İstanbul Barosu Spor ve Spor Hukuku Komisyonu, Üçüncü Yılında 7405 Sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu Konferansı düzenledi.
Konferans programı için tıklayınız.
İstanbul Barosu Spor ve Spor Hukuku Komisyonu bu konferans hakkında sonuç raporu hazırlamış. Bu raporda konuşmacıların görüşleri özetlenmiş.
Sonuç raporu, komisyonun Instagram ve X (Twitter) hesaplarında yayınlandı.
Raporun hazırlanmasında emeği geçen meslektaşlarımı kutlarım.
Keşke Türkiye’de düzenlenen tüm konferansların, panellerin sonuç raporları kamuya açık şekilde yayınlansa!
Bu raporla ilgili birkaç tespit ve önerimi paylaşmak isterim.
Bu rapor mutlaka İstanbul Barosu’nun sitesinde html formatında yayınlanmalı. Belli anahtar kelimelerle yapılan aramalarda bu sonuç raporuna erişilebilmeli. İstanbul Barosu tarihe not düşmeli. Bu rapor arşivleştirilmeli.
Raporda görüş sahiplerinin isimleri açıkça yazılmalı. Hangi konuşmacının hangi tespit ve iddialarda bulunduğu belirtilmeli.
Raporda değinilen mevzuat (kanun, yönetmelik, statü, talimat, ana statü, vs.), Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyon tutanakları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, Kamu Denetçiliği Kurumu’nun tavsiye kararı ve Türkiye Futbol Federasyonu Statüsü’nde yapılan değişikliklerin linkleri eklenmeli.
Raporda çok uzun cümleler kaleme alınmış. Bazı cümleler bozuk. Bazı cümlelerin başı sonu belli değil. Bu hatalar düzeltilmeli.
Yanlış yazılan kelimeler düzeltilmeli.
Konferansta sunulan tebliğler ve genel olarak konferansla ilgili görüşlerimi ayrıca paylaşacağım.
Şimdilik konferans sonuç raporunu kurulun yayınladığı şekilde paylaşıyorum. İlerleyen günlerde bu rapor İstanbul Barosu’nun sitesinde yayınlanmazsa, konferans sonuç raporuna linkleri ekleyeceğim.
KONFERANS SONUÇ RAPORU
İstanbul Barosu Spor ve Spor Hukuku Komisyonu’nun 27.04.2025 tarihinde İstanbul Barosu Konferans Salonunda organize ettigi “Üçüncü Yılında 7405 Sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonlar Kanunu Konferansı” kapsamında bir araya gelen uzmanlar kanunun gelişimini, mevcut durumunu ve eksikliklerini değerlendirmiştir.
Konferansın açılış konuşmasını gerçekleştiren İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu, kanun tasarısının görüşüldüğü tarihlerde milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında yapılan görüşmelere aktif olarak katılması münasebetiyle kanun metninin yolculuğunu özetlemiştir. Kanunun “öncesinin ve sonrasının” değerlendirilmesi amacıyla bir araya gelen konuşmacılar ile katılımcılarla; kanun taslağının “kanunlaştığı esnada” yapılan görüşmelerde, anayasaya aykırılık yönündeki itirazlar neticesinde gerçekleştirilen bazı kısmi düzeltmeler hakkında aydınlatıcı bilgiler paylaşmıştır. Ayrıca, kanunun bazı maddeleri yönünden halen Anayasa Mahkemesi önünde olan anayasaya aykırılık sebebiyle iptal davası başvurusunun da öncüsü olan başkanımız, başvuru içeriğine ilişkin örneklerle konferansa perspektif kazandırmıştır.
1. Üç yıl önce yürürlüğe giren 7405 Sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu’nun amacının spor kulüplerinin mali yapılarının sürdürülemez hale gelmesi ve uluslararası spor ekosisteminde dernek vasfıyla devam etmenin kulüpler açısından mümkün olmaması gibi nedenlerle yasal düzenlemelerle anılan sorunları çözüme kavuşturmak olduğu kanun gerekçesinde belirtilmiştir. Ancak spor kulüplerinin özellikle erkek futbol branşında yaptıkları harcamaların katlanarak devam etmesi, mali durumlarının son 3 yılda daha da kötüye gitmesi yasanın henüz amacına ulaşmadığını göstermektedir. Bu durumun sebebi olarak, yasanın yöneticilerin hukuki sorumluluklarını ve buna bağlı olarak düzenlenen cezai sorumluluklarını düzenleyen hükümlerinin gerçekten de uygulanıp uygulanmayacağına yönelik tereddütler bulunduğu ve yasanın anılan hükümlerinin ilgililerince uygulanamaz bulunduğu tespitleri yapılmıştır.
2. Kanunun yürürlükte olduğu üç yılın büyük kısmında spor kulüpleri, spor anonim şirketleri ve spor federasyonları kanuna uyum konusunda yasal yükümlülüklerini (tüzük değisikliği, genel kurul toplantılarının düzenlenmesi gibi) yerine getirirken; kamu otoritesi bakımından ise mevzuat altyapısı ile idari ve mali dönüşüm ile kanuna uyum süreci büyük oranda tamamlanmıştır. İşbu uyum sürecini özellikle yüksek miktarda borçlu olan spor kulüplerinin fırsata çeviremediği görülmektedir. Özellikle kanunun geçici 2. maddesinde kanun öncesi döneme ilişkin birikmiş borçlarla ilgili olarak öngörülmüş on yıllık muafiyetin sonunda spor kulüplerinin ciddi yaptırımlarla karşılaşabileceği değerlendirilmiştir.
3. Spor federasyonlarının, kanun ve yönetmelik uyarınca birlikte görev alanına giren konularda talimat hazırlamakla yükümlü olduğu değerlendirilmiştir. 7405 Sayılı Kanun ile idari ve mali konularda genel çerçeve çizilmiş, yönetmelikle detaylandırılmıştır. Spor federasyonlarının hem ulusal mevzuat hem de uluslararası spor federasyonlarının kuralları nazara alınarak spor kulüplerinin mali işlerine esas olacak yönetmelikler çıkarması gerekmektedir. Ayrıca, kuruluş kanunu bulunan federasyon olarak zikredilen futbol branşında kanunda belirlenen bütçe ve harcama ilkeleriyle federasyon talimatları arasında çelişkiler bulunmaktadır. Gelecekte anılan uyumsuzluğun ciddi sorunlara yol açmaması bakımından normlar hiyerarşisi dikkate alınarak yeni düzenlemeler yapılması gerektiği tespit edilmiştir.
4. Spor federasyonlarının, 7405 Sayılı Kanun sonrası üç yıl gibi ciddi bir sürenin geride kalmasının ardından kanuna ve ana statülerine uygun olarak talimatlarını güncellemeleri gerektiği belirtilmiştir. Spor federasyonlarının ana statülerinde yer alan geçici maddelere dayanarak mevcut talimatlarla devam etmek yerine; kanun, yönetmelik ve statülere uygun güncel talimatlar düzenlemeleri gerektiği tespit edilmiştir.
5. 7405 Sayılı Kanun’un felsefesi ve sistematiği özellikle mali hükümler açısından ilgilileri cezalandırarak çözüm elde etme yönünde şekillendirilmiştir. Ancak sorunların kaynağının objektif şekilde tespit edilerek çözüme kavuşturulması sonuç elde etme olasılığı daha yüksek bir yöntemdir. Tercih edilen cezalandırma yönteminin kısa vadede olumlu bir sonuç vermemesi bu düşünceyi kuvvetlendirmektedir. Spor kulüplerinin borçluluğunun katlanarak artış göstermesi, mantalite değişikliğine gidilmediği sürece uzun vadede de olumlu bir sonuç elde edilmesinin mümkün olmadığı tespitini doğurmaktadır.
6. Sporda disiplin yargılaması faaliyetini yürüten ilk derece kurullar ile spor alanındaki tahkim kurullarının gerekçeli karar yazımı hususundaki eksiklikleri tüm spor hukuku kamuoyunun malumudur. Anıllan tüm kurulların yaptikları yargılamalarda gerekçeli kararlar vermeleri ve verdikleri kararları yayınlamaları gerekmektedir. Kaldı ki, bu hususa örnek olarak gösterilen Kamu Denetçiliği Kurulu’nun 2022/168 nolu 04.07.2022 tarihli tavsiye kararına rağmen gerekçeli kararların yayınlanmamasının önemli bir eksiklik olduğu değerlendirilmiştir.
7. Spor alanındaki tahkim kurullarının (TFF Tahkim ve GSB Tahkim) özünde ve gerçek anlamıyla tarafsız ve bağımsız olması her anlamda zorunluluktur.
a) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 28.01.2020 tarihli Ali Rıza ve diğerleri v. Türkiye kararında Türkiye Futbol Federasyonu’nun teşkilat yapısının antidemokratik olduğunu, spor kulüpleri dışındaki paydaşların temsilinin zayıf olduğunu, kulüplerin egemen durumu nedeniyle diger paydaşlarının iradelerinin genel kurula yansımadığını ve ayrica TFF Tahkim Kurumu’nun oluşumunun mevzuattan kaynaklı olarak bağımsız ve tarafsız olmadığına karar vermiştir. Bu karar dolayısıyla TFF Tahkim Kurulu’nun adil yargılama yapabilecek nitelikleri haiz olmayan bir kurul olması sebebiyle verdiği her kararın, insan hakları yargılaması kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte olması halinde, kategorik olarak hukuka aykırı olduğu tespit edilmektedir.
b) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 18.05.2021 tarihli Sedat Doğan v. Türkiye kararında TFF Tahkim Kurulu’nun yapısal olarak tarafsız ve bağımsız olmadığı tespit edilerek AİHS 6. maddesi bağlamında adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Karar sonrasında Türkiye Futbol Federasyonu 28.07.2021 tarihli Genel Kurul Toplantısında TFF Tahkim Kurulu’nun seçim usulünün değiştirilmesine karar verilmiştir. Ancak 26.04.2022 tarihinde yürürlüğe giren 7405 Sayılı Kanun ile anılan değişiklik kararı anlamsız hale gelmiş, AİHM kararı ile tarafsız ve bağımsız olmadığı tespit edilen TFF Tahkim Kurulu’nun mevcut seçim usulü benzer haliyle yasal statü kazanmıştır. Açıklanan şekilde 7405 Sayılı Kanun ile getirilen düzenlemelerin TFF Tahkim Kurulu’nun bağımsızlık ve tarafsızlığının sağlanması bakımından muhtemel bir ilerlemenin önüne geçtigi tespit edilmiştir. TFF Tahkim Kurulu’nun çoğulculuk esasına dayalı bir TFF genel kurulunca uygun bir usulle seçilmesi, kurul üyelerine kurumsal güvence ve görev süresi bakımından güvence verilmesi gerektiği tespit edilmiştir.
c) Spor alanındaki tahkim kurullarının (TFF Tahkim ve GSB Tahkim) rolü hususunda T.C Anayasası 59/3 maddenin, Türk Spor Hukukunda yaşanan karmaşaya öncülük ettiği düşünülmektedir. Teknik olarak yargılama işlevinde olmayan, idari işlemler yapan tahkim kurullarının “tahkim kurulu niteliğinde” olmadığı tespit edilmiştir.
8. Müsabaka hakemlerinin düzenledikleri raporların denetim olanağının bulunmaması, hakem raporlarının istisnai durumlar haricinde kesin olarak kararlara esas alınmasının uygulamada problemler yarattığı belirttiği tespit edilmiş, çözüm yolları tartışılmıştır.
9. Uluslararası federasyonlarin sıkça değişikliğe uğrattığı talimatlarla baglı olarak idare edilen bir iştigal alanı olan spor alanında menajerlikle ilgili düzenlemelerin kanunla yapılmasının potansiyel sorunlara yol açabileceği tespit edilmiştir. Teknik olarak kanun hükmü değiştirmenin, spor federasyonlarının yapabilecekleri talimat değişikliklerine kayasen zor olması sebebiyle muhtemel çelişkiler doğması halinde uygulamada problem yaşanma ihtimalinin yüksek olduğu tartışılmıştır.
10. Neticeten, kanunun öncesi ve sonrası arasındaki farklılıkların ve uygulamadaki benzerlikler tespit edildiği konferansta; 7405 Sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu’nun spor alanında kapsamlı düzenlemeler yaptığını, uygulanabilirliği hususunda paydaşlar arasında tereddütler bulunduğunu, kanunun amacı olan finansal önlemlerin henüz olumlu sonuç vermediginin görüldüğünü, hukuk kurulları açısından AIHM ihlal kararlarında belirtilen hukuka aykırılıkların halen büyük oranda giderilmediğini, bazı düzenlemelerin kanunla yapılmasının spor hukukunun kendine has dinamik yapısıyla celişkili olduğu değerlendirildiğinden İstanbul Barosu Spor ve Spor Hukuku Komisyonu’nun bu alanda çalışmalarını sürdürerek çözüm odaklı yaklaşım sergileyerek tüm paydaşlara öncülük etmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Yorumunuzu Paylaşın