Etiket: TBMM

Taraftarlar İçin Anayasaya Aykırı Cezalar Getiriliyor

Türkiye’de taraftar şiddeti hep gündemde oldu.

Taraftar şiddetini önlemek için kanunlar yapıldı. Kanunlar değiştirildi. Yeni kanunlar yapıldı. Onlar değiştirildi. Cezalar artırıldı. Cezalar indirildi.

Bugün yine cezaların artırılması tartışılıyor.

Dün medyada konuyla ilgili iddialar ileri sürüldü. İddiaya göre, 6222 sayılı Kanun değiştirilecekmiş. Kapsamı genişletilecekmiş. Cezalar artırılacakmış.

Stada yasak madde sokmak, müsabaka düzenini bozacak davranışlarda bulunmak, hakaret içeren sloganlar, kasten yaralama, yüze yarım ve tam maske takma cezaları iki kat artacakmış.

Şiddete teşvik eden ve haraket içeren beyenatlar da iki kat ceza ile cezalandırılacakmış.

AKP, “ANAYASAYA AYKIRILIK” İDDİASIYLA CEZALARI İNDİRMİŞTİ?

Bu haberleri okurken gülüyorum.

Nereden nereye? Kimler kimlerle yan yana düşüyor!

Continue reading “Taraftarlar İçin Anayasaya Aykırı Cezalar Getiriliyor”

Gençlik ve Spor Bakanı 2016 Bütçesini Sundu

Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının 2016 bütçesini sundu.

Bakan Kılıç‘ın TBMM genel kurulundaki konuşması sırasında sert tartışmalar yaşandı.

Continue reading “Gençlik ve Spor Bakanı 2016 Bütçesini Sundu”

Anayasa Mahkemesi ve Futbolda Karaborsa

Anayasa Mahkemesi’nin elektronik biletle ilgili kararı dün Resmî Gazete’de yayımlandı. Mahkeme, oyçokluğu ile çoğu hükmü Anayasa’ya uygun buldu (Kararın detayları için bkz. goo.gl/2VDhia)

Çoğunluk görüşüne sahip olan hâkimlerin fiilî uygulamadan ve sorunlardan pek haberdar olmadıkları veya bu sorunları görmezden geldikleri düşünülebilir.

Çoğunluğa göre, elektronik bilet uygulaması ile “spor müsabakasına ancak adına düzenlenmiş elektronik kart ile girebilecek“, “harici bilet satışı ya da taraftar gruplarına toplu bilet satımı mümkün olmayacak, bir kişi ancak kendi adına düzenlenmiş kart ile müsabakalara girebileceğinden yasaklanan kişilerin başkalarına ait bilet ile müsabakalara girmeleri engellenebilecek“, “elektronik kart ve bilet satışı ile ilgili denetimler, uygulamanın düzenli ve kurallara uygun olmasını, her alanda yeknesaklığın sağlanabilmesini temin edecek“.

Çoğunluğun yukarıdaki görüşü hayalden, masaldan öte bir anlam taşımıyor.

Continue reading “Anayasa Mahkemesi ve Futbolda Karaborsa”

HDP milletvekili Nursel Aydoğan, Diyarbakırspor, Diclespor ve bölgedeki diğer futbol takımlarına yönelik ırkçı tezahürat ve kötü davranışlar yapıldığı iddiasıyla yazılı soru önergesi verdi.
Önerge metni aşağıdaki gibidir:
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki sorularıının Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Akif Çağatay Kılıç tarafından Anayasanın 96 ıncı ve İçtüzüğün 99 uncu maddesi gereğince yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Nursel Aydoğan
Diyarbakır Milletvekili
Cizrespor’a, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu Tarafından (PFDK), 2014 yılı Ekim ayında oynanan Cizrespor-Göztepe A.Ş. Ziraat Türkiye Kupası müsabakasında, taraftarların neden olduğu olaylar nedeniyle ceza verildi. Benzer bir durum Diyarbakırspor için de yaşanmıştı. Basına da yansıdığı üzere 23 Kasım 2014 tarihinde Diyarbakırspor-Çankırıspor karşılaşmasında, Diyarbakırspor taraftarına yönelik ırkçı sloganlar atılmış, Diyarbakırspor taraftarları da bunun üzerine ırkçı sloganlara karşı tezahüratta bulunmuştu. Çankırıspor taraftarlarının ırkçı sloganlarını dikkate almayan Türkiye Futbol Federasyonu temsilcisi Diyarbakırspor taraftarlarının ırkçılık karşıtı tezahüratlarını ‘kötü ve çirkin bir tezahürat’ gerekçesi ile raporlaştırarak PFDK’ya sundu. Diyarbakırspor kulübü yetkililerinin basına verdiği bilgilerde, yakın zamanda Erzincan’da gerçekleştirdikleri karşılaşmada benzer bir durum yaşadıklarını; kulüplerine ve kentlerine yönelik ırkçı tutumların maçta görevli temsilci tarafından dikkate alınmadığı buna karşılık, Çankırıspor ile gerçekleştirilen karşılaşmada ırkçılığı protesto eden taraftarlarının tutumundan dolayı kulüplerinin ‘kötü ve çirkin tezahürat’ uydurmasıyla rapor edilerek cezalandırmak istendiklerini belirtmişlerdir.

Bu bağlamda;
1- PDFK Diyarbakırspor-Çankırıspor’un 23 Kasım 2014 tarihinde oynadığı bir maçta Diyarbakırspor
taraftarının yapmış olduğu ırkçılık karşıtı tezahürattan dolayı Diyarbakırspor Kulübünün PFDK’na sevk edilmesinin gerekçesi nedir?
2- Diyarbakır Çankırıspor maçında olduğu gibi TFF temsilcilerinin Diyarbakırspor başta olmak üzere bölge takımlarının deplasman maçlarının bazılarında maruz kaldıkları ırkçı saldırılara yönelik işlem yapmamasının nedeni nedir? Bölge takımlarına yönelik TFF’nin ve PFDK’nın ayrımcı bir tutum sergilediği yönünde bir algının oluşma nedeni nedir?
3- Bölge takımlarının deplasmanda yaptığı karşılaşmalarda maruz kaldıkları ırkçı slogan, tezahürat ve saldırılar ile ilgili bugüne kadar kaç ev sahibi takım hakkında işlem başlatılmıştır? Bu nedenlerden dolayı kaç spor kulübüne ceza verilmiştir?

4- Son olarak Diyarbakırspor-Erzincanspor kulüpleri arasında oynanan maçta yapılan ırkçı tezahüratlardan son’ra Erzincanspor kulübüne herhangi bir ceza verilmiş midir? Erzincanspor herhangi bir ceza almamış ise gerekçesi nedir?
5- Yakın zamanda Cizrespor Kulübünün ve yine hemen ertesinde Diyarbakırspor kulübünün PFDK’na sevki yönünde haklarında karar verilmesi ideolojik bir durum değil midir?”

Aylin Nazlıaka’dan Ankaragücü Hakkında Soru Önergesi

CHP milletvekili Aylin Nazlıaka, Ankaragücü ile ilgili yolsuzluk iddialarını TBMM gündemine getirmeye çalışıyor. Nazlıaka bu konuda yeni bir soru önergesi verdi.

Soru önergesi metnini aşağıda paylaşacağım.

Nazlıaka, borçları yüzünden küme düşürülen Ankaragücü’ne haksızlık yapıldığı görüşünde. Ankaragücü ligden düştüğü için Ankara’nın da ekonomik zarara uğradığını iddia ediyor.

Sayın milletvekili, Ankaragücü’nün darbecilerin emriyle 1. Lig’e geri döndüğünü bilmiyor mu? O kararı savunuyor mu? Neden soru önergesinde bu duruma değinmedi? Ankaragücü uzun süre devletin, askerin gücüne sırtını dayamıştı. Rüzgar ters yönden esmeye başlayınca tepetaklak yuvarlandı.

Nazlıaka’nın Ankaragücü olayına objektif bakmasını beklerdim ama kulübün darbeci geçmişinden bahsetmemeyi tercih ederek, tek derdinin Ankara takımlarını savunmak olduğunu gösterdi.

Nazlıaka’nın soru önergesindeki altıncı soru ise evlere şenlik. Nazlıaka, bu bölümde “Türkiye Futbol Federasyonu’nun futbolda şike, usulsüzlük ve yolsuzluk iddiaları konusunda gösterdiği hassasiyet(in) bilin(diğini)” iddia ediyor.

TFF’nin şikenin üzerini nasıl kapattığını bütün dünya biliyor. CAS, Beşiktaş kararında, “TFF kurullarının bir şekilde Tayfur Havutçu ve Serdal Adalı’ya ceza vermediğini”nazik şekilde ifade etti. Sayın Nazlıaka bizimle dalga geçiyor.

Sayın Nazlıaka çok iyi bilmektedir ki, TFF’nin şike ve yolsuzluk iddialarını ciddiye almaması öncelikle Ankaragücü’nün işine yaramıştır.

13 Kasım 2001 tarihinde oynanan Galatasaray-Ankaragücü maçı için Ankaragücü takımının futbolcularına teşvik primi gönderildiği iddia edilmiş ve bu durum TBMM Komisyon raporuna yansımıştı. Bu iddialar TFF tarafından yine halı altına silkelenmişti.

Sayın Nazlıaka’ya TBMM raporunun ilgili bölümlerini hatırlatmak isterim.

Erman TOROĞLU (Eski hakem)

Kendi duyumlarına göre, en son teşvik iddiasında teşvik olduğunu, yani Ankaragücüne para geldiğini, Milli Takım Teknik Direktörü Ersun YANAL’ın bu işin ne kadar içinde olduğunu bilmediğini, olayda teşvik primini gönderenden hiç bahsedilmemesini hayretle karşıladığını, teşvik primini gönderenin Aziz Yıldırım olduğunun söylendiğini, bunun gibi Türkiye’de olan her çapta, 1. 2. 3. lig ve amatör kümelerde bu olayların yaşandığını, teşvik primi genel olarak maça çıkarken futbolculara geldiğini, olaydan haberi olan futbolcuların takım arkadaşlarına, arkadaşlar mal geldi yatıyor diyerek, maça çıkıp oynadıklarını, maç bitiminde paranın elden dağıtıldığını, aldıkları paradan herkesin masöre, malzemeciye de verdiğini, sistemin bu olduğunu, kulüp yönetiminin bu olaydan haberinin olamayacağını,eğer olursa paranın yarısına yönetimin el koyacağını, şike ve teşvik konusunda kanaate dayalı karar verilebilmesi gerektiğini, hakemin, gözlemcinin ve temsilcilerin aynı yönde karar vermeleri durumunda şike veya teşvik yapılmıştır kararının verilebilmesi gerektiğini,

Levent Seyit DOĞAN (Eski Ankaragücüspor Kulübü Yöneticisi)

Telegol programında duyumlarını söylediğini,

Serhat Ulueren (Star TV Spor Müdürü)

Ankaragücünün eski oyuncusu Cafer AYDIN’ın 21 Kasım saat 20:00’de kendisini arayarak, “Türkiye’de teşvik primi mi arıyorsunuz? İlk önce gideceğiniz kişi Ersun YANAL’dır.”dediğini, Cafer AYDIN’ın daha sonraki konuşmalarında ise kendisine 13 Mayıs 2001 tarihinde oynanan Galatasaray-Ankaragücü maçından bir hafta sonra para geldiğini, paranın kimden gelip kimler tarafından nasıl dağıtıldığını bildiğini, ancak canlı yayında açıklayacağını söylediğini, kendisinin de bunları kaydederek yayınladığını, daha sonra aldığı istihbarata göre, Ankaragücüne 500 bin dolar para geldiğini, paranın Ersun Hocanın evinde beklediğini, futbolcuların paylarının maçtan 10 gün sonra dağıtıldığını, personelin payına düşen kısmın ise 1,5 ay boyunca Ersun Hocanın evinde bekletildiğini,

Aldığı istihbarata göre,  Galatasaray –  Ankaragücü maçında,  Ankara gücüne 500 Bin dolar para geldiğini,  paranın Ersun Yanal’ın evinde beklediğini,  futbolcuların paylarının maçtan 10 gün sonra dağıtıldığını,  personelin payına düşen kısmın ise, 1, 5 ay boyunca Ersun Yanal’ın evinde bekletildiğini ifade etmiştir.

Cafer AYDIN (Futbolcu)

Telegol programında, Galatasaray maçından sonra kendilerine, bir zarfın içinde prim verildiğini söylediğini, bu parayı kulübün mü verdiğini yoksa dışarıdan mı geldiğini bilmediğini, esasen Türkiye’de teşvik primi olduğuna inandığını, dört büyüklerin zaman zaman teşvik primi verdiklerini, geçmiş yıllarda, iyi oynaması için aracıların kendisine para teklif ettiğini, ancak bunu reddettiğini, teşvik priminin önlenmesi için futbolcuların alacaklarını zamanında ve tam olarak almalarının gerektiğini, sözleşmelerin gerçek rakamlar üzerinden yapılmasının şart olduğunu,

ifade etmiştir.

Yukarıdaki isimlerin kamuoyunda yer almak ve reyting toplamak için yalan söyledikleri iddia edilebilir. O zaman dönemin Komisyon üyesi milletvekillerinin tespitlerini dikkate almak gerekir.

CHP’li milletvekilleri Ahmet ErsinMehmet Küçükaşık ve Mesut Değer komisyon raporunda yer alan karşıoy yazılarında aşağıdaki ifadeleri paylaştılar:

Telegol programında Cafer AYDIN’ın açıklamaları karşısında sadece bir soruşturma ile yetinilmiş, bir karar verilememiştir.

Cafer AYDIN’ın şike ile ilgili açıklamalar yaptıktan sonra “BENİ VURACAKLAR” demesi ve kimsenin açıkça konuşmaya yanaşmaması ve komisyonumuzun Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda değişiklik yapılarak “gizli tanık”ın sporda da kullanılmasını önermesi bunun en büyük kanıtıdır.

Görüldüğü üzere, Ankaragücü sadece darbecilerin desteğini alan bir kulüp değil, aynı zamanda teşvik primi konusunda kamuoyu gündemine oturmuş ancak olayın örtbas edilmesi ile adı temizlenen bir kulüptür. Dönemin CHP milletvekilleri de bu duruma işaret etmiştir.

Sayın Nazlıaka, bir konuda haklıdır. Ankaragücü’ne haksızlık yapılmıştır. Doğru! Kurallar sadece bu kulüp için uygulanmıştır. Finansal fair-play kuralları gereği cezalandırılması gereken onlarca kulüp varken, ilk kurban Ankaragücü olmuştur. Ancak bu uygulama, Ankaragücü’nün hak etmediği bir ceza aldığı anlamına gelmez.

Nazlıaka, Ankaragücü’nü korumak yerine, yolsuzluğa karışmış bütün kulüplerin ve yöneticilerinin cezalandırılması için çaba harcamalıdır. Ankaragücü ile ilgili sorulan sorular, CHP’nin yönettiği il ve ilçelerde faaliyet gösteren kulüpler için de sorulmalı ve bu kulüpler de soruşturulmalıdır!

Aylin Nazlıaka’nın soru önergesindeki her bir soru için sayfalarca yorum yapılabilir.

Soru önergesi aşağıdadır:

09/04/2012 Tarih ve 7/6193 Esas Numaralı soru önergemde MKE Ankaragücü Spor Kulübü’nde geçmiş yönetimler döneminde yaşanan yolsuzluk iddiaları yer almakta ve bu iddialara yanıt istenmektedir. Önemli yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının yer aldığı bu önergem yanıtlanmamıştır. Bu durum Hükümetinizin sporumuza ve Ankaragücü’ne bakış açısını ortaya çıkaran önemli bir göstergedir.

Bu bağlamda;

MKE Ankaragücü Spor Kulübü kentiyle özdeşleşmiş, taraftarıyla bütünleşmiş, başta Ankara 19 Mayıs Stadyumu olmak üzere Türkiye’nin tüm futbol sahalarına 102 yıllık tarihiyle kök salmış gerçek bir futbol hikayesidir. Ankaragücü, Türkiye’de kuruluşundan itibaren futbolliglerinde birinci ligde en çok yer alan dördüncü takımıdır.

Şampiyonluğa oynayan takımlar bile tribünleri zor doldururken Ankara’nın dört bir yanından dişinden, tırnağından arttırdığı bilet parasıyla her maç 19 Mayıs Stadyumu’nu dolduran 1 O binlerce insan hem gerçek futbol taraftarlığının bir örneği hem de Ankaragücü sevgisinin tribünlerdeki yansımasıdır.

Ankara’nın en önemli marka değerinden ve sembollerinden biri olan MKE Ankaragücü Spor Kulübü zor bir dönemden geçmektedir. Daha önceki soru önergernde de belirttiğim gibi; Ankaragücü, 2011-2012 Futbol Sezonunu şöyle tamamlamıştır: Kulüp yüksek meblağlı borcu nedeniyle icralık olmuş, gelirlerine haciz gelmiştir. Futbol takımının çok sayıda oyuncusu alacakları ödenmediği için anlaşmalarını feshetmiştir. Takım, sezonu bir profesyonel futbolcu ile tamamlamıştır. Takım maçiarına altyapıdan gelen genç oyuncularla devam etmiştir. Ankaragücü en temel ihtiyaçları karşı layamadığı bir futbol sezonu geçirmiştir. Temel gıda ihtiyaçlarını taraftarlar kendi aralarında para toplayarak karşılamaya çalışmışlardır.

Ankaragücü Spor Kulübü’nü siyasi beklenti ve amaca basamak olarak gören, bu beklentileri yerine gelmediğinde, kulübe adeta bir intikam duygusuyla saldıran, takımı muvazaalı biçimde borçlandıran kötü bir yönetimin faturası ödetilmektedir. Asıl cezalandırılan ise Ankara ve Ankaralılardır. Bir futbol takımı içinde bulunduğu kentin tanıtımına ve ekonomisine katkısının yanında, o kentin tarihini, kültürünü ve ruhunu temsil etmektedir.”

1- Ahmet Gökçek göreve geldiğinde MKE Ankaragücü Spor Kulübü Derneği’nin toplam borç ve alacakları nedir?

2- MKE Ankaragücü Spor Kulübü Derneği 30 Ağustos 2009-24 Ağustos 2011 tarihleri arasında kaç TL borçlandırılmıştır? 24 Ağustos 2011 tarihi itibariyle toplam borç ve alacaklar ve bunların kaynağı nedir? 06 Nisan 2012 tarihi itibariyle MKE Ankaragücü Spor Kulübü’nün borçlarının dökümü ve toplam borcu nedir? Bunların ne kadarı faiz, icra gibi giderleri kapsamaktadır?

3- 30 Ağustos 2009-24 Ağustos 2011 tarihleri arasında kaç futbolcu transfer edilmiştir? Bu oyuncular takımla hangi tarihte anlaşma imzalamıştır? Takımdan sözleşme bitiş tarihi itibarıyla ayrılma tarihleri nedir? Bu oyuncular için kulüplerine ödenen benservis bedeli nedir? Oyunculara ödenen transfer ücreti nedir? Bu transferler nedeniyle MKE Ankaragücü Spor Kulübü’nün halen borçlu olduğu kulüp ya da oyuncu var mıdır? Bu kulüp ve oyunlar ile borç miktarı nedir?

4- MKE Ankaragücü Spor Kulübü Derneği yönetim kurulunda görev yapmadığı halde kulüpten alacağı olan özel kişilik var mıdır? Kimlerdir? Alacak miktarları ve borcun kaynağı nedir?

5- MKE Ankaragücü Spor Kulübünün Süper Lig’den düşmesinin Ankara ekonomisini ve tanıtımını olumsuz etkileyeceği bilinmektedir. Bununla ilgili tahmini rakam nedir?

6- Türkiye Futbol Federasyonu’nun futbolda şike, usulsüzlük ve yolsuzluk iddiaları konusunda gösterdiği hassasiyet bilinmektedir. Bu hassasiyet neden Ankaragücü için gösterilmemektedir? Bunu engelleyen siyasi bir güç mü vardır?

7- Medyada özellikle son günlerde MKE Ankaragücü Spor Kulübü’nün 30 Ağustos 2009-24 Ağustos 2011 tarihleri arasında görev yapan yönetim kurulunun şaibe, usulsüzlük ve yolsuzluk iddialarına ilişkin haberler geniş olarak yer almaktadır. MKE Ankaragücü Spor Kulübü’nün söz konusu dönemine ilişkin kulüp başkanı ve yöneticileri hakkında neden soruşturma açılmamaktadır?

8- MKE Ankaragücü Spor Kulübü Derneği’nin ilamsız takip yoluyla bir günde yaklaşık 35 milyon TL borçlandırıldığı iddiası doğru mudur? Alacaklıların aynı gün aynı icra dairesine başvurduğu ve konuyu aynı avukatın takip ettiği iddiası doğru mudur? Kulüp yönetimi tarafından bu borçlara neden itiraz edilmemiştir? Ankaragücü hile yoluyla mı borçlandırılmıştır? Bu konuda soruşturma açılması düşünülmekte midir?

9- Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın başkanlık yapmadığı halde, Ankaragücü’nün mali ve sportif durumu ile ilgili sürekli açıklama yapmasının nedeni nedir?

10- MKE Ankaragücü Spor Kulübü Derneği’nden alacaklı olan özel ya da tüzel kişiliklerin Ankara Büyükşehir Belediyesiyle iş ilişkisi var mıdır? Bu özel ya da tüzel kişiliklerin 30 Ağustos 2009-24 Ağustos 2011 tarihleri arasında Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden aldıkları herhangi bir ihale, iş, proje var mıdır?

11- Ankaragücü A.Ş. adında bir şirket kimler tarafından kurulmuştur? Bu şahısların sahip ya da ortak oldukları ticari yapıların Ankara Büyükşehir Belediyesi ya da yöneticileri ile her hangi bir ticari ilişkisi var mıdır?” 

CHP’li Hasan Ören’den Turgutluspor Hakkında Soru Önergesi

CHP’nin Manisa milletvekili Hasan Ören, Turgutlu’da uygulanacak 120 milyon TL değerindeki kentsel dönüşüm projesini alan Bayburt İnşaat – Özgün Yapı A.Ş.’nin Toto 2. Lig Beyaz Grup’ta mücadele eden Turgutluspor Kulübü’ne 500.000 TL’lik bağış yapıldığı ama bu bağışın kayıtlarda gözükmediğine dair ihbarlar aldığını belirterek, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç‘ın yanıtlaması için yazılı soru önergesi verdi.

Soru önergesi aşağıdaki gibidir:

Spor kulüpleri 5253 sayılı Demekler Kanuna göre faaliyet yürütmektedir. Halen Spor Toto 2. Lig Beyaz Grup’ta mücadele eden Turgutluspor Kulübüneyapılan ve kayda girmediği iddia edilen bağışlarta ilgili tarafıma şikayetler gelmektedir.

2012 yılında Turgutlu’da kentsel dönüşüm adı altında 12.000 kişilik stadyum ve 2.500 kişilik spor salonu ile yıkılacak olan eski stadyumun yerine birlikte 900 konut ve 50 işyeri yapılması kararlaştırılmıştır. 120 milyon TL değerindeki projenin ihalesini Bayburt İnşaat – Özgün Yapı A.Ş. ortak girişimi kazanmıştır.

İhaleyi alan Bayburt İnşaat’ın Turgutluspor’a 500.000 TL bağış yaptığı ve bu bağışın kayıtlarda görünmediği iddia edilmektedir. Ayrıca bu çekleri kimin tahsil ettiği bilinmemektedir.

1- 2012-2013 ve 2014 yıllarında Bayburt inşaat veya ortağı Özgün Yapı A.Ş. Turgutluspor’a ne kadar bağış yapmıştır?

2- Bayburt İnşaata ait bağış çekleri Turgutluspor kayıtlannda görülmekte midir?

3- Bu çekleri Turgutluspor adına bankadan kimler tahsil etmiştir?

4- Bayburt İnşaata ait bağış çekleri Turgutluspor başka kişi ve kuruluşlara ciro edilmiş midir? Cirolar kimlere hangi gerekçe ile yapılmıştır?

5- Çekler ciro edildi ise, bankalardan tahsilatını kimler yapmıştır?

6- Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bu konuların araştıniması için Turgutluspor kulübünde denetleme yapmayı veya yaptırmayı düşünüyor musunuz?”

Doping ile İlgili Meclis Araştırma Komisyonu’nun RaporuYayınlandı

Son Yıllarda Türk Sporunda Yaşanan Doping Sorununun Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu, raporunu yayınladı (674 sıra sayılı Rapor).
 
397 sayfalık rapor tatmin edici değil ancak dikkate alınması gerekiyor.
 
Raporun planı aşağıdaki gibidir:
 
 
 
 
Altıncı Bölüm: Rapora Ek Dokümanlar
– Bu bölümde özellikleKOMİSYON TOPLANTI TUTANAKLARI ÖZETLERİnin okunmasında fayda bulunmaktadır.

Ruhsar Demirel’den "Sporcu Ölümleri ve Yaralanmaları" ile ilgili Meclis Araştırması Teklifi

MHP milletvekili Ruhsar Demirel, “Ülkemizde sporcu ölümlerinin ve yaralanmalarının en aza indirilebilmesi başta olmak üzere, egzersiz ve spor yapan bireylerin sağlığının korunması ve geliştirilmesi” için gerekli önlemlerin alınabilmesi amacıyla, Meclis Araştırması teklifi verdi.
 
Önergenin gerekçesi aşağıdaki gibidir:
 
Tipi ve savrulan karların pisti kapatmaması için kurulan tahta perdelere çarpan Aslı Nemutlu’nun boynunun kırıldığı ileri sürüldü.”
 
“Tekvando sporcusu Seyithan Akbalık’ın ani ölümü spor camiasını yasa boğarken, ani sporcu ölümleri tekrar gündeme geldi. Ağır antrenman koşulları, yetersiz ve dengesiz beslenme ölüm nedeni olarak gösterilirken, ailenin gen haritası da ölümleri tetikliyor.”
 
Yukarıdaki haberlere benzer haberler yazılı ve görsel basında yer aldığında sporda ani ölüm ve sporcu sağlığı konusu belirli bir dönem için kamuoyu gündemine gelmekte, ilgili ve ilgisiz kişilerin birkaç gün süren yoğun tartışmaları sonucunda ·gündemden düşmeye mahkum olmaktadır.
 
Uzmanlar tarafından sporcuların ani ölümlerinin en önemli nedenleri arasında kalpdamar sistemi patolojileri gösterilirken; travmalar, metabolizma sorunları, düşük ve yüksek vücut ısısı, elektrolit dengesizliği, anafilaksi, astım krizi, ilaç reaksiyonları ve sistemik hastalıklar diğer nedenler arasında sayılmaktadır.
 
Dünya Sağlık Örgütü tarafından toplumun geneline yönelik önerilen “Bulaşıcı Olmayan Hastalıkları Önleme Müdahaleleri” arasında, fiziksel aktivite hakkındaki kamu farkındalığının görsel basın vb. vasıtasıyla desteklenmesi de yer almaktadır. Sağlık Bakanlığı tarafından da 2014 yılı “Sağlıklı Yaşam ve Hareket Yılı” ilan edilmiştir.
 
Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Genel Müdürlüğü’nün Eylül 2013 verilerine göre; ülkemizde toplam lisanslı sporcu sayısı 4.721.371, faal sporcu sayısı ise 2.134.263’tür.
 
Yıllardır yapılan araştırmalar düzenli yapılan sporun kalp hastalıklarının, özellikle de kalp krizinin önlenmesinde çok önemli bir faktör olduğunu göstermektedir. Düzenli spor sağlık kuruluşları tarafından tavsiye edilmesine rağmen, yoğun egzersiz programı ani ölüm ve kalp krizine sebep olabilmektedir. Sağlıklı yaşam açısından kişinin hayat boyu fiziksel aktivitesinin devamlılığı ne kadar önemliyse, egzersize başlamadan önce mutlaka sağlık kontrolünden geçmesi de o kadar önemlidir.
 
Sporcuların travmatik yaralaninalardan · korunma şansı oldukça düşük olmakla birlikte; fiziksel eksiklikler, yorgunluk ve  aşırı yüklenme, anatomik sorunlar, psikolojik faktörler vb. pek çok neden yaralanmalarda etkili olmaktadır. Yetersiz beslenme ve enerji depolarının zayıflığı sonucunda, antrenmanın erken döneminde enerjisi biten sporcunun konsantrasyonu ve hareketlerindeki uyumun azalması antrenmanın verimini düşürmenin yanı sıra sporcuyu yaralanmalara daha açık hale getirir.
 
Sağlıklı hayatın temeli olan sporun, kişilerin anatomik ve fizyolojik sınırlarını  zorlamaları sonucunda ciddi sakatlıklara ve hatta ölümlere yol açabileceği unutulmamalıdır.
 
Araştırmanın genel amacı; profesyonel ve amatör spor dallarıyla uğraşan ve sağlıklı yaşam için spor yapan kişilerin yaralanmalarının ve ölümlerinin en aza indirilebilmesi için gerekli önlemlerin alınabilmesidir.
 
Araştrmanın alt amaçları:
1-Türkiye’de sporcuların ani ölüm ve yaralanma nedenlerinin bilimsel verilerle ve istatistiksel tespiti,
2-Profesyonel ve amatör sporcuların yaralanmaları ve ani ölümlerinin en aza indirilebilmesi yönünde alınabilecek önlemlerin tespiti,
3-Federasyonlar ve spor kulapieri tarafından sporcu sağlığına yönelik alınan tıbbi önlemler ile güvenlik önlemlerinin etkinliği ile önlem almayan kulüp ve federasyonlara yönelik uygulanacak etkin  yaptırımların tespiti,
4-Sporcu sağlığının korunması ve geliştirilmesi için ulusal farkındalığın artırılması yönünde alınacak tedbirler ile belirlenecek politikaların tespitidir.

Özcan Yeniçeri’den Sözlü Soru Önergeleri

MHP milletvekili Özcan Yeniçeri, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağlayan Kılıç’ın yanıtlaması için sözlü soru önergeleri vermiş.

I) 1. 2014 yılı Ocak ayı itibarı ile Gençlik ve Spor Bakanlığının sporcuların ve antrenörlerin faal oldukları dönemler içerisinde sigortalı olmalarına yönelik uygulamaları, kapsamlarını genişleterek yaygınlaştırmak adına yürütülmekte olan çalışma ile projeler var mıdır? Varsa bunlar hangileridir ve ne aşamadadır?
2. 2014 yılı Ocak ayı itibarı ile Gençlik ve Spor Bakanlığının milli takma sporcu  yetiştiren antrenörlerin, milli takım antrenörü olarak görev yapmalarına yönelik objektif kriterler belirlenmesi adına yürütülmekte olan çalışma ile projeler var mıdır? Varsa bunlar hangileridir ve ne aşamadadır?

II) 1. 2014 yılı Ocak ayı itibarı ile Gençlik ve Spor Bakanlığının sporla ilgili tüm ve işlemlerde bütün federasyonların işbirliği ve koordinasyonunu geliştirmek adına yürütülmekte olan çalışma ile projeler var mıdır? Varsa bunlar hangileridir ve ne aşamadadır?
2. 2014 yılı Ocak ayı itibarı ile Gençlik ve Spor Bakanlığının federasyon yapılarının iyileştirilmesi adına yürütülmekte olan çalışma ile projeler var mıdır? Varsa bunlar hangileridir ve ne aşamadadır?

III) 1. 2014 yılı Ocak ayı itibarı ile Gençlik ve Spor Bakanlığının sporcu lisans sisteminin spora yönelik hizmet veren kurum ve kuruluşlar tarafından kullanılabilmesi adına yürütülmekte olan çalışma ile projeler var mıdır? Varsa bunlar hangileridir ve ne aşamadadır?
2. 2014 yılı Ocak ayı itibarı ile Gençlik ve Spor Bakanlığının federasyonların, halkın spor yapması ve sporcu yetiştirilmesi konusunda daha aktif olmalarını sağlamak adına yürütülmekte olan çalışma ile projeler var mıdır? Varsa bunlar hangileridir ve ne aşamadadır?

IV) 1. 2014 yılı Ocak ayı itibarı ile Gençlik ve Spor Bakanlığının tesislerde hizmet verilmesi planlanan spor dallarında uzman kişilerin tesislerin projelendirilmesi ve yapımı sürecinde yer almalarını sağlamak adına yürütülmekte olan çalışma ile projeler var mıdır? Varsa bunlar hangileridir ve ne aşamadadır?
2.  2014 yılı Ocak  ayı itibarı ile Gençlik ve Spor  Bakanlığının kalıcı tesislerin  yanı sıra maliyeti az olan tribünsüz açık ve kapalı antrenman salonlarının inşa edilmesi adına yürütülmekte olan çalışma ile projeler var mıdır? Varsa bunlar hangileridir ve ne aşamadadır?

V) 1. 2014 yılı Ocak ayı itibarı ile Gençlik ve Spor Bakanlığının halkı spor yapmaya teşvik edici sportif rekreasyon alanlarının oluşturulması yönünde yerel yönetimlere destek sağlamak adına yürütülmekte olan çalışma ile projeler var mıdır? Varsa bunlar hangileridir ve ne aşamadadır?
2. 2014 yılı Ocak ayı itibarı ile Gençlik ve Spor Bakanlığının yerel yönetimlere, spor aktivitelerinin geliştirilip yaygınlaştırılması konusunda destek sağlamak adına yürütülmekte olan çalışma ile projeler var mıdır? Varsa bunlar hangileridir ve ne aşamadadır?

Pervin Buldan, Ümit Çınar’ı Sordu

BDP grup başkan vekili Pervin Buldan, Uludere Katliamı’nda hayatını kaybedenler hakkında ırkçı, nefret dolu bir tweet yazan TFF hakemi Ümit Çınar hakkında soru önergesi verdi. Soru önergesinin muhatabı Spor Bakanı Çağatay Kılıç oldu.

Önerge aşağıdaki gibidir. Yazım yanlışların müdahale edilmemiştir.

Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyün de, 28 Aralık 2011 tarihinde Irak Türkiye sınırı arasında 34 Kürt genci, Türk savaş uçaklanyla karledildi Katliamın üzerinden iki yıl geçmesine rağmen, sorumlular açığa çıkartılmadı. Yargılama süreci, usuli gerekçelerle ilerlemedi. Roboski de katledilen 34 kişiden 19’u çocuktu. Karledilen 34 kişi için “silah kaçakçısı, figüran, PKK’li terörisrler” gibi ifadeler kullanıldı. Bu tür ifadelerle, .ldürülen insanlarla ilgili Türk kamuoyunda nefret söylemleri üretildi.
İki yıldır adalet arayan aileler bu  acının ağırlığını daha fazla  kaldıramamaktadırlar. Katliamın failieri cezasız kaldığı gibi sosyal medya üzerinden de 34 kişinin ölü bedenler üzerinden nefret söylemleri üretilmektedir. Bu nefret söylemlerinden biride Türkiye Futbol Federasyonu Hakemi Ümit ÇINAR  tarafından yapılmıştır. Ümit ÇINAR, kendi twitteer  hesabından Roboski’de karledilen 34  kişi için  şöyle yazmıştır: Hümanizm köpekliktir. Uludere’deki  katırlara üzülün bence. Uludere  olayının ikinci  yıl d.nümü kutlu olsun. Ölen  katırlar sizden daha değerliydi” şeklinde tweet atmıştır.

Bu bağlamda,
1- Türkiye Futbol Federasyonu hakemi Ümit ÇINAR’ın bu tweettinden sonra bakanlığınız tarafından kendisi hakkında herhangi adli, idari soruştunna başlatılmış mı? Şayet başlatıldıysa hangi aşmadadır.