Etiket: bölge adliye mahkemesi

“Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu” Davasında Görevsizlik Kararı

Naim Süleymanoğlu’nun hayatını anlatan “Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu” filmi, tartışma yaratmaya devam ediyor.

Süleymanoğlu‘nun kızları Sezin ve Esin‘in avukatı, filmin yapımcıları Mustafa Uslu ve Dijital Sanatlar Yapım Evi‘ne karşı açtıkları davada filmde kullanılan madalyalara el konulması, Naim Süleymanoğlu‘nun hayatını konu alan filminin tüm yayın ve filmlerinin basım ve yayının durdurulmasına, sinemalarda gösteriminin yasaklanmasına, müvekkillerinin uğramış oldukları ve uğrayacakları maddi ve manevi zararların giderilmesine karar verilmesini talep etti.

Davacıların avukatı bu davayı Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi‘nde açtı ancak mahkeme “gerek FSEK gerekse SMK kapsamında değerlendirilmesi gereken bir uyuşmazlık bulunmadığı, müteveffa murise ait bir esere dayanılmadığı, murise yönelik kişilik hakkının ihlali iddiasının genel hükümler çerçevesinde çözülmesi gerektiği, bu kapsamda dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yargılamayı yapma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiği” gerekçesiyle görevsizlik kararı verdi.

Bunun üzerine hem davacılar hem de davalılar, ilk derece mahkemesinin kaldırılması talebiyle istinafa başvurdular.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, “davacıların FSEK kapsamında yapılan herhangi bir sözleşmenin tarafı olmadığı, FSEK 1/a maddesi kapsamında eser sahipliğinden kaynaklanan herhangi bir mali yada manevi hak talebinde bulunmadıkları, davacıların FSEK 1/a maddesinde sayılan kişilerden olmadığı, davalı tarafça kişilik haklarına saldırı yapıldığının iddia edildiği, haksız fiil iddiasına dayanıldığı, aralarındaki hukuki ilişkinin genel hükümlere göre çözümleneceği, ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararının yerinde olduğu” kanaatiyle davacılar vekili ve bir kısım davalılar vekilinin istinaf başvurusunu reddetti.

Aşağıda istinaf mahkemesinin kararını paylaşıyorum.

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

DOSYA NO: 2019/2536 Esas
KARAR NO : 2019/2436 Karar

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 09/09/2019

NUMARASI : 2019/261 E. – 2019/349 K.

DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref’i, Önlenmesi Ve Tazmini

KARAR TARİHİ: 08/11/2019

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekilinin dava dilekçesinde, müvekkillerinin …’nun kızları ve yasal mirasçıları olduğunu, davalılar tarafından merhum … hayatının film olarak çekilip 2019 yılının Ekim-Kasım aylarında sinemalarda gösterime gireceğinin 2018 yılı sonlarında gazete haberlerinden öğrendiklerini, yaptıkları araştırmalar neticesinde… kardeşi olan davalı … ile diğer davalılar arasında bir sözleşme yapıldığını ve … hayatının film olarak çekilerek sinemalarda gösterileceği ve bundan da sadece …’nun bir bedel alacağı, filmin iyi iş yapması halinde de merhum … yasal mirasçıları olan kızlarına birer daire alınacağı şeklinde anlaşmaya varıldığını öğrendiklerini, davalı …’nun devam eden tereke davasında verdiği beyanında film çekimi için kitap yazdığını, 1988 Seul Olimpiyatları altın madalyasını, 1992 Barcelona olimpiyatları altın madalyasını, 1996 Atlanta Olimpiyatları altın madalyasını 23/05/2010 tarihinden itibaren sakladığını, bu madalyaların yapım şirketinde olduğunu, film çekiminde kullanıldıklarını ve film çekiminin devam ettiğini ifade ettiğini, müvekkillerinin murisi olan … özel hayatı, aile hayatı, özel hayat ilişkileri, sosyal yaşantısı, ve diğer kişilik haklarının kapsamında yer alan bilgilerin mirasçılarının izni olmaksızın bir kitaba konu edilemeyeceğini, söz konusu kitabın, sinema filminin çekilmesi ve mirasçıların murise ilişkin kişilik haklarına yapılan saldırıların meşrulaştırılması amacıyla yazıldığını, ancak kitabın basılmadığını, davalının kitap yazma gayesi ile hareket etmediğini, kitabın yazılmasının muris ve mirasçıların kişilik haklarına aykırılık teşkil edeceğinden kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalı şirketin murisin yasal mirasçılarından izin almak ve sözleşme yapmak yerine mirasçıları aradan çıkarmak amacıyla murisin erkek kardeşine kitap yazdırma girişimlerinin kötü niyet göstergesi olduğundan bahisle, öncelikle müvekkillerine intikal eden …’na ait halter sporuna ilişkin Olimpiyat, Avrupa ve Dünya Şampiyonluğu madalyalarının çekiminin ve yayımının tedbiren yasaklanmasına, müvekkillerinin muvafakatleri bulunmadığından murisleri olan merhum N…u’nun hayatının yayınlanacağı ileri sürülen Türk Herkül filminin tüm yayın ve filmlerin basım ve yayının durdurulmasına, sinemalarda gösteriminin yasaklanmasına, müvekkillerinin uğramış oldukları ve uğrayacakları maddi ve manevi zararların giderilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.

İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 09/09/2019 tarihli 2019/261 Esas- 2019/349 Karar sayılı kararıyla; “gerek FSEK gerekse SMK kapsamında değerlendirilmesi gereken bir uyuşmazlık bulunmadığı, müteveffa murise ait bir esere dayanılmadığı, murise yönelik kişilik hakkının ihlali iddiasının genel hükümler çerçevesinde çözülmesi gerektiği, bu kapsamda dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yargılamayı yapma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiği” gerekçesiyle; Davanın görev yönünden reddine, mahkemenin görevsizliğine, HMK 20. maddesi gereğince görevsizlik kararının kesinleşmesini mütaekip iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İstanbul nöbetçi asliye hukuk mahkemesi’ne gönderilmesine, aksi taktirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına karar verilmiştir.

Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; davalı tarafın kötüniyetli olduğunu, kanunu dolanma amacı güttüklerini, davalı murisin kardeşine kitap yazdırarak hak kayıplarına karşı kendilerini korumak istediklerini, izin ve muvaffakat alınmadan murisin özel hayatının gözler önüne serilerek ve mirasçıların kişilik haklarına saldırı yapılarak haksız kazanç sağlamaya çalıştıklarını, davalı tarafça müteveffa murisin aile ve özel hayatına ilişkin bilgilerin sinema filmine konu edilmesi ve filmin bir kitaptan esinlenerek yapıldığına ilişkin algı oluşturulmasının fikri mülkiyet hakkına aykırılık oluşturduğunu beyanla görevsizlik kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalılar … ve … şirketi vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep ettiği görülmüştür.

FSEK 1/A “Bu Kanunun, fikir ve sanat eserlerini meydana getiren eser sahipleri ile bu eserleri icra eden veya yorumlayan icracı sanatçıların, seslerin ilk tespitini yapan fonogram yapımcıları ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcıların ve radyo-televizyon kuruluşlarının ürünleri üzerindeki manevi ve mali haklarını, bu haklara ilişkin tasarruf esas ve usullerini, yargı yollarını ve yaptırımları ile Kültür Bakanlığının görev, yetki ve sorumluluğunu kapsamaktadır.” hükmü düzenlenmiştir. FSEK 76/1 “Bu kanunun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan dava ve işler ile bu Kanundan kaynaklanan ceza davalarında görevli mahkeme, Sınai Mülkiyet Kanununun 156.maddesinin 1.fıkrasında belirtilen mahkemelerdir.” hükmü düzenlenmiştir.

İstinaf başvurusuna konu davada, davacılar vekilinin müvekkillerinden izin alınmadığını murisleri … özel hayatı ve aile hayatının filme konu edilerek kişilik haklarına saldırı yapıldığını ileri sürerek, murisin hayatının yayınlanacağı tüm yayın ve filmlerin basım ve yayınının durdurulmasını, müvekkillerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesini talep ettiği, davacıların FSEK kapsamında yapılan herhangi bir sözleşmenin tarafı olmadığı, FSEK 1/a maddesi kapsamında eser sahipliğinden kaynaklanan herhangi bir mali yada manevi hak talebinde bulunmadıkları, davacıların FSEK 1/a maddesinde sayılan kişilerden olmadığı, davalı tarafça kişilik haklarına saldırı yapıldığının iddia edildiği, haksız fiil iddiasına dayanıldığı, aralarındaki hukuki ilişkinin genel hükümlere göre çözümleneceği, ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararının yerinde olduğu kanaatiyle davacılar vekili ve bir kısım davalılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile:

1-6100 sayılı HMK.’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacılar vekili ile davalılar … ve … vekilinin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2- Her iki taraftan da harçlar peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3- İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,

4- İstinaf yargılama giderleri olarak; davacılar avansından kullanıldığı anlaşılan; 124,00 TL (posta-teb-müz) masrafının 1/2 oranında 62,00 TL’sinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,

5- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 08/11/2019 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.”

Antrenör Sözleşmesi, Belirli Süreli İş Sözleşmesidir

Bir süredir bir meslektaşımla spor iş sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların hangi makam tarafından çözümlenmesi gerektiği hakkında fikir alışverişi yapıyoruz.

Bu akşam meslektaşım bana bir mahkeme kararı gönderdi. Bir antrenör, kulübünden ücretini ve bakiye ücretini talep etmiş. Yerel mahkeme talebi kabul etmiş. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 7. Hukuk Dairesi ise yerel mahkemenin kararının ortadan kaldırılmasına karar vermiş.

Gaziantep BAM 7. Dairesi, futbol kulübünde antrenörlük sözleşmesinin belirli süreli olmadığını belirtmiş.

BAM 7. Dairesi’nin kararına katılmak mümkün değil. Antrenör sözleşmesi, niteliği gereği belirli süreli sözleşmedir. Antrenörler bir veya birkaç sezon için sözleşme yaparlar. Sözleşmenin başlangıç ve bitiş süresi belirlidir. Kesin, açık şekilde süre belirtilmese bile sezonun başlangıç ve bitiş tarihi bellidir. Objektif şekilde belirlenebilir süre söz konusudur.

Üstelik Yargıtay’ın farklı daireleri, hiçbir istisna öngörmeksizin, antrenör sözleşmesinin belirli süreli olduğunu kabul ediyor. Yargıtay 7’nci, 9’uncu, 22’nci Daireleri arasında yorum farkı bulunmuyor.

TFF mevzuatı çok açık iken, doktrinde ve Yargıtay’ın daireleri arasında görüş farkı bulunmamakta iken Gaziantep BAM 7. Hukuk Dairesi‘nin kararı açıkça hukuka aykırıdır.

Merak ediyorum. Antrenörün avukatı TFF mevzuatını anlatmadı mı? Doktrine ve Yargıtay kararlarına dayanmadı mı? Yoksa dilekçesinde sadece “sözleşme belirli sürelidir. ücret ve bakiye ücret talebimiz vardır” yazmakla mı yetindi?

Antrenörün avukatı kısa bir dilekçe vermiş olsa bile, hâkim hukuku re’sen uygulamak zorundadır. Yargıtay’ın yerleşik  içtihatlarına rağmen, Gaziantep’teki istinaf hâkimleri hukuka açıkça aykırı karar vermeyi nasıl başardılar?

“Spor Kulübü Derneği, Tacir Değildir”

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
18.HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞI

ESAS NO : 2018/1731
KARAR NO : 2018/1059
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/02/2018
NUMARASI : 2017/412 Esas, 2018/145 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : 20/06/2018

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasında; Kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine yönelik verilen Karara karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği mahkememiz üye hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili; Davacı şirketin davalı spor kulübü derneği sporcularına verdiği konaklama hizmeti bedelinden ibaret alacağının tahsili amacıyla, davalı dernek aleyhine başlatılan icra takibine haksız itiraz ile takibin durduğunu, itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; Davacı şirketin tacir olduğunu, ancak davalı derneğin tacir olmadığını, dava konusu ihtilafın ticaret kanunundan doğan mutlak ticari dava niteliğinde olmadığından bahisle görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, bu nedenle HMK m. 114/1-c ve 115/2 gereğince davanın usulden reddine, talep halinde dosyanın görevli ve yetkili Gebze Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine dair karar verilmiştir.

Davalı süresinde istinaf yoluna başvurmuştur.

Davalı istinaf dilekçesinde; Cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, husumet ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, dava konusu fatura tarihi ile turnuva tarihinin birbirini tutmadığını, bu nedenle davanın öncelikle usulden ve esastan reddi gerektiğini, mahkemece verilen görevsizlik kararının ise hukuka aykırı olduğunu, ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.

İstinaf dilekçesi tebliğ edilmiş olup, cevap verilmediği anlaşılmıştır.

Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, davanın davacı şirketin davalı spor kulübü derneği sporcularına verdiği konaklama hizmeti bedelinden ibaret alacağı bulunduğu iddiasıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır. Davalı dernek vasfında olup, ticari şirket niteliğinde olmayıp, dava konusu ihtilaf da mutlak ticari dava niteliğinde değildir. O nedenle mahkeme kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.

Bu itibarla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1. HMK m.353/1-b-1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine,
2. İşin duruşmasız olarak incelenmesi nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına,
3. İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK’nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,
4. İstinaf edenden harç peşin olarak alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
5. Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 20/06/2018 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

“Davalı Spor Kulübüne Karşı Açılan İtirazın İptali Davasında Asliye Hukuk Mahkemeleri Görevlidir”

“T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
18.HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞI

ESAS NO : 2018/1731
KARAR NO : 2018/1059
TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/02/2018
NUMARASI : 2017/412 Esas, 2018/145 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : 20/06/2018
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasında; Kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine yönelik verilen Karara karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği mahkememiz üye hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; Davacı şirketin davalı spor kulübü derneği sporcularına verdiği konaklama hizmeti bedelinden ibaret alacağının tahsili amacıyla, davalı dernek aleyhine başlatılan icra takibine haksız itiraz ile takibin durduğunu, itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; Davacı şirketin tacir olduğunu, ancak davalı derneğin tacir olmadığını, dava konusu ihtilafın ticaret kanunundan doğan mutlak ticari dava niteliğinde olmadığından bahisle görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, bu nedenle HMK m. 114/1-c ve 115/2 gereğince davanın usulden reddine, talep halinde dosyanın görevli ve yetkili Gebze Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine dair karar verilmiştir.
Davalı süresinde istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı istinaf dilekçesinde; Cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, husumet ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, dava konusu fatura tarihi ile turnuva tarihinin birbirini tutmadığını, bu nedenle davanın öncelikle usulden ve esastan reddi gerektiğini, mahkemece verilen görevsizlik kararının ise hukuka aykırı olduğunu, ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.
İstinaf dilekçesi tebliğ edilmiş olup, cevap verilmediği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, davanın davacı şirketin davalı spor kulübü derneği sporcularına verdiği konaklama hizmeti bedelinden ibaret alacağı bulunduğu iddiasıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır. Davalı dernek vasfında olup, ticari şirket niteliğinde olmayıp, dava konusu ihtilaf da mutlak ticari dava niteliğinde değildir. O nedenle mahkeme kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Bu itibarla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1.HMK m.353/1-b-1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine,
2.İşin duruşmasız olarak incelenmesi nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına,
3.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK’nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,
4.İstinaf edenden harç peşin olarak alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 20/06/2018 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.”

İstinaf Kararı – Marka Hukuku

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI

DOSYA NO : 2018/1346 Esas
KARAR NO : 2018/1154 Karar
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
NUMARASI : 2017/595 E.,
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli)
KARAR TARİHİ : 15/05/2018

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin … ve şekil markasının dünyaca tanınmış olduğunu ve 1997 yılından bu yana da Türkiye’de marka adı altında üretim yapılıp pazarlandığını ve.. şekilden oluşan çok sayıda markaları bulunduğunu, davalılardan …’ın …. numaralı tescilli markalarında müvekkilinin logo ve markasının kullanıldığını, ayrıca davalının tescilli markasını da tesciline aykırı olarak müvekkilinin logosuyla iltibas oluşturacak şekilde kullanıldığını, ürünlerin diğer davalı şirketlerce pazarlandığını öne sürerek Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29.ve 155.maddesi ve Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabete ilişkin hükümleri dikkate alınarak davalı markaların hükümsüzlüğünü, haksız rekabetin ve marka haklarına tecavüzün tespitini, müvekkilinin logosuna benzer logo ve markaların ürünlerde kullanımının, satış ve dağıtımının, tanıtımlarda kullanılmasının önlenmesini ve toplatılması konusunda tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili .. sözcüğünün yaygın olarak kullanılan bir spor dalının ismi olduğunu, ilk kez davacı tarafından kullanılmadığını, tekstil sektöründe sözcüğün ayırt ediciliğinin bulunmadığını, jenerik hale geldiğini, giysi adı olarak kullanıldığını, davacının 35.sınıfta tescilinin bulunmadığını, davacı markasında.. ve logonun baskın unsur olmadığını, markalar arasında iltibasa yol açacak benzerlik bulunmadığını, SMK 155.maddesinin uygulama koşullarının oluşmadığını, marka tescilinde 4 yılı aşkın süre boyunca sessiz kalındığını savunarak tedbir talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, davalı markalarının tescilli oluşu ve hükümsüzlüğün yargılamayı gerektirmesi nedeniyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup, karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.

İstinaf sebepleri, davacı, davalının müvekkilinin tanınmış marka ve logosuyla iltibas oluşturan logoyu giysilerin üzerinde tescile aykırı olarak müvekkili gibi kullandığını, markanın görsel ve konsept olarak müvekkilinin markasına benzer şekilde iki at üzerinde iki … oyuncusunun aynen kullanıldığını, mahkemenin ret gerekçesinin yasaya aykırı olduğunu, tecavüze ilişkin delillerin sunulduğunu, SMK 155.madde gereğince marka tescilinin müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, tescilin kötü niyetli olduğunu, TTK 51.maddeyle öngörülen haksız rekabet koşullarının da oluştuğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesindeki savunmasını tekrarlamıştır.

Deliller; davacı markasının tanınmışlığına, dünyadaki tescil sayısına, kullanımına, tescillerine ilişkin bir klasör delil ve markanın taraf ürünlerindeki kullanıma ilişkin görseller sunmuştur.

Davalı da … markası ve logonun kullanımıyla ilgili değişik görseller sunmuştur.

GEREKÇE:
İstinafın konusu, tedbir talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talebine ilişkindir.

Davalının hükümsüzlüğü istenilen … numaralı markalarının tescilli oluşu ve hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı hususunun yargılamayı gerektirmesi nedeniyle SMK 155.maddeye göre talep edilen istinaf talebinin reddi gerekir.

Ancak söz konusu … ve … markalar yarım yay formunda yazılan … ve onun çevrelediği boşluğa atlı … oyuncusu, yayın alt kısmında da yatay olarak yazılı … sözlerinden oluştuğu olduğu halde davalının markalarını tescile aykırı olarak davacının … ve diğer seri at üzerinden … oyuncusu şekil markasıyla iltibas oluşturacak şekilde kendi tescilli markasının sözel kısmını kullandığı sunulan ürün görselleri ile anlaşıldığından istinaf talebinin kabulüne ilk derece mahkemesi kararının kaldıırlmasına 50.000 TL teminat karşılığında davacının at üstünde … oyuncusu figürünü davalı ürün ve tanıtımlarından kullanılmasının ve piyasaya sürülmesinin tedbiren önlenmesine, ürün ve tanıtımlardan çıkarılması karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

KARAR:
1-İstinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
2-50.000 TL teminat karşılığında davacının at üstünde … oyuncularından oluşan şekil markasının davalı tarafından ürün ve tanıtımlarda kullanımın, markayı taşıyan ürünlerin satışının tedbiren önlenmesine, markanın ürün ve tanıtımlardan çıkarılmasına,
3Diğer talebin reddine
4-Peşin harcın talebi halinde davacıya iadesine,
5-İstinaf yargılama giderlerinin verilecek nihai kararda değerlendirilmesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf aşaması için ayrıca avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile ve kesin olarak karar verildi. 15/05/2018