Türkiye Futbol Federasyonu’nda AİHM Etkisi

Türkiye Futbol Federasyonu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ihlal kararlarından sonra yapılan yeniden yargılama taleplerini değerlendirmeye başladı.

Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, daha önce ceza verdiği ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ilgili ceza kararları hakkında ihlal kararları verdiği dosyaları tekrar incelemeye başladı.

PFDK, hakem İbrahim Tokmak, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün eski yöneticileri Mehmet Şekip Mosturoğlu ile İlhan Yüksel Ekşioğlu’nun yeniden yargılama başvurularını kabul etti ve bu isimler hakkında ceza tayinine yer olmadığına karar verdi.

PFDK ÜYELERİ ARASINDA YANLIŞTA ISRAR EDENLER VAR

PFDK’nın bu kararları oyçokluğu ile aldığını dikkate alalım.

PFDK içinde ayrışma olmuş. Bir veya birkaç üye AİHM kararlarına rağmen ceza verilmesi konusunda ısrarcı olmuş.

Bu üyeler kim? Hangi gerekçeyle hukuka aykırılıkta inat ediyorlar?

Yanıtları gerekçeli kararlar tebliğ edildiğinde öğrenebiliriz.

Müvekkilim İbrahim Tokmak’ın dosyası ile ilgili gerekçeli karar tarafıma tebliğ edildiğinde, detayları blogda paylaşacağım.

AİHM’YE BAŞVURULAR ARTACAK

AİHM ihlal kararlarından sonra PFDK’nın yeniden yargılama yapması ve ceza tayinine yer olmadığına karar vermesi Türk spor hukuku açısından büyük önem arz ediyor.

Maalesef Türk Anayasası spor federasyonlarının sporun disiplinine ilişkin kararlarına karşı devlet mahkemesine başvurmayı yasaklıyor. Anayasa bu haller için zorunlu tahkim öngörüyor.

Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu ile Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu’nun bağımsız ve tarafsız olmadığı kabul ediliyor.

Ne yazık ki bu tahkim kurullarının kararlarına karşı yargıya başvurmak yasak.

Anayasa zorunlu tahkim kararlarını yargı denetimi dışında bıraktığı için bu kararlara karşı Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmak da mümkün değil (Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun md. 45/III).

TFF Tahkim Kurulu ve SGM Tahkim Kurulu kararlarına karşı devlet yargısına başvurulamadığı için mağdurlar ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurabiliyorlar.

Bugüne kadar AİHM’ye çok az başvuru yapıldı.

2020 yılından beri AİHM önce TFF Tahkim Kurulu’nun yapısı, adil yargılanma hakkı ve ifade özgürlüğü ile ilgili ihlal kararları verdi. AİHM son olarak SGM Tahkim Kurulu’nun kararına karşı yapılan başvuruda ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini belirtti.

AİHM’nin ihlal kararları sonucunda Türkiye’de yargılamanın yenilenmesi talep edilebiliyor.

PFDK’nın ceza tayinine yer olmadığına dair kararları Türk futbol camiası için uyarı olmalı!

Adil yargılanmadığını düşünen, insan haklarının ihlal edildiğine kanaat getiren herkes TFF Tahkim Kurulu kararlarına karşı AİHM’ye başvurmalı.

AİHM’ye gerçek kişiler (insanlar) ve tüzel kişiler (kulüpler, şirketler) başvurabilir.

İlerleyen günlerde çok sayıda sporcu, antrenör, yönetici, hakemin AİHM’ye başvuracağını düşünüyorum. Başvurucu sayısının katlanarak artmasını umuyorum.

NOT:

AİHM’nin TFF ile ilgili ihlal kararı verdiği başvurular aşağıdadır.

Ali Rıza ve Diğerleri Başvurusu

İbrahim Tokmak Başvurusu

Sedat Doğan Başvurusu

Deniz Naki ve Amed Sportif Faaliyetler Kulübü Derneği Başvurusu

Ekşioğlu ve Mosturoğlu Başvurusu

TFF Tahkim Kurulu, Serkan Akal’ın İtirazını Reddetti

Eski futbol hakemi Serkan Akal ile Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) arasındaki uyuşmazlık yeni bir boyut kazandı.

Hikâyeyi hatırlayalım.

Merkez Hakem Kurulu, Serkan Akal’ın klasman dışı bırakınca Akal, MHK’nın kararına karşı TFF Tahkim Kurulu’na başvurmuştu.

Tahkim Kurulu itirazı reddedince, Akal soluğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) aldı.

AİHM, Akal’ın başvurusunu kabul etti.

AİHM, TFF kurullarının ve özellikle TFF Tahkim Kurulu’nun bağımsız ve tarafsız olmadığını tespit etti. AİHM, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdi ve Türkiye Cumhuriyeti devletini tazminat ödemeye mahkum etti.

Mevzuata göre, AİHM’nin ihlal kararı vermesi halinde, bu ihlal kararı yeniden yargılama sebebi oluyor.

Serkan Akal da TFF’ye başvurarak hakem klasmanına geri alınmasını ve kendisine görev verilmesini talep etti.

İlk aşamada, yeniden yargılamayı hangi kurulun yapacağı tartışıldı. Dosya MHK ile TFF Tahkim Kurulu arasında dolaştı. En sonunda, MHK’nin yeniden yargılama yapacağona karar verildi.

MHK, Serkan Akal’ın hakem klasmanına geri alınma talebini reddetti.

Akal, bu karara karşı Tahkim Kurulu’na başvurdu.

TFF Tahkim Kurulu, Akal’ın itirazını reddetti.

Tahkim Kurulu’nun kısa kararı aşağıdaki gibidir:

Başvurunun esası hakkında yapılan inceleme neticesinde, Tahkim Kurulu tarafından, Merkez Hakem Kurulu’nun kararlarının denetiminin, ilgili uluslararası spor hukuku kuralları, FIFA ve UEFA düzenlemeleri uyarınca iç hukuk yönünden hukuki denetim ile sınırlı olarak yapılabileceği ve yerindelik denetimi yapılamayacağından, bu kapsamda Tahkim Kurulu’nun Merkez Hakem Kurulu kararını kaldırılarak Merkez Hakem Kurulu yerine gerçerek karar vermesinin hukuken mümkün olmadığından; Başvurucu Serkan Akal’ın üst klasman yardımcı hakem olarak listeye alınması ve göreve başlatılması yönündeki talebinin icraî nitelikte karar alınmasını gerektirdiğinden; yargılamanın iadesi talebi kabul edilerek yapılan değerlendirme neticesinde Merkez Hakem Kurulu’nun aldığı 17.08.2021 tarihli karar bakımından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının uygulanması da söz konusu olamayacağından, Başvurucu Serkan Akal’ın talebinin reddine, oybirliği ile karar verilmiştir.

Sosyal medyada bazı hukukçuların yukarıdaki kararı hukuka aykırı bulduklarını okudum.

Bu karar uzun uzadıya tartışılmalı.

MHK’nın gerekçeli kararına erişebilirsek, hem MHK hem de TFF Tahkim Kurulu’nun kararlarını sağlıklı değerlendirebiliriz.

Genel olarak, teorik açıdan görüşümü kısaca paylaşmak isterim.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ihlal kararı sadece yeniden yargılama imkânı verir. AİHM’nin MHK’nın klasman dışı bırakma kararını kendiliğinden hukuka aykırı bulmadığını da dikkate alalım.

MHK yeniden yargılama yaptığında yine hakemin talep ettiği klasmanda yer almaya uygun olmadığına karar verebilir.

Önemli bir ayrıntıyı da dikkate almak gerekir.

Serkan Akal, hakemlikten kendi isteğiyle istifa etmişti. Disiplin kovuşturması sonucunda bir ceza alıp hakemlik lisansı iptal edilmiş değil.

Akal, istifa ettikten sonra, AİHM kararını gerekçe göstererek klasmana geri alınmasını talep edebilir mi?

Dosya karmaşık. Birçok hukuki sorun barındırıyor.

Belki ilerideki günlerde bu süreçle ilgili paneller düzenlenir, makaleler yazılır.

Tahkim Kurulu, Gökhan Töre ile ilgili İtirazı Reddetti

TFF Tahkim Kurulu, Beşiktaş A.Ş.’nin Gökhan Töre ile ilgili itirazını “yargılamanın yenilenmesi” şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle reddettti.
PFDK eski üyesi Yusuf Reha Alp, bu kararı eleştirmiş: http://www.sabah.com.tr/spor/futbol/2014/11/10/besiktasta-radikal-rotasyon#
Alp’in iddiası ilginç. Sanki yeniden yargılama mümkün olabilir gibi beyanda bulunmuş.
Kanımca şike sürecine ilişkin yeniden yargılama söz konusu olamaz. Gerekçelerini yazmıştım. Çok küçük bir ihtimal olmakla birlikte, kararı veren PFDK üyeleri ile yargılanan kulüpler arasındaki ilişkiye dayanılabilir.
Şike süreci bir yana, TFF Tahkim Kurulu’nun yeniden yargılama koşullarına ilişkin tartışmalı kararı aşağıdaki gibidir:
1- E.2014/239,K.2014/244
Beşiktaş A.Ş.’nin, futbolcusu Gökhan Töre ile ilgili 09.11.2014 tarihli dilekçesi okundu. Başvurunun, Kurulumuzun 01.11.2014 tarihli ve E.2014/239, K.2014/244 K. sayılı kararına karşı yargılamanın iadesi ve uygulamanın durdurulması talebi mahiyetinde olduğu, gerekli harcın yatırıldığı görüldü. Başvurucunun, dayandığı müsabakaya ilişkin belge ve kayıtlar ile tüm dosya üzerinde yapılan müzakere neticesinde;


Yargılamanın yenilenmesi (disiplin yargılamasının iadesi), Futbol Disiplin Talimatı’nın 91. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir:


“Disiplin Kurullarının, kesinleşen bir kararında dayanılan delillerin gerçeğe aykırı oldukları veya kararı etkileyecek yeni bir delilin meydana çıktığı veya kararın yerine getirilmesi tamamlanmadan önce mevzuatta ilgililer lehine bir değişiklik yapıldığı takdirde; ilgili kişi veya kulüpler ile soruşturma merciileri, kararı veren Disiplin Kurulu’ndan yargılamanın iadesini talep edebilirler. Bu talep üzerine ilgili Disiplin Kurulu, inceleme sonucuna göre, önceki kararın değiştirilmesine yer olmadığına karar verebileceği gibi yeni bir karar da verebilir.”
Görüldüğü üzere FDT’de, yargılamanın yenilenebilmesi için 3 tahdidi neden sayılmış; sadece bu hallerin varlığı halinde yargılamanın yenilenebileceği belirtilmiştir. Olağanüstü bir yargı olan yargılamanın yenilenmesinde, kurulan hükmün sakatlığı ancak, hükme esas delillerle aynı kuvvette bir delil eşliğinde ileri sürüldüğünde dikkate alınabilir.


Yargılama konusu “hakaret” eylemi, müsabaka görevlilerinin raporlarında yer almış olup bu aşamadan sonra yapılacak tartışmada öncelikle, FDT’nin 76.maddesi dikkate alınarak sunulan tüm delillerin kuvveti belirlenmelidir. FDT’nin 76/I. maddesine göre “Müsabaka görevlilerinin raporlarında bulunan hususlar aksi ispat edilmediği sürece doğru kabul edilir”. Söz konusu hükümden açıkça anlaşıldığı üzere, müsabaka görevlilerinin raporlarında bulunan belirlemeler karine olarak doğru kabul edilmekte, ancak bu karinenin aksinin ispat edilmesine imkân verilerek ispat yükü ise faile yüklenmektedir. Buna göre, futbol disiplin hukukunda, müsabaka görevlilerinin raporlarının, aksi ispat edilmediği sürece,atılı eylemin ispatı ve fail hakkında ceza tayini için tek başına yeterli delil olarak kabul edildiği söylenmelidir. Futbol yargısında, işlediği disiplin ihlali müsabaka görevlerinin raporunda yazılı olan taraf, raporun aksini FDT’nin “Deliller” başlıklı 75. maddesi ve “Disiplin Yargılaması” başlıklı 85.maddesinin 3’ncü fıkrası uyarınca ancak futbol yargısında kabul edilen deliller (müsabaka görevlilerinin raporları, tarafların ve tanıkların beyanları, maddi deliller, uzman görüşleri ve ses ya da video kayıtları), diğer bir deyişle en az müsabaka görevlilerinin raporları kadar kuvvetli deliller vasıtasıyla ispat etme imkânına sahiptir. Ancak bu noktada, adli yargıda olduğu gibi futbol yargısında da, delillerin kuvveti yönünden bir değerlendirme, kuvvet derecelendirmesi yapılması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bilindiği üzere, usul hukukunda yazılı delil karşısında tanık deliline itibar edilmez. Buna karşılık, bir hareketten/eylemden ibaret (şiddetli hareket, sportmenliğe aykırı hareket, tükürme, saldırı gibi) maddi bir fiilin ispatında görsel kayıtlar, yazılı ya da sözlü bir delil karşısında daha kuvvetli ve yeterli bir delil olarak kabul edilir. Bu çerçevede futbol ispat hukukunda da; tamamen maddi bir fiilden ibaret bir disiplin ihlali karşısında, görsel kayıtlarla müsabaka görevlilerinin raporlarının aksinin ispatının mümkün olduğu, buna karşılık sözlü bir ihlal karşısında müsabaka görevlilerinin raporlarının tanık delilinden daha kıymetli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Hal böyle olmakla birlikte, müsabaka görevlilerinin raporlarında geçen sözlü bir disiplin ihlalinin aksinin, teknik ve hukuki olarak sıhhatinden şüphe edilemeyecek bir ses kaydı ile ispatına imkân tanınmalıdır.


Kulüp, gerek esas yargılamada gerekse yargılamanın yenilenmesi talebinde yeni bir delil sunmadığı gibi, gerekçe gösterdiği olaya dair futbol yargı kurullarındaki bir yargılama veya bu yargı kurullarının bir hükmünden de bahsetmemektedir.Başvuruda müsabaka hakeminin takdir alanı ve yetkisi ile disiplin yargısının başlayacağı zaman ve yer dikkate alınmamış olup müsabaka görevlilerinin raporunda yer almayan, takdir alanı içinde kalan ve bu suretle disiplin mercilerinin yargı yetkisine dâhil olmayan bir olayın, yargılamanın yenilenmesine esas alınması mümkün değildir. Böylece, Kurulumuza yapılan başvuruda, FDT’nin 91.maddesinde belirtilen;


a. Dayanılan delillerin gerçeğe aykırı oldukları,
b. Kararı etkileyecek yeni bir delilin meydana çıktığı,
c. Kararın yerine getirilmesi tamamlanmadan önce mevzuatta ilgililer lehine bir değişiklik yapıldığı,


hallerinden herhangi birinin gerçekleştiğini ispata yeter kuvvette delil sunulmadığı; dilekçede dayanılan beyan ve delillerin, yargılamanın yenilenmesine dayanak olamayacağı anlaşıldığından, Beşiktaş A.Ş.’nin, Gökhan Töre ile ilgili başvurusunun reddine; esas hakkında karar verildiğinden uygulamanın durdurulması talebinin reddine, oybirliği ile (K.2014/244 EK K.);
Karar verilmiştir.
Tahkim Kurulu”

CAS’ın Fenerbahçe Kararı’nda Fenerbahçe ve Şike Hükümlüleri Lehine Bölümler Var

Geçen gün CAS’ın Fenerbahçe Kararı hakkında ilk tespitlerimi paylaşmıştım.

Bu paylaşıma bazı Fenerbahçeliler’den tepki geldi. Bu kişilerin iddialarına göre, kararı istediğim gibi kesip yapıştırmışım; Fenerbahçe lehine olan bölümleri yazmamışım.

O yazımda CAS kararı hakkında başka yazılar da kaleme alacağımı belirtmiştim. 138 sayfalık bir kararın bütün noktalarını tek bir yazıda ortaya sermek mümkün değil.

Beni her şeyi yazmamakla suçlayanlara sormak isterim: Neden siz yazmıyorsunuz? Sadece kararın ilgili bölümünü tercüme edip yayınlayacaktınız. Aranızda hukukçular var. Kararın ilgili paragraflarını bölüşerek, bir gün içinde yazıyı/yazıları bitirebilirdiniz.

Fenerbahçe taraftarlarına ve diğer sporseverlere CAS kararının diğer detaylarını açıklamaya çalışacağım. Eksiklerim olacaktır. 138 sayfanın bir veya birkaç sayfada değerlendirilmesi imkansız. Eklemelerinizi ve yorumlarınızı paylaşmanızı rica ediyorum.

Bu yazımda CAS kararındaki Fenerbahçe ve şike sanıkları lehine olabilecek hususları açıklayacağım. Yazının sonunda ise, bu isimler için avantaj olarak nitelendirilebilecek bir unsurun onlar için büyük bir tehdit olacağını göstereceğim.

Hemen özet vereyim:

1) Karşı oy gerekçesinin karara yazılmasından imtina edilmesi adil yargılanma hakkının ihlali olarak nitelendirilebilir.

2) UEFA’nın ulusal liglerde meydana gelen şike olaylarını cezalandırıp cezalandırmayacağı tartışıldı.

3) Sivasspor-Fenerbahçe maçı ile ilgili olarak Ağır Ceza Mahkemesi bazı yöneticileri şikeden suçlu bulmuştu. CAS, bu maçla ilgili olarak, ağır ceza mahkemesinin çıkarımlarından ayrıldı ve ceza yargısında mahkum olan bazı isimlerin şike faaliyetlerine karışmadığına kanaat getirdi. Bu kararın ceza yargısında ve TFF disiplin kurulları bünyesinde yeniden yargılama sebebi olup olamayacağı kamuoyunda tartışılacaktır.

Detayları yazmak gerekirse,

Okumaya devam et CAS’ın Fenerbahçe Kararı’nda Fenerbahçe ve Şike Hükümlüleri Lehine Bölümler Var

Yeniden Yargılama Kararı, İsviçre Federal Mahkemesi’ni Etkilemez

Aziz Yıldırım, İlhan Ekşioğlu başta olmak üzere birkaç isim hakkında verilen yeniden yargılama kararının ardından, Fenerbahçe‘nin bu kararı İsviçre Federal Mahkemesi‘nin önüne getireceği iddia ediliyor.

Fenerbahçe, her türlü yolu deneyecektir. Haklıdır. Ancak bundan sonuç alınamaz.

İsviçre Federal Mahkemesi‘nin CAS kararlarını nasıl incelediğini daha önce anlatmıştım: http://goo.gl/cIoL6k.

FenerbahçeCAS kararına karşı itirazında kamu düzeninin ihlal edildiğini iddia edebilir. Yeniden yargılama kararı ise bu iddiayı desteklemeyecektir.

Okumaya devam et Yeniden Yargılama Kararı, İsviçre Federal Mahkemesi’ni Etkilemez

3 Temmuz Sürecinde Yeniden Yargılama Olacak mı?

Dün 3 Temmuz sürecinde yeni bir sayfa açıldı. Aziz Yıldırım, Olgun Peker, İlhan Yüksel Ekşioğlu, Abdullah Başak, Ahmet Çelebi, Selim Kımıl hakkında yargılamanın yenilenmesi yönünde karar verdi.
Mahkemenin gerekçesi aşağıdaki gibidir:

Özcan Yeniçeri’den Aziz Yıldırım’a Destek

MHP milletvekili Özcan Yeniçeri, TBMM’de yaptığı basın toplantısında Aziz Yıldırım‘a destek verdi. Yeniçeri, başbakanın gereğini yapması gerektiğini söyledi.
 

Okumaya devam et Özcan Yeniçeri’den Aziz Yıldırım’a Destek