Türkiye Halter Federasyonu, hem Uluslararası Halter Federasyonu (International Weightlifting Federation – IWF) hem de Avrupa Halter Federasyonu’ndan (European Weightlifting FederationEWF) darbe üzerine darbe yemeye devam ediyor.

Geçen sene IWF’nin seçimli genel kurulunda yapılacak başkanlık ve kurullar seçimleri için aday belirleme sürecinde Türkiye Halter Federasyonu’nun önerdiği adayların (Hasan Akkuş, Kenan Erdağı, Bülent Işık) IWF tarafından kabul edilmediğine dair bir blog yazmıştım.

IWF, Türkiye Halter Federasyonu’nun kabarık doping sicili sebebiyle, bu federasyonun aday gösteremeyeceğine karar vermişti.

Meğer skandal sadece IWF ise sınırlı değilmiş.

IWF’nin seçimli genel kurulundan sonra, 11 Nisan 2025 tarihinde, EWF’nin genel kurulu gerçekleşmiş.

Türkiye Halter Federasyonu, IWF’ye önerdiği isimlerin yanına bir isim daha ekleyerek EWF’deki çeşitli kurullar için dört kişinin adaylığını önermiş:

Hasan Akkuş (EWF başkanlığı)

Bülent Işık (Sağlık Kurulu)

Keziban Özel (Teknik Kurul)

Kenan Erdağı (Antrenörlük ve Araştırma Kurulu)

EWF Değerlendirme Kurulu, bu isimlerin adaylığını kabul etmemiş.

Türkiye Halter Federasyonu ile adaylıkları reddedilen dört kişi, EWF Değerlendirme Kurulu kararının iptali için CAS’a başvurmuşlar.

CAS, davayı reddetmiş.

CAS’ın kararı, mahkemenin sitesinde yayınlandı: CAS 2025/A/11266 Turkish Weightlifting Federation et al. v. European Weightlifting Federation

Kararı okurken birkaç soru aklıma geldi:

1) Türkiye Halter Federasyonu, EWF’nin hukuka uygun kararına karşı hangi mantıkla CAS’a başvurmaya karar verdi? Federasyon yönetimini dava açmaya kim ikna etti?

2) Neden Türkiye Halter Federasyonu, IWF’nin kararına itiraz etmezken, EWF’nin kararına itiraz etti?

3) Türkiye Halter Federasyonu ve aday gösterilen dört kişi aynı yabancı avukat (Claude Ramoni) tarafından temsil edilmişler.

– Neden federasyon CAS’ta bir Türk avukat tarafından temsil edilmedi?

– Neden THF diğer kişilerle birlikte hareket etti? Avukatı kim buldu, önerdi?

– Taraflar avukata vekâlet ücretlerini ayrı ayrı mı ödediler? Her taraf kendi masraflarını mı üstlendi? Yoksa, THF diğer dört davacının vekâlet ve CAS masraflarını da karşıladı mı?

– Türkiye Halter Federasyonu, yabancı avukatla anlaşmadan önce hizmet alım ihalesi yaptı mı?

– Türkiye Halter Federasyonu, bu kayıp dava için toplam ne kadar harcama yaptı?

4) Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak CAS’ın kararından haberdar mı? Gençlik ve Spor Bakanlığı, her sene en az birkaç doping ve hukuk rezaletine imza atan Türkiye Halter Federasyonu yönetimi hakkında harekete geçmeyecek mi? Neden spor teşkilatı Türkiye Halter Federasyonu başkanı Talat Ünlü’yü desteklemeye devam ediyor?

5) Neden Türk spor teşkilatı Hasan Akkuş’un arkasında duruyor? Neden Hasan Akkuş’un CAS kararlarına yansıyanresmi belgenin metaverisini değiştirme”, “doping kuralı ihlali yapan Türk sporcuların UWF tarafından cezalandırılmasını önleme” gibi davranışları görmezden geliniyor? Türk spor tarihinin en büyük doping skandallarının birinin meydana geldiği dönemde federasyon başkanlığından istifa etmek zorunda kalan ama sistemi suçlayan ve sporcuların kendisine komplo yapıldığını söylediklerini iddia eden Hasan Akkuş’u bu kadar vazgeçilmez kılan şey nedir? Neden Hasan Akkuş’u her uluslararası kuruluşa başkan yapmaya çalışıyorlar?

CAS kararını uzun uzadıya anlatmayacağım.

Birkaç temel konuya kısaca değineceğim.

Türkiye Halter Federasyonu, 2025 yılında yapılacak EWF seçimlerinde dört aday gösterdi. Ancak 2023 yılında kabul edilen EWF Tüzüğü’nün 3.4.4.1 maddesinde yapılan değişiklikle, son bir olimpiyat döngüsünde dört veya daha fazla doping ihlali bulunan ulusal federasyonların aday gösterme hakkını ortadan kaldırılmıştı.

EWF yönetim kurulu, Uluslararası Test Ajansı (Internetional Testing Agency – ITA) tarafından bildirilen ve 2022 ila 2024 yılları arasında cezaları verilen yedi doping ihlalini dikkate alarak, Türkiye Halter Federasyonu’nun aday gösterme hakkı bulunmadığına karar verdi.

EWF Değerlendirme Kurulu, EWF yönetim kurulunun kararına dayanarak TWF’nin adaylarını seçim listesine dahil etmedi.

THF ve adaylıkları reddedilen kişiler,

– Değerlendirme Kurulu’nun bağımsız hareket etmediğini, kurulun EWF yönetim kurulunun etkisi altında kaldığını,

– İnceleme sürecinin gizlilik ilkesine aykırı olduğunu ve çıkar çatışmaları içerdiğini,

– Doping kuralı ihlallerin işlendiği tarihe göre değerlendirilmesi gerektiğini, 2012 yılında gerçekleşen doping ihlallerinin 2023’te yürürlüğe giren yeni bir kurala dayanılarak kendilerine karşı kullanılamayacağını ve bunun geriye yürümezlik ilkesine aykırı olduğunu,

– CAS, EWF yönetim kurulunun aldığı kararın, Türkiye Halter Federasyonu’nun aday gösterme hakkının kısıtlandığı yönünde hukuki sonuç doğuran bir karar olduğunu tespit etti. CAS, Değerlendirme Kurulu’nun ise, EWF yönetim kurulunun kararına bağlı kalmakla yükümlü olduğunu belirtti.

– CAS, davacıların çıkar çatışmasını somut şekilde kanıtlayamadığını değerlendirdi.

– CAS, EWF Tüzüğü’ndeki kuralın lafzına göre,ilgili dönemin başlangıcı olarak önceki Olimpiyat Oyunları’ndan 14 gün öncesi olduğunu ve dört yıllık bir süreci kapsadığını kabul etti.

– CAS, davacılar tarafından ileri sürülen, ihlal tarihinin esas alınması gerektiği yönündeki iddiayı reddetti. CAS, EWF Tüzüğü’nün lafzının  “yaptırımın uygulandığı tarih” ile ilgili olduğunu; ihlalin işlendiği tarihin değil, yaptırımın kesinleştiği tarihin esas alınması gerektiğini kabul etti. CAS bu yorumun kuralın lafzı ve hukuki kesinlik sağlama amacı ile tutarlı olduğunu belirtti.

– CAS, EWF Tüzüğü’ndeki kuralın bir ceza hükmü olmadığını tespit etti. CAS, EWF’nin söz konusu kuralının bir “idari uygunluk kriteri” olduğuna işaret etti. CAS, bu tür kuralların, geriye yürümezlik ilkesinin geçerli olduğu “cezai” veya “disiplin” yaptırımlarından farklı olduğunu vurguladı. CAS, geçmişte işlenmiş bir doping ihlalinin yaptırımının, yeni bir idari kurala göre bir yönetici pozisyonuna aday olmaya engel teşkil edebileceğini benimsedi.

– CAS, uygulamanın orantılı olduğunu kabul etmiştir. Orantılılık ilkesinin üçlü testi (uygunluk, gereklilik, ölçülülük) çerçevesinde CAS, yaptırımın amaca uygun ve gerekli olduğunu; ayrıca tek seçim dönemiyle sınırlı olması nedeniyle ölçülülük ilkesini de karşıladığını kabul etti.

CAS’ın kararı birçok açıdan tartışma yaratacak.

Bu karar, uluslararası spor hukukunda dopingle mücadele politikalarının federatif düzeyde uygulanması bakımından önemli bir örnek teşkil ediyor.

CAS, spor federasyonlarının özerkliği ve demokratik temsil ilkelerini tanımakla birlikte, temiz spor ilkesini bunların önüne koymuş; geçmişe uygulama yasağı ve orantılılık ilkesini ise idari düzenlemeler lehine dar biçimde yorumlamıştır.

Bu yaklaşım, gelecekte diğer spor federasyonlarının seçim süreçlerinde benzer sınırlamaların meşruiyetini tartışmaya açacak.

Yorumunuzu Paylaşın

SON YAZILAR