Uluslararası Test Ajansı (International Testing Agency – ITA), 2012 yılında Avrupa Halter Şampiyonası’nda alınan bazı numunelerde yasaklı madde tespit edildiğini açıkladı.

ITA, Uluslararası Halter Federasyonu’nun 2009-2019 yılları arasında doping yolsuzluğu yaptığını tespit ettikten sonra, o dönemde alınan numuneleri tekrar analiz etmeye başladığını; 2012 Avrupa Halter Şampiyonası’nda alınan numunelerin yeniden analiz edildiğini ve 13 haltercinin numunesinde yasaklı anabolik steroid tespit edildiğini duyurdu.

13 halterci arasında Türk sporcular da var.

Gökhan Kılıç, Bünyamin Sezer, Hatice Yılmaz ve Fatih Baydar‘ın isimleri listede yer alıyor.

O şampiyonada,

  • Bünyamin Sezer koparmada ve toplamda Avrupa Şampiyonu, silkmede Avrupa ikincisi oldu.
  • Gökhan Kılıç silkmede Avrupa ikincisi, toplamda Avrupa üçüncüsü oldu.
  • Hatice Yılmaz silkmede ve toplamda Avrupa üçüncüsü oldu.
  • Fatih Baydar koparmada Avrupa şampiyonu, toplamda Avrupa ikincisi oldu.

Bünyamin Sezer, geçtiğimiz günlerde yapılan Türkiye Halter Federasyonu genel kurulunda başkan adayı olmuş ve 46 oy almıştı.

2012 Avrupa Halter Şampiyonası düzenlendiği dönemde Türkiye Halter Federasyonu’nun başında Hasan Akkuş vardı.

ITA, Hasan Akkuş hakkında soruşturma açıldığını duyurmuştu. Akkuş’un resmi evrakta sahtekarlık yaptığı, Türk sporcularla ilgili pozitif doping sonuçlarının saklanması için uluslararası federasyona ricada bulunduğu iddia ediliyor.

Hasan Akkuş dönemi, Türk halterinin kara dönemi olarak anılıyor. Bu dönemde onlarca Türk haltercide doping tespit edildi. Son olarak, 23 yaş altı Halter Şampiyonası’nda milli sporcularda doping tespit edilince, Akkuş ve yönetimi istifa etmek zorunda kalmıştı.

Ne yazık ki Gençlik ve Spor Bakanlığı, ITA’nın açtığı soruşturmaları ve Türk sporcularla ilgili doping açıklamalarını ciddiye almıyor.

Bugüne kadar Bakanlık’tan bir açıklama gelmedi.

Uluslararası soruşturmaya konu olan Hasan Akkuş hakkında Türkiye’de soruşturma açılmadı. Soruşturma geçiren Hasan Akkuş, Türkiye Halter Federasyonu genel kurulunda “eski başkan” sıfatıyla delege oldu.

Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu’nun ve Bakanlığın bu konuyu görmezden gelmesi, üç maymunu oynaması Türk sporu açısından endişe verici.

“Dört Türk Haltercide Yasaklı Madde Tespit Edildi” öğesine 7 yanıt

  1. *Haberinizde ifade ettiğinize göre:
    -Hasan Akkuş dönemi, Türk halterinin kara dönemi olarak anılıyor.

    Nasıl bir kara dönemki 3 kez üç kez üst üste federasyon başkanı seçildim. Benim dönemimde Dünya Halter Federasyonu (IWF) As Başkanlığına, Tıp Komitesi başkanlıklarına dünya ülkelerin oylarıyla seçildim.
    Ayrıca Avrupa Halter Federasyonu (EWF) As Başkanlığına, Tıp Komitesi Başkanlığına daha sonra EWF Genel Sekreterliğine seçildim. İkinci kez aday olduğum EWF Genel Sekreterliği seçiminde %100 oy alarak seçildim. Daha sonra EWF Başkanlığına seçildim.

    Türkiye Halter Federasyonu Başkanlığım döneminde Takımlarımız defalarca Dünya ve Avrupa takımlar sıralamasında ilk üç takım arasında yer aldı. Bunun yanında Uluslararası Müsabakalarda sporcularımız yüzlerce madalya aldı. Defalarca kürsüde İstiklal Marşımız okundu.

    Benim dönemimde IWF, EWF diğer Uluslararası halter birliklerinde benden başka 8 Türk seçimle komisyonlara ve komitelere seçildi.

    *Yine haberinizdeki ifadenize göre:
    -Bu dönemde onlarca Türk haltercide doping tespit edildi. Son olarak, 23 yaş altı Halter Şampiyonası’nda milli sporcularda doping tespit edilince, Akkuş ve yönetimi istifa etmek zorunda kalmıştı.

    Kimse bize istifa edin demedi. Benden öncede sporcularda dopingler çıktı ama hiçbir yönetici buna tepki olarak istifa etmeyi düşünmedi.
    Kaldı ki Türkiye Olimpiyat Komitesi 2011 yılında Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu’nu (TDMK) kurdu. Bu komisyondan önce ulusal federasyonlar dopingle mücadeleyi kendi bünyelerinde yürütüyorlardı. TDMK kurulduktan sonra bütün federasyonlar TDMK’nın otoritesini kabul etti. Buna ilk imza atan federasyon başkanı bendim.
    TDMK ülkedeki bütün anti-doping faaliyetlerini yürütmede tek yetkili organdır. Yani federasyonların doping testi yapma, doping numunesi alınacak sporcularını seçme ve dopingli çıkan sporcuları cezalandırma hakları yoktur.
    Bu kuruluşu gönülden destekleyen ilk başkan bendim. Ayrıca TMOK’de yaptığım konuşmada TMOK’a bu adımından dolayı teşekkür ettim.

    Yukarıdaki bilgilerden anlaşılacağı gibi ulusal federasyonların TDMK’nın anti-dopingle ilgili eğitim seminerleri destek olmaktan başka bir sorumluluğu yoktur. Bu seminerleri de TDMK’nın uzmanları yürütür.
    Kısaca ulusal federasyonların anti-dopingle ilgili herhangi bir yetkileri dolayısıyla bir sorumluluğu da yoktur.
    Buna rağmen benim federasyonum 2012 yılındaki doping olayları nedeniyle bir etki ve tepki oluşturmak amacıyla istifa etmiştir. Bunu bügüne kadar hiç bir federasyon başkanı yapmamıştır.
    İstifa etmek yerine bu konuda bir yetkimiz ve sorumluluğumuz yok diyebilirdik.

    Daha sonra mecliste kurulan komisyonda da bir konuşma yaptım. Komisyon toplantısında Spordan Sorumlu Bakanımız TDMK Başkanı Prof Dr Rüştü Güner ve diğer federasyon başkanları ve temsilcileri vardı.
    Bu toplantıda da Sayın Rüştü Güner kendilerine en çok Haler Federasyonununun destek olduğunu, sürekli daha fazla doping kontolünün yapılmasını istediğimizi belirtti.

    ITA soruşturmasıyla ilgili olarak: EWF Başkanlık seçimleri öncesinde ve seçildikten sonra da hakkımda uluslararası bir kampanya başlatıldı. ITA bazı iddialarda bulundu ve bana gönderdiği mailde şahsıma iki yıl hak mahrumiyeti cezası önerdi. Bunun üzerine ben hukuki süreci başlattım ve “step aside” yaptım yani istifa etmedim.
    Mahkeme 2.5 yıl sürdü ve 18 Ocak’ta İsviçre’deki CAS mahkemesi benim herhangi bir kuralı ihlal etmediğime ve ITA’in iddialarının reddedilmesine karar verdi.

    Sitenizdeki bir yorumcu “CAS davası sonuçlandı. Hasan Akkuş aklandı. Yazıyı kaldırmanız tavsiyemdir…” diye yazmış.
    Sayın Mert Yaşar’da “Karar numarası ve tarihi nedir?” diye soruyor.
    Bu habercilik anlayışın gerçekten korkunç. Bana bir şey sormadan, doğrulatmadan hakkımda her satırı asılsız uzun bir haber yapıyorsunuz ve şimdi de bir okuyucudan Karar numarasını istiyorsunuz ve sonrasındaki mesajınızda “Karar künyesini ve tarihini hâlâ vermediniz. Bekliyorum.” diyorsunuz.
    Daha ne kadar bekleyeceksiniz. Yazınızın sorumluluğunu alamayacaksanız bu yazıyı kaldırın.

    Haberci ya da sözde gazeteci sizsiniz. Yazının sahibi sizsiniz. O halde bir zahmet karar numarasını ve kararıda siz bulunuz.

    Ohh ne ala habercilik oturduğunuz yerden asılsız haberleri düşeyin, sonrasında haberinizle ilgili delili ve kararı da okuyucu bulsun istiyorsunuz.

    Yine yazınızda:
    -“Soruşturma geçiren Hasan Akkuş, Türkiye Halter Federasyonu genel kurulunda “eski başkan” sıfatıyla delege oldu” diyorsunuz.
    Bu seçim yönetmeliğindeki bir hak ve görevdir. Buna itirazınız varsa hukuki yolları deneyin.

    Sadece doğrular anlaşılsın diye bu kadar uzun bir yazı yazdım. Doğrunun peşindeyseniz bunu yayınlarsınız. Aksi halde hukuki süreci başlatacağım.

    Meslek hayatınızda başarılar dilerim. “Doğruyla kalmanızı dileğiyle”
    Dr. Hasan AKKUŞ

    1. İlgili blog yazısı International Testing Agency’nin sitesinde yayınlanan habere dayandırılmıştır. Asılsız haber değildir.

      Sizin “mahkeme 2,5 yıl sürdü” dediğiniz dava, geçen sene kararı verilen dava olmalı. 2021 yılında açtığınız dava 2023 yılında sona erdi. CAS Doping Dairesi, sizinle doping kuralı ihlali yaptığınızı tespit etti ve size 4 yıl hak mahrumiyeti cezası verdi (CAS 2021/ADD/38). İmza attığınız usulsüzlükler CAS kararında tek tek sayıldı. O kararı blogda duyurmadım. Yakın zamanda duyuracağım. İlgilenenler için kararın linki: https://jurisprudence.tas-cas.org/Shared%20Documents/ADD%2038.pdf

      Siz CAS ADD’nin kararına itiraz ettiniz. CAS, temyiz mahkemesi sıfatıyla yeni bir karara verdi ise, bu karar henüz CAS, ITA ve ilgili uluslararası spor kuruluşları tarafından duyurulmadı. Sözde CAS kararı medyada da yer bulmadı.

      İlginç olan, siz de CAS’ın sizi temize çıkardığını kamuoyuna duyurmadınız. Neden basın açıklaması yayınlamadınız?

      Bu sitedeki tüm iddialar uluslararası kuruluşların açıklamalarına, CAS kararlarına ve medyada yer bulan iddialara dayanmaktadır. Hiçbir yazının yalan olduğunu iddia edemezsiniz.

      Bütün yazılarımda ilgili kararlara atıf yaparım. Linklerini veririm. Teyit etmediğim iddiaları yazmam. Biri çıkıp “mahkeme akladı” derse, elbette “hangi mahkeme akladı?”, “karar ne zaman verildi?”, “karar numarası nedir?”, “karardaki gerekçeler nedir?” diye sorarım. Hatta karar metnini isterim. Siz kararın detayını öğrenmek istememi garipsiyorsanız, sorun sizde.

      CAS ADD’nin kararını bozan CAS’ın yeni kararının numarasını vermekten kaçınıyor musunuz? Neden kaçınıyorsunuz? Neden CAS’ın sizi temize çıkaran kararını kamuoyuna duyurmuyorsunuz?

      Ayrıca bir hususa dikkat çekmek isterim.

      CAS’ın bozma kararının gerekçesi de önemli. CAS’ın CAS ADD’nin kararını hangi gerekçeyle bozduğunu bilmek gerekir.

      CAS ADD’nin kararında size ceza verilmesinin temelini oluşturan davanışlarda bulundunuz mu, bulunmadınız mı? CAS’ın bozma kararı esasa mı ilişkin, yoksa sadece sizin Avrupa Halter Federasyonu’nda görevli olmanıza dayanılması mı hukuka aykırı bulundu?

      CAS’ın bozma kararı gerçekten sizi akladı mı? CAS, “Hasan Akkuş’un üzerine atılı iddialar ispatlanmadı”, “Hasan Akkuş, itham konusu davranışlarda bulunmadı” mı dedi?

      Açık sorayım.

      Siz geçmiş tarihli yazı yazdınız mı, yazmadınız mı? CAS ADD’nin kararında yer alan diğer davranışlarda bulundunuz mu, bulunmadınız mı?

      CAS temyiz kurulu bu iddiaların ispatlanamadığını kabul etmişse, CAS’ın yeni değerlendirmesi tartışılır.

      Ama geçmiş tarihli mektup yazmışsanız, bu davranışınız hakkında şüphe yoksa, bozma kararı “CAS Doping Dairesi’nin ceza kararını sizin “Avrupa Halter Federasyonu’nda görevli olmanıza dayandırmasının” hukuka aykırı bulunmasına dayanıyorsa sizi yine kınamak gerekir.

      CAS’ın yeni kararının künyesini (tarihini, numarasını) bana verin! CAS’a sorayım. Hatta buyrun, siz bana kararı gönderin. Doğruyla kalın!

      1. CAS ADD’nin 2023 tarihli kararında, tek hakemin Hasan Akkuş’un faaliyetleri ile ilgili değerlendirmesini aşağıda paylaşıyorum.

        Umarım Hasan Akkuş, CAS ADD’nin kararında bahsedilen türden, ahlaka aykırı davranışlarda bulunmamış; yeni CAS kararında, Hasan Akkuş’a atfedilen davranışların gerçekleşmediği, yazışmalarda sorun olmadığı kabul edilmiştir. Zira CAS ADD’nin kararını okurken, Hasan Akkuş’un yerine çok utandım.

        CAS ADD kararının linki: https://jurisprudence.tas-cas.org/Shared%20Documents/ADD%2038.pdf

        İlgili bölüm:

        “116. the Sole Arbitrator is satisfied that the Respondent used false electronic metadata in 2021 when the electronic PDF and WORD versions were submitted on his behalf and Mr Sheldon’s report obtained in order to support the alleged authenticity, and that this was intended to conceal the backdating of the 5 November 2012 letter. This perpetuated and aggravated the 2013 violation (although not argued as relevant to the alleged expiry of the limitation period for that first violation).

        117. However, whilst further concealing the interference by the Respondent (and others) with the results management process arising from the 21 Turkish athletes’ AAFs, falls itself inside the definition of tampering under ADR 2.5, the Sole Arbitrator does not regard it as a separate violation but part-and-parcel of the Respondent’s 2013 offence, continuing and compounding it: once he had embarked on that road, further steps of concealment to justify the authenticity of the 5 November 2012 letter as necessary were in train. The hole which Mr Akkus had already dug was deep, and he later just dug it deeper.

        118. The Sole Arbitrator therefore agrees with the Respondent’s submission that this is (he would say, at worst) aggravation of the 2013 ADRV and not a separate further violation. In this context, Article 10.6 of the 2012 IWF ADR states in terms that a sanction can be aggravated when an Athlete or Person is “engaged in deceptive or obstructing conduct to avoid the detection or adjudication of an antidoping rule violation”.

        119. In this regard the Sole Arbitrator may add that he does not consider that the Claimant’s characterisation of Mr Akkus’ counsel’s letter of 25 September 2021 as a “strong-arm” tactic to be helpful in considering whether his conduct in relation to the false metadata amounted to a separate second ADRV. Whilst the Respondent has taken every possible point (and some perhaps impossible) to defeat the charges against him, rather than face up to his 2013 violation and the damage it did to his sport, he was entitled to legal representation to defend himself. What he was not entitled to do was to seek a resolution of the first charge against him on the basis of false evidence, and that clearly aggravates his existing misconduct.

        E. Sanctions

        120. In the light of the Sole Arbitrator’s decision and reasoning as to liability above, the Respondent falls to be sanctioned under the 2012 of the IWF ADR by the imposition of a period of Ineligibility for the 2013 ADRV alone, but subject to the possible increase from two years to up to four years by reason of Aggravating Circumstances.

        121. There are plainly Aggravating Circumstances of the worst kind in the present case. The Respondent betrayed the trust of the IWF and the TWF and their members by subverting the anti-doping results management process in order to limit and/or reduce the available sanctions for the AAFs concerned. He did so in conspiracy with other senior officers of the IWF, falsely producing the backdated 5 November 2012 letter to conceal the later “switch” from the IWF to the TWF and then submitting the false metadata fraudulently to influence proceedings.

        122. Whether he did so earlier, perhaps in the course of the McLaren inquiry, is no mitigation – on the contrary, it may suggest that the extent and effect of the fraud and concealment was even greater. This was not to the benefit of the TWF or anyone else in the long run. On the contrary it was damaging to all, hypocritical and disgraceful and tending from the very top, to undermine anti-doping efforts in and throughout his sport. There is no alternative but to impose the additional two-year Inelegibility, bringing the total period to four years.

  2. CAS davası sonuçlandı. Hasan Akkuş aklandı. Yazıyı kaldırmanız tavsiyemdir…
    Av. Mehmet Enes Alkın

    1. Karar numarası ve tarihi nedir?

      1. Daha bugün açıklandı karar , mail olarak bana ulaşırsanız bilgileri verebilirim.

      2. Karar künyesini ve tarihini hâlâ vermediniz. Bekliyorum.

Hasan AKKUŞ için bir cevap yazın Cevabı iptal et

SON YAZILAR