primi suçu işlendiğinden bahisle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 02/12/2011 tarihli iddianamesiyle açılan kamu davasında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 09/10/2015 tarih ve 2014/147 Esas – 2015/212 Karar sayılı kararla tüm sanıklar hakkında beraat kararı verildiği ve kararın henüz kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında; … Kulubü Derneği hakkında 22/05/2011 günü oynanan maç nedeniyle şike ve teşvik primi suçundan açılan ceza davası sonucunun kesinleşmesine müteakip karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;

A-Kanun yararına bozma isteminin (2) nolu nedeni yönünden yapılan değerlendirmede;

I. YASAL DÜZENLEMELER

12.10.2004 tarihli 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Ceza sorumluluğunun şahsiliği” başlıklı 20. maddesinde; “(1) Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz. (2) Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak, suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır.”

Anılan Kanun’un “Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri” başlıklı 60. maddesinde ise; “(1) Bir kamu kurumunun verdiği izne dayalı olarak faaliyette bulunan özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcilerinin iştirakiyle ve bu iznin verdiği yetkinin kötüye kullanılması suretiyle tüzel kişi yararına işlenen kasıtlı suçlardan mahkûmiyet halinde, iznin iptaline karar verilir. (2) Müsadere hükümleri, yararına işlenen suçlarda özel hukuk tüzel kişileri hakkında da uygulanır. (3) Yukarıdaki fıkralar hükümlerinin uygulanmasının işlenen fiile nazaran daha ağır sonuçlar ortaya çıkarabileceği durumlarda, hakim bu tedbirlere hükmetmeyebilir.(4) Bu madde hükümleri kanunun ayrıca belirttiği hallerde uygulanır.”

17.12.2004 tarihli 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tüzel kişinin temsili” başlıklı 249. maddesinde; (1) Bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada tüzel kişinin organ veya temsilcisi, katılan veya savunma makamı yanında yer alan sıfatıyla duruşmaya kabul edilir. (2) Bu durumda, tüzel kişinin organ veya temsilcisi bu Kanunun katılana veya sanığa sağladığı haklardan yararlanır. (3) Birinci fıkra hükmü, sanığın aynı zamanda tüzel kişinin organ veya temsilcisi sıfatını taşıması hâlinde uygulanmaz.

31.03.2005 tarihli 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Organ veya temsilcinin davranışından dolayı sorumluluk” başlıklı 8. maddesinde; “(1) Organ veya temsilcilik görevi yapan ya da organ veya temsilci olmamakla birlikte, tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen kişinin bu görevi kapsamında işlemiş bulunduğu kabahatten dolayı tüzel kişi hakkında da idarî yaptırım uygulanabilir. (2) Temsilci sıfatıyla hareket eden kişinin bu sıfatla bağlantılı olarak işlemiş bulunduğu kabahatten dolayı temsil edilen gerçek kişi hakkında da idarî yaptırım uygulanabilir. Gerçek kişiye ait bir işte çalışan kişinin bu faaliyeti çerçevesinde işlemiş bulunduğu kabahatten dolayı, iş sahibi kişi hakkında da idarî yaptırım uygulanabilir. (3) Kanunun, organ veya temsilcide ya da temsil edilen kişide özel nitelikler aradığı hallerde de yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır. (4) Birinci ve ikinci fıkra hükümleri, organ veya temsilcilik ya da hizmet ilişkisinin dayanağını oluşturan işlemin hukuken geçerli olmaması halinde de uygulanır.

Anılan Kanun’un “İdari yaptırım kararı verme yetkisi” başlıklı 22. maddesinde; “(1) Kabahat dolayısıyla idarî yaptırım kararı vermeye ilgili kanunda açıkça gösterilen idarî kurul, makam veya kamu görevlileri yetkilidir. (2) Kanunda açık hüküm bulunmayan hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşunun en üst amiri bu konuda yetkilidir. (3) İdarî kurul, makam veya kamu görevlileri, ancak ilgili kamu kurum ve kuruluşunun görev alanına giren yerlerde işlenen kabahatler dolayısıyla idarî yaptırım kararı vermeye yetkilidir. (4) 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun yer bakımından yetki kuralları kabahatler açısından da geçerlidir.

Anılan Kanun’un “Cumhuriyet savcısının karar verme yetkisi” başlıklı 23. maddesinde; “(1) Cumhuriyet savcısı, kanunda açıkça hüküm bulunan hallerde bir kabahat dolayısıyla idarî yaptırım kararı vermeye yetkilidir. (2) Bir suç dolayısıyla başlatılan soruşturma kapsamında bir kabahatin işlendiğini öğrenmesi halinde Cumhuriyet savcısı durumu ilgili kamu kurum ve kuruluşuna bildirebileceği gibi, kendisi de idarî yaptırım kararı verebilir. (3) Soruşturma konusu fiilin kabahat oluşturduğunun anlaşılması halinde Cumhuriyet savcısı bu nedenle idarî yaptırım kararı verir. Ancak, bunun için ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından idarî yaptırım kararı verilmemiş olması gerekir.

Anılan Kanun’un “Mahkemenin karar verme yetkisi” başlıklı 24. maddesinde; “(1) Kovuşturma konusu fiilin kabahat oluşturduğunun anlaşılması halinde mahkeme tarafından idarî yaptırım kararı verilir.

Anılan Kanun’un 26/06/2009 tarihli 5918 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle eklenen “Tüzel kişilerin sorumluluğu” başlıklı 43/A maddesinde ise; “(1) Daha ağır idarî para cezasını gerektiren bir kabahat oluşturmadığı hallerde, bir özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcisi ya da organ veya temsilci olmamakla birlikte bu tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen bir kişi tarafından; a) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun; 1) 157 nci ve 158 inci maddelerinde tanımlanan dolandırıcılık suçunun, 2) 235 inci maddesinde tanımlanan ihaleye fesat karıştırma suçunun, 3) 236 ncı maddesinde tanımlanan edimin ifasına fesat karıştırma suçunun, 4) 252 nci maddesinde tanımlanan rüşvet suçunun, 5) 282 nci maddesinde tanımlanan suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunun, b) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 160 ıncı maddesinde tanımlanan zimmet suçunun, c) 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan kaçakçılık suçlarının, ç) 4/12/2003 tarihli ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun Ek 5 inci maddesinde tanımlanan suçun, d) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 8 inci maddesinde tanımlanan terörün finansmanı suçunun, tüzel kişinin yararına olarak işlenmesi halinde, ayrıca bu tüzel kişiye onbin Türk Lirasından ikimilyon Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. (2) Bu madde hükümlerine göre idari para cezasına karar vermeye, birinci fıkrada sayılan suçlardan dolayı yargılama yapmakla görevli mahkeme yetkilidir.”

14.04.2011 tarihli 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin üçüncü fıkrası (h) bendinde; “Spor kulübü: Belirli kurallara göre kurulan, amatör veya profesyonel spor dallarında faaliyette bulunan kuruluşu,”

Anılan Kanun’un “Şike ve Teşvik Primi” başlıklı 11. maddesinde; “(1) Belirli bir spor müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla bir başkasına kazanç veya sair menfaat temin eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar(1) hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Kendisine menfaat temin edilen kişi de bu suçtan dolayı müşterek fail olarak cezalandırılır. Kazanç veya sair menfaat temini hususunda anlaşmaya varılmış olması halinde dahi, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur. (2) Şike anlaşmasının varlığını bilerek spor müsabakasının anlaşma doğrultusunda sonuçlanmasına katkıda bulunan kişiler de birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır. (3) Kazanç veya sair menfaat vaat veya teklifinde bulunulması halinde, anlaşmaya varılamadığı takdirde, suçun teşebbüs aşamasında kalmış olması dolayısıyla cezaya hükmolunur. (4) Suçun; a) Kamu görevinin sağladığı güven veya nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle,b) (Değişik:10/12/2011-6259/1 md.) Federasyon veya spor kulüpleri ile spor alanında faaliyet gösteren tüzel kişilerin, genel kurul ve yönetim kurulu başkan veya üyeleri, teknik veya idari yöneticiler ile kulüplerin ve sporcuların menajerleri veya temsilciliğini yapan kişiler tarafından, c) Suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde, ç) Bahis oyunlarının sonuçlarını etkilemek amacıyla, işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. (5) Suçun bir müsabakada bir takımın başarılı olmasını sağlamak amacıyla teşvik primi verilmesi veya vaat edilmesi suretiyle işlenmesi halinde bu madde hükümlerine göre verilecek ceza yarı oranında indirilir. (6) Bu madde hükümleri; a) Milli takımlara veya milli sporculara başarılı olmalarını sağlamak amacıyla, b) Spor kulüpleri tarafından kendi takım oyuncularına veya teknik heyetine müsabakada başarılı olabilmelerini sağlamak amacıyla, prim verilmesi veya vaadinde bulunulması halinde uygulanmaz. (7) Suçun spor kulüplerinin veya sair bir tüzel kişinin yararına işlenmesi halinde, ayrıca bunlara, şike veya teşvik primi miktarı kadar idari para cezası verilir. Ancak, verilecek idari para cezasının miktarı yüzbin Türk Lirasından az olamaz. (8) Müsabaka yapılmadan önce suçun ortaya çıkmasını sağlayan kişiye ceza verilmez. (9) (Ek fıkra: 10/12/2011-6259/1 md.) Bu madde kapsamına giren suçlarla ilgili olarak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemez; verilen hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilemez ve ertelenemez. (10) (Ek fıkra: 10/12/2011-6259/1 md.) Bu maddede tanımlanan suçların bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi halinde, bunlardan en ağır cezayı gerektiren fiilden dolayı verilecek ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılarak tek cezaya hükmolunur. (11) (Ek fıkra: 10/12/2011-6259/1 md.) Bu maddede tanımlanan suçlardan dolayı cezaya mahkûmiyet halinde, kişi hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesi hükümlerine göre, spor kulüplerinin, federasyonların, bünyesinde sportif faaliyetler icra edilen tüzel kişilerin yönetim ve denetim organlarında görev yapmaktan yasaklanmasına hükmolunur.

Anılan Kanun’un “Yargılama ve usul hükümleri” başlıklı 23. maddesinde ise; “(1) Bu Kanun kapsamına giren suçlardan dolayı yargılama yapmaya Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun ihtisas mahkemesi olarak görevlendireceği sulh veya asliye ceza mahkemeleri yetkilidir. (2) Ceza Muhakemesi Kanununun 135 inci maddesi hükümleri, 11 inci maddede tanımlanan suç bakımından da uygulanır. (3) Bu Kanun hükümlerine göre idari para cezasına ve diğer idari yaptırımlara karar vermeye, Cumhuriyet savcısı yetkilidir.

Hükümleri düzenlenmiştir.

II. ŞİKE VE TEŞVİK PRİMİ

Spor, günümüzde gerek ekonomik gerekse sosyal boyutuyla sonuç elde etmeye yönelik sportif faaliyetler (rekabet sporu) olarak karşımıza çıkmaktadır. Spor, ekonomik boyutuyla profesyonel sporcular, teknik adamlar, medya kuruluşları, lisanslı üreticileri, reklam kuruluşları, spor kulüpleri ve şirketleri gibi birçok kişi ve kuruluşu içine alan ticari bir sektör haline gelmiştir. Sosyal boyutuyla ise, medya sayesinde sporun bilhassa futbolun, toplumun geniş kesiminin ilgi duyduğu ve popüler bir faaliyet haline dönüşmüştür. Bu iki boyut birbiri ile devamlı etkileşim halinde bulunması nedeniyle sportif faaliyetlerinin spor ahlakına ve hukuka aykırı eylemlere maruz kalma riskini arttırmaktadır. Bu nedenle ki, sportif faaliyetlerini hem ekonomik hem de sosyal olarak desteklen seyircilerin, spor müsabakalarının dürüstlük (fair-play) esasları dahilinde yapıldığına yönelik inancın ve güvenin korunması gereklidir. Şike ve teşvik primi eylemleri ise, sporun doğasında olan rekabet ortamını sarsan ve seyircilerin güvenini zedeleyen başlıca sebeplerdendir.

Türk Dil Kurumu, şikeyi “Bir spor karşılaşmasının sonucunu değiştirmek için maddi veya manevi bir çıkar karşılığı varılan anlaşma”; teşviki ise, “Belirli bir iktisadi veya sosyal amaca ulaşabilmek için maddi destek ve hukuki kolaylıklar biçiminde verilen ödül” olarak tanımlamıştır. Teşvikin tanımını sportif anlamda açmak gerekirse, bir başka spor kulübünün oyuncularına oynayacakları spor müsabakası ile ilgili olarak, bir diğer spor kulübü veya kulüplerinin yararına başarılı bir performans ortaya koymaları ve oynayacakları maçı kazanmaya yönelik verilen haksız menfaattir.

Kanun koyucu, sporun ülkemizdeki ekonomik ve sosyal gelişimini dikkate alarak, 6222 sayılı Spor Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun ile şike ve teşvik primi eylemlerini suç olarak düzenlemiş, ayrıca bu suçlarla etkin mücadele açısından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nunda düzenlenen iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması maddesinin de uygulanacağı hüküm altına almıştır.

6222 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde, şike, belirli bir spor müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla bir başkasına kazanç veya sair menfaat temin etmek olarak tanımlanmış olup, birinci fıkranın son cümlesinde ise, “kazanç veya sair menfaat temini hususunda anlaşmaya varılmış olması halinde dahi, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.” düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre, taraflar anlaşmaya varamadıkları takdirde, suçun teşebbüs aşamasında kaldığı değerlendirilmelidir. Kazanç veya sair menfaat, müsabakayı yöneten hakeme, karşı takımın oyuncularına, antrenörüne, sportif direktörüne, kulüp başkanına, yöneticilerine sağlanmış olabilir.

Anılan maddenin beşinci fıkrasında da, teşvik primi, bir müsabakada bir takımın başarılı olmasını sağlamak amacıyla kazanç veya sair menfaat verilmesi veya vaat edilmesi olarak tanımlanmıştır. Maddenin son cümlesinde ise, teşvik pirimi verilmesi veya vaat edilmesi halinde, bu madde hükümlerine göre verilecek ceza yarı oranında indirilir.” hükmü bulunmaktadır. Taraflar teşvik priminin verilmesi hususunda aralarında anlaşmaya vardıkları takdirde, suç tamamlanmış olur. Teşvik priminin verilmesi yönünde vaatte bulunulması halinde ise, taraflar anlaşmaya vardıkları takdirde, suç tamamlanmış olur aksi halde, suçun teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilmelidir. Teşvik primi takım oyuncularına, antrenörlerine, sportif direktörüne veya takımın mensup olduğu kulübe verilebilir.

Teşvik primi suçunun oluşabilmesi için, ekonomik bir değerin, spor kulübünün kaynakları dışında bir başka kaynaktan verilmesi veya vaat edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, spor kulübünün başkan veya yöneticileri tarafından kendi takım oyuncularına veya teknik heyetine müsabakada başarılı olabilmeleri amacıyla spor kulübünün kaynaklarından çeşitli isimler altında (galibiyet primi vb…) menfaat sağlaması veya vaatte bulunması bu suçu oluşturmayacağı gibi (md. 11/6-b), ilgili spor federasyonlarınca, kendi spor dalında faaliyet gösteren milli sporculara veya milli takıma uluslararası spor müsabakalarında başarılı olabilmeleri için sahibi oldukları kaynaktan ekonomik bir değeri çeşitli isimler altında menfaat sağlaması veya vaatte bulunması da bu suçu oluşturmaz (md. 11/6-a).

Anılan Kanun’un 11 inci maddesinin sekizinci fıkrasında ise, özel bir etkin pişmanlık hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, şike ve teşvik primi suçlarının hedeflenen spor müsabakası yapılmadan önce ortaya çıkmasının sağlanması, cezayı kaldıran bir şahsi sebep oluşturmaktadır.

III. ŞİKE VE TEŞVİK PRİMİ SUÇUNUN SPOR KULÜPLERİNİN VEYA SAİR BİR TÜZEL KİŞİNİN YARARINA İŞLENMESİ HALİNDE UYGULANAN İDARİ YAPTIRIM

6222 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin yedinci fıkrasında, şike ve teşvik primi suçlarının yararına işlenen spor kulüplerinin veya sair tüzel kişinin sorumlulukları düzenlenmiştir. “Ceza sorumluluğunun şahsiliği” ilkesi uyarınca tüzel kişiler hakkında cezai müeyyide uygulanamaz ancak lehine suç işlenen tüzel kişiler hakkında kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımların veya idari para cezalarının uygulanması olanaklıdır.

Anılan fıkranın gerekçesinde; şike ve teşvik primi suçlarının spor kulüplerinin veya sair bir tüzel kişinin yararına olarak işlenmesi halinde ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunacağı belirtilmiştir. Güvenlik tedbirleri, kanunda öngörülen toplumsal savunma vasıtaları olup, toplum için tehlike oluşturan suçun işlenmesinden sonra tehlikeli failler hakkında ceza yerine veya ceza ile birlikte hakim tarafından hükmedilen yaptırımlardır.

Kanun koyucu, anılan düzenleme ile, şike ve teşvik primi suçları halinde, kovuşturma evresinin sonunda ceza mahkumiyetine ilave olarak bu suçların yararına işlenen spor kulübüne veya sair tüzel kişilere idari para cezasının verilmesini öngörmüştür. Burada, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 43/A maddesinin ikinci fıkrasına nazaran idari para cezasına karar vermeye yetkili mercinin farklı kılındığı ve ceza davasına bağlı güvenlik tedbirinin uygulanabildiği kendine özgü bir düzenleme bulunmaktadır. Bu durum, mutlaka kovuşturma aşamasının tamamlanarak bir hükümle yargılamanın bitirilmesini zorunlu kılmaktadır. Suçu işleyen gerçek kişi olmasına karşın, yararına suç işlenen bir başka kişi ise, spor kulübü veya sair bir tüzel kişidir. Bu itibarla, şike ve teşvik primi suçlarının faillerine kanunda öngörülen ceza yaptırımı, yararına suç işlenen spor kulübüne veya sair bir özel hukuk tüzel kişisine ise idari para cezası uygulanacaktır.

6222 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde, spor kulübü; “belirli kurallara göre kurulan, amatör veya profesyonel spor dallarında faaliyette bulunan kuruluş” olarak tanımlanmıştır.

Tüzel kişi, belirli, ortak ve sürekli bir amacı gerçekleştirmek ve başlı başına bağımsız bir varlığa sahip olmak üzere örgütlenmiş; hukuk düzeni tarafından kendilerine hukuk sujesi olma niteliği tanınan kişi veya mal topluluklarıdır. Tüzel kişiler, tabi tutuldukları hukuka ve işlevlerine göre de, “kamu hukuku tüzel kişileri” ve “özel hukuk tüzel kişileri” olmak üzere, iki gruba ayrılmaktadırlar. Türk Ceza Kanunu’nun 60 ıncı maddesinde sözü edilen ve haklarında güvenlik tedbiri niteliğinde yaptırımlara hükmedilebileceği öngörülen tüzel kişiler “özel hukuk tüzel kişileri” dir. Bu bağlamda kamu hukuku tüzel kişileri anılan madde kapsamında değillerdir.

Şike ve teşvik primi suçları nedeniyle idari para cezasına karar verilebilmesi için zorunlu kanuni koşullar ise şunlardır:

a-Şike ve teşvik primi suçlarının spor kulübü veya sair bir tüzel kişinin yararına işlenmesi gerekmektedir.

Spor kulübü veya sair bir tüzel kişi yararına bu suçları işleyen kişi, anılan spor kulübü veya sair bir tüzel kişinin organ veya temsilcisi ya da organ veya temsilcisi olmamakla birlikte bu kurumun faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen bir kimse olmalı ve spor kulübü veya sair bir tüzel kişi tarafından suç ile hedeflenen amaca yönelik hareket etmelidir. Şike ve teşvik primi verme suçlarında karşılıklı menfaat uyumu bulunmaktadır. Bir tarafta, spor kulübü veya sair bir tüzel kişinin elde ettiği haksız sportif başarı (kupa, uluslararası organizasyonlara katılım hakkı, ligde kalma ve bunların neticesinde başarı endeksli sponsorluk anlaşmaları, yayın geliri vb…), diğer tarafta ise, spor kulübü veya sair bir tüzel kişinin elde ettiği konusu suç teşkil eden ve ekonomik bir değeri olan kazanımdır.

b-Yaptırım

6222 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin yedinci fıkrasında öngörülen düzenlemede; anılan maddenin amaç ve kapsamı da dikkate alınarak, spor kulübü veya sair bir tüzel kişisinin organ veya temsilci ya da organ veya temsilcisi olmamakla birlikte spor kulübü veya sair bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen bir kişi tarafından yolsuzluk olarak da kabul edilen şike ve teşvik primi suçlarını spor kulübü veya sair bir tüzel kişi yararına olarak işlenmesi halinde, spor kulübüne veya sair bir tüzel kişiye idari para cezası verilmesine imkan tanınmaktadır. Anılan suç tipleriyle elde edilebilecek ekonomik değerin çok yüksek olması nedeniyle, cezanın caydırıcılığının sağlanması amacıyla spor kulübü veya sair tüzel kişiler için öngörülen idari para cezasının alt sınırı, şike veya teşvik primi miktarı tespit edilemediği takdirde, yüzbin Türk Lirası olarak belirlenmiş olup; anılan menfaatin tespit edilebilmesi halinde ise, bu miktar kadar idari para cezası verilecektir. Mahkeme, şike ve teşvik primi miktarını tespit edemeyerek alt sınırdan uzaklaşmak istediği takdirde, idari para cezasının miktarı, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 17 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, kabahatin haksızlık içeriği ile spor kulübünün veya sair tüzel kişinin organ veya temsilcisi ya da organ veya temsilcisi olmamakla birlikte bu kuruluşun faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen bir kimsenin kusuru ve spor kulübünün veya sair bir tüzel kişinin ekonomik durumu göz önünde bulundurulmalıdır.

c. İdari Yaptırım Uygulayacak Merci 6222 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmünün sözüne ve ruhuna uygun olarak, şike ve teşvik primi suçlarını kovuşturan mahkemece, yapılan yargılama neticesinde, anılan suçların işlendiği sabit görülmesi halinde, hüküm ile birlikte bu suçların yararına işlendiği spor kulübüne veya sair bir tüzel kişiye de kanunda öngörülen idari para cezası verilmelidir. Çünkü, bu maddede düzenlenen idari para cezasının uygulanabilmesi için öncelikle eylemin suç teşkil ettiğinin ve bu suçun spor kulübü veya sair bir tüzel kişinin yararına işlendiğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu durumda, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 24 üncü maddesi hükmü dikkate alınmalıdır. Aksi halde, anılan suçların işlendiğinin henüz sabit görülmeden, sadece suçun işlendiği varsayımına dayanılarak idari yaptırım kararı verilmesi suçsuzluk karinesine aykırılık oluşturacaktır.

Mahkeme tarafından şike ve teşvik primi suçlarından dolayı yapılan yargılama sonucunda gerçek kişiler hakkında 6222 sayılı Kanun’un 11 inci maddesi uyarınca ceza mahkumiyeti verilmiş ancak anılan maddenin yedinci fıkrasınca güvenlik tedbirine karar verilmemiş ve kesinleşmiş olmasına rağmen infaz edilemeyen hükümlere ait ilamlar bu suçlardan hüküm kuran mahkemece yeniden esasa kayıt edilmeyip, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 98. ve 101. maddeleri uyarınca “ek karar” biçiminde anılan suçların yararına işlenen spor kulübü veya sair bir tüzel kişi hakkında idari para cezasına hükmedilerek, kesinleşme tarihinden sonra kararın infazı amacıyla mal müdürlüğüne gönderilmesi gerekmektedir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay genel olarak değerlendirildiğinde;

Türkiye Spor Toto Süper Ligi’nin 2010-2011 sezonunun 34. haftasında 22.05.2011 günü oynanan … – … A.Ş. spor müsabakasının, … A.Ş. futbol takımı lehine sonuçlanması amacıyla, … A.Ş. kulübü başkanı … liderliğindeki suç örgütü tarafından … futbol takımı oyuncuları … ve… ile müsabakada kötü oynamaları için para karşılığında şike amaçlı anlaşıldığı, ayrıca … kulübü başkanı … ile de şike anlaşmasına varıldığının iddia edildiği olayda;

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 02/12/2011 tarihli ve 2011/2287 soruşturma numaralı iddianamesi ile açılan kamu davasında, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. maddesi ile görevli) 02/07/2012 tarihli, 2011/63 Esas ve 2012/71 sayılı kararı ile, yukarıda belirtilen olaydaki eylemleri gerçekleştiren ve iştiraki bulunan sanıklar hakkında şike suçunu işlediklerinden bahisle cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Tarafların hükümleri temyiz etmeleri üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 17/01/2014 tarihli, 2013/16791 Esas ve 2014/516 sayılı kararı ile bir kısım sanıkların haklarındaki hükümlerinin onanmasına, diğer sanıkların ise, haklarındaki hükümlerin bozulmasına karar verilmiş olup, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin onama kararına karşı yapılan itiraz başvurusu ise, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/04/2014 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, … A.Ş. Spor Kulübü başkanı …, 18/04/2014 ve 08/05/2014 tarihlerinde yargılamanın yenilenmesi talebiyle ilk derece mahkemesine başvurmuş ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/5 Esas sayılı dosyasında, 23/06/2014 tarih ve 2014/236 değişik iş sayılı karar ile, 04/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 318. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince, Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından haklarındaki mahkumiyet hükümleri onanan tüm sanıklar yönünden yargılamanın yenilenmesi talebi kabul edilmiş ve infazın geri bırakılmasına karar verilmiştir. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/10/2015 tarihli, 2014/147 Esas ve 2015/212 sayılı kararı ile, yapılan yargılama sonunda tüm sanıklar hakkında şike eylemlerinden beraat kararı verilmiş ve tarafların temyizi üzerine hükmün henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.

Bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde;

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kabahat Eylemler Bürosunun 20/03/2012 tarihli ve 2012/1245 sayılı yazısı ekindeki ihbarı üzerine Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı Kabahatler Bürosu tarafından kabahatli … hakkında 17/09/2012 tarihli ve 2012/243-772 sayılı idari yaptırım kararı ile uygulanan yüzbin Türk Lirası idari para cezası anılan spor kulübünün personeli Erol Gümüş’e 27.09.2012 tarihinde tebliğ olunmuş, kabahatli vekilinin yasal süresi içindeki itirazı üzerine Sivas 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 15/04/2013 tarihli ve 2012/656 değişik iş sayılı kararı ile, kabahatli vekilinin başvurusunun kabulüne ve idari para cezasının kaldırılmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine Sivas Cumhuriyet Başsavcılığınca yasal süre içinde yapılan itiraz üzerine Sivas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/05/2013 tarih ve 2013/194 değişik iş sayılı kararı ile itirazın kabulüne, Sivas 2. Sulh Ceza Mahkemesinin anılan kararının kaldırılmasına ve Sivas Cumhuriyet Başsavcılığının idari yaptırım kararının aynen infazına karar verilmiştir.

IV. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, şike ve teşvik primi suçlarının spor kulüplerinin veya sair bir tüzel kişinin yararına işlenmesi halinde, idari yaptırım kararı (idari para cezası) uygulamaya yetkili mercinin, bu suçlardan dolayı yapılan yargılama sonucunda hüküm kuran mahkemenin olması, idari yaptırım kararına dayanak teşkil eden davada, yeniden yapılan yargılamanın neticesinde tüm sanıklar hakkında beraat kararı verilmiş bulunması (anılan hüküm, tarafların temyizi üzerine henüz denetim muhakemesi sürecinde olup, kesinleşmemiştir) ve dolayısıyla kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmünün bulunmaması karşısında, uyuşmazlığa konu idari yaptırım kararının hukuka aykırı olduğu anlaşılmakla;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Sivas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/05/2013 tarihli ve 2013/194 değişik iş sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, kabahatli hakkında verilen idari para cezasının kaldırılmasına,

B-Kanun yararına bozma isteminin (1) nolu nedeni yönünden yapılan değerlendirmede ise;

(A) nolu bozma nedenine göre kanun yararına bozma isteği konusuz kaldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının (1) nolu kanun yararına bozma istemi konusunda KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 16/01/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

CAS, İsviçre Federal Mahkemesi’nin Fenerbahçe Kararı’nın İngilizce Özetini Yayınladı

Spor Tahkim Mahkemesi, İsviçre Federal Mahkemesi’nin Fenerbahçe Kararı’nın İngilizce özetini yayınladı.

Bu tercüme, CAS Bülteni’nin 2016-1 sayısında yer aldı.

Süreçle ilgili kararların listesi aşağıdadır:

CAS Kararı – CAS 2013/A/3256 Fenerbahçe Spor Kulübü v. UEFA

İsviçre Federal Mahkemesi kararı (4A_324/2014) – Almanca: http://goo.gl/PEZgRb

İsviçre Federal Mahkemesi kararı (4A_324/2014) – İngilizce özethttp://goo.gl/TX9sCP

CIES’in 20. Yıl Kolokyumu Youtube’da

Dünyanın önde gelen spor araştırmaları merkezlerinden Centre International d’Etudes du Sport (CIES), kuruluşunun 20’ncı yılını kutladı.

CIES, 20’nci yılı şerefine şike ile ilgili bir kolokyum düzenledi. Kolokyumda 3 Temmuz sürecinde ismini çok duyduğumuz Pierre Cornu başta olmak üzere birçok önemli isim söz aldı.

Kolokyumun videosu CIES’in bağlı olduğu Neuchâtel Üniversitesi’nin Youtube kanalında yayınlandı.

 

CAS’ın 3 Temmuz Süreci ile İlgili Kararları

Bugün yeniden yargılama kararı verilen şike davasının ikinci duruşması gerçekleşiyor.

 Sanık avukatları delillerin geçersiz olduğunu iddia ediyorlar. Bu iddia ile ilgili görüşlerimi yazmıştım: http://goo.gl/TkquBe

Sanık avukatları ve taraflı gazeteciler “kumpas“, “komplo“, “cemaat“, “paralel” derken kamuoyu olayın özünü ve gerçekleri gözden kaçırıyor.

Olayları hatırlatacak vaktim yok. Gerçekleri CAS kararlarında okumak en doğru tercih olacaktır. CAS polisin, ceza mahkemesinin, Yargıtay’ın, TFF’nin, UEFA’nın yorumları ile bağlı kalmadan yeni baştan yargılama yaptı. Tapeleri tek tek inceledi, değerlendirdi. Bazı tapelerde UEFA’nın yorumlarını reddetti. Hatta ceza mahkemesinin değerlendirmelerinin tersine sonuçlara ulaştı.

Sadece CAS kararları ile yetinmek doğru olmaz. CAS kararını inceleyen İsviçre Federal Mahkemesi’nin kararını da okumak gerekir. Fenerbahçe, İFM’nin kararına karşı İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne başvurmadı. Demek ki kararı hukuka uygun buldu. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaların inandırıcı olmadığı ortaya çıktı.

CAS’ın ve İFM’nin kararlarını okumanızı öneririm. Özellikle hukukçular ve gazeteciler bu kararları iyi okumalı ve sindirmeliler.

Kararların listesi aşağıdadır:

CAS 2013/A/3256 Fenerbahçe Spor Kulübü v. UEFA (İsviçre Federal Mahkemesi Kararı: 4A_324/2014)

CAS 2013/A/3258 Besiktas Jimnastik Kulübü v. UEFA

CAS 2014/A/3628 Eskişehirspor Kulübü v. UEFA

CAS 2014/A/3625 Sivasspor Kulübü v. UEFA

İsviçre Federal Federal Mahkemesi’nin Fenerbahçe Kararı (Almanca)

İsviçre  Federal Mahkemesi, Fenerbahçe’nin CAS kararına karşı açtığı iptal davasını reddetmişti.

Mahkeme, kararını bugün yayınladı.

Kararın orijinal versiyonunu paylaşıyorum. Zaman içinde kararın önemli bölümlerini açıklayacağım.

Continue reading “İsviçre Federal Federal Mahkemesi’nin Fenerbahçe Kararı (Almanca)”