Etiket: spor

Kulüplere Bağlı Profesyonel Sporcular, İşçidir

Geçen gün bir meslektaşımın “sporcu alacaklarınının tahsili” ile ilgili yazısını okudum. Yazısında çeşitli yollardan bahsettikten sonra, dava yoluna gidilmesi tercih edilirse, sporcu işçi sayılmadığı için davanın asliye hukuk mahkemesinde açılması gerektiğini savunmuş.

Bu hataya sık sık şahit oluyorum.

Sporcunun niteliği ve sporcu alacaklarının taleplerinde görevli mahkemenin tespiti konusunda iki büyük hata yapılıyor.

KULÜPLERE BAĞLI ÇALIŞAN PROFESYONEL SPORCULAR İŞÇİDİR

Bazı hukukçularımız, profesyonel sporcu ile kulübü arasındaki sözleşmeyi yanlış değerlendiriyorlar.

Geçen sene bir radyo programına katılan bir spor hukukçusu “basketbolcular, voleybolcular işçi olarak değerlendirilir ancak futbolcular işçi değildir. Milyonlarca TL kazanan işçi gördünüz mü?” demişti.

Bu, çok vahim bir yanlış.

Bir sözleşmeyi nitelendirirken, tarafların ne kadar para kazandığına bakılmaz. Taraflar arasındaki ilişki dikkate alınır. Üstelik çok para kazanan sporcu, işçi değil ise; az para kazanan sporcu mu işçi olacak? İkisi de profesyonel sporcu! Ayrıca bugün voleybolcular, basketbolcular da çok para kazanıyorlar. Ücret karşılığı çalışan sporcuları liglerine ve branşlarına göre mi sınıflandıracağız?

Türk Borçlar Kanunu’nda genel hizmet sözleşmesinin tanımı açıkça verilmiş: “Genel hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle işgörmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.”

Kanundaki tanım, profesyonel sporcu ile kulübü arasındaki ilişkiyi tanımlıyor. Taraflar arasında hiyerarşik ilişki var. Sporcu, kulübe bağımlı faaliyet gösteriyor. Sporcu, kulübün talimatları doğrultusunda antrenmanlara katılmak ve görev verilirse, maçlara çıkmak zorunda. Taraflar arasında belirli süreli iş görme sözleşmesi var. Sporcu, bu faaliyetleri karşısında ücrete hak kazanıyor.

Bütün hukuk sistemleri profesyonel sporcu ile kulübü arasındaki sözleşmeyi hizmet sözleşmesi olarak nitelendiriyor ve sporcuyu işçi olarak kabul ediyor. Sadece bazı Türk spor hukukçuları, kulübe bağlı çalışan profesyonel sporcunun işçi olmadığını iddia ediyorlar.

Hukuk fakültesinde üçüncü sınıfı bitirmiş hiçbir öğrenci böyle hata yapmaz. Yapmamalı.

Yeri gelmişken, bir yanlışa daha değineyim. Spor branşının profesyonel olması başka, sporcunun profesyonel olması ise bambaşka bir konu. Bir spor dalının profesyonel olup olmayacağına Gençlik ve Spor Bakanlığı karar veriyor. Ancak bugün profesyonel olmayan spor dallarında binlerce profesyonel sporcu var. Bu sporcular kulüplerinde ücret karşılığı çalışıyorlar. Maalesef bazı hukukçular, “profesyonel olmayan dallarda faaliyet gösteren kulüpler ile onların ücret verdiği sporcular arasındaki sözleşmenin hizmet sözleşmesi olarak nitelendirilemeyeceğini, hizmet sözleşmesi olsa bile, bu sözleşmenin kanuna aykırılık nedeniyle kesin hükümsüz olduğunu” iddia ediyorlar. Hukuken savunulması mümkün olmayan bu görüşü ciddiye almak mümkün değil. Üstelik hizmet sözleşmesinin varlığını kabul edip, bunun kesin hükümsüz olduğunu iddia edenler, Türk Borçlar Kanunu’nun açık hükmünü göz ardı ediyorlar: “Bir kimse, durumun gereklerine göre ancak ücret karşılığında yapılabilecek bir işi belli bir zaman için görür ve bu iş de işveren tarafından kabul edilirse, aralarında hizmet sözleşmesi kurulmuş sayılır. Geçersizliği sonradan anlaşılan hizmet sözleşmesi, hizmet ilişkisi ortadan kaldırılıncaya kadar, geçerli bir hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğurur.

İŞ KANUNUNA TABİ OLMAYAN YÜZBİNLERCE İŞÇİ VAR

Sporcuları işçi olarak değerlendirmeyen hukukçular ayrıca İş Kanunu’na dayanıyorlar. Bu hukukçular, İş Kanunu’na tabi olmayan sporcuların işçi olarak değerlendirilemeyeceğini ileri sürüyorlar.

Bu asla kabul edilemeyecek, fahiş bir hata.

İş Kanunu’nda, kanunun uygulanmayacağı iş ve iş ilişkileri belirtiliyor. İş Kanunu, sporcular hakkında uygulanmıyor.

Bazı hukukçuların iddiasının aksine, İş Kanunu’na tabi olmak, işçi sıfatının kazanılması için tek ve mutlak ölçüt değil. İş Kanunu’na tabi olmayıp başka kanunlara (5953 sayılı Kanun, 854 sayılı Kanun) ve genel olarak Türk Borçlar Kanunu‘na tabi yüzbinlerce işçi var. Bu işçiler de sosyal güvenlik sistemine tabiler. İş sağlığı ve güvenliği mevzuatı bunlara da uygulanıyor. Bu işçiler de sendika kurabiliyorlar.

O hukukçulara sormak gerekir: İş Kanunu’na tabi olmayan ancak Türk Borçlar Kanunu ve diğer kanunlar uyarınca bir işverene bağlı çalışan kişiler işçi değil ise, bu kişilerin sıfatı nedir? Taraflar arasındaki sözleşme nasıl değerlendirilmelidir?

PROFESYONEL SPORCU İLE KULÜP ARASINDAKİ UYUŞMAZLIKLARDA GÖREVLİ MAHKEME, İŞ MAHKEMESİDİR

Sporcu sözleşmeleri ile ilgili ikinci hata ise, görevli mahkemenin tespitinde yapılıyor.

Bazı spor hukukçuları, İş Kanununa tabi olmayan sporcu sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu iddia ediyorlar.

Bu da çok vahim bir hata. Kanunun açık hükmüne rağmen böyle bir iddiada bulunulması düşündürücü.

Geçen sene yürürlüğe giren İş Mahkemeleri Kanunu‘na göre, Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına ilişkin dava ve işlere İş Mahkemeleri bakmakla görevli.

Kanunda açıkça, Türk Borçlar Kanunu’na tabi hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar için iş mahkemeleri görevli kılınmışken, hukukçuların asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu iddia etmeleri çok ilginç.

Özellikle profesyonel sporcuların, vekillerinin dikkat etmeleri gereken bir hususu hatırlatmak isterim. Kulübe karşı iş mahkemesinde dava açılmadan önce, arabuluculuğa başvurulmalı. Kanuna, bireysel iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenleniyor. Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamazsa,  taraflar ve arabulucu tarafından imzalanmış son tutanağın dava dilekçesine eklenmesi gerekiyor.

ÖZET

Bir kulübe bağlı çalışan profesyonel sporcu ile kulüp arasında hizmet sözleşmesi bulunmaktadır. Sporcu, işçi; kulüp ise işverendir.

Kulüp ile profesyonel sporcu arasında doğacak uyuşmazlıklarda ise iş mahkemesi görevlidir.

İş mahkemesinde dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmalıdır.

Spor Disiplin Yönetmeliği Yürürlüğe Girdi

Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından hazırlanan Spor Disiplin Yönetmeliği, 13 Temmuz 2019 Tarihli ve 30830 Sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe girdi (Yönetmeliğin güncel versiyonu için bkz. https://bit.ly/30P7GZK).

Bu yönetmeliğin yürürlüğe girmesi ile birlikte, 7 Ocak 1993 tarihli ve 21458 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Amatör Spor Dalları Ceza Yönetmeliği (son versiyonu için bkz. https://bit.ly/30QZqZ7) yürürlükten kaldırıldı.

Spor Disiplin Yönetmeliği’nin kapsamını iyi tespit etmek gerekiyor. Yönetmeliğin 2’nci maddesinin 2’nci fıkrası, yönetmeliğin kapsamı dışında kalan konuları düzenliyor. Bu fıkraya göre, “Bağımsız spor federasyonlarının faaliyet programında yer alan veya bunlardan izin alınmak suretiyle düzenlenen müsabaka ve faaliyetler ile 5/5/2009 tarihli ve 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında Türkiye Futbol Federasyonunca düzenlenen futbol müsabaka ve faaliyetleri bu Yönetmeliğin kapsamı dışındadır.”

Bu yönetmelik özellikle Türkiye E-Spor Federasyonu gibi bağımlı, tüzel kişiliği olmayan federasyonları ve bu federasyonlar bünyesinde çalışan teknik ekip ile sporcuları yakından ilgilendiriyor. Ne yazık ki TESFED, e-spor camiasını yeni ceza yönetmeliği hakkında bilgilendirmedi.

Spor Ceza Yönetmeliği, hukuki açıdan büyük sorunlar doğurmaya aday. Bu yönetmelikte suçlar ve cezalar belirli değil. Adil yargılanma hakkı ciddi şekilde ihlal ediliyor. Savunma hakkı, tanık gösterme hakkı ve çapraz sorgu hakkı ciddi ölçüde kısıtlanıyor.

Maalesef bu yönetmeliğin hukuka aykırı düzenlemelerinin iptali için dava açacak dernek, birlik, sendika yok.

Yargılanacak kişiler çok mağdur olacaklar.

Türkiye Golf Federasyonu’nun Ana Statüsü Değişti

1/10/2014 tarihli ve 29136 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Golf Federasyonu Ana Statüsü değiştirildiDeğişiklik, bugün Resmî Gazetede yayımlandı.

Ana Statü’de iki değişiklik yapıldı.

a) Federasyonun genel kurulunda bazı kulüplerin delege sayıları azaltıldı. Genel kurul çağrı tarihinden önce biten son iki sezon Federasyon faaliyetlerine katılmış kulüplere onar üye ile temsil hakkı tanınmıştı. Değişiklik ile, bu kulüpler kulüpler 10 değil, 6 üye ile temsil edilecek.

b) İkinci değişiklik ise, federasyon başkan adaylarını ilgilendiriyor. Bundan böyle başkan adayları adaylık ücreti ödemeyecek ve delegelerin %15’inin teklifini sunmak zorunda kalmayacaklar.

İkinci değişiklik, Danıştay’ın kararını hayata geçirmiş oldu. Ancak merak ediyorum: Bu ana statü değişikliği, federasyonun genel kurulu tarafından oylanıp onaylandı mı? Genel kurulun onaylamadığı bir değişiklik yok hükmündedir.

İstinaf Kararı – Marka Hukuku

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI

DOSYA NO : 2018/1346 Esas
KARAR NO : 2018/1154 Karar
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
NUMARASI : 2017/595 E.,
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli)
KARAR TARİHİ : 15/05/2018

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin … ve şekil markasının dünyaca tanınmış olduğunu ve 1997 yılından bu yana da Türkiye’de marka adı altında üretim yapılıp pazarlandığını ve.. şekilden oluşan çok sayıda markaları bulunduğunu, davalılardan …’ın …. numaralı tescilli markalarında müvekkilinin logo ve markasının kullanıldığını, ayrıca davalının tescilli markasını da tesciline aykırı olarak müvekkilinin logosuyla iltibas oluşturacak şekilde kullanıldığını, ürünlerin diğer davalı şirketlerce pazarlandığını öne sürerek Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29.ve 155.maddesi ve Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabete ilişkin hükümleri dikkate alınarak davalı markaların hükümsüzlüğünü, haksız rekabetin ve marka haklarına tecavüzün tespitini, müvekkilinin logosuna benzer logo ve markaların ürünlerde kullanımının, satış ve dağıtımının, tanıtımlarda kullanılmasının önlenmesini ve toplatılması konusunda tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili .. sözcüğünün yaygın olarak kullanılan bir spor dalının ismi olduğunu, ilk kez davacı tarafından kullanılmadığını, tekstil sektöründe sözcüğün ayırt ediciliğinin bulunmadığını, jenerik hale geldiğini, giysi adı olarak kullanıldığını, davacının 35.sınıfta tescilinin bulunmadığını, davacı markasında.. ve logonun baskın unsur olmadığını, markalar arasında iltibasa yol açacak benzerlik bulunmadığını, SMK 155.maddesinin uygulama koşullarının oluşmadığını, marka tescilinde 4 yılı aşkın süre boyunca sessiz kalındığını savunarak tedbir talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, davalı markalarının tescilli oluşu ve hükümsüzlüğün yargılamayı gerektirmesi nedeniyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup, karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.

İstinaf sebepleri, davacı, davalının müvekkilinin tanınmış marka ve logosuyla iltibas oluşturan logoyu giysilerin üzerinde tescile aykırı olarak müvekkili gibi kullandığını, markanın görsel ve konsept olarak müvekkilinin markasına benzer şekilde iki at üzerinde iki … oyuncusunun aynen kullanıldığını, mahkemenin ret gerekçesinin yasaya aykırı olduğunu, tecavüze ilişkin delillerin sunulduğunu, SMK 155.madde gereğince marka tescilinin müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, tescilin kötü niyetli olduğunu, TTK 51.maddeyle öngörülen haksız rekabet koşullarının da oluştuğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesindeki savunmasını tekrarlamıştır.

Deliller; davacı markasının tanınmışlığına, dünyadaki tescil sayısına, kullanımına, tescillerine ilişkin bir klasör delil ve markanın taraf ürünlerindeki kullanıma ilişkin görseller sunmuştur.

Davalı da … markası ve logonun kullanımıyla ilgili değişik görseller sunmuştur.

GEREKÇE:
İstinafın konusu, tedbir talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talebine ilişkindir.

Davalının hükümsüzlüğü istenilen … numaralı markalarının tescilli oluşu ve hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı hususunun yargılamayı gerektirmesi nedeniyle SMK 155.maddeye göre talep edilen istinaf talebinin reddi gerekir.

Ancak söz konusu … ve … markalar yarım yay formunda yazılan … ve onun çevrelediği boşluğa atlı … oyuncusu, yayın alt kısmında da yatay olarak yazılı … sözlerinden oluştuğu olduğu halde davalının markalarını tescile aykırı olarak davacının … ve diğer seri at üzerinden … oyuncusu şekil markasıyla iltibas oluşturacak şekilde kendi tescilli markasının sözel kısmını kullandığı sunulan ürün görselleri ile anlaşıldığından istinaf talebinin kabulüne ilk derece mahkemesi kararının kaldıırlmasına 50.000 TL teminat karşılığında davacının at üstünde … oyuncusu figürünü davalı ürün ve tanıtımlarından kullanılmasının ve piyasaya sürülmesinin tedbiren önlenmesine, ürün ve tanıtımlardan çıkarılması karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

KARAR:
1-İstinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
2-50.000 TL teminat karşılığında davacının at üstünde … oyuncularından oluşan şekil markasının davalı tarafından ürün ve tanıtımlarda kullanımın, markayı taşıyan ürünlerin satışının tedbiren önlenmesine, markanın ürün ve tanıtımlardan çıkarılmasına,
3Diğer talebin reddine
4-Peşin harcın talebi halinde davacıya iadesine,
5-İstinaf yargılama giderlerinin verilecek nihai kararda değerlendirilmesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf aşaması için ayrıca avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile ve kesin olarak karar verildi. 15/05/2018

Özcan Yeniçeri’den Spor Bakanı’na Sorular

MHP milletvekili Özcan Yeniçeri, Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç‘ın yanıtlaması için birçok soru önergesi vermiş. Hepsini toplu halde paylaşıyorum.
I) 1) 2014 yılı Ocak ayı itibarı ile ·Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından engelli vatandaşlarımızın spora katılımını sağlamak, spor tesislerini engeliiierin kullanımına uygun hale getirmek, engelli sporcu ve ailelerine destek olmak adına yürütülmekte olan çalışma ile projeler var mıdır? Varsa bunlar hangileridir ve ne aşamadadır?
2. 2002 – 2014 yılları arasında, yıllara ve branşına göre engelli sporcularımızın sayısı kaçtır? Bu sayının arttırılması adına yürütülmekte olan çalışma ile projeler var mıdır? Varsa bunlar hangileridir ve ne aşamadadır?
3. 2002- 2014 yılları arasında, yıllara göre Türkiye’deki spor tesislerinin sayısı kaçtır?
4. 2002- 2014 yılları arasında, yıllara göre Türkiye’de engelli kullanımına uygun spor tesislerinin sayısı kaçtır?
II) 1. 2014 yılı Ocak ayı itibarı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından coğrafi şartlardan kaynaklanan yerel yetenekleri öne çıkaran uygulamalar yapmak ve bu doğrultudaki yatırımları yönlendirmek adına yürütülmekte olan çalışma ile projeler var mıdır? Varsa çalışma ile projeler hangileridir ve ne aşamadadır?
2. 2014 yılı Ocak ayı itibarı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından illerde spor ihtiyaçları ve öncellikleri ile bu doğrultuda yürütülecek projeleri belirlemek amacıyla “İl Spor Koordinasyon Kurulları’nın kurulmasını sağlamak ve etkinliklerinin arttırılması adına yürütülmekte olan çalışma ile projeler var mıdır? Varsa çalışma ile projeler hangileridir ve ne aşamadadır?
3. 20ı4 yılı Ocak ayı itibarı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından etkin bir spor yönetimi için üniversitelerin beden eğitimi ve spor yüksekokulları spor yöneticiliği bölümlerinden mezun olan adayların sporla ilgili tüm kurum ve kuruluşlarda ve özel sektörde istihdamının arttırılması adına yürütülmekte olan çalışma ile projeler var mıdır? Varsa çalışma ile projeler hangileridir ve ne aşamadadır?
III) 1. 2014 yılı Ocak ayı itibarı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından uluslararası organizasyonlara nitelikli ve daha fazla sporcu ile katılmak adına yürütülmekte olan çalışma ile projeler var mıdır? Varsa bunlar hangileridir ve ne aşamadadır?
2. 2014 yılı Ocak ayı itibarı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından spor alanında hizmet ve faaliyette bulunan kurum ve kuruluşlarm işbirliği ve koordinasyon halinde adına yürütülmekte olan çalışma ile projeler var mıdır? Varsa bunlar hangileridir ve ne aşamadadır?
3. 2002 – 2014 yılları arasında, yıllara ve branşına göre uluslararası organizasyonlara katılan sporcularımızın sayısı kaçtır? Bunlar içerisinde madalya kazananların sayısı kaçtır?
IV) 1. 2014 yılı Ocak ayı itibarı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından çocuk ve gençleri spor alanmda eğitecek uzman ve nitelikli teknik elemanların yetiştirilmesi adına yürütülmekte olan çalışma ile projeler var mıdır? Varsa bunlar hangileridir ve ne aşamadadır?
2. 2014 yılı Ocak ayı itibarı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından sporda etik olmayan davranışlar konusunda çocuk ve gençlerin bilinçlendirilmesi ile şiddetin önlenmesi adına yürütülmekte olan çalışma ile projeler vaı: mıdır? Varsa bunlar hangileridir ve ne aşamadadır?

V) l. 2014 yılı Ocak ayı itibarı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından ulusal ve uluslararası platformda gençlerimizin dalıa aktif bireyler olarak yer almalarını sağlayacak olan eğitim programları, kültürler arası değişim ve gönüllülük projelerinin yaygınlaştırılması adına yürütülmekte olan çalışma ile projeler var mıdır? Varsa bunlar hangileridir ve ne aşamadadır?
2. 2014 yılı Ocak ayı itibarı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından dezavantajlı gençlerin uluslararası ve ulusal hareketlilik faaliyetlerine katılımlarında erişimlerini kolaylaştırmak adına yürütülmekte olan çalışma ile projeler var mıdır? Varsa bunlar hangileridir ve ne aşamadadır?

VI) 1. 2014 yılı Ocak ayı itibarı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından her yaştan bireyin istediği amatör spor bronşında spor tesislerinin uygun zamanlarda spor yapmasına imkan sağlamak adına yürütülmekte olan çalışma ile projeler var mıdır? Varsa bunlar hangileridir ve ne aşamadadır?
2. 2002 – 2014 yılları arasında vatandaşların kullanımına açık spor tesislerinin sayısı kaçtır? Bu tesislerin en çok bulunduğu 5 il ile en az bulunduğu 5 il hangileridir?
3. 2014 yılı Ocak ayı itibarı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından spor tesis envanteri ve ihtiyacının belirlenerek planlı bir şekilde tesisleşmeyi ülke geneline yaymak adına yürütülmekte olan çalışma ile projeler var mıdır? Varsa bunlar hangileridir ve ne aşamadadır?
VII) 1. 2014 yılı Ocak ayı itibarı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından üniversiteler, yerel yönetimler gibi kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilere ait spor tesislerinin ortak kullanımına ilişkin uygulamalar geliştirilmesi adına yürütülmekte olan çalışma ile projeler var mıdır? Varsa bunlar hangileridir ve ne aşamadadır?
2. 2014 yılı Ocak ayı itibarı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından tüm spor tesislerinin kapasitelerinin değerlendirilmesi ve verimli kullanılması adına yürütülmekte olan çalışma ile projeler var mıdır? Varsa bunlar hangileridir ve ne aşamadadır?
3. 2014 yılı Ocak ayı itibarı ile kamu kurum ve kuruluşları ile özel kuruluşlarm spora yönelik teşvik, kaynak aktarma, destek, yardım ve finansal katkılarını tanımlayacak ve yönetecek “Spor Teşvik/Yardım Sistemi”nin oluşturulması projesi hangi aşamadadır?

Sporcuların Sporu Bıraktıktan Sonra Yaşadıkları Sorunların Araştırılması için Araştırma Önergesi Verildi

CHP’li milletvekili Gürkut Acar ve diğer milletvekilleri Sporcuların sporu bıraktıktan sonra yaşadıkları sorunların araştırılması, sporcuların nitelikli bir yaşam sürebilmelerini sağlayacak bir yapının oluşturulması amacıyla Meclis Araştırması açılması için teklif verdiler.

Teklifin gerekçesi aşağıdaki gibidir:
GEREKÇE:

Türkiye, çok genç bir nüfusa sahip olmasına karşın, spor alanında uluslararası düzeyde ciddi ve istikrarlı başarılar kazanan bir ülke konumunda değildir.

Spor alanına sağlanan olanakların ve spor eğitiminin yetersizliğinin bu sonucu doğurduğu açıktır.

Ayrıca sporun, ömür boyu nitelikli bir yaşam sağlayamadığı konusunda ortaya çıkan olumsuz örnekler, yetenekli gençlerin spora yönelmesini de güçleştirmektedir. Yabancı sporcular, ömür boyu geçimlerini sağlayacak ciddi kazançlar elde ederken, Türkiye’de amatör ve profesyonel sporcuların büyük bölümü, aktif spor yaşamlarını tamamladıktan sonra ciddi bir maddi güçlük ve yoksulluk yaşamaktadır. Çeşitli sakatlıklar nedeniyle genç yaşta sporu bırakanların durumu daha da kötüdür.

Futbol ve basketbol branşlarında büyük takımlarda oynama şansı bulan sporcular dışındaki bütün sporcular, benzer sıkıntıları yaşamaktadır.

Sporcular ya emekli olamamakta ya da düşük emekli maaşları nedeniyle ilerleyen yaşlarında ek yapmak zorunda kalmaktadır. Emekli boksörlerimizle ilgili gazetelere yansıyan haberler bunun en somut örnekleridir. Bir zamanlar milli formayı taşımış, şampiyonluklar yaşamış Seyfi Tatar, Nazif Kuran gibi boksörlerimizin, geçim sıkıntısı başlıklı haberlerle anılması kabul edilebilir değildir. Bu durum genç kuşaklara da olumsuz örnek oluşturmaktadır.

Bu nedenlerle sporcuların aktif sporu bıraktıktan sonra yaşadıkları sorunların araştırılması, sporcuların nitelikli yaşam sürebilmelerini ve yetenekli gençlerin spora yönelmelerini sağlayacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması açılması gerekli görülmektedir.

Torba Kanun’daki Sporla İlgili Düzenlemeler

Kamuoyunda ve hukukçular arasında “Torba Kanun” olarak adlandırılan; ilgili ilgisiz birçok kanunu değiştiren kanunun bir örneğini daha gördük.
Bu kanunda sporla ilgili düzenlemeler de yer alıyor.
Kanunun ilgili maddelerini paylaşıyorum.
BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE

DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN

Kanun No. 6495
Kabul Tarihi: 12/7/2013
MADDE 3- 29/4/1959 tarihli ve 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 5 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 5- Kanunun verdiği yetkiye dayalı olmaksızın;
a) Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis veya şans oyunlarını oynatanlar ya da oynanmasına yer veya imkân sağlayanlar üç yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.
b) Yurt dışında oynatılan spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarının internet yoluyla ve sair suretle erişim sağlayarak Türkiye’den oynanmasına imkân sağlayan kişiler, dört yıldan altı yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
c) Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarıyla bağlantılı olarak para nakline aracılık eden kişiler, üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.
ç) Kişileri reklam vermek ve sair surette spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarını oynamaya teşvik edenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.
d) Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis veya şans oyunlarını oynayanlar mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından beş bin liradan yirmi bin liraya kadar idari para cezası ile cezalandırılır.
Bu madde kapsamına giren suçlarla bağlantılı olarak, spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis veya şans oyunlarının oynanmasına tahsis edilen veya oynanmasında kullanılan ya da suçun konusunu oluşturan eşya ile bu oyunların oynanması için ortaya konulan veya oynanması suretiyle elde edilen her türlü mal varlığı değeri, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun eşya ve kazanç müsaderesine ilişkin hükümlerine göre müsadere edilir.
Bu madde kapsamına giren suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Bu madde kapsamına giren suçlarla ilgili olarak, 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun erişimin engellenmesine ilişkin hükümleri uygulanır.
Bu madde kapsamına giren suçların işlendiği işyerleri mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından ihtarda bulunmaksızın üç ay süreyle mühürlenerek kapatılır. İş yeri açma ve çalışma ruhsatına sahip işyerlerinin ruhsatları mahallin en büyük mülki idare amirinin bildirimi üzerine ruhsat vermeye yetkili idare tarafından beş iş günü içinde iptal edilir.”
MADDE 34- 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 93 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Kurum, bankacılık hizmetleri ve işlemleri ile 23/2/2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu kapsamında yer alan banka kartı ve kredi kartlarının, 29/4/1959 tarihli ve 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 5 inci maddesinde yazılı suçların işlenmesinde kullanılmasını önlemekle yükümlü ve yetkilidir.”
MADDE 46- 14/3/2007 tarihli ve 5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 6- (1) İlgili kurum ve kuruluşlardan 6132 sayılı Kanun uyarınca şans oyunları tertip edenler (Türkiye Jokey Kulübü) için bu maddenin yayımı tarihinden evvel Maliye Bakanlığı tarafından yapılan incelemeler sonucunda tahakkuk ettirilen kamu payı borçları ödeninceye kadar 5 inci maddede düzenlenen yatırım ve  işletme  giderleri  üst   sınırı  %23 olarak uygulanır. Bu dönem içinde, anılan kamu payı borçları nedeniyle yapılan ödemeler hesaplanan kamu payından mahsup edilebilir.”
MADDE 47- 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(14) 14/3/2007 tarihli ve 5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde tanımlanan kurum ve kuruluşlar, kendi görev alanına giren suçların internet ortamında işlendiğini tespit etmeleri hâlinde, bu yayınlarla ilgili olarak erişimin engellenmesi kararı alabilirler. Erişimin engellenmesi kararları uygulanmak üzere Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına gönderilir.”
MADDE 100- 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Belediyelerin birinci fıkranın (b) bendi uyarınca, sporu teşvik etmek amacıyla yapacakları nakdi yardım, bir önceki yıl genel bütçe vergi gelirlerinden belediyeleri için tahakkuk eden miktarın; büyükşehir belediyeleri için binde yedisini, diğer belediyeler için binde on ikisini geçemez.”

Doğrudan sporla bağlantısı olmasa bile, bir hükmü daha paylaşmak isterim.

MADDE 70- 3/6/2011 tarihli ve 638 sayılı Gençlik ve Spor Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
“EK MADDE 1- (1) Bakanlık bünyesinde; gençlerin sosyal, ekonomik ve siyasal alanlarda topluma aktif katılımlarını ve kişisel gelişimlerini sağlamak, gençlik alanında üretilecek politikalara katkıda bulunmak, ulusal ve uluslararası çalışma ve projeler uygulamak, gençler ve gençlik alanında faaliyet gösteren organizasyonlar arasında koordinasyona yardımcı olmak ve gençlerin karar alma ve uygulama süreçlerine katılımını artırmak amacıyla gençlerin oluşturduğu veya gençlik alanında faaliyette bulunan dernekler, vakıflar, federasyonlar, konfederasyonlar, gençlik kulüpleri, öğrenci konseyleri, kent konseyi gençlik meclisleri ve benzeri organizasyonların üye olabileceği Türkiye Ulusal Gençlik Konseyi kurulur. Konseyin faaliyetlerini gerçekleştirebilmesi için Bakanlık bütçesine yeterli ödenek konulur.

(2) Konseyin kurulması, işleyişi, yönetimi, görevleri ve denetimine ilişkin hükümler ile Konseyin çalışma usul ve esasları ve sair hususlar Bakanlar Kurulunca düzenlenir.”