Süreyya Ayhan Olayı’nın Kronolojik Hikayesi

2012 Londra Olimpiyatları süresince sadece Olimpiyat takımını tartışmadık. Tartışamadık. Doping cezası almış ve spora veda etmiş sporcuları da izlemek, dinlemek, okumak zorunda kaldık.
 
Halil Mutlu, doping cezası aldı ama halterdeki başarısızlıklardan sonra federasyonu suçladı. Federasyona rakip olacağını belirtti.
 
Halil Mutlu’nun röportajı o kadar yankı uyandırmadı. İkna edici değildi.
 
Ancak Süreyya Ayhan Kop, Oyunlar’dan önce başladığı halkla ilişkiler çalışmasına Oyunlar süresince ve Oyunlar’dan sonra da devam etti. Her gün kendisinden bahsettirdi. Medyada geniş yer buldu. Röportajları yayınlandı. Köşe yazarları ona kol kanat gerdiler. Süreç o kadar güzel idare edildi ki, Türkiye Atletizm Federasyonu bile “değerli sporcumuz” demek zorunda kaldı.
 
Süreyya Ayhan Kop’un iddiaları kamuoyu tarafından kabul edildi. Herkes onun mağdur olduğuna, haksızlığa uğradığına inanıyor. Devletin, federasyonun ona destek vermediğini düşünüyor.
 
Süreyya Ayhan Kop hala koşabileceğine inanıyor. Kariyeri önündeki tek engel ise federasyonmuş. Devlet isterse CAS’ın kararı kalkarmış!
 
Süreyya Ayhan’ın iddialarının hiçbiri doğru değil.
 
Süreyya Ayhan’ın ömür boyu men cezası almasına kadar geçen süreci hatırlamakta fayda var. Toplumun bilmediği, medyanın haberdar bile olmadığı ya da sakladığı bazı detayları ortaya koymak gerek.
 
Aşağıda Süreyya Ayhan’ın doping hikayesini okuyacaksınız. Ayhan’ın diğer iddialarını, Spor Tahkim Mahkemesi ve İsviçre Federal Mahkemesi’nin bu iddialara yanıtlarını ve son günlerde yapılan tartışmalarla ilgili görüşlerimi diğer yazılarda paylaşacağım.
 
İşte kronolojik açıklama:
  • Süreyya Ayhan 2004 yılında müsabaka dışı yapılmak istenen doping kontrolüne karşı gelir. Yasak metot kullanır. Doping kurallarını ihlal eder.
  • 14 Mart 2005’te GSGM Merkez Ceza Kurulu, Ayhan’a bir yıl hak mahrumiyeti cezası verir. IAAF bu karara karşı çıkar.
  • GSGM Merkez Ceza Kurulu dosyayı tekrar inceler ve 15 Haziran 2005’te Ayhan’a iki yıl hak mahrumiyeti verir. (Ayhan, hakkı olmasına rağmen Spor Tahkim Mahkemesi’ne (CAS) başvurmaz.)
  • Ayhan’ın avukatı 11 Temmuz 2005’te IAAF’e gönderdiği yazı ile mahrumiyet süresinin başlangıcına itiraz eder.
  • IAAF, 19 Temmuz 2005’te gönderdiği mektupta Ayhan’ın gönüllü mahrumiyeti kabul etmesi durumunda talebi değerlendirebileceğini iletir.
  • 16 Ağustos 2005’te Ayhan’ın avukatı, Ayhan’ın gönüllü mahrumiyeti kabul ettiğini IAAF’e iletir. (Böylece Ayhan doping suçunu kabul etmiş olur.)
  • Ayhan’ın avukatı, IAAF ile pazarlık yaptıktan ve müvekkilinin suçu kabul ettiğini yazı ile bildirdikten sonra ilginç bir yol izler. Ayhan’ın avukatı bu sefer 12 Eylül 2005 tarihinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurur. Bu davada, GSGM Merkez Ceza Kurulu’nun yetkili olmadığını ve aynı olayla ilgili iki farklı karar veremeyeceğini ileri sürer.
  • Ayhan’ın avukatının İdare Mahkemesi’nde dava açmasından bir hafta sonra, 19 Eylül 2005 tarihinde, gelişmelerden habersiz olan IAAF, Türkiye Atletizm Federasyonu’na gönderdiği yazı ile mahrumiyet süresi konusunda anlaşma sağlandığını açıklar. (Oysa Ayhan’ın avukatı bu anlaşmaya uymamış ve devlet mahkemesinde dava açmıştı.)
  • Davanın açılmasından iki yıl sonra, 4 Nisan 2007 tarihinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi davayı reddeder. Ayhan’ın avukatı, kararı 24 Temmuz 2007 tarihinde temyiz eder. (Aradan 5 yıl geçmesine rağmen Danıştay hala dosya hakkında karar vermedi.)
  • Süreyya Ayhan Kop’un mahrumiyet cezası Temmuz 2007’de sona erer. Ayhan, kayıtlı test havuzuna dahil edilir. (Bu havuza dahil edilen Ayhan, tekrar yarışma dışı doping kontrollerine muhatap olacağını biliyordu. Bilmesi gerekirdi.)
  • ABD’de kamp yapan Ayhan’a 8 Eylül 2007’de müsabaka dışı doping testi uygulanır. Bu test sonucunda Ayhan’ın numunesinde doping maddesi tespit edilir. Ayhan (A) numunesine karşı çıkınca (B) numunesi test edilir. Bu numunede de doping maddesi bulunur.
  • Doping testinin pozitif çıkması üzerine, IAAF 18 Ekim 2007 tarihinde Ayhan’ı doping mevzuatına aykırı davranmakla suçlar.
  • Türkiye Atletizm Federasyonu Disiplin Komisyonu, 25 Ocak 2008 tarihinde aldığı kararla, Ayhan’a ikinci doping ihlali sebebiyle ömür boyu men cezası verir.
  • Ayhan’ın itirazı üzerine, GSGM Tahkim Kurulu, mevzuatında o yönde bir yetkisi olmamasına rağmen, 14 Mart 2008‘de aldığı kararla, dosyayı tekrar incelenmesi için Atletizm Federasyonu’na gönderir.
  • 2 Nisan 2008 tarihinde yeniden toplanan Atletizm Federasyonu Disiplin Komisyonu, kararının arkasında durur ve ömür boyu men cezasında ısrar eder.
  • Ayhan’ın itirazı sonucu dosyayı tekrar önünde bulan GSGM Tahkim Kurulu, ömür boyu men cezasını kabul etmez. Kurul 30 Mayıs 2008 tarihinde verdiği kararla, dört yıl hak mahrumiyeti cezasını uygun bulur.
  • Ayhan, GSGM Tahkim Kurulu kararına itiraz eder ve merkezi İsviçre’nin Lozan kentinde bulunan Spor Tahkim Mahkemesi’ne 20 Haziran 2008 tarihinde başvurur.
  • IAAF, 29 Ağustos 2008’de gönderdiği cevap dilekçesi ile karşı dava açar ve Ayhan’ın ömür boyu ceza verilmesini talep eder.
  • CAS, 2 Nisan 2009 tarihinde duruşma düzenler. Bu duruşmaya Süreyya Ayhan Kop, Yücel Kop ve onların avukatı katılırlar. IAAF kendi temsilcilerini gönderir. Türkiye Atletizm Federasyonu ise genel sekreter Nihat Doker tarafından temsil edilir. Bu duruşmada Ayhan’ın avukatı ve IAAF temsilcileri iddia ve savunmalarını ortaya koyarlar. (Kararda, Atletizm Federasyonu’nun hiçbir gerekçe ileri sürmediği belirtiliyor. Federasyon sadece Yücel Kop ile ilgili kararının onanmasını talep etmiş. Karardan anlaşıldığı kadarıyla, Nihat Doker’in Süreyya Ayhan hakkında herhangi bir iddiası ve ceza istemi olmamış. CAS kararında özellikle Atletizm Federasyonu’nun hiçbir katkısı olmadığı açıklanmış.)
  • CAS, 10 Kasım 2009 tarihinde Süreyya Ayhan Kop’a ömür boyu men cezası verir.
  • Süreyya Ayhan, CAS’ın kararına karşı İsviçre Federal Mahkemesi’ne başvurur. Federal Mahkeme 12 Mayıs 2010’da davayı reddeder ve CAS’ın kararı kesinleşir.
 
Sadece kronolojik gelişime ve CAS kararına bakıldığı zaman bile Süreyya Ayhan’ın bazı gelişmeleri sakladığı ve yine bazı iddialarının asılsız olduğu anlaşılıyor.
 
1. Süreyya Ayhan, mahrumiyet cezasının başlama süresi ile ilgili IAAF’e başvurduğunu ve gönüllü mahrumiyeti, diğer bir deyişle ilk doping ihlalini kabul ettiğini kamuoyundan sakladı.
 
2. Süreyya Ayhan, mahrumiyet cezasını kabul ettikten sonra Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Bu çelişkili davranıştı. Danıştay’ın 5 yıl geçmesine rağmen karar vermemesi ise düşündürücüdür.
 
3. Ayhan, CAS’a sadece kendisinin başvurduğunu, CAS’ın GSGM Tahkim Kurulu’nun dört yıl men cezasını onaylama veya bozma yetkisi olduğunu; CAS’ın cezayı arttıramayacağını iddia etti. Oysa IAAF de CAS’a başvurdu ve Ayhan’a ömür boyu men cezası verilmesini istedi. CAS, yeniden yargılama yetkisi olduğunu belirtirken, IAAF’in karşı davasını dikkate alarak karar verdi. Ayhan, IAAF’in karşı dava açtığını hiçbir zaman dile getirmedi, IAAF’in davadaki pozisyonunu sakladı.
 
4. Ayhan, Türkiye Atletizm Federasyonu genel sekreteri Nihat Doker’in, kendisi için ömür boyu men cezası istediğini iddia etti. Oysa CAS kararında, Doker’in Süreyya Ayhan davası ile ilgili hiçbir gerekçe ve talepte bulunmadığı açıkça belirtiliyor. Doker sadece Yücel Kop hakkında söz almış. Süreyya Ayhan’ın bu iddiası anlaşıldığı kadarıyla doğru değil.
 
Nihat Doker’in CAS duruşmasındaki rolü de tartışılmalıdır. Türkiye Atletizm Federasyonu’nu temsilen duruşmaya katılan Doker, federasyonu temsilen Süreyya Ayhan kararı ile ilgili söz almadı, hiçbir gerekçe ileri sürmedi. Doker, Atletizm Federasyonu’nun Internet sitesinde yayınlattığı basın açıklamasında “Federasyonu temsilen katıldığı (söz konusu) dava duruşmasında, ne federasyon adına, ne de şahsi fikri olarak “Süreyya Ayhan KOP’ a ömür boyu ceza verilsin” şeklinde bir bayanı olmadığınıifade etti. Peki neden Doker böyle bir ifadede bulunmadı? Süreyya Ayhan Kop ile ilgili hiçbir ifadede bulunmayacaksa, o duruşmadaki işlevi neydi?
 
Süreyya Ayhan, Nihat Doker’in ömür boyu men talebinde bulunduğunu iddia ederek Başbakan ya da bakanın bilgilendirilip konu üzerine gidilmesini istediğini ifade etmişti. Gerçekten bakanın bilgilendirilmesi gerekir. Doker’in Süreyya Ayhan hakkında söz almaması ve federasyonun kararını savunmaması irdelenmelidir. Süreyya Ayhan Kop hakkında verilen kararı savunmayacaksa, Doker’in o duruşmada hangi amaçla bulunduğu sorgulanmalıdır.
 
5. Ayhan, CAS’a karşı AİHM’de dava açtığını açıkladı. Oysa bu mümkün değil. AİHM’de ancak devletler davalı olabilir. Ayhan, Türkiye ve İsviçre’ye karşı dava açabilir. CAS’ın AİHM’de yargılanması söz konusu olamaz.
 
6. Süreyya Ayhan, devletten destek beklediğini, projeleri olduğunu belirtti. Oysa doping sebebiyle ömür boyu men cezası alan sporculara hiçbir şekilde o branşla ilgili altyapılarda, olimpik aday kadrolarında, projelerde ve branşlarla ilgili diğer konularda görev verilmez. Verilmemelidir.
 
Süreyya Ayhan’ın açıklama ve iddialarını sadece kronolojik açıyla değerlendirmek doğru değil. Ayhan akla hayale gelmeyecek, tutarsız iddialarda bulundu. Sık sık kendisiyle çelişti. Bu iddiaları başka bir yazıda inceleyeceğim.

‘Süreyya Ayhan Olayı’nın Kronolojik Hikayesi’ için 3 yanıt

  1. 2004 yılındaki olayda Süreyya Ayhan WADA adına 2 kişinin geldiğini,numune alımı esnasında erkek görelinin odaya girmeye çalıştığını,kurallarda böyle bir durumun söz konusu olmadığını eşinin de buna müdahale ettiğini ve görevlilerle kavga ettikleri için ceza aldığını,aslında testin negatif çıktığını söyledi.(kavga derken ağız dalaşı gibi bir şeyden bahsediyordu ama Mehmet Terzi işin içinde yumruklama ve odaya kapatma gibi şeylerin olduğunu söylemiş yeni bir röportajında), Böyle bir durumda kınama ya da 6 ay ceza verilir bizimkiler bana 2 yıl ceza verdi dedi.Sizin yukarıda yazdığınıza göre aslında 1 yıl ceza verildi fakat IAAF buna karşı çıktı ve 2 yıla yükseltildi.Tabii Süreyya nedense bundan bahsetmedi hiç.Eğer olay Süreyya'nın dediği gibiyse IAAF burada haksız sayılmaz mı?-yani kural dışı bir uygulama gerçekleştirmeye çalışılmış ve zaten test temiz çıkmış- kuralları bilmediğim için soruyorum.

    2 yıl ceza aldığında CAS'a gidebileceğini söylemişsiniz.Baştan beri pek çok noktada avukatın yanlış yönlendirmesi var diyebilir miyiz?Hakkın varken CAS'a gitmiyorsun ve gönüllü mahrumiyeti kabul ediyorsun.Hiç mantıklı değil doğrusu.

  2. Detayı öğrenmek iyi oldu sağ olun.Bu kadar kurala rağmen 2004'teki olay için hala daha “bana kınama ya da 6 ay ceza vermeleri gerekiyordu.” denilmesi çok enteresan.Olaylar hakkında bu kadar çelişki ve bilgi kirliliği varken bu konu tekrar açılırsa federasyon tüm olayları belgeleriyle açıklasın,kamuoyu da bilinçlensin o zaman.Sanırım her iki tarafın da işine gelmiyor.Neyse teşekkürler tekrar.

Yorumunuzu Paylaşın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s