Dopingle Mücadelede Sporcuların Sorumluluğu Çok; Hakları Yok

Türkiye’de dopingle mücadelenin suyu çıkmış durumda.

Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu, tüzel kişiliği olmamasına ve kanunla kendisine görev verilmemesine rağmen dopingle mücadeleyi tek başına yürütüyor.

Ne yazık ki TDMK denetlenmiyor. TDMK’nın işlemleri yargı denetimine tabi değil. Ne idüğü belirsiz olduğu için, devlet de bu komisyonun işine karışmıyor.

TDMK yetkilileri kafalarına göre mevzuat hazırlıyor. Bu mevzuat hem Türk hukukuna hem de Dünya Dopingle Mücadele Ajansı’nın (WADA) mevzuatına aykırı.

Bu konu çok kapsamlı. Bir blogla anlatılabilecek konu değil.

Birkaç haftadır TDMK ile ilgili sorularımı CİMER aracılığıyla ilgili kurumlara gönderiyorum. Her başvuruda aklıma yeni sorular geliyor. Bu ay içinde tüm sorularımı göndereceğimi umuyorum. Soruların cevapları geldiğinde, cevapları ve yorumlarımı blogda paylaşacağım.

Bugün bu blogu yazmamın sebebi, TDMK’nın sosyal medya hesaplarında yayınlanan bir içerik.

TDMK Twitter, Instagram ve Linkedin hesaplarında “Sporcu hak ve sorumlulukları nedir?” başlıklı bir içerik yayınladı.

Videoda ve açıklamada yer verilen metin aşağıdaki gibidir:

“Sporcu hak ve sorumlulukları nelerdir?

▪️Dopingle Mücadele Kuralları hakkında bilgi sahibi olmak ve gerekliliklerine uymak.
▪️Her zaman örnek vermek için hazır bulunmak.
▪️Ağız yoluyla aldığı ve kullandığı her şeyden dopingle mücadele bağlamında sorumlu olmak.
▪️Sporcu olarak, Yasaklılar Listesinden sorumlu olduğu konusunda sağlık çalışanlarını bilgilendirmek.
▪️Dopingle Mücadele Kural İhlallerini araştıran Dopingle Mücadele Kuruluşları ile iş birliği yapmak.
▪️Sporcunun son 10 yıl içinde bir dopingle mücadele kural ihlalinde bulunmuş olduğuna ilişkin İmza Sahibi olmayan bir kuruluşun aldığı kararı, Ulusal Dopingle Mücadele Kuruluşuna ve Uluslararası Federasyonuna bildirmek.
▪️Yetkili bir kuruluş tarafından talep edilmesi durumunda, Sporcu Destek Personelinin kimliğini açıklamak.”

Okuyucularıma sormak isterim: BU METİNDE SPORCU HAKLARINI GÖRDÜNÜZ MÜ?

TDMK sadece sporcuların yükümlülüklerini yazmış ama metnin başlığına “haklar” ifadesini de koymuş. Oysa bu metinde sporcuların hakları yok.

Biliyor musunuz, Türkiye’de sporcuların dopingle mücadele sürecinde sahip olduğu haklar düzenlenmedi.

TDMK’nın kaleme aldığı Türkiye Dopingle Mücadele Talimatı’nda sporcuların bazı hakları bölük pörçük düzenlenmiş ama bu haklar toplu halde kaleme alınmamış.

TDMT, WADA Kodu’ndan o kadar kötü tercüme edilmiş ve maalesef WADA Kodu’ndan saçmalık derecesinde ayrılmış ki, talimatı okumak büyük emek istiyor. Okuyunca anladığınız yanılgısına kapılmayın! TDMT’yi anlamak imkânsıza yakın bir uğraş.

TDMK’ya soralım: Neden WADA’nın Sporcu Hakları Kuralları’nı tercüme etmediniz?

WADA’nın öngördüğü haklar sınırlı ama hiç yoktan iyidir. Diğer haklar Anayasa, Türkiye Cumhuriyet devletinin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve ulusal mevzuat taranarak bulunabilir.

Bir konuyu tartışmaya bile gerek yok.

TDMK yönetimi sporcu haklarını önemsemiyor. Hattâ sporcuların haklarını bilmemelerini tercih ediyor.

Sporcular haklarını bilseler, TDMK’nın başına dert olurlar.

Sporcular haklarını bilselerdi, öncelikle,

  • WADA Kodu’nun Türkiye’de doğrudan uygulanamadığını, dopingle ilgili kanun ve yönetmeliklerin hazırlanıp yürürlüğe girmesi gerektiğini,
  • TDMK’ya dopingle mücadele görevinin kanunla verilmediğini ve buna bağlı olarak Türkiye’de dopingle mücadelenin yasal temelinin bulunmadığını,
  • Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu’nun – sitesinde belirtildiğinin aksine – tüzel kişiliği haiz olmadığını, dernek olmadığını, Türkiye adını kullanma yetkisinin bulunmadığını ve tüm işlemlerinin geçersiz olduğunu,
  • Tüzel kişiliği olmayan TDMK’nın kaleme aldığı Türkiye Dopingle Mücadele Talimatı’nın yok hükmünde olduğunu; TDMT’nin kurucu unsurları haiz olduğu kabul edilse bile, Talimat’ın Türk hukukuna ve WADA Kodu’na aykırı olduğunu;
  • Doping testi için verilen rızaların geçerli olmadığını,
  • Doping testlerinin, numune alımlarının geçerli olmadığını,
  • TDMK’nın test sonuçlarını değerlendirme usulüne ilişkin mevzuat olmadığını, test değerlendirmelerinin hukuka aykırı olduğunu,
  • Sporcuların adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini,
  • TDMK bünyesinde kurulan Dopingle Mücadele Disiplin Kurulu ve Dopingle Mücadele İtiraz Kurulu’nun hukuka aykırı şekilde kurulduğunu,
  • Dopingle Mücadele Disiplin Kurulu ve Dopingle Mücadele İtiraz Kurulu üyelerinin tarafsız ve bağımsız olmadığını,
  • TDMK kararlarına karşı yargıya başvuru yollarının kapatılmasının ve Spor Tahkim Mahkemesi’ne (CAS) başvurunun zorunlu tutulmasının Anayasa’ya aykırı olduğunu (bu sınırlamaya rağmen yargıya başvurulabilir),
  • TDMK’nın ihbar, bilgi uçurma (whistleblowing) sistemini kurmadığını, ihbarları gizli tutmak ve ihbarcıyı korumak için gerekli altyapıyı hazırlamadığını,
  • Doping konusunda yeterli eğitim almadıklarını anlarlar.
  • Kişisel verilerinin ilgili kanun ve WADA mevzuatı uyarınca korunmadığını, TDMK’nın bu konuda birçok ihlal yaptığını,
  • TDMK bünyesinde karar alma süreçlerine katılma ve söz hakkı olduğunu,
  • Adli yardımdan yararlanma hakkı bulunduğunu

Öğreneceklerdi.

Maalesef Türkiye’de sporcu doping konusunda olan bitenden habersizler. Kurumları tanımıyorlar. Haklarını bilmiyorlar.

Elbette sporcuları bu konuda suçlayamayız. Onların tek derdi antrenman yapmak ve yarışmalara katılmak.

Her ne kadar CAS ve ulusal yargılama makamları sporcuların doping mevzuatını bilmeleri gerektiğini kabul etse de, sporcuları bilgilendirmek TDMK’nın, federasyonların, kulüplerin, sporcu derneklerinin görevi.

Türkiye’de sporcu dernekleri yok denecek kadar az. Var olanlar da emekli sporcular tarafından yönetildiği için, bu derneklerin doping ve genel olarak spor hukuku konusunda etkin çalışma yapmalarını beklemek hayalperestlik olur.

Kulüpler ve federasyonlar da pek farklı değil.

Ne yazık ki dopingin hukuk boyutu hukukçular tarafından da önemsenmiyor. Barolar Birliği, barolar, hukuk dernekleri doping konusunda çalışmıyor.

Bugüne kadar dopingle ilgili yapılan toplantıları, konferansları, panelleri yakından takip etmeye çalıştım. Maalesef hiçbir toplantıda Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu’nun masaya yatırıldığını görmedim. Aksine, dopingi hep TDMK yetkilileri anlattı. İzleyicilerden gelen sorular ise laf kalabalığı ile es geçildi.

Oysa Türkiye’de dopingin hukuk boyutunun eleştirel şekilde değerlendirilmeli! TDMK ve Bakanlık yetkililerinin yanında, onları eleştirecek, sistemdeki aksaklıkları anlatacak hukukçulara da masada yer verilmeli!

Başa dönersek,

TDMK’nın “sporcu hak ve sorumlulukları” metninde sporcu haklarına yer vermemesi, sporcu haklarının TDMK’ya rağmen ve hatta TDMK’ya karşı korunması gerektiğini gösteriyor.

Umarım spor hukuku ile ilgilenen hukukçular doping sorununu ciddiye alır ve yargılanan kişilerin haklarını korumak için harekete geçerler.

CAS, WADA’nın Eleştirilerine Yanıt Verdi

Spor Tahkim Mahkemesi (Court of Arbitration for SportCAS) uzun zamandır sert eleştirilere maruz kalıyor.

Mahkemenin yapısı, kapalı hakem listesi, hakemlerin tarafsızlığı ve bağımsızlığı sık sık gündeme getiriliyor.

CAS ilk defa, kendisini eleştiren bir kuruma doğrudan yanıt verdi.

Dünya Dopingle Mücadele Ajansı (World Anti-Doping AgencyWADA), Tokyo Oyunları ile ilgili bağımsız gözlemci raporlarını yayınladı. Olimpiyat Oyunları ile ilgili raporda, CAS’ın Doping Dairesi’nde görev alan hakemlerin yeterli deneyime ve bilgiye sahip olmadığı iddia edildi.

CAS, bu iddialara yanıt verdi.

CAS, Dopingle Mücadele Dairesi ile ilgili iddia edilen sıkıntıların Oyunlar esnasında hemen muhataplarına bildirilmesinin, Oyunlar’dan 6 ay sonra yayınlanan raporda dile getirilmesini beklemekten daha kolay olacağını belirtti.

CAS, gözlemci raporunda sunulan önerilerin ise gerçekçi olmadığını, zira iddia edilen sıkıntıların yaşanmadığını ifade etti.

CAS, WADA’nın duruşmalardan haberdar edildiğini ve CAS kararlarının WADA’ya gönderildiğini açıkladı. Bununla birlikte, CAS, bir davada WADA’ya haber verilemediğini ancak bu durumun sorun yaratmaması gerektiğini, zira WADA’nın o davada taraf olmadığını ileri sürdü.

CAS, hakemlerin yetkinliği ile ilgili iddiaların ise bir WADA çalışanının kişisel yorumu olduğunu, hakemlerin doping konusunda uzman olduklarını açıkladı.

CAS, WADA’ya karşı saldırı düzenlemekten geri durmadı.

CAS, WADA ile iletişime geçtiğini; WADA’dan Beijing 2022 Oyunları’nda görev alacak bağımsız gözlemcilerin gerçekten WADA’dan bağımsız olmalarını ve CAS’ın işleyişi hakkında bilgi sahibi olmalarını beklediklerini duyurdu.

TÜRKİYE’DE DURUM ENDİŞE VERİCİ

WADA ile CAS arasındaki atışmayı takip ederken Türkiye’deki durumu düşündüm.

Türkiye’de kaygı verici bir durumla karşı karşıyayız.

Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu’nun ne olduğu belli değil. Tüzel kişiliği yok. Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi bünyesinde faaliyet gösteriyor ama TMOK’tan bağımsız olduğunu iddia ediyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan bütçe alıyor. Bakanlık bu komisyonda temsil ediliyor ama TDMK Bakanlık’tan da bağımsız olduğunu iddia ediyor. Tüzel kişiliği olmayan bir yapı hukuken yoktur. Hukuken var olmayan bir şeyin bağımsızlığını ve tarafsızlığını nasıl tartışacağız?

TDMK, tüzel kişiliği olmamasına rağmen Türkiye Dopingle Mücadele Talimatı’nı yayınladı. Bu talimat nasıl hüküm doğurur?

Kanunda Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu’na başvurabilecek kişi ve kurumlar tek tek yazılmış. Listede TDMK yok. Ancak TDMK’nın talimatında TDMK kendisine duruşmalarda hazır bulunma, disiplin kararlarını temyiz etme yetkileri vermiş.

Yıllardır doping davaları alan avukatlardan biri bile bu saçmalığı yargı önüne taşımamış.

Dünya ne tartışıyor; biz ne ile uğraşıyoruz?

2022 Yasaklılar Listesi Yayınlandı

Dünya Dopingle Mücadele Ajansı, 1 Ocak 2022 tarihinde yürürlüğe girecek 2022 Yasaklılar Listesi ile listedeki önemli değişiklikler ile ilgili bilgi notunu 30 Eylül tarihinde yayınlamıştı.

Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu (TDMK) ise tercüme ettiği Yasaklılar Listesi ile kendi hazırladığı temel değişiklikler bilgi notunu geçen hafta yayınladı.

Türk spor federasyonlarının sitelerini inceledim. Bu listeyi ve bilgi notunu paylaşan federasyon yok denecek kadar az. Federasyonlar sosyal medya hesaplarında da listenin yayınlandığını duyurmamış.

Gençlik ve Spor Bakanlığı bu listeyi, bilgi notunu yayınlamalı; spor federasyonlarına ilgili belgelerin internet sitelerinde yayınlanması konusunda talimat göndermeli.

Ayrıca bakınız,

Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu Bilgilendirme Videoları Yayınlamaya Başladı

Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu dopingle mücadele ile ilgili bilgilendirme videoları yayınlamaya başladı.

Avukat Mehmet Yoğurtçuoğlu’nun verdiği bilgiler giriş seviyesinde olmakla birlikte, özellikle sporcuların izlemeleri gerekir.

TDMK sadece iki video yayınladı.

Birinci videonun başlığı: Dopingle Mücadele Kural İhlali Nedir?

İkinci videonun konusu ise ‘İspat Yükümlülüğü, Disiplin Yargılaması, İtiraz Süreci’.

Ne yazık ki videolar amatörce hazırlanmış.

Mehmet Bey’in sesi iyi duyulmuyor. İlerleyen günlerde mikrofon kullanmasını öneririm.

Maalesef bu videolar izlenmemiş. Bir ay boyunca 60 izleyici toplamamış.

Bu videoların Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile spor federasyonlarının internet sitelerinde yayınlanması gerekiyor.

TDMK’nın daha çok video yayınlaması gerekiyor. TDMK videoları hazırlarken WADA, USADA, UKADA gibi kuruluşların Youtube hesaplarını örnek almalı.

1. Spor Hukuku Zirvesi – Sporda Doping

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi spor hukuku zirvesi düzenliyor.

Zirvenin konusu ‘Sporda Doping’ olarak belirlenmiş

Zirve üniversitenin Sağlık Kültür ve Daire Başkanlığı’nın Youtube hesabında şu anda canlı yayınlanıyor.

Panel programı aşağıdaki gibidir.

Prof. Dr. Emine Yazıcıoğlu – Doping Kullanımı Halinde Ödüllerin İadesi

Prof. Dr. Murat Balcı – Futbol Disiplin Hukuku Bakımından Doping

Doç. Dr. Mehmet Emin Alşahin – Doping ve Ceza Hukuku

Doç. Dr. Hüseyin Aydın – Kişisel Verilerin Korunması Açısından Doping Test Sonuçları

Dr. Kerim Çakır – E-spor ve Doping

Dr. Can Yalçınkaya – WADA ve Yapılanması

Av. Sinem Turan – Dopingle İlgili Örnek CAS Kararları

Maalesef bu zirvede en önemli konulara değinilmiyor.

Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu’nun yapısı, suçta ve cezada kanunilik, dopingte kusursuz sorumluluğun kapsamı, doping testlerinin geçerliliği, dopingle mücadele karşısında sporcuların haklarının korunması, doping ve insan hakları, SGM Tahkim Kurulu’nun dopingle ilgili kararları, CAS ve İsviçre Federal Mahkemesi’nin Türkler ile ilgili kararları gibi konulara yer verilmiyor.

Bu zirvede yapılan sunumları daha sonra değerlendireceğim.

Hasan Akkuş Türkiye’de Yargılanacak mı?

Hasan Akkuş, Avrupa Halter Federasyonu başkanı olmadan önce Türkiye Halter Federasyonu başkanıydı. Onun döneminde Türk halteri doping ile anıldı. Birçok sporcu doping cezası aldı.

İsrail’de düzenlenen Avrupa 23 Yaş Altı Halter Şampiyonası’nda 5 Türk sporcunun testlerinde doping kapsamına giren “Stanozolol” maddesi bulunması üzerine, dönemin Türkiye Halter Federasyonu Başkanı Hasan Akkuş, tüm sporcuların numunelerini test edilmeleri için Köln’e göndermiş, Köln’den gelen cevapta 16 numunenin tamamının dopingli çıkması sonucu Türkiye Halter Federasyonu yönetim kurulu istifa etmek zorunda kalmıştı.

Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu‘nun (TDMK) açıkladığı rapora göre ,2013’ün ilk 6 ayında numune alınan 648 sporcudan 90’ı dopingli çıkmış. Dünyada kabul gören doping tehlike sınırı %1,5-2 iken, Türkiye’de bu oran ortalama %13,88 olmuş, bazı dallarda (atletizm, halter vb.) %45’e kadar çıkmış.

Bir de saklananlar varmış.

Hasan Akkuş‘un ismi bir süredir dünya kamuoyunda yolsuzlukla anılıyordu.

2020 yılında, Alman ARD kanalı, Uluslararası Halter Federasyonu (IWF) başkanı Tamás Aján‘ın karıştığı yolsuzluklar hakkında bir program yayınladı.

Programın detaylarını öğrenmek için bkz. https://www.insidethegames.biz/articles/1088760/ard-programme-targets-weightlifting

Bu programda doping yaptığı tespit edilen Türk haltercilerin doping testi sonuçlarının saklandığı, bu sporcuların doping ihlali yapmalarına rağmen yarışmalara katılmaya devam ettikleri öne sürüldü.

ARD’nin yayınından sonra Richard H. McLaren‘in başkanlığında bağımsız bir denetim komisyonu oluşturuldu. Bu komisyon, IWF‘nin belgelerini inceledi ve bir rapor yayınladı (Alternatif link: https://tinyurl.com/mclarenhalter). Bu raporda usulsüzlükler sıralandı.

Bu raporun yayınlanmasından sonra ARD yeni bir belgesel hazırladı.

Bu belgeselde Hasan Akkuş’un adı açıkça zikredildi. Türk halterindeki skandallar ilan edildi.

Resmi açıklamalarda 2012 yılında sadece 5 haltercinin pozitif çıktığı belirtilmesine rağmen, gerçek sayının saklandığı iddia edildi. Dünya Dopingle Mücadele Ajansı‘nın (WADA) verilerine göre, 5 değil, 22 sporcunun testi pozitif çıkmış. IWF‘nin sitesindeki listede sadece 2 sporcu yer almış.

IWF‘nin kurallarına göre, Türkiye Halter Federasyonu‘nun üyeliğinin askıya alınması ya da federasyonun IWF‘ye 500.000 USD ceza ödemesi gerekiyordu. İkisi de gerçekleşmedi.

ARD’nin iddiasına göre, Hasan Akkuş ile Tamás Aján çok yakınlardı. Birlikte birçok olayı halı altına süpürmüşlerdi.

Hasan Akkuş, ARD’ye yaptığı açıklamada, testlerin ulusal olduğunu, IWF ile ilgisi olmadığını söylemiş. Oysa WADA bu savunmayı yalanlamış ve testlerin IWF tarafından yapıldığını belirtmiş.

Ekim 2020’de WADA IWF ile ilgili bir rapor yayınladı.

McLaren Raporu, WADA Raporu ve ARD’nin yayınlarına rağmen IWF’de pek bir değişiklik olmadı. Hasan Akkuş başta olmak üzere, isimleri kötü anılan kişiler IWF yürütme kurulunda yer buldular. Hasan Akkuş Avrupa Halter Federasyonu başkanlığına seçildi.

Halter camiası, yolsuzluk iddialarını görmezden geldi.

Bugüne kadar.

Uluslararası Test Ajansı (ITA), IWF’de 2009-2019 yılların arasında gerçekleşen doping ihlalleri ve yolsuzluklar hakkında bir rapor (FINAL REPORT – Anti-Doping Rule Violations and related allegations of misconduct from 2009 to 2019) yayınladı.

Raporda Hasan Akkuş‘a da geniş yer verilmiş.

Hasan Akkuş hakkında çok çarpıcı iddialar var.

Akkuş, Türkiye Halter Federasyonu başkanı iken, IWF ile temasa geçmiş ve IWF tarafından yapılan testleri pozitif çıkan 17 Türk halterci ile ilgili kayıtlarla oynanmasını, kayıtların değiştirilmesini istemiş. Akkuş, testlerin Türkiye Halter Federasyonu tarafından yapılmış gibi kayda geçirilmesini istemiş. Böylece IWF‘nin Türkiye Halter Federasyonu‘na vereceği olası 4 yıllık üyelik dondurma cezasını ve 500.000 USD idari para cezasını engellemeyi amaçlamış.

ITA, Hasan Akkuş‘un IWF‘ye gönderdiği e-postayı yayınlamış.

Akkuş, bu e-postada son durumun (17 haltercide doping tespit edilmesi) Türkiye Halter Federasyonu ve kendisi için ağır sonuçlar doğuracağını belirtmiş.

Akkuş, evrakta sahtekarlık yaptığını itiraf etmiş.

Akkuş, Ocak 2013’te geçmişe etkili olacak şekilde, 05.11.2012 tarihli sahte belge hazırladığını açıklamış.

Böylece IWF‘nin görev belgesini düzenlediği tarihten önce Türkiye Halter Federasyonu‘nun yarışma dışı test yaptığını belgelemiş (!) olacaktı.

Akkuş, IWF‘den Türk sporcularla ilgili belgeleri göndermesini, böylece bu sporcularla ilgili prosedürün Türkiye’de başlamış gibi gösterebileceğini belirtmiş.

Akkuş, e-postasında IWF başkanı Tamás Aján‘ın ve IWF‘nin kendisine yardım etmesi için âdeta yalvarmış.

Akkuş, e-postasının sonunda e-postasının okunduktan sonra silinmesini rica etmiş.

HASAN AKKUŞ İSTİFA ETMEDİ. İNAT EDİYOR

ITA Raporu‘nun yayınlanmasının ardından raporda ismi geçen kişilerin istifa etmeleri bekleniyordu.

Maalesef şüpheliler istifa etmediler.

Hasan Akkuş, soruşturma bitene kadar IWF yürütme kurulu üyeliğinden ve Avrupa Halter Federasyonu başkanlığından geçici olarak ayrıldığını duyurdu.

ŞİMDİ NE OLACAK?

ITA‘nın raporu, Türk sporu için utanç kaynağı oldu.

Bir federasyon başkanının, şahsi çıkarları için evrakta sahtekarlık yaptığı ve sahte evrakı uluslararası federasyona gönderdiği, uluslararası yolsuzluğa imza attığı iddia ediliyor.

Bu federasyon başkanı uluslararası spor camiasını, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nı, Bakan’ı, Spor Genel Müdürü’nü, spor teşkilatını ve Türkiye kamuoyunu yanıltmış.

ITA, Türkiye Halter Federasyonu ile ilgili bulguları IWF Disiplin Komitesi ile paylaştı. ITA, Türkiye Halter Federasyonu‘nun cezalandırılmasını talep etti.

Türkiye Halter Federasyonu‘nun Olimpiyatlar’dan atılması mümkün. Ancak Türkiye’nin halter camiasında güçlü lobisi var. Büyük ihtimalle, IWF, Tokyo Oyunları’ndan sonra federasyona ceza verecek.

Peki Hasan Akkuş ne olacak?

IWF, Akkuş‘a ceza verir mi bilinmez.

Akkuş ile ilgili iddiaların Türkiye’de soruşturulması gerekiyor.

Buna da ihtimal vermiyorum.

ITA Raporu iki hafta önce açıklandı. Geçen güne kadar medyada yer bulmadı.

Türkiye Halter Federasyonu henüz açıklama yapmadı.

Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu susuyor.

Spor teşkilatından ses çıkmıyor.

Hasan Akkuş hakkında sportif soruşturma açılması, Bakan Kasapoğlu‘nun talimatına bağlı.

Kasapoğlu, Pandora’nın kutusunu açacak mı?

Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu Şüphe Doğuruyor

Hasan Akkuş‘un mektubu ve sporculara Türkiye Halter Federasyonu tarafından ceza verilmesi, Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu‘nun (TDMK) güvenirliği hakkında şüphe doğurdu.

Hukuki niteliği tartışmalı, tüzel kişiliği bulunmayan ve hukuken çok şüpheli işler yapan TDMK, bu süreçte neredeydi? Bu usulsüzlükte rolü var mı?

TDMK 2011 yılında kuruldu ve faaliyete başladı. 2012 yılında yüzlerce test yaptı ve testleri değerlendirdi. 2012 yılından beri doping testleri TDMK tarafından yapılıyor. Ulusal federasyonlar test yapmıyor.

Kasım 2012’de Hasan Akkuş sahte belge hazırladı. 2012 yılının sonunda, 2013 yılında testleri kim yaptı? TDMK’dan habersiz test yapılmış olabilir mi? Bu testler nasıl usulüne uyduruldu?

TDMK, pozitif test sonuçlarını WADA ile paylaşmak zorunda. TDMK, “bu testler nereden çıktı?” demedi mi?

SORUŞTURMA GENİŞ TUTULMALI

Hasan Akkuş ile ilgili yolsuzluk, görevi kötüye kullanma, evrakta sahtekarlık iddiaları soruşturulacak ise, bu soruşturma sadece Hasan Akkuş ile sınırlı kalmamalı. Dönemin federasyon yönetim kurulu üyeleri, TDMK yönetimi ve sorumluları da soruşturulmalı!

CAS – Futbol Dışı Kararları (Türkiye)

Bu dönem verdiğim yüksek lisans dersinde futbol dışındaki dallarda uyuşmazlıkların çözümünü anlatıyorum.

Dün akşam öğrencilerime CAS’ın bazı kararlarından bahsettim. Türk sporcuların, antrenörlerin, kulüplerin, federasyonların taraf olduğu, futbol dışında verilen kararların listesini paylaştım. Futbolla ilgili olmasına rağmen temelde doping cezasını konu alan bir karara da yer verdim.

Bu karar listesini ilgilenenlerle de paylaşmak istiyorum. Özellikle spor hukukuna ilgi duyan hukuk fakültesi öğrencilerine ve genç meslektaşlarıma bu kararları okumalarını öneririm.

Kararları en yeniden en eskiye, kronolojik şekilde listeleledim.

Bu kararlar CAS’ın kararlar veritabanında yer almaktadır. Bu veritabanına göz atmayı ihmal etmeyin!

TÜRKİYE DOPİNGLE MÜCADELE TALİMATINDA DEĞİŞİKLİK

Türkiye Dopingle Mücadele Komiyonu, bugün Twitter hesabında Türkiye Dopingle Mücadele Talimatı’nın değiştirildiğini duyurdu.

Komisyonun sitesinde yayınlanan açıklama aşağıdaki gibidir:

TÜRKİYE DOPİNGLE MÜCADELE TALİMATINDA DEĞİŞİKLİK

Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu 2019 yılı başında Dünya Dopingle Mücadele Kuralları (Code) ile uyumluluk açısından Dünya Dopingle Mücadele Ajansı’nın (WADA) yetkili birimleri tarafından yerinde denetime tabi tutulmuş ve denetim neticesinde Dünya Dopingle Mücadele Ajansı Denetim Çalışma Grubu tarafından Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonunun, yapısı, işleyişi, Türkiye’deki dopingle mücadele faaliyetlerinin yürütülmesi ve dopingle mücadele disiplin yargılamaları başta olmak üzere toplam 400’e yakın kriter dikkate alınarak  düzeltici eylem planını içerir rapor hazırlanmıştır.

Raporda yer alan düzeltici eylemlerden “kritik” başlığıyla ve düzeltilmemesi halinde Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu ve dolayısıyla da Türkiye’nin “dopingle mücadele kurallarıyla uyumsuz” ilan edilmesi sonucunu doğuracak, dopingle mücadele disiplin yargılamasının uluslararası kurallara uygun, tarafsız, tek bir çatı altında, adil yargılanma ilkelerine bağlı ve uzmanlaşmış bir yapıya kavuşturulması hususuna ilişkin olarak; Dünya Dopingle Mücadele Ajansı ile yürütülen yoğun bir çalışma ve görüş alışverişi neticesinde, Türkiye Dopingle Mücadele Talimatının, 7.9, 8 ve 13. maddelerinde değişikliğe gidilmesi yönünde çalışmalar tamamlanmış ve Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu Yönetim Kurulunun 17.09.2019 tarih ve 32 sayılı toplantısında değişiklik onaylanmıştır.

Değişiklik ile; Türkiye Dopingle Mücadele Talimatında hüküm altına alınmış ihlallere ilişkin olarak yürütülecek dopingle mücadele disiplin yargılaması konusunda, 2 (iki) ay içerisinde oluşturulacak Dopingle Mücadele Disiplin Kurulu ve Dopingle Mücadele İtiraz Kurulu tek yetkili yargı mercileri olarak belirlenmiştir. Yapılan bu değişiklik Dünya Dopingle Mücadele Ajansı tarafından da uygun görülmüş, Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu ve dolayısıyla da Türkiye’nin “dopingle mücadele kurallarıyla uyumsuz” ilan edilmesi sonucu ortadan kaldırılmış ve durum Dünya Dopingle Mücadele Ajansı tarafından teyit edilmiştir.

Dopingle Mücadele Disiplin Kurulu ve Dopingle Mücadele İtiraz Kurulunun oluşturulması için belirlenen 2 (iki) aylık süre boyunca değişiklikten önce uygulanmakta olan, ilgili ulusal spor federasyonlarının disiplin kurulları ile Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurullarının yetkileri devam edecek olup, dopingle mücadele disiplin yargılaması kurullarının oluşturulmasına ilişkin bilgilendirme resmi internet sayfamız (www.tdmk.org.tr) aracılığıyla spor kamuoyuna duyurulacaktır.

Saygılarımızla,

Türkiye Dopingle Mücadele Talimatının son haline aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Türkiye Dopingle Mücadele Talimatı 17 Eylül 2019

Ankara Üniversitesi Dopingle Mücadele Merkezi’nin İçini Boşalttılar

Geçtiğimiz günlerde Resmî Gazete’de bir yönetmelik değişikliği okudum. Okurken üzüldüm.

4 sene önce, 2015 yılında, Ankara Üniversitesi bünyesinde Dopingle Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi kurulmuştu.

Bu merkezin kurulması önemli bir adımdı. Devletten bağımsız ve tarafsız şekilde dopingle ilgili araştırma yapılabilecekti. Hacettepe Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Türkiye Doping Kontrol Merkezi‘nin (TDKM) sicili iyi değildi. Üstelik TDKM, doping kontrolleri yapıyordu. Usulü kendisi belirliyordu. Kimse bu merkezi eleştirmiyordu. TDKM, spor camiasını dopingle ilgili bilgilendirmiyordu. Gizli kapaklı iş çeviriyordu.

Ankara Üniversitesi‘nde doping araştırma merkezi kurulunca sevinmiştim ancak bu sevinç uzun sürmedi. Bu merkez hiçbir iş yapmadı. Merkez bünyesinde ne yapıldığını kimse görmedi. Bugün Ankara Üniversitesi‘nin sitesinde girip “Araştırma, Uygulama ve Eğitim Merkezleri” sayfasını açtığınızda çeşitli merkezlerin listesini görürsünüz. Bu listede çoğu merkezin kendi sitesine/sayfasına link verilmiş ancak Dopingle Mücadele, Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin linki yok. Üniversite bu merkez için site/sayfa açmamış. Merkezin sadece adı var. Hiçbir icraatı yok.

14 Eylül’de Resmî Gazete‘de yayımlanan yönetmelik değişikliği ile, merkezin adı ve amaçları değiştirildi. Merkezin adına “bağımlılık ve” eklendi.  Merkezin yeni adı, “ANKARA ÜNİVERSİTESİ BAĞIMLILIK VE DOPİNGLE MÜCADELE UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ” oldu.

Bu değişiklik ile, dopingle mücadelenin sadece kağıt üzerinde kaldığını görüyoruz. Zira bağımlılık ve doping ile mücadele farklı konulardır. Uzmanlıkları , muhatapları ve faaliyet alanları çok farklıdır. Bu iki uzmanlığın tek çatı altında toplanması doğru değildir.

Anlaşılan, Ankara Üniversitesi‘nin dopingle mücadele etmek gibi bir derdi yok. Yönetmelik değişikliğini de laf olsun diye yapmışlar. Yukarıda bahsettiğim merkezler sayfasında, yönetmelik değişikliği işlenmemiş. Merkezin adı güncellenmemiş.

Devlet destekli dopingin had safhada olduğu, Türkiye Doping Kontrol Merkezi‘nin ve Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu‘nun WADA (Dünya Dopingle Mücadele Ajansı) mevzuatı ve özellikle WADA Kodu ile ilgisiz ve bu Kod’a aykırı işler çevirdiği bir ülkede sadece bir üniversitede dopingle mücadele merkezi olması üzücü idi. Bugün tek merkezimizi de kaybetmiş olduk.

Fransa, Doping Mevzuatını Güncelledi

Fransa, 2024 yılında Yaz Olimpiyat Oyunları’na ev sahipliği yapacak.

2024 Oyunları hazırlığı sürecinde IOC, WADA ve Oyunlar Organizasyon Komitesi arasında sıkı görüşmeler gerçekleşti. IOC ve WADA, Fransa’nın doping mevzuatının değiştirilmesini ve ulusal mevzuatın WADA Kodu ile uyumlu olmasını istiyor.

Fransa, bu talepleri geri çeviremeyeceği için hemen hazırlıklara başladı. Yoğun bir çalışma döneminin ardından Fransız doping mevzuatı güncellendi. Birçok kanun ve yönetmelikte değişiklik yapıldı.

Mevzuat değişikliği bugün Resmî Gazete’de yayımlandı:
https://goo.gl/nTRCi9

2019 Yasaklılar Listesi’nin Tercümesi Yayınlandı

Dünya Dopingle Mücadele Ajansı (WADA), 2019 Yasaklılar Listesi‘ni birkaç ay önce yayınlamıştı.

Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu, listenin çevirisini bugün yayınladı: http://www.tdmk.org.tr/wp-content/uploads/2016/03/2019_Yasaklilar_Listesi.pdf

Not:

WADA Kodu‘nu ve Türkiye Dopingle Mücadele Talimatı‘nı dikkate almayı unutmayın!

WADA, 2018 Yasaklılar Listesi’ni Yayınladı

Dünya Dopingle Mücadele Ajansı (WADA), 2018 Yasaklı Maddeler ve Yöntemler Listesi‘ni yayınladı: https://goo.gl/3b11zP

Liste, 1 Ocak 2018 tarihinde yürürlüğe girecek.

WADA, listenin yanında ayrıca kısa açıklama notu da yayınladı: https://goo.gl/DA4Zka

Amerika Birleşik Devletleri Dopingle Mücadele Ajansı (USADA) ise, 2018 Listesi’ndeki önemli değişikliklerin listesini yayınladı: https://goo.gl/mT1MJv

İLGİLİ BELGELER:

WADA 2015 Kodu: https://goo.gl/hfyTsL

Türkiye Dopingle Mücadele Talimatı 2015https://goo.gl/zKH3oD

WADA, 2016 Yılı Raporu’nu Yayınladı

WADA 2016 RaporuDünya Dopingle Mücadele Ajansı, 2016 Yılı Raporu’nu yayınladı.

Raporda WADA’nın yönetimi, Doping Programı, WADA Kodu, Ortaklıklar, WADA Kodu’na Uyum Çalışmaları, Sporcularla İlişkiler, Eğitim, Doping Testleri gibi başlıklar yer alıyor.

Rapor sadece İngilizce dilinde hazırlandı: https://goo.gl/gbJo1y

WADA, Ebeveynlere Yönelik Eğitim Kitapçığı Yayınladı

Dünya Dopingle Mücadele Ajansı (WADA), çocuk sporcuların ebeveynlerine yönelik eğitim kitapçığı yayınladı.

Kitapçıkta “beslenme“, “doping risk faktörleri“, “yasaklı maddelerin kullanımının önlenmesi“, “doping kontrolü süreci“, “madde kullanımının tespiti“, “çocuk doping kullanıyorsa ne yapılmalı?” gibi başlıklar yer alıyor.

Kitapçık İngilizce, Fransızca ve İspanyolca dillerinde yayınlandı.

Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu‘nun en kısa zamanda bu kitapçığı tercüme ederek sitesinde yayınlamasını ve ilgili tüm spor kurum ve kuruluşlarına göndermesini bekliyorum.

İkarus

Geçtiğimiz Cuma akşamı Netflix’te “İkarus” isimli bir belgesel yayınlandı.

Filmin yapımcısı Brian Fogel bir yönetmen ve amatör bisikletçi.

Lance Armstrong hayranı olan Fogel, Armstrong’un doping yaptığını itiraf etmesinin ardından “doping kontrol sistemi”ni test etmeye karar verir.

Fogel, Rusya Dopingle Mücadele Ajansı’nın müdürü Grigory Rodchenkov ile temasa geçer. Rodchenkov, Fogel’a doping yapmayı ve doping kontrol sistemini nasıl alt edeceğini öğretir. Fogel, büyüme hormonu ile testosteron alır ve kendisine EPO enjekte eder. Fogel’ın performansı inanılmaz biçimde gelişir ve Fogel dünyanın en büyük amatör bisiklet yarışı Haute Route’a katılır.

Bu süreçte Fogel, Rodchenkov’un büyük bir doping sisteminin başında olduğunu öğrenir. Rodchenkov, Rusya’nın elit sporcularının doping ile madalya almalarını sağlamaktadır.

WADA bu süreçte soruşturma açar. Rodchenkov, Rusya Dopingle Mücadele Ajansı’ndan istifa etmek zorunda kalır. Rus devleti Rodchenkov’un peşine düşer.

Fogel, Rodchenkov’un ABD’ye kaçmasına yardım eder. Rodchenkov, Rusya’nın doping uygulamasını ABD yetkililerine anlatır. Fogel, delilleri WADA’ya sunar.

WADA, Rusya’nın devlet destekli doping uygulaması hakkında rapor yayınlar ama IOC bu raporu dikkate almaz. IOC, Rus sporcuların Rio Oyunları’na katılmalarına izin verir.

Bu belgeselin her dakikası, ders niteliğinde. İlerleyen günlerde belgeselin detaylarını ve Rusya skandalının Türkiye ile ilgisini yazacağım.

Filmin en beğendiğim yönlerinden biri George Orwell’in “1984” isimli kitabına sık sık atıf yapılması oldu. İlk sahnede izleyiciyi diken üzerine oturtan cümle ise asla zihinlerimizden silinmemeli: “Sahtekârlığın evrensel düzeyde egemen olduğu dönemlerde, gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir.”

Aslı Çakır Alptekin ve Sıfır Tolerans

Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC), Aslı Çakır’dan Olimpiyat altın madalyasını geri istemiş.

Nedense IOC madalyayı geri istemek için uzun süre bekledi. CAS, kararını Ağustos 2015’te duyurmuştu.

Aslı Çakır’ın doping sürecini takip ederken tek bir konudan emin olduk: Devlet, dopingçi sporcusuna destek verdi.

Dünya Dopingle Mücadele Ajansı’nın (WADA) Soruşturma Komisyonu İkinci Raporu’nda, Aslı Çakır’ın rüşvet sarmalında rol aldığı iddia edildi. Rapora göre, IAAF eski başkanı ve şantaj çetesinin lideri Lamine Diack‘ın oğulları Papa Masada Diack ve Khalil Diack, Aslı Çakır ve çevresi ile rüşvet görüşmeleri yaptılar. Aslı Çakır, antrenörü İhsan Alptekin, Üsküdar Belediyesi Spor Kulübü’nün başkanı ve iki yöneticisi ve kulüp doktoru Diack ailesi ile rüşvet görüşmeleri yapmışlar. Türkiye Atletizm Federasyonu’nun iki eski başkanı görüşmelere aracılık etmiş.

Ne yazık ki Spor Genel Müdürlüğü rüşvet iddialarını soruşturmadı. Devlet WADA Raporu’nu görmezden geldi.

Devlet doping cezalısı Aslır Çakır’a destek vermeye devam ediyor. Aslı Çakır, doping sebebiyle iptal edilen dereceleri sayesinde sınavsız öğretmen olmuştu. Çakır’dan öğretmenlik hakkı geri alınmadı. Çakır, masum miniklere beden öğretmenliği yapmaya devam ediyor.

Devlet, Çakır’ın adını İstanbul Ataköy’deki atletizm salonuna vermişti. Doping, rüşvet skandallarına rağmen Çakır’ın adı o salonda yer alıyor. Bakanlık, Çakır’ın üçüncü ve ömür boyu doping cezası almasını mı bekliyor?

Aslı Çakır’ın cezası sona erdi. Bugün mağdur gibi konuşuyor. Gerçeği ise bir avuç insan biliyor.

Devlete soruyoruz: Hangi sıfır tolerans?

Akif Çağatay Kılıç Önemli Açıklamalar Yaptı

Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, NTV ve NTV Spor ortak yayınında soruları yanıtladı.

Doğuş Medya Spor Grup Başkanı Fuat Akdağ, Hürriyet Gazetesi Spor Müdürü Mehmet Arslan, Habertürk Spor Müdürü Halil Özer, Sabah Gazetesi Spor Müdürü Murat Özbostan ve Milliyet Gazetesi Spor Müdürü Tayfun Bayındır, Spor Aktüel programında Bakan Kılıç’a sorularını yöneltti.

Fuat Akdağ: Wada yönetiminde olmanızla alakalı bir gündem var bugün Usain Bolt’un takım arkadaşında doping olduğu gerekçesiyle madalyası iptal edildi. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz? Bu doping meselesinin WADA diyor ki, “Sen dopingini yap ben 10 sene sonra 20 sene sonra elinden alırım madalyayı”

Akif Çağatay Kılıç: Tabi WADA konusuna geleceğiz ama bu hafta Türk futbolunun ve spor camiasının büyüklerinden ağabeylerinden İlhan Cavcav’ın vefatıyla üzüldük. Allah rahmet eylesin. Onu da burada rahmetle ve minnetle anıyorum. Mekanı cennet olsun inşallah. WADA konusunda bizim yönetim kurulundaki üyeliğimiz Türkiye adına olan bir temsil ve bunu tek başımıza yapmadık tüm spor camiamızın, sporcularımızın ve emek veren herkesin desteğiyle hayata geçirdik. Maalesef 2012’den sonra ciddi anlamda olumsuzlukla anılmıştık. Bunda tabi zaman zaman kendi hatalarımızda var. Bugün Usain Bolt dediğimiz zaman marka olmuş herkesin tanıdığı ve Rio Olimpiyatları’na giden arkadaşlarımız var orada 60-70 bin kişinin nasıl tezahürat yaptığını gördük. Böyle bir kişinin takımında yer alan ve 2008’de olan bir kural ihlali, dopingten çok yasaklı madde kullanımı veya kural ihlali WADA’nın kullanımında. Doping dediğiniz zaman bu halk içinde ve tüm dünyada performans arttırıcı bir unsur olarak algılanıyor ama sadece o değil. Yasaklı maddeler listesinde olan maddelerin hepsi performans arttırma değil başka sebeplerle kullanılanlarda var. Burada bir kural ihlali tespiti artık 10 senelik bir süreden sonra bulunuyor ve takımın performansını etkilediği için madalyalar alınıyor. İleriye yönelik olarak yasaklı maddelerin bulunması, araştırılması, yasaklı madde kullanan sporcuların itiraf etmesi durumunda ve ona bunu sağlayan, kendisini buna iten kişilerin kim olduğunu paylaşmayı kabul etmesi durumunda atılabilecek adımlar üzerinde konuşuldu benim ilk katıldığım toplantıda. Geçmişe yönelik olarak teknoloji gelişiyor. Sizin bundan son 5-10 sene önce tespit edemediğiniz unsurlar tespit edilebilir hale geliyor. WADA ne yaparsanız yapın eğer kural ihlallerine girerseniz biz bir yerde bunu yakalarız ve siz de bedelini ödersiniz diyor. Numuneler muhafaza ediliyor ve teknoloji, tıp geliştikçe geçmişe yönelik taramalar yapılıyor. Sporcu işin görünen yüzü ama bunun birde altı var orayı açmamız ve kurutmamız gerekiyor. Bununla ilgili çalışmalarda iyi gidiyor. Ama sadece ve sadece Türkiye’de olmuyor. Evet biz bunun olmaması için her şeyi yapalım yapıyoruz da ama dünya içinde de başka yerler maalesef yaşandığını bilmemiz gerekiyor. Spor basınının da biraz daha bizim sporcularımıza karşı acıyın demiyorum ama dünyanın başka yerlerinde olduğunu da bilelim diyorum.

Akif Çağatay Kılıç: Maalesef biz kendi sporcularımızla ilgili o kadar yoğun konuşuyoruz ki dünyanın başka bir yerinde olmuyormuş da sadece Türkiye’de oluyormuş gibi bir algı çıkıyor belli bir noktadan sonra. Ben yayınlamayalım üstüne gitmeyelim demiyorum. Tabi ki sütüne gideceğiz. Ama sporcu bu işin görünen yüzü. Bunun öncesi, kim saplıyor bunları, kim o yöne itiyor?

Mehmet Arslan:  2012 Londra Olimpiyatları bizim açımızdan hiç iç açıcı bir olimpiyat değildi. 2012’den 2016’ya olimpiyatlarda birlikteydik bu sürede ne değişti? Türk sporunda kaç dopingli sporcu vardı nereye getirdik? Eğitimciler özellikle bu noktada ne yaptınız en tür önlemler aldınız?

Akif Çağatay Kılıç: 2013 yılında 1579 kontrol yapılıyor ve bunun sonucunda 176 tane kural ihlali tespit ediliyor. 2014 yılında 1533 kontrol yapılıyor 31’inde ihlal tespit ediliyor. 2015 yılında 2066’ya çıkıyor kontrol sayısı ve 32 kişide ihlal yaşanıyor. 2016 yılında 2503 kontrol yapılıyor 13 ihlal. Yani rakamsal anlamda tarama sayısı artıyor yasaklı ihlal sayısı düşüyor. İstediğimiz noktada değiliz hala daha da iyi olmalıyız. Çok erken yaşta sporcuya bu eğitim verilmesi lazım. Sadece sporcuya değil antrenöre de verilmesi lazım. Bir de antrenörlerle de toplantı yapıyor ve sporcunuzun yasaklı madde çıkması durumunda sizi de hesaba çekeceğiz dedik. Bunu yapmaya başladığımızdan beri işlerin rengi çok değişti. Belki eğitimsizlikten eksik bilgi verdiler ama iyi niyetli olmayanlarda oldu.

“RIO OLİMPİYAT OYUNLARI ORGANİZASYON OLARAK ÇOK İYİ GEÇMEDİ”

Murat Özbostan: Rio Olimpiyatları’nda belli aksaklıklar oldu ve siz biz daha iyisini yaparız dediniz o günlerde. 2024 için bizim olimpiyat adaylık sürecimiz için gelişmeler var müzakeresi yapıldı mı bunun?

Akif Çağatay Kılıç: Rio’da misafir olarak bulunduk ve fazla eleştirmek doğru olmazdı devam ederken. Ama tüm paydaşlar spor camiasında yer alanların hepsi Rio Olimpiyatları’nın organizasyonel olarak çok başarılı geçmediği konusunda hemfikir. Bazı takımların kaybolması, şoförlerin yolu şaşırması gibi. 2024 artık bizim için kapanmış durumda onun adaylık süreci şu anda yürüyor. 2028 ile ilgili olarak en üst noktadaki bir siyasi karardır. Bununla ilgili sayın cumhurbaşkanımız ve sayın başbakanımızla yapılacak olan değerlendirmenin sonucunda kararları veririz. Ama ondan önce yapmamız gereken bazı şeyler var. O da uluslararası spor camiası içindeki lobi faaliyetlerimiz, temsil anlamında, yöneticileri nezdinde Türkiye’nin daha üst seviyede temsili konusunda çalışmamız gerekiyor. Bugün bunun bir örneğini yaşadık. 11-18 Şubat arasında Erzurum’da Avrupa Gençlik Oyunları Festivali yapılacak. Bununla ilgili olarak basınımızda ve uluslararası basında acaba olacak mı olmayacak mı bir sıkıntı var mı diye haberler çıkmıştı. Buraya gelmeden evvel bana bilgisi geldi biz bu yolda bir olumsuzluk yaşamdan devam ediyoruz. Katılımla ilgili olarak bazı çekincelerini dile getirenler oldu, olabilir ama biz devam ediyoruz. Türkiye’nin bir olimpiyatı yapma konusunda hem altyapısı hem birikimi hem de kabiliyeti var. Ama olimpiyatların başvurusunu yapmak belli şeylerin gerçekleşmesinden sonra masaya yatırılacak bir konudur ve en üst noktada siyasi karar gerektirir. Bununla ilgili olarak bizim bunun yolunu oluşturmamız gerekir. İyi bir noktada olduğumuzu düşünüyorum. Türkiye altyapısı, potansiyeli, konumu, tarihi itibariyle çok rahatlıkla olimpiyatları ve paralimpik oyunları yapabilecek bir ülke. Daha önce yaşadığımız bazı olumsuzlukların yaşanmaması için adımların atılması sonrasında karar verilir.

“FEDERASYONLARIN DENETİMİNİ ARTIRACAĞIZ”

Halil Özer: Ben spor yöneticiliğinin başarı ve başarısızlığa karşı bir karşılığının olduğuna inananlardanım. Şimdi bu sene seçimler oluyor olimpiyatlardan sonra ve 34 başkan bu sene koltuğunu korudu 17’si değişti. Ama ben araştırdığımda 34 başkanın arasında inanılmaz başarısız olan başkanlar var. Ben doğrusu sizi de biraz tanıdım ve bu başkanların bu seçimlerde bir daha başkan olacağını hiç düşünmüyordum. Bu arkadaşların başkan olduğunu görünce birazda üzüldüm. Artık bu insanlardan çok katkı geleceğini düşünmüyorum. Bundan sonrası için sizin düşünceleriniz nedir?

Akif Çağatay Kılıç: Olimpik ve olimpik olmayan diye ayırmamız gerekiyor bu federasyonların yönetim ve başkanlarını. Sporcunun yetiştiği yer federasyon değildir kulüpte yetişir sporcu. Federasyon tabiî ki destek olacak yönetilmesi anlamında ve teşvik edilmesi anlamında yönlendirici olacak ama asıl unsur kulüp ve antrenördür. Kalan başkanlar olduğu gibi olimpiklerde aslında yüzde 50’ye yakınında değişiklik var. Burada değişenlerin hangi federasyonlar olduğu da önemli. Bununla birlikte yönetim kurullarının içinde yer alan kişilerin 700 kişiden 450’ye yakını değişti. Bu da dikkat edilmesi gereken diğer unsur. Paralimpik Oyunlar’a gitmeden önce bundan sonraki çalışmalar bunun gibi olmayacak dedim. Şu anda bütçe dönemi yani federasyonlar bize bir bütçe talebinde bulunuyorlar. Ben şöyle bir şart getirdim; bundan sonra bakanlığımıza sunumu yaparken şunu istiyoruz bunu istiyoruz demeyeceksiniz. Şunu istiyoruz çünkü şunu yapacağız, şunu talep ediyoruz çünkü bununla bunu gerçekleştireceğiz. Proje bazlı. İstediğiniz kaynak nereye harcanacak. Bizim para kaynağı bakımından bir sıkıntı yok bunun verimli kullanılmasında sorunumuz var. Denetimler çok daha fazla artacak. Ama sizin paralimpik oyunlarına gitmeden önce yaptığınız açıklamanın kafanızda olanın tümü gerçekleşti mi diye sorarsanız hayır derim. Ama yüzde 80’i gerçekleşti. Bu da fena bir değişiklik değil. Bazı eleştiriler geliyor şurada falanca kişi yönetimde olmuş. Ben baktığım zaman bazı eksiklikler olabilir ama önemli olan sizin o eksiklikleri yönetebilmeniz. Düzeltmezseniz elimizdeki yetkiyi sonuna kadar kullanırız. Siz spora müdahale konusunda dikkatli olmak durumundasınız diyorlar. Benimkisi spora müdahale değildir. Ben şu anda Türkiye Cumhuriyeti devletinin Gençlik ve Spor Bakanıyım. Benim bir sorumluluğum var. Bana emanet edilen bir kaynak var. Milletin ve devletin kaynağı. Bunların takipçisi olmak hem görevim hem sorumluluğum. Tabi bir olumsuzluk başarısızlık olduğu zaman ilk sorulan bu bakanlık ne yapar. Dolayısıyla bana bu soruyu soruyorsunuz ama bende o zaman bana yönetimsel anlamda ve doğru gitmesi için analizini yapıp karar alıp şöyle müdahil olmamız lazım dediğim zaman sen buna müdahale edemezsin demeyeceksiniz. Ağzımızın yandığı oldu mu? Oldu. Bir federasyon başkanı kendi yönetimi altında olan sporcuların Rio’ya gitmesi konusunda eşit imkan sunmadı. Biz bunu tespit ettikten sonra doğrudan müdahale ettik. Doğru kişinin eşit bir yarıştan sonra kim başarılı olursa o gitmesi yönünde. Görevini yerine getirmesi gereken federasyon başkanı bulunması gereken yerde bulunmadığı için itiraz hakkını kullanamadı sporcumuz. Bu bir eksiklik değil mi? Ben buna müdahale ettiğimiz zaman haksızlık mı yapmış oluyorum? Hayır. Benim yaptığım müdahale bazen birilerin koltuğunu kaybetmesine sebep olabilir. Ama müfettiş raporu, teftiş raporu, yapılan araştırma sonucu tespit edilen eksikliğin sonucu bir şeyse hiç kusura bakmayın bundan çekinmeyiz. Spor yöneticilerimiz federasyon başkanlarımız, antrenörlerimiz bir zihniyet değişiminin içine girmiş durumda. Bir federasyon başkanımız 16 yıla yakındır görev yapıyordu yeni bire sporcuyu götürmeye son 2 olimpiyatta muktedir olamadı ve şu anda görevde değil.

Tayfun Bayındır: Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde 4 tane sizden öncede bildiğim 3 tane bakan spor yasası üzerinde çalışma yaptı. 20. Yılına doğru gidiyor ve üzerinde çok az oynanmış bir taslak bu ve bir türlü çıkmıyor. Bu yasa niye çıkmıyor, içinde ne var, kim karşı duruyor, kulüpleri rahatsız eden, sizi rahatsız eden nedir buradaki sıkıntı? Siz önümüzdeki dönem çıkacak mı diyeceksiniz? Allah rahmet eylesin İlhan Cavcav bana demişti ki; “Tayfun ben ölürüm o yasa çıkmaz, görmeden giderim” demişti. Dediği de çıktı valla.

Akif Çağatay Kılıç: Türkiye’de uzun yıllardır gündemde olan şurasında eksik var burasında eksik var denen konuşulan spor yönetimiyle ilgili ve kulüplerin tabi olduğu yasayla ilgili bir müzakere bir istek söz konusu. Bunun tabi çeşitli sebeplerden dolayı biraz uzun sürdüğünü kabul ediyorum. Ama yapılacak olan aslında çok basit bir değişiklik değil. Dolayısıyla kararı aldığınız ve yürüdüğünüz zaman yapılacak olan değişiklikten temel anlamda herkes etkilenecek. Bizim burada en temel amacımız sorumluluk. Kulüp yöneticileri seçiliyorlar ve seçilmiş olan bir yöneticinin de belli noktalarda verilen imkanları kullanma yetkisi vardır. Fakat bunun sınırı nerede olacak. Bugün baktığımızda büyük kulüpler olarak tabir ettiğimiz ve bizi dünyada temsil eden kulüpler bir takım sıkıntılar yaşıyor. Geçen hafta yaptığımız bir görüşmede bana ulaşan bilgi şu anda UEFA ki üst yönetim olarak ortada Türkiye’deki kulüpler ortaya koymuş olduğu finansal yapılardan memnun. Bize bir şekilde müdahale etme ya da değişiklik yapmamızı beklemeyin. Yapmazsanız eğer zaten uluslararası kurallar gereğe sıkıntıya düşeceksiniz. Onun için gelin bunları beklemeden uygulamayalım. Finansal Fair Play kuralları hayata geçtiği için daha bir çeki düzenli gidiyor bazı şeyler. İlhan Başkan aslında bir sporcu yönetimi konusunda sporcu alıp daha sonra satma konusunda güzel örnekler yaşattı. Şu anda Gençlerbirliği’nin borcu yok. Tam aksine kasasında ciddi likiditesi var. Ama tüm kulüpler böyle değil. İlla biz yurtdışından birilerinin bir şey yapmasını mı bekleyeceğiz kendimiz bir şey yapmayacak mıyız? Kendimiz de yapıyoruz ama bazen bir kaldıraç gerekiyor ve o şu anda iyi çalışıyor. Ortaya koyduğumuz yapıda anlaşacağız nokta en üst seviyedeki konsensüsü sağlamak için az bir şey daha sabır. Yaptığımız çalışmalarda ve sohbetlerde eskisine nazaran daha sorumlu hale gelmiş yöneticiler. Bunun sebebi de yaptırımlar çok sert. Ben Samsun milletvekiliyim. Benim kendi şehrimin takımı var inşallah şu anda toparlayacak. Ama geçen sene puanı silindi. Uluslar arası kurallara uygunluk olmadığından ve bir şikayet söz konusu olmadığından. Bu sezonda puanı siline takımlar oldu. Dolayısıyla biz artık bundan kaçamıyoruz artık ciddi ciddi yapmamız gerekir bu işleri konusunda bir iradede geliyor. Bizde de var ama kırmayalım dökmeyelim bir şeyi düzeltirken bir şeyi bozmayalım. Herkesi bir masanın etrafında toplamayı başaralım amacımız bu. İnşallah güzel bir şey çıksın beklediğimize değecek diye düşünüyorum. Burada önemli olan sayın cumhurbaşkanımız sporun içinden gelen bir insan, başbakanımız sporla çok yakından ilgilenip bir çok konuyu müzakere ettiğimiz bizden bilgi istediği kendisine aktardığımız onun bize verdiği talimatlar var. Bu iktidar sporla çok yakın ilişki içinde olan desteklemeye çalışan bir iktidar. Amacımız 2017’de olması. Ama bir yokuşu tırmanırken bir aşağıdan başlamak var bir de ucunu görmek var. Ucunu gördük artık. Mesela yayın ihalesi. Federasyonun yapmış olduğu ihalede çok düşük fiyatlar olacağını söyleyenler vardı. Ama demek ki bir şeyler doğru gitmiş sinyaller alınmış aslında iyi bir sonuçla sonuçlandı.

Tayfun Bayındır: 6222 sayılı yasa var çok konuşulan. Siz de ben de arkadaşlarımda biliyoruz ki 6222 sayılı yasanın uygulanması konusunda çok ama çok büyük sorunlarımız var. Özellikle Anadolu’da yerel savcılar güvenlik görevlileri çok net şekilde görevlerini yapmıyorlar. 6222 sayılı yasanın net şekilde uygulanması için statlardaki kamera düzeni, stat altındaki savcı görevleri, Anadolu’da yapılan eylemlerde haklarında soruşturma başlatılanların hemen salıverilmemesi gibi çok öneli örnekleri yaşadık. Galiba burada bir görev konusunda paylaşım sorunu var.

Akif Çağatay Kılıç: Aslında en çok konuşmamız gereken konulardan birisi 6222’nin uygulaması. Başlangıcında yavaş başladı. Geçen seneler içindeki uygulanmasında bazı eksiklikler oldu. Ama bizim Sapanca’da yaptığımız toplantıda İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve biz bu yasayı uygulamaktan sorumlu üç bakanlık yetkileri bir araya geldi ve nerelerde sorun yaşıyoruz. Yetki sıkıntısı mı var, yönetimsel bir sorun mu var hepsini masaya yatırdık. Bu çalışmada sonuçlandı ve yaklaşık 1 buçuk 2 ay önce üç bakanlık nezdinde sorumlu olan arkadaşlarımız çalışmanın sonucunu getirerek bizlerle paylaştı. Her bakanlık kendi üstüne düşen görev alanlarıyla ilgili arkadaşlarımıza yeni talimatlarımızı ve yapmaları gereken konuları tekrar ilettik. Burada kimi yerde kolluk yakalıyor, adalete teslime diyor maalesef bazı yerlerde dediğiniz gibi savcıların daha dirayetli durması gerektiğini söyledim. Çünkü gitmiş sahaya yabancı madde atmış bunu tespit etmişler getirmişler bir keredir bırak olmaz. Bir tane alman takımının başkanı geldi sohbet ettik konuştuk. Dedi ki, “Bu şiddet olaylarıyla ilgili bir sıkıntı yaşıyor musunuz?” Siz de nasıl dedim. Üç ay önce bir tanesi maytap aldı sahaya atı sahanın kenarında patladı dedi çok büyük sıkıntı yaşadık dedi. Avrupa Futbol Şampiyonası’nda Hırvatistan maçıydı meşaleler yakıldı. UEFA yönetimi bunlar terörist dedi. Bizim de burada konuştuğumuz buydu. Yasadan gelen yetkiyi savcılarda bazen kolluk kuvvetleri de anında kullanmalı.

Halil Özer: Burada bir de bölge milletvekillerinin araya girmesi var onu nasıl önleyeceksiniz?

Akif Çağatay Kılıç: Benim görüştüğüm milletvekili arkadaşlarımız açıkçası bir iki tanesi bizim bir arkadaşımızla ilgili bir şey olmuş bu nedir diye sordular. Bende konuyu açıkladım kendilerine hepsi kusura bakmayın siz neyse yürütün dediler. Holigan dediğimiz, vandal dediğimiz taraftar olmayan bu kişilerin gürültüsü çok çıkıyor. Bundan dolayı çoğunluktaymış gibi algılanıyor. Taraftar olan gönül verdikleri renkleri temsil etmek için gidenler, basketbol ve voleybolda bazı olumsuzluklar yaratmak için harekete geçen bazı gruplar oldu. Stadyumlarda yapamıyorlar artık çünkü. Hemen konuşup gerekli yerlerde basketbol, voleybol ve farklı branşlarda salonlarda önünün alınması konusunda kararlı şekilde üstüne gittik ve bir anda kesildi. Bu işlerin ele başları da var bunları alıp neden işlem yapmıyorsunuz diyorsunuz. Yapılıyor, başladı bu iş. Mekanizma daha iyi çalışmaya başladı daha üstüne gideceğiz.

Halil Özer: Burada toplumda yara olan bir konu var Fenerbahçe otobüsünün kurşunlanması. Hala ortaya çıkmaması enteresan bir durum. Bakanlık olarak takipçisi oluyor musunuz bunun?

Akif Çağatay Kılıç: O kabul edemediğimiz bir terör eylemi. Dolayısıyla onunla ilgili Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı nezdinde takiplerimiz devam ediyor ama konunun bizim açımızdan şeyi bu bir terör eylemi ve bununla ilgili adaletin ve kolluk kuvvetlerinin yaptığı çalışmanın sonucunu bekliyoruz. Önce birileri buydu herhalde denildi ama o olmadığı anlaşıldı ve devam ediliyor araştırma.

“KULÜP YÖNETİCİLERİ HER İSTEDİĞİNİ SÖYLEYEMEZ”

Mehmet Arslan: Önce Süper Lig’den ne kadar keyif aldığınızı soracağım. Çünkü ben kişisel olarak Premier Lig’den daha fazla keyif alıyorum. Çünkü orada kimse kavga etmiyor. Türkiye’de yöneticiler özellikle camialarını arkalarına alabildikleri için alabildiğince rahatlar ve alabildiğince sanki kendilerini kurallardan muaf görüyorlar. Bu noktada sizin kulüplerle, kulüp yöneticileriyle paylaştığınız bir şey var mı?

Akif Çağatay Kılıç: Ben bakanlık görevini taşıyorum şu an üstümde ve bunun kanunları kuralları var bunların dışına çıkamam. Hiçbir yönetici kendisini bağlayan kuralların dışına çıkma hakkına sahip değildir. Çıkan olursa bunlarında görüşüleceği ve yapılacak işlemler konusunda kurallar bellidir. Kurular çalışır ve kararını verir. Bazı şeylerin yasa ve kural gerektirmeyen gerçeklikleri vardır. Bir yöneticinin üzerinde bir sorumluluk vardır. O camialar bizi temsi et, renklerimizi daha iyiye taşı diye destek veriyorlar. Başka şeyler yap veya gidip bir olumsuzluk içinde ol diye değil. Süper Lig kulüpleriyle yaptığımız toplantılarda hep konuşuyoruz bunları. Zaten hepsi bu noktada haklısınız diyorlar. Ama şu kamera var ya o ilginç bir etki yapıyor galiba. Yönetici olarak üzerinizde sorumluluğunuz var ama aynı zamanda yüklediği bir takım görevlerde var. Bazen dilinizi ısırmak zorundasınız. Her şeyi söyleyemezsiniz. Herkes çıkıp her konuda konuşamaz.

Fuat Akdağ: Özellikle futbolda kulüpler bunu bazen yöntem olarak uyguluyorlar. İşler kötü gidiyor ben çıkıp bir açıklama yapayım ortalığı karıştırayım diye düşünen yöneticiler olabilir.

Akif Çağatay Kılıç: Açıklama yaptığınızda, konuştuğunuzda herkes dikkatli olacak. Ama burada spor basınımızın da dikkatli olması lazım. 3 saat 4 saat süren spor değil futbol programları ondan sonra herkesin birbirine o dedi, bu dedi, son dakika filan bunlarda doğru şeyler değil.

Mehmet Arslan: Ermeni cemaatinden bir mesaj geldi size teşekkür ediyorlar. Taksim Spor Kulübü’nün saha problemini çözmüşsünüz size teşekkür ediyorlar iletmiş olayım.

Akif Çağatay Kılıç: O bizim görevimiz. Sayın cumhurbaşkanımızdan öğrendiğimiz, sayın başbakanımızın bize gösterdiği şekilde yapmamız gereken işler. Onu yapmazsak yanlış yapmış oluruz.

Mehmet Arslan: HaberTürk gazetesinde bir haber vardı Meriç Müldür’ün bir haberi. 2008 yılından itibaren futbolda bir FETÖ soruşmasının yolda olduğunu ve büyük bir operasyonun geleceğini ifade ediyordu. Bu konuyla ilgili bilginiz var mı? İkincisi, Türkiye’de bazı yorumcular bazı isimler liglerin yarıda kalabileceğine yönelik ya da durdurulacağına yönelik bir takım ifadeleri seslendirmeye başladılar. Rıdvan Dilmen seslendiren arkadaşlarımızdan biri. Sporun en yetkili ismi olarak sizin bu konuda bir bilginiz var mı?

Akif Çağatay Kılıç: Adalet Bakanlığı’na bağlı olan bir soruşturmayla ilgili açıkçası benim derin bir bilgim yok. Ama sayın başbakanımızın da FETÖ ile ilgili dile getirmiş olduğu bir takım kriterler var onlar çerçevesinde biz de çalışmalarımızı yapıyoruz. Bu FETÖ neredeyse terör örgütüne üye olmuş olan ve terör örgütü olduğu bilindikten sonraki çalışmalarla ilgili hiç birimizin bir soru işareti yok. Açıkçası liglerin durdurulması, müsabakaların sekteye uğramasıyla ilgili benim elimde bir şey yok. Ama sayın cumhurbaşkanımızın, sayın başbakanımızın ortaya koymuş olduğu bir duru var. Bununla alakalı milletimizin de beklentisi var. Biz onun gereğini yapıyoruz. Biz bakanlığımızda yüzde 95’ini bitirdik diyebilirim. Zaten 17-25 Aralık saldırılarından dolayı aldığımız görevden sonra ilk görevimiz oydu. Ciddi anlamda bir temizlik olduğunu söyleyebilirim. Toplam olarak görevden uzaklaştırılan kişi sayısı 2 bin civarında ama merkez teşkilatından 350 civarında bir uzaklaştırma söz konusu. Tabi buna bir eklenmede olabilir. Geçenlerde bir iade yapıldı.

Murat Özbostan: Türkiye’de özellikle hakem hataları herkesin dilinde. Hatta Fenerbahçe kulübü başkanı sayın Aziz Yıldırım sizi göreve çağırdı “Türkiye’de hakem terörü var” dedi. Bu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sayın Yıldırım Demirören’de video hakem uygulamasına geçeceklerini açıkladı. Bu konuyla ilgili de düşüncenizi merak ediyorum.

Akif Çağatay Kılıç: Sayın Demirören Mart ayı itibariyle deneme süreçlerine başlayacaklarını ve oradan alınacak geri dönüşümle olup olamayacağı konusunda bir araştırma olacağını dile getirdi. Bu tabi TFF’nin sorumluluk alanı içinde olan bir konu. Bizim bununla ilgili ancak görüşmeler noktasında telkinlerimiz veya yapılması gereken önerilerimiz olur. Bu noktada hakem hatası bir hatadır. Hata kasıtlı yapılıyor o art niyettir. Dolayısıyla yapılan bazı açıklamalar bizi üzüyor. Ama hakem hatalarının en aza inmesi gerekiyor ki bu noktada farklı anlamda polemik ortaya çıkmasın. Futbol seyrederken daha fazla zevk aldığım zamanlar oldu. Futbolun kalitesi anlamında, sporcularımızın, teknik adamlarımızın daha iyi olmaları gerektiğini düşünüyorum. Ama sahadaki gerginliklerle ilgili geçen sezonlara nazaran daha iyiyiz.

Fuat Akdağ: Ama bu seferde seyirci sayısı azaldı. Bu konuda ne diyeceksiniz?

Akif Çağatay Kılıç: İstanbul’daki büyük takımların maçlarındaki seyirci rakamlarına bakarsak ki bir derbide stat dolmadı. Dolmadı derken tabi yer vardı yani. Taraftarlarını stada getirmek kulüplerin işidir. Bunun maçın önüne, arkasına konacak bir sosyal faaliyet onun için yeni açtığımız statlar için hep 15 günde bir maç yapılacak stadyumlar değil bunlar. Hem bir sosyal tesis, hem bir spor tesisi olarak her gün yaşayan ve 24 saat hareketli olan statların olması gerekiyor. Taraftarlarını stada getirmek için kulüplerinde kafa yorması gereken bir şeydir.

Halil Özer: Ama statları yapan sizsiniz ve dolup dolmaması sizi bir yerde ilgilendiriyor. Son zamanlarda düşül var ama ben yapılan yeni statlar için kapasitelerinin çok üstünde olduğunu biraz fazla olduğunu düşünüyorum. İzmir ve Ankara’da niye statlar yok? Birde hal böyleyken seyirci gelmezken bu hafta biliyorsunuz Kayserispor-Fenerbahçe maçı var. Fenerbahçe taraftarında bilet başına 150 TL fiyat istendi. Bir yandan uğraşıyorsunuz siz dahil statlar dolsun diye bir yandan böyle davranışlar var. Bakanlık olarak müdahale edemiyor musunuz?

Akif Çağatay Kılıç: Stadyumlarla alakalı Türkiye’de yapılan stadyum hamlesi sayın cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde başlayan bir süreçtir. Şu anda dünyada bir tek ABD bizim önümüzde. İzmir’le ilgili belli bir sürece girdi işe ve yürüyor 3 işle ilgili. Alsancak ile ilgili proje hazırlandı ihale aşamasına geldi hatta yakın zamanda temel atmasını gerçekleştireceğiz. Karşıyaka, Göztepe stadyumlarının neden geciktiği konusunda ben burada yeniden bir gündem açmak istemiyorum ama neden geciktiğini herkes biliyor. Dolayısıyla burada yerel yönetimle merkezi yönetim arasında da böyle bir yaptırmayız noktasında hareket ederse yerel yönetim böyle gecikmeler olabiliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi ile sorun yaşadık ama artık aşıldı. O zaman kendisi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı bunların farklı yerlerde yapılması konusunda bir talepte bulunmuş ama dava yoluna gitmesi tabi olayı sıkıntıya soktu. Kayseri örneğinde de kulüplerin misafir seyirci ile ilgili fiyat belirleme yetkileri var. Ama federasyon nezdinde çözebileceklerini düşünüyorum. İşte seyirci çekme konusunda kulüplerinde sorumlulukları var. Bunu da unutmamak gerekir. Ankara’da proje aslında çok güzel bir noktaya geldi. Yeri konusundaki kararı verip yürüyeceğiz. İki opsiyonlu bir alternatif var orada. Mahalle tipi sahalarımızdan Ankara’ya 50 tanesini yapmak için Büyükşehir Belediye Başkanımızdan yer istedik. Mahalle arasına taşıyacağımız artık Türkiye’de sayısı 1300’ü geçmiş olan tesislerden 50 tanesini Ankara’ya kazandıracağız.

Fuat Akdağ: Statlarda kulüplerin diğer branşlarla ilgili aktiviteler yapmasını da öneriyorsunuz. Peki özellikle futbolda öne çıkmış kulüpler diğer branşlarla ilgili aktiviteler konusunda ne aşamadalar?

Akif Çağatay Kılıç: Yeri gelmişken buradan maliye bakanımıza teşekkür etmemiz lazım. Bir proje başlattık kulüplerimizin amatör branşlara yaptıkları harcamalardan kesilen vergilerin alınmaması konusunda veya iade edilmesi konusunda bir fikir birliğine varıldı. Önümüzdeki hafta karara bağlayıp yürüyeceğiz. Bunu bekleyen çok kulüp var. Önümüzdeki olimpiyatlara hazırlığımızı yaparken kulüplerimize branş branş sorumluluklar vereceğiz. Onlarda biz hazırız dediler.

Tayfun Bayındır: Milli Eğitim Bakanlığı’yla da projelerinizin olduğunu biliyorum. Türkiye’de çok ciddi bir spor bursu sorunu var. Türkiye’de niye doğru biçimde mantıklı biçimde üniversitelerimiz spor bursu vermiyorlar?

Akif Çağatay Kılıç: Milli Eğitim Bakanlığı ile yaptığımız protokol çerçevesindeki hazırlanması gereken bir yönetmeliğimiz vardı. Bu yönetmelik son noktaya geldi bitti diyebileceğimiz bir noktaya geldi. Bunun içinde YÖK ile yaptığımız görüşmede üniversite hayatına devam edecek olan sporcularımızın üniversiteye geçişleri konusunda belli destekler ve ayrıcalıkların verilmesi kararlaştırıldı. Diğeri okullarda öğrenci olarak bulunan sporcularımızın kendilerini müsabakalara hazırlarken ve antrenörlerimizin hazırlık aşamasındayken yaşadıkları bazı sorunlar vardı. Biz protokolle onu da hallediyoruz. Almanya’da şu anda 2020 Olimpiyatları için hazırlanan bir yüzücü gündür antrenman yapıp akşam okula gidiyor. Bu bir kişi var. Biz bunları yapacağız Türkiye’de işte. Milli Eğitim Bakanlığı’mıza diyeceğiz ki bizim sporcu havuzumuzda bulunan sporcularımız bunlar ve bunlar için destek istiyoruz. Tabi ki performansları takip edilerek bir takım özel eğitim görmeleri konusunda imkanları sağlarız dediler. Çünkü okulla sporun arasına sıkışmayacak sporcumuz ve kendisini hazırlayabilecek. Bazı yerlerde bizim tesisimiz var bazı yerlerde okulların tesisleri. Eskiden okul bitti kapılar kilitlenirdi artık böyle bir şey yok.

Fuat Akdağ: Türkiye’deki antrenör potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz.

Akif Çağatay Kılıç: Daha iyi olmamız gerekiyor.

Tayfun Bayındır: Dünyada futbol dışında 6 tane çok önemli kurum var çatı kurum. Bunların 3’ünde bizim temsilcilerimiz var. Sizin WADA’ya seçilmenizde çok önemli. WADA’ya seçilmek gibi bu kadar zor bir işin altına elinizi soktunuz. Diyelim ki olası bir bakanlık değişiminde veya bakanlıktan ayrılmada WADA’daki görevinize devam eder misiniz yoksa bırakır mısınız?

Akif Çağatay Kılıç: Biz bu görevi Türkiye adına ifa ettiğimiz için onun kuralları neyse bakılır ona göre karar verilir.

Mehmet Arslan: Bundan birkaç önce sayın Fatih Terim’in önderliğinde TFF’de bir hamle başlatıldı. Özellikle altyapılarda çocuklara uygulanan tacizler ve şiddet konusunda. Türkiye’de sporun politikasına yön veren bir kurum olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Akif Çağatay Kılıç: Bir kere bununla ilgili her türlü önlemi en katı ve en acımasızca alırız. Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı’mızın desteğini aldığımız zamanlar oluyor ama aynı zamanda bizim kendi yapımız içinde görevli olan arkadaşlarda var. Bazen denetleme olduğunu bilmeden denetleniyor arkadaşlar. Ama çok şükür yaptığımız çalışmalarda büyük olumsuzluklarla karşılaşmadık. Bazı şeyler tabi ki bizimde kulağımıza geliyor ama hemen üzerine gidiyoruz. Konuşulması bile üzücü bir konu. Aldığımız en küçük duyumu dahi masaya yatırıp üstüne gidiyoruz.

Murat Özbostan: Spor yapmaya imkanınız oluyor ve neler yapıyorsunuz?

Akif Çağatay Kılıç: Çok az imkanı oluyor. Bazen yüzme yapıyorum aslında onu düzene sokmam gerekiyor ama henüz düzene sokamadım. At binme konusunda şeyimiz var ama istediğim kadar yapamıyorum onu. Ama kızlarım o açığı kapatıyorlar benim için. Onun dışında yürüyüş yapma konusun bazen imkanımız oluyor. Açıkçası çok düzenli yapamıyorum.

Fuat Akdağ: Uluslararası spor organizasyonları konusunda çok fazla organizasyon mu yoksa nokta atışı önemli organizasyonların Türkiye’de yapılması mı?

Akif Çağatay Kılıç: Nokta atışı organizasyonlar Türkiye’nin spor camiasına sporcularına katkı sağlayacak organizasyonlar, Türkiye’nin uluslar arası algısına katkı sağlayacak organizasyonlar ve organizasyonlarımızı yaparken tabi Türk misafirperverliğini göstereceğiz ama uluslararası normlar içinde ortada olan normları kullanacağız. Bazı örnekler vermek gerekirse, Erzurum’da 11-18 Şubat’ta EOF var. Daha sonra 19-21 Mayıs’ta THY Avrupa Ligi dörtlü finali İstanbul’da yapılacak. Samsun’da 18-30 Temmuz İşitme Engelliler Olimpiyatları olacak. Yine 31 Ağustos 17 Eylül’de Avrupa Basketbol Şampiyonası’nın finalleri, 53. Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu, Vodafone İstanbul Maratonu ve 2021 İslam oyunlarıyla ilgili adaylığımız ortaya kondu bir aksilik olmazsa yapacağız. Ve 2023’ye FİBA Dünya Kupası’nı tekrar Türkiye’de yapmak istiyoruz.

Halil Özer: Ben Türkiye’nin son iki olimpiyatta başarılı olduğunu düşünmüyorum. Bir de tarihimize baktığımız zaman Türkiye güreş, halter, tekvando, atletizm, judo ve boksun dışında hiçbir branşta madalya alma başarısı gösterememiş. Bu başarısızlığı nasıl gidereceksiniz, bu yeni spor dallarında madalya alma konusundaki projeleriniz nedir?

Akif Çağatay Kılıç: Olimpiyat hazırlık merkezlerimizle yaptığımız çalışmalar ve onların yeniden düzenlenmesiyle ilgili yaptığımız adımlarla ve milli eğitimle yaptığımız bu protokol. Sporcularımızın yada spor yapmak isteyenlerin okul ve sporun arasına sıkışmamalarını sağlayacak önlemleri alıp yürüyeceğiz. İstediğimiz başarıyı elde edemedik ama Rio’da bazı sinyaller aldık. İlk kez katıldığımız branşlar var. Okçulukta iki kardeşimiz Rio’da çok büyük potansiyelleri olduğunu ortaya koydular. Jimnastikte Tutya ve Ferhat bu noktada büyük bir başarı ortaya koydular. Bunlar eklenecek. Burada sihirli bir şey yapmamıza gerek yok çocuklarımızın önünü açıp doğru eğitimleri almalarını sağlayalım yeter. Madalya sonuçtur sebep değildir. Bizim burada sıkıntımız vardı. Ama en önemli sıkıntı eğitim hayatıyla spor hayatının eşit ilerleyememesi. İşte bu protokol bunu giderecek. 2020 çok farklı sonuçları koyacak ortaya 2024’e de çok daha farklı gideceğiz. Paralimpik oyunları ilk kez takım halinde altın madalya kazandık. Orada emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Paralimpik komitelerin yapmak istedikleri uluslar arası kamplar vardı buradan açıklayayım bu konuda onlara destek vermeye başladık. Paralimpik sporcular çok büyük emek ortaya koyuyor.

Tayfun Bayındır: Dünyada dopingle yakalanmış sporculara büyük bir dışlama var. Türkiye dışında ikinci veya üçüncü bir hakkı kolay kolay vermiyorlar. Bizde dopingle yakalanmış bir çok sporcu cezasını çektikten sonra bir daha yarışıyor ve bir daha yakalanıyor. Bunu ne kadar etik buluyorsunuz? Acaba dopingle yakalananların önünü bir şekilde kesmek gerekir mi? Ama bence asıl soru çok ciddi bir ilaç satış, spekülasyon, antrenörler, sporcular arasında Ankara’da birkaç merkez söyleyebilirim, İstanbul’da da söyleyebilirim. Bunun niye bir türlü önüne geçemiyoruz?

Akif Çağatay Kılıç: Burada uygulanan cezalar uluslar arası federasyonların kuralları. Şimdi zaten belli şeyler belli zaman sonra kendi yolunda farklı bir yere gidiyor. İkinci bir şansı tanımak konusunda insanlara adım atabilirsiniz her zaman hayatta ama zaten şu anda aldığınız ceza sizi o ikinci şansa gitmekten uzaklaştırıyor. 4 yıl spora ara verecek olan bir kişi dönmesi kolay olmayabilir. Ankara’daki veya farklı illerdeki merkezler artık eskisi kadar rahat değiller. Hatta hiç rahat değiller. Hem gümrük Ticaret Bakanlığımız hem Sağlık Bakanlığımızla yaptığımız çalışmalar sonucunda ve İçişleri Bakanlığımızla çalışmalarımız var. Öyle gidip bir yerlerde gizlice yaptıklarını zannediyorlarsa o iş öyle değil. Zaten hem antrenörün hem sporcunun hem da on sağlayıcı olanın artık cezai duruma düşmesinden dolayı rakamlar ortada. Ama bazı branşlarda bazı şeyler maalesef istemediğimiz şekilde cereyan ediyor onları ayrıca masaya yatıracağız. 2016 Rio Olimpiyatları’na gidemediler.

Mehmet Aslan: İllegal bahis konusuyla ilgili bakanlığınızın bir önlemi, adımı var mı?

Akif Çağatay Kılıç: Türkiye’deki bahis konusuyla alakalı yetkili kurum bellidir. Bunun dışında burada İçişleri Bakanlığımıza ve bakanımıza ayrıca teşekkür etmek istiyorum biz yakın zamanda özel bir çalışma başlattık. Bu merdiven altı diye tabir ettiğimiz yasadışı bahis diye bildiğimiz konularla ilgili özel bir çalışmanın içindeyiz. Uluslararası boyutuyla ilgili de çok ciddi bir işbirliği var. Çünkü terörü finanse eden bir tarafı var bu işin. Oradan da artık ciddi anlamda destek almaya başladık. Yakın zamanda göreceğiz ki bunlar çil yavrusu gibi dağılacaklar.

WADA 2017 Yasaklılar Listesi Yürürlüğe Girdi

Dünya Dopingle Mücadele Ajansı’nın (WADA) 2017 Yasaklılar Listesi 1 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe girdi.

Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu, listenin Türkçe çevirisini yayınladı: https://goo.gl/w8wKFX

Listenin İngilizce versiyonu için bkz. https://goo.gl/wKFfCl

Listenin Fransızca versiyonu için bkz. https://goo.gl/evhLU9

Rüşvet Ağında Kimi Ararsanız Var

WADA Bağımsız Soruşturma Komisyonu, IAAF bünyesindeki doping ve rüşvet yolsuzluğunu ortaya serdiği raporun ikinci bölümünü dün yayınladı: https://goo.gl/tFsTmW

Raporun “Aslı Çakır Alptekin” ile ilgili bölümü, Türk atletizminin bataklığa saplandığını gösterdi.

Okumaya devam et Rüşvet Ağında Kimi Ararsanız Var

Aslı Çakır Alptekin’in Rüşveti, İstanbul 2020’nin “Kaybedilmesi”

Bugün WADA, Bağımsız Soruşturma Komisyonu atletizmdeki doping ve rüşvet ağı ile ilgili raporunun ikinci bölümünü yayınladı: https://goo.gl/tXyRBd

Rapor, Rusya ağırlıklı olmakla birlikte, Türk atletizmini yakından ilgilendiren bir bölüm de içeriyor. Raporda Aslı Çakır Alptekin ve çevresinin doping sonuçlarının saklanması ve IAAF’nin CAS’a itiraz etmemesi için verdiği rüşvetler anlatılıyor.

Okumaya devam et Aslı Çakır Alptekin’in Rüşveti, İstanbul 2020’nin “Kaybedilmesi”

WADA, 2016 Yılı Uzman Grupları Listesini Yayınladı

WADA, 2016 yılı Uzman Grupları Listesi’ni yayınladı: https://wada-main-prod.s3.amazonaws.com/resources/files/wada-expert-groups-2016_en.pdf

Ne yazık ki WADA uzman gruplarında Türk uzmanlar yer almıyor.

WADA’nın 2016 Yılı Komiteleri Belirlendi

WADA’nın 2016 yılında faaliyet gösterecek komiteleri belirlendi. Komitelerin üyeleri WADA’nın sitesinde açıklandı.

WADA bünyesinde Sporcu Komitesi, Eğitim Komitesi, Finans ve Yönetim Komitesi, Sağlık, Medikal ve Araştırma Komitesi olmak üzere dört komite faaliyet gösterecek.

Ne yazık ki bu komitelerde Türk üye bulunmuyor.

IAAF Soruşturması Türkiye’ye Sıçrayacak

IAAF eski başkanı Lamine Diack‘ın, oğlu Papa Massata Diack, hukuk danışmanı Habib Cissé ve IAAF’in dopingle mücadele programından sorumlu Doktor Gabriel Dollée ile birlikte doping testi pozitif çıkan atletlere şantaj uyguladıkları iddia ediliyor.

Bu skandal, Türkiye’ye de sıçrayacak. WADA Soruşturma Komisyonu Raporunda Aslı Çakır Alptekin‘in adı geçiyor. Fransa Ulusal Finans Savcılığı’na bağlı müfettişlerin Aslı Çakır Alptekin‘i dinleyecekleri iddia ediliyor.

Okumaya devam et IAAF Soruşturması Türkiye’ye Sıçrayacak

WADA Soruşturma Raporu’nun Özeti

Dün WADA Bağımsız Soruşturma Komisyonu, Rusya’daki devlet destekli sistemli doping skandalını ortaya koydu. Komisyon raporu ve komisyonun basın toplantısı Internet’te yayınlandı.

Komisyon raporundaki tespitler, iddialar sadece Rusya ve Rus atletizmi ile sınırlı. Ruslar dışında sadece Aslı Çakır Alptekin‘in dosyası masaya yatırılmış. Alptekin Dosyası‘nın tekrar açılması gerektiği belirtilmiş.

Raporda özetle, Rusya’da devlet destekli sistematik doping yapıldığı açıklandı. (WADA bugün Moskova laboratuvarının akreditasyonunu kaldırdığını açıkladı.)

WADA soruşturma raporundaki çarpıcı tespitler aşağıda özetlendi. Özet, raporun sistematiği takip edilerek hazırlandı:

Okumaya devam et WADA Soruşturma Raporu’nun Özeti

WADA Bağımsız Soruşturma Komisyonu’nun Basın Toplantısı Yayınlandı

WADA Bağımsız Soruşturma Komisyonu, Cenevre’de basın toplantısı düzenledi ve raporunu sundu.

WADA, basın toplantısını yayınladı.

youtube=http://youtu.be/306v-aDQ4w8

WADA Raporu’nda Türkiye ve Aslı Çakır Alptekin

WADA Bağımsız Soruşturma Kurulu’nun hazırladığı rapor dün açıklandı.

Rapor dünyada büyük yankı uyandırdı. Türk spor medyası ise sadece ajanslardan aldığı haberleri tercüme ederek haber yapmayı tercih etti.

Spor kamuoyu bu raporu Rus atletizmi üzerinden değerlendirmeyi tercih ediyor. Oysa raporda Türk sporu ve özellikle Aslı Çakır Alptekin ile ilgili çarpıcı tespitler ve iddialar yer alıyor.

Okumaya devam et WADA Raporu’nda Türkiye ve Aslı Çakır Alptekin

WADA, Rus Atletizminde Yolsuzluk Dosyası’nı Yayınladı

WADA, Alman televizyon kanalı ARD’de yayınlanan belgeselin ardından bağımsız soruşturma komisyonu oluşturmuştu. Bu komisyon özellikle Rusya Milli Olimpiyat Komitesi, Rusya Dopingle Mücadele Ajansı, Rusya Atletizm Federasyonu hakkındaki iddiaları araştırmakla görevlendirilmişti.

Okumaya devam et WADA, Rus Atletizminde Yolsuzluk Dosyası’nı Yayınladı

WADA Cezalı Sporcu Destek Personeli Listesi’ni Yayınladı

WADA, sporcu destek personeli sıfatıyla ceza alan isimlerin listesini yayınladı. Bu liste, Dopingle Mücadele Ajansları’nın paylaştığı isimlerden oluşuyor.

Listede 5 Türk yer alıyor:

Okumaya devam et WADA Cezalı Sporcu Destek Personeli Listesi’ni Yayınladı

TMOK, Doping Mevzuatını Güncelledi

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi, doping mevzuatını WADA 2015 Kodu’na uygun hale getirdi. Yeni mevzuat, TMOK’un sitesinde yayınlandı.

 Mevzuat aşağıdaki gibidir:

 Uluslararası sporcular ve antrenörler WADA Kodu ve ikincil mevzuatı da dikkate almalılar.

CAS Bülteni’nin 1/2014 Sayısı Yayınlandı

CAS Bülteni 1/2014 sayısı yayınlandı. Bu sayıda özellikle Efraim Barak ve Dennis Koolard’ın CAS’ın şike kararlarını değerlendirdikleri makale dikkat çekici.

Bültenin önemli başlıklar aşağıdaki gibidir.

Okumaya devam et CAS Bülteni’nin 1/2014 Sayısı Yayınlandı

Milletvekili Erdal Aksünger’den Doping Soruları

CHP İzmir milletvekili Erdal Aksünger, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın cevaplandırması talebiyle dopingle ilgili soru önergesi verdi.