Etiket: cinsel taciz

“Sporda Cinsiyete Dayalı Şiddet” Hakkında Çalışma Raporu Yayınlandı

Avrupa Komisyonu, “Sporda Cinsiyete Dayalı Şiddet” Hakkında Çalışma Raporu’nu yayınladı.

Raporda cinsiyete dayalı şiddet tanımlandıktan sonra birçok uluslararası kurumun konu ile ilgili düzenlemeleri, Avrupa Birliği üyesi devletlerin mevzuatı, şiddetin önlenmesi ve şiddet mağdurlarına yaklaşım politikaları hakkında kapsamlı açıklamalara yer verilmiş.

Ülkemizde pek tartışılmayan bu konu ile ilgili kapsamlı bilgi edinmek için raporu okumanızı tavsiye ederim.

Rapor için bkz. https://ec.europa.eu/sport/sites/sport/files/gender-based-violence-sport-study-2016_en.pdf

Sporda Cinsel Taciz! Kim Savaşacak?

Sporda cinsel taciz ve tecavüz iddiaları kolay kolay ileri sürülmez. Bu iddialar kapalı kapılar ardında unutturulmaya çalışılır.
Geçen gün bu konu ile ilgili bir haber okudum. Antalya’da milli takım antrenörü, Atletizm İl Temsilci Yardımcısı ve ilköğretim okulu beden eğitimi öğretmeni eski milli atlet N.Y., 17 yaşındaki kız öğrencisine 3 yıldır tecavüz ettiği gerekçesiyle gözaltına alınmış.
Atletizm Federasyonu, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Genel Müdürlüğü bu davanın takipçisi olacaklar mı bilemeyiz.
Türkiye’de cinsel taciz, tecavüz gereği gibi tartışılmıyor. Siyasetçiler yanından geçmiyorlar. Hukukçular, psikiyatr ve psikologlar medyada yer bulamıyorlar. Bu konuda ahkam kesenler ise kişisel deneyimlerinden yola çıkan veya sansasyon yaratmak isteyen kişiler oluyorlar. Reyting peşindeki medya ise ne yazık ki bu konunun bilimsel ve hukuki boyutunu es geçmeye devam ediyor.
Cinsel taciz ve tecavüz sık sık kamuoyunda yer alsa bile spor camiasındaki taciz ve tecavüzler saklı kalıyor. Bu durum sadece Türkiye’ye özgü değil. Spor camiası kapalıdır. Sporcular üzerinde büyük baskı vardır. Sporcular kolay kolay konuşamazlar. Tacize uğrayan sporcu belki birkaç arkadaşına anlatır. Arkadaşlar da, aynı deneyimi yaşamamış veya duymamışlarsa, iddiaları kabul etmek istemezler. Sporcu iyice yalnızlığa sürüklenir.
Spor camiasında antrenör veya idarecinin üzerine gitmek yerine sporcuyu yalnızlaştırma ve hatta suçlama eğilimi baskındır. Sporcu adeta kara koyun bellenir ve sporu bırakması için yoğun çaba harcanır.
Sporcunun ailesi bile taciz iddiasına inanmak istemeyebiliyor.
Dünyada genç sporculara yönelik cinsel taciz ciddi biçimde tartışılıyor. Bu konuya özel mevzuat hazırlanıyor. Davranış kuralları, etik sözleşmeler hazırlanıyor. Antrenörler, sporcular ve sporcu velileri eğitiliyor.
Türkiye’nin üyesi olduğu Avrupa Konseyi de bu konuda çeşitli kararlar aldı.
Peki Türk spor camiası cinsel tacizle savaşıyor mu? Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın bir çalışması var mı?
Bildiğimiz kadarıyla yok.
Avrupa Konseyi’nin kararlarını dikkate alarak gerekli önlemleri alması beklenen Gençlik ve Spor Bakanlığımız, Spor Genel Müdürlüğümüz’ün görünürde herhangi bir icraatı bulunmuyor.
Federasyonlara yönelik örnek kurallar yayınlanmadı. Eğitimler düzenlenmedi.
Sporda cinsel taciz konusu bize yabancı değil. Ünlü bir sporcumuz ile başka bir kadınla evli antrenörü arasındaki ilişki medyaya yansıdı. Antrenör boşanıp sporcusu ile evlendi. Kamuoyunda “Evlenmişler. Kime ne!” diyenleri gördük.  “Zina varsa, bu durum üç kişiyi ilgilendirir. Özel yaşamları” diyenleri de okuduk.
Antrenör ile sporcu evlenebilir. Onlarca örneği var. Kimsenin buna sözü olamaz. Ancak bir antrenör, 18 yaşından küçük bir sporcuya farklı bir yakınlık gösteriyorsa, burada romantizm yoktur. Antrenör, sporcu üzerindeki gücünü kötüye kullanmaktadır. Taciz söz konusudur.
Sporcunun rızası olmadan temas ve tecavüzler ise çok acı sonuçlar veriyor.
Maalesef bunları engelleyemiyoruz. Peki neden?
  • Sporcu ve veliler cinsel tacizin ne anlama geldiğini bilmiyorlar. Tacizin ne zaman başladığından haberdar değiller. Bu tür davranışların ahlaksız olduğunun farkında değiller. Antrenör ve idareciler “samimiyet”, “yakınlık” deyip geçiştirdikleri çoğu davranış aslınca tacizdir. Sporcular, hareketten şüphelenseler bile genel kanının etkisiyle susmayı tercih ediyorlar.
  • Fiziksel temas ispatlanamıyor.
  • Cinsel tacizin bildirilmesi uzun zaman alabiliyor. Sporcu, antrenörünün etkisinden kurtulduktan sonra tacizi bildirecek cesareti bulabiliyor.
  • Kulüplerde, milli takımlarda çok etkili olan antrenörlere dokunulamıyor. Kulüp ve federasyon yöneticileri kendi iktidarlarını korumak, kötü olaylarla isimlerinin tehlikeye düşmesini engellemek için taciz iddialarını gözardı edebiliyorlar.
  • Aileler taciz iddiasının önünü kapamak isteyebiliyorlar. Çocuklarını ilgili kulüpten almayı, hatta çocuklarına sporu bıraktırmayı tercih edebiliyorlar. Toplum baskısı ailenin tacizci ve onun bağlı olduğu kulübü, federasyonu takip etmesini engelliyor.
  • Kurumlar içinde önemli menfaat çatışması olabiliyor. Taciz iddiasıyla suçlanan antrenörü, idareciyi onun meslektaşları ya da yakın oldukları yöneticilerin atadığı kurullar yargılıyor. Bu yargılamanın adil ve hukuka uygun olacağını iddia etmek çok zor.
İşte bütün bu olumsuz etkenler, sporda tacizle mücadeleyi engelliyor. Yöneticiler böyle bir savaş vermek istemeyince de, tacizcilerin önü açılıyor.

Yetkililer gözlerini kapattıklarında sorun yok olmuyor. Sorun şiddetini arttırarak devam ediyor. Birçok sporcu sporu bırakıyor. Hayatları boyunca yaşayacakları, yakınlarıyla ilişkilerini olumsuz etkileyecek büyük travmalar yaşayan çocuklarımız gün gittikçe artıyor.
Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Genel Müdürlüğü ve federasyonlar bu konuya ciddiyetle eğilmelidir.