Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Yayımlandı

Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) hazırladığı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, 3 Eylül 2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

TBB, maktu ücretler açısından, çeşitli kalemlerde yüzde 70 ile yüzde 199 arasında olmak üzere ortalama yüzde 110 oranında artış yapıldığını duyurdu.

Bu ücret artışı spor dünyası, spor hukuku için de önemli.

Gençlik ve Spor Bakanlığı Tahkim Kurulu’nun hükmedeceği avukatlık ücreti ile arabuluculukta taraf vekili olan avukatların ücretleri artırıldı.

GSB TAHKİM KURULU’NA BAŞVURULARDA VEKÂLET ÜCRETİ

Tarife’ye göre, Tahkim Kurulu, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde idare ve vergi mahkemelerinde görülen davalar için öngörülen avukatlık ücretine hükmedecek.

Daha açık şekilde ifade etmek gerekirse, GSB Tahkim Kurulu, davanın duruşmasız çözümlenmesi halinde 5.500 TL, duruşmalı çözümlenmesi hâlinde ise 11.000 TL vekâlet ücretine hükmedecek.

Bu düzenlemenin sakıncalarını daha önce yazdım.

ARABULUCUKTA VEKÂLET ÜCRETİ

Sporda arabuluculuk yayılmaya başladı. İş hukukundan, ticaret hukukundan doğan uyuşmazlıkların önemli bölümünde dava açmadan önce dava şartı arabuluculuğa başvurulmalı!

Arabulucuğa avukat aracılığıyla başvurulması hâlinde, avukata ücret ödenmesi gerekiyor.

Tarife’ye göre,

  • Konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen işlerde avukatlık ücreti; arabuluculuk sonucunda arabuluculuk anlaşma belgesinin imzalanması halinde, bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hesaplanan ücretin dörtte bir fazlası olarak belirlenir. Şu kadar ki miktarı 15.000,00 TL’ye kadar olan arabuluculuk faaliyetlerinde avukatlık ücreti, bu maddenin (c) bendinde yer alan maktu ücretin dörtte bir fazlası olarak belirlenecek. Ancak, bu ücret asıl alacağı geçemeyecek.
  • Konusu para olmayan veya para ile değerlendirilemeyen işlerde avukatlık ücreti; arabuluculuk sonucundaarabuluculuk anlaşma belgesinin imzalanması halinde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde davanın görüldüğü mahkemeye göre öngörülen maktu ücretin dörtte bir fazlası olarak belirlenecek.
  • Arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde, avukat, 2.400,00 TL maktu ücrete hak kazanacak. Ancak, bu ücret asıl alacağı geçemeyecek.
  • Arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde, tarafın aynı vekille dava yoluna gitmesi durumunda müvekkilin avukatına ödeyeceği asgari ücret,  (c) bendine göre ödediği maktu ücret mahsup edilerek, Avukatlık Ücret Tarifesi’ne göre belirlenecek.

TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU HUKUK AYKIRI İŞ YAPIYOR

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nden bahsederken Türkiye Futbol Federasyonu‘na (TFF) değinmemek olmaz.

Tarifeye göre, hakem önünde yapılan her türlü hukuki yardımlarda bu Tarife hükümlerinin uygulanması gerekiyor (Tarife md. 17/I).

TFF, bu kuralı ihlal ediyor.

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise, vekalet ücretinin kademeli oran dikkate alınarak belirlenmesi gerekiyor.

Oysa TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulu Talimatı’nda farklı bir düzenleme yer alıyor: “Kurul, uyuşmazlıkta haklı olan tarafın varsa vekili için, resmi ücret tarifesine göre Asliye Mahkemelerinde takip edilen davalar için uygulanan maktu avukatlık ücreti kadar vekâlet ücretine hükmeder.”

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulu Talimatı arasındaki farkı bir örnekle açıklayayım.

UÇK, futbolcu (A)’nın (B) Kulübü’nden 100.000 TL alacağı olduğuna karar vermiş olsun.

UÇK Talimatı’na göre karşı vekâlet ücreti 9.200 TL olarak hesaplanacak.

Eğer Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uygulansaydı, UÇK’nın 16.000 TL vekâlet ücretine hükmetmesi gerekecekti.

Asgari Ücret Tarifesi açık şekilde, Tarife hükümlerin hakem önünde yapılan her türlü yardımda uygulanacağını öngörüyor. Tarife’nin düzenlemeleri emredici nitelikte.

TFF’nin Uyuşmazlık Çözüm Kurulu Talimatı, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne aykırı. TFF’nin karşı vekalet ücreti ile ilgili düzenlemesi hukuka aykırı.

Bu düzenlemenin iptal edimesi gerekiyor.

İlgili düzenleme, futbolun yönetimi ile ilgili olmadığı için, TFF Tahkim Kurulu’na başvurulması gerekmiyor. 

TFF’nin kamu kurumu olması sebebiyle, ülke çapında uygulanan bu düzenlemenin iptali için Danıştay’da iptal davası açılması gerekiyor (Danıştay Kanunu md. 24/f. 1-c)

Taraflar bu davayı açmaktan çekiniyorlar.

Bu durumda iş, Türkiye Barolar Birliği‘ne ve barolara düşüyor. Özellikle bünyesinde spor hukuku komisyonları bulunan Ankara Barosu ve İstanbul Barosu‘nun bu davayı açması bekleniyor.

Türkiye Barolar Birliği’nin ve baroların “spor tahkiminde adli yardım“ın hayata geçirilmesi için çalışma yapmaları gerekiyor.

“Covid-19 Sürecinde Spor ve Hukuk” Semineri

Bugün “Covid-19 Sürecinde Spor ve Hukuk” konulu seminer vereceğim.

Kadir Has Üniversitesi Spor Çalışmaları Merkezi Seminer Serisi’nin yirmi birinci etkinliği olan ‘Covid-19 Sürecinde Spor ve Hukuk’ semineri 29 Aralık Salı günü saat 20:00’da Zoom platformu aracılığıyla online olarak düzenlenecek. Seminer ayrıca spor çalışmaları merkezinin Youtube kanalında yayınlanacak.

Tartışma Konu Başlıkları:

  • Covid-19’un Spor Hukuku Boyutu
  • Sporcuların Hakları ve Sorumlulukları
  • Pandemi Sözleşme Feshinde Mübcir Sebep Midir?
  • Kulüplerin ve Federasyonların Konumu

Etkinliğe katılım ücretsizdir.

Kayıt olmak için burayı tıklayınız. Bugün 15.00‘a kadar kayıt yaptırabilirsiniz.

Spor Çalışmaları Merkezi’nin etkinliklerinden haberdar olmak için bilgilendirme formunu doldurarak duyuru listesine dahil olabilirsiniz.

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Yayınlandı

Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) hazırladığı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, Resmî Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

TBB, maktu ücretlerde %20 artış yapıldığını açıkladı.

Bu ücret artışı spor dünyası, spor hukuku için de önemli.

Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu’nun hükmedeceği avukatlık ücreti ile arabuluculukta taraf vekili olan avukatların ücretleri artırıldı.

SGM TAHKİM KURULUNUN KARŞI VEKALET ÜCRETİNE HÜKMETMELİ Mİ?

Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu, Avukatlık Ücret Tarifesi’nin ikinci kısmının ikinci bölümünde idare ve vergi mahkemelerinde görülen davalar için öngörülen avukatlık ücretine hükmedecek. Tarifeye göre, Kurul duruşmasız karar verirse 2.040 TL, duruşma yaparsa 3.110 TL avukatlık ücretine hükmedecek.

Bu artış, avukatların hoşuna gidebilir ancak beni tatmin etmedi.

SGM Tahkim Kurulu’na yapılan başvurularda avukatlık ücretini ilk kez düzenleyen Tarife’de Tahkim Kurulu’nun Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde Danıştay’da ilk derecede görülen davalar için öngörülen avukatlık ücretine hükmedeceği öngörülmüştü. Bu düzenleme değiştirildi ve avukatlık ücreti indirilmiş oldu.

Bugün ilgili hüküm yürürlükte olsaydı, SGM Tahkim Kurulu’na başvuran avukatlar duruşmasız işlerde 2.400 TL yerine 3.600 TL; duruşmalı işlerde ise 3.100 TL yerine 5.940 TL kazanabileceklerdi.

Bu vekalet ücretlerini spor federasyonlarının veya Merkez Disiplin Ceza Kurulu’nun kararlarına karşı SGM Tahkim Kurulu’na başvuran kişiler açısından da değerlendirmek gerekiyor.

SGM Tahkim Kurulu, bir mahkeme değil. Gerçek bir tahkim kurulu da değil.

İdari bir kurula başvurunun mahkemede dava açmak gibi değerlendirilmesi ne kadar doğru?

Üstelik SGM Tahkim Kurulu’na başvuranlar adli yardımdan faydalanamıyorlar.

Bir diğer sıkıntı ise, bağımsız spor federasyonları ile SGM Tahkim Kurulu arasındaki ilişki…

Bağımsız spor federasyonları kağıt üzerinde bağımsız olsa bile, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın bu federasyonlar üzerinde vesayet yetkisi var. Bu federasyonların seçimlerinde Bakanlık, Spor Genel Müdürlüğü belirleyici rol oynuyor. Spor federasyonları Bakanlığın izni olmaksızın talimat hazırlayamıyor. Bu federasyonların kurullarının bağımsız ve tarafsız oldukları söylenemez.

Federasyon kurullarının kararlarına karşı Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın atadığı Tahkim Kurulu’na başvurulması gerekiyor. Bu kurulun da tarafsız ve bağımsız olmadığı çok açık.

İstisnalar dışında, SGM Tahkim Kurulu federasyon kararlarına karşı başvuruları reddediyor.

Bu durumda, federasyon kararından ötürü mağdur olduğu için SGM Tahkim Kurulu’na başvuran kişi boşa kürek çektiği gibi ayrıca karşı vekalet ücreti ödeyerek maddi zarara uğruyor.

Merkez Spor Disiplin Kurulu ile SGM Tahkim Kurulu arasındaki ilişkiye hiç girmiyorum. Balık baştan kokuyor.

Sonuç olarak, SGM Tahkim Kurulu’na başvurularda karşı vekâlet ücretine hükmedilmemeli. Başvurucu avukatla temsil ediliyorsa, sadece kendi avukatına ücret ödemeli.

ARABULUCULUKTA VEKALET ÜCRETİNE DİKKAT!

Arabuluculuk, spor dünyası için önem kazanmaya başladı.

Sporun aktörleri arasındaki ilişkilerin önemli bölümü (işçi-işveren, ticari, tüketici) belli şartlar altında dava şartı arabuluculuk konusu oldu. Taraflar dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorundalar. Elbette taraflar her zaman ihtiyari arabuluculuğa başvurabilirler.

Dava şartı arabuluculukta avukatlık hizmetinden faydalananlar, avukatlarına maktu ücret ödemek zorundalar.

Avukatlık Ücret Tarifesi’ne göre, konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen işlerde avukatlık ücreti; arabuluculuk sonucunda arabuluculuk anlaşma belgesinin imzalanması halinde, Tarifenin üçüncü kısmına, anlaşma konusunun değerine azalan oranlar dikkate alınarak hesaplanacak. Şu kadar ki miktarı 7.200,00 TL’ye kadar olan arabuluculuk faaliyetlerinde avukatlık ücreti, 1.080,00 TL. maktu ücret olacak. Ancak, bu ücret asıl alacağı geçemeyecek.

Konusu para olmayan veya para ile değerlendirilemeyen işlerde avukatlık ücreti; arabuluculuk sonucunda arabuluculuk anlaşma belgesinin imzalanması halinde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde davanın görüldüğü mahkemeye göre öngörülen maktu ücret olacak.

Arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde, avukat, 1.080,00 TL. maktu ücrete hak kazanacak. Ancak, bu ücret asıl alacağı geçemeyecek.

TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU HUKUK AYKIRI İŞ YAPIYOR

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nden bahsederken Türkiye Futbol Federasyonu‘na (TFF) değinmemek olmaz.

Tarifeye göre, hakem önünde yapılan her türlü hukuki yardımlarda bu Tarife hükümlerinin uygulanması gerekiyor (Tarife md. 17/I).

TFF, bu kuralı ihlal ediyor.

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise, vekalet ücretinin kademeli oran dikkate alınarak belirlenmesi gerekiyor.

Oysa TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulu Talimatı’nda farklı bir düzenleme yer alıyor: “Kurul, uyuşmazlıkta haklı olan tarafın varsa vekili için, resmi ücret tarifesine göre Asliye Mahkemelerinde takip edilen davalar için uygulanan maktu avukatlık ücreti kadar vekâlet ücretine hükmeder.”

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulu Talimatı arasındaki farkı bir örnekle açıklayayım.

UÇK, futbolcu (A)’nın (B) Kulübü’nden 100.000 TL alacağı olduğuna karar vermiş olsun.

UÇK Talimatı’na göre karşı vekâlet ücreti 4.080 TL olarak hesaplanacak.

Eğer Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uygulansaydı, UÇK’nın 13.450 TL vekâlet ücretine hükmetmesi gerekecekti.

Asgari Ücret Tarifesi açık şekilde, Tarife hükümlerin hakem önünde yapılan her türlü yardımda uygulanacağını öngörüyor. Tarife’nin düzenlemeleri emredici nitelikte.

TFF’nin Uyuşmazlık Çözüm Kurulu Talimatı, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne aykırı. TFF’nin karşı vekalet ücreti ile ilgili düzenlemesi hukuka aykırı.

Bu düzenlemenin iptal edimesi gerekiyor.

İlgili düzenleme, futbolun yönetimi ile ilgili olmadığı için, TFF Tahkim Kurulu’na başvurulması gerekmiyor.

TFF’nin kamu kurumu olması sebebiyle, ülke çapında uygulanan bu düzenlemenin iptali için Danıştay’da iptal davası açılması gerekiyor (Danıştay Kanunu md. 24/f. 1-c)

Taraflar bu davayı açmaktan çekiniyorlar.

Bu durumda iş, Türkiye Barolar Birliği‘ne ve barolara düşüyor. Özellikle bünyesinde spor hukuku komisyonları bulunan Ankara Barosu ve İstanbul Barosu‘nun bu davayı açması bekleniyor.

Türkiye Barolar Birliği’nin ve baroların “spor tahkiminde adli yardım“ın hayata geçirilmesi için çalışma yapmaları gerekiyor.

Yargıtay: “Sporcu Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklarda İş Mahkemesi Görevlidir”

Resmî Gazete’nin bugünkü sayısında sporcu sözleşmelerinde tahkim şartı ve görevli mahkemeye ilişkin ilginç bir Yargıtay kararı yayınlandı.

Bu karar spor hukuku açısından çok önemli.

Yargıtay kararı bazı soruları gündeme getirdi:

  • Kulüp ile profesyonel sporcu arasındaki sözleşmenin niteliği nedir?
  • Profesyonel sporcu sözleşmesinde tahkim şartı öngörülebilir mi?
  • Profesyonel sporcu sözleşmesinden doğan ücret alacağının tahsili için Türkiye Basketbol Federasyonu veya bir başka federasyon görevli kılınabilir mi? Sporcu, alacağın tahsili için federasyona başvurmaya zorlanabilir mi?
  • Profesyonel sporcu sözleşmesinde yer alan tahkim şartı geçerli midir? Sporcu, tahkim şartına rağmen devlet mahkemesine başvurabilir mi?
  • Profesyonel sporcu sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar için hangi mahkeme görevlidir?

Yargıtay bazı sorulara cevap vermiş.

Önce olayı anlatayım.

Basketbol oyuncusu Dilan Çelik ile Kastamonu Basketbol Spor Kulübü Derneği arasında sözleşme imzalanmış.

Sporcu, ücret alacağının ödenmemesi sebebiyle icra takibi başlatmış. Davalı kulüp takibe itiraz etmiş. Sporcu, itirazın iptali ve takibin devamı için asliye hukuk mahkemesine başvurmuş.

Kulüp, davacı ile aralarındaki sözleşmede “uyuşmazlıkların basketbol federasyonunca inceleneceğine” dair hüküm bulunduğunu savunarak, tahkim ilk itirazında bulunmuş.

Asliye hukuk mahkemesi, sözleşmede tahkim şartı bulunması nedeniyle davanın usulden reddine karar vermiş.

Yargıtay, 7036 sayılı Kanun uyarınca görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğunu, davanın iş mahkemesinde açılması ve tahkim ilk itirazını iş mahkemesinin değerlendirmesi gerektiğini, asliye hukuk mahkemesinin görevsizlik karar vermesi gerekirken davanın usulden reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu belirtmiş.

Bu kararda değerlendirilmesi gereken birkaç nokta var.

1) Kulübe bağlı çalışan profesyonel sporcu, işçidir:

Yargıtay, kulüp bünyesinde ücret karşılığı çalışan profesyonel sporcuların işçi olduklarını belirtmiş.

Yargıtay’ın bu tespiti doğru.

Her ne kadar ülkemizde bazı spor hukukçuları profesyonel sporcuların işçi olmadıklarını iddia etseler de, bu meslektaşlar – çok şükür – azınlıkta.

Konu hakkında uzun yazmayacağım. Daha önce yayınladığım yazımı okuyabilirsiniz.

2) Yargıtay, kanunun adını yanlış yazmış:

Yargıtay, “7036 sayılı İş Kanununun göreve ilişkin 5/1/a maddesi” uyarınca iş mahkemesinin görevli olduğunu açıklamış.

Yargıtay, kanunun adını yanlış yazmış.

7036 sayılı Kanun, İş Kanunu değildir. Bu kanunun başlığı İş Mahkemeleri Kanunudur.

3) Kanun, tahkim şartını ortadan kaldırmaz:

Yargıtay’ın ne dediğini doğru anlamak gerekiyor.

Twitter’da bir hukukçu bu kararı “Sözleşmeli sporcunun ücret alacağından doğan uyuşmazlıklar hakkında, tahkim şartı olsa bile 25.10.2017 tarihinden sonra açılan iş davalarında görevli mahkeme iş mahkemesidir.” şeklinde duyurmuş.

Bu ifadeyi düzeltmek gerekir.

Yargıtay, tahkim şartına rağmen iş mahkemesinin görevli olduğunu ifade etmedi. Yargıtay, davanın asliye hukuk mahkemesinde değil, iş mahkemesinde açılması gerektiğini; tahkim itirazını iş mahkemesinin değerlendirmesi gerektiğini açıkladı. Yargıtay, İş Mahkemeleri Kanununun yürürlüğe girmesi ile tahkim şartını geçersiz hale geldiği, tahkim şartı olmasın rağmen iş mahkemesinde dava açılması gerektiği yönünde bir açıklama yapmadı.

4) Tahkim şartı geçersiz:

Asliye hukuk mahkemesi, taraflar arasındaki sözleşmede yer alan “uyuşmazlıkların basketbol federasyonunca inceleneceğine” dair düzenlemeyi tahkim şartı olarak değerlendirmiş.

Uyuşmazlığın federasyonca değerlendirileceğine dair düzenleme tahkim şartı mıdır?

Kanımca bu tahkim şartı geçersizdir. Zira Türkiye Basketbol Federasyonu’na tahkim görevi yükleyen yasal düzenleme bulunmamaktadır. Ayrıca federasyon bünyesinde, Türkiye Futbol Federasyonu’ndan farklı olarak, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu gibi bir kurul bulunmamaktadır.

Federasyona yetki veren düzenlemenin tahkim şartı olduğu kabul edilse bile, bu tahkim şartının geçerliliği tartışmalıdır.

Yargıtay’ın konuyla ilgili çelişkili kararlar verdiği, içtihat yaratamadığı görülmektedir.

Yargıtay, “sözleşmenin kuruluşunda bizzat sözleşme içeriğinde tahkim şartı öngörülmesi halinde işçi, işverene bağımlı durumda bulunmakla tahkim şartının işçiyi bağladığından bahsedilemez” demiştir.

Yargıtay bir başka kararında “antrenör veya teknik direktör ile işveren arasındaki uyuşmazlıkların çözümü için, bu kişilerin bağlı bulundukları federasyonun yönetmelik veya genelgelerinde özel hukuk veya tahkim kurulunun öngörülmesinin iş mahkemesinin görevini ortadan kaldırma(yacağını)” kabul etmiştir.

Yargıtay bir diğer kararında “Federasyon ile kulüp, federasyon ile hakem, sporcu, teknik direktör, antrenör, idareci ve benzeri spor elemanları ile kulüpler arasında çıkan uyuşmazlıklar için federasyonun kendi özel kanunlarında veya hukuk talimatlarında özel kurullar ve tahkim şartı benimsen(mesi halinde) sporcu, antrenör gibi kimselerin işverenleri olan kulüplerle ilgili uyuşmazlıklarda öncelikle bağlı olduğu federasyonun kurullarına başvurması gerek(tiğini)” benimsemiştir.

Yargıtay’ın kararları dikkate alınırsa, Yargıtay sporcu sözleşmesinde spor federasyonunun görevli olduğuna tahkim şartının geçerliliğini sadece ilgili federasyonun mevzuatında bu yönde düzenleme olması ve federasyonda özel kurullar olması ihtimalinde tartışmaktadır. Federasyonda tahkim kurulu, uyuşmazlık çözüm kurulu gibi kurullar yok ise, kulüp ile sporcu arasındaki sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların federasyon tarafından çözümleneceğine dair düzenleme tahkim şartı olarak kabul edilmeyecektir.

Federasyon bünyesinde tahkim kurulu yer almadığına göre, işveren işçiyi federasyona başvurmaya zorlayabilir mi?

Zorlayamaz.

Taraflar arasında tahkim şartı olduğu kabul edilse bile, Yargıtay iş sözleşmesindeki tahkim şartını ya geçersiz kabul ediyor ya da işçinin mahkemeye başvurma hakkının ortadan kaldırmadığını belirtiyor.

Sonuç olarak, asliye hukuk mahkemesinin tahkim şartını kabul etmesi hukuka aykırıdır.

İş mahkemeleri de kulüp ile sporcular arasındaki sözleşmelerde yer alan bu tür tahkim şartlarının geçerli olmadığı ya da sporcuların devlet mahkemesine başvurma hakkını ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle sporcuların açacakları ücret alacağı davalarını kabul etmek zorundadır.

5) Dava şartı arabuluculuk atlanmamalı:

Kulüp ile profesyonel sporcu arasındaki sözleşme hizmet sözleşmesidir. Hizmet sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda iş mahkemesi görevlidir.

Dava açmaya karar verilmesi halinde, çok önemli bir hususa dikkat etmek gerekiyor.

Kulüp veya profesyonel sporcu, işçi veya işveren alacağı ve tazminatı talepli dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmektedir.

– – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – — – –

Yargıtay’ın kararını aşağıda paylaşıyorum.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinden:

ESAS NO : 2020/7165

KARAR NO : 2020/5239

TÜRK MİLLETİ ADINA

YARGITAY İLAMI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KASTAMONU 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 27/11/2018

NUMARASI: 2018/302-2018/380

DAVACI: DİLAN ÇELİK VEKİLİ AVUKAT ZEYNEP YURT

DAVALI : KASTAMONU BASKETBOL SPOR KULÜBÜ DERNEĞİ VEKİLİ AVUKAT OSMAN YİĞİT ÇINAROĞLU

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozulması istenilmekle, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

YARGITAY KARARI

Davacı, davalı spor kulübünün sözleşmeli sporcusu olduğunu, 1.375,00 TL ücret alacağının davalı spor kulübü tarafından ödenmediğini, bu nedenle başlattığı takibe davalının itiraz ettiğini ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir.

Davalı spor kulübü, davacı ile aralarındaki sözleşmenin 8.maddesinde uyuşmazlıkların basketbol federasyonunca inceleneceğine dair hüküm bulunduğunu savunarak, tahkim ilk itirazında bulunmuştur.

Mahkemece, sözleşmede tahkim şartı bulunması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş; miktar itibariyle kesin olan hüküm, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozulması istemi ile temyiz edilmiştir.

Görev, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınabileceği gibi taraflarca da davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Ayrıca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 116’ncı maddesinin (b) bendine göre ihtiyari tahkimde uyuşmazlığın tahkimde görülmesi gerektiğine ilişkin itiraz, ilk itiraz niteliğinde olup, l 17’nci maddenin ikinci fıkrası gereğince, ilk itirazların, dava şartlarından sonra inceleneceği açıkça hükme bağlanmıştır.

7036 sayılı İş Kanununun göreve ilişkin 5/1/a maddesinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun ikinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen, hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarında görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu hükme bağlanmıştır. Yine aynı kanunun 38′ inci maddesinde de görevi düzenleyen 5′ inci maddesinin yayın tarihinden itibaren yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.

O halde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işverenler arasındaki iş ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda, 7036 sayılı Kanununun 5’inci maddesinin (a) bendinde ve 38’inci maddeleri gereğince 25/10/2017 tarihinden sonra açılan davalarda görevli mahkeme iş mahkemeleridir.

Somut olaya bakıldığında; davacının, hizmet sözleşmesi gereğince davalı Spor Kulübünde profesyonel sporcu olarak görev yaptığı, 7036 sayılı Kanunun 25/10/2017 tarihinde yürürlüğe girdiği, davanın 18/09/2018 tarihinde açıldığı dikkate alındığında, davada görevli mahkeme iş mahkemesidir. İlk itirazı değerlendirecek olan mahkeme de görevli olan iş mahkemesidir. Mahkemece bu husus resen dikkate alınıp, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, tahkim ilk itirazı üzerine “davanın usulden reddine” karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına temyiz talebinin kabulü gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına temyiz talebinin kabulü ile Kastamonu Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 27.11.2018 tarih ve 2018/302 E., 2018/380 K. sayılı karanın sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, 01/10/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Mahkeme Kararı: “Fotoğrafın Gazetede İzinsiz Kullanılması, Fikrî Mülkiyet, Haksız Rekabet İddiası, Dava Şartı Arabuluculuk”

T.C.
İSTANBUL
1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/171 Esas
KARAR NO : 2020/186

DAVA : TAZMİNAT (Fikir ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/06/2020
KARAR TARİHİ : 29/06/2020

Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Fikir ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin hak sahibi olduğu fotoğrafın izin alınmaksızın ve herhangi bir bedel ödenmeksizin hukuka aykırı olarak davalının “…” adlı spor gazetesinin 04/03/2020 tarihli nüshasının son sayfasında yayınlanması sebebi ile haksız rekabetin tespitini, fotoğrafın davalıya ait tüm gazete ve dergilerde yayımlanmasının önlenmesini, müvekkillerinin uğramış olduğu zarar sebebi ile fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak kaydı ile her bir müvekkili bakımından şimdilik 2.500 ‘er-TL olmak üzere toplam 5.000-TL maddi tazminatın yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikten davalıdan tahsilini talep etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava konusu uyuşmazlık: Müvekkillerinin hak sahibi olduğu fotoğrafın izin alınmaksızın ve herhangi bir bedel ödenmeksizin hukuka aykırı olarak davalının “…” adlı spor gazetesinin 04/03/2020 tarihli nüshasının son sayfasında yayınlanması sebebi ile haksız rekabetin tespitini, fotoğrafın davalıya ait tüm gazete ve dergilerde yayımlanmasının önlenmesini, müvekkillerinin uğramış olduğu zarar sebebi ile fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak kaydı ile her bir müvekkili bakımından şimdilik 2.500 ‘er-TL olmak üzere toplam 5.000-TL maddi tazminatın yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikten davalıdan tahsilini talepli davadır.

18.12.2018 tarih ve 7155 sayılı kanunun ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olarak arabuluculuk hakkındaki yasal düzenlemeleri dikkate alındığında 20. madde düzenlemesinde; 13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

3.Dava şartı olarak arabuluculuk
MADDE 5/A- (1)Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
(2)Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.”

MADDE 21- 6102 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
GEÇİCİ MADDE 12- (1)Bu Kanunun dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan davalar hakkında uygulanmaz.”
MADDE 26- (1)Bu Kanunun; a) 10, 20 ve 21 inci maddeleri 1/1/2019 tarihinde yürürlüğe girer” şeklinde düzenlenmiştir.

6102 sayılı TTK’nın 4. maddesine göre “(1)Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./1.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;…. d)Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,… öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./1.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.” hükümlerine amirdir. Düzenlemesi getirilmiştir.

Davacının dava dilekçesi kapsamı ve uyuşmazlık konusu incelendiğinde; 7155 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile eklenen 6102 sayılı Kanun’un 5/A maddesi uyarınca “bu Kanunun (TTK) 4.Maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı” olarak düzenlendiği, söz konusu düzenlemenin dava şartı olması nedeniyle mahkemece uygulamasının res’en gözetilmesinin zorunlu olduğu, aynı yasanın 23. maddesi ile 6325 sayılı kanuna eklenen 18/A maddesi uyarınca dava şartı olan arabuluculukta davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin tutanağın aslını ya da arabulucu tarafından onaylanmış örneğini dava dilekçesine eklemesinin zorunlu olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddine karar verileceği ihtarını içeren davetiye gönderileceğinin düzenlendiği, söz konusu kanunun 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe girdiği, davanın ise bu tarihten sonra açıldığı, ve dava dileçesi incelendiğinde arabulucuk faaliyetinin olumsuz sonuçlandığına dair bir beyan geçmediği gibi dilekçe ekinde bu yönde belge bulunmadığı, yani arabulucuk başvurunun olumsuz sonuçlandığına dair belge sunulmadan dava açıldığı, aynı yasanın 18/A-2 fıkrası son cümlesi uyarınca, arabulucuya başvurulmadan dava açılmadığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceğinin düzenlendiği ve davacı tarafından açılan davanın zorunlu arabuluculuk kapsamında kaldığı anlaşıldığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1- Dava konusunun niteliği gereği zorunlu olarak arabulucuya başvurulması dava şartı olduğundan ve bu şart yerine getirilmeden dava açıldığı anlaşıldığından, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18/A, HMK 115/2 maddeleri gözetilerek DAVA DİLEKÇESİNİN DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,

2- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca 54,40-TL ilam harcının peşin yatırılan harçtan mahsubu ile 30,99-TL fazla harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacılara iadesine,

3- Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın talep halinde ve karar kesinleştiğinde iadesine,

Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara/vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verildi. 29/06/2020

Arabuluculuk Zirvesi II’nin Kitabı Yayınlandı.

Kitabın içeriği aşağıdaki gibidir:

Okumaya devam et Arabuluculuk Zirvesi II’nin Kitabı Yayınlandı.

“Koronavirüs Salgını Sürecinde Futbol Tahkimi” Hakkında Konuştuk

Koronavirüs salgını sürecinde kulüpler futbolculara ücretlerini ödemiyor, futbolcuları ücretlerinde indirim yapmaya zorluyor.

İstanbul Barosu Tahkim Merkezi Başkanı Av. İsmail Altay ile aşağıdaki soruları tartıştık:

  • Futbolcular, kulüplerin indirim taleplerini kabul etmek zorunda mı?
  • Kulüpler sözleşmelerde tek taraflı değişiklik yapabilir mi?
  • Ücreti ödenmeyen futbolcular hangi hukuki yollara başvurabilirler?
  • TFF, kulüpler ve futbolcular arasında çıkacak sözleşmesel uyuşmazlıklara müdahale edebilir mi?
  • Futbolcular Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’na başvurmak zorundalar mı?
  • Uyuşmazlık Çözüm Kurulu gerçek anlamda bir tahkim kurulu mu? Kurulun üyeleri bağımsız ve tarafsız mı?
  • Sözleşmesel uyuşmazlıklar TFF Tahkim Kurulu önüne getirilmeli mi?
  • Futbolcu sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda devlet yargısına başvurulabilir mi?
  • TFF Tahkim Kurulu’nun yapısı nedir? Üyeleri bağımsız ve tarafsız mı?
  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “Ali Rıza ve Diğerleri” kararı Türk spor tahkimi sistemini etkiler mi?
  • Türk spor tahkimi nasıl yapılandırılmalı?

Yayını Youtube’da izleyebilir, Soundcloud ve Spotify’da dinleyebilirsiniz.

mertyasar · Koronavirüs Salgını Sürecinde Futbol Tahkimi



“Sigorta Şirketine Dava Açılmadan Önce Zorunlu Arabuluculuğa Başvurulmalıdır”

Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, Ocak 2020’de, trafik kazasında ağır yaralanan ve spor hayatı biten bir gencin sigorta şirketine açtığı davayı “arabuluculuğa başvurulmadığı” gerekçesiyle usulden reddetti. 

Mahkemenin red kararı, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu‘na dayanıyor.

Kanunun “dava şartı arabuluculuk” başlıklı 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda. Kanunda arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği öngörülmüş.

Sigorta şirketinin taraf olduğu davalar ticari dava olarak kabul ediliyor. Sigorta şirketine dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması gerekiyor. Arabulucuya başvurulmadan açılan tazminat davaları usulden reddediliyor.

Kanunun bu düzenlemesi pratik değil. Usul ekonomisi ilkesine aykırı.

Kanunun değiştirilmesi ve kanuna “arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması halinde, mahkemenin davacıya en az bir aylık kesin süre vereceği ve bu süre içinde anlaşma sağlanamazsa, anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, aksi halde davanın usulden reddedileceği“ne dair bir hükmün eklenmesi gerekiyor.

İlk derece mahkemesinin kararını örnek olması için paylaşıyorum:

Okumaya devam et “Sigorta Şirketine Dava Açılmadan Önce Zorunlu Arabuluculuğa Başvurulmalıdır”

Kulüplere Bağlı Profesyonel Sporcular, İşçidir

Geçen gün bir meslektaşımın “sporcu alacaklarınının tahsili” ile ilgili yazısını okudum. Yazısında çeşitli yollardan bahsettikten sonra, dava yoluna gidilmesi tercih edilirse, sporcu işçi sayılmadığı için davanın asliye hukuk mahkemesinde açılması gerektiğini savunmuş.

Bu hataya sık sık şahit oluyorum.

Sporcunun niteliği ve sporcu alacaklarının taleplerinde görevli mahkemenin tespiti konusunda iki büyük hata yapılıyor.

Okumaya devam et Kulüplere Bağlı Profesyonel Sporcular, İşçidir

33ème Congrès de la CIB – Modes alternatifs de résolution des conflits – droit du sport

2019 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi Yayınlandı

2019 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi, 31 Aralık 2018 tarihli Resmî Gazete’nin 4. Mükerrer Sayısı‘nda yayımlandı. Tarife 1 Ocak 2019 tarihinde yürürlüğe girecek.

Bu tarife, spor camiası için önemli. Okumaya devam et 2019 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi Yayınlandı

Ticari İşlerde Zorunlu Arabuluculuk Kabul Edildi

Türkiye Büyük Millet Meclisi, ticari işlerde zorunlu arabuluculuk öngören düzenlemeyi kabul etti.

Ticari işlerde zorunlu arabuluculuğu öngören Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun, 19 Aralık 2018 tarihli ve  30630 sayılı Resmî Gazete‘de yayımlandı (Kanunla ilgili Komisyon Raporu için bkz. https://goo.gl/8QrFMK. Kanunun kabul edildiği oturumun tutanağı için bkz. https://goo.gl/4BQNBU) Okumaya devam et Ticari İşlerde Zorunlu Arabuluculuk Kabul Edildi

Sporda Zorunlu Arabuluculuk Dönemi Başlıyor

Türkiye’de pek bilinmese bile, kulüplerde ücret karşılığı spor faaliyetinde bulunanlar (profesyoneller) işçidir. Profesyonel sporcular, antrenörler, teknik direktörler, teknik elemanlar ile kulüpler veya federasyonlar arasında yapılan sözleşme hizmet sözleşmesidir. Taraflar bir sözleşme imzalamamış olsalar bile, hizmet sözleşmesi kurulmuş sayılır.

Yakın zaman içinde profesyonel spor sektöründe yeni bir dönem başlayacak.

İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı, TBMM’ye sevk edildi. Tasarının TBMM tatile girmeden önce yasalaşması bekleniyor.

Okumaya devam et Sporda Zorunlu Arabuluculuk Dönemi Başlıyor