TFF, Covid-19 ile Mücadele Kapsamında Yargı Sürecine İlişkin Alınan Kararlarını Duyurdu

TFF yönetim kurulunun kararlarına ilişkin duyuru aşağıdadır:

TFF Yönetim Kurulunun 31.03.2020 tarih ve 28 sayılı toplantısında, Tahkim Kurulu ve TFF  Hukuk Kurullarının  toplantıları ile bu kurulların karar alma sürecine ilişkin sürelerin ve Tahkim Kuruluna başvuru süresinin durdurulması kabul edilerek;

Covid-19 salgın hastalığı ile mücadele kapsamında, Tahkim Kurulu, Disiplin Kurulları, Etik Kurulu, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu ve Kulüp Lisans Kurulunun tüm toplantıları ile bu kurulların talimatlarında belirlenen yargılama sürecine ilişkin sürelerin bu kararın TFF internet sitesinde yayın tarihinden (bu tarih dâhil) itibaren 30.04.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durdurulmasına,

Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi uyarınca, TFF Yönetim Kurulu ile TFF ilk derece hukuk kurullarının kararlarına karşı itiraz edilen kararın tebliğinden ve TFF talimatlarının yayımından itibaren yedi gün olarak belirlenen Tahkim Kuruluna başvuru süresi 13.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30.04.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durdurulmasına,

Tahkim Kuruluna başvuru ve yargılama sürecine ilişkin sürelerin durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlamasına

Karar verilmiştir.

NOT:

Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi aşağıdaki gibidir:

Okumaya devam et TFF, Covid-19 ile Mücadele Kapsamında Yargı Sürecine İlişkin Alınan Kararlarını Duyurdu

TFF Etik Kurulu Başkanlığı’na Burak Oder Getirildi

TFF Etik Kurulu’nda kurul başkanı Prof. Oğuz Atalay‘ın FETÖ ile yakın ilişkisi olduğu gerekçesiyle istifasının kabul edilmesinin ardından, TFF Etik Kurulu başkansız kalmıştı. Atalay, ‘FETÖ’cü olduğumu ispatlasınlar boynuma eşek tabelası asar gezerim demişti.

TFF Internet sitesinde yayınlanan habere göre, Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu, Etik Kurulu Başkanlığı’na Av. Burak Oder‘i atadı. Av. Kerem Can Özpekel de üye olarak Etik Kurulu’na girdi. Okumaya devam et TFF Etik Kurulu Başkanlığı’na Burak Oder Getirildi

Neden PFDK ve Tahkim Kurulu Üyeleri Atanmıyor?

Türkiye Futbol Federasyonu olağan seçimli mali genel kurulu geçen ay gerçekleşti. Bu genel kurul ile Yıldırım Demirören tekrar başkan seçildi.

TFF’nin yeni yönetim kurulu ilk toplantısını 6 Temmuz’da gerçekleştirdi. Bu toplantıda kurulların atanması beklendi ancak kurullar atanmadı. Yeni yönetim tarafından atanan ilk kurul MHK oldu.

Etik Kurulu, AFDK, PFDK ve Tahkim Kurulu üyeleri henüz atanmadı.

Bugün bu kurullar işlevsizdir. Yönetim kurulunun değişmesi ve yeni yönetim kurulunun görevlendirilmesi ile birlikte kurulların görevleri sona ermiştir. Zira bu kurulların görev süresi her halükarda TFF Yönetim Kurulunun ya da başkanın görev süresi ile sınırlıdır. Bugün federasyonun sitesinde kurul üyesi olarak ilan edilen üyelerin hiçbiri hukuken üye değildir.

TFF yönetim kurulunun kurulları neden atamadığı bilinmiyor. Ancak bu bekleyiş, Türk futboluna zarar verebilir.

3 Temmuz süreci, bu kurulların yaz aylarında da büyük iş yükü altına girebileceğini gösterdi. Bu yaz aynı sorunların tekrarlanmayacağını kimse iddia edemez.

Sözleşmelerin feshinden, transferlerden doğacak uyuşmazlıklar bu kurulları terletecek.

TFF yönetimi en kısa zamanda yeni kurulları atamalıdır.

İsviçre Federal Federal Mahkemesi’nin Fenerbahçe Kararı (Almanca)

İsviçre  Federal Mahkemesi, Fenerbahçe’nin CAS kararına karşı açtığı iptal davasını reddetmişti.

Mahkeme, kararını bugün yayınladı.

Kararın orijinal versiyonunu paylaşıyorum. Zaman içinde kararın önemli bölümlerini açıklayacağım.

Okumaya devam et İsviçre Federal Federal Mahkemesi’nin Fenerbahçe Kararı (Almanca)

Spor Federasyonları Disiplin Kurullarının Kararları Saklanıyor

Türk spor federasyonlarında şeffaflık sorunu var. Kararlar paylaşılmıyor. Kısa haberlerle geçiştiriliyor. Gerekçeler öğrenilemiyor.

Aynı durum disiplin kurullarının kararları için de geçerli. Sporculara, antrenörlere, kulüplere cezalar veriliyor ama kimsenin haberi yok. Karar sadece ilgiliye bildiriliyor.

Spor hukukunun gelişmesi, kuralların nasıl yorumlandığının öğrenilmesi, adil yargılanma hakkının sağlanması ve daha sonra yargılanacak kimselerin savunmalarını oluşturabilmesi için disipin kurullarının kararlarının kamuoyu ile paylaşılması gerekir.

Ayrıca kulüplerin, sporcuların ceza almış kişi ve kulüpleri bilmelerinde fayda var. Federasyonlar saha içinde denetim yapmaktan imtina edebiliyor ya da ihmal gösterebiliyor. Cezalar kamuoyu ile paylaşılırsa, antrenör ve sporcular da denetimde etkin rol oynarlar.

Bugün çok az federasyon disiplin kurullarının kararlarını duyuruyor. Bu paylaşımların gerekçeleri barındırmadığını belirtmem gerek.

Disiplin Kurulu kararlarını hiç duyurmayan veya özel sayfa ayırmayan federasyonlar: Atıcılık ve Avcılık, Atletizm, Badminton, Bedensel Engelliler, Beyzbol Softbol Korumalı Futbol ve Ragbi, Bilardo, Binicilik, Bisiklet, Bocce Bowling ve Dart, Boks, Buz Pateni, Cimnastik, Dağcılık, Dans Sporları, Eskrim, Geleneksel Spor Dalları, Gelişmekte Olan Spor Branşları, Golf, Halk Oyunları, Hava Sporları, Görme Engelliler, Güreş, Halter, Hentbol, Herkes İçin Spor, Hokey, İzcilik, Judo, Kano, Karate, Kayak, Kızak, Kick Boks, Kürek, Masa Tenisi, Modern Pentatlon, Motosiklet, Okçuluk, Okul Sporları Federasyonu, Oryantiring, Otomobil Sporları, Özel Sporcular, Sualtı Sporları, Tekvando, Triatlon, Vücut Geliştirme Fitness ve Bilek Güreşi, Wushu, Yelken, Yüzme Federasyonu.

Basketbol Federasyonu, Disiplin Kurulu’nun kararları için özel sayfa oluşturdu.

Buz Hokeyi Federasyonu, cezalı sporcuların listesini yayınlamış ama bu cezaların hangi kuralların ihlali sebebiyle verildiğini açıklamamış. Kararlar gerekçeli değil.

Briç Federasyonu, disiplin kurulu kararlarını tablo halinde yayınlamış. Savunmalar açıklanmamış. Somut olay, davranış belirtilmemiş.

Futbol Federasyonu, AFDK, PFDK ve Tahkim Kurulu için özel sayfalar oluşturdu. Kurulların kararların önemli bölümüne ilgili sayfalardan veya federasyonun arama motorundan ulaşmak mümkün. Ne yazık ki kararlar gerekçeli değil. 3 Temmuz sürecine ilişkin kararlar ise kamuoyundan saklanıyor.

Muay Thai Federasyonu, disiplin kurulu kararları için özel sayfa açmış. Ancak bu sayfadaki kararları okumak basit değil. Kararlar site üzerinden okunamıyor. Kararları tek tek bilgisayara indirmek gerekiyor.

Satranç FederasyonuDisiplin Kurulu kararlarını yayınlamış ancak bu kararlarda olayların gelişimi ve savunmalar belirtilmemiş. Kararların hukuka uygun olup olmadığını değerlendirmek mümkün değil.

Sutopu Federasyonu idari cezalılar listesini paylaşmış. Disiplin Kurulu kararları yayınlanmamış.

Üniversite Sporları Federasyonu ceza alanların listesini yayınlamış ancak bu cezaların hangi kuralların ihlali sebebiyle verildiğini açıklamamış. Kararlar gerekçeli değil.

Son olarak, Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu’na da değinmek istiyorum. Bu kurulun kararları da sır gibi saklanıyor. Kararların detaylarını ancak CAS’a başvuru yapıldığı zaman öğrenebiliyoruz. Spor Genel Müdürlüğü kararları saklarsa, federasyonlardan ne bekleyebiliriz ki?

FIFA ve UEFA’nın Muhtemel Yaptırımları

Yargıtay’ın birçok isim için şike sürecini bitiren kararının ardından gözler FIFA ve UEFA‘ya çevrildi.

Medya ve sosyal medyada takip ettiğim hukukçular birbiriyle çelişen yorumlar yapıyorlar.

Yargıtay kararından önce “UEFA kulüplere ceza veremez” diyen bazı hukukçular ağız değiştirdiler. Şimdi UEFA’nın küme düşme cezası verebileceğini iddia ediyorlar.

Bazı hukukçular TFF için yeniden yargılama söz konusu olamayacağını, zira Yargıtay kararının yeni delil olmadığını belirtiyorlar.

Bir kesim TFF’ye bile ceza verilemeyeceğini, UEFA’nın talimat değişikliğinin geçmişe etkili uygulanamayacağını savunuyor. 

Ciddiye almakta zorlandığım tek görüş ise “Türkiye’de yeniden yargılamaya ilişkin kanun değişikliğinin gerçekleşmesi halinde, Yargıtay kararının bozulacağını ve Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeni bir sürecin başlayacağını, spor hukukunun da bu sürecin sonunu beklemesi gerektiğini; olası beraat kararlarının ardından spor hukukunda yeniden yargılama yapılması gerektiği“ni iddia ediyor. Bu görüş sahipleri, Türk yargı sistemindeki yolsuzluğun UEFA’nın dikkatinden kaçamayacağını ileri sürüyorlar.

Eminim gözden kaçırdığım görüşler vardır. Hepsini ayrı ayrı değerlendirmem gerekmiyor. Bu yazıda kendi görüşümü paylaşacağım.

Öncelikle, FIFA ve UEFA Türk yargı sistemindeki yozlaşmayla ilgilenmez. UEFA Disiplin Kurulu, UEFA Temyiz Kurulu ve CAS sadece mahkeme kararını değil, delilleri de dikkate alarak karar verdi. Üstelik Yargıtay tapelerin gerçeği yansıttığını, sanıkların tapelerin içeriğine itiraz etmediklerini hatta sanıkların bazı ses kayıtlarının dinlenmesine karşı çıktıklarını açıkladı. UEFA ve FIFA için tapelerin sahte olmaması, içeriklerine itiraz edilmemesi yeterli. Bu tapelerin nasıl elde edildiğinin hiç önemi yok. Mahkeme kararı olmasaydı bile, tapeler tek başına UEFA için yeterli olacaktı. CAS için de durum aynı. CASAmadou Diakite ve Ahongalu Fusimalohi kararlarında tapeler, temel alarak kararları onadı. CAS, hukuka aykırı elde edildiği iddia edilen tapelerin şike gibi sporun doğasına zarar verecek büyük ihlallerin ispatında önemli delil olduğunu benimsedi. CAS, devlet mahkemeleri için bağlayıcı olan temel ilkelerin özel hukuka tabi tahkim yargılamasında birebir uygulanamayacağını ve İsviçre Federal Mahkemesi’nin bu görüşü kabul ettiğini örnek içtihatlarla ortaya koydu.

Bu sebeple, şike soruşturmasında elde edilen ses kayıtları ceza yargılamasında hukuka aykırı kabul edilse bile, spor hukukunda kesinlikle nazara alınır. Ses kayıtlarının hukuka aykırı elde edilmiş olması tek başına spor hukukunda yeniden yargılamayı gerektirmez. 

FIFA ve UEFA ne tür cezalar verebilir?

Bazı hukukçular UEFA‘nın talimat değişikliğinin geçmişe etkili uygulanamayacağını; şike, ırkçılık gibi temel değerlere saldırı niteliği taşıyan eylemlerin gereği gibi soruşturulmaması durumunda UEFA‘ya ceza verme yetkisi tanıyan yeni hükmün TFF ve yöneticileri şike yapan kulüplere uygulanamayacağını iddia ediyorlar.

CAS, Porto Kararı‘nda UEFA talimatında şike ile getirilen yeni hükümlerin geçmişe etkili uygulanabileceğini kabul etti. Her ne kadar Porto, talimat değişikliğinden önce şike yapmış olsa da, UEFA‘nın yeni talimatı uygulayarak Porto‘yu Avrupa Kupaları’na kabul etmeme yetkisi olduğunu açıkladı. Aynı gerekçeyle, UEFA‘nın son talimat değişikliğinin 3 Temmuz sürecine etkili olabileceği kabul edilebilir.

3 Temmuz sürecinde UEFA, şike sürecinin TFF‘nin egemenliğinde olduğunu ve TFF‘nin iç işleyişine müdahale etmeyeceğini açıklamıştı. Dikkat edilirse, bu açıklamalar talimat değişikliğinden önce yapılmıştı. Talimatın yeni düzenlemeleri UEFA‘ya ulusal federasyonların iç işleyişine karışma, hatta federasyon yerine karar verme yetkisi tanıyor.

UEFA ve FIFA öncelikle TFF‘ye ceza verebilir. TFF, gereği gibi soruşturma yapmadığı gerekçesiyle yaptırıma tabi tutulabilir.

TFF‘ye hangi cezalar verilebilir?

UEFA ve FIFA‘nın kulüplere, federasyonlara verilecek cezalarda geniş takdir yetkisi bulunuyor.

1) Önce, bugüne kadar kimsenin bahsetmediği bir ihtimali tartışmaya açayım.

FIFA Statüsü, FIFA‘ya olağanüstü durumlar söz konusu olduğunda üye federasyonların yönetim kurullarını görevden alma yetkisi vermektedir. Eğer UEFA ve FIFA, TFF‘den Yargıtay kararıyla kesinleşen mahkumiyet kararlarını dikkate alarak ilgili kişi ve kulüplere ceza verilmesini ister ancak TFF bu talebi reddederse, FIFA‘nın TFF‘nin yönetimine müdahale etme ihtimali bulunmaktadır. FIFA, TFF‘nin yönetim kurulunu görevden el çektirerek, belli süre için görev yapacak bir kurul atayabilir. FIFA, bu kararı vermeden önce UEFA‘ya danışmalıdır.

Yukarıdaki ihtimal Türkiye’de bomba etkisi yapar. Bilindiği üzere, futbol camiası TFF‘nin dokunulmaz olduğunu iddia ediyor. Hükümet, Bakanlar, muhalefet partileri de özerkliği dokunulmaz olarak yorumluyor. Her türlü yolsuzluğa imza atanlara müdahale edilemeyeceğini, bu pisliğin TFF‘nin iç sorunu olduğunu savunuyor. İsviçre, İngiltere, Fransa, Güney Afrika’da futbol federasyonları hakkında soruşturmalar açıldı. Hatta FIFA bile soruşturuldu. İsviçre mahkemeleri FIFA‘nın birkaç yöneticisini cezalandırdı. Hiçbir futbol federasyonu dokunulmaz değil. Türkiye hariç. Anayasa değişikliği ile TFF‘nin dokunulmazlığı katmerlendi. Bu da hükümetin ve muhalefet partilerinin ayıbı.

Türkiye’de TFF‘ye dokunulamazken, FIFA üye federasyonların yönetimlerine karışabiliyor. Sadece belli bir kararı almaya zorlamakla yetinmeyip, doğrudan yönetimi görevden alıp, karar verecek yeni bir yönetim getirebiliyor.

2) FIFA ve UEFA, Türk milli takımlarının uluslararası maçlar oynamasını engelleyebilir.

3) TFF’nin üyeliği askıya alınabilir.

Peki FIFA ve UEFA kulüplere ceza verebilir mi?

UEFA’nın 2013 tarihli talimatı sadece UEFA tarafından düzenlenen maç ve turnuvalarda değil, ayrıca UEFA’nın kuruluş amaçlarından birine esaslı aykırılık hallerinde de uygulama alanı bulacak. Bu yetki ancak üye federasyonların yeterli soruşturmayı yapmaları halinde uygulanamayacak (UEFA Disiplin Talimatı md. 2/IV). 

TFF‘nin şike sürecini nasıl yönettiğini biliyoruz. Etik Kurulu’nun saçma raporunu, PFDK‘nın açıkça hukuka aykırı kararını ve TFF Tahkim Kurulu’nun şikeye 3 maç ceza verdiği kararı unutmadık.

UEFA, TFF yönetim kurulu ve hukuk kurullarının şikeyi örtbas etmek için harcadığı çabanın farkında. UEFA, 2013 tarihli talimatını uygulayarak öncelikle TFF‘ye ceza verebilir. Bu talimata dayanarak kulüpleri de cezalandırabilir.

UEFA, kulüplere hangi cezaları verebilir?

Bir hususu unutmamak gerekir. UEFA sadece kendi disiplin talimatında yer alan cezaları verebilir. UEFA’nın küme düşürme yetkisi bulunmamaktadır. UEFA kulüplere “uyarı“dan başlayarak çeşitli cezalar verebilir ama küme düşürme cezası veremez.

Şikeye karışmış kulüplere verilebilecek en ağır cezalar Avrupa Kupaları’ndan men ve en üst ceza olarak lisansın iptalidir.

Fenerbahçe ve Beşiktaş UEFA tarafından cezalandırıldı. Her ne kadar Beşiktaş için cezanın kesin olmadığı, durumun tekrar değerlendirileceği belirtilse bile, cezanın arttırılacağını sanmıyorum.

Türkiye’de Sivasspor, Giresunspor ve Bülent Uygun‘un Yargıtay tarafından yönetici olarak değerlendirilmesinin tartışılmasının ardından belki Eskişehirspor UEFA tarafından cezalandırılabilecektir.

Bu süreçle ilgili asıl aktör FIFA’dır. FIFA’nın kulüplere küme düşme cezası verme yetkisi var. FIFA doğrudan bu cezayı vermeyip, TFF’ye yeni yönetim atadıktan sonra kulüplere ceza verilmesini sağlayabilecek.

Çok önemli bir noktayı atlamayalım. FIFA ve UEFA sadece Yargıtay aşamasından geçmiş kararlarda yer alan maçlarla sınırlı karar vermeyecektir. 6222 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce yapılmış ancak mahkemenin cezalandıramadığı şike olayları da UEFA ve FIFA’nın radarında olacaktır.  

Aynı şekilde, 6222 sayılı Kanun’a göre suç olmayan ancak UEFA talimatına göre suç olan fiiler de UEFA tarafından değerlendirilebilir.

Örneğin, Barış Özbek‘in, o süreçte görev aldığı Galatasaray’ın kadrosunu üçüncü kişilerle paylaşması UEFA düzenlemelerine göre şikeydi. TFF Etik Kurulu bu hareketi sadece etik ihlal olarak değerlendirdi ve oyuncunun Etik Kurulu’na sevk edilmesi gerektiğini açıkladı. TFF ise bu sporcuyu Etik Kurulu’na sevk etmedi.

Aynı şekilde, Hikmet Karaman, kendisine yapılan şike/teşvik primi teklifini kabul etmemesine rağmen, bunu TFF’ye bildirmediği için cezalandırılmalıydı. Karaman hakkında hiçbir işlem yapılmadı.

TFF Etik Kurulu, birçok şike fiilini sadece etik ihlal olarak değerlendirdi. Bu fiillerin listesini paylaşmıştım: http://goo.gl/wC5K1I

Özetle, UEFA ve FIFA, TFF’nin görmezden geldiği bütün şike ve teşvik primlerini göz önüne alacaktır. Kişiler ve kulüpleri cezalandıracaktır.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında, UEFA ve FIFA aşağıdaki maçları da değerlendirebilecektir. FIFA ve UEFA’da lobi yapmaya çalışanların bu maçları özellikle belirtmesi ve iki federasyonun dikkatini çekmesi gerekir:

Manisaspor – Trabzonspor (21.02.2011)

Fenerbahçe – Kasımpaşa (26.02.2011)

Kayserispor – Manisaspor (04.03.2011)

Bursaspor – İstanbul Büyükşehir Belediyespor (06.03.2011)

Gençlerbirliği – Fenerbahçe (07.03.2011)

Galatasaray – Fenerbahçe (18.03.2011)

Gençlerbirliği – Trabzonspor (20.03.2011)

Diyarbakırspor – Giresunspor (04.04.2011)

Eskişehirspor – Fenerbahçe (09.04.2011)

Trabzonspor – Bursaspor (17.04.2011)

Karşıyakaspor – Giresunspor (18.04.2011)

Eskişehirspor – Trabzonspor (22.04.2011)

Giresunspor – Mersin İdman Yurdu (24.04.2011)

Fenerbahçe – İstanbul Büyükşehir Belediyespor (01.05.2011)

Karabükspor – Fenerbahçe (08.05.2011)

Beşiktaş – İstanbul Büyükşehir Belediyespor (11.05.2011)

Fenerbahçe – Ankaragücü (15.05.2011)

Trabzonspor – İstanbul Büyükşehir Belediyespor (15.05.2011)

Sivasspor – Fenerbahçe (22.05.2011)

Prof. Oğuz Atalay Konferansta Doğru Söyledi, Etik Kurulu’nda Şaştı

Bir önceki yazımda, TFF Etik Kurulu’nun uydurduğu garip bir teoriden bahsetmiştim. Etik Kurulu, yöneticinin yaptığı şikenin kulübe izafe edilebilmesi için bu konuda yönetim kurulu kararı alınması; yöneticinin görevlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüştü.

TFF Etik Kurulu başkanı Prof. Oğuz Atalay, Şehir Üniversitesi’nde katıldığı bir sempozyumda tam tersi bir açıklama yapmıştı.

Blogger sitesi, bir videoyu belli bir süreden itibaren yayınlamaya izin vermediği için linki paylaşıyorum: http://goo.gl/wZ6bYR

Konuşmanın metni şöyle:

Okumaya devam et Prof. Oğuz Atalay Konferansta Doğru Söyledi, Etik Kurulu’nda Şaştı

TFF Etik Kurulu: “Şikenin Kulübe İzafe Edilebilmesi için Yönetim Kurulu Kararı ile Görevlendirme Gerekir”

TFF Etik Kurulu başkanı Oğuz Atalay tekrar sahneye çıkınca Kurul’un raporlarını hatırlatmak gerekti.

Bu Kurul’da akademisyenler de görev alıyorlar. Onlar da çok iyi biliyorlar ki, “yöneticinin (organın) bu sıfatla, görevi ile ilgili olarak gerçekleştirdiği hukuka aykırı eylemlerden dernek de sorumludur.

Ne yazık ki TFF Etik Kurulu, yöneticilerin imza attıkları şike ve teşvik primi eylemlerinin kulüplere izafe edilebilmesi için kulübün yönetim kurulunda şike veya teşvik primi verilmesi hususunda karar alınması; yönetim kurulunun bir yöneticiyi bu fiilleri gerçekleştirmekle görevlendirmesi gerektiğini ileri sürdü. Kurul, diğer yöneticilerin de bu faaliyetten haberdar olmaları gerektiğine işaret etti.

Hukuk Fakültesi’nin birinci sınıfında, Kasım ayı civarı öğrencilere tüzel kişilerin hak ehliyeti anlatılır. Tüzel kişilerin sorumluluğu öğretilir. Bir öğrenci, tüzel kişinin organın hukuka aykırı fiilinden sorumlu olması için yönetim kurulu kararı veya diğer yöneticilerin ilgili fiilden haberdar olmaları gerektiğini yazsa, Medeni Hukuk dersini geçemez. TFF Etik Kurulu’ndaki akademisyenler ise bu teoriyi (!) kaleme alabilmişler.

Kurul’un sayın üyelerinden bu teorilerini destekleyecek doktrin ve içtihatlar göstermelerini rica ediyorum.

İlgili kararları hatırlayalım:

1) 07.03.2011 tarihli Gençlerbirliği – Fenerbahçe Futbol Müsabakası (2-4)

İlhan Yüksel Ekşioğlu’nun Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi olması nedeniyle şike faaliyetinin Fenerbahçe Spor Kulübü’ne izafe edilmesinin uygun olacağı, ancak bu eylemden Fenerbahçe Spor Kulübü’nün diğer yöneticilerinin haberdar olduğuna ilişkin bir kanıta rastlanmadığı; özellikle İlhan Yüksel Ekşioğlu’nun TFF Etik Kurulu’na vermiş olduğu sözlü beyanında Kulüp adına yapacağı işlemlerle ilgili olarak Yönetim Kurulu toplantılarında karar alındığı ve görevlendirme ya da yetkilendirme yapıldığını bildirmesi karşısında dosya içeriğinde I.Yüksel Ekşioğlu’nun bu maçta yetkilendirdiğine ya da görevlendirildiğine dair bir belge ya da karara da rastlanmadığı

2) 15.05.2011 tarihli Fenerbahçe-MKE Ankaragücü Futbol Müsabakası(6-0)

İlhan Yüksel Ekşioğlu’nun Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi olması nedeniyle şike teşebbüsü eyleminin Fenerbahçe Spor Kulübü’ne izafe edilmesinin uygun olduğu; ancak bu eylemden Fenerbahçe Spor Kulübü’nün diğer yöneticilerinin haberdar olduğuna ilişkin bir kanıta rastlanmadığı; özellikle İlhan Yüksel Ekşioğlu’nun TFF Etik Kurulu’na vermiş olduğu sözlü beyanında Kulüp adına yapacağı işlemlerle ilgili olarak Yönetim Kurulu toplantılarında karar alındığı ve görevlendirme ya da yetkilendirme yapıldığını bildirmesi karşısında dosya içeriğinde I.Yüksel Ekşioğlu’nun bu maçta yetkilendirildiğine ya da görevlendirildiğine dair bir belge ya da karara da rastlanmadığı

Ekleme:
1) Twitter’da çok komik bir ileti aldım. TFF Etik Kurulu’nun kriterlerinin somut olaya uygulanması ancak aşağıdaki şekilde olabilir. Paylaşmak isterim.

2) Prof. Dr. Oğuz Atalay’ın bir konferansta yaptığı konuşmada kişilerin faaliyetlerinin kulüplere izafe edilmesi konusunda çok farklı görüşler sundu. O konferansla ilgili yazım için: http://goo.gl/zQQ56i

TFF Etik Kurulu Başkanı Oğuz Atalay: "Sahaya Yansıma Kriterini Uygulamadık. Raporda ‘Saha’ İfadesi Geçmiyor"

TFF Etik Kurulu Başkanı Oğuz Atalay, Yargıtay kararı sonrası durum değerlendirmesi yapmış.
 
O değerlendirmeyi uzun uzun tartışmak gerekiyor.
 
Şimdilik tek bir hususu açıklığa kavuşturmak gerektiğini düşünüyorum.
 
Atalay, röportajda şikenin sahaya yansımadığına ilişkin bir ifade kullanmadıklarını; raporda “saha” ifadesinin geçmediğini söylemiş.
Kazın ayağı öyle değil.

Raporda sadecesahaifadesi geçmekle kalmıyor. Kurulmüsabakanın seyrindevemüsabakanın görüntü kaydı incelendiğindeifadeleri ile, maçları tekrar izlediğini ve sahaya baktığını; sahaya yansımanın var olup olmadığını tartıştığını itiraf ediyor.
 
Röportajın ilgili bölümü şöyle:

Okumaya devam et TFF Etik Kurulu Başkanı Oğuz Atalay: "Sahaya Yansıma Kriterini Uygulamadık. Raporda ‘Saha’ İfadesi Geçmiyor"

TFF Etik Kurulu Üyeleri UEFA’da Tanıklık Yapacaklar

BJK bugün UEFA Temyiz Kurulu önünde savunma yapacak. Kulüp, TFF Etik Kurulu üyelerinden bazılarını tanık olarak dinletecek. TFF Etik Kurulu başkanı Prof. Dr. Oğuz Atalay, Yard. Doç. Dr. Burak Oder ve Av. Mertay Kugay UEFA Temyiz Kurulu’nun sorularına yanıt verecekler.
 
Bu uygulamayı ilk defa görüyorum. TFF’nin kurul üyelerinin tarafsız ve bağımsız olduğu kabul edilir. Kurul üyelerinin bir kulüp lehine tanıklık etmeleri, onların tarafsızlığı hakkında şüphe doğurur.
 
BJK‘nin bu isimleri tanık olarak dinletmek istemesi anlaşılabilir. Etik Kurulu Serdal Adalı ve Tayfur Havutçu‘nun şike yapmadıkları yönünde mütalaa verdi. Etik Kurulu sadece Yusuf Turanlı’nın şike teşebbüsünde bulunduğuna kanaat getirdi.
 
BJK‘ye sormak lazım: Neden PFDK üyelerini de Nyon’a götürmediniz? PFDK da Serdal Adalı ve Tayfur Havutçu‘nun şike yapmadığına kanaat getirdi.
 
TFF kurullarının kulüpler lehine hareket etmesini doğru bulmuyorum. Kurullar kararları ile görüş bildirir. Kararlarını gerekçeli yazmaları ve bu gerekçeleri aracılığıyla konuşmaları gerekir.
 
TFF Etik Kurulu üyeleri öncelikle kamuoyu önünde ceza mahkemesinin mahkumiyet kararını değerlendirmeleri; ceza mahkemesi kararının hangi noktalar açısından yanlış olduğunu tartışmaları beklenirdi. Bu şekilde davranmış olsalardı, bugün kapalı kapılar ardında yürütülen lobi faaliyetlerine destek verdiklerine dair izlenim hiç doğmamış olurdu.
 
TFF Etik Kurulu üyeleri, şike davasında tanık olmayı kabul ederek büyük hata yaptılar. Onların kararlarına güvenmek artık mümkün değil.

TFF Etik Kurulu Kararı (Fenerbahçe)

TFF Etik Kurulu, Fenerbahçe’nin başvurusu ile ilgili kararını açıkladı.

TFF sitesindeki haber aşağıdaki gibidir. Anlatım bozuklukları TFF’ye aittir.

Türkiye Futbol Federasyonu Etik Kurulu’nun 07.02.2013 tarih ve 2013/1 sayılı kararını açıkladı. Karar şöyle:

Fenerbahçe A.Ş. Kulübü’nün Kurulumuza hitaben yazdığı ve Kurulumuz önüne gelen 01.02.2013 tarihli dilekçesi ile ilgili olarak;

Kurulumuzda derdest olmayan bir dosya ile ilgili olarak herhangi bir derkenar talebinin değerlendirilemeyeceği ve bu talebin içerik itibariyle derkenar değil de, hukuki görüş talebi niteliği arz ettiği anlaşılmıştır. 01.02.2013 tarihli dilekçede sözü edilen 15.01.2013 tarih ve 352 sayılı dilekçeye TFF Genel Sekreterliği tarafından 21.01.2013 tarihinde verilen cevapla, başvurunun hak düşürücü süre sebebiyle reddedilerek Kurulumuza sevk yapılmadığı anlaşılmıştır. Etik Kurulu Talimatı’nın m.4 /1-e hükmü uyarınca Kurulumuz ancak “etik davranış ilkeleri konusunda uygulamada karşılaşılan sorunlara yönelik olarak” futbolla ilgili tüzel kişilere görüş bildirebilir. Fenerbahçe A.Ş. Kulübü, 01.02.2013 tarihli dilekçesi ise, etik davranış ilkeleri ile ilgili olmayıp; Kurulumuza başvuru ile ilgili sürenin başlangıç tarihi konusunda hukuki görüş bildirme talebi niteliğindedir. Anılan hükümler nedeniyle Kurulumuz, Fenerbahçe A.Ş. Kulübü’nün talep ettiği görüşü bildirme yetkisi ve görevine sahip değildir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle, esasa ilişkin bir değerlendirme yapılmasına yer olmadığına ve talebin reddine,

oybirliği ile karar verilmiştir.

TFF ETİK KURULU”

Etik Kurulu’na Sevk Edilmesi Gereken Diğer İsimler

Dün Fenerbahçe ve Trabzonspor’un resmi Internet siteleri aracılığıyla yaptığı açıklamalar üzerine bir yazı yayınlamıştım.

Bazı okuyucularım yazının çok uzun olduğunu, yorumlarıma gelene kadar yorulduklarını yazdılar.

Uzun yazı okumaya üşünenler için ilgili yazının yorum kısmını ayrıca paylaşıyorum:

Hatırlanacağı üzere, şike davasında TFF Etik Kurulu’nun iki raporu kamuoyuna yansımıştı. TFF Etik Kurulu, iki ayrı raporda bazı isimlerin şike yapmadıklarına kanaat getirdiğini ancak bu isimlerin etik ihlal işleyip işlemediğinin tespit edilmesi için yönetim kurulu tarafından Etik Kurulu’na sevk edilmeleri gerektiğini ileri sürmüştü.

Aslında Etik Kurulu bu raporlarla sorumluluktan kaçmış ve etik ihlal tespit etmekten imtina etmişti. Oysa Etik Kurulu etik ihlal tespit edip çeşitli kararlar alabilirdi.

İlgili raporları tekrar uzun uzadıya paylaşmayacağım. Her maç için birçok isim raporlarda yer almış. Etik ihlal yapmış olabilecekleri iddia edilmiş. Raporların detayını merak edenler daha önce paylaştığım iki yazıma bakabilirler: http://sporvehukuk.blogspot.com/2012/05/etik-kurula-gore-sike-olmayan-fiiller.htmlhttp://sporvehukuk.blogspot.com/2012/05/etik-kuruluna-gore-etik-ihlaller.html 

Bu isimleri hatırlamamız ve unutmamamız gerekiyor. TFF yönetim kurulunun bu isimleri TFF Etik Kurulu’na sevk etmeme gerekçelerini tartışmamız gerekiyor. TFF bu gerekçeleri paylaşmak zorunda. Elbette paylaşmayacak. Ortam soğuduktan sonra bu isimlerin tekrar gündeme gelmesi istenmedi. Şike sürecini geride bırakmak isteyen TFF ortalığı ateşe vermekten kaçındı.

Aşağıda TFF Etik Kurulu’nun sadece ikinci raporunu temel aldım. İlk raporunu neden değiştirdiğini somut ve ikna edici gerekçelerle açıklayamayan TFF Etik Kurulu’nu daha fazla zorlamayalım. Ama unutmamak gerek: Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı TFF Etik Kurulu üyelerinin güvenirliğini sarsmıştır.

Lütfen bu isimleri unutmayın! TFF Etik Kurulu’nun tespitlerini aklınızdan çıkarmayın!

İşte isimler:

Aziz Yıldırım

Alaeddin Yıldırım

İlhan Yüksel Ekşioğlu

Ali Kıratlı

Cemil Turhan

Serkan Acar

Hikmet Karaman

Mehmet Şen

Barış Özbek

İbrahim Akın

Ahmet Çelebi

Mehmet Yıldız

İskender Alın

Halis Özkahya Tamam. Ya Diğerleri?

Bugün Fenerbahçe Kulübü, hakem Halis Özkahya’nın TFF Etik Kurulu’na sevk edilmesi için TFF’ye başvuruda bulunduğunu açıkladı.

Söz konusu açıklama aşağıdaki gibidir:

Okumaya devam et Halis Özkahya Tamam. Ya Diğerleri?

Etik Kurulu’na Göre Etik İhlaller

Önceki yazımda müsabaka sonucunu etkileme”, “müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs” olarak kabul edilebilecek ancak Etik Kurulu’nun sadece “etik ihlal” değerlendirdiği fiilleri paylaşmıştım.

Bu yazıda ise herhangi bir ayırım yapmadan Etik Kurulu’nun “etik ihlal” olarak nitelendirdiği bütün fiilleri aktaracağım.

Okumaya devam et Etik Kurulu’na Göre Etik İhlaller

TFF Etik Kurulu’na Göre Şike Olmayan Fiiller

Kamuoyu müsabaka sonucunu etkileme ve teşvik primi fiillerinin var olup olmadığını PFDK kararları üzerinden tartışırken; Etik Kurulu raporlarındaki detayları gözden kaçırmamalı!
 
Etik Kurulu, “müsabakanın sonucunu etkileme”, “müsabakanın sonucunu etkilemeye teşebbüs”, “azmettirme” olarak nitelendirilebilecek birçok fiili sadece etik ihlal olarak kabul etti.
 
Etik Kurulu’na sevk talebine konu fiiller şöyle:
– “Aziz Yıldırım‘ın 21.02.2011 tarihli Manisaspor – Trabzonspor müsabakasında maç öncesi bir başka takım aleyhine veya kendi takımı lehine görüşme gerçekleştirilmesi talimatı verme fiilinin Etik Kurul Talimatı’na aykırılık oluşturup oluşturmadığı bakımından Etik Kurul’a sevk edilmesinin uygun olacağı”;
 
– “İlhan Yüksel Ekşioğlu‘nun 18.03.2011 Tarihli Galatasaray-Fenerbahçe müsabakasında şike veya şike teşebbüsü niteliğinde herhangi bir fiilinin olmadığı, ancak şike isteği nedeniyle Etik Kurulu Talimatı’na aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı”;
 
– “Cemil Turhan‘ın 21.02.2011 günü oynanan Manisaspor-Trabzonspor maçı öncesi bir başka takım aleyhine veya kendi takımı lehine görüşme yapmasının Etik Kurul Talimatı’na aykırılık oluşturup oluşturmadığı bakımından Etik Kurul’a sevk edilmesinin uygun olacağı”;
 
– “Ahmet Çelebi‘nin 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe maçından önce  yöneticisi olduğu Sivasspor’un sahaya çıkacak ilk onbirini üçüncü kişilere açıklamasının Etik Kurulu Talimatına aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevkedilmesinin yerinde olacağı”;
 
– “Serkan Acar‘ın 21.02.2011 günü oynanan Manisaspor-Trabzonspor maçından önce bir başka takım aleyhine veya kendi takımı lehine görüşme yapmasının Etik Kurul Talimatı’na aykırılık oluşturup oluşturmadığı bakımından Etik Kurul’a sevk edilmesinin uygun olacağı”;
 
– “Barış Özbek‘in 18.03.2011 günü oynanan Galatasaray-Fenerbahçe maçından önce takım kadrosunu üçüncü kişilere sızdırması nedeniyle Etik Kurulu Talimatına aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı (…)”
Görüldüğü üzere, Etik Kurulu “müsabaka sonucunu etkileme”, “etkilemeye teşebbüs”, “azmettirme” olarak kabul edilebilecek fiilleri sadece etik ihlal olarak nitelendirdi. Kamuoyu, Etik Kurulu’nun bu kararlarını tartışmalıdır.

PFDK’nın Azınlık Üyeleri "Şekip Mosturoğlu" Kararı’nın Gerekçelerini Paylaşmalıdır

Taraf gazetesi, TFF Etik Kurulu’nun şike skandalı ile ilgili iki raporunu kamuoyu ile paylaştı.

Bu raporlar çelişkilerle dolu. Hatta raporda delillerin göz ardı edildiği, saklandığı iddia ediliyor.

İki rapor arasında kabul edilemez çelişkiler var. İkinci raporun kendi içinde çelişik ifadeler de göze çarpıyor. En şaşırtıcı durum ise, PFDK kararlarının iki raporla uyumsuz olması…

Detayları sonra yazacağım. Şimdilik bir örnek vereyim.

PFDK, oyçokluğu ile, Fenerbahçe asbaşkanı Şekip Mosturoğlu‘nun 08.05.2011 günü oynanan Karabükspor -Fenerbahçe maçında müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı ceza tayinine yer olmadığına karar verdi. Tekrarlayım, bu karar oyçokluğu ile alındı.

Oysa TFF Etik Kurulu, ilk raporunda bu maça ilişkin olarak, Mosturoğlu hakkında kanaat oluşturmaya yetecek delil bulunmadığını; ikinci raporunda ise Mosturoğlu‘nun bu maçta şike fiilini işlemediği veya buna teşebbüs etmediğini kabul etmişti.

Bu durumda PFDK’ya sormak gerekir. Etik Kurulu raporlarında önce yeterli delil bulunmadığına, ardından deliller ışığında şike fiilinin işlenmediğine veya buna teşebbüs edilmediğine işaret edilmesine rağmen, PFDK’nın azınlık üyeleri hangi gerekçelerle Mosturoğlu‘nun müsabaka sonucunu etkilediğini ileri sürdüler?


Turkey wants Fair Play! / Türkiye Temiz Futbol İstiyor!

Sosyal medyada binlerce temiz futbol sevdalısı tarafından paylaşılan videoyu hiçbir yorum yapmadan yayınlıyorum.

Bakalım ulusal medya bu videoyu yayınlayacak mı!

Taraf Gazetesi, Etik Kurulu’nun İki Raporunu Yayınladı

TFF Etik Kurulu’nun heyecanla beklenen iki raporu Taraf gazetesinde yayınlandı.

Raporların linkleri:

Tarafsız Bölge’de TFF Etik Kurulu’nun Şike Raporu ve Tartışıldı (30.04.2012)

Kanalın açıklaması aşağıdaki gibidir:

“TFF Etik Kurulu ‘şike yok teşebbüs var’ dedi. Federasyon “teşebbüs sahaya yansımadı” diyerek, 58’inci maddeyi değiştirdi. Teşebbüse en az 12 puan silme cezası getirildi. 16 takım Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na sevk edildi. 22 karşılaşma mercek altında! Peki federasyonun kararı ne anlama geliyor? UEFA federasyonun kararına ne diyecek? Hukuki garabet mi, kalıcı çözüm mü?


Konuklar:

TFF Eski Başkanı Mustafa Kemal Ulusu,
FB Eski Yöneticisi Feruh Tanay,
Spor Yazarı Ömer Çavuşoğlu, 
Av.Metin Ünlü,
Kenan Başaran
Av. Rezan Epözdemir”

TFF Etik Kurulu’ndan açıklama

Türkiye Futbol Federasyonu Etik Kurulu bir açıklama yaptı. Açıklamanın tam metni şöyle:

“Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı’nın 19.03.2012 tarihli sevk talebi çerçevesinde, İstanbul 16.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2011/63 E. Sayılı dosyasında görülen şike ve teşvik primi davası ile ilgili olarak, soruşturmada adı geçen gerçek kişilerin eylemleri değerlendirilmiş ve raporumuz 26.04.2012 tarihinde TFF Başkanlığı’na sunulmuştur.

Bir mütalaa niteliğindeki rapor TFF Başkanlığı’na verildikten sonra, yazılı ve görsel medyada içerik konusunda çeşitli tahmin ve görüşler yer almıştır. Öte yandan gerçekle hiç ilgisi olmayan bir şekilde, hazırlık sürecinde TFF Etik Kurulu’na, TFF yetkililerince raporun içeriği konusunda yönlendirme yapıldığı iddialarında bulunulmuştur. Açıkça belirtmek gerekir ki, ne konuya ilişkin hazırlamış olduğumuz ilk rapor sürecinde bir önceki TFF yetkililerinin, ne de nihai raporun hazırlanması aşamasında mevcut TFF yetkililerinin rapor içeriğiyle ilgili herhangi bir talep, tavsiye, talimat, müdahale veya dayatması söz konusu olmuştur. Kurulumuz özgür iradesi, vicdani ve akli kanaatiyle mevcut dosyada bulunan belge ve savunmalar çerçevesinde raporunu hazırlamıştır.

Raporun içeriğiyle ilgili olarak, daha önceki basın açıklamasında da belirttiğimiz üzere; Kurulumuz, yaptığı inceleme ve değerlendirmeler sonunda, müsabakalardaki eylemler bakımından ilgili bazı kişiler hakkında, “şike”, “şike teşebbüsü”, “teşvik primi” veya “teşvik primine teşebbüs” şüphesinin mevcut olup olmadığı ve bu kişilerin eylem ve davranışlarının kulüplere izafesinin mümkün olup olmadığı bakımından kanaate varmıştır. Bazı müsabakalar bakımından ya da olaylarda adı geçen kişiler açısından ise “kanaat oluşturmaya yetecek kanıt bulunmadığı” şeklinde görüş bildirmiştir. Ayrıca Kurulumuz, dosyadaki kanıtlar çerçevesinde bazı kişilerin, Savcılık evrakında “şüpheli” olarak belirtilmelerine rağmen, “somut olayla ilgisini gösteren kanıt bulunmadığı” yönünde kanaat oluşturmuştur.

Rapor, TFF Yönetim Kurulu’na hitaben hazırlanan bir mütalaa niteliği taşıdığından, içerik bakımından tamamen bir “delillerin değerlendirilmesi” faaliyetlerinden ibaret olmuştur. Delillerin değerlendirilmesinde, somut vakıa iddiasının doğru olma olasılığı konusunda, objektif, makul insan zekası ve vicdanında uyanan kanaat ölçüsü esas alınmıştır. Vicdani kanaat, asla keyfiliğe dönüştürülmemiş, raporun tümü, Kurulumuzca müzakere edilerek yazılmıştır.

Yazılı ve görsel basında, TFF Etik Kurulu üyeleri ve başkanı hakkında çıkan dolaylı haber ve iddiaların tamamı gerçek dışıdır. TFF Etik Kurulu Başkanı’nın, TFF Yönetimi’nden raporun açıklanması talebi veya istifa tehdidi şeklinde hiçbir beyanı olmamıştır. TFF Başkanı Sayın Yıldırım Demirören tarafından yapılan basın açıklamasında, raporumuza aykırı hiç bir husus bulunmamaktadır.

Ayrıca hiçbir Etik Kurulu üyesi, basına raporun içeriği hakkında açıklama yapmamıştır ve bu aşamada yapmayacaktır. Zira hazırlanmış olan rapor, TFF Yönetim Kurulu’nun tasarrufuna tevdi edilmiştir ve bu rapor Yönetim Kurulu ya da disiplin soruşturması sonucunda karar verecek olan TFF yargı kurulları tarafından açıklanana kadar, Kurulumuzca hiçbir şekilde gündeme taşınmayacaktır. Aksi davranış, hukukçu sıfatımız ve etik anlayışımızla bağdaşmaz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”