Etiket: futbolcu sözleşmesi

Yargıtay Kararı – Futbol, Maç Başı Alacakların Fesih Tazminatına Esas Alınıp Alınmadığı

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2016/26224 E., 2018/11114 K.

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, davalı spor kulübü ile aralarında yaptıkları Profesyonel Futbolcu Transfer Sözleşmesi ve bu sözleşmeye ek yapılan sözleşme kapsamında; davalı kulüpten transfer ücreti ve maç başı ücreti olmak üzere toplam 116.174,50 TL alacağının bulunduğunu, ücretinin ödenmemesi nedeniyle talimat hükümleri doğrultusunda aralarındaki sözleşmeyi noter ihtarnamesi ile tek taraflı olarak feshettiğini, sözleşme devam etmiş olsaydı davalı kulübün maç başı hakedişleri hariç net 219.790,00 TL ücret ödeme yükümlülüğünün doğacağını ileri sürerek; fazlaya dair haklar saklı tutulmak suretiyle ödenmeyen 116.174,50 TL ücret alacağı ile fesih nedeniyle uğranılan 1.000,00 TL zararın tahsilini istemiş; ıslah ile fesih tazminatına ilişkin talebini 106.032,00 TL ye artırmıştır.

Davalı kulüp vekili, ek sözleşmenin federasyona sunulmadığını, bu nedenle bir geçerliliğinin bulunmadığını, davanın dayanaksız olduğunu savunarak, değişik tarihli ödeme dekontları ve tediye makbuzları ibraz etmiştir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 96.174,50 TL sözleşmesel alacak, 106.032,00 TL fesih tazminatı olmak üzere toplam 202.206,50 TL’nin tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

1-Dava, profesyonel futbolcu transfer sözleşmesi ve bu sözleşmeye ek yapılan sözleşme gereğince ödenmesi gereken ücret alacaklarının tahsili, sözleşmenin tek taraflı ve haklı feshinden kaynaklı mahrum kalınan zararın tahsili isteğine ilişkindir. Mahkemece, dosyaya kazandırılan bilirkişi ek raporunun toplam hakediş miktarının 161.174,50 TL olduğuna ilişkin görüşü benimsenerek, nakit olarak ödenen 45.000,00 TL ve senet olarak davacıya verilen toplam 20.000,00 TL tutarlı iki ayrı senet gözetilmek ve toplam hakediş miktarından bu miktarlar mahsup edilmek suretiyle hesaplanan 96.174,50 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline; sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan zarar yönünden 1.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren, ıslah ile artırılan 105.032,00 TL yönünden ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir. Davalı tarafından sunulan ödeme belgeleri arasında yer alan ve mahsup işlemine konu edilen 25.03.2014 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli ve 25.04.2014 vade tarihli 10.000,00 TL senetlerin, dosyaya ibraz edilen 01.12.2013 tarihli tediye makbuzu içeriğine göre dava konusu sözleşme alacaklarına istinaden davacıya teslim edildiği sabittir. Davalı bu senet bedelinin ödendiğini savunmuş ise de, bu senet bedelinin davacıya ödendiğine dair davalı tarafından dosyaya herhangi bir ödeme belgesi sunulmamıştır. Mahkemece, davacı alacağından mahsup edilen bu senet bedellerine ilişkin olarak davalı tarafından yapılmış bir ödeme bulunup bulunmadığı üzerinde durularak, davalıya bu hususa ilişkin delillerini ve davacının bu hususta karşı delillerini ibraz etmesi sağlanıp, bu senet nedeniyle mahsubu gereken bir ödeme olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

2-Davalı kulübün temyizi bakımından; davacı, davalı ile yapılan sözleşme kapsamında doğan alacaklarının tahsili amacıyla Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatının 28. maddesine uygun olarak 11.06.2014 tarihli ihtarname ile davalıdan alacağının 30 gün içinde ödenmesini istemiş, tebliğ işleminin 16.06.2014 tarihinde yapılmasını müteakip, 30 gün beklenilmiş, bir ödeme yapılmayınca da talimatın 28.maddesinde belirtilen 7 günlük süre içerisinde 17.07.2014 tarihinde noter ihtarı ile sözleşmeyi haklı nedenle feshetmiştir.

Taraflar arasındaki hukuki ilişki genel hizmet sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, buna ilişkin TBK 408 maddesinde; “İşveren, işgörme ediminin yerine getirilmesini kusuruyla engellerse veya edimi kabulde temerrüde düşerse, işçiye ücretini ödemekle yükümlü olup, işçiden bu edimini daha sonra yerine getirmesini isteyemez. Ancak, işçinin bu engelleme sebebiyle yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar ücretinden indirilir“. Aynı yasanın 437. maddesinde “Haklı fesih sebepleri, taraflardan birinin sözleşmeye uymamasından doğmuşsa o taraf, sebep olduğu zararı, hizmet ilişkisine dayanan bütün haklar göz önünde tutularak, tamamen gidermekle yükümlüdür. Diğer durumlarda hâkim, bütün durum ve koşulları göz önünde tutarak haklı sebeple feshin maddi sonuçlarını serbestçe değerlendirir.” şeklinde yasal düzenlemelere yer verilmiş olup, bu yasal düzenlemeler kapsamında kural olarak, hizmet akdinin tarafı olan işçi sözleşmenin haklı feshi halinde dönem sonuna kadar olan ücretini isteyebilir.

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, maç başı alacakların fesih tazminatına esas alınıp alınmadığı hususunda belirsizlik bulunmaktadır. Bilindiği üzere; maç başı ücretleri, futbolcunun lig maçlarında oynaması veya kadroda yer alması halinde ödenen bir ücret olup, bu maçlarda futbolcunun oynayıp oynamayacağı hususunda takdir yetkisi tamamen kulübe aittir. Oynanacak musabakalarda hangi futbolcunun kadroya dahil edileceği ve kimlerin ilk 11’de yer alacağı kulüp adına teknik direktörün sorumluluğu altında ve tamamen teknik nedenlere dayalı olarak, futbolcunun yeteneği, beceri ve genel performansına dayalı form durumu, takımdaki diğer futbolcuların performansı ile rakip takımın durumu gibi değişken hususlara bağlı olmakla fesih tarihinden sonra oynanacak maçlarda görevlendirilmesinin kesin olmadığı, dolayısıyla, futbolcunun maçlarda oynama şartına bağlı bu alacak yönünden talepte bulunamayacağı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, maç başı ücretine ilişkin yukarıda belirtilen belirsizlik, bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle giderilmesi, maç başı fesih tazminat talebi dışında kalan talepleri yönünden yukarıda açıklanan ilkeler ve yasal düzenlemeler gözetilerek sözleşmenin feshi nedeniyle davacının bir zararının bulunup bulunmadığı değerlendirilmek suretiyle, diğer taraf aleyhine haksız ve sebebsiz zenginleşmesine sebeb olmayacak şekilde hakkaniyete uygun bir tazminat belirlenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

3-Bozma nedenine göre, tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şu aşamada gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına,(2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına hükmün BOZULMASINA, (3) numaralı bent gereğince tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 3.455,00 TL harcın istek halinde davalıya 29,20 TL harcın davacıya iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Kararı – Futbolcu Sözleşmesi, Yerel Uyuşmazlık, Uluslararası Tahkim, FIFA Uyuşmazlık Çözüm Kurulu, Genel Mahkemelerin Görevi

13. Hukuk Dairesi         2016/18154 E.  ,  2016/22116 K.

“İçtihat Metni”


MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, davalı kulüp ile aralarında 27.01.2014 başlangıç, 31.05.2014 bitiş tarihli “Profosyonel Futbolcu Tip Sözleşmesi” ve bu sözleşmenin eki niteliğinde “Sözleşme” bulunduğunu, davalı kulüpte görev yaptığı dönem boyunca sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, ancak davalı kulübün “ücret ödeme” yükümlülüğünü sözleşmede belirtildiği şekilde yerine getirimediğini ileri sürerek; asıl dava dosyasında 728.775,4 EURO paranın tahsiline, birleştirilen dava dosyasında ise 29.05.2014 tarih 2014/77 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile verilen 60.000 TL para cezasının haksız olduğunu beyanla iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, uyuşmazlığın, taraflar arasındaki sözleşmenin 7. maddesinin A bendi uyarınca FİFA Tahkim Mahkemesi nezdinde ileri sürübeleceğini beyanla davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin sair hükümler başlıklı 7. maddesinin “İşbu sözleşme’den doğan uyuşmazlıklar nedeniyle, taraflardan herhangi birince FİFA Zurih, işviçre’deki Uluslararası Futbol Federasyonu Birliği’ne ve bu sözleşmeden doğan taraflar arasında çıkan herhangi uyuşmazlığı çözmek için yetkili kuruluş olan temyiz kurulu olarak CAS ( spor anlaşmazlık Çözüm Kurulu Mahkemesi) ne başvurulabilir.” hükmünün tahkim şartına ilişkin olduğu gerekçesi ile asıl ve birleştirilen davaların usulden reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın futbolcu olan davacının ücret alacağından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Öyle olunca, uyuşmazlığın bu niteliği itibariyle görev hususunda yasal düzenlemelerin irdelenmesi gerekmektedir. 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun’un Tahkim Kurulu ve görevlerini düzenleyen 13 ve 14. maddesi, 4.12.2007 tarihi ve 26720 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 29.11.2007 tarih ve 5719 sayılı kanunun 10. ve 11. maddeleri ile değiştirilmiş, yine bu kanunun 9. maddesi ile de Kanunun 12. maddesinden sonra gelmek üzere 12/A maddesi eklenmiştir. 3813 sayılı kanuna 5719 sayılı kanunla eklenen “Uyuşmazlık Çözüm Kurulu” başlıklı 12/A maddelerinde önce bu kurulun oluşumu usulü ve çalışma usulleri açıklandıktan sonra, “Uyuşmazlık Çözüm Kurulu” Kulüpler ile kulüpler, Kulüpler ile futbolcular, teknik direktörler, antrenörler, oyuncu temsilcileri, masörler ve müsabaka organizatörleri, oyuncu temsilcileri ile futbolcular, teknik direktörler, antrenörler, arasında her türlü sözleşmeden doğan veya futbolla ilgili olan uyuşmazlıkları, tarafların başvurusu üzerine münhasıran yetkili olarak inceler ve karara bağlar.” hükmüne yer verilmiştir. 5719 sayılı kanunla değişik 3813 Sayılı Kanun, 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır. 5894 Sayılı kanunla uyuşmazlıkların çözüm yeri olarak İlk derece hukuk Kurulları (ki bunlar arasında uyuşmazlık Çözüm kurul da yer almaktadır) ile bunların üstünde olmak üzere Tahkim Kurulu gösterilmişse de, bu kurulların görevine girecek uyuşmazlıkların nelerden ibaret olduğu konusunda açık bir düzenleme getirilmeyerek, bu düzenleme TFF ana Statüsüne bırakılmıştır. Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun görev ve yetkileri Futbol Federasyonunun ana statüsünde belirlenmiştir.
TFF Ana statüsünde TFF Genel Kurulu’nca yapılan değişiklik 21.7.2011 tarih ve 280001 sayılı Resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ana Statünün 21.7.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren değişik 56. maddesinde, 1. Kulüpler, futbolcular teknik direktörler, antrenörler, futbolcu temsilcileri, sağlık personelleri ve müsabaka organizatörleri aralarındaki futbolla ilgili her türlü sözleşmeden doğan ihtilafların çözümü için uyuşmazlık çözüm kurulunun yetkisini kabul edip etmemekte serbesttirler. Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun yetkili olabilmesi için tarafların ihtilafın ortaya çıkmasından sonra Kurulun yetkisini yazılı olarak kabul etmeleri şarttır. Bununla birlikte sportif cezalarla, yetiştirme tazminatına ilişkin ihtilaflar münhasıran uyuşmazlık Çözüm Kurulu önünde çözülür. Bu kararlara karşı ancak Tahkim Kurulu’na itiraz edilebilir, şeklinde düzenleme getirilmiştir. Bu düzenleme ile, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun mecburi tahkim ve ihtiyari tahkim şeklinde iki ayrı görevi bulunduğu, sadece sportif cezalarla yetiştirme tazminatlarına ilişkin uyuşmazlıkların mecburi hakem olarak uyuşmazlık Çözüm kurulu’nda görülebileceği, diğer uyuşmazlıkların ise genel hükümlere ve 1. madde uyarınca tarafların anlaşmalarına bağlı olduğu ve uyuşmazlığın doğmasından sonra yazılı olarak kabul etmeleri halinde uyuşmazlık çözüm kurulunun ihtiyari tahkim sıfatıyla bakıp sonuçlandırabileceği ve bu kararlara karşı Genel Hükümler uyarınca yargı yoluna başvurulabileceği anlaşılmaktadır. Yine Geçici 1. madde uyarınca da, uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nca henüz karara bağlanmamış ihtilaflarda taraflara uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun ihtiyari yetkisini kabul edip etmediklerini 10 günlük kesin süre içerisinde bildirmeleri, tarafların Kurulun yetkisini yazılı olarak kabul etmeleri halinde, dosyanın yeni teşekkül ettirilecek hakem heyeti tarafından karara bağlanacağı, söz konusu süre içerisinde taraflarca kurulun yetkisinin yazılı olarak kabul edilmemesi halinde taraflara hakları da hatırlatılmak suretiyle dosyalarının ve harçlarının iade edileceği kararlaştırılmıştır. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan Mahkemece her aşamada re’sen nazara alınması gerekmektedir. Dava açılmadan önce ana statüde değişiklik gerçekleşmiştir. Henüz ihtilaf doğmadan önce statü değişikliği yürürlüğe girdiğine göre, artık statü uyarınca tarafların yazılı olarak uyuşmazlık çözüm kurulunun görevini benimsemesi gerekir. Bu hususta davalı yanın herhangi bir beyanı bulunmamaktadır.
Diğer yandan; 21.6.2001 tarihinde, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK) kabul edilmiş ve 5.7.2001 tarihinde de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Tahkim usulüne uygulanacak kuralları düzenleyen söz konusu kanunun, “amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesi gereğince, yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği veya anılan kanun hükümlerinin taraflar ya da hakem veya hakem kurulunca seçildiği uyuşmazlıklarda, MTK’nun uygulanması zorunlu olup, kanunun 5. ve 6. maddelerinde belirtilen hallerde tahkim yerinin Türkiye dışında belirlendiği durumlarda da MTK’nun uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin Türkçe tercümesinin 7. maddesinin “İşbu sözleşme’den doğan uyuşmazlıklar nedeniyle, taraflardan herhangi birince FİFA Zurih, işviçre’deki Uluslararası Futbol Federasyonu Birliği’ne ve bu sözleşmeden doğan taraflar arasında çıkan herhangi uyuşmazlığı çözmek için yetkili kuruluş olan temyiz kurulu olarak CAS (spor anlaşmazlık Çözüm Kurulu Mahkemesi) ne başvurulabilir.” düzenlemesi ile FİFA kapsamında tahkim şartı içerdiği görülmektedir. Davacı futbolcu, mahkeme kararını müteakip 11.08.2015 tarihinde FİFA Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’na müracaat etmiş, 27 Kasım 2015 tarihli kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın uluslararasılık boyutu bulunmadığı gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında; uyuşmazlığın çözümünde Genel Mahkemeler görevli olup, HMK.nun 2/1. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Mahkemece, bu doğrultuda deliller toplanıp hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin alınan 29,20 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.