Spor Kulüpleri, Genel Kurul ve Yönetim Kurulu Toplantılarını Elektronik Ortamda Yapabilecek

26 Nisan 2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu’nda spor kulüplerinin genel kurul ve yönetim kurulu toplantılarının elektronik ortamda yapabileceği öngörülüyor (Kanun md. 7/f. 3).

Aynı maddede, elektronik ortamda yapılacak toplantılara ilişkin usul ve esasların Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtiliyor.

Gençlik ve Spor Bakanlığı, kanunun yürürlüğe girmesinden 6 aydan uzun zaman sonra kendisinden beklenen yönetmeliği hazırlayabildi.

Spor Kulüplerinin Genel Kurul ve Yönetim Kurulu Toplantılarının Elektronik Ortamda Yapılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, 10.11.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yönetmelikte elektronik toplantı için teknik gereksinimler öngörüldüğü gibi ayrıca genel kurul ve yönetim kurulu toplantılarında üyelerin ve yönetim kurulu üyelerinin hakları düzenlenmiş.

Ne yazık ki yönetmelikte hukuka aykırı düzenlemeler var.

Okumaya devam et Spor Kulüpleri, Genel Kurul ve Yönetim Kurulu Toplantılarını Elektronik Ortamda Yapabilecek

Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu Resmî Gazete’de Yayımlandı

SPOR KULÜPLERİ VE SPOR FEDERASYONLARI KANUNU

Kanun Numarası : 7405

Kabul Tarihi: 22/4/2022

Resmî Gazete, 26/4/2022, Sayı: 31821

Okumaya devam et Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu Resmî Gazete’de Yayımlandı

Dernekler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapıldı

İçişleri Bakanlığı, Dernekler Yönetmeliği’nde önemli değişiklikler yaptı.

Yönetmelik değişiklikleri Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Bu değişiklikler spor kulüplerini yakından ilgilendiriyor.

Kısaca açıklayayım.

  • Dernek genel kurul ve yönetim kurulu toplantıları İçişleri Bakanlığı Bilgi Teknolojileri Genel Müdürlüğü tarafından uygun görülüp onaylanan elektronik sistemler üzerinden yapılabilecek.
  • Dernek ve şube genel kurullarının bildirim süresi otuz günden kırkbeş güne çıkarıldı.
  • Derneklerin yurt dışına yapacakları yardımların usulü değiştirildi.
  • Yıllık brüt geliri beş yüz bin Türk Lirasını aşan dernekler için bilanço esasına göre defter tutmakla yükümlülerdi. Parasal sınır bir milyon beş yüz bin liraya çıkarıldı.
  • Derneklerin yönetim kurulu asıl üyelerine ek olarak, Dernekler Kanunu’nun 24’üncü maddesine göre temsilci olarak görevlendirilenler de yetki belgesi olmadan gelir tahsil edebilecekler.
  • Dernek adlarında; Şehit, Gazi kelimeleri ile bunların baş ve sonlarına getirilen eklerle oluşturulan kelimeler, ilgili bakanlıkların görüşü alınmak suretiyle İçişleri Bakanlığının izni ile kullanılabilecek.
  • Dernek kütükleri İçişleri Bakanlığının il müdürlüklerinde tutulacak.
  • Derneklerde meydana gelen değişikliklerin bildirimi süresi otuz günden kırk beş güne çıkarıldı.
  • Dernek denetimlerinin risk analizlerine göre yapılacağı öngörüldü. Risk analizinin esasları belirlendi.
  • Dernek denetimlerinde bilirkişiye başvuru usulü düzenlendi.

Spor kulüplerine hayırlı olsun.

TFF Statüsü Değişiklikleri Resmî Gazete’de Yayımlandı

28.07.2021 tarihli Türkiye Futbol Federasyonu Olağan Genel Kurulu’nda kabul edilen Türkiye Futbol Federasyonu Statüsü’nde yapılan değişiklikler, 11 Ağustos 2021 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.

İşin ilginç yanı, oylayanlar hangi metni oyladıklarını bilmiyorlardı.

TFF genel kurulunda Kulüpler Birliği adına Galatasaray Spor Kulübü yöneticisi Rezan Epözdemir söz almış ve oylamadan önce bu değişiklikleri kısaca anlatmıştı.

Değişiklik metni delegelere gösterilmedi.

Oylamadan önce sunum yapılıp yapılmayacağı tartışıldı. “Oylamadan sonra” denilerek geçiştirildi.

Düşünün, oylanacak değişikliklerle ilgili sunumun oylamadan sonra yapılmasına karar verildi.

Oylama oldu bittiye getirildi.

Delegeler de “Ne oluyoruz? Biz neyi oyluyoruz?” demediler. Kendilerine verilen talimatı paşa paşa yerine getirdiler.

Oylamadan sonra sunum yapılmadı.

Konuyla ilgili bir diğer tuhaflık ise, Statü değişikliklerinin genel kuruldan üç hafta sonra yayımlanması oldu.

Yukarıda belirttiğim gibi, değişiklik metni delegelere ilan edilmedi, gösterilmedi. Metin genel kurulda tartışılmadı. Oylamadan sonra bile metin üzerinde oynanmış olması muhtemel.

DEĞİŞİKLİKLİKLER

Aşağıda Resmî Gazete’de yayımlanmış Statü değişikliği metnini paylaşıyorum.

Değişiklikler ile ilgili görüşlerimi daha sonra paylaşacağım.

Tek cümleyle özetlersem, sadece cila değişti.

Kulüplerin kurullar üzerindeki etkisi güçlendirildi. Kulüpler dışındaki futbol paydaşları açısından kurulların bağımsızlığı ve tarafsızlığı sorun teşkil etmeye devam edecek. Görünüşte bile bu kurul tarafsız ve bağımsız olmayacak. Olamayacak.

Anayasa’daki spor tahkimi düzenlemesi değişmedikçe, TFF Tahkim Kurulu’nun kararları yargı denetimine tabi tutulmadıkça bu kurul istediği gibi at oynatmaya devam edecek. Denetlenmeyen, hesap vermeyen kurul üyeleri, kulüplerin iradesine göre karar verecekler.

TFF Tahkim Kurulu lağvedilmelidir. Spor teşkilatından, federasyonlardan bağımsız, ayrı tüzel kişiliği olan spor tahkim mahkemesi kurulmalı ya da İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC), spor uyuşmazlıkları için görevli kılınmalıdır. ISTAC bünyesinde Spor Tahkimi Dairesi kurulabilir.

Aşağıda Statü değişikliklerini paylaşıyorum.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığından:

TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU STATÜSÜ DEĞİŞİKLİKLERİ

28.07.2021 tarihli Türkiye Futbol Federasyonu Olağan Genel Kurulu’nda kabul edilen Türkiye Futbol Federasyonu Statüsü’nde yapılan değişiklikler, 5894 sayılı Kanun’un 3. Maddesinin 2. Fıkrası ve TFF Statüsü’nün 30. Maddesi uyarınca aşağıda ilan olunur.

TFF Statüsü’nün 35’inci maddesinin 1’inci fıkrasının (y) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(y) Kulüp Lisans Kurulu ve Etik Kurulu başkanları ile asıl ve yedek üyelerini atamak;”

TFF Statüsü’nün 37’nci maddesinin 2’nci fıkrasının (i) ve (j) bentleri yürürlükten kaldırılmıştır.

TFF Statüsü’nün 54’üncü maddesinin 2, 3 ve 4’üncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, maddeye aşağıdaki yeni 5 ve 6. fıkralar eklenmiştir.

“2. TFF Hukuk Kurullarından Uyuşmazlık Çözüm Kurulu, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu ve Tahkim Kurulu, Hukuk Kurulları Aday Komisyonu tarafından belirlenen adaylar arasından Genel Kurul tarafından seçilir. Amatör Futbol Disiplin Kurulu, Kulüp Lisans Kurulu ve Etik Kurulu ise TFF Yönetim Kurulu kararı ile seçilecek üyelerden oluşur.

Hukuk Kurulları Aday Komisyonu, TFF tarafından bildirilen 3 üye, Süper Lig Kulüpler Birliği Vakfı tarafından bildirilen 3 üye, TFF 1. Lig Kulüpler Birliği tarafından bildirilen 1 üye, TFF 2. Lig ve TFF 3. Lig Kulüplerini temsilen TFF 2 ve 3. Lig Kulüpler Birliği tarafından bildirilen 2 üye, Türkiye Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu 1 üye, Profesyonel Futbolcular Derneği tarafından bildirilen 1 üye, Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği tarafından bildirilen 1 üye ve Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği tarafından bildirilen 1 üye olmak üzere toplamda 13 üyeden oluşur. Hukuk Kurulları Aday Komisyonu, kendi içinden bir başkan, bir başkan vekili ve bir raportör seçer.

Hukuk Kurulları Aday Komisyonu, hukuk kurullarında görev almak için başvuran adaylar arasından her bir üyelik için üçer aday tespit eder. Hukuk Kurulları Aday Komisyonu, en az yedi üyeyle toplanır, kararlar oy çokluğuyla alınır. Oyların eşitliği halinde, başkanın oyu belirleyicidir.

Hukuk Kurulları Aday Komisyonu’nun ve bu kurula yapılacak başvuruların usul ve esasları ve çalışma prensipleri talimatla belirlenir.

Uyuşmazlık Çözüm Kurulu, Amatör ve Profesyonel Futbol Disiplin Kurulları, Kulüp Lisans Kurulu, Etik Kurulu ve Tahkim Kurulu’na seçilen başkan ve üyelerin görev süresi 4 yıldır. Hukuk Kurulu başkan ve üyeleri, 4 yıllık süre sona ermiş olsa dahi, yeni seçilecek olan Hukuk Kurulu başkan ve üyeleri göreve başlayana kadar görevlerine devam eder.

Başkan ve üyeler istifa etmedikçe veya çekilmiş sayılmadıkça yerlerine yeni üye seçilemez. Herhangi bir nedenle üyeliğin boşalması halinde, sırasıyla yedek üyeler arasından en fazla oy alan yedek üye kurulun kalan süresi kadar görev yapar. Oyların eşit olması durumunda mesleki kıdemi fazla olan yedek üye boşalan asil üyenin yerine görev yapar.

Hukuk Kurullarının asıl ve yedek üyelerinin tamamının boşalması veya asgari üye sayısının altına düşmesi halinde, boşalan kurul üyeliklerine kalan sürede görev yapmak üzere Yönetim Kurulu tarafından yeni üyeler atanır.

Hukuk Kurullarının çalışma usul ve esasları, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu, Futbol Disiplin Talimatı, Kulüp Lisans Talimatı, Etik Kurulu Talimatı ve Tahkim Kurulu Talimatı ve konuya ilişkin diğer talimatlar ile belirlenir.

3. Hukuk Kurulları tarafından futbolun yönetimi ve disiplinine ilişkin olarak verilen kararlar kesin ve bağlayıcıdır. Bu kararlara karşı, kararın taraflarına resmen tebliğ ve/veya talimat ve düzenlemelerinin yayımlanmasını takip eden 7 gün içinde Tahkim Kurulu nezdinde itiraz edilmez ise, karar ilgili tüm taraflar hakkında kesin hüküm teşkil eder. Futbolun yönetimi ve disiplinine ilişkin olarak verilen kararlara karşı başka herhangi bir yargılama makamına başvuru kesin olarak yasaklanmıştır.

4. a- Hukuk Kurullarının tüm üyeleri görevlerinde tarafsız ve bağımsızdır. Kurullar görevleri süresince tarafsızlık ve bağımsızlıklarını korumakla yükümlüdür. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında Hukuk Kurullarına emir ve talimat veremez, tavsiye ve telkinde bulunamaz. Hukuk kurullarının hiçbir üyesi görevleri sırasında TFF’ye bağlı herhangi bir üye veya kulüp için çalışamayacağı gibi TFF Yönetim Kurulunda ya da daimi veya geçici başka herhangi bir kurulunda ya da Genel Sekreterlikte görev alamaz. Hukuk Kurullarının tüm üyeleri kanun, TFF Statüsü, Talimat ve düzenlemeleri ile bağlıdır.

b- Hukuk Kurulları üyeleri göreve başlamadan önce gelecekteki faaliyetleri bağlamında menfaat çatışması durumuna yol açabilecek her türlü ilişkiyi ve menfaati açıklamak zorundadır.

Menfaat çatışması, bu kurallara bağlı kişilerin kendileri, kurulların üyeleri veya ilgili taraflar için olası herhangi bir avantaj elde edilmesi halidir.

c- Hukuk Kurulu üyeleri, görevlerinin ifası sırasında bir menfaat çatışmasının ortaya çıkması halinde, ilgili dosyadan çekilerek durumu derhal görev yaptıkları kurula yazılı olarak bildirmek zorundadır. Hukuk Kurulu üyeleri, birbirleri ile ya da TFF’nin diğer organlarında görev yapan kişiler ile arasında menfaat çatışması yaratacak bir durum ortaya çıktığında, bu durumu derhal görev yaptıkları kurula yazılı olarak bildirmek suretiyle üyelik görevinden çekilmek zorundadır.

d- Menfaat çatışması yaratacak ilgili taraflar/haller (sayılan hallerle sınırlı olmamak üzere) şu şekildedir:

TFF bünyesinde ve/veya üye kulüplerde görev yapan şahısları kapsayacak şekilde • temsilci ve çalışan;

• eş ve ev arkadaşı;

• kişisel ilişkiye bakılmaksızın aynı haneyi paylaşan birey;

• üçüncü dereceye kadar ilişki içinde oldukları diğer aile üyeleri;

• tüzel kişilik, ortaklık ve herhangi bir kurum nedeniyle avantaj elde eden veya bu kurumlarda yönetici olarak görev yapan kişiler;

• doğrudan veya dolaylı olarak tüzel kişiliği, ortaklığı veya kurumu kontrol etmesi veya lehtarı olması hali;

• resmi bir sözleşmenin varlığına bakılmaksızın, bu tür bir kuruluş, ortaklık veya kurum adına hizmetler gerçekleştirmesi hali.

5. Hukuk Kurulu üyeleri, görevleri kapsamında verilen kararlardan dolayı ağır kusurlu halleri haricinde sorumlu tutulamazlar.

6. Hukuk Kurulu başkan ve üyeleri göreve başlamadan önce, yazılı olarak ilgili talimatlarda yer alan “Görevi kabul, Bağımsızlık, Tarafsızlık ve Göreve Uygunluk Beyanını” imzalayarak sunmaları zorunludur. Başkan ve üyeler göreve başlamadan, kurulun ilk toplantısının öncesinde ve Kurul önünde ilgili talimatta belirtilen yemin metnini okumak sureti ile yemin etmek zorundadır.

PFDK, UÇK ve Tahkim Kurulu başkan ve üyelerine ödenecek olan huzur hakkı, ücret ve hak edişler genel kurul tarafından belirlenir ve bu kurullara başvuran taraflarca ödenen harç ve yargılama masraflarından karşılanır.”

TFF Statüsü’nün 55’inci maddesinin 1, 2 ve 4’üncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“1. Uyuşmazlık Çözüm Kurulu, olağan seçimli genel kuruldan bir sonraki olağan genel kuruldan sonra Hukuk Kurulları Aday Komisyonu tarafından tespit edilen adaylar arasından genel kurulca yapılacak seçim ile seçilir. Uyuşmazlık Çözüm Kurulu, bir (1) Başkan, altı (6) asıl ve altı (6) yedek üyeden oluşur. Kurul üyelerinin en az 10 yıllık tecrübeye sahip hukuk fakültesi mezunu olması zorunludur.

Kurul üyeleri, TFF Hukuk Kurullarının yargı yetkisine tabi olan spor kulüplerinin üyesi veya bu kulüplerin iştirak şirketlerinin hissedarı, yöneticisi ve denetim kurulu üyesi olamaz.

Hukuk Kurulları Aday Komisyonu, tespit ettiği adayları en geç seçimden bir hafta öncesine kadar genel kurul üyeleri ile paylaşır. Her delege bir adaya oy verebilir. Yapılan seçim sonucunda sırası ile en çok oyu alan aday başkan, en çok oy alan ilk 6 aday sırası ile asıl üye, en çok oy alan ikinci 6 aday sırası ile yedek üye olarak seçilirler. Adayların eşit oy alması durumunda mesleki tecrübe kriterine göre fazla olandan başlamak üzere sıralama yapılır.

2. Uyuşmazlık Çözüm Kurulunun görev süresi, 4 yıldır. Üyeler kendi aralarından bir başkan vekili ve bir raportör seçer.

4. Kurul, görevinde tarafsız ve bağımsızdır. Üyeler istifa etmedikçe veya çekilmiş sayılmadıkça yerlerine yeni üye görevlendirilemez. Ölüm, istifa ve başka nedenlerle oluşan boşalmalarda, boşalan üyelik için yedek üyeler sırası ile asil üyeliğe geçer. Bu fıkra uyarınca seçilen yedek üyeler, kalan süre kadar görev yapar.”

TFF Statüsü’nün 57’nci maddesinin 2, 3, 4, 5 ve 6’ncı fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, maddenin 7. Fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

“2. Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, olağan seçimli genel kuruldan bir sonraki olağan genel kuruldan sonra Hukuk Kurulları Aday Komisyonu tarafından tespit edilen adaylar arasından genel kurulca yapılacak seçim ile seçilir. Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, bir (1) Başkan, altı (6) asıl ve altı (6) yedek üyeden oluşur. Kurul üyelerinin en az 10 yıllık tecrübeye sahip hukuk fakültesi mezunu olması zorunludur.

Kurul üyeleri, TFF Hukuk Kurullarının yargı yetkisine tabi olan spor kulüplerinin üyesi veya bu kulüplerin iştirak şirketlerinin hissedarı, yöneticisi ve denetim kurulu üyesi olamaz.

Hukuk Kurulları Aday Komisyonu, tespit ettiği adayları en geç seçimden bir hafta öncesine kadar genel kurul üyeleri ile paylaşır. Her delege bir adaya oy verebilir. Yapılan seçim sonucunda sırası ile en çok oyu alan aday başkan, en çok oy alan ilk 6 aday sırası ile asıl üye, en çok oy alan ikinci 6 aday sırası ile yedek üye olarak seçilirler. Adayların eşit oy alması durumunda mesleki tecrübe kriterine göre fazla olandan başlamak üzere sıralama yapılır.

Profesyonel Futbol Disiplin Kurulunun toplantı yeter sayısı beştir. Kararlar toplantıda hazır bulunan üyelerin salt çoğunluğu ile alınır. Oyların eşitliği halinde Başkanın oyu belirleyicidir.

3. Amatör Futbol Disiplin Kurulu, Yönetim Kurulu tarafından, İl Disiplin Kurulları ise Federasyon Başkanı tarafından atanır. Atama, PFDK, UÇK ve Tahkim Kurulu seçiminin yapıldığı Genel Kurulu müteakip ilk Yönetim Kurulu toplantısında yapılır.

4. Amatör Futbol Disiplin Kurulu birer Başkan ve altışar üyeden; İl Disiplin Kurulu ise bir başkan ve illerin sportif faaliyetlerine göre en az iki en fazla dört üyeden oluşur. Kurullara asıl üye kadar yedek üye atanır.

5. İl Disiplin Kurulu üyeleri hariç, Amatör Futbol Disiplin Kuruluna atanacak asıl ve yedek üyelerin hukuk fakültesi mezunu ve en az beş yıllık mesleki tecrübeye sahip hukuk fakültesi mezunu olması zorunludur. 6. Disiplin kurullarının görev süresi 4 yıldır.”

TFF Statüsü’nün 59’uncu maddesinin 3 ve 4’üncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“3. Kulüp Lisans Kurulu, Yönetim Kurulu tarafından atanacak bir Başkan, bir Başkan Yardımcısı olmak üzere yedi (7) asıl ve yedi (7) yedek üyeden oluşur. Atama, PFDK, UÇK ve Tahkim Kurulu seçiminin yapıldığı Genel Kurulu müteakip ilk Yönetim Kurulu toplantısında yapılır. Kulüp Lisans Kurulu’nda;

a) Bir üyenin en az beş (5) yıllık mesleki deneyime sahip hukukçu,

b) Bir üyenin Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’na göre yetkilendirilmiş yeminli mali müşavir,

c) İki üyenin 660 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yayınlanan Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’nca yetkilendirilmiş bağımsız denetçi,

d) Bir üyenin Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’na göre yetkilendirilmiş serbest muhasebeci mali müşavir,

e) İki üyenin işletme veya ekonomi alanında en az beş (5) yıllık mesleki deneyime sahip, üniversite mezunu olması şarttır.

4. Kulüp Lisans Kurulunun görev süresi dört (4) yıldır.”

TFF Statüsü’nün 60’ıncı maddesinin 1 ve 2’nci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“1. Etik Kurulu, Yönetim Kurulunun kararı ile seçilecek bir Başkan ve dört (4) asıl ve dört (4) yedek üyeden oluşur. Atama, PFDK, UÇK ve Tahkim Kurulu seçiminin yapıldığı Genel Kurulu müteakip ilk Yönetim Kurulu toplantısında yapılır. Üyelerin tamamının on beş (15) yıllık hukukçu olması zorunludur. Etik Kurulu, Türk Futbolunun etik değerleri ve marka değerinin korunması ve toplumdaki saygınlığının zedelenmesinin önüne geçilmesi konusunda gerekli hukuki denetimleri yapar.

2. Etik Kurulunun görev süresi dört (4) yıldır.”

TFF Statüsü’nün 61’inci maddesinin 1, 2, 4 ve 5’inci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“1. Tahkim Kurulu, olağan seçimli genel kuruldan bir sonraki olağan genel kuruldan sonra Hukuk Kurulları Aday Komisyonu tarafından tespit edilen adaylar arasından genel kurulca yapılacak seçim ile seçilir. Tahkim Kurulu, bir (1) Başkan, altı (6) asıl ve altı (6) yedek üyeden oluşur. Kurul üyeleri en az 15 yıllık tecrübeye sahip hukuk fakültesi mezunları arasından Hukuk Kurulları Aday Komisyonu tarafından seçilir.

Kurul üyeleri, TFF Hukuk Kurullarının yargı yetkisine tabi olan spor kulüplerinin üyesi veya bu kulüplerin iştirak şirketlerinin hissedarı, yöneticisi ve denetim kurulu üyesi olamaz.

Hukuk Kurulları Aday Komisyonu, tespit ettiği adayları en geç seçimden bir hafta öncesine kadar genel kurul üyeleri ile paylaşır. Her delege bir adaya oy verebilir. Yapılan seçim sonucunda sırası ile en çok oyu alan aday başkan, en çok oy alan ilk 6 aday sırası ile asıl üye, en çok oy alan ikinci 6 aday sırası ile yedek üye olarak seçilirler. Adayların eşit oy alması durumunda mesleki tecrübe kriterine göre fazla olandan başlamak üzere sıralama yapılır.

2. Tahkim Kurulunun görev süresi, 4 yıldır. Üyeler kendi aralarından bir başkan vekili ve bir raportör seçer.

4. Kurul, görevinde tarafsız ve bağımsızdır. Üyeler istifa etmedikçe veya çekilmiş sayılmadıkça yerlerine yeni üye görevlendirilemez. Ölüm, istifa ve başka nedenlerle oluşan boşalmalarda boşalan görev için yedek üyeler sırası ile asil üyeliğe geçer. Bu fıkra uyarınca seçilen yedek üyeler, kalan süre kadar görev yapar.

5. Kurulun toplantı yeter sayısı beştir. Kararlar toplantıda hazır bulunan üyelerin salt çoğunluğu ile alınır. Oyların eşitliği halinde Başkanın oyu belirleyicidir.”

TFF Statüsü’ne aşağıdaki Geçici 2. Madde eklenmiştir.

“1. İşbu Statünün 55, 57 ve 61. Maddelerinde yapılan değişikliklerin yürürlüğe girmesini müteakip Uyuşmazlık Çözüm Kurulu, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu ve Tahkim Kurulu 2022 TFF Olağan Genel Kurulu toplantısında Genel Kurul tarafından seçilir.

Bu maddeye göre seçilecek olan hukuk kurullarının görev süresi ilk yapılacak olağan seçimli genel kuruldan bir sonraki olağan genel kurula kadar devam eder. Bu maddeye göre seçilecek olan hukuk kurullarının göreve başlamasıyla birlikte, mevcut hukuk kurullarının görevi sona erer.

2. İşbu statüde yapılacak değişiklikler nedeni ile yeni seçilecek hukuk kurullarının göreve başlama tarihine kadar görev yapacak olan mevcut hukuk kurulları üyelerinin “Görevi Kabul, Bağımsızlık, Tarafsızlık ve Göreve Uygunluk Beyanını“ imzalayarak Kurul Koordinatörlüklerine sunmaları ve ilk toplantıda Kurul önünde ilgili talimatlarda belirtilen yemin metnini sözlü olarak etmeleri zorunludur.”

TFF Statüsü’ne aşağıdaki Geçici 3. Madde eklenmiştir.

“İş bu Statü’nün yürürlüğe girmesini müteakip 3 (üç) ay içerisinde, TFF yönetimi tarafından İş bu Statü’nün 54. Maddesi uyarınca kurulacak Hukuk Kurulları Aday Komisyonu’nun ve bu kurula yapılacak başvuruların usul ve esasları ile çalışma prensiplerine ilişkin talimat hazırlanacaktır.”

CHP Milletvekili Mustafa Adıgüzel, Spor Federasyonlarının Genel Kurullarının Ertelendiği İddiasıyla Soru Önergesi Verdi

CHP milletvekili Mustafa Adıgüzel, spor federasyonlarının genel kurullarının gelecek seneye ertelendiği iddiası ile TBMM’ye soru önergesi verdi.

Soru önergesi aşağıdaki gibidir:

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Bağımsız spor federasyonlarının kurulması, genel kurullarının oluşumu, faaliyetleri, seçilenlerin hak ve yetkileri 3289 Sayılı “Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu“nun Ek-9 uncu maddesi ile bu Maddeye dayanılarak çıkarılan Yönetmelik ve federasyon ana statülerinde düzenlenmiştir.

Yürürlükte bulunan düzenlemelere göre “Genel Kurul” federasyonların en üst ve yetkilendirme konusundaki organıdır.

Yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre, federasyon başkanları seçimlerinin Olimpiyat oyunlarının bitimini takip eden üç ay içerisinde yapılması zorunludur.

Yürürlükte bulunan hükümlere rağmen, Gençlik Hizmetleri Genel Müdürü adına Genel Müdür Yardımcısı Murat Kocakaya imzası ile tüm federasyonlara gönderilen 05.11.2020 tarih ve 55713576-125-99-E.976226 Sayılı “GENELGE”de; ” … Covid-19 salgının meydana getirdiği olağanüstü durum ve Olimpiyat oyunları hazırlıkları da gözetilerek; 3289 sayılı Kanunun Ek-9 uncu maddesi uyarınca olimpik ve paralimpik spor dallarının bağlı olduğu spor federasyonlarının olağan genel kurullarının 2021 yılında Tokyo’da yapılacak Yaz Olimpiyat Oyunlarının bitiminden itibaren üç ay içerisinde yapılması bu süre zarfına kadar mevcut başkan ve yönetim ve diğer kurulların görevlerine devam etmesi … ” şeklinde talimatlandırılarak, federasyonların genel kurulları yok sayılmıştır.

Delaletinizle aşağıdaki soruların Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Muharrem Kasapoğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Soru 1 – Ülkemizde ne zamandan beri “Genelge”ler her türlü mevzuatın üzerinde tutulmuştur? Spor bundan sonra genelgelerle mi idare edilecektir?

Soru 2 – Federasyonların harcamalarını, faaliyetlerini belirlemekle yetkili, federasyonun en üst organı olan genel kurulun iradesi yok mu sayılmaktadır?

Soru 3 – Bir kişinin iradesi, genel kurulun iradesinin üzerinde midir?

Soru 4 – Genel Kurul iradesi ile iş yapmak üzere yetkilendirilen kişilerin imza yetkileri genel kurul kararı ile dört yıl olarak sınırlandırılmış olmasına rağmen, seçimle iş başına gelen kişiler, hangi mevzuata göre devam edecektir? Bu konunun çözümü hususunda bir çalışmanız var mı?

Soru 5 – Talimat ile seçimler ertelendiğine göre, bir talimat ile federasyonları Bakanlığın bir birimi haline getirmeye yönelik bir çalışmanız var mı?

Soru 6 – Partilerin il, ilçe ve/veya kurultaylarının yapıldığı bir dönemde, federasyon başkanlarının seçimlerini Covid-19 gerekçesi ile ertelenmesi doğru mudur?

Soru 7 – Bugün itibariyle, adli ve/veya idari makamlar tarafından ceza alan federasyon başkanı/asbaşkanı-başkan yardımcısı var mı? Varsa bu kişiler görevlerine devam edecekler mi?

Soru 8 – 2016 Yaz Olimpiyatlarında dopingli çıkan sporcuların mensubu bulunduğu federasyon başkanı hakkında herhangi bir idari tahkikat yapıldı mı?

Soru 9 – Ulusal veya uluslararası müsabakalarda başarı elde eden sporculardan sonradan dopingli oldukları anlaşılanlara verilen aynı/nakdi ödüller ilgililerden tahsil edildi mi? Tahsil edilmeyen ödül miktarı ne kadardır?

Soru 10 – Spor kulüplerinin yeniden yapılandırılması ile ilgili bir çalışmanız var mı? Varsa hangi aşamadadır?

Dernek Genel Kurul Toplantıları, Bildirim ve Beyannameleri için Verilen Süre Uzatıldı

Dernekler tarafından verilecek bildirim ve beyannameler ile genel kurul toplantılarının ertelenmesine ilişkin süre 31.10.2020 tarihine kadar uzatıldı.

İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü‘nün sitesinde yayınlanan basın açıkaması aşağıdaki gibidir.

7244 sayılı Yeni Koronavirüs (Covıd-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda dernekler tarafından verilecek bildirim ve beyannameler ile dernek genel kurul toplantılarının 31/7/2020 tarihine kadar erteleneceği, bu sürenin 3 aya kadar İçişleri Bakanınca uzatılabileceği hükmüne istinaden söz konusu süre Bakanlık Makamının 24.07.2020 tarihli ve 4720 sayılı Oluru 31.10.2020 tarihine kadar uzatılmıştır.

Bu kapsamda;

Dernek beyanname ve bildirimlerinin 31.10.2020 tarihine kadar bildirilmesi,

Şubesi bulunmayan dernekler ile dernek şubelerince yapılması gereken genel kurul toplantılarının 31.10.2020 tarihinden sonra 30 gün içinde yapılması,

Şubesi bulunan derneklerin ise şube genel kurul toplantılarının tamamlanmasından sonra 5253 sayılı Dernekler Kanunun 7 nci ve Dernekler Yönetmeliğinin 14 üncü maddesine göre dernek tüzüğündeki genel kurul toplantı usullerini içeren hükümler çerçevesinde yönetim kurulunun alacağı geri bırakma kararı ile belirlenen süre içinde yapılması gerekmektedir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.  24.07.2020″

2008 Yılı Spor Şurası Spor Hukuku ile İlgili Ön Komisyon Raporu

2008 yılında Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Şurası düzenledi.

Şura’nın kitabı sınırlı sayıda basıldı. Maalesef bu kitap İnternette yayınlanmadı. Oysa bu kitap spor yönetimi ve spor hukuku açısından çok önemli bir kaynak.

Spor Şurası 2008 Kitabı

Bu Şura’da spor hukuku kapsamlı şekilde tartışıldı.

Şura’da güzel bir sistem benimsenmişti. Şuradan önce ön komisyonlar oluşturuldu. Bu komisyonlar raporlarını hazırladı. Raporlar kamuoyu ile paylaşıldı. İsteyen, raporla ilgili görüşlerini sundu. Şura başladığında komisyonlar toplandı. Ön komisyon raporu ve raporla ilgili görüşler dikkate alınarak komisyon raporu hazırlandı. Komisyon başkanı bu raporları genel kurulda okudu. Genel kurul raporları tartıştı. En sonunda, Şura kararları yayınlandı.

Spor hukuku için de ön komisyon oluşturuldu. Ön komisyonun raporu yayınlandı.

Bu raporu İsviçre’de iken öğrendim. Hemen ön komisyon raporu hakkında görüşlerimi kaleme aldım ve raporumu Bakanlığa gönderdim. Bakanlık yetkilileri beni Şura’ya davet ettiler. Şura’da Spor Hukuku Komisyonu’nda görev aldım. Komisyona da görüşlerimi açıkladım.

O gün görüşlerim genelde azınlıkta kaldı. Ancak bugün ne kadar haklı olduğum ortaya çıktı. Maalesef haklı çıkanlar azınlıkta kalmaya devam ediyorlar.

Bu yazıda Şura ön komisyon raporunu paylaşacağım. Sonraki yazıda ise ön komisyon raporu ile ilgili görüşlerimi aktaracağım.

Özellikle belirtmek isterim. Aşağıda yer alan karşı görüşler bana ait değildir. Ön komisyon üyeleri arasında görüş ayrılığı ortaya çıkmış.

Umarım okuyanlara faydası olur.

– – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – 

SPOR ŞURASI GENEL SEKRETERLİĞİNE

2008 Spor Şurası “Spor Hukuku” alt komisyon toplantısı 18-19 Haziran 2008 tarihlerinde Ankara Başkent Öğretmenevinde yapılmıştır.        

Spor Hukuku ile ilgili ön komisyon raporu Şura’da görüşülmek üzere ekte bilgilerinize sunulmuştur.

Arz ederiz. 19.6.2008 

 

Prof.Dr.Fehim ÜÇIŞIK

Komisyon Başkanı

Kenan ATALAY

Şube Müdürü

Raportör

Kemal ÖZÖZLÜ

Sportif Eğitim Uzmanı

Raportör

 

Asiye ÖZYAVUZ

Spor Uzmanı

Sekretarya

  Bilgehan DEMİRELLİ

Spor Uzmanı

Sekretarya

 

RAPOR

SPOR HUKUKU KOMİSYONUNUN GÖRÜŞME KONULARI, KARARLARI VE KARŞI GÖRÜŞLER 

      I- GİRİŞ:

 Beden eğitimi ve spor alanında görüş ve önerilerde bulunarak geleceğe yönelik yeni politikalar oluşturmak amacıyla 19-23 Kasım 2008 tarihleri arasında Ankara’da yapılması planlanan 6. Spor Şurası gündeminde yer alacak olan “Spor Hukuku” ile ilgili konuları “Tahkim Kurulu, Disiplin ve Ceza Kurulları, Spor Mahkemeleri,  Sporda Şiddet ve Irkçılık, Sporda Şike ve Haksız Rekabetle Mücadele” ana başlıkları ve Komisyonca uygun görülecek diğer konuların ilavesiyle görüşmek üzere, 21.05.2008 tarih ve 1612 sayılı onayla kurulan Spor Hukuku Komisyonu 18.06.2008 tarihinde toplanarak; Komisyon Başkanlığına Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulu bulunan Tahkim Kurulu Üyesi Prof.Fehim ÜÇIŞIK, Başkan Yardımcılıklarına Adalet Bakanlığı Temsilcisi Hasan ODABAŞI ve Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı Temsilcisi Oktay SELÇUK seçilerek Komisyon çalışmalarına başlamış, görev onayında belirtilen konulara ilaveten görüşülmesi istenen konular belirlenmiş, birbiriyle ilgili konular birleştirilerek 18.06.2008 ve 19.06.2008 tarihlerinde yapılan toplantılar sonucunda aşağıdaki görüşler belirlenmiştir.

     

     II- ÖNCELİKLE HUKUK VE SPOR HUKUKU HAKKINDA AŞAĞIDAKİ GENEL TESPİTLER YAPILMIŞTIR:

Hukuk, toplum yaşamını düzenlemek için uygulanması devlet tarafından yaptırıma bağlanmış kurallar biçimi olup, adalete yönelmiş toplumsal yaşama düzenidir. Hukuk norm(kural)lardan meydana gelmiştir. Normlar hukukun yapı taşlarıdır. Hukuk normlardan oluştuğu için “olması gerekeni” gösterir. Hukuk öğüt vermez, o salt bir sosyal davranış planı ve önerisi değildir. Hukukun niteliğinde emredicilik vardır. Çünkü hukuk ve normları, toplumsal yaşamı düzenleyip biçimlendirerek, ona belli bir kimlik kazandırma amacı güder. Hukuk normları çeşitli biçimlerde olabilir. Emredici normlar, ortadan kaldırıcı normlar, tanımlayıcı normlar, tamamlayıcı normlar, yorumlayıcı normlar hukukun formal yönünün değişik görüntüdeki kategorileridir. Hukukun öngördüğü düzenin kendiliğinden gerçekleşemeyeceği kesindir. Çünkü hukuk, olanı değil olması gereken, ideal düzeni göstermektedir. Hukukun niteliğinde buyuruculuk özelliği ve buyrukların yerine getirilmemesi durumunda da zorlama, zorla gerçekleştirme imkanı vardır. Hukuk zaman içinde değişen, gelişen bir yapıya sahiptir. Sosyoekonomik, psikolojik, kültürel, tarihsel olgular, gelenekler ve değişik felsefi görüşler hukuka etki etmektedir. Bu düzeni davranışlarına ve ilişkilerine yansıtıp gerçekleştirecek olan insandır.

Türkiye’de hukuk, “kamu hukuku” ve “özel hukuk” olmak üzere ikiye ayrılır. Özel hukuk; kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerini, eşitlik ve irade serbestisi esasına göre düzenleyen hukuk kurallarının bütünüdür. Özel Hukuk; Medeni Hukuk, Borçlar Hukuku, Ticaret Hukuku, Devletler Özel Hukuku, Medeni Usul Hukuku ve İcra İflas Hukuku olmak üzere 6 bölüme ayrılmıştır. Kamu Hukuku ise; Devletler Genel Hukuku, Anayasa Hukuku, İdare Hukuku, Vergi Hukuku Ceza Hukuku ve Ceza Usul Hukuku olarak 6 bölümden oluşmaktadır.

Ancak küreselleşme olgusu yeni ihtiyaçlara bağlı olarak yeni hukuk dallarının oluşturulması ve öğretilmesini gerekli kılmaktadır. Dünyada ve ülkemizde sporun toplumlar üzerinde yarattığı olumlu-olumsuz etkiler, ulaşmış olduğu ekonomik değerler, gerek kamu hukukunda gerekse özel hukukta oluşturduğu kurumlar, kurallar ve ihtilaflar konunun yeni bir hukuk disiplini olarak gelişmiş batı ülkelerinde ders olarak okutulmasının yanında, araştırma merkezleri, enstitüleri kurulmasına da neden olmuştur. Bu alan batıda öylesine iddialı bir hale gelmiştir ki; spor hukukunun bazı önde gelen uzmanları “Dünyada iki hukuk düzeni vardır; devletlerin hukuk düzeni ve sporun hukuk düzeni” demektedirler.

Spor hukuku (lex sportiva) dar veya geniş anlamda tanımlanabilir. Dar anlamda spor hukuku; sportif faaliyetleri düzenler, spor dünyasını yönetir, spor yarışmalarını ve kuruluşların kurumsallığını sağlar. Geniş anlamda spor hukuku ise; spordan ötürü oluşan ilişkileri ve bu ilişkilerde rol alan gerçek ve tüzel, kamu ve özel kişilerin karşılaştıkları durumları düzenler ve sorunları çözümler.

Dar anlamda spor hukuku :

1) Sporcuların hakları ve yükümlülüklerini düzenleyen kuralları,

2) Spor kuruluşlarının yapısı, faaliyetlerini ve aralarındaki ilişkileri;

3) Antrenörler başta olmak üzere sportif yaşamı yönetenlerin eylemlerini, yükümlülüklerini ve sorumluluklarını;

4) Spor gerçek ve tüzel kişilerinin davranışlarını;

5) Sporda “fair play”i;

6) Sporda yargı organlarının hukuki varlığını ve bunların ihtilafları usul ve esastan çözümleme kurallarını içerir.

Geniş anlamda spor hukuku ise:

1) Bireyin spor yapma ve sportif faaliyetlere özgürce katılma hakkını,

2) Sportif faaliyet ve ilişkilerin sosyal güvenlik ve iş hukuku boyutunu,

3) Profesyonel spor aktörlerinin hak ve ilişki düzenlemesini, 

4) Sporda şiddet, doping, ceza ve disiplin hukuku kapsamına giren eylemler gibi olumsuz davranışların önlenmesini, 

5) Sporda adalet ve barışın sağlanmasına yönelik her türlü önlem ve kurumu,

6) Uluslar arası spor yarışmalarının yapılabilmesi için gerekli kişi, kurum, kuruluş ve devletler düzeyinde kuralları ve bunlar arasındaki ilişkileri içerir.

Spor hukukunda bilimsel araştırma, dünyada gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde oldukça yeni bir çalışma alanıdır. Araştırma yöntemleri hem hukuk, hem de beden eğitimi ve spor biliminin metotlarını birlikte kullanmaktadır. Uygulamada spor hukuku, spor faaliyetlerinin yarattığı ihtilafları çözümler. Kararlar spor teşkilatının kendisine özgü yargı organlarınca verilebilecekleri gibi, genel yargıda hukuk veya ceza mahkemelerince de verilebilir. Zamanla da spor hukuk içtihatları oluşarak benzer olayların çözümüne emsal teşkil eder. Spor kuruluşlarının bu alanda bilgili ve uzmanlaşmış hukukçularla donatılmaları, doğabilecek sorunların ihtilaf boyutuna ulaşmadan çözümlenmelerini ve önlenmelerini sağlar. Gerek devletlerin ve gerekse sivil toplum örgütlerinin hem ulusal hem de uluslararası boyutta kanun, antlaşma ve diğer hukuki metinleri hazırlamalarında spor hukuku uzmanlarına sahip olmaları ve bunlara danışmaları halinde bu düzenlemeleri sakat doğmadan ve birçok yeni ihtilafa sebep olmadan yerleştirmek mümkün olabilir.

Hukukta bir alanın bağımsız bir disiplin haline gelmesindeki en önemli dinamiklerden birisi de yargı kararlarıdır. Ulusal ve uluslararası spor federasyonlarının disiplin ve tahkim kurullarında verdikleri yargı kararlarının sporcuların kariyerleri ve yaşamları üzerindeki önemli etkileri yanında esas incelenmesi gereken materyal bu alandaki özgün üst yargı organlarının içtihatlarıdır. “Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi (C.A.S.)” kurulduğu 1986 yılından günümüze kadar 600’ün üzerinde davaya bakmış ve 2003 yılı sonu itibariyle 576 dosyayı karara bağlamıştır. Bu mahkeme spor ile ilgisi ister doğrudan ister dolaylı olsun, bütün ticari ihtilafların veya sporda disiplin cezası vermeye yetkili herhangi bir organın kararlarına karşı veya bir spor teşkilatının kararlarına karşı kararı alan merciin hukuki niteliğine göre birinci derecede muhakeme veya temyiz başvuru merciidir.

3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna 13.03.2004 tarih ve 25401 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5105 sayılı Kanunun 2. maddesiyle ile eklenen  Ek-9.madde ile bu maddeye dayanılarak hazırlanan ve 14.07.2004 tarih ve 25522 Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Özerk Spor Federasyonları Çerçeve Statüsünde “Özerk federasyon ile kulüpler, federasyon ile sporcu, hakem, teknik direktör, antrenör, idareci ve benzeri spor elemanları, kulüpler ile sporcu, antrenör, idareci ve benzeri spor elemanları, kulüpler ile kulüpler arasında çıkacak ihtilaflarla, federasyon yönetim kurulunca verilecek kararlar ile disiplin veya ceza kurulu kararlarına karşı ilgililerin itirazı üzerine inceleme yaparak kesin karar veren Genel Müdürlük bünyesinde kurulmuş bulunan Kurulu,” olarak ifade edilen Tahkim Kurulu hukuki sorunların çözüm mercii olarak bulunmaktadır.

Teorik yaklaşımları, ulusal ve uluslar arası teşkilatlanmaları, mevzuatları, yargı kararları ile spor hukuku komple bir disiplin oluşturmakta olup, 21′ inci yüzyılın sanayii sporun hukuki temelleri olmadan gelişmesi, sağlıklı bir yaşam sürdürmesi düşünülemez.

 

III- GÖRÜŞÜLEN KONULAR, KOMİSYONUN KARARLARI VE KARŞI GÖRÜŞLER:

  1. Tanımlar:

Ülkemizde sporcu sayısının nüfusa oranla sayıca düşüklüğü ve diğer ülkelerde bu sayının belirlenmesi için esas alınan kriterler de dikkate alınarak, sporcu tanımının; sporcu kişiliği olan ve yarışmalara katılan bireyler şeklinde yeniden yapılması;

Spor yapan herkes sporcu sayılıp, lisanslar kademelendirilerek; 

  • Spor yapan  kişi,
  • Lisanslı sporcu
  • Üst düzey sporcu

     olarak üçe ayrımlı yapılması;

a) Milli Eğitim Bakanlığı, üniversiteler, yerel yönetimler ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile ilgili tüm kurum kuruluşların sporculara ilişkin kayıtlarının sporcu sayısının belirlenmesinde esas alınması ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün halen uyguladığı “Sporcu Kart”larının kaydının tutulması;   

b) 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasında  ifade edilen vatandaşların ve okul dışı gençliğin;

  • Fizik,
  • Moral güç ve yeteneklerini,

sağlayan;

  • beden eğitimi,
  • Oyun,
  • Cimnastik,
  • spor faaliyetlerinde bulunanların kaydının tutulması;

  görüşleri kabul edilmiştir.

  1. Eğitim:

a) Ülkemiz sporcularının yıldızlar ve gençler kategorilerinde başarılı oldukları ancak, bu başarıyı daha üst kademelere taşıyamadıkları ve bunun sporcuların gelecek kaygısıyla üniversite sınavına hazırlanmak üzere sportif çalışmalarına daha az vakit ayırmaları veya sporu tamamen bırakmalarından kaynaklandığı tespiti yapılmıştır.

Anayasada yer alan “Devlet başarılı sporcuyu korur.” hükmü uyarınca ve ve bu hükmün hayata geçirilmesini teminen;  sporculara üniversiteye girişte, belli kriterlere bağlanarak, bütün alanlarda daha düşük puanla giriş (halen Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okullarında mevcut olan uygulamanın yaygınlaştırılması) veya burs gibi (özel üniversitelere ve vakıf üniversitelerine tam burslu kabulü gibi) pozitif ayrımcılık uygulanması yönünde düzenleme yapılmasının;

b) BESYO’ların spor yöneticiliği gibi alanlarından yetenek sınavının kaldırılması ve bu hususun mezuniyeti sonrasında fiilen sporla uğraşacak kişilerle sınırlandırılmasının;

c) Spor Hukuku halen bir kısım hukuk fakültelerinde seçmeli ders olarak okutulmakta olup, ana bilim dalı ve ayrıca spor sağlığı, spor hukuku, spor iktisadı gibi sporla ilgili alanları içine alan “Spor Bilimleri Enstitüsü” kurulması için YÖK’e teklif götürülmesi; Spor Hukukunun yüksek lisans ve tez konusu kabul edilmesi ve stajyerlerce hazırlanacak ödev konusu olarak barolara da kabul ettirilmesinin;

d) Yeni bir uygulama olan özerklikten kaynaklanan ihtiyaçlar da gözetilerek, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce TODAİE veya spor eğitimi veren kuruluşlarla iş birliği içinde spor yönetimiyle ilgili konularda hizmet içi eğitim verilmesinin;

    yararlı olacağı görüşü kabul edilmiştir.

  1. Mevzuatın Koda Dönüştürülmesi:

a) Spor Kanununda düzenlenmesi gereken hususlar halen Gençlik ve Spor Teşkilat Kanununda yer almaktadır. Ancak, değişik kurumların da sporla ilgili faaliyetleri olduğu dikkate alınarak, spor hukukunun bir dalı olan Teşkilatın görevlerini de kapsayan bir Spor Kanunu hazırlanmasının;

b) Mevzuattaki çelişkileri gidermek açısından spor mevzuatının kod olarak toparlanmasının;

c) Federasyonların bağlı oldukları uluslar arası federasyon ve kuruluşların mevzuatlarının toparlanıp Türkçeleştirilmesi ancak, bu yapılırken doğru ve bütüncül bir tercüme olması açısından hukuk ve spor bilgisi olanlarca tercüme edilmesinin sağlanmasının;

yararlı olacağı görüşü kabul edilmiştir.

  1. Spor Kulüpleri:

a) Spor Kulüpleri Kanun Tasarısı Taslağında yer alan profesyonel sporcu tanımındaki ifade tarzının, genel kurulda seçimlerin açık oyla yapılmasına, yabancıların üyeliklerinin bildirilmesine, sporcuların faal sporculuğu bırakmadıkça üye olamayacakları, kulüpten maaş alanların üyeliğinin dondurulabileceği, zorunlu üyelik olamayacağı gibi hususlar dikkate alınarak üyeliğe ilişkin hükümler ile cezalar dolayısıyla kulüplere verilecek yardımların kesilmesini öngören hükümlerin yeniden düzenlenmesi görüşü kabul edilmiştir.

b) Yerel yönetimler ve gençlik ve spor il müdürlüklerinin alanlarına giren tüm spor kulüplerine hizmetle yükümlü oldukları gözetilerek, bunlarla rekabet içinde olacak kulüp kurmamaları yönünde düzenleme  yapılması;

c) Kanun Taslağında şirketleşmeye (kulüplerin şirket kurması veya kurulmuş şirketlere ortak olması) yer verilmekle beraber, kulübün kendisinin şirkete dönüşmesi durumunda uygulanacak hükümler konusunda düzenlemeye yer verilmesi;

d) Kulüp yöneticilerinin sorumluluğu (özellikle mali sorumluluğu) konusunda somut sorumluluk kriterleri belirlenmesi ve bu kapsamda tüzel kişilerin yöneticilerinin davranış ilkeleri ve prensiplerinden oluşan kurumsal yönetişim esasının, kulüp yöneticileri açısından Kanun kapsamına alınarak müeyyidelerinin belirtilmesi;

e) 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 162. ve müteakip maddelerinde öngörülen “Alacağın Temliki” konusunun kulüpler açısından değerlendirilmesi ve kulüp yöneticilerince, kulüpten alacaklarına karşılık kulüp gelirlerinin temlik edilmesinin sınırlandırılması ve bu şekilde yapılacak temlikin kulübün yıllık gelirinin % 2’si oranını geçemeyeceği şeklinde düzenleme yapılması;

f) İç denetim ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün denetiminin yanı sıra, Kulüpler için dış denetim öngörülmesi ancak, amatör spor kulüplerinin sayıca çokluğu da dikkate alınarak belli kıstaslar  (mali büyüklüğü belli limitin üstünde olan, belirli spor faaliyetlerini yürüten kulüpler gibi) bağımsız kuruluşlarca denetim öngörülmesi;

g) Kulüplerin mali yılı ile, kulüplerin ortak olduğu şirketlerin mali yılının örtüşmesini sağlayacak düzenleme yapılması;

h) Kulüplerde spor hukuku eğitimi almış eleman çalıştırılması veya belirli kulüp çalışanları için spor hukuku kursları düzenlenmesi; görüşü kabul edilmiştir.

ı) Aynı ismin birden fazla kulüp tarafından kullanılamaması esasının il çerçevesinde öngörülmesi;

gerektiği görüşü kabul edilmiştir.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı temsilcisi, futbol kulüpleri için taslakta ayrı düzenlemeler yapılmasını veya ayrı bir kanun çıkarılmasını önermiştir.

Bazı üyeler kulüp tüzel kişiliğinin dernek olarak nitelendirilmesi ve fakat hüküm ve sonuçlarının özel olarak düzenlenmesini önermiştir.

Türkiye Futbol Federasyonu temsilcisinin futbol branşının, hazırlanacak Spor Kulüpleri Kanunu kapsamından çıkarılması önerisine karşı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliği temsilcileri de aşağıda belirtilen karşı görüşleri ileri sürmüşlerdir:

Bu öneri sporun yapısına ve yapılanmasına uygun değildir. Zira kulüplerin bünyesinde yalnızca futbol branşı yer almamakta, bir çok spor branşı yer almakta ve futbol bunlardan sadece biridir. Aynı kulüp bünyesinde yer alan spor dallarının bir kısmının Spor Kulüpleri Kanununa  göre yapılanmaları, futbol dalının ise Dernekler Kanununa göre veya başka bir Kanuna göre örgütlenmesinin düşünülmesinin hiçbir hukuki yararı olmayacaktır.

         Tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de spordaki ayrımlar:

         -Olimpik branşlar,

         -Olimpik olmayan branşlar

         -Profesyonel branşlar

         -Amatör branşlar

şeklindedir.

Bu nedenle; Futbol Federasyonun bugünkü hukuki yapısında amatör ve profesyonel branşları aynı mevzuatla yönetilmesinin uygun olmadığından Türkiye Futbol Federasyonunun yeniden yapılanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

  1. Federasyonlar:

a) Özerk federasyonların hukuki statüsünün uygulamada tereddüde yer vermeyecek (vergi mükellefiyeti, personel istihdamı ve diğer konularda) şekilde belirlenmesi;  

b) Federasyonların özerkliği söz konusu olduğunda bununla kast edilenin ne olduğunun  ortaya konulması, özerkliğin kazanılma sürecinden başlayarak;

  • Federasyonların kendi kararlarını alabilmesini,
  • Kararlarını kendilerinin, zedeleyici denetim olmaksızın, uygulayabilmelerini,
  • Çıkacak uyuşmazlıkları kendisinin çözümleyebilmesini sağlayacak şekilde düzenleme yapılması;

c) Özerk federasyonlarca da özerklik ile birlikte gelen hak ve yetkiler ile görev ve sorumluluklar hususunda bilgi eksikliği bulunduğundan, özerklikle ilgili tüm çevrelere bilgi vermeye yönelik “Özerklik Konferansı” düzenlenmesinin yararlı olacağı;

görüşü kabul edilmiştir.

Bir kısım Üyeler; genel kurulun her kararı alabilecek ölçüde bağımsız olması, özerk federasyonların genel kurulunda Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü temsil oranının azaltılması gerektiği, ana statülerde Çerçeve Statüye aykırı düzenleme yapılamamasının özerkliğe ters düştüğü ve üst norm olmaması, özerk federasyonun kendi içinde verdiği kararlar kendi içinde kesinleşmesi gerektiğinden Tahkim Kuruluna itirazın yolunu kaldırılması, Genel Müdürlük denetiminin dış denetim olduğu ve mümkün olduğu kadar sınırlanması gerektiği hususunda görüşler ileri sürmüştür.

6.Spor Organizasyonları ve Liglerde Anayasaya Uygunluk:

a) Spor organizasyonları ve özellikle batı ligi haline gelen futbol liglerinin, Anayasa’nın 59. maddesinde yer alan Devletin sporun kitlelere yayılmasını teşvik edeceği emredici hükmü uyarınca coğrafi esaslar dikkate alınarak belirlenmesi yönünde düzenleme yapılması;

b) Türk ve akraba topluluklar ile coğrafi yakınlık içinde bulunulan ülkelerin katılacağı bölgesel oyunların daha sık düzenlenmesinin de olimpiyat düzenlemek isteyen Ülkemiz açısından referans olabileceği;

görüşü kabul edilmiştir.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı temsilcisi, Süper Lige müdahalenin mümkün olmadığı ancak, 2. ve 3. liglerde play-of ve yükselme kuralları doğrultusunda coğrafi bölge esası uygulandığını belirtti.

  1. Sponsorluk:

a) Sponsorluk harcamalarının gider yazılmasının sponsorluğu teşvikte yeterli olmadığı;

b) Sponsorluk pazarını genişletmek üzere sponsorluğu teşvik edici düzenlemeler yapılması, reklama nazaran sponsorluğu teşvik edecek mali önlemler  alınması ve bu kapsamda reklamla sponsorluğun K.D.V.oranlarının sponsorluk lehine farklılaştırılması; 

gerektiği görüşü kabul edilmiştir.

Bir kısım Üyeler sponsorluk düzenlemelerinde amatör-profesyonel ayrımının kaldırılması gerektiği hususunda görüşler ileri sürmüştür.

  1. Doping:

a) Doping konusundaki müeyyidelerde ulusal kurallar ile uluslar arası kurallarla uyumlu hale getirilmesi;

b) Doping ile ilgili müeyyidelerde uluslar arası mevzuatta ve iç mevzuatta yapılan belirli maddeleri kullanmış olmak veya böyle sayılmak ve doping kontrolleriyle ilgili hükümlere aykırılık ayrımının kaldırılarak, dopingle ilgili kuralların herhangi birisine aykırılıkta 4 veya 5 yıl ve bundan sonra bu kuralların herhangi birisine aykırılıkta ömür boyu men cezası öngörülerek, Türkiye’nin bu alanda öncü ülke olması;                       

c) Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısında yer alan ve doping suçunun kriminalize edilip hapis ve para cezası verilmesini öngören hükmün, doping konusundaki uluslar arası sözleşmelere aykırı olduğu, böyle bir hükmün mevcudiyeti halinde Ülkemize uluslar arası müsabaka düzenlemesi verilmeyeceği ve uluslar arası spor camiasından dışlanacağı dikkate alınarak; doping maddelerinin ticaretini yapanlar, küçüklere doping kullandırtanlar ve zorla doping maddesi kullandırtanlarla sınırlı olarak kriminalize edilip, ceza öngörülmesi şeklinde yeniden düzenlenmesi;

görüşü kabul edilmiştir.

  1. Sporda Şiddet:

a) 5149 sayılı Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun hükümlerinin uygulanmasının sağlanması;

b) Kanunun yanı sıra federasyonların Disiplin Talimatlarına şiddeti caydıracak hükümler konulması;

c) Cezaların ve bu kapsamda para cezalarının artırılması;

d) Basının bu konudaki yayınları şiddeti körükleyici etki yaptığından, buna karşı önlemlerin caydırıcı hale getirilmesi;

e) Olayların ve sorumlularının tespiti açısından özellikle futbol müsabakalarının oynandığı stadlara ve stadların dışında belirlenecek alanlara kamera yerleştirilmesi sistemi getirilmesi ve bunu belirlenecek süre içinde yerine getirmeyecek kulüpler için müeyyide öngörülmesi şeklinde düzenleme yapılması;

f) Futbolda seyircisiz oynama cezası yerine, özellikle Ankara’nın doğusundaki, o ligde takımı olmayan illerde seyircili oynama şeklinde uygulama yapılması ve bu karşılaşmalarda belirli bir hasılat payının özel fona ayrılarak futbolun ülke genelinde gelişmesi amacıyla kullanılmasının yararlı olacağı;

 görüşü kabul edilmiştir.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı temsilcisi, Spor Şurasının sonucu beklenerek ve Şurada varılacak sonuçlar dikkate alınarak 5149 sayılı Kanunda değişiklik yapılmasını önermiştir.

Bir kısım Üyeler, idari kurul niteliğinde olan il güvenlik kurulları yetersiz kaldığından sporda şiddetle ilgili yeni bir birim kurulması, yargı organlarının daha etkin hale getirilmesi ve ilgili kurum ve kuruluşlardan katılımla bir komisyon oluşturularak 5149 sayılı Kanunda yapılması gereken değişikliklerin tespit edilmesi  yönünde düzenleme yapılmasını önermiştir. 

  1. Şike ve Haksız Rekabetin Önlenmesi:

Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısında yer alan ve “Şike ve Teşvik Primi”nin cezalandırılmasına yönelik düzenlemenin sporda haksız rekabeti önlemek açısından yararlı ve caydırıcı olduğu görüşü kabul edilmiştir.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı temsilcisi, yapılan düzenleme ile dava yoluna gidilmesinin, özellikle yargılama sonucunda beraat kararı çıkması durumunda liglerin tescilini etkileyeceği, bu sebeple disiplin hükümlerinin ağırlaştırılmasının daha uygun olduğuna yönelik öneride bulunmuştur.

    

  1. Spor Yargısı (Tahkim) ve Uluslar arası İlişkiler:

a) Federasyonların öncelikle mensubu olduğu devlete değil üyesi olduğu uluslar arası kuruluşlara bağlı olduğu gözetilerek buna göre uygulama yapılması ve özellikle mevzuatın bu sıralamayla uygulanması;

b) Spor yarısının,   

  • Disiplin Kurulu
  • Ceza Kurulu
  • Tahkim Kurulu

şeklinde üç kademe olması, tahkim kurulunun üye sayısının arttırılarak dairelere bölünmesi;

c) Disiplin veya ceza talimatlarındaki genel hükümlerin (teşebbüs, tekerrür gibi) Çerçeve Statü gibi ortak hükümlere bağlanıp, yeknesaklık sağlanması;

görüşü kabul edilmiştir.

Özel daireler konusunda çeşitli üyelerce  amatör tahkim – profesyonel tahkim şeklinde ayırım yapılması; olimpik sporlar-olimpik olmayan sporlar olarak ve her birinin de takım sporları-ferdi sporlar şeklinde ayırım yapılması önerilmiştir.

Bir kısım Üyelerce; özellikle sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklar için “Uyuşmazlık Kurulu”, “Uzlaşma Kurulu” gibi bir arabuluculuk müessesesinin Çerçeve Statüye konulması önerilmiştir. 

Bazı üyelerce, Tahkim Kurulunun tamamen özerk federasyonlar içinde olması ve federasyon genel kurulunca seçilmesi  önerilmiştir.

Bazı üyelerce, tahkim konusunda taslağın, gelişmiş ve uluslararası kuruluşlarla entegrasyonu sağlanmış bir tahkim müessesesi bulunan futbol federasyonunu kapsamaması önerilmiştir.

Adalet Bakanlığı temsilcisi; federasyon ceza ve/veya disiplin kurullarının (ilk derece) kararlarına karşı Merkez Ceza Kuruluna (istinaf) gidilmesi ve son aşamada Tahkim Kuruluna (temyiz) gidilmesi önerilmiştir. 

Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliği temsilcileri   “Spor Yargısı’nın

  • Disiplin Kurulu            
  • Ceza Kurulu 
  • Tahkim Kurulu

şeklinde üç kademeden oluşturulması görüşü ile disiplin veya ceza talimatlarındaki genel hükümlerin (teşebbüs, tekerrür gibi) Çerçeve Statü gibi ortak hükümlere bağlanıp, yeknesaklık sağlanması görüşüne karşı aşağıda belirtilen karşı görüşleri ileri sürmüşlerdir:

3289 sayılı Kanun hükümlerine göre kurulmuş 59 Spor Federasyonu bulunmaktadır. Her federasyonun merkez ve taşra teşkilatı bulunmakta olup, disiplin kurulunun 3 kişiden oluşacağı göz önünde bulundurulursa 81(İl)+1(merkez)=82×3= 246x 59=14.514 kişi görev yapması sonucu doğuracaktır. Aynı sayıda kişilerin Ceza Kurullarında görev alacağı  hesaplanırsa disiplin ve ceza kurullarında görev alacak kişilerin sayısı yaklaşık 29.028 kişi olacaktır. Bu sayıda eleman bulunması zor olacağı gibi, disiplin ve ceza kurulları ile tahkim kurullarında yargılamanın ortalama 10 gün olacağı da düşünülürse bir davanın en erken 1 ay gibi sürede sonuçlanacağı bunun da sporun hareketlilik yapısı ile bağdaşmayacağı düşünülmektedir. Federasyonun tabii olduğu uluslararası mevzuat gereği CAS’a başvurma hakkının olması durumunda bir davanın ortalama bir yıldan önce sonuçlanamayacağı açıktır.

Bu sebeple yargılama safhaları Disiplin veya Ceza Kurulu ve itiraz mercii olarak Tahkim Kurulu  şeklinde yapılanmalıdır.

3289 Sayılı Kanunun Ek. 9uncu maddesi hükmü uyarınca “Özerk Spor Federasyonları: Organları Genel Kurul tarafından seçimle göreve gelen, her türlü kararlarını kendi organları içerisinde alan, bütçesi Genel Kurul tarafından onaylanan ve ibra edilen federasyonlardır.”

Spor dalları ve dolayısıyla federasyonlar, uluslar arası  federasyonlar gibi olimpik branşlar-olimpik olmayan branşlar olarak ayrılmakta, her  branş içerisinde ferdi ve takım sporları bulunmaktadır. Dolayısıyla; Ana Statülerdeki ortak hükümlerin tek metin haline getirilmesinin hukuki bir yararı olmayacağı gibi bu ortak metnin kimin veya kimler tarafından hazırlanacağı hususu her zaman tartışma konusu olacaktır.

12. 2010 yılında İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti olması dolayısıyla yapılacak etkinlikler arasında, kültürün bir parçası olarak spor konusunda bir etkinlik öngörülmemiş olup,  Komisyonca Spor Hukuku ile ilgili bir etkinliğin de yer alması temenni edildi.

SPOR HUKUKU KOMİSYONU

 

S.NO ADI SOYADI GÖREVİ
1 Prof. Dr. Fehim ÜÇIŞIK Komisyon Başkanı

GSGM Tahkim Kurulu Üyesi

2 Sezai BAĞBAŞI Genel Müdür Yardımcısı
3 Zübeyt AYDIN GSGM I.Hukuk Müşaviri
4 Haluk ÇETİN Teftiş Kurulu Başkanı
5 Prof. Dr. Nadi GÜNAL Ankara Üni. Hukuk Fak. Öğr.Üyesi Basketbol Hukuk Kurulu Başkanı ve Disiplin Kurulu Üyesi
6 Prof. Dr. Eyüp Günay İSPİR Türkiye Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü Gen.Müd.
7 Av. Kısmet ERKİNER Avukat-Spor Hukuku Enstitüsü Başkanı-Uluslar arası Spor Tahkim Mahkemesi Üyesi
8 Özcan ŞEPİK Futbol Federasyonu Temsilcisi

Genel Sekreter Vekili

9 Oktay SELÇUK Futbol Federasyonu Temsilcisi

Hukuk Kurulu Üyesi

10 Av.Anıl GÜRSOY Futbol Federasyonu Temsilcisi
11 Av.İlker PEKSEZER GSGM Ceza Kurulu Bşk.-Avukat
12 Zühal BOZOK GSGM Avukat
13 Hasan ODABAŞI Adalet Bakanlığı Temsilcisi
14 Hukuk Müş. Vedat BÜYÜKERSOY  İçişleri Bakanlığı Temsilcisi
15 Av.Türker ARSLAN T.M.O.K.Hukuk Komisyonu Başkanı

Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi Üyesi

16 Av.Ömer Remzi ARIKAN TASK Konfederasyonu Temsilcisi
 

SEKRETERYA

 

1 Kenan ATALAY Spor Eğitimi Dai. Bşk. Şube Müdürü(Raportör)
2 Kemal ÖZÖZLÜ Spor Eğitimi Dai. Bşk. Sportif Eğt. Uzmanı (Raportör)
3 Bilgehan DEMİRELLİ Spor Eğitimi Dai. Bşk. Spor Uzmanı (Sekreterya)
4 Asiye ÖZYAVUZ Spor Eğitimi Dai. Bşk. Spor Uzmanı (Sekreterya)

 

6222 sayılı Kanun’da Değişiklik Yapılan TBMM Genel Kurulu Tutanağı

6222 sayılı Sporda Şiddetin ve Düzensizliğin Önlenmesi Hakkında Kanun’da değişiklik öngören kanun teklifi, TBMM genel kurulunda çeşitli değişiklikler ve eklemelerle kabul edildi.

TBMM genel kurul tutanağını paylaşıyorum. Şimdilik tutanağın ham versiyonunu bilginize sunuyorum. İlerleyen günlerde metni daha anlaşılır ve kolay takip edilebilir hale getireceğim.

İyi okumalar. Okumaya devam et 6222 sayılı Kanun’da Değişiklik Yapılan TBMM Genel Kurulu Tutanağı

Türkiye Golf Federasyonu’nun Ana Statüsü Değişti

1/10/2014 tarihli ve 29136 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Golf Federasyonu Ana Statüsü değiştirildiDeğişiklik, bugün Resmî Gazetede yayımlandı.

Ana Statü’de iki değişiklik yapıldı.

a) Federasyonun genel kurulunda bazı kulüplerin delege sayıları azaltıldı. Genel kurul çağrı tarihinden önce biten son iki sezon Federasyon faaliyetlerine katılmış kulüplere onar üye ile temsil hakkı tanınmıştı. Değişiklik ile, bu kulüpler kulüpler 10 değil, 6 üye ile temsil edilecek.

b) İkinci değişiklik ise, federasyon başkan adaylarını ilgilendiriyor. Bundan böyle başkan adayları adaylık ücreti ödemeyecek ve delegelerin %15’inin teklifini sunmak zorunda kalmayacaklar.

İkinci değişiklik, Danıştay’ın kararını hayata geçirmiş oldu. Ancak merak ediyorum: Bu ana statü değişikliği, federasyonun genel kurulu tarafından oylanıp onaylandı mı? Genel kurulun onaylamadığı bir değişiklik yok hükmündedir.

Yargıtay, Spor Federasyonlarının Genel Kurullarına Karşı Yargı Yolunu Fiilen Kapattı

Konu ile ilgili yorumumu ilerleyen günlerde yazacağım.

Şimdilik Yargıtay’ın kararını paylaşmakla yetiniyorum. Okumaya devam et Yargıtay, Spor Federasyonlarının Genel Kurullarına Karşı Yargı Yolunu Fiilen Kapattı

Yargıtay Kararı – “Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Genel Kurulunun İptali Talebi”

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2017/800 E., 2017/3253 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu aleyhine 17/06/2013 gününde verilen dilekçe ile genel kurul kararının iptalinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 12/06/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılar ve kanıtlar ile gerektirici nedenler gözetildiğinde hazirun listesinin incelenmesiyle davacının iptalini istediği genel kurula katılarak alınan kararlara muhalefet şerhi koymaması; dolayısıyla dava açma koşulunun yerine getirilmemiş olmasına göre yerel mahkeme kararı sonuç olarak doğrudur. O nedenle HUMK’nun 438/9. maddesi uyarınca gerekçe değiştirilerek karar onanmalıdır.

SONUÇ: Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının gerekçesinin değiştirilmesine ve bu açıdan temyiz itirazlarının reddedilerek kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 25/05/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eskrim Federasyonu Genel Kurulu Ertelendi

Türkiye Eskrim Federasyonu, 29 Temmuz tarihinde yayınlandığı açıklama ile, genel kurulun 1 Eylül’de gerçekleşeceğini duyurmuştu.

Genel kurul duyurusunun üzerinden bir hafta geçmeden, federasyon yeni bir duyuru ile, genel kurulun ertelendiğini açıkladı.

Federasyonun açıklaması garip.

Federasyon, 15 Temmuz olayları sebebiyle genel kurulun ertelendiğini iddia etti. Oysa 1 Eylül’de gerçekleşmesi gereken genel kurulun duyurusu 29 Temmuz’da yapılmıştı. 15 Temmuz süreci başlamıştı. Federasyonlar hakkında soruşturmalar açıldığı ve Olimpiyatlar’a katılacak federasyonlarla ilgili soruşturmaların ise Olimpiyatlar’dan sonra açılacağı biliniyordu.

Federasyon, 15 Temmuz sürecini ve soruşturmaların açılacağını bile bile 1 Eylül’de genel kurul kararı almıştı. 4 günde ne değişti? Neden birdenbire 15 Temmuz süreci ertelemenin mazereti oldu?

Erteleme duyurusunda kulüp delegeleri hakkında bir açıklama yapılmış:Genel kurul için önceden bildirilen üyeler geçerli olacaktır. Üyelerde herhangi bir değişiklik yapılması halinde, yönetim kurulu kararı ve gerekçesiyle beraber 23 Eylül 2016 Salı gününe kadar Federasyona bildirilecektir.

Bu duyuru yanlış. Hukuka aykırı.

Henüz ortada üyeler yok. Hangi kulübün kaç delege ile temsil edileceği belli değil. Federasyon önce hangi kulüplerin delege hakkı olduğunu ve kaç delege ile temsil edileceğini açıklamalı.

Ana Statü çok açık. İlgili maddeleri hatırlatayım:

Genel kurul kararının alınmasından sonra Federasyon, ilan tarihinde genel kurula katılma hakkı bulunan üyelerden delegelerini ve delegelere ait bilgileri talep eder. Kulüpler ile ilgili kurum ve kuruluşlar, Federasyon tarafından yapılan duyuru ya da tebligatı takip eden en geç beş gün içerisinde genel kurulda kendilerini temsil edecek delege listesini ve bilgilerini Federasyona bildirmek zorundadır.

(4) Delege listesi genel kurul tarihinden en az otuz gün önce Federasyonun ve Genel Müdürlüğün internet sitesinde ilan edilir. Federasyon tarafından hazırlanacak genel kurul delege listesinde üyelerin adı ve soyadı ile temsil ettiği kurum ve kuruluş belirtilir.

(5) Hazırlanan delege listesine, ilan tarihinden itibaren on gün içerisinde itiraz edilebilir. Delege listesine itiraz, yönetim kurulunca itiraz süresinin bitiminden itibaren iki gün içerisinde karara bağlanır. Bu karara karşı iki gün içerisinde Tahkim Kuruluna itiraz edilebilir. Tahkim Kurulu itirazın kendisine ulaştığı tarihten itibaren beş gün içerisinde bu itirazı kesin olarak karara bağlar.

Federasyon “önceki genel kurula katılan üyeler bu genel kurula da katılacak” diyemez. Federasyon, kulüplerden delege listelerini talep etmek zorundadır.

Federasyonu uyarayım: Henüz geçerli genel kurul kararı alınmadı. Geçerli toplantı çağrısı yapılmadı. Genel kurulun tarihi belirlenmeden toplantı çağrısı yapılamaz.

Duyuruda kanunda öngörülmeyen bir yükümlülük getirilmiş. Delegelerini değiştirecek kulüpler, bunun gerekçesini bildirmek zorundaymış. Yukarıda yazdım: Henüz delegeler belli olmadığı için, yeni delegeler belirlenecek. Bir şekilde 2015 senesinde gerçekleşen delege listelerinin geçerli olacağı kabul edilse bile, delegelerini değiştirmek isteyen kulüpler bunun gerekçesini bildirmek zorunda değil. Kulüpler istediği kişiyi delege olarak görevlendirir. Kimse kulüplerden hesap soramaz.

Ayrıca neden delege listeleri 23 Eylül’e kadar gönderilmek zorunda? Genel kurul ne zaman gerçekleşecek? Genel kurulun tarihi belli değil iken, neden delege listesi için süre belirleniyor?

Süreci bekleyelim. FETÖ soruşturması sonucunda kim öle kim kala!

Eskrim Federasyonu Genel Kurulu 1 Eylül’de

Türkiye Eskrim Federasyonu, Türkiye Eskrim Federasyonunun 4. Olağan ve 6. Mali Genel Kurulu, 01 Eylül 2016 Perşembe günü gerçekleşecek.

Federasyonun sitesinde yayınlanan duyuru için bkz. https://goo.gl/HvM4mk

 

TFF’nin Genel Kurul Süreci Hukuk Aykırıdır

Türkiye Futbol Federasyonu, Internet sitesinde olağan genel kurul ilanını yayınladı.

İlan aşağıdaki gibidir:

Türkiye Futbol Federasyonu Statüsü’nün 27. maddesi hükmü gereğince 01.06.2015-31.05.2016 dönemi ile ilgili olarak Olağan Genel Kurulu’nun aşağıdaki gündem maddeleri ile toplantıya çağrılmasına, toplantı çağrı kararının ulusal günlük 1 gazete ile TFF internet sitesinden ilanına, toplantı gündeminin aşağıdaki şekilde belirlenmesine, toplantının 09.06.2016 günü saat 11.00’de, çoğunluğun sağlanamaması halinde ikinci toplantının, delege tam sayısının asgari üçte birinin katılımı ile 10.06.2016 günü saat 11.00’de, ikinci toplantıda da çoğunluk sağlanamadığı takdirde üçüncü toplantının, çoğunluk aranmaksızın 17.06.2016 tarihinde aynı saatte Ankara JW Marriott Oteli’nde yapılmasına, Genel Kurul işlemlerinin Kanun ve Statü hükümlerine uygun olarak ikmaline, Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu’nun 09.05.2016 tarih ve 21 sayılı toplantısında oy birliği ile karar verilmiştir.

Bu ilana göre yapılacak genel kurul hukuka aykırı olacak.

TFF Statüsü‘ne göre, genel kurul toplantısının gündemi, yeri ve tarihinin Yönetim Kurulu tarafından tespit edilmesi ve toplantı tarihinden en az on beş (15) gün önce ulusal bir gazete ile TFF’nin resmi internet sitesinde (www.tff.org) ilan edilmesi ve TFF tarafından Genel Kurul delegelerine yazılı olarak gönderilmesi gerekiyor. Bu davetin, gündem, mali raporlar ve bağımsız denetçi raporu ile ilgili diğer evrakı içermesi gerekiyor. Ayrıca Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun‘a göre, Denetleme Kurulu raporunun, Genel Kurul tarihinden en az onbeş gün önce Genel Kurul üyelerine gönderilmesi gerekiyor.

Kanunda ve Statü’de en az 15 günlük süre öngörülmüş ama TFF, genel kurul duyurusunu genel kuruldan 6 gün önce yayınladı.

İşin ilginç yanı, ilana göre, TFF Yönetim Kurulu, genel kurul kararını 9 Mayıs’ta almış. Nedense Yönetim Kurulu’nun genel kurul kararı Mayıs ayı içinde duyurulmadı. TFF’nin Internet sitesinde Mayıs ayında yayınlanan haberler arasında yönetim kurulunun 9 Mayıs’ta aldığı genel kurul kararına ilişkin haber/duyuru yer almıyor.

Madem genel kurul kararı bir ay önce alındı, neden bu ilan Mayıs ayında yayınlanmadı? Neden bir ay beklendi?

TFF, bu ilanı hangi ulusal gazetede yayınlattı?

Neden bu acele? Neden göz göre göre kanuna ve Statü’ye aykırı genel kurul düzenleniyor?

Anayasa Mahkemesi, 3289 Sayılı Kanun’daki Bazı Düzenlemelerle İlgili Anayasaya Aykırılık İddialarını Reddetti

Anayasa Mahkemesi, 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un bazı düzenlemelerinin iptaline ilişkin başvuruyu reddetti. 16/1/2014 Tarihli ve E: 2013/77, K: 2014/4 Sayılı Karar4 Mart 2015 Tarihli ve 29285 Sayılı Resmî Gazete‘de yayımlandı.

Anayasa Mahkemesi, Danıştay’ın 10’uncu Dairesinin itirazlarını aşağıdaki şekilde reddetti:

“21.5.1986 günlü, 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un;

A- 1- 29.3.2011 günlü, 6215 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle değiştirilen ek 9. maddesinin;

a- İkinci fıkrasının;

aa- Dördüncü cümlesinde yer alan “…iki üyesi seçimle belirlenen, üç üyesi ise Genel Müdürlükçe görevlendirilen…” ibaresinin,

ab- Son cümlesinde yer alan “…teklifi ve Genel Müdürün…” ibaresinin,

b- Üçüncü fıkrasının;

ba- “Genel kurul üye sayısı olimpik ve paralimpik spor dallarında 150’den az 300 üyeden fazla, diğer branşlarda ise 100’den az 200 üyeden fazla olamaz.” biçimindeki yedinci cümlesinin,

bb- (a) bendinde yer alan “…üç ay içerisinde…” ibaresinin,

bc- (b) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan “Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu raporlarında yeterli düzeyde görülmeyen veya…” ibaresinin,

c- Dördüncü fıkrasının “Genel kurulun delege sayısının yüzde 10’u Genel Müdürlük temsilcilerinden oluşur.” biçimindeki onuncu cümlesinin,

2- 6215 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle eklenen geçici 11. maddesinin son fıkrasının,

iptallerine karar verilmesi istemiyle yapılan itiraz başvurusunun, Anayasa’nın 152. maddesinin son fıkrası ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince REDDİNE,

B- 1- 6215 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle değiştirilen ek 9. maddesinin;

a- İkinci fıkrasının;

aa- Dördüncü cümlesinde yer alan “…iki üyesi seçimle belirlenen, üç üyesi ise Genel Müdürlükçe görevlendirilen…” ibaresi,

ab-  Son cümlesinde yer alan “…teklifi ve Genel Müdürün…” ibaresi,

b- Üçüncü fıkrasının;

ba- Yedinci cümlesi,

bb- (a) bendinde yer alan “…üç ay içerisinde…” ibaresi,

bc- (b) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu raporlarında yeterli düzeyde görülmeyen veya…” ibaresi,

c- Dördüncü fıkrasının onuncu cümlesi,

dışında kalan bölümlerinin Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE,

16.1.2014 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.”

Anayasa Mahkemesi’nden Spor Genel Müdürlüğü’ne İyi Haber

Anayasa Mahkemesi, CHP’nin başvurusu üzerine bağımsız federasyonlarla ilgili bazı düzenlemelerin Anayasa’ya aykırı olup olmadığını inceledi. Mahkeme, iptal itirazında bulunulan hiçbir hükmü iptal etmedi.

Anayasa Mahkemesi’nin 14/2/2013 Tarihli ve E: 2011/63, K: 2013/28 Sayılı Kararı 31Aralık 2013 Tarihli ve 28868 Sayılı Resmî Gazete‘de (http://goo.gl/5BgGTNyayımlandı.

Karara aşağıdadır.

———————————–

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı    : 2011/63
Karar Sayısı : 2013/28
Karar Günü : 14.2.2013
           
İPTAL DAVASINI AÇAN : Anamuhalefet Partisi (Cumhuriyet Halk Partisi) TBMM Grubu adına Grup Başkanvekilleri M. Akif HAMZAÇEBİ ile Muharrem İNCE
İPTAL DAVASININ KONUSU : 29.3.2011 günlü, 6215 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un:
1- 10. maddesiyle değiştirilen, 21.5.1986 günlü, 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un Ek 9. maddesinin;
a- Birinci fıkrasının;
aa- “Bu Kanun’da belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmeyen federasyonların tüzel kişilikleri bu maddede belirilen usulle iptal edilir ve mal varlıkları Genel Müdürlüğe devredilir.” biçimindeki üçüncü cümlesinin,
ab-  Genel Müdürlük tarafından yapılan yardımlar ve tahsis edilen kaynaklar kullanılarak alınan taşınmazın mülkiyeti Genel Müdürlüğe ait olur. Bu taşınmazlar Genel Müdürlüğün mevzuatı çerçevesinde kullanılır.” biçimindeki beşinci ve altıncı cümlelerinin,
 b- İkinci fıkrasının;
ba- Dördüncü cümlesinde yer alan “… iki üyesi seçimle belirlenen, üç üyesi ise Genel Müdürlükçe görevlendirilen…” ibaresinin,
 bb- Son cümlesinde yer alan “… teklifi ve Genel Müdürün…” ibaresinin,
 c- Üçüncü fıkrasının;
 ca-  Genel kurul üye sayısı olimpik paralimpik spor dallarında 150’den az 300 üyeden fazla, diğer branşlarda ise 100’den az 200 üyeden fazla olamaz.” biçimindeki yedinci cümlesinin,
cb- (a) bendinde yar alan “… üç ay içerisinde…” ibaresinin,
cc- (b) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan “Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu raporlarında yeterli düzeyde görülmeyen veya…” ibaresinin,
d- Dördüncü fıkrasının “Genel kurulun delege sayısının yüzde 10’u Genel Müdürlük temsilcilerinden oluşur.” biçimindeki onuncu cümlesinin,
e- Beşinci fıkrasının;
ea- “Kesinleşmiş sigorta veya vergi borcu olmamak.” biçimindeki (c) bendinin,
eb- (d) bendinde yer alan “Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile casusluk,…” ve “… gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan…” ibarelerinin,
f-Altıncı fıkrasının;
fa- “Spor federasyonlarının Bakana verecekleri taahhütnamenin esaslarını belirlemek ve yıl sonu itibarıyla taahhütnamelere uyup uymadıklarının değerlendirerek Bakana sunmak.” biçimindeki (a) bendinin,
fb- “Bakana sunulan taahhütname ile master planı ve performans ölçütlerine uyulup uyulmadığı konusunda altı ayda bir Bakana rapor vermek.” biçimindeki (c) bendinin,
g- Onaltıncı fıkrasının;
ga- İkinci cümlesinde yer alan “… amaca uygunluğu ve… ibaresinin,
gb-  Üçüncü cümlesinde yer alan “… ve amacına… ibaresinin,
gc- “Teknik elemanlar ve sporculara ödenecek ücretler hariç, federasyonda çalışan personel ve diğer görevlilere verilecek ücret ve yolluklar kamu kaynakları ve Spot Toto Teşkilat Başkanlığından sağlanan reklam gelirlerinden karşılanamaz.” biçimindeki son cümlesinin,
2- 12. maddesiyle 3289 sayılı Kanun’a eklenen Geçici Madde 11’in son fıkrasının;
3- 21. maddesiyle değiştirilen, 10.7.2004 günlü, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 26. maddesinin üçüncü cümlesinin “… ya da bu yerlerin belediye veya bağlı kuruluşlarının %50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin %50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle işletilmesini devredebilir.” bölümünün,
 Anayasa’nın 2., 7., 10., 33., 59. ve 123. maddelerine aykırı oldukları ileri sürülerek iptallerine ve iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi istemidir.
                 
I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN GEREKÇESİ
A- 10.6.2011 günlü dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
1) 29.03.2011 Tarihli ve 6215 Sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un 10 uncu Maddesiyle 21.05.1986 Tarihli ve 3289 Sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun Ek 9 uncu Maddesinde Yapılan Ek ve Değişikliklerden;
a) Birinci Fıkrasındaki, “Bu Kanunda belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmeyen federasyonların tüzel kişilikleri bu maddede belirtilen usulle iptal edilir ve mal varlıkları Genel Müdürlüğe devredilir.” Tümcesi ile “Genel Müdürlük tarafından yapılan yardımlar ve tahsis edilen kaynaklar kullanılarak alınan taşınmazların mülkiyeti Genel Müdürlüğe ait olur. Bu taşınmazlar Genel Müdürlüğün mevzuatı çerçevesinde kullanılır.” Tümcelerinin; İkinci Fıkrasının Üçüncü Tümcesindeki, “iki üyesi seçimle belirlenen, üç üyesi ise Genel Müdürlükçe görevlendirilen” İbaresi ile Son Tümcesindeki “teklifi ve Genel Müdürün” İbaresinin; Üçüncü Fıkrasındaki, “Genel kurul üye sayısı olimpik ve paramilik spor dallarında 150’den az 300 üyeden fazla, diğer branşlarda ise 100’den az 200 üyeden fazla olamaz.” Tümcesi İle (a) Bendindeki, “üç ay içerisinde” İbaresi ve (b) Bendinin (1) Alt Bendindeki, “Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu raporlarında yeterli düzeyde görülmeyen veya” İbaresinin; Dördüncü Fıkrasındaki, “Genel kurulun delege sayısının yüzde 10’u Genel Müdürlük temsilcilerinden oluşur.” Tümcesinin; Altıncı Fıkrasının (a) Bendindeki, “Spor federasyonlarının Bakana verecekleri taahhütnamenin esaslarını belirlemek ve yıl sonu itibarıyla taahhütlerine uyup uymadıklarını değerlendirerek Bakana sunmak.” Tümcesi İle (c) Bendindeki, “Bakana sunulan taahhütname ile master planı ve performans ölçütlerine uyulup uyulmadığı konusunda altı ayda bir Bakana rapor vermek.” Tümcesinin; Onaltıncı Fıkrasının İkinci Tümcesindeki, “amaca uygunluğu ve” İle Üçüncü Tümcesindeki, “ve amacına” İbareleri İle “Teknik elemanlar ve sporculara ödenecek ücretler hariç, federasyonda çalışan personel ve diğer görevlilere verilecek ücret ve yolluklar kamu kaynakları ve Spor Toto Teşkilat Başkanlığından sağlanan reklam gelirlerinden karşılanamaz.” Şeklindeki Son Tümcesinin Anayasaya Aykırılığı
6215 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle 21.05.1986 tarihli ve 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun ek 9 uncu maddesinin bir yandan “Özerklik” olan madde başlığı “Bağımsız spor federasyonları” biçiminde, madde metninde geçen “özerk” ibareleri ise “bağımsız” şeklinde değiştirilirken; diğer yandan, maddede bağımsızlık veya özerklikle bağdaşmayan ve federasyonları Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün adeta şube müdürlüklerine dönüştüren düzenlemeler yapılmıştır.
                 
Gerek günlük konuşma dilinde, gerek siyaset bilimi ve devletler hukukunda, gerekse de kamu hukuku ve Anayasamızda “bağımsızlık”, özerkliğe göre, özerkliği de kapsayan daha geniş bir anlam taşımaktadır.
                 
Güncel Türkçe Sözlükte özerk, “ayrı bir yasaya bağlı olarak kendi kendini yönetme yetisi olan (kuruluş, devlet vb.), muhtar, otonom” olarak tanımlanırken; bağımsız ise, “Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen, özgür, hür” şeklinde tanımlanmıştır.
Siyaset bilimi ve devletler hukukunda bağımsızlık/istiklal, bir kişi, kurum ya da ülkenin yabancı bir otoritenin denetim ve güdümünde olmadan kendi kendini yönetebilmesi olarak tanımlanmakta ve devletler hukukunda devletin hukuk ölçütü olarak nitelendirilmektedir. Bağımsızlıktan söz edilebilmesi için; (i) ülkede otoritenin tek olması ve yasama, yürütme ve yargı tekelini elinde bulundurması; (ii) başka bir devlet yada benzeri bir topluluktan emir, talimat vb. almadan iç ve dış siyasetini kendi yapı ve örgütleriyle özerk bir biçimde kararlaştırıp yürütmesi; (iii) yetkinin geniş ve genel olması gerekir.
Anayasamızda ise, devlet organlarının düzenlenmesine ilişkin “bağımsızlık” ve “özerklik” olmak üzere iki temel kavram kullanılmıştır. Anayasada “bağımsızlık” kavramı yargı erki için kullanılmış ve erkler arası ilişki bağlamında şekillendirilmiştir. Anayasanın yargı yetkisi başlıklı 9 uncu maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız mahkemeler tarafından kullanılacağı belirtilirken; Mahkemelerin bağımsızlığı başlıklı 138 inci maddesinin birinci fıkrasında, “Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.” denilirken; bağımsızlığın gerçekleşmesi ise ikinci ve üçüncü fıkralarında, “Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.” şeklinde biçimlendirilmiştir.
Özerklik ise Anayasal organlar arasındaki ilişkiyi değil, yürütme organının idari teşkilatının içsel ilişki ve işleyişini ifade etmektedir. Örneğin, Anayasanın 133 üncü maddesinin son fıkrasında, “Devletçe kamu tüzelkişiliği olarak kurulan tek radyo televizyon kurumu ile kamu tüzelkişilerinden yardım gören haber ajanslarının özerkliği ve yayınlarının tarafsızlığı esastır.” denilmektedir. Özerklik, belirli kamu hizmetlerini yerine getirmek amacıyla devletten ayrı kamu tüzel kişisi olarak kurulan kamu kurumlarının yasal görevlerini kendi iradeleri ile aldığı kararlarla yürütebilme yetisidir. Özerk kurumların “idarenin bütünlüğü ilkesi” bağlamında devlet tüzel kişiliğine bağlılığı, vesayet ilişkisi çerçevesinde sağlanmaktadır.
Özerklikten söz edebilmek için özekliğin idari ve mali boyutunu içermesi gerekir. İdari özerklik, kararların herhangi bir dış müdahale olmaksızın kendi organları tarafından alınması ve teşkilatı eliyle yürütülmesini ve dolayısı ile (i) organlarda görevli olanların kural olarak yürütme organı tarafından atanmak yerine kendilerine özgü usullerle seçilmelerini ve (ii) organların ve kararlarının üzerinde yargısal denetim dışında herhangi bir idari denetimin olmamasını gerekli kılar. Mali özerklik ise, kaynakların yaratılması, önceliklerin belirlenmesi ve bütçeleştirilmesi ile harcanmasında tam yetkili olmak demektir. Mali özerklikten söz edebilmek için, kaynakların çoğunluğunun öz gelirlerden oluşması ve merkezi idarenin yardımlarının herhangi bir koşula bağlanmadan şartsız yapılması zorunludur.
Öte yandan, federasyonlar spor alanında faaliyette bulunmaktadır. Spor, yerel değil, uluslararası boyutu ve örgütleri olan evrensel bir alandır. Bu bağlamda, federasyonların örgütlenmesi ve faaliyet alanlarının düzenlenmesinde uluslararası düzenlemelerin göz önüne alınması gerekir. Uluslararası spor camiasının kabul edemeyeceği örgütlenmeler, sistemler ve modeller kurulması, sporun uluslararası düzeyde gelişememesi yanında, uluslararası spor etkinliklerinden dışlanmaya ve hatta ihraca kadar uzanan süreçlere yol açar.
Ek 9 uncu maddenin birinci fıkrasında, yükümlülüklerini yerine getirmeyen federasyonların, tüzel kişiliklerinin iptal edileceği ve malvarlıklarının Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne devredileceği hüküm altına alınmıştır. Yükümlülüklerini yerine getiremeyen federasyonların, bir yargı kararına dayanmadan idari tasarrufla tüzel kişiliklerinin iptal edilerek malvarlıklarının Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne devredilmesi bağımsızlık bir yana, özerklikle dahi bağdaşmaz.
Öte yandan, ek 9 uncu maddenin birinci fıkrasının devamında, Genel Müdürlük tarafından yapılan yardımlar ve tahsis edilen kaynaklar kullanılarak alınan taşınmazların mülkiyetinin Genel Müdürlüğe ait olacağı ve bu taşınmazların Genel Müdürlüğün mevzuatı çerçevesinde kullanılacağı; onaltıncı fıkrasının son tümcesinde ise, teknik elemanlar ve sporculara ödenecek ücretler hariç, federasyonda çalışan personel ve diğer görevlilere verilecek ücret ve yollukların kamu kaynakları ve Spor Toto Teşkilat Başkanlığından sağlanan reklam gelirlerinden karşılanamayacağı hüküm altına alınmıştır.
                 
Ek 9 uncu maddenin “Özerklik” olan madde başlığı, “Bağımsız spor federasyonları” ve madde metninde geçen “özerk” ibareleri ise, “bağımsız” olarak değiştirildiğine göre, yasa koyucunun spor federasyonlarına, özerklikten de öte yönetsel bağımsızlık tanımayı amaçladığını kabul etmek gerekir.
Nitekim, 6215 sayılı Kanunun “Madde Gerekçeleri” bulunmamasına ve “Gerekçe”sinde de, “özerklik” ibaresinin “bağımsızlık” olarak değiştirilmesiyle nelerin amaçlandığına yer verilmemiş olmasına rağmen, “Gerekçe”sinde 3289 sayılı Kanuna 04.03.2004 tarihli ve 5105 sayılı Kanunla eklenen ek 9 uncu madde için yer alan, “Türk Sporunu, çağdaş ülkelerde olduğu gibi devletin dışında idari ve mali özerkliğe sahip bir yönetime kavuşturmak, uluslararası federasyonlar gibi yapılanmalarına imkân sağlamak, faaliyetlerini daha verimli ve süratli bir şekilde organize edebilmek ve spor faaliyetlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması amacıyla, 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna 4/3/2004 tarihli ve 5105 sayılı Kanunla eklenen Ek 9 uncu madde uyarınca, federasyonlara özerk olma imkanı sağlanarak, Devlet bütçesinden yardım alan, Devletin siyasi ve idari birimleri tarafından yönetilmeyip ancak denetlenebilen federasyon sistemine geçilmiştir.” ifadelerindeki özerklik anlayışından daha ileri bir özerkliğin ve giderek yönetsel bağımsızlığın amaçlandığı anlaşılabilmektedir.
                 
Bu durumda da hizmet yönünden yerinden yönetim kurumu olarak nitelendirilmesi gereken “bağımsız spor federasyonları”nın “yönetsel bağımsızlık” değilse de en azından “özerklik”in asgari şartlarını taşıması gerekir. Genel Müdürlük tarafından yapılan yardımlar ile tahsis edilen kaynaklar kullanılarak alınan taşınmazların mülkiyetinin Genel Müdürlüğe ait olması ve bu taşınmazların Genel Müdürlüğün mevzuatı çerçevesinde kullanılması ile teknik elemanlar ve sporculara ödenecek ücretler hariç, federasyonda çalışan personel ve diğer görevlilere verilecek ücret ve yollukların kamu kaynakları ve Spor Toto Teşkilat Başkanlığından sağlanan reklam gelirlerinden karşılanamayacak olması, bağımsız federasyonların hizmet yönünden yerinden yönetim kurumu olma vasfını bütünüyle ortadan kaldırmakta ve federasyonları Genel Müdürlüğün idari şubesi durumuna indirgemektedir. Bu durum, Anayasanın 123 üncü maddesindeki, idarenin kuruluş ve görevlerinin merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanacağına ilişkin hükmüne aykırıdır.
Federasyonlar, bir yanıyla genel idare içinde yer alan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne verilen bazı görevlerin daha verimli, hızlı ve esnek şekilde yürütülmesi amacıyla kamu hukuku alanında faaliyet göstermek üzere, hizmet yönünden yerinden yönetim ilkesine göre kurulan, hizmetle sınırlı olmak üzere kamusal yetki kullanan ve idarenin bütünlüğü ilkesi uyarınca merkezi idarenin vesayet denetimine tabi birer kamu kurumu olmakla birlikte, diğer yanıyla gönüllülük esasına göre kurulan ve kurulu olduğu alanda işlevlerini gönüllülük esasıyla ve amatör ruhla yürüten ve sivil alanda faaliyette bulunan birer dernektirler. Nitekim, ek 9 uncu maddenin ek fıkrasında, 3289 sayılı Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 5253 sayılı Dernekler Kanunu hükümlerinin uygulanması esası benimsenmiştir. Bu bağlamda, spor federasyonlarına ilişkin yasal düzenlemelerde, federasyonların bir yanıyla ulusal ve uluslararası düzeylerde sivil alanda faaliyette bulunan dernek oldukları gerçeğinin de gözetilmesi gerekir.
Anayasanın Dernek kurma hürriyeti başlıklı 33 üncü maddesinde, herkesin önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten ayrılma özgürlüğüne sahip oldukları; derneklerin kanunun öngördüğü hallerde hakim kararıyla kapatılabileceği veya faaliyetten alıkonulabileceği hükmü yer almaktadır.
Ek 9 uncu maddenin birinci fıkrasındaki, yükümlülüklerini yerine getiremeyen federasyonların, bir yargı kararına dayanmadan idari tasarrufla tüzel kişiliklerinin iptal edilerek malvarlıklarının Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne devredilmesi ile Genel Müdürlük tarafından yapılan yardımlar ve tahsis edilen kaynaklar kullanılarak alınan taşınmazların mülkiyetinin Genel Müdürlüğe ait olması ve bu taşınmazların Genel Müdürlüğün mevzuatı çerçevesinde kullanılması ile onaltıncı fıkrasındaki teknik elemanlar ve sporculara ödenecek ücretler hariç, federasyonda çalışan personel ve diğer görevlilere verilecek ücret ve yollukların kamu kaynakları ve Spor Toto Teşkilat Başkanlığından sağlanan reklam gelirlerinden karşılanamayacağına ilişkin hükümler, Anayasanın 33 üncü maddesine aykırıdır.
Öte yandan, Anayasanın 59 uncu maddesinde, Devletin her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek önlemleri alacağı ve sporun kitlelere yayılmasını teşvik edeceği hüküm altına alınmıştır.
Sporun geniş kitlelere yayılarak yurttaşların beden ve ruh sağlıklarının geliştirilmesi; resmi, hiyerarşiye dayalı bürokratik süreçlerin dışında herkese açık, erişilebilir, katılımcı, çoğulcu, saydam, yetenekleri açığa çıkararak geliştiren, taraftarlık duygusunu pekiştirerek kişilerin hayata tutunmalarını sağlayan, gönüllülüğe dayalı demokratik yapıları zorunlu kılmakta; ulusal ve uluslararası düzeylerde faaliyette bulunacak sivil alanın bağımsız spor federasyonları da bu zorunluluktan doğmaktadır. Genel Müdürlük tarafından yapılan yardımlar ve tahsis edilen kaynaklar kullanılarak alınan taşınmazların mülkiyeti Genel Müdürlüğe ait olacak; bu taşınmazlar Genel Müdürlüğün mevzuatı çerçevesinde kullanılacak ve teknik elemanlarla sporculara ödenecek ücretler hariç, federasyonda çalışan personel ve diğer görevlilere verilecek ücret ve yolluklar kamu kaynakları ve Spor Toto Teşkilat Başkanlığından sağlanan reklam gelirlerinden karşılanamayacak ise, bir kamu kurumu olarak Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü zaten söz konusu esaslara göre çalıştığından, bağımsız spor federasyonları kurulmasına ihtiyaç bulunmayacak; spor federasyonları Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün mevzuatına tabi olarak kurulacaklar ise, bu durumda da sivil alanda ve ulusal ve uluslararası düzeylerde faaliyette bulunan spor federasyonu olmanın asgari şartlarını taşımayacaklarından işlevlerini yerine getiremeyeceklerdir. Bu bağlamda söz konusu hükümler, Anayasanın 59 uncu maddesine de aykırıdır.
Ek 9 uncu maddenin ikinci fıkrasındaki, spor federasyonlarının denetim kurulunun, iki üyesinin seçimle belirlenen, üç üyesinin ise Genel Müdürlükçe görevlendirilen beş üyeden oluşacağı ile bağımsız spor federasyonlarının il temsilcilerinin, federasyon başkanının teklifi ve Genel Müdürün onayı ile görevlendirileceği; üçüncü fıkrasında, genel kurul üye sayısının olimpik ve paramilik spor dallarında 150’den az 300 üyeden fazla, diğer branşlarda ise 100’den az 200 üyeden fazla olamayacağı ile fıkranın (a) bendinde, olağan genel kurulun maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra kurulacak federasyonların kararın Resmi Gazetede yayınlandığı tarihten itibaren üç ay içinde yapılacağı; dördüncü fıkrasında genel kurulun delege sayısının yüzde % 10’unun Genel Müdürlük temsilcilerinden oluşacağı; onaltıncı fıkrasında ise Genel Müdürlükçe yapılan her türlü yardımların Genel Müdürlükçe mevzuata uygunluk yanında amaca uygunluk açısından da denetlenip, amaca uygun harcanmayanların zarar olarak nitelendirilip kusurları bulunan federasyon başkanı ve yönetim kurulu üyelerinden tahsil edileceği hüküm altına alınmaktadır.
Yukarıda da belirtildiği üzere bağımsız spor federasyonları, resmi, hiyerarşiye dayalı bürokratik süreçlerin dışında herkese açık, erişilebilir, katılımcı, çoğulcu, saydam, yetenekleri açığa çıkararak geliştiren, taraftarlık duygusunu pekiştirerek kişilerin hayata tutunmalarını sağlayan, sivil alanda gönüllülüğe dayalı demokratik yapıları zorunlu kılmakta; bunun için de serbest üyelik ve demokratik seçim esasına dayalı genel kurul, yönetim kurulu, denetim kurulu vb. organları bulunmaktadır. Denetim Kurulunun beş üyesinden üçünün Genel Müdürlükçe görevlendirilmesi, genel kurulun delege sayısının % 10’unun Genel Müdürlük temsilcilerinden oluşması, il temsilcilerinin Genel Müdürün onayıyla görevlendirilmesi ve genel kurul üye sayılarına alt ve üst sınırlar getirilmesi, bırakınız yönetsel bağımsızlığı, özerkliğin asgari şartları ile dahi bağdaşmamaktadır. Kaldı ki bağımsız spor federasyonları üzerinde, onaltıncı fıkrada belirtildiği üzere Bakanlık ile Genel Müdürlüğün ve ayrıca Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulunun denetimi vardır. Bunlara ek olarak bağımsız spor federasyonlarının öz organı olan denetim kurulunun beş üyesinden üçünün Genel Müdürlükçe görevlendirilmesi ve genel kurulun % 10’unun Genel Müdürlük temsilcilerinden oluşması denetim yetkisinin merkezi idarede tekelleşmesine ve bağımsız spor federasyonlarının, genel kurullarının istem, karar ve beklentileri temelinde değil de merkezi idarenin direktifleri doğrultusunda yönetilmesine yol açarak federasyon genel kurullarının iradesini bütünüyle ortadan kaldırmasa da sakatlayacaktır. Bu bağlamda söz konusu hükümler Anayasanın 2 nci maddesindeki demokratik hukuk devleti ilkesi ile 59 uncu ve 123 üncü maddelerine aykırıdır.
Öte yandan, Türkiye’nin nüfusu artmakta, ekonominin büyümesi ve gelirin adil bölüşümüyle birlikte kişilerin spora ayıracakları boş zaman çoğalmaktadır. Kaldı ki, ekonomik büyümenin sağlanması, sosyal devlet ilkesinin hayata taşınması ve sporun teşvik edilerek kitlelere yaygınlaştırılması devletin Anayasal görevleridir. Böylesine dinamik bir süreçte, federasyon üyeliklerine yasayla alt ve üst sınırlar konulması ve dolayısıyla alt sınırın altında federasyonlaşmaya, üst sınırın üzerinde ise federasyona üyeliğe engel olunması, spor federasyonlarının sivil alanda ve ulusal ve uluslararası düzeylerdeki çok yönlü ilişki ve işlevleri göz önüne alındığında Anayasanın 2 nci maddesindeki demokratik hukuk devleti ile sosyal hukuk devleti ilkelerine ve ayrıca 59 uncu maddesindeki devletin sporun kitlelere yaygınlaştırmasını teşvik edeceğine ilişkin hükmüne bu açıdan da aykırılık taşımaktadır.
Maddenin onaltıncı fıkrasındaki, Genel Müdürlükçe yapılan her türlü yardımların Genel Müdürlükçe amaca uygunluk açısından da denetlenip, amaca uygun harcanmayanların zarar olarak nitelendirilerek kusurları bulunan federasyon başkanı ve yönetim kurulu üyelerinden tahsil edileceğine ilişkin hüküm ise, federasyonların bağımsızlığı ile bağdaşmamakta; özerkliklerini sakatlamaktadır. Bağımsız ya da özerk spor federasyonlarında kaynakların amaca uygun harcanıp harcanmadığı hususu demokratik hukuk devleti ilkesi bağlamında federasyon genel kurullarının yetkisinde olmak durumundadır. Mevzuata aykırılık dışında kalan amaca aykırılığın yaptırımı ise zarar ve zararın sorumluluğu bulunanlardan tahsilatı değil, yönetimin iyi yönetim/hesap verme sorumluluğu bağlamında seçimlerde görevden alınmalarıdır. Kaldı ki amaca uygunluk denetimi ve buna dayalı zarar ilkesi, Devletin genel idare esaslarına göre kamu hizmetlerini yürütmekle yükümlü olan resmi kurum ve kuruluşları için dahi söz konusu değilken, sivil alanda demokratik esaslara göre faaliyette bulunan bağımsız spor federasyonları için geçerli olması, Anayasanın 2 nci maddesindeki demokratik devlet ve hukuk devleti ilkeleri ile 123 üncü maddesi hükümleriyle bağdaşmaz.
Ek 9 uncu maddenin altıncı fıkrası ile federasyonların sportif başarılarını, plan ve projelerini kontrol etmek, faaliyetlerini değerlendirmek, geliştirmek ve izlemek üzere Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu kurulmakta ve Kurula fıkranın (a) bendi ile “Spor federasyonlarının Bakana verecekleri taahhütnamenin esaslarını belirlemek ve yıl sonu itibarıyla taahhütlerine uyup uymadıklarını değerlendirerek Bakana sunmak.”; (c) bendi ile “Bakana sunulan taahhütname ile master planı ve performans ölçütlerine uyulup uyulmadığı konusunda altı ayda bir Bakana rapor vermek.” görevleri verilirken; üçüncü fıkrasının (b) bendinin (1) alt bendinde ise, Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu raporlarında yeterli düzeyde görülmeyen federasyon başkanı ve yönetim kurulu üyeleri hakkında karar almak üzere Bakanın istemi üzerine olağan üstü genel kurula gidilmesi öngörülmektedir.
Devletin genel idare esaslarına göre spor hizmetlerini yürütmekle yükümlü kamu kurumu olan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, gelecekteki faaliyetlerine ilişkin olarak Bakana taahhütname (5018 sayılı Kanunda öngörülen stratejik plan ve performans programı taahhütname sayılamaz) vermez, taahhütlerine uyup uymadığı değerlendirme konusu yapılarak Bakana rapor sunulmaz ve en önemlisi raporlarda yetersiz görülen genel müdürün görevden alınmasına ilişkin hukuksal bir mekanizma bulunmaz iken; spor faaliyetlerini sivil alanda gönüllülük temelinde yürütmek üzere kurulan bağımsız spor federasyonları için böylesine bir yasal mekanizma kurulmasını anlamak ve hukuk devletiyle bağdaştırmak mümkün değildir.
Türk sporunun gelişerek uluslararası başarılara imza atabilmesi için bağımsız spor federasyonlarının elbette ki temel görevleri ve temel görüşleri bağlamında geleceğe ilişkin temel hedef ve stratejilerinin yer aldığı uzun erimli stratejik plan ve yıllık performans programı hazırlamaları ve bütçe tahsislerini performans programlarındaki performans göstergelerine dayandırmaları ve başarının bağımsız bir kurul tarafından değerlendirilmesi gerekebilir. Ancak, bunun muhatabı Bakan değil, ilgili spor federasyonlarının genel kurullarıdır. Dolayısıyla taahhütte bulunulacak makam da taahhütlerin yerine getirilip getirilmediğini değerlendirerek gereğini takdir edecek olan da spor federasyonlarının genel kurullarıdır. Bu bağlamda söz konusu hükümler, Anayasanın 2 nci maddesindeki demokratik hukuk devleti ilkeleri ile 123 üncü maddesi hükümlerine aykırıdır.
                 
Yukarıda açıklanan gerekçelerle; ek 9 uncu maddenin birinci fıkrasındaki, “Bu Kanunda belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmeyen federasyonların tüzel kişilikleri bu maddede belirtilen usulle iptal edilir ve mal varlıkları Genel Müdürlüğe devredilir.” tümcesi ile “Genel Müdürlük tarafından yapılan yardımlar ve tahsis edilen kaynaklar kullanılarak alınan taşınmazların mülkiyeti Genel Müdürlüğe ait olur. Bu taşınmazlar Genel Müdürlüğün mevzuatı çerçevesinde kullanılır.” tümceleri; ikinci fıkrasının üçüncü tümcesindeki, “iki üyesi seçimle belirlenen, üç üyesi ise Genel Müdürlükçe görevlendirilen” ibaresi ile son tümcesindeki “teklifi ve Genel Müdürün” ibaresi; üçüncü fıkrasındaki, “Genel kurul üye sayısı olimpik ve paramilik spor dallarında 150’den az 300 üyeden fazla, diğer branşlarda ise 100’den az 200 üyeden fazla olamaz.” tümcesi ile (a) bendindeki, “üç ay içerisinde” ibaresi ve (b) bendinin (1) alt bendindeki, “Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu raporlarında yeterli düzeyde görülmeyen veya” ibaresi; dördüncü fıkrasındaki, “Genel kurulun delege sayısının yüzde 10’u Genel Müdürlük temsilcilerinden oluşur.” tümcesi; altıncı fıkrasının (a) bendindeki, “Spor federasyonlarının Bakana verecekleri taahhütnamenin esaslarını belirlemek ve yıl sonu itibarıyla taahhütlerine uyup uymadıklarını değerlendirerek Bakana sunmak.” tümcesi ile (c) bendindeki, “Bakana sunulan taahhütname ile master planı ve performans ölçütlerine uyulup uyulmadığı konusunda altı ayda bir Bakana rapor vermek.” tümcesi; onaltıncı fıkrasının ikinci tümcesindeki, “amaca uygunluğu ve” ile üçüncü tümcesindeki, “ve amacına” ibareleri ile “Teknik elemanlar ve sporculara ödenecek ücretler hariç, federasyonda çalışan personel ve diğer görevlilere verilecek ücret ve yolluklar kamu kaynakları ve Spor Toto Teşkilat Başkanlığından sağlanan reklam gelirlerinden karşılanamaz.” şeklindeki son tümcesi;
Anayasanın 2 nci, 33 üncü, 59 uncu ve 123 üncü maddelerine aykırı olduğundan iptalleri gerekir.
b) Ek 9 uncu Maddenin Beşinci Fıkrasının (c) Bendindeki “Kesinleşmiş sigorta veya vergi borcu olmamak.” ile (d) Bendindeki, “Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile casusluk,” ve “gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan” İbarelerinin Anayasaya Aykırılığı
Ek 9 uncu maddenin beşinci fıkrasında federasyon başkanlarında aranacak şartlara yer verilmiş ve bunlar arasında (c) bendinde “kesinleşmiş sigorta veya vergi borcu bulunmamak” denilirken; (d) bendinde ise “Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile casusluk” suçu ile “gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan” ibaresine de yer verilmiştir.
Öncelikle, spor federasyonu başkanları için Devletin asli ve sürekli hizmetlerini yürütmekle yükümlü olan Devlet memurlarından daha fazla şarta yer verilirken; spor federasyonunu başkanla birlikte ve demokratik usullerle yönetme görev ve yükümlülüğü olan federasyon yönetim kurulu üyeleri ile spor federasyonunun diğer organlarının başkan ve üyelerinde hiçbir şartın aranmamasının temel bir çelişki olduğunu ve yasa önünde eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığını belirtmek gerekir.
Kişilerin kesinleşmiş vergi ve sigorta borcunun olması, ekonomik; “Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile casusluk” ise siyasi suçlar arasındadır ve “gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan” ibaresi ise maddede tek tek sayılan suçları ölçüsüz bir şekilde genişleterek yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçların kapsamını belirsiz hale getirmektedir.
Kesinleşmiş vergi ve sigorta borçlarının olması büyük ölçüde piyasa şartlarına ve kişilerin piyasa şartlarını farklı değerlendirerek yanlış ekonomik kararlar almasına; Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile casusluk ise, yürürlükte olan siyasal rejime bağlıdır. Ülkenin ve kişinin ekonomik şartlarının değişmesi ile kişi yükümlülüğünden kurtulabilir ve siyasal sistemin değişmesi ile birlikte eski rejimin suç olarak gördükleri, yenisinde suç olma vasfını yitirir.
                 
Sporun en önemli işlevi ise, kişilerin beden ve ruh sağlıklarını geliştirerek kötü alışkanlıklardan ve çatışma kültüründen uzak, dayanışmanın pekiştiği, hoşgörünün yüceltildiği ve başarının ödüllendirildiği bir toplum yaratılmasına yaptığı dolaylı ve dolaysız katkıdır.
Piyasa şartlarına bağlı ödevlerin yerine getirilememesi ile siyasal rejimle ilgili siyasal suçlardan dolayı kişilerin spor federasyonu başkanı olma gibi demokratik bir hakkın kullanımından alıkonulması, Anayasanın 2 nci maddesinde sıralanan demokratik, sosyal hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmaz.
Öte yandan, hukuk devletinin en önemli unsurlarından biri kurallarda belirliliktir. Madenin beşinci fıkrasının (d) bendinde geçen “gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan” ibaresi, kendinden önce tek tek sayılan suçları ölçüsüz bir şekilde genişleterek yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçların kapsamını belirsiz hale getirdiğinden Anayasanın 2 nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırıdır.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle; ek dokuzuncu maddenin beşinci fıkrasının (c) bendindeki “Kesinleşmiş sigorta veya vergi borcu olmamak.” ile (d) bendindeki, “Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile casusluk,” ve “gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan” ibareleri; Anayasanın 2 nci maddesine aykırı olduğundan iptalleri gerekir.
2) 29.03.2011 Tarihli ve 6215 Sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un 12 nci Maddesiyle 3289 Sayılı Kanuna Eklenen Geçici 11 inci Maddesinin Son Fıkrasının Anayasaya Aykırılığı
6215 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 12 nci maddesi ile 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna eklenen geçici 11 inci maddesinin son fıkrasında, bu Kanunla tüzel kişilik kazanan spor federasyonlarının, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak ilk ilgili olimpiyat oyunlarının bitim tarihlerinden itibaren üç ay içerisinde genel kurullarını yaparak hukuki yapılarını bu Kanuna uygun hale getirmek zorunda oldukları hüküm altına alınmıştır.
6215 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi ile 3289 sayılı Kanunun ek 9 uncu maddesinde yapılan değişiklikler için Anayasa Mahkemesine bu dilekçenin (1) nolu maddesinde yazılan iptal gerekçelerinde de belirtildiği üzere;
Bağımsız spor federasyonları, sporun ulusal ve uluslararası boyutu dikkate alınmadan düzenlenmiş; “bağımsız spor federasyonları” denilmesine rağmen, spor federasyonlarının idari ve mali özerklikleri dahi ellerinden alınmış; Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, sporu destekleyen ve denetleyen konumundan sporu yöneten durumuna getirilerek spor federasyonları Genel Müdürlüğün adeta idari şubesi yapılmıştır.
Öncelikle, bu Kanunla tüzel kişilik kazanan spor federasyonlarının, hukuki yapılarını Anayasaya aykırı hükümler taşıyan 3289 sayılı Kanunun ek 9 uncu maddesine uygun hale getirecek olmaları hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.
Öte yandan, federasyonların hukuki yapılarının uygun hale getirilmeleri kabul edilse bile, buna ilişkin düzenlemenin de Anayasaya uygun olması gerekir.
Anayasanın 2 nci ve 7 nci maddeleri gereğince, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi de gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey, yasadan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlar. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Yasa kuralı, ilgili kişilerin mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini makul bir düzeyde öngörmelerini mümkün kılacak şekilde düzenlenmelidir.
                 
Dava konusu fıkrada ise, bu Kanunla tüzel kişilik kazanan spor federasyonlarının, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak ilk ilgili olimpiyat oyunlarının bitim tarihlerinden itibaren üç ay içerisinde genel kurullarını yaparak hukuki yapılarını bu Kanuna uygun hale getirmek zorunda oldukları hüküm altına alınmıştır. “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak ilk ilgili olimpiyat oyunlarının bitim tarihleri” ibaresi, belirsiz ve öngörülemezdir.
                 
Açıklanan nedenlerle, 6215 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 12 nci maddesi ile 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna eklenen geçici 11 inci maddesinin son fıkrası, Anayasanın 2 nci ve 7 nci maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekir.
                 
3) 29.03.2011 Tarihli ve 6215 Sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un 21 inci Maddesiyle Değiştirilen 10.07.2004 Tarihli ve 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 26 ncı Maddesindeki, , “ya da bu yerlerin belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle işletilmesini devredebilir.” Hükmünün Anayasaya Aykırılığı
29.03.2011 Tarihli ve 6215 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 21 inci maddesiyle değiştirilen 10.07.2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 26 ncı maddesinde, büyükşehir belediyesinin kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabileceği; genel sekreter ile belediye ve bağlı kuruluşlarında yöneticilik sıfatını haiz personelin bu şirketlerin yönetim ve denetim kurullarında görev alabilecekleri; büyükşehir belediyesinin, mülkiyeti veya tasarrufundaki hafriyat sahalarını, toplu ulaşım hizmetlerini, sosyal tesisler, büfe, otopark ve çay bahçelerini işletebileceği ya da bu yerlerin belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 08.09.1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle işletilmesini devredebileceği hükme bağlanmıştır.
5393 sayılı Belediye Kanununun Belediyenin yetkileri ve imtiyazları başlıklı 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, toplu taşıma yapmak; bu amaçla otobüs, deniz ve su ulaşım araçları, tünel, raylı sistem dahil her türlü toplu taşıma sistemlerini kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek belediyenin yetkileri arasında sayılmış; ikinci fıkrasında ise, belediyenin (e), (f) ve (g) bentlerinde belirtilen hizmetleri Danıştay’ın görüşü ve İçişleri Bakanlığının kararıyla süresi kırkdokuz yılı geçmemek üzere imtiyaz yoluyla devredebileceği; toplu taşıma hizmetlerini imtiyaz veya tekel oluşturmayacak şekilde ruhsat vermek suretiyle yerine getirebileceği gibi toplu taşıma hatlarını kiraya verme veya 67 nci maddedeki esaslara göre hizmet satın alma yoluyla da yerine getirebileceği hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, 5393 sayılı Belediye Kanununun 70 nci ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 26 ncı maddelerinde, belediyenin/büyükşehir belediyesinin kendine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre şirket kurabileceği öngörülmüş; 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun Büyükşehir, ilçe ve ilk kademe belediyelerinin görev ve sorumlulukları başlıklı 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (p) bendinde, büyükşehir içindeki toplu taşıma hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek, büyükşehir sınırları içindeki kara ve denizde taksi ve servis araçları dahil toplu taşıma araçlarına ruhsat vermek hükme bağlanmış; Büyükşehir belediyesinin yetkileri ve imtiyazları başlıklı 10 uncu maddesinde ise, büyükşehir, ilçe ve ilk kademe belediyelerinin, görevli oldukları konularda bu Kanunla birlikte Belediye Kanunu ve diğer mevzuat hükümleri ile ilgisine göre belediyelere tanınan yetki, imtiyaz ve muafiyetlere sahip oldukları belirtilmiştir.
Yukarıdaki hükümlere göre, belediyelerin otobüs, deniz ve su ulaşım araçları, tünel, raylı sistem dahil her türlü toplu taşıma sistemleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek konusunda imtiyazları, başka bir anlatımla tekel niteliğinde yetkileri bulunmaktadır. Hükümde kurmak ve işletmek şeklinde yer alan ifadeler ile bu hizmetlerin kurulması ve işletilmesi faaliyetlerinin belediye tüzel kişiliği tarafından, kendi örgüt, araç-gereç, personel ve malvarlığı ile yürütülmesi demek olan “emanet usulü”nün; kurdurmak ifadesi ile tesislerin yapımının “ihale edilmesi”nin; işlettirmek ifadesi ile de “imtiyaz” verilmesi yoluyla tesislerin işletmesinin devrinin öngörüldüğü açıktır.
2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 1 inci maddesinde belediyelerin kira ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisi işlerinde 2886 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş; toplu ulaşım hizmetlerinin işletmesinin devri 5393 sayılı Belediye Kanununun 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında Danıştay’ın görüşü ve İçişleri Bakanlığının kararına bağlanmış; 2575 sayılı Danıştay Kanununun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında görüş bildirmek Danıştayın görevleri arasında sayılmıştır. Başka bir anlatımla, büyükşehir, il, ilçe ve diğerleri dahil tüm belediyelerinin imtiyazında/tekelinde bulunan toplu taşıma hizmetlerinde imtiyazın devri, 2886 sayılı Kanuna göre işletmenin devri ihalesi açılması, Danıştay’ın görüşü ve İçişleri Bakanlığının kararıyla mümkün olabilmektedir.
6215 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 21 inci maddesiyle değiştirilen 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 26 ncı maddesiyle ise, Büyükşehir belediyesi toplu ulaşım hizmetlerinin işletmesinin, belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 2886 sayı llanılması hâlinde, tahsis işlemi Genel Müdürlükçe iptal edilir.
Bu hükümlerden anlaşıldığı üzere ve ülkemizdeki spor yönetiminin mali yapısı göz önünde bulundurulduğunda, spor federasyonlarının gelirlerinin amaçlarının gerektirdiği faaliyetlerini sürdürmelerine imkân vermediği durumlarda mali açıdan Devlet katkısına bağımlı oldukları açıktır. Bu çerçevede, doğrudan kendi öz gelirleri kullanılmaksızın, Genel Müdürlük tarafından yapılan yardımlar ve tahsis edilen kaynaklar kullanılarak alınan taşınmazın mülkiyetinin Genel Müdürlüğe ait olmasında spor federasyonlarının özerkliğine aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Anayasa’nın 59. maddesi hükmüne göre, Devlet, her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alır, sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder.
Kanun koyucu tarafından, Devletin, Anayasa’nın 59. maddesinden kaynaklanan sporun genel yönetimi konusundaki rolü, merkezde Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı, özel bütçeli ve tüzel kişiliğe sahip Spor Genel Müdürlüğüne verilmiş olup her bir spor dalı ile ilgili faaliyetleri ulusal ve uluslararası kurallara göre yürütmek, gelişmesini sağlamak, sporcu sağlığı ile ilgili konularda gerekli önlemleri almak, teşkilatlandırmak, federasyonu uluslararası faaliyetlerde temsil etmek ve Tahkim Kurulu kararlarını uygulamakla görevli ve yetkili, özel hukuk hükümlerine tabi bağımsız spor federasyonları öngörülmüştür. Bu bakımdan spor federasyonları, ilgili oldukları spor dalının faaliyetlerini doğrudan yöneten uzmanlık sahibi yapılanmalardır. Spor Genel Müdürlüğü ise tüm spor federasyonlarının genel yönetimi konusunda kararlar alan bir kurumdur.  Spor federasyonlarının, sadece ilgili oldukları spor dalı özelinde amaçları bulunurken, Spor Genel Müdürlüğünün bütün spor dallarının faaliyetlerinin sürdürülmesi ve geliştirilmesi amacı bulunmaktadır. Bu yapı içerisinde Genel Müdürlük kaynakları kullanılarak elde edilen malların Genel Müdürlük adına alınması ve federasyonun tüzel kişiliğinin sona ermesi durumunda sahip olduğu mal varlığının çatı yapılanma niteliğindeki Genel Müdürlüğe devredilmesi, kanun koyucunun öngördüğü spor yapılanma biçimi göz önünde bulundurulduğunda olağandır.
Genel Müdürlük bütçesinden aktarılan kaynaklar, genel bir nitelik arz ettiği için bu gelirlerden elde edilen saha ve tesislerin tek bir spor dalına tahsis edilerek diğer spor dallarının bunlardan yararlanmasına imkân verilmemesi Spor Genel Müdürlüğünün Kanun ile kendisine verilmiş olan tüm spor faaliyetlerinin yönetilmesi ve geliştirilmesi amacına aykırı düşebilecektir.
Kaldı ki, 6215 sayılı Kanunla yapılan düzenleme ile sadece Genel Müdürlük kaynakları kullanılarak elde edilen taşınmazların mülkiyetinin Genel Müdürlüğe ait olacağı belirtilirken bağımsız spor federasyonlarının öz kaynakları ile aldıkları taşınmazların mülkiyetinin kendilerine ait olacağı hükme bağlanmıştır.
Anayasa’da belirtilen amacı ya da kamu yararını gerçekleştirmek için kanunla yapılacak olan düzenleme, kanun koyucunun yapacağı tercihlere göre şekillenecektir; yani kanun koyucu, Anayasa’nın 59. maddesinde belirtilen amacı veya kamu yararını gerçekleştirmek için getireceği çözümü seçmekte serbesttir. Burada takdir yetkisi Anayasal ilkelere aykırı olmamak koşuluyla kanun koyucuya aittir ve bu hususun yerindeliği Anayasa Mahkemesinin denetim alanına girmez.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa’nın 59. ve 123. maddelerine aykırı değildir. İptal istemlerinin reddi gerekir.
Kuralların Anayasa’nın 33. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
B- Kanun’un 10. Maddesiyle Değiştirilen, 3289 Sayılı Kanun’un Ek 9. Maddesinin İkinci Fıkrasının Dördüncü Cümlesinde Yer Alan “…iki üyesi seçimle belirlenen, üç üyesi ise Genel Müdürlükçe görevlendirilen…” İbaresi ile Son Cümlesinde Yer Alan “…teklifi ve Genel Müdürün…” İbaresinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, spor federasyonlarının yetkili kurullarına üyelik seçimlerinde Genel Müdürlüğün dâhil olması ve il temsilcilerinin Genel Müdürün onayıyla görevlendirilmesi nedeniyle, federasyonların yönetsel bağımsızlığının ortadan kalktığı, bu durumun özerkliğin asgari şartları ile dahi bağdaşmadığı, bağımsız spor federasyonları üzerinde, Bakanlık ile Genel Müdürlüğün ve ayrıca Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulunun denetiminin bulunduğu,  bunlara ek olarak bağımsız spor federasyonlarının öz organı olan denetim kurulunun beş üyesinden üçünün Genel Müdürlükçe görevlendirilmesinin denetim yetkisinin merkezi idarede tekelleşmesine ve bağımsız spor federasyonlarının, genel kurullarının istem, karar ve beklentileri temelinde değil de merkezî idarenin talimatları doğrultusunda yönetilmesine yol açarak federasyon genel kurullarının iradesini sakatlayacağı belirtilerek kuralların, Anayasanın 2., 59. ve 123. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3289 sayılı Kanun’un ek 9. maddesine göre, spor federasyonlarının merkez teşkilatı; genel kurul, yönetim, denetim, disiplin kurulları ile genel sekreterlikten teşekkül etmektedir. Federasyonların yurt içi bağlantısını sağlamak üzere, illerde federasyon temsilcilikleri kurulabilir.
Dava konusu kurallarla bağımsız spor federasyonlarının denetim kurullarının iki üyesi seçimle belirlenen, üç üyesi Genel Müdürlükçe görevlendirilen beş üyeden oluşturulması, federasyonlarının il temsilcilerinin, federasyon başkanının teklifi ve Genel Müdürün onayı ile görevlendirilmesi yöntemi benimsenmiştir.
 Spor federasyonlarının genel kurullarında en fazla oyu alan başkan adayı ve listesi federasyonların karar organları olarak seçilmiş sayılmaktadır.  Bu seçimde beş kişilik denetim kurulunun üçü iptale konu hüküm gereği Genel Müdürlük tarafından atanmakta, ikisinin seçimi de başkan adayının listesinden belirlenmektedir.
Bağımsız spor federasyonlarının il temsilcileri, federasyon başkanının teklifi ve Genel Müdürün onayı ile görevlendirilir. Bu hükümler doğrultusunda, Genel Müdürlük tarafından doğrudan federasyon temsilcisi ataması yapılmamakta ancak, federasyon başkanlarının teklif ettiği kişiler Genel Müdürlük tarafından onaylanarak görevlendirilebilmektedir.
Yukarıda birinci fıkranın dava konusu kurallarının Anayasa’nın 123. maddesi yönünden incelenmesinde belirtilen gerekçelerle, Anayasa’da aksine bir hüküm bulunmadıkça özerk kurumların karar ya da yönetim organlarının kendileri tarafından seçilmesi zorunlu değildir. Spor federasyonlarının karar organlarının üyelerinin kendi üyeleri tarafından seçilmesi zorunluluğuna ilişkin herhangi bir anayasal kural bulunmamaktadır. Bu itibarla, özerk bir kurumun karar organını oluşturan üyelerin tamamının veya bir bölümünün siyasal organlar tarafından seçilmesine bakılarak bunun özerklikle bağdaşmayacağı ileri sürülemez.
Anayasa’nın 59. maddesinde öngörülen sporun geliştirilmesi amacının da ne şekilde yerine getirileceğine ilişkin herhangi bir belirleme bulunmamaktadır.
Ek 9. maddeye göre Spor Genel Müdürlüğü, bütçesinden bağımsız federasyonlara doğrudan mali yardımda bulunmakta, ilgili branşın alt yapısına ve eğitime ilişkin projelerinin desteklenmesi amacıyla gerektiğinde kaynak tahsis edebilmekte, kendisine ait spor tesislerinin işletilmesini, menkul ve gayrimenkullerini bedelsiz olarak kırk dokuz yıla kadar federasyonun faaliyetleri için tahsis edebilmektedir.
Kanun koyucu tarafından spor federasyonlarına mali destek sağlama ve sağlanan desteğin amacı doğrultusunda harcanması konusunda denetim yetkisi verilmiş bulunan Spor Genel Müdürlüğüne federasyonların denetim kurullarına 3 üye görevlendirmesinin ve federasyonların yurt içi bağlantısını sağlamak üzere federasyon başkanının teklifi sonrasında Genel Müdürün onayı ile görevlendirilmesinin, Genel Müdürlük ve spor federasyonlarının pozisyonları ve aralarındaki ilişki nedeniyle, Anayasa’ya aykırı olduğundan söz edilemez
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa’nın 59. ve 123. maddelerine aykırı değildir. İptal istemlerinin reddi gerekir.
Kuralların Anayasa’nın 2. maddesiyle bir ilgisi görülmemiştir.
C- Kanun’un 10. Maddesiyle Değiştirilen, 3289 Sayılı Kanun’un Ek 9. Maddesinin Üçüncü Fıkrasının Genel kurul üye sayısı olimpik paralimpik spor dallarında 150’den az 300 üyeden fazla, diğer branşlarda ise 100’den az 200 üyeden fazla olamaz.” Biçimindeki Yedinci Cümlesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, ekonomik büyümenin sağlanması, sosyal devlet ilkesinin hayata taşınması ve sporun teşvik edilerek kitlelere yaygınlaştırılmasının Devletin anayasal görevi olduğu, federasyon üyeliklerine kanunla alt ve üst sınırlar konulması ve dolayısıyla alt sınırın altında federasyonlaşmaya, üst sınırın üzerinde ise federasyona üyeliğe engel olunmasının, spor federasyonlarının sivil alanda ve ulusal ve uluslararası düzeylerdeki çok yönlü ilişki ve işlevleri göz önüne alındığında demokratik hukuk devleti ile sosyal hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmadığı belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2. ve 59. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Ek 9. maddenin üçüncü fıkrasına göre, genel kurul, federasyonun en üst organıdır. Kuralda genel kurulun toplanması, üyelerin belirlenmesi, divanın oluşturulması, delege listesine yapılacak itirazlar ve oyların sayımı ile ilgili diğer esas ve usullerin federasyonların ana statülerinde belirleneceği hükme bağlanırken, olimpiyat oyunlarına katılma yeterliliği esas alınarak genel kurul üye sayısında alt ve üst sınırlar tespit edilmiştir. Buna göre, genel kurul üye sayısının olimpik ve paralimpik spor dallarında 150’den az 300 üyeden fazla, diğer branşlarda ise 100’den az 200 üyeden fazla olamayacağı ifade edilmiştir.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Herhangi bir kuruluşun oluşmasında demokrasinin temel kuralı olan seçime yer verilmişse, bu kuruluşun seçim sisteminin, yönetim ve işleyişinin de demokratik kurallara aykırı olamayacağının kabulü gerekir. Demokratik seçimin en önemli niteliği, adil bir temsil ilkesine dayalı serbest, eşit ve genel-oy esasını içermesidir. Hukuk devletinin bir gereği olarak adaletli bir hukuk düzeninin kurulabilmesi de, diğer seçimler yanında kamu kuruluşu niteliğindeki spor federasyonlarının seçimlerinde de seçime katılacakların adil bir biçimde temsil edilmesine bağlıdır.
Demokratik seçim usulünün temel nitelikleri konusunda herhangi bir sınırlama getirmeyen düzenlemede, temsilde adaletin gerçekleşmesine engel olacak düzeyde çok az sayıda delegeden oluşan bir genel kurul oluşumuna engel olmak amacıyla genel kurul üye sayısına ilişkin bir alt sınır konularak, olimpik ve paralimpik spor dallarında 150’den, diğer dallarda ise 100’den az olmama koşulunun getirilmesi ve spor federasyonlarının zayıf mali yapıları göz önünde bulundurularak olimpik ve paralimpik spor dallarında 300’den, diğer dallarda ise 200’den fazla üyenin olmaması kuralının getirilmesinin Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan demokratik hukuk devleti ilkesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır. 
Yukarıda birinci fıkranın dava konusu kurallarının Anayasa’nın 59. maddesi yönünden incelenmesinde belirtilen gerekçelerle de iptale konu düzenleme kanun koyucunun takdir yetkisi içerisinde bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa’nın 2. ve 59. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
D- Kanun’un 10. Maddesiyle Değiştirilen, 3289 Sayılı Kanun’un Ek 9. Maddesinin Üçüncü Fıkrasının (a) Bendinde Yer Alan “…üç ay içerisinde…” İbaresinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, 3289 sayılı Kanun’un 6215 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki ek 9. maddenin beşinci fıkrasına dayanılarak Genel Müdürlükçe çıkarılan Çerçeve Statü’nün 7. maddesinin birinci fıkrasında spor federasyonlarının olağan genel kurullarının; olimpik spor dallarında dört yılda bir ilgili olimpiyat oyunlarının bitim tarihinden itibaren, olimpik olmayan spor dallarında ise yaz olimpiyat oyunlarının bitiminden itibaren altı ay içerisinde yapılacağının hükme bağlandığı, 6215 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile bu sürenin 3 aya düşürüldüğü, olağan genel kurulu düzenleme süresinin 3 aya düşürülerek olimpiyat oyunları sonrası ilgili spor dalında gerçekleşen başarının veya başarısızlığın tartışılmasına imkân vermeyecek kadar çok kısaltıldığı, kanun koyucunun hukuk devleti içerisinde kendisine tanınan takdir hakkını adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini gözetmeksizin kullandığı belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Dava konusu ibarenin de yer aldığı kuralla spor federasyonlarının olağan genel kurullarının; olimpik ve paralimpik spor dallarında ilgili olimpiyat oyunlarının, diğer spor dallarında yaz olimpiyat oyunlarının bitiminden, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra kurulacak federasyonlarda ise kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren üç ay içerisinde yapılacağı hükme bağlanmıştır.
3289 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin beşinci fıkrasının birinci cümlesine dayanılarak çıkarılan “Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Özerk Spor Federasyonları Çerçeve Statüsü”nün 7. maddesinde spor federasyonlarının olağan genel kurullarının; olimpik spor dallarında dört yılda bir ilgili olimpiyat oyunlarının bitim tarihinden itibaren, olimpik olmayan spor dallarında ise yaz olimpiyat oyunlarının bitiminden itibaren altı ay içerisinde yapılacağı kurala bağlanmış bulunmaktaydı. Ancak, Çerçeve Statünün dayanağı olan 3289 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin beşinci fıkrasının birinci cümlesi, Anayasa Mahkemesinin 2.7.2009 günlü, E.2006/118, K.2009/107 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Artık, spor federasyonlarının genel kurulları 6215 sayılı Kanun ile 3289 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinde yapılan değişikliklere göre yapılacaktır.
Kanunların, kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi ve kazanılmış hakları ihlâl etmemesi Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle kanun koyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerekir.
Bütün kamusal işlemler, nihai olarak kamu yararını gerçekleştirmek hedefine yönelmek durumundadır. Kanunun amaç öğesi bakımından Anayasa’ya uygun sayılabilmesi için kanunun çıkarılmasında kamu yararı dışında bir amacın gözetilmemiş olması gerekir. İlgili yasama belgelerinin incelenmesinden kanunun kamu yararı dışında bir amaçla çıkarılmış olduğu açıkça anlaşılabiliyorsa kanunun amaç unsuru bakımından Anayasa’ya aykırı olduğu söylenebilir.
İptale konu ibare ile spor federasyonlarının olağan genel kurullarının ilgili olimpiyatların bitiminden sonra 3 ay içerisinde yapılacağının tespiti tamamen kanun koyucunun takdirinde olan bir husustur. Kamu yararı dışında herhangi bir amacın gözetildiğine ilişkin yasama belgelerinde bir emare bulunmamaktadır.
Anayasa’nın 59. maddesinde belirtilen amacı ya da kamu yararını gerçekleştirmek için kanunla yapılacak olan düzenleme, kanun koyucunun yapacağı tercihlere göre şekillenecektir; yani kanun koyucu, Anayasa’da belirtilen amacı veya kamu yararını gerçekleştirmek için getireceği çözümü seçmekte serbesttir. Burada takdir yetkisi Anayasal ilkelere aykırı olmamak koşuluyla kanun koyucuya aittir ve bu hususun yerindeliği Anayasa Mahkemesinin denetim alanına girmez. Bu sürenin olimpiyatlarda elde edilen sportif başarı veya başarısızlıkların en uygun zamanda tartışılmasına imkân verip vermediği değerlendirmesi ise tamamen kanun koyucunun takdirinde olan bir husustur. 
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
E- Kanun’un 10. Maddesiyle Değiştirilen, 3289 Sayılı Kanun’un Ek 9. Maddesinin Üçüncü Fıkrasının (b) Bendinin (1) Numaralı Alt Bendinde Yer Alan “Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu raporlarında yeterli düzeyde görülmeyen veya…” İbaresi ile Altıncı Fıkrasının “Spor federasyonlarının Bakana verecekleri taahhütnamenin esaslarını belirlemek ve yıl sonu itibarıyla taahhütnamelere uyup uymadıklarının değerlendirerek Bakana sunmak.” Biçimindeki (a) Bendinin ve “Bakana sunulan taahhütname ile master planı ve performans ölçütlerine uyulup uyulmadığı konusunda altı ayda bir Bakana rapor vermek.” Biçimindeki (c) Bendinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, Spor Genel Müdürlüğüne dahi verilmeyen Bakan’a karşı bir taahhütte bulunma yükümlülüğünün sivil alanda gönüllülük esaslarına dayalı olarak spor faaliyetlerini yöneten spor federasyonları için kabul edildiği, buna bağlı olarak federasyon başkanı veya yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmasına yol açacak bir mekanizmanın kurulduğu, bu konuda ancak spor federasyonlarının genel kurullarının yetkili ve sorumlu olabileceği belirtilerek kuralların, Anayasa’nın 2. ve 123. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3289 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinde, 6215 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerle spor federasyonlarının sportif başarılarını, plan ve projelerini kontrol etmek, faaliyetlerini değerlendirmek, geliştirmek ve izlemek üzere Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu kurulması öngörülmüştür. Bu Kurul, Bakan tarafından spor alanında bilimsel çalışmalar yapmış veya sporda idareci, teknik adam ve benzeri görevlerde veya kamu kurum ve kuruşları ile özel sektörde üst düzey görevlerde bulunmuş kişiler arasından iki yıl için görevlendirilecek, bir başkan, bir başkan yardımcısı, bir raportör ile dört üyeden oluşmaktadır. 
Kurulun görevleri, iptale konu (a) ve (c) bentlerinin de yer aldığı ek 9. maddenin altıncı fıkrasında,  Spor federasyonlarının Bakana verecekleri taahhütnamenin esaslarını belirlemek ve yıl sonu itibarıyla taahhütlerine uyup uymadıklarını değerlendirerek Bakana sunmak, federasyonlar tarafından hazırlanan master planını, performans ölçütlerini, amaç ve hedeflerini incelemek, uluslararası federasyonların statü ve talimatlarını gözeterek hizmet kalite standartlarını belirlemek ve Bakana sunulan taahhütname ile master planı ve performans ölçütlerine uyulup uyulmadığı konusunda altı ayda bir Bakana rapor vermek olarak belirlenmiştir.
Ek 9. maddenin bu bölümde iptale konu diğer ibarelerin yer aldığı üçüncü fıkrasının (b) bendine göre olağanüstü genel kurul, üçüncü fıkrada yer verilen diğer hallerin dışında Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu raporlarında yeterli düzeyde görülmeyen veya yapılan denetim sonucu görev başında kalmasında sakınca görülen federasyon başkanı ve yönetim kurulu üyeleri hakkında karar almak üzere Bakanın istemi üzerine de olağanüstü toplanacağı hükme bağlanmıştır.
Sportif Değerlendirme Kurulunun oluşumu ve görevleri göz önünde bulundurulduğunda, bu Kurulun spor federasyonları açısından taahhütnamelerini ve çalışma planlarını hazırlama ve sunma konusunda; Gençlik ve Spor Bakanı açısından ise federasyonlar tarafından hazırlanmış bu taahhütname ve planların değerlendirilmesi noktasında teknik destek hizmeti sağladığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda birinci fıkranın dava konusu kurallarının Anayasa’nın 123. maddesi yönünden incelenmesinde belirtilen gerekçelerle, kanun koyucu tarafından, idari vesayet kapsamında merkezî idareye, kanunla açık bir şekilde düzenlenmiş olması koşuluyla, vesayet denetimine tabi kurumların karar organlarını oluşturan kişileri göreve getirme ve görevden alma konusunda ilgili kurumun özerklik derecesine bağlı olmak üzere yetki verilebilmektedir. 
Spor federasyonları açısından ise merkezî idareye doğrudan spor federasyonlarının icra organını belirleme veya görevden alma yetkisi verilmemiştir. Sadece ek 9. maddenin iptale konu ibarelerin yer aldığı üçüncü fıkrası hükümleri doğrultusunda Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu raporlarında yeterli düzeyde görülmeyen veya yapılan denetim sonucu görev başında kalmasında sakınca görülen federasyon başkanı ve yönetim kurulu üyeleri hakkında karar almak üzere Bakan’a olağanüstü genel kurul çağrısında bulunma yetkisi verilmiştir. İptali istenen üçüncü fıkradaki ibareler ise Bakan’ın sahip olduğu bu yetkiyi yine iptale konu edilen altıncı fıkra hükümleri doğrultusunda Sportif Değerlendirme Kurulu tarafından sunulacak raporlara bağlamaktadır. Federasyon başkanı veya yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmaları konusunda yetkili karar organı spor federasyonlarının genel kurullarıdır. Dolayısıyla, spor federasyonlarının özerkliğini olumsuz yönde etkileyecek bir husus bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kurallar Anayasa’nın 123. maddesine aykırı değildir. İptal istemlerinin reddi gerekir.
Kuralların Anayasa’nın 2. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
F- Kanun’un 10. Maddesiyle Değiştirilen, 3289 Sayılı Kanun’un Ek 9. Maddesinin Dördüncü Fıkrasının “Genel kurulun delege sayısının yüzde 10’u Genel Müdürlük temsilcilerinden oluşur.” Biçimindeki Onuncu Cümlesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, ek 9. maddenin ikinci fıkrasında yer alan ibarelere ilişkin belirtilen gerekçelerle kuralın, Anayasa’nın 2., 59. ve 123. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3289 sayılı Kanun’un ek 9. maddesiyle genel kurulda kulüplerin delege sayısı, toplam delege sayısının yüzde 60’ından az olamaz kuralı getirilirken genel kurulun delege sayısının yüzde 10’unun Genel Müdürlük temsilcilerinden oluşacağı hükme bağlanmıştır.
İptali istenilen cümle spor federasyonlarının en üst karar organı olan Genel Kurul üyelerinin belirlenmesinde Spor Genel Müdürlüğünün müdahalesine ilişkin bir düzenleme içermektedir. Aynı konuda düzenleme yapan ek 9. maddenin ikinci fıkrasının dava konusu yapılan kurallarının Anayasa’nın 59. ve 123. maddeleri yönünden incelenmesinde belirtilen gerekçelerle dava konusu kural Anayasa’nın 59. ve 123. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa’nın 2. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
G- Kanun’un 10. Maddesiyle Değiştirilen, 3289 Sayılı Kanun’un Ek 9. Maddesinin Beşinci Fıkrasının “Kesinleşmiş vergi veya sigorta borcu olmamak.” Biçimindeki (c) Bendi ile (d) Bendinde Yer Alan “Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile casusluk,…” ve “… gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan…” İbarelerinin İncelenmesi
1- “Kesinleşmiş vergi veya sigorta borcu olmamak.” Biçimindeki (c) Bendinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, federasyonların yönetim kurulu üyeleri veya diğer organlarının başkan ve üyeleri için herhangi bir koşul aranmazken, spor federasyonlarına başkan olabilmek için Devlet memurluğuna girişte arananlardan daha ağır koşullara yer verilmesinin kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı olduğu, piyasa şartlarına bağlı ödevlerin yerine getirilememesi nedeniyle kişilerin spor federasyonu başkanı olma gibi demokratik bir hakkın kullanımından alıkonulmasının, demokratik, sosyal hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığı belirtilerek kuralın, Anayasanın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptal konusu ibarelerin yer aldığı kuralla, kesinleşmiş sigorta veya vergi borcu olmamak, federasyon başkanı olabilmenin koşulları arasında sayılmıştır.
Spor federasyonu başkanı olabilmek için getirilen “kesinleşmiş sigorta veya vergi borcu olmamak” koşulu, vergi ve sigorta mevzuatından kaynaklanan bir mükellefiyetin yerine getirilmemesi durumudur. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na göre, vergi alacağı, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğarken vergi alacağı mükellef bakımından vergi borcunu teşkil etmektedir.
İptal davasına konu kuralda kanun koyucu, spor federasyonu başkanlığı görevinin saygınlığı, bu göreve karşı toplumun duyduğu güveni ve bu görevin içeriğinde yer alan etik değerleri göz önüne alarak, görevi icra edecek olanlar için belli kamu yükümlülüklerinin yerine getirilmesini şart koşmuştur. Kanun koyucu, belirlenen yükümlülükleri yerine getirmeyen kişilerin bu görevi icra etmeleri hâlinde toplumun ve devletin değer yargılarının zarar göreceğini kabul etmiştir.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlarından kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasa koyucunun da uyması gereken Anayasa ve temel hukuk ilkelerinin bulunduğu bilincinde olan devlettir.
Kanun koyucu, bir mesleğin ya da görevin genel yararı gereği bunları icra edenlerin birbirleriyle ve toplumla ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni egemen kılmak için, o meslek ya da görevi geniş biçimde özel yaşamı dahi içine alacak şekilde değerlendirerek meslekle bağdaşmasını uygun bulmadığı eylem ve durumları da koşullar arasında takdir edebilir. Kanun koyucu bu düzenlemeleri yaparken anayasal ilke ve kurallara bağlı kaldığı sürece takdirine müdahale edilemez.
Bununla birlikte, federasyon başkanı olabilmek için getirilen “kesinleşmiş sigorta veya vergi borcu olmamak” koşulu, ekonomik bir suç olmayıp vergi ve sigorta mevzuatından kaynaklanan bir mükellefiyetin yerine getirilmemesi durumudur. Bu tür bir mükellefiyetin kasten yerine getirilmemesi söz konusu olabileceği gibi dikkatsizlik, tedbirsizlik veya taksirle de gerçekleşebilecektir. Bu nitelikteki bir mükellefiyeti yerine getirmeyenlerin spor federasyonu başkanlığı görevine seçilememeleri sonucu ortaya çıkan hak yoksunluğunun adil ve orantılı olduğu söylenemeyecektir.
Açıklanan nedenlerle “kesinleşmiş sigorta veya vergi borcu olmamak” ibaresi Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Nuri NECİPOĞLU, Celal Mümtaz AKINCI ve Muammer TOPAL bu görüşe katılmamıştır.
2- (d) Bendinde Yer Alan “Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile casusluk,…” İbaresinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, siyasal rejimle ilgili siyasal suçlardan dolayı kişilerin spor federasyonu başkanı olma gibi demokratik bir hakkın kullanımından alıkonulmasının, demokratik, sosyal hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığı belirtilerek kuralın, Anayasanın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptal konusu ibarenin yer aldığı kuralla, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile casusluk suçlarından hükümlü olmamak federasyon başkanı olabilmenin koşulları arasında öngörülmüştür.
Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar”, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 309 ilâ 316. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu bölümde düzenlenen suçların hepsi kasıtla işlenebilen ve en az 5 yıllık hapisten ağırlaştırılmış müebbet hapse kadar cezalar öngören suçlardır.
Casusluk suçları ise 5237 sayılı Kanun’un 328 ilâ 338. maddeleri arasında düzenlenmiş olup taksirle veya kasıtla işlenebilen, cezaları 6 ay hapisten müebbet ağır hapse kadar değişen suçlardır.  
İptal davasına konu ibarenin yer aldığı kuralda kanun koyucu, spor federasyonu başkanlığı görevinin saygınlığı, bu göreve karşı toplumun duyduğu güveni ve bu görevin içeriğinde yer alan etik değerleri göz önüne alarak, görevi icra edecek olanlar için belli suçlardan mahkûm olmama şartını getirmiştir. Kanun koyucu, belli suçlardan mahkûm olanların, bu görevi icra etmeleri hâlinde toplumun ve devletin değer yargılarının zarar göreceğini kabul etmiştir.
Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar  işledikleri için mahkûm olanların spor federasyonu başkanlığı görevini icra edemeyeceklerine dair hak yoksunluğu sonucunu doğuran düzenlemeler, kuşkusuz toplum yaşantısının gerekleri ve kamu yararı düşüncesiyle kanun koyucunun takdirinde olan bir konudur.
Kanun koyucu tarafından anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı fiillerin suç kabul edilmesi ile korunan hukuki yarar, bu suçları 5237 sayılı Kanun’da düzenleyen bölümün başlığından da anlaşılacağı üzere anayasal düzendir. Anayasal düzenin korunması hukuki yararının önemi açıktır. Tamamı kasıtla işlenebilen bu suçlar için belli bir yılın üzerinde hapis cezası öngörülmesi ile bu önem de ortaya konmuştur.
Spor federasyonu başkanlarının ulusal ve uluslararası spor organizasyonlarında yürüttükleri faaliyetler ve temsil rolleri, görevlerinin gerektirdiği saygınlık ve içeriğinde yer alan etik değerler göz önünde bulundurularak, bu görevi icra edecek kişilerin ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni egemen kılmak amacıyla spor federasyonu başkanı seçilebilmek için aranan koşullar arasında, bu görev ile bağdaşmadığı kabul edilen “casusluk” suçlarından mahkûm olmama koşuluna yer verilmiştir.
Spor federasyonu başkanlığı görevinin özellikleri, suçların niteliği, bu suçlara verilen cezalar ve spor federasyonlarının faaliyet alanlarında korunması gereken değerler gibi hususlar dikkate alındığında, federasyon başkanı seçilememe hak yoksunluğunun işledikleri suçlara göre adaletli ve eylemle orantılı olmayan ölçüsüz bir hak yoksunluğu olduğu söylenemez.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu “Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile casusluk,…” ibaresi Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ ve Erdal TERCAN “casusluk” ibaresi yönünden bu görüşe katılmamıştır.
3- (d) Bendinde Yer Alan “… gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan…  İbaresinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, “gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan” ibaresinin, kendinden önce tek tek sayılan suçları ölçüsüz bir şekilde genişleterek yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçların kapsamını belirsiz hâle getirdiği belirtilerek kuralın, Anayasanın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptal konusu ibarelerin yer aldığı kurallarla, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, yağma, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan hükümlü olmamak federasyon başkanı olabilmenin koşulları arasında sayılmıştır.
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden birisi olan “belirlilik” ilkesine göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını belirler. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
Dava konusu kuralda geçen “gibi” edatının metinde sayılan “zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, yağma, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas” suçlarının yüz kızartıcı veya şeref veya haysiyet kırıcı birer suç olduklarını nitelemek için kullanıldığı ve federasyon başkanı olabilmek için sadece maddede sayılan suçlardan mahkûm olmamak şartının aranabileceğinin kabul edilmesi gerekmektedir. Buna göre, suç ve cezaların kanuniliği ilkesi gereği “gibi” kelimesine dayanarak “yüz kızartıcı suçlar” veya “şeref veya haysiyet kırıcı suçlar” kavramlarının kapsamını genişletmek mümkün değildir. Bu durumda, “belirlilik” ilkesine aykırılıktan söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu “gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan” ibaresi Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
H- Kanun’un 10. Maddesiyle Değiştirilen, 3289 Sayılı Kanun’un Ek 9. Maddesinin On Altıncı Fıkrasının İkinci Cümlesinde Yer Alan “… amaca uygunluğu ve… İbaresinin,  Üçüncü Cümlesinde Yer Alan “…ve amacına… İbaresinin  ve “Teknik elemanlar ve sporculara ödenecek ücretler hariç, federasyonda çalışan personel ve diğer görevlilere verilecek ücret ve yolluklar kamu kaynakları ve Spor Toto Teşkilat Başkanlığından sağlanan reklam gelirlerinden karşılanamaz.” Biçimindeki Son Cümlesinin İncelenmesi
Dava dilekçesinde, ek 9. maddesinin birinci fıkrasında yer alan cümlelere ilişkin belirtilen gerekçelere ek olarak, Genel Müdürlükçe yapılan her türlü yardımların amaca uygunluk açısından da denetlenip, amaca uygun harcanmayanların zarar olarak nitelendirilerek kusurları bulunan federasyon başkanı ve yönetim kurulu üyelerinden tahsil edileceğine ilişkin hükmün federasyonların bağımsızlığı ile bağdaşmadığı, özerkliklerini sakatladığı, kaynakların amaca uygun harcanıp harcanmadığı hususunun demokratik hukuk devleti ilkesi bağlamında federasyon genel kurullarının yetkisinde olması gerektiği, amaca uygunluk denetimi ve buna dayalı zarar ilkesi, Devletin genel idare esaslarına göre kamu hizmetlerini yürütmekle yükümlü olan resmi kurum ve kuruluşları için dâhi söz konusu değilken, sivil alanda demokratik esaslara göre faaliyette bulunan bağımsız spor federasyonları için geçerli olmasının demokratik hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığı belirtilerek kuralların, Anayasanın 2. ve 123. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Ek 9. maddenin dava konusu ibarelerin yer aldığı on altıncı fıkrasına göre, federasyonların her türlü faaliyetlerinin denetimi; genel kurul, denetim kurulu ve Bakan tarafından görevlendirilecek denetim elemanlarınca yapılır. Federasyon harcamalarının yerindelik denetimi yetkili kurullarınca, Genel Müdürlükçe yapılan her türlü yardımların amaca uygunluğu ve denetimi ise Genel Müdürlükçe yapılır. Genel Müdürlük tarafından yapılan ayni ve nakdi yardımların mevzuata ve amacına uygun olarak harcanmaması hâlinde oluşacak zarar, kusurları bulunan federasyon başkanı ve yönetim kurulu üyelerinden tahsil edilir ve bunlar hakkında suç duyurusunda bulunulur.
On altıncı fıkranın iptale konu diğer kuralına göre, teknik elemanlar ve sporculara ödenecek ücretler hariç, federasyonda çalışan personel ve diğer görevlilere verilecek ücret ve yolluklar kamu kaynakları ve Spor Toto Teşkilat Başkanlığından sağlanan reklam gelirlerinden karşılanamaz.
İptali istenilen ibareler spor federasyonlarına Spor Genel Müdürlüğü tarafından yapılan her türlü yardımların kullanımı, amaca uygunluğu ve denetimine ilişkin bir düzenleme içermektedir. Aynı konuda düzenleme yapan ek 9. maddenin birinci fıkrasının dava konusu yapılan kurallarının Anayasa’nın 123. maddesi yönünden incelenmesinde belirtilen gerekçelerle,  mali kaynak sağlayan vesayet makamlarına, kanunda açıkça ifade edilmiş olmak şartıyla yerindelik, amaca uygunluk açısından da denetim yetkisi verilmesinde Anayasa’ya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle,  dava konusu kurallar Anayasa’nın 123. maddesine aykırı değildir. İptal istemlerinin reddi gerekir.
Kuralların, Anayasa’nın 2. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
I- Kanun’un 12. Maddesiyle 3289 Sayılı Kanun’a Eklenen Geçici 11. Maddesinin Son Fıkrasının İncelenmesi
Dava dilekçesinde, spor federasyonlarının, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak ilk ilgili olimpiyat oyunlarının bitim tarihlerinden itibaren üç ay içerisinde genel kurullarını yaparak hukuki yapılarını 6215 sayılı Kanun’a uygun hâle getirmek zorunda olduklarının hüküm altına alındığı, oysa “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak ilk ilgili olimpiyat oyunlarının bitim tarihleri” ibaresinin belirsiz ve öngörülemez olduğu belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2. ve 7. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptale konu kuralla 3289 sayılı Kanunla tüzel kişilik kazanan spor federasyonlarının, iptale konu kuralın yer aldığı maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak ilk ilgili olimpiyat oyunlarının bitim tarihlerinden itibaren üç ay içerisinde genel kurullarını yaparak hukuki yapılarını 6215 sayılı Kanun’a uygun hâle getirmek zorunda oldukları hüküm altına alınmıştır.
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik”tir. “Belirlilik” ilkesi yalnızca yasal belirliliği değil, daha geniş anlamda hukuki belirliliği ifade etmektedir. Erişilebilir, bilinebilir ve öngörülebilir gibi niteliksel gereklilikleri karşılaması koşuluyla kanunlar, mahkeme içtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleri ile de hukuki belirlilik sağlanabilir. Aslolan muhtemel muhataplarının mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini öngörmelerini mümkün kılacak bir normun varlığıdır.
 Öngörülebilirlik şartı” olarak nitelendirilen bu ilkeye göre kanunun uygulanmasında takdirin kapsamı ve uygulama yöntemi bireyleri keyfi ve öngöremeyecekleri müdahalelerden koruyacak düzeyde açıklıkla yazılmalıdır. Belirlilik, kişilerin hukuk güvenliğini korumakla birlikte idarede istikrarı sağlar.
6215 sayılı Kanun’un 30. maddesine göre, Kanun’un yürürlüğe giriş tarihi Kanun’un yayım tarihi olarak kabul edilmiştir. Kanun 12.4.2011 günlü, 27903 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
6215 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibariyle, 2012 Londra Yaz Olimpiyatları ile 2014 Soçi Kış Olimpiyatlarının tarihleri Uluslararası Olimpiyat Komitesi tarafından belirlenmiş bulunmaktadır. Hâlihazırda, 2016 Yaz ve 2018 Kış Olimpiyatlarının tarihi ve yeri de ilan edilmiş bulunmaktadır.
Spor dünyasının en önemli organizasyonu olan ve 4 yıllık aralıklarla düzenlenen olimpiyatların nerede ve ne zaman yapılacağının Uluslararası Olimpiyat Komitesi tarafından yıllar öncesinden tespit edilip ilan edilmesi, iptale konu kuralın, genel kurul tarihlerinin çok önceden belirlenebilmesine imkân sağlaması nedeniyle kuralda kanunların belirliliği ilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa’nın 7. maddesiyle bir ilgisi görülmemiştir.
J- Kanun’un 21. Maddesiyle Değiştirilen 5216 sayılı Kanun’un 26. Maddesinin Üçüncü Cümlesinin “… ya da bu yerlerin belediye veya bağlı kuruluşlarının %50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin %50’sinden den fazlasına ortak olduğu şirketlere, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle işletilmesini devredebilir.” Bölümünün İncelenmesi
Dava dilekçesinde, toplu taşıma imtiyazının devri ile hafriyat sahalarının, sosyal tesislerin, büfe çay ocağı ve otoparkların işletmesinin 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’na göre, açık, saydam ve rekabetçi koşullarda ihale edilmek yerine, büyükşehir belediyelerinin şirketlerine doğrudan verilmesi işleminde kamu yararı olmadığı, piyasada rekabetçi şartlarda faaliyet yürüten binlerce şirket aleyhine ve belediye şirketleri lehine hukukun kabul edemeyeceği eşitsizlik yaratıldığı, işletme haklarının devrine ilişkin olarak belediye meclisince belirlenecek süre ve bedel dışında hiçbir koşula yer verilmediği, kanun ile düzenlenmesi öngörülen konularda, yürütme organına, genel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz bir düzenleme yetkisi verilmesinin yasama yetkisinin devri anlamına geleceği belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2., 7. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptale konu kuralların yer aldığı maddede, büyükşehir belediyelerine, kendilerine yüklenilmiş olan görev ve hizmet alanlarında ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketi kurabilme olanağı verilmektedir.  Büyükşehir belediyelerince kurulabileceği öngörülen sermaye şirketlerinin çalışma konularının, büyükşehir belediyelerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları asli ve sürekli görevleri dışında kalan alanlarda, sermaye şirketleri aracılığıyla yürütülmeye uygun nitelikteki (piyasa şartlarının gözetileceği) görev ve hizmetler olacağında kuşku bulunmamaktadır.
 İptali istenilen kural, belediyelere kendi görev ve hizmet alanlarında, bazı idari koşulları yerine getirerek, belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50’sinden fazlasına ortak olduğu sermaye şirketlerine maddede sayılan yerlerin işletmesini 2886 sayılı Kanun’a tabi olmaksızın devredebileceğini öngörmektedir.
Kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan mal ve hizmet alımları ile yapım işleri 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu kapsamında; kira ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisi işlemleri ise 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre yürütülmektedir. Devlet İhale Kanunu’nun yürütülmesinde, ihtiyaçların en iyi şekilde, uygun şartlarla ve zamanında karşılanması ve ihalede açıklık ve rekabetin sağlanması esastır.
Kanunların, kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi ve kazanılmış hakları ihlâl etmemesi Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle kanun koyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerekir.
Bütün kamusal işlemler, nihai olarak kamu yararını gerçekleştirmek hedefine yönelmek durumundadır. Kanunun amaç öğesi bakımından Anayasa’ya uygun sayılabilmesi için kanunun çıkarılmasında kamu yararı dışında bir amacın gözetilmemiş olması gerekir. İlgili yasama belgelerinin incelenmesinden kanunun kamu yararı dışında bir amaçla çıkarılmış olduğu açıkça anlaşılabiliyorsa kanunun amaç unsuru bakımından Anayasa’ya aykırı olduğu söylenebilir. Kanun koyucunun kamu yararı amacıyla hareket edip etmediği ancak ilgili yasama belgeleri incelenerek ve kuralın objektif anlamına bakılarak tespit edilebilir. 
Devlet ya da diğer kamu tüzel kişileri tarafından ya da bunların gözetim ve denetimleri altında, genel ve ortak gereksinimleri karşılamak, kamu yararını ya da çıkarını sağlamak için yapılan ve topluma sunulmuş bulunan sürekli ve düzenli etkinlikler olarak tanımlanan kamu hizmetinin, kamu hukukunun genel ilkeleri gereğince, doğrudan idare, kuruluş ve kurumları eliyle, kamusal yönetim biçimine göre yürütülmesi asıl ve olağandır. Ancak, kanun koyucu, kimi zaman hukuki ve fiili eşitliği sağlamak kimi zaman da kamu yararını korumak veya kamu hizmetlerinin yürütülmesini sağlamak amacıyla temel kanunlardaki prensiplere istisna teşkil eden düzenlemeler yapabilir. Bu kapsamda, iptale konu kuralda, Büyükşehir belediyelerine kendilerine yüklenilmiş olan görev ve hizmet alanlarında ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketi kurabilme olanağı verilmektedir.
Anayasa’ya uygunluk denetiminde, kanun koyucunun kamu yararı anlayışının isabetli olup olmadığı değil, incelenen kuralın kamu yararı dışında belli bireylerin ya da grupların çıkarları gözetilerek yasalaştırılmış olup olmadığının incelenebileceği açıktır. Anayasa’da Hazineye ait veya kamu kurumlarına tahsisli kamu mallarının satış ve tasarrufuna ilişkin ilkelere açıkça yer verilmemiştir.
Belediye şirketleri, doğrudan belediyeler tarafından kurulan ya da yönetiminin elde edilmesi koşuluyla belediyelerce ortak olunan, bağımsız bütçeli, özel hukuk tüzel kişileridir.  5216 sayılı Kanun’un 26. maddesinin ilk hâlinin gerekçesinde büyükşehir belediyelerinin hizmetlerini daha etkili, verimli ve ekonomik şartlarda sunmasına ve kaynak yaratmalarına yardımcı olmak amacıyla sermaye ortaklığı kurmasına izin verildiği ifade edilmiştir. Aynı gerekçede kurulacak şirketin belediyenin görev alanıyla ilgili olması şartının bulunduğu, belediyelerin kurdukları veya ortak oldukları şirketlerden, belediyenin görev alanıyla ilgili olmayan şirketleri tasfiye etmesi veya ortaklıktan çekilmesi gerekeceği belirtilmiştir.
Belediye şirketlerinin kurulabilecekleri ve faaliyet gösterebilecekleri alanlar, işletme hakkının devredilebileceği yerlere ilişkin iptale konu kuralda yer verilen sınırlamalar ve belediyelerin bu şirketlerin sermayelerinin çoğunluğuna sahip olmaları nedeniyle yönetimlerine hâkim olmaları göz önünde bulundurularak, belediye meclislerince alınacak bir kararla kuralda sayılan yerlerin işletme haklarının bu şirketlere devrinin 2886 sayılı Kanun’un rekabeti ve açıklığı temin eden kurallarından muaf tutulduğu anlaşılmaktadır. Kuralda sayılan yerlerin bu alanda temel kanun olan 2886 sayılı Kanun’a istisna oluşturacak bir şekilde belediye meclislerince alınacak kararlar doğrultusunda belediye şirketlerince işletilebilmelerinin öngörülmesi, hizmetlerin ihtiyaçların en iyi şekilde, uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasına imkân sağladığı ve kamunun yararına uygun olduğu değerlendirmesinde bulunan kanun koyucunun takdir yetkisi içerisindedir.
Öte yandan, 6360 sayılı “On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un 10. maddesi ile 5216 sayılı Kanun’un 26. maddesinin iptal konusu kuralın yer aldığı birinci fıkrasına “Ancak, bu yerlerin belediye şirketlerince üçüncü kişilere devri 2886 sayılı Kanun hükümlerine tabidir.” biçimindeki kural eklenmiştir.
İptale konu edilen kuralda kanun koyucu doğrudan belediyeler tarafından “belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketler” ile “bu şirketlerin % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketler”e 2886 sayılı Kanun’a tabi olmaksızın mülkiyeti ya da tasarrufundaki belli bazı yerlerin işletmesini devretme imkânı vermektedir. Eklenmiş olan kuralda ise bu şekilde işletme hakkını devralan şirketlerin 3. kişilere aynı yerin işletme hakkını ancak 2886 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde devredebileceği öngörülmüştür.
Kanun koyucunun, bu şekilde doğrudan belediye meclislerince alınacak bir kararla, 2886 sayılı Kanun’da yer alan kurallara uyulmasına gerek bulunmaksızın kuralda sayılan yerlerin işletme haklarının belediye şirketlerine devrini bu alanlardaki kamu hizmetlerinin kamu yararına uygun bir şekilde yürütülmesine engel olmayacağı değerlendirmesinde bulunurken, işletme haklarını devralan şirketlerin bu haklarını 3. kişilere devrini genel kurala (2886 sayılı Kanun hükümlerine) tabi tutarak ihtiyaçların en iyi şekilde, uygun şartlarla ve zamanında karşılanması ve ihalelerde açıklık ve rekabetin sağlanması açısından kamunun yararına uygun olacağı değerlendirmesinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
İptal dilekçesinde ayrıca iptale konu kuralda işletme haklarının devrine ilişkin olarak belediye meclisince belirlenecek süre ve bedel dışında hiçbir koşula yer verilmediği, bunun Anayasa’nın 7. maddesinde yer alan yasama yetkisinin devri anlamına geleceği ve dolayısıyla Anayasanın 7. maddesine aykırı düşeceği ileri sürülmüştür.
Anayasa’nın 7. maddesinde, “Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.” denilmektedir. Öte yandan, Anayasa’nın 87. maddesinde “kanun koyma” yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait bir görev olduğu açıklığa kavuşturulmuştur. Buna göre, Anayasa’da kanun ile düzenlenmesi öngörülen konularda yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisinin verilmesi olanaklı değildir.
 Farklı koşul ve durumlara göre sık sık değişik önlemler alma, bunları kaldırma ve süratli biçimde hareket etme zorunluluğunun bulunduğu alanlarda, yasama organının temel kuralları saptadıktan sonra, uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları yürütmeye bırakması, yasama yetkisinin devri olarak yorumlanamayacağı gibi yürütme organının yasama organı tarafından çerçevesi çizilmiş alanda ve değişen koşullara uyum sağlayabilecek esnekliğe sahip kriterlere uygun olarak, genel nitelikte hukuksal tasarruflarda bulunması, hukuk devletinin belirlilik ilkesine aykırılık oluşturmaz.
Belediye şirketleri, iptale konu kuralın yer aldığı 5216 sayılı Kanun’un 26. maddesinin birinci cümlesine göre Büyükşehir belediyesinin kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında kurulabilirler ve dolayısıyla bu alanlarda faaliyet gösterebilirler.
Genel kural gereği belediyeler tarafından yapılan her türlü kira ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisi işlemleri 2886 sayılı Kanun’a tabi tutulurken, iptale konu edilen kuralla sadece maddede sayılan yerlerin (mülkiyeti veya tasarrufundaki hafriyat sahalarını, toplu ulaşım hizmetlerini, sosyal tesisler, büfe, otopark ve çay bahçeleri) işletme hakkının belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle,  belirli şirketlere (belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere) devredebilecektir.
Kuralda sayılan yerlerin 2886 sayılı Kanun’da yer verilen koşullara tabi olmaksızın belediye tarafından yapılacak işletme hakkının devri işlemlerinde belediye meclislerine sadece süre ve bedel konusunda karar alma yetkisi verilmiştir.
Belediye ve ihale mevzuatı ile çok ayrıntılı olarak düzenlenmiş bir konuda, işletme hakkının devredileceği şirketlerin, belediyelerin bu şirketlerde sahip oldukları sermaye paylarından kaynaklanan özel durumları göz önünde bulundurularak, istisna kapsamına alınması ve belediyelerin kendilerinin tasarrufunda bulunan maddede sayma yoluyla belirtilen yerler üzerindeki işletme hakkının kamu yararı ve hizmetin gereklerini dikkate alarak devri konusunda büyükşehir belediye meclislerine süre ve bedel konusunda karar alma yetkisinin verilmesi, genel ilkeleri ve çerçevesi belirsiz bir alanda düzenleme yapma yetkisinin devri anlamına gelmemektedir.
Dava dilekçesinde son olarak, kuralda sayılan yerlerin işletmesinin 2886 sayılı Kanun’a göre, açık, saydam ve rekabetçi koşullarda ihale edilmek yerine, büyükşehir belediyelerinin şirketlerine doğrudan verilmesi sonucunda piyasada rekabetçi şartlarda faaliyet yürüten binlerce şirket aleyhine ve belediye şirketleri lehine hukukun kabul edemeyeceği eşitsizlik yaratıldığı ileri sürülmüştür.
Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Yukarıda ifade edildiği üzere, kamu hizmetinin, kamu hukukunun genel ilkeleri gereğince, doğrudan idare, kuruluş ve kurumları eliyle, kamusal yönetim biçimine göre yürütülmesi asıl ve olağandır. Ancak, kanun koyucu, kimi zaman hukuki ve fiili eşitliği sağlamak kimi zaman da kamu yararını korumak veya kamu hizmetlerinin yürütülmesini sağlamak amacıyla temel kanunlardaki prensiplere istisna teşkil eden düzenlemeler yapabilir. Bu kapsamda, iptali istenilen kuralla belediyelere kendi görev ve hizmet alanlarında, bazı idari koşulları yerine getirerek belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50’sinden fazlasına ortak olduğu sermaye şirketlerine maddede sayılan yerlerin işletmesinin 2886 sayılı Kanun’a tabi olmaksızın devredilebilmesi imkânının verilmesi, işletmenin devredildiği şirketlerin “belediye şirketi” olmaları ve diğer özel şirketlerden farklı bir hukuki niteliğe sahip olmaları nedeniyle eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, iptale konu edilen kural Anayasanın 2., 7. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Zehra Ayla PERKTAŞ bu görüşe katılmamıştır.
V- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
29.3.2011 günlü, 6215 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A- 10. maddesiyle değiştirilen, 21.5.1986 günlü, 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un ek 9. maddesinin beşinci fıkrasının “Kesinleşmiş sigorta veya vergi borcu olmamak.” biçimindeki (c) bendinin yürürlüğünün durdurulması isteminin, koşulları oluşmadığından REDDİNE,
B- 1- 10. maddesiyle değiştirilen 3289 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinin;
a- Birinci fıkrasının;
              
aa- “Bu Kanunda belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmeyen federasyonların tüzel kişilikleri bu maddede belirtilen usulle iptal edilir ve mal varlıkları Genel Müdürlüğe devredilir.” biçimindeki üçüncü cümlesine,
               
ab- “Genel Müdürlük tarafından yapılan yardımlar ve tahsis edilen kaynaklar kullanılarak alınan taşınmazların mülkiyeti Genel Müdürlüğe ait olur. Bu taşınmazlar Genel Müdürlüğün mevzuatı çerçevesinde kullanılır.” biçimindeki beşinci ve altıncı cümlelere,
           
b- İkinci fıkrasının;
                
ba- Dördüncü cümlesinde yer alan “…iki üyesi seçimle belirlenen, üç üyesi ise Genel Müdürlükçe görevlendirilen…” ibaresine,
                
bb-  Son cümlesinde yer alan “…teklifi ve Genel Müdürün…” ibaresine,
            
c- Üçüncü fıkrasının;
                
ca- “Genel kurul üye sayısı olimpik ve paralimpik spor dallarında 150’den az 300 üyeden fazla, diğer branşlarda ise 100’den az 200 üyeden fazla olamaz.” biçimindeki yedinci cümlesine,
               
cb- (a) bendinde yer alan “…üç ay içerisinde   …” ibaresine,
                
cc- (b) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu raporlarında yeterli düzeyde görülmeyen veya…”ibaresine,
             
ç- Dördüncü fıkrasının “Genel kurulun delege sayısının yüzde 10’u Genel Müdürlük temsilcilerinden oluşur.” biçimindeki onuncu cümlesine,
             
d- Beşinci fıkrasının  (d) bendinde yer alan “Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile casusluk, …” ile “…gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan…” ibarelere,         
               
e- Altıncı fıkrasının;
                   
ea- Spor federasyonlarının Bakana verecekleri taahhütnamenin esaslarını belirlemek ve yıl sonu itibarıyla taahhütlerine uyup uymadıklarını değerlendirerek Bakana sunmak.”biçimindeki (a) bendine,
                    
eb-  “Bakana sunulan taahhütname ile master planı ve performans ölçütlerine uyulup uyulmadığı konusunda altı ayda bir Bakana rapor vermek.” biçimindeki (c) bendine,
               
f- Onaltıncı fıkrasının;
                     
fa- İkinci cümlesinde yer alan  “…amaca uygunluğu ve…” ibaresine,
                      
fb- Üçüncü cümlesinde yer alan “…ve amacına…” ibaresine,
                      
fc- “Teknik elemanlar ve sporculara ödenecek ücretler hariç, federasyonda çalışan personel ve diğer görevlilere verilecek ücret ve yolluklar kamu kaynakları ve Spor Toto Teşkilat Başkanlığından sağlanan reklam gelirlerinden karşılanamaz.”biçimindeki son cümlesine,
    
2- 12. maddesiyle, 3289 sayılı Kanun’a eklenen Geçici Madde 11’in son fıkrasına,
               
3- 21. maddesiyle değiştirilen, 10.7.2004 günlü, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 26. maddesinin üçüncü cümlesinin “…ya da bu yerlerin belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle işletilmesini devredebilir.”  bölümüne,  
yönelik iptal istemleri, 14.2.2013 günlü, E. 2011/63,  K. 2013/28 sayılı kararla reddedildiğinden, bu fıkraya, bentlere, cümlelere, bölüme ve ibarelere ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE,
14.2.2013 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI- SONUÇ
29.3.2011 günlü, 6215 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un;
A- 10. maddesiyle değiştirilen, 21.5.1986 günlü, 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un ek 9. maddesinin;
      
1- a- Birinci fıkrasının;
               
aa- “Bu Kanunda belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmeyen federasyonların tüzel kişilikleri bu maddede belirtilen usulle iptal edilir ve mal varlıkları Genel Müdürlüğe devredilir.” biçimindeki üçüncü cümlesinin,
               
ab- “Genel Müdürlük tarafından yapılan yardımlar ve tahsis edilen kaynaklar kullanılarak alınan taşınmazların mülkiyeti Genel Müdürlüğe ait olur. Bu taşınmazlar Genel Müdürlüğün mevzuatı çerçevesinde kullanılır.” biçimindeki beşinci ve altıncı cümlelerinin,
          
b- İkinci fıkrasının;
               
ba- Dördüncü cümlesinde yer alan “…iki üyesi seçimle belirlenen, üç üyesi ise Genel Müdürlükçe görevlendirilen…” ibaresinin,
               
bb-  Son cümlesinde yer alan “…teklifi ve Genel Müdürün…” ibaresinin,
          
c- Üçüncü fıkrasının;
               
ca- “Genel kurul üye sayısı olimpik ve paralimpik spor dallarında 150’den az 300 üyeden fazla, diğer branşlarda ise 100’den az 200 üyeden fazla olamaz.” biçimindeki yedinci cümlesinin,
               
cb- (a) bendinde yer alan “…üç ay içerisinde…” ibaresinin,
               
cc- (b) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu raporlarında yeterli düzeyde görülmeyen veya…”ibaresinin,
           
d- Dördüncü fıkrasının “Genel kurulun delege sayısının yüzde 10’u Genel Müdürlük temsilcilerinden oluşur.” biçimindeki onuncu cümlesinin,
      
Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptal istemlerinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
2- Beşinci fıkrasının; 
                 
a- “Kesinleşmiş sigorta veya vergi borcu olmamak.” biçimindeki (c) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,  Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Nuri NECİPOĞLU, Celal Mümtaz AKINCI ile Muammer TOPAL’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
           
b- (d) bendinde yer alan;
                         
ba- “Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile…” ile “…gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan…”biçimindeki ibarelerinin,  Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptal istemlerinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,       
                  
bb- “…casusluk,…”sözcüğünün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Erdal TERCAN’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
       
3- a-Altıncı fıkrasının;
              
aa- Spor federasyonlarının Bakana verecekleri taahhütnamenin esaslarını belirlemek ve yıl sonu itibarıyla taahhütlerine uyup uymadıklarını değerlendirerek Bakana sunmak.”biçimindeki (a) bendinin,
              
ab-  “Bakana sunulan taahhütname ile master planı ve performans ölçütlerine uyulup uyulmadığı konusunda altı ayda bir Bakana rapor vermek.” biçimindeki (c) bendinin,
             
b- Onaltıncı fıkrasının;
                 
ba- İkinci cümlesinde yer alan  “…amaca uygunluğu ve…” ibaresinin,
                 
bb- Üçüncü cümlesinde yer alan “…ve amacına…” ibaresinin,
                 
bc- “Teknik elemanlar ve sporculara ödenecek ücretler hariç, federasyonda çalışan personel ve diğer görevlilere verilecek ücret ve yolluklar kamu kaynakları ve Spor Toto Teşkilat Başkanlığından sağlanan reklam gelirlerinden karşılanamaz.” biçimindeki son cümlesinin,
          
Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptal istemlerinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
B- 12. maddesiyle 3289 sayılı Kanun’a eklenen Geçici Madde 11’in son fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
C- 21. maddesiyle değiştirilen, 10.7.2004 günlü, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 26. maddesinin üçüncü cümlesinin “…ya da bu yerlerin belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle işletilmesini devredebilir.” bölümünün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Zehra Ayla PERKTAŞ’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
      
14.2.2013 gününde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
İptal istemine konu 3289 sayılı Kanun’un Ek 9. maddesinin değiştirilen beşinci fıkrasının (d) bendindeki “casusluk” ibaresi ile bu suçtan hükümlü olanların Federasyon Başkanlığına aday olamayacakları hüküm altına alınmıştır. Casusluk suçları 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 328-338. maddeleri arasında düzenlenmiş olup; bu maddeler arasında taksirle işlenebilen suçlar olduğu gibi (Md.329/3, Md.336/3, Md.338), kastla işlenebilen suçlar da bulunmaktadır. Keza bu nev’i suçlar için öngörülen cezalar da 6 ay hapisten ağırlaştırılmış müebbet hapse kadar farklılık göstermektedir. “Casusluk” suçları arasında herhangi bir ayırım gözetilmemesi nedeniyle, taksirle işlenebilen ve örneğin 6 ay hapis cezası öngören bir suçtan hükümlü kişinin sırf bu nedenle herhangi bir spor federasyonuna başkan adayı olamaması, işlenen suçla orantısız bir hak yoksunluğuna yol açacaktır. Nitekim 23.1.2008 günlü, 5278 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un, benzer düzenlemeyi öngören hükümleri, aşağıdaki gerekçeyle  Anayasa Mahkemesinin 25.2.2010 tarih ve E: 2008/17, K:2010/44 sayıl kararıyla iptal edilmiştir.
“… yasakoyucu asli cezalara bağlı olarak kimi yoksunluklar öngörüp öngörmeme konularında anayasal ilkeler çerçevesinde takdir hakkına sahiptir. Ceza hukukunda, doğrudan doğruya bir suçun karşılığı olmak üzere öngörülen asli cezanın yanında, bu cezanın etkisini arttırmak, suç işlenmesinde caydırıcılığı sağlamak için, asli cezaya ek olarak kimi hak yoksunlukları da getirilmiştir. İptal davasına konu yasal düzenlemelerde de bazı meslek ya da görevlerin saygınlığı bunlara karşı toplumun güven duygusu ve içeriklerinde yer alan etik değerleri gözönüne alarak, bu meslek ve görevleri icra edecek olanların belli suçlardan mahkum olmaları halinde, asli cezanın yanı sıra sürekli olarak hak yoksunlukları öngörülmüştür. Ancak, ceza hukuku alanında olduğu gibi hak yoksunluğu getiren iptal davasına konu düzenlemelerde de kuralların, önleme ve iyileştirme amaçlarına uygun olarak ölçülü, adil ve orantılı olması gerekir. Yasakoyucunun hak yoksunluklarını belirlerken takdir hakkı çerçevesindeki tercih serbestisinin de Anayasaya uygun olması gerektiği açıktır. Dava konusu düzenlemeler, meslek veya görevlerin özellikleri, suçların niteliği, bu suçlara verilen cezalar ve cezaların süresi, kastla veya taksirle işlenip işlenmediğine bakılmaması ve bir kademelendirmede yapılmaması ve bu suçlardan mahkum olanların belirli meslekleri ve görevleri sürekli olarak icra edememeleri, işledikleri suçlara göre adaletli ve eylemle orantılı olmayan ölçüsüz bir hak yoksunluğuna yol açması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen Hukuk Devleti ilkesine aykırıdır. İptali gerekir…”
Açıklanan nedenlerle, Anayasa Mahkemesinin işaret edilen kararındaki gerekçelerle dava konusu “casusluk” ibaresinin Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğu ve bu nedenle iptali gerektiği kanaatine vardığımızdan; çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyoruz.

Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla Perktaş, Erdal TERCAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
 3289 sayılı Kanun’un Ek 9. maddesinin beşinci fıkrasının (d) bendinde, federasyon başkan adayı olabilmek için “casusluk” suçundan hükümlü bulunmamak gerektiği öngörülmektedir.
                 
Casusluk suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 328. ila 338. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, taksirle veya kasıtla işlenebilen suçlardandır.
Dava konusu ibarenin yer aldığı düzenlemede casusluk suçundan alınan hükmün kasıtla ya da taksirle işlenme sonucu gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde bir ayırım yapılmamaktadır.
Taksirle işlenen casusluk suçu ile kasıtla işlenen casusluk suçu arasında suçun işleniş şekli gözetilerek buna göre bir ayırım yapılması gerekirken, böyle bir ayırım yapılmadan her iki durum için aynı sonucun öngörülmesi adil ve eylemle orantılı olmayan ölçüsüz bir hak yoksunluğuna yol açmaktadır.
Açıklanan nedenle söz konusu ibare Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen “Hukuk Devleti” ilkesine aykırıdır.
İptali gerekir.                                                                                      
Mehmet ERTEN    
                                                      KARŞIOY YAZISI
6215 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10. maddesiyle değiştirilen 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un Ek 9. maddesinin beşinci fıkrasının (c) bendinde, spor federasyonlarına başkan adayı olabilmek için kesinleşmiş vergi ve sigorta borcu olmamak koşulu getirilmiştir.
Kuralın, Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devletine aykırı olduğu sonucuna varılmış ise de hukuk devletinde kanun koyucu, bir mesleğin ya da görevin toplum yararına ifa edilebilmesi için bu görevleri üstlenenlerin toplumla ilişkilerinde dürüstlüğün ve güvenin egemen kılınması amacıyla, meslek veya görevle bağdaşmadığını değerlendirdiği bazı durumların bulunmamasını koşul olarak öngörebilir. Bu durumlar kişinin özel ve aile hayatını ilgilendirmediği, kamusal alana ilişkin olduğu sürece yasa koyucunun bu alanda takdir hakkı bulunduğu kabul edilmelidir. Bunda, hukuk devletine aykırılıktan söz edilemez.
Kuralla, kişinin vergi ve sigorta borcu bulunması spor federasyonu başkanı olmasına engel bir hal olarak öngörülmüştür. Kişinin bu türden kesinleşmiş borçları bulunması, mali ve ticari işlerine yeterli dikkat ve özeni göstermediğine veya mali durumunun bozuk olduğuna dair karine teşkil eder. Vergi ve sigorta borçlarının kesinleşmesi için belirli aşamalardan geçilmesi gerekeceği ve bu süreçte borcun ödenmesi imkanı varken ödememenin ancak bilinçli bir tercihle söz konusu olabileceği gözetildiğinde, taksirle bu duruma sebebiyet verilmesi pek mümkün görünmemektedir. Bu nedenle borcun taksirle de gerçekleşebileceği yolundaki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
                 
Hakimlik mesleğinde olduğu gibi, tarafsızlık gerektiren bazı görevlerde kişinin sadece tarafsız ve dış etkilere kapalı olması değil, bu görüntüsünün korunması da önemlidir. Spor federasyonlarının başkanlığı da tarafsızlık gerektiren bir görevdir. Kesinleşmiş vergi ve sigorta borçları bulunan bir kişinin tarafsız ve dış etkilere kapalı görüntüsünü koruması güç olacağından, yasa koyucu kamu yararını gözeterek, spor federasyonu başkanlığına aday olmak isteyenlere bu yönde bir koşul getirmiştir. Kişinin hakları ile gözetilen kamu yararı kıyaslandığında bu koşul, eylemle orantılı olmayan veya ölçüsüz bir hak mahrumiyeti olarak nitelendirilemez.
Açıklanan nedenlerle yasa koyucunun takdir alanı içinde olan kuralın Anayasa’ya aykırı bir yönü bulunmadığı düşüncesindeyiz.
Osman Alifeyyyaz PAKSÜT, Nuri NECİPOĞLU, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL
KARŞIOY GEREKÇESİ
 29.3.2011 günlü, 6215 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21. maddesi ile 10.7.2004 günlü,  5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun değiştirilen 26. maddesinde; “Büyükşehir belediyesi kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabilir. Genel sekreter ile belediye ve bağlı kuruluşlarında yöneticilik sıfatını haiz personel bu şirketlerin yönetim ve denetim kurullarında görev alabilirler. Büyükşehir belediyesi, mülkiyeti veya tasarrufundaki hafriyat sahalarını, toplu ulaşım hizmetlerini, sosyal tesisler, büfe, otopark ve çay bahçelerini işletebilir; ya da bu yerlerin belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle işletilmesini devredebilir.” denilmektedir.
Anayasa’nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti demokratik bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Buna göre Devletin tüm organları Anayasa ve hukukun üstün kuralları ile bağlıdır. Hukuk devleti devlet etkinliklerinin düzenle sürdürülebilmesi için gerekli olan hukuksal alt yapıyı oluşturmak suretiyle aynı zamanda istikrarı da sağlamaktır. Bu istikrarın özü hukuki güvenlik ve öngörülebilirliktir. Hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik sağlanabilmesi ise kuralların genel, eşit ve nesnel olmalarına bağlıdır.
Dava konusu kuralda, Büyükşehir belediyesinin, mülkiyetinde veya tasarrufundaki hafriyat sahalarını, toplu ulaşım hizmetlerini, sosyal tesisler, büfe, otopark ve çay bahçelerini, belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle işletilmesini devredebileceği düzenlenmekte olup, bu haliyle idareye keyfi uygulamalara neden olabilecek geniş bir takdir yetkisi verildiği gibi, aynı durumda bulunan başvurucular yönünden de hukuki güvenlik ve öngörülebilirliği sağlamaktan öte objektif olmadığı ve belirsizliğe neden olduğu açıktır.
Açıklanan nedenle, kural Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olup, iptali gerektiği düşüncesi ile  çoğunluk görüşüne  katılmıyorum.    

Zehra Ayla PERKTAŞ

Spor Genel Müdürlüğü Yanlışta Israr Ediyor

Spor Genel Müdürlüğü, genel müdürlük bürokratlarının bağımsız federasyonların genel kurullarında oy kullanması için elinden geleni yapıyor. Bu genel kurul oluşumunun federasyonlarının bağımsızlığına zarar verdiği sık sık dile getirilmesine rağmen SGM, federasyonlara kendi adamlarını yerleştirmek için savaş veriyor.
SGM, Internet sitesinden bu konu ile ilgili bir açıklama yayınlamış.
Açıklamanın açılımı şöyle: “Anayasa Mahkemesi iptal kararı verdi. Biz aynı düzenlemeyi tekrar getirdik. Elinizden geleni ardınıza koymayın!
Açıklama aşağıdadır:
Son günlerde bazı basın yayın organlarında yer alan ve ‘Danıştayın aldığı kararla bürokratların bağımsız spor federasyonların genel kurullarında oy kullanamayacağına’ ilişkin haberlerle ilgili olarak kamuoyunun bilgilendirilmesi zorunluluğu doğmuştur.

Bilindiği üzere 14.07.2004 tarihinde Spor Genel Müdürlüğü Özerk Spor Federasyonları Çerçeve Statüsü yürürlüğe girmiştir. Bu statüdeki maddelerden birisi de Spor Genel Müdürlüğü temsilcilerinden 15 kişinin spor federasyonlarının genel kurullarında oy kullanmasına yöneliktir.

Son günlerde çıkan haberlerde adı geçen 2004 yılı Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı adayı Mahmut Kulein’in, 15.09.2004 tarihinde yürüklükteki çerçeve statünün bazı maddelerinin iptali için mahkemeye başvurduğu bilinmektedir. Mahkemenin ilerleyen dönemlerinde konu, Danıştay 10. Dairesi ve nihayetinde Anayasa Mahkemesi’ne taşınmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin 19.03.2010 tarihinde Resmi Gazete’de yer alan kararında mevcut çerçeve statünün dayanağı olan yasada 1 yıl içinde değişiklik yapılmasına hükmedilmiştir.

Anayasa Mahkemesi’nin kararı doğrultusunda gerekli çalışmalar yapılmış ve 29.03.2011 tarihinde 6215 Sayılı Kanun ile 3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğü’nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunu’nun Ek 9. maddesi değiştirilmiştir. Yapılan düzenleme ile bağımsız spor federasyonlarının genel kurul delege sayısının yüzde 10’unun genel müdürlük temsilcilerinden oluşacağı hükme bağlanmıştır. 19.07.2012 tarihinden itibaren ise 6215 Sayılı Kanun ile değiştirilen 3289 Sayılı Kanunun ek 9. maddesine istinaden yürürlüğe giren Bağımsız Spor Federasyonlarının Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik geçerlidir.

Tüm bu kronolojik sıralamadaki gelişmelerden de anlaşılacağı gibi, son dönemde basın yayın organlarında yer alan bilgiler, 29.03.2011 tarihinden itibaren hükmü kalmayan eski düzenlemeyi kapsamaktadır. Dolayısıyla, basın yayın organlarında yer aldığı şekliyle bağımsız spor federasyonlarının genel kurullarında oy kullanacak delegelerin oluşumunu engelleyecek herhangi bir husus bulunmamaktadır.