Danıştay, 5 seneden uzun süredir yürürlükte olan hukuka aykırı düzenlemeyi sonunda iptal etti.
3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanununda, lisans çıkarmak isteyen sporcuların sağlık raporu almaları gerektiği öngörülüyor. Kanunun 22’nci maddesinde “Spor yapmaya ve musabakalara katılmaya elverişliliği sağlık raporu ile tevsik edilmeyenlere lisans verilmeyeceği” öngörülüyor.
Geçmiş dönem Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu, büyük marifetmiş gibi, bu düzenlemeyi baypas eden bir düzenlemeyi yürürlüğe koymuştu.
14.12.2019 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sporcu Lisans, Vize ve Transfer Yönetmeliği‘nde (güncel versiyon için tıklayınız) sağlık raporu için bir istisna getirilmişti. İlgili spor federasyonu tarafından spor dalının fiziksel efor gerektirmediği yönünde karar alınması halinde, spor yapmaya ve yarışmalara katılmaya elverişliliğini yazılı beyanla belgelemek yeterli olacaktı.
Kanunda yer verilmeyen istisnanın yönetmelikle getirilmesi kanunlar hiyerarşisi ilkesine aykırı idi.
Oysa Kasapoğlu, bu düzenlemeyi övünerek duyurmuştu.
Danıştay, yönetmelik yürürlüğe girdikten 5 yıl sonra söz konusu düzenlemeyi iptal etti.
Ne yazık ki spor hukukunda bu tür hukuka aykırılıklara çok rastlıyoruz. Türkiye’de spor hukuku, Bakanlığın ve spor federasyonlarının hukuka aykırı işlemleri ve bu işlemleri bir şekilde hukuka uygun bulan tahkim kurulları kararları ile şekilleniyor.
Gençlik ve Spor Bakanlığı, kanunda öngörülmeyen düzenlemeleri ya yönetmeliklerle ya da genelgelerle yürürlüğe koyuyor. Bu düzenlemeler iptal edilmedikçe uygulanıyor. Maalesef çok az yönetmelik, genelge hakkında iptal davası açılıyor.
Sorun sadece yönetmelik ve genelgelerle sınırlı değil. Gençlik ve Spor Bakanlığı “yönergeler” ile, cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve kanunlarda düzenlenmeyen görev ve yetkiler uyduruyor. Genel müdürlükler ve daire başkanlıkları hukuka aykırı yetkilerle donatılıyor. Bakanlık bu yönergeleri, yönergelerin yayınlandığı tarihleri ve mecraları duyurmuyor.
Umarım Bakanlığın bu işlemlerinin iptali için birçok dava açılır.
Aşağıda Danıştay’ın kararını paylaşıyorum.
Dikkat edelim. Karar oyçokluğu ile verildi. Maalesef karşıoyun gerekçesi hukuki değil. Umarım azınlık oyu sahibi Danıştay üyesi hukukçu değildir.
DANIŞTAY KARARI
Danıştay 10. D., 2020/5614 E., 2024/4108 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/5614
Karar No : 2024/4108
DAVACI : …
DAVALI : … Bakanlığı / …
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU: Davacı tarafından, 14/12/2019 tarih ve 30978 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe giren Sporcu Lisans, Vize ve Transfer Yönetmeliği’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendinin (dava dilekçesinde sehven 2. fıkra yazılmıştır.) iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :Satranç branşında sporcu ve lisanslı hakem olan davacı tarafından, dava konusu düzenleme nedeniyle rakiplerinde var olabilecek bulaşıcı hastalık, zihinsel ve ruhsal bozukluklar nedeniyle yarışma ve organizasyonlara katılım durumunun olumsuz etkilendiği, yarışmalarda yer alamadığı, hakem olarak da görev almasının mümkün olmadığı, 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu‘nun 22. maddesinde sağlık raporunun spor branşı veya federasyon ya da fiziksel, zihinsel, ruhsal muayene ayrımı yapılmaksızın resmi müsabakalara katılım ve lisans düzenlenmesi için zorunlu tutulduğu, Sağlık Bakanlığı düzenlemelerinde sağlık raporlarının hekim veya hekimlerden oluşan sağlık kurulları tarafından verilebileceğinin düzenlenmiş olduğu, dava konusu düzenlemede sağlık raporu alınmasına yönelik yasal zorunluluğun dikkate alınmayıp, resmi müsabakalarda yarışacak sporcuların sağlık durumlarının kendi beyanı veya velilerinin beyanları ile federasyonların inisiyatifine terk edildiği, bu yönden sporcu sağlığının da gözetilmediği, düzenlemenin Kanuna ve kamu yararına aykırı olduğu, sporun efor gerektirmemesinin sporcunun sağlıklı olduğu anlamına gelmeyeceği, sağlık raporlarında sadece efora bakılmadığı, birçok hastalığın araştırıldığı ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, usule ilişkin olarak davacının bakılan davayı açmamakta subjektif ehliyetinin bulunmadığı ve davanın süresinde açılmadığı, esasa ilişkin olarak ise, dava konusu düzenlemeyle spor branşındaki ilgili federasyon tarafından spor dalının efor gerektirmediği yönünde karar alınması halinde sporcuların yazılı beyanı ile sporcu lisansı sahibi olabilme imkanı getirildiği, spor federasyonlarının “sağlık beyanı” uygulaması ile ilgili karar alırken uluslararası federasyonlar tarafından belirlenen kurallara uymakla yükümlü oldukları, düzenlemenin yapılmasındaki amacın, sporcuların yaşadıkları sıkıntıları en aza indirmek, sporu tabana yaymak ve sporcuların önündeki engelleri kaldırmak olduğu, efor gerektirmeyen sporlarla ilgilenen sporcuların sağlık raporu almak istediklerinde yaşadıkları zorlukların Bakanlıklarına iletildiği, özellikle e-spor, satranç, briç gibi efor gerektirmeyen spor dalları ile ilgilenen sporcuların yaşamış oldukları zorlukları gidermenin amaçlandığı ve düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu düzenlemenin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: …
DÜŞÜNCESİ : Dava, 14/12/2019 tarih ve 30978 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sporcu Lisans, Vize ve Transfer Yönetmeliği’nin 6. maddesinin 2. fıkrası (b) bendinin 1 numaralı alt bendinin, 3289 sayılı Kanunun 22. maddesine aykırı olduğu ileri sürülerek, iptali istenilmektedir.
Her ne kadar davacı tarafından dava konusu madde Sporcu Lisans, Vize ve Transfer Yönetmeliği’nin 6. maddesinin 2. fıkrası (b) bendinin 1. alt bendi olarak belirtilmiş ise de, dava konusu edilin kuralın 6. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinin 1. alt bendi olduğu anlaşılmakla, bu kural incelenmiştir.
3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu’nun, “Sporcu lisansı” başlıklı 22. maddesinde; “Sporcuların yarışmalara katılabilmeleri için lisans almaları şarttır. Spor yapmaya ve musabakalara katılmaya elverişliliği sağlık raporu ile tevsik edilmeyenlere lisans verilmez. Gerçek şahıslar, bir kulüp adına veya ferdi olarak lisans alabilir.” hükmü yer almıştır.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 189. maddesinde, “Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ nün görev ve yetkileri belirlenmiş, 1. fıkrasının o) bendinde; Sporcu, spor kulüpleri ve spor anonim şirketlerinin sicil, tescil, lisans, vize ve aktarma ile ilgili iş ve işlemlerini yürütmek ve bu konuda federasyonlarla koordinasyonu sağlamak, görevine yer verilmiştir.
28/5/1986 tarihli ve 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanununun 22 nci maddesi ile 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 189 uncu maddesinin birinci fıkrasının (o) bendine dayanılarak hazırlanmış olan Sporcu Lisans, Vize ve Transfer Yönetmeliği’nde; Lisans: Spor yapmaya ve yarışmalara katılmaya ilişkin verilen izin belgesi olarak tanımlanmıştır.
Dava konusu olan bu Yönetmeliğin “Lisans” başlıklı 5. maddesinde; (1) Sporcuların, spor yapabilmeleri ve yarışmalara katılabilmeleri için lisans sahibi olmaları gerekir. Lisans, sporcu lisansı veya sporcu kartı olmak üzere iki şekilde düzenlenebilir: a) Sporcu lisansı, kulüp lisansı ya da ferdi lisans olarak ikiye ayrılır ve her spor dalı için ayrı düzenlenir. b) Sporcu kartı, kişinin kendi adına düzenlenir. (2) Sporcu, aynı anda sporcu lisansı ve sporcu kartı sahibi olabilir.” kuralı, “Sporcu lisansı” başlıklı 6. maddesinde; “(1) Sporcu lisansı sahibi olabilmek için; a) İlgili federasyon tarafından belirlenen yaş aralığında bulunmak, b) Spor yapmaya ve yarışmalara katılmaya elverişliliğini sağlık raporu ile tevsik etmek, 1) İlgili federasyon tarafından spor dalının fiziksel efor gerektirmediği yönünde karar alınması halinde, spor yapmaya ve yarışmalara katılmaya elverişliliğini yazılı beyanla belgelemek,
c) Spor dalının özelliğine göre, ilgili federasyon tarafından belirlenmiş olan diğer şartları taşımak, gerekir.” kuralı getirilmiştir.
Dava konusu düzenlemenin dayanağının oluşturan 3289 sayılı Kanun, Spor yapma ve musabakalara katılmaya elverişli olduğunu ortaya koymayı ön şart olarak belirlemiş, bunu ortaya koymanın gereğini de sağlık raporu ile belgelemek olarak açıklamıştır.
Bu durumda, spor yapmaya ve müsabakalara katılmaya elverişli olma halinin sağlık raporu ile tevsik edilmemesi halinde Yasada açıkça lisans verilmeyeceği hükme bağlanmış iken, Yönetmelikle, spor dalının fiziksel efor gerektirmediği yönündeki ilgili federasyon kararı üzerine sağlıklı olma halini beyanla belgelemeye yönelik bir istisna halin düzenlenmesi Yasayla getirilen emredici hükmü aşar nitelikte bir düzenlemedir.
Yönetmelikler, Anayasamızin 124’üncü maddesinde hükme bağlandığı gibi, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerince, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla çıkarılabilmektedir.
Bu itibarla Yönetmelikle yapılan düzenleme, uygulamayı sağlamaya yönelik, kolaylaştırıcı, açıklayıcı, yeni uyuşmazlıklar doğurmayan ve tanınan yetkiye uygun nitelikte olması gerekmekte iken, dava konusu madde hükmü ile yapılan düzenleme ile Yasada yer almayan istisna bir duruma yer verilmiş olmakla, Yasayı aşar nitelikte bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu 14/12/2019 tarih ve 30978 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sporcu Lisans, Vize ve Transfer Yönetmeliği’nin 6. maddesinin 1. fıkrası (b) bendinin 1 numaralı alt bendinin iptali gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ:
07/12/2001 tarihli ve 24606 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mülga Sporcu Lisans, Tescil, Vize ve Transfer Yönetmeliği‘nin “Spor Federasyonlarının Lisans İşlemleri” başlıklı 6. maddesinin 2. fıkrasının (d) bendinde, lisans çıkarmak isteyen sporculardan müracaat aşamasında istenen belgeler arasında “Sağlık izin belgesi”nin de sunulması öngörülmüş iken; Türkiye Satranç Federasyonu Başkanlığının … tarih ve … sayılı,… tarih ve … sayılı yazıları ile çok küçük yaşlardan itibaren oynanmaya başlanan, hatta engelli sporcuların da yarışmalara katılabildiği ve diğer spor dalları dikkate alındığında fiziksel efor gerektirmeyen bir spor dalı olan satrançta lisans ve tescil işlemlerinde sağlık raporu istenmesinin uygulamada çeşitli sorunlara yol açtığı ve sporcuların mağduriyet yaşadıkları bildirilerek -diğer branşlar gibi fiziksel efor gerektirmeyen bir branş olması da göz önünde bulundurularak- satranç branşında lisans, tescil ve vize işlemlerinde sağlık raporu istenmesi uygulamasının sonlandırılması ve sporcuların sağlık beyanı sunmasının yeterli görülmesi yolunda düzenleme yapılmasının Gençlik ve Spor Bakanlığından talep edilmesi üzerine, 14/12/2019 tarih ve 30978 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sporcu Lisans, Vize ve Transfer Yönetmeliği’nde sağlık raporu tevsiki kuralına bir istisna getirilerek, ilgili federasyon tarafından spor dalının fiziksel efor gerektirmediği yönünde karar alınması halinde sporcunun yazılı beyanı yeterli kabul edilmiştir.
Bunun üzerine, satranç branşında sporcu ve lisanslı hakem olan davacı tarafından, 14/12/2019 tarih ve 30978 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sporcu Lisans, Vize ve Transfer Yönetmeliği’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendinin (dava dilekçesinde sehven 2. fıkra yazılmıştır.) iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
1-.Davalı İdarenin Ehliyet İtirazının İncelenmesi
Davalı idare tarafından, davacının dava konusu Yönetmelik maddesinin iptalini istemekte menfaatinin bulunmadığı, davanın bu nedenle ehliyet yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu‘nun “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2. maddesinde, iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
İdarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucu, iptal davaları için “menfaat ihlali”ni, subjektif ehliyet koşulu olarak getirmiştir.
İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. Nitekim; çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda subjektif ehliyet koşulunun, bu durum dikkate alınarak yorumlanması gerektiğine ilişkin Danıştay kararları yerleşik içtihat niteliği kazanmıştır.
İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemle doğrudan, meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur. Aksi halde, her idari işlemle dolaylı da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmek, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğurur.
Dava konusu Yönetmelik düzenlemesi ile sporcu lisansı sahibi olabilmek için; ilgili federasyon tarafından spor dalının fiziksel efor gerektirmediği yönünde karar alınması halinde, sporcunun spor yapmaya ve yarışmalara katılmaya elverişliliğini yazılı beyanla belgelemesi yeterli kabul edilmiştir.
Bu durumda, lisanslı sporcu ve hakem olan davacının gerek sporcu gerekse hakem olarak katılacağı müsabakalarda muhatap olacağı sporcuların sahip olabileceği bulaşıcı hastalıklar ya da zihinsel ve ruhsal rahatsızlıklardan dolayı sorunlar yaşanmasına neden olabileceği ve sporcu sağlığının ihmal edildiği iddiasıyla dava konusu Yönetmelik düzenlemesinin iptalini istemekte subjektif dava ehliyetinin bulunduğu ve davalı idarenin davanın ehliyet yönünden reddi gerektiğine ilişkin itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
2-.Davalı İdarenin Süre İtirazının İncelenmesi
Davalı idare tarafından, davanın yasal süresi içinde açılıp açılmadığının resen incelenmesi talep edilerek, açılmamış ise davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dava açma süresi” başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu; “Sürelerle ilgili genel esaslar” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı hüküm altına alınmıştır.
Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu Yönetmeliğin 14/12/2019 tarih ve 30978 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandığı, davacı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin yayımından itibaren altmış günlük yasal dava açma süresi içerisinde olacak şekilde 28/01/2020 tarihinde bakılan davanın açıldığı görüldüğünden, davalı idarenin davanın süresinde açılmadığına ilişkin itirazının da yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu’nun “Sporcu lisansı” başlıklı 22. maddesinde, “(1) Sporcuların yarışmalara katılabilmeleri için lisans almaları şarttır. Spor yapmaya ve musabakalara katılmaya elverişliliği sağlık raporu ile tevsik edilmeyenlere lisans verilmez.
(2) Gerçek şahıslar, bir kulüp adına veya ferdi olarak lisans alabilir.” hükmü yer almaktadır.
10/07/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi‘nin Gençlik ve Spor Bakanlığının teşkilat ve görevlerinin düzenlendiği Yedinci Bölümünün “Görev” başlıklı 184. maddesinde, “(1) Gençlik ve Spor Bakanlığının görev ve yetkileri şunlardır:
…
d) Spor faaliyetlerinin plan ve program dâhilinde ve mevzuata uygun bir şekilde yürütülmesini gözetmek, gelişmesini ve yaygınlaşmasını teşvik edici tedbirler almak,
e) Spor alanında uygulanacak politikaların tespit edilmesi amacıyla gerekli çalışmaları yapmak, teşkilatlanma, federasyonların bağımsızlığı, spor tesisleri, eğitim, sponsorluk, sporcu sağlığının korunması, uluslararası organizasyonlarla ilgili çalışmaları koordine etmek, değerlendirmek ve denetlemek,
f) Spor kuruluşlarının kurulmasına ve diğer hususlara ilişkin usul ve esasları tespit etmek, … “; “Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü” başlıklı 189. maddesinde, “(1) Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır:
a) Spor alanında uygulanacak temel politikaların tespiti amacıyla gerekli çalışmaları yapmak, spor tesisleri ihtiyacını tespit etmek ve planlamak,
b) Spor kültürünün geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve özendirilmesini sağlamak ve bu konuda her türlü tedbiri almak,
c) Sporcu yetiştirilmesi ve spora ilgiyi artırmaya yönelik çalışmaları yürütmek, başarılı sporculara ve çalıştırıcılarına ayni ve nakdi yardım yapmak veya yapılmasını sağlamak, ödüllendirmek, uluslararası yarışmalarda Türkiye’yi temsil edip derece alan sporculara aylık bağlanması ve Milli Sporcu Belgesi verilmesiyle ilgili iş ve işlemleri yürütmek,
ç) Engelli bireylerin spor yapabilmelerini sağlamak ve yaygınlaştırmak üzere; spor tesislerinin engellilerin kullanımına uygun olmasını sağlamak, spor eğitim programları ve destekleyici teknolojiler geliştirmek, gerekli malzemeyi sağlamak, engelli bireylere yönelik bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları ile yayınlar yapmak, spor adamları yetiştirmek, engelli bireylerin spor yapabilmesi konusunda ilgili diğer kuruluşlarla işbirliği yapmak,
d) Okul dışı spor faaliyetleri ile diğer spor alanlarında faaliyetler düzenlemek, bunların gelişmesini sağlamak, imkânlar ölçüsünde bu faaliyetlere ait araç, gereç ve benzeri ihtiyaçları temin etmek,
e) Spor müsabakalarında uluslararası kuralların ve her türlü talimatın uygulanmasını sağlamak,
f) Okul dönemindeki çocuklara yetenek taraması yapılarak, sporcu olabilme potansiyeli taşıyanları belirlemek ve yeteneklerine uygun spor dallarına yönlendirmek,
g) Her türlü spor tesisi ve eğitim merkezlerinin kurulması, işletilmesi ve ad verilmesi ile ilgili iş ve işlemleri yürütmek,
ğ) Sporcu sağlığının korunması ve geliştirilmesi ile ilgili politikaların tespit edilmesi amacıyla gerekli çalışmaları yapmak, bu konuda gerekli tedbirleri almak, sağlık araştırma merkezlerinin kurulmasına yönelik iş ve işlemleri yürütmek, sporcuların genel sağlık taramalarını yapmak veya yaptırmak, sağlık kayıtlarını tutmak, sporcu sağlığını tehdit eden maddelerle mücadele konusunda bilgilendirme yapmak ve bu amaçla kurum ve kuruluşları desteklemek,
h) Sporcuların sigortalanması işlemlerini yapmak veya yaptırmak,
ı) Görev alanıyla ilgili konularda ulusal ve uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapmak,
i) Spor idarecisi, çalıştırıcısı, spor elemanları ve hakemlerin eğitilmesini ve yetiştirilmesini sağlamak,
j) Spor dallarının belirlenmesini tayin ve tespit etmek, spor federasyonlarının kurulmasına ve faaliyetlerinin sona erdirilmesine ilişkin iş ve işlemleri yapmak,
k) Bağımsız spor federasyonlarının kuruluş işlemleri ve genel kurulları ile ilgili iş ve işlemleri yürütmek,
l) Federasyonlara ve spor kulüplerine yardım yapmak ve bütçeleri ile ilgili iş ve işlemleri yürütmek,
m) Ülkemizde faaliyeti olan ancak herhangi bir federasyona bağlı olmayan spor dallarının yaygınlaştırılması, faaliyetlerinin düzenlenmesi ve bu spor dallarında kulüplerin faaliyette bulunması için gerekli tedbirleri almak,
n) Spor federasyonları ve kulüplerinin yurtiçi ve yurtdışındaki müsabakalara katılmalarına veya yurtiçi ve yurtdışında müsabaka düzenlemelerine izin verilmesine ve sonuçlarının değerlendirilmesine ilişkin iş ve işlemleri yapmak,
o) Sporcu, spor kulüpleri ve spor anonim şirketlerinin sicil, tescil, lisans, vize ve aktarma ile ilgili iş ve işlemlerini yürütmek ve bu konuda federasyonlarla koordinasyonu sağlamak,
p) 21/5/1986 tarihli ve 3289 sayılı Kanunda Bakanlığa verilen görevleri yerine getirmek, …” hükmü yer almaktadır.
3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu’nun 22. maddesi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 189. maddesinin birinci fıkrasının (o) bendine dayanılarak ve sporcuların lisans, vize ve transfer ile ilgili iş ve işlemlerine ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlanan, 14/12/2019 tarih ve 30978 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sporcu Lisans, Vize ve Transfer Yönetmeliği’nin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde, ” (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Bakan: Gençlik ve Spor Bakanını,
b) Bakanlık: Gençlik ve Spor Bakanlığını,
…
ç) Federasyon: 3289 sayılı Kanun kapsamında kurulan spor federasyonlarını,
d) İl müdürlüğü: Gençlik ve spor il müdürlüğünü,
e) İlçe müdürlüğü: Gençlik ve spor ilçe müdürlüğünü,
f) Lig: Takım sporlarında kulüp takımlarının karşılıklı müsabaka oynamak suretiyle katıldıkları yarışma grubunu,
g) Lisans: Spor yapmaya ve yarışmalara katılmaya ilişkin verilen izin belgesini,
ğ) Sağlık raporu: Spor yapmaya ve yarışmalara katılmaya elverişliliği tevsik eden belgeyi,
h) Sezon: İlgili federasyon talimatlarında belirlenen tarih aralığını,
ı) Spor kulübü: Bakanlık tarafından spor kulübü olarak tescili yapılan derneği,
i) Sporcu: Lisans verilen kişiyi,
…
k) Sporcu lisansı: Sporcunun, spor dalı faaliyetlerine ve yarışmalara katılabilmesine imkân veren izin belgesini, … ifade eder.”;
“Lisans” başlıklı 5. maddesinde, “(1) Sporcuların, spor yapabilmeleri ve yarışmalara katılabilmeleri için lisans sahibi olmaları gerekir. Lisans, sporcu lisansı veya sporcu kartı olmak üzere iki şekilde düzenlenebilir:
a) Sporcu lisansı, kulüp lisansı ya da ferdi lisans olarak ikiye ayrılır ve her spor dalı için ayrı düzenlenir.
b) Sporcu kartı, kişinin kendi adına düzenlenir.
(2) Sporcu, aynı anda sporcu lisansı ve sporcu kartı sahibi olabilir.”;
“Sporcu lisansı” başlıklı 6. maddesinde, “(1) Sporcu lisansı sahibi olabilmek için;
a) İlgili federasyon tarafından belirlenen yaş aralığında bulunmak,
b) Spor yapmaya ve yarışmalara katılmaya elverişliliğini sağlık raporu ile tevsik etmek,
1) İlgili federasyon tarafından spor dalının fiziksel efor gerektirmediği yönünde karar alınması halinde, spor yapmaya ve yarışmalara katılmaya elverişliliğini yazılı beyanla belgelemek,
c) Spor dalının özelliğine göre, ilgili federasyon tarafından belirlenmiş olan diğer şartları taşımak, gerekir.”
“Sporcu lisansı işlemleri” başlıklı 7. maddesinde, “(1) Sporcu lisansı işlemleri, Bakanlık tarafından yürütülür.
(2) Sporcu lisansına sahip olmak isteyenler, 6 ncı maddede yer alan şartları taşıdıklarını belgeleyerek il/ilçe müdürlüklerine başvururlar. Başvuru mercii, başvuru şartlarını taşıdığı tespit edilen kişilerin sporcu lisansı kayıtlarını yapar.
(3) Sporcu lisansı, il/ilçe müdürlükleri tarafından düzenlenir.” düzenlemeleri yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa’nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
“Normlar hiyerarşisi” kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Bu itibarla, kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Yukarıda aktarılan 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu’nun “Sporcu lisansı” başlıklı 22. maddesinde, sporcuların yarışmalara katılabilmeleri için lisans almalarının şart olduğu, spor yapmaya ve yarışmalara katılmaya elverişliliği sağlık raporu ile tevsik edilmeyenlere lisans verilmeyeceği açık şekilde hüküm altına alınmış ve bu kurala herhangi bir istisna getirilmemiştir. Dolayısıyla, lisans almak isteyen sporcuların spor yapmaya ve yarışmalara katılmaya elverişliliğini sağlık hizmet sunucularında düzenlenecek sağlık raporu ile belgelemeleri zorunlu olup, sporcu lisansının düzenlenmesi için sağlık raporunun aranması konusunda davalı idare (ve taşra teşkilatı) bağlı yetki içerisindedir.
Söz konusu sağlık raporlarının spor dallarına ve ihtiyaca göre hangi içerik (uzmanlık dalı vb.) ve kapsama sahip olması gerektiğinin ise, 3289 ile 3359 sayılı Kanunlar ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gereği Sağlık Bakanlığı ile davalı Bakanlık tarafından ilgili federasyonların görüşlerinin de alınması suretiyle müştereken belirlenebileceği tabiidir.
Diğer taraftan, Sağlık Bakanının 30/09/2019 tarih ve 23642684-010.04-1618 sayılı Makam Oluru ile aynı tarihte yürürlüğe konulan Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge’nin bazı maddelerinin iptali istemiyle açılan davada Dairemizin 31/10/2024 tarih ve E:2020/4936, K:2024/4404 sayılı kararıyla, sağlık raporlarına ilişkin düzenlemelerin Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılacak “yönetmelik” ile belirlenmesi gerekirken, Sağlık Bakanının Makam Olur’u ile yürürlüğe konulan Yönerge ile düzenlenmesinde dayanağı üst hukuk normlarına ve hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge’nin dava konusu maddelerinin iptaline karar verildiğinden, sporcu lisansına esas olmak üzere alınacak sağlık raporlarının içerik ve kapsamı ile hangi sağlık hizmet sunucuları tarafından düzenleneceğine dair usul ve esasların da Sağlık Bakanlığınca yönetmelikle düzenlenmesi gerektiği açıktır.
Oysa, Sporcu Lisans, Vize ve Transfer Yönetmeliği’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin iptali istenen 1 numaralı alt bendinde yer alan düzenleme ile sporcu lisansı sahibi olabilmek için; ilgili federasyon tarafından spor dalının fiziksel efor gerektirmediği yönünde karar alınması halinde, sporcunun spor yapmaya ve yarışmalara katılmaya elverişliliğini yazılı beyanla belgelemesi yeterli görülmek suretiyle Kanunda sporcu lisansı alabilmek için şart koşulan sağlık raporu alma zorunluluğuna bir istisna getirildiği ve davalı idareye tanınan bağlı yetkinin aşıldığı, düzenlemenin aynı zamanda kimi rahatsızlıkların göz ardı edilmesi sonucunu doğurma ihtimali nedeniyle davalı idareye verilen “sporcu sağlığının korunması ve geliştirilmesi” görevi ile de örtüşmediği görülmektedir.
Bu haliyle, dayanağı olan Kanun maddesini aşar nitelikte bir düzenleme içeren dava konusu Sporcu Lisans, Vize ve Transfer Yönetmeliği’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendinde normlar hiyerarşisine ve hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan, resmi yarışmalara katılım ve sporcu lisansı dışında sosyal amaçlı spor faaliyeti için sağlık raporu alınması zorunluluğu bulunmadığı da açıktır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 14/12/2019 tarih ve 30978 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sporcu Lisans, Vize ve Transfer Yönetmeliği’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendinin İPTALİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 17/10/2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Bakılan dava; satranç branşında sporcu ve lisanslı hakem olan davacı tarafından, 14/12/2019 tarih ve 30978 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sporcu Lisans, Vize ve Transfer Yönetmeliği’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendinin iptali istemiyle açılmıştır.
3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu’nun “Sporcu lisansı” başlıklı 22. maddesinde, “(1) Sporcuların yarışmalara katılabilmeleri için lisans almaları şarttır. Spor yapmaya ve musabakalara katılmaya elverişliliği sağlık raporu ile tevsik edilmeyenlere lisans verilmez. (2) Gerçek şahıslar, bir kulüp adına veya ferdi olarak lisans alabilir.” hükmü yer almaktadır.
Sporcu Lisans, Vize ve Transfer Yönetmeliği’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin iptali istenen 1 numaralı alt bendinde yer alan düzenlemede ise, sporcu lisansı sahibi olabilmek için; ilgili federasyon tarafından spor dalının fiziksel efor gerektirmediği yönünde karar alınması halinde, sporcunun spor yapmaya ve yarışmalara katılmaya elverişliliğini yazılı beyanla belgelemesi yeterli kabul edilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Türkiye Satranç Federasyonu Başkanlığının … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı yazıları ile çok küçük yaşlardan itibaren oynanmaya başlanan, hatta engelli sporcuların da yarışmalarına katılabildiği ve diğer spor dalları dikkate alındığında fiziksel efor gerektirmeyen bir spor dalı olan satrançta lisans ve tescil işlemlerinde sağlık raporu istenmesinin uygulamada çeşitli sorunlara yol açtığı ve sporcuların mağduriyet yaşadıkları bildirilerek Gençlik ve Spor Bakanlığından satranç branşının diğer branşlar gibi fiziksel efor gerektirmeyen bir branş olması da göz önünde bulundurularak lisans, tescil ve vize işlemlerinde sağlık raporu istenmesi uygulamasının sonlandırılması ve kişilerden sağlık beyanı alınması yönünde düzenleme yapılmasının talep edildiği, bunun üzerine davalı idare tarafından Sporcu Lisans, Vize ve Transfer Yönetmeliği’nde dava konusu düzenlemeye yer verildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu düzenlemede, ilgili federasyon tarafından spor dalının fiziksel efor gerektirmediği yönünde karar alınması halinde, sporcunun spor yapmaya ve yarışmalara katılmaya elverişliliğini yazılı beyanla belgelemesi yeterli görülmek suretiyle Kanunda sporcu lisansı alabilmek için şart koşulan sağlık raporu alma zorunluluğuna bir istisna getirildiği görülmekle birlikte, federasyonların sporcu sağlığı ile ilgili konularda gerekli önlemleri almak hususunda görevli olduğu ve spor dalı ile ilgili faaliyetleri ulusal ve uluslararası kurallara göre yürütmek zorunda bulunduğu dikkate alındığında, federasyonların spor dalının fiziksel efor gerektirmediği yönündeki kararı keyfi bir şekilde almayacakları, spor yapmaya ve yarışmalara katılmaya elverişliliğin sporcu tarafından yazılı beyanla belgelenmesinin yeterli kabul edilebileceği spor dallarını belirleme konusunda hukuki çerçeve içinde kalacakları açıktır.
Bu durumda, uygulamada yaşanan sıkıntıların giderilmesi amacıyla getirilen düzenlemede kamu yararı bulunduğu anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile Daire kararına katılmıyorum.

Yorumunuzu Paylaşın