Etiket: Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesi Hakkında Kanun

Osmanlıspor futbolcusu Bilal Aziz ve Fatih Çardak Yargılanacak mı?

Kamuoyu Dallıcaspor – Nazilli Sanayispor arasında oynanan maçta Sanayisporlu oyuncu Mehmet Değirmenci‘nin rakibine attığı tekmeyi tartışıyor.

Continue reading “Osmanlıspor futbolcusu Bilal Aziz ve Fatih Çardak Yargılanacak mı?”

Polis Fanatik mi Seçiyor?

Dün Edirne’de bir basket maçında kaydedilen polis şiddeti görüntüleri sosyal medyada büyük yankı buldu. Polis memurları, kriz geçiren bir taraftarı acımadan dövdüler. Dayağın gerekçesi ise, bu taraftarın küfretmesi imiş.

Uzun yıllardan beri polis şiddetini tartışıyoruz. Devlet, polis şiddeti yüzünden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından mahkum edilip duruyor.
Spor alanlarında da spor şiddetine rastlıyoruz. Ne yazık ki polis, saha içinde müdahale konusunda uzman değil. Üstelik hep yanlış hedefe yöneliyor. Genellikle olaylara karışmayan taraftar kitlesine saldırıyor.
Geçen sene Şükrü Saraçoğlu Stadyumu ve çevresinde gerçekleşen olayları hatırlayalım! Polis olay çıkaranlara müdahale etmek yerine; genç-yaşlı, kadın-erkek ayırt etmeden bir anda tribüne gaz bombaları gönderdi. Yüzlerce insan gazdan etkilendi.
Aynı polis körüğü yakmaya, soyunma odalarına girmeye çalışan taraftarlara karşı aciz kaldı.
O olay bile polisin fanatiklere karşı görevini gereği gibi yerine getirmediğinin kanıtı idi.
Türkiye’de polis toplu gösterileri sevmez. Basın açıklamalarını bile zul görür. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nu dikkate almaz. İnsanların serbestçe toplanıp, demokratik toplumların vazgeçilmezi olan açıklama yapma özgürlüğünü tehdit görür. Öğrenciler, işçiler ve daha birçok grup sadece açıklama yapmak isterken polis şiddetine maruz kalır.
Oysa futbol fanatikleri dokunulmazdır.
Bu adamlar meşalelerle stadyumu yakarlar. Spiker ortaya çıkan rezaleti “muhteşem görüntü” olarak yansıtır. Polis bakmakla yetinir.

Bu adamlar caddeleri trafiğe kapatıp meşalelerle yürüyebilirler. Polis bunlara eskortluk yapar.

Bu adamlar caddelerde, meydanlarda, toplu taşıma araçlarında bağıra çağıra küfür edebilir; etrafa laf atabilirler. Otobüsten inip etrafa saldırabilirler. Polis sadece izlemekle yetinir.

Bu adamlar havalimanlarında çıkış kapısı önünde meşaleler yakıp koro halinde küfredebilirler. Yolcu yakınlarının, yolcuların huzurunu bozabilirler. Taksi ve özel araçları sallayıp terör estirebilirler. Polis sadece izler.

Bu adamlar vapurda davul çalar, meşale yakar. Kimse uyaramaz. Polis bunları iskele çıkışında gözaltına alamaz. İskelelerde polis bile olmaz.

Rakip takımın formasını giyenin minibüsü yüzlerce kişi tarafından tekmelenebilir. Polis karışmaz.

Sporda şiddetin sona erdirilmesi için yeni kanun çıkarıldı. Sanki eski kanun yetersizmiş gibi!
Eski kanundaki cezalar eleştiriliyordu. Yeni kanunda sert cezalar getirildi. Sonra bu cezalar indirildi. Peki neden?
Gerekçesini hepimiz biliyoruz. Şike için öngörülen 4-12 yıl arası hapis cezası, şikeci kulüpler ve bir şekilde şike ile ilgisi olan kulüpler tarafından eleştirildi. Şike soruşturmasının aktörlerinin mağdur olmaması için şike için öngörülen cezalar, ağır cezaları gururla kabul eden aynı TBMM tarafından indirildi. Kamuoyu tepkisinden korkulduğu için şiddet suçlarının cezaları da indirildi.
6222 sayılı Kanun hazırlanırken, eski kanunun uygulanamadığı iddia ediliyordu. Sanki uygulamaya çalışmışlar gibi!
6222 sayılı Kanun kulüplere ve emniyet güçlerine önemli görevler ve yetkiler veriyor. Bugüne kadar kanun gereği gibi uygulanmadı.
Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, “spor savcılığı” fikrini ortaya attı. Sanki savcı stadyumda oturunca şiddet azalacakmış gibi!
Şiddetin çoğunlukla saha dışında gerçekleştiği görmezden gelindi.
Şimdi polisin daha sıkı denetim yapacağı iddia ediliyor.
Polis işe alkol kontrolü ile başladı. Oysa kanun, polise önüne gelen taraftara alkol kontrolü yapma yetkisi vermiyor.
Saha dışında hala şiddet var. Polis sessiz. Polis yetersiz.
Geçen hafta Galatasaray-Fenerbahçe maçından sonra Bağdat Caddesi’nde GS Store’a meşaleler ile saldırıldı. Mağazanın kepenki tekmelendi. Mağazanın bulunduğu binanın üst katlarına ve yoldan geçenlere meşaleler atıldı. Polis bekledi. İtfaiye bekledi. Olaylar dakikalarca sürdü. Maddi hasar oluştu.

İstiklal Caddesi’nde Fenerbahçeliler’e saldırılıyor. Bağdat Caddesi’nde Galatasaraylılar dövülüyor. Beşiktaş’ta şampiyonluk turu atmak isteyen Galatasaraylılar’ın otomobillerine hasar veriliyor.
Şiddetin rengi yok. Her grup karşı grubu suçluyor. Oysa herkes sorumlu.
Kulüp başkanları bile holigan gibi konuşuyorlar. Savcılık bu başkanlarla ilgili hiçbir işlem yapamıyor.
Türkiye’de terör estirmek isteyenler kulüp kaşkolları takarak etrafa korku salabilirler Kulüplerle yakın ilişki, suçluları dokunulmaz kılıyor.
Maalesef kabak sadece spor izlemek isteyenlerin, şans eseri çevrede dolaşanların başında patlıyor.
Devlet, hükümet, federasyonlar ve kulüpler şiddeti bitirmek istemiyor. Sadece kopyala-yapıştır yöntemi ile kanun hazırlandı. Polis kanunu uygulamıyor. Savcılık işlemiyor. Kulüpler, taraftar dernekleri, medya kontrol edilmiyor. Şiddete yol açanlar, bunları destekleyenler ve şiddeti övenler cezalandırılmıyor.
İyi insanlar polisten korkuyorlar. Fanatik gruplar ise polisi umursamıyor.
Bu sistemde bir sorun var.

Deplasman Yasağını Kim İstiyor?

Uzun zamandan beri deplasman yasağını tartışıyoruz. Önceleri bu yasak sadece büyük maçlarla sınırlı iken, zaman geçtikçe bu yasağın kural haline geldiğine şahit olduk.

Herkes bu yasağı destekliyor. Hiçbir ev sahibi kulüp stadyumuna yabancı taraftar almak istemiyor. İl ve İlçe Güvenlik Kurulu toplantılarında deplasman takımı hariç hiçbir yetkili yasağa karşı tavır almıyor.


Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, kendi adına konuşup yasağa karşı olduğunu söylemeye devam ediyor.

Suat Kılıç, bugün Twitter’dan ilginç paylaşımlarda bulundu:


Deplasmana yasak kararı, İl Güvenlik Kurulu tarafından alınmadı. Karar, kulüplerin. Valilik, güvenliği sağlarım, diyor.

Deplasmana taraftar götürmeme kararına karşı tutumum belli. Yasak yabancılaştırır. Mesafeleri açar. İhtilâfları büyütür.


Taraftar düşman değil, kardeş. Sadece farklı renklere tutkunlar. Kazanmak da var, kaybetmek de. Ama kavga yok!

Bugün aynı tribünlerde 90 dakika yan yana duramayanlar, yarın aynı cephede aynı bayrak altında omuz omuza olacaklar!

Yasağı, yasak kararını alanlar kaldırmalı ki, arkasında dursunlar, sahip çıksınlar, ve taraftarı da yanlarına alsınlar.

Yasağın kalkması için biraz daha zamana ihtiyaç var” derlerse, Bu durumda taraftar süreyi kısaltacak adımlar atmalı.


Bu beyanlardan en dikkat çekeni, yasak kararının İl Güvenlik Kurulu tarafından değil, kulüpler tarafından alındığına dair iddia oldu.

Bugün çeşitli Internet sitelerinde de bu iddiayı destekleyen haberler yayınlandı.


İddiaya göre, Galatasaray-Fenerbahçe maçı öncesinde toplanan İl Güvenlik Kurulu’nda Galatasaray yasağın devam etmesini istemiş. Galatasaray yöneticileri ise yasak kararının devam etmesini istemişler. Vali yardımcısı Aziz Mercan ise Bu kulüplerin meselesi biz karışamayız, Aranızda bir karar verin” diye konuşmuş.


Bu iddia doğru ise, devletin futbolun elinde oyuncak haline geldiğini, devlet yetkililerin adeta kukla gibi hareket ettiklerini görüyoruz.


6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesi Hakkında Kanun, İl Spor Güvenlik Kurulu’na geniş yetki veriyor. Bu kurulda sadece kulüp yetkilileri bulunmuyor. Kurul, oylama sonucunda karar veriyor. Sadece ev sahibi kulübün kararı, kurul kararı olamıyor. En azından kanun böyle diyor.

İl Güvenlik Kurulu’na kulüpler dışında hangi kurum temsilcileri katılıyor?

Kanuna göre, il spor güvenlik kurulu, vali veya görevlendireceği vali yardımcısının başkanlığında, belediye başkanlığı, il jandarma komutanlığı, il emniyet müdürlüğü, gençlik ve spor il müdürlüğü, il sağlık müdürlüğü, il milli eğitim müdürlüğü, ilgili federasyon ve amatör spor kulüpleri konfederasyon temsilcileri, vali tarafından belirlenecek bir hukukçu ile farklı spor kulüplerine mensup taraftardan sorumlu kulüp temsilcisi olan en az iki yönetici ve gerekli görüldüğünde davet edilecek basın kuruluşlarının ve ilgili kamu kuruluşlarının temsilcilerinden oluşuyor.


Kulüp temsilcilerini çıkardığımız zaman, İdare’nin bu kurula hakim olduğunu görüyoruz. Deplasman yasağı kararını aslında İdare alıyor. Bu idari kararın sorumluluğunun bir kulübe yıkılması doğru değil. Vali yardımcısının beyanı doğru ise, Valilik ve diğer kamu yetkililerinin görevlerini yerine getirmedikleri anlaşılıyor.


Görevi ihmalden öte, devletin bir grup holigan karşısında aciz kaldığını iddia etmek daha doğru olur.


İl Emniyet Müdürlüğü, polisin gerekli önlemleri alamadığının farkında. Sadece stadyum içinde ve çevresinde değil, tüm şehirde önlem alınması gerekiyor. İstiklal Caddesi, Bağdat Caddesi, stadyuma giden yollar, toplu taşıma araçları denetim halinde tutulması gerekiyor. Emniyet bunu sağlayacak güçte değil.


Belediye ise toplu taşıma araçlarının zarar görmesinden çekiniyor.


İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün bu kurulda ne işi olduğunu bilmiyorum. Olmasa da olurdu.


İl Sağlık Müdürlüğü ise stadyum çevresinde ve şehir içinde oluşacak şiddet olayları sonucunda yaralananlara ambulans yetiştirmekte zorlanacağını düşünüyordur. Hastanelerin gereksiz yere (!) işgal edilmesinden kaygılanıyor olabilir.


Bakan KılıçDeplasmana yasak kararı, İl Güvenlik Kurulu tarafından alınmadı. Karar, kulüplerin. Valilik, güvenliği sağlarım, diyor.” şeklindeki tweeti ile, 6222 sayılı Kanun’un uygulanmadığını itiraf etti.


Bakan Kılıç, deplasman yasağına karşı olduğunu belirtiyor ancak İl Spor Müdürlüğü yetkililerinin hangi yönde oy kullandıklarını bilmiyoruz. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın kurumsal görüşü nedir? Bilen var mı?

Bakan Kılıç, 6222 sayılı Kanun’un taraftarlara karşı en sert şekilde uygulanacağını hatırlatıp duruyor. Sporda şiddetin taraftar kaynaklı olduğunu iddia ediyor.

6222 sayılı Kanun’un uygulanmadığı tek alan, yaptırım boyutu değil. İl Spor Müdürlükleri il güvenlik kurullarında aktif değil. Bakan Kılıç‘ın beyanına göre, aktif de olamıyor. Devlet, spor kulüplerinin sözünden çıkamıyor. İl Spor Müdürlükleri ise Bakan Kılıç ın görüşünü hayata geçiremiyor. Kılıç’ın sözleri sadece bir bakanın iyi dilekleri olmaktan öteye geçemiyor. Bakan Kılıç, kendi memurlarını yasağın kalkması yönünde oy kullanmaya zorlayamıyor.

Deplasman yasağı devletin işine geliyor. Valilik, Emniyet, Belediye yasak kararı ile birçok görevi yerine getirme yükümlülüğünden kurtulmayı; sorumluluğu sadece taraftar ve kulüplerin üzerine yıkmayı amaçlıyor.

Taraftarlar ise konunun detayını bilmedikleri için ev sahibi kulübün yöneticilerine kızmakla yetiniyorlar. Oysa yasak kararı bir kurula ait. Kulüplerin söz hakkı ise çok az. Deplasman yasağının devam etmesi, devletin kararıdır. Kulüplerin değil. Aksini iddia etmek ise gerçeği çarpıtmaktan öte anlam taşımaz.

Ve sormak gerekir: Madem ev sahibi kulübün kararı hayata geçiriliyor, neden kurul topluyorsunuz? Neden hayata geçirmekten çekineceğiniz kanunlar çıkarıp, toplumun TBMM’yi ve İdare’yi ciddiye almamasına neden oluyorsunuz?

İzmir İl Spor Güvenlik Kurulu’ndan Şampiyonluk Kutlamalarına Engel

İzmir İl Spor Güvenlik Kurulu, TFF 1. Lig’de Karşıyaka’nın alt lige düşmesi halinde, aynı gün belirlenecek Süper Lig şampiyonunun taraftarlarının ilçedeki kutlamalarına ”tahrik” olabileceği gerekçesiyle izin verilmemesini kararlaştırdı.

Kurul, hafta sonu oynanacak maçlarda alınacak önlemleri görüşmek üzere İzmir Valiliği’nde toplantı yaptı. Alınan kararlarla ilgili yapılan yazılı açıklamada, liglerin sonuna gelinmesi, rekabetin artması ve taraftarlar arasında husumet nedeniyle çeşitli şehirlerde sporda şiddetin artış gösterdiğinin gözlendiği bildirildi.

Tüm bu nedenlerden dolayı TFF 1. Lig’de 12 Mayıs Cumartesi günü yapılacak Karşıyaka-Gaziantep Büyükşehir Belediyespor maçıyla ilgili ek tedbirler alındığı kaydedildi. Karşılaşmanın, Karşıyaka için çok önemli olduğu, alınabilecek olumsuz sonucun bir alt kümeye düşmeye yol açabileceği belirtilen açıklamada, bu durumun gerçekleşmesi halinde alınacak tedbirler şöyle sıralandı: 

Fenerbahçe-Galatasaray maçı sonucunda Spor Toto Süper Lig şampiyonunun belirleneceği ve Karşıyaka ilçesinde şampiyon kulüp taraftarlarınca birtakım kutlamalar yapılacağı düşünülmektedir. Kutlamalar yapılması Karşıyaka Spor Kulübü taraftarlarınca tahrik edici davranış kabul edilerek, istenmeyen olayların yaşanılacağı düşünüldüğünden, Karşıyaka ilçesinde konvoy yapılmasına ve kutlamalara izin verilmemesine, kutlamanın bu ilçe sınırları dışında yapılması yönünde gerekli tedbirlerin alınmasına,

Müsabaka sonrası taraftarların dağılım güzergahlarında, Karşıyaka ilçesinde ve Karşıyaka Spor Kulübü tesislerinde üst düzeyde tedbirler alınmasına,

Diğer takım taraftarlarının Karşıyaka Spor Kulübünün olumsuz durumunu kutlamak amacıyla kalabalık ve konvoy oluşturmalarına izin verilmemesine,

Karşıyaka taraftarlarının müsabakaya yoğun ilgi göstereceğinden, seyircinin can güvenliğini tehdit eden izdihamlara neden olmaması için kapalı tribün bilet satışının 2 bin 200 kişi ile sınırlandırılmasına,

Tedbirlere aykırı hareket eden kişiler hakkında 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun çerçevesinde işlem yapılmasına karar verilmiştir.

Açıklamada ayrıca Altay-Turgutluspor takımları arasında oynanacak maçla ilgili de taraftar ilgisinin yoğun olacağı düşünüldüğünden, üst düzey emniyet tedbirleri alınmasının karara bağlandığı bildirildi.