Resmî Gazete’nin bugünkü sayısında Anayasa Mahkemesi’nin bir kararı yayımlandı: Ramazan Kavak Başvurusu, B. No: 2017/20729.

Kararı Anayasa Mahkemesi’nin sitesinde okumak için tıklayınız.

Anayasa Mahkemesi, bu kararında kamu görevlilerinin ifade özgürlüğü, bir siyasi parti lehine propaganda yapıp yapamayacakları hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Başvuru konusu olayda, öğretmen olan başvurucu, Facebook hesabında “Kenan evren cehennem yolculuğuna giderken zihniyetini dünyada unuttu 7 haziranda evren zihniyetini cehenneme postalamak için oylar HDP’ye!” şeklinde bir paylaşım yayınlamış.

Başvurucunun başka eylemleri de dikkate alınarak, başvurucu hakkında, nitelendirmesi yapılan cezalar arasında en ağır ceza olan bir siyasi partiyi destekleyici nitelikte paylaşımda bulunma fiilinin karşılığı olarak kademe ilerlemesinin durdurulması cezası tevhiden uygulanmış.

Başvurucu ifade özgürlüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunmuş.

Anayasa Mahkemesi, oyçokluğuyla, başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar verdi.

Azınlık üyesi ise tevhiden cezalandırmanın yasal dayanağı olmadığı ve müdahalenin kanunilik şartını taşımadığı gerekçesiyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine kanaat getirdi.

Çoğunluk görüşü Türk spor yapılanmasını, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü, spor federasyonlarında çalışan kamu personelini, devlet memurlarını ve diğer kamu görevlilerini yakından ilgilendiriyor.

Anayasa Mahkemesi kamu görevlilerinin ifade özgürlüğünün bulunduğunu ancak bu özgürlüğün sınırlı olduğunu belirtti.

AYM, konuyla ilgili aşağıdaki görüşlerini açıkladı:

– Kanun koyucu, idarenin görünen yüzü konumundaki kamu görevlisinden meslek hayatında siyasi düşüncesini maskeleyerek şeklî anlamda da olsa apolitik bir görünüm benimsemesini beklemektedir.

– Anayasa Mahkemesi devlet memurlarının görüşlerinin siyaseten yansız olarak açıklanması gerektiğini kabul etmiştir.

– Kamu görevlileri de siyasi ve sosyal meseleler başta olmak üzere toplumu ilgilendiren konularda serbestçe düşüncesini ifade etme özgürlüğüne sahiptir ancak kullanılan ifadelerin aleniyetten uzak ve özel ilişkiler alanında dile getirildiği durumlarda anayasal korumanın kamu görevlisi açısından daha uygulanabilir ve geçerli olacağı kuşkusuzdur.

– Kamu görevlisinin ifade açıklamasına aleniyet kazandırma niyeti olup olmadığı ve açıklamasının aleniyet kazanması ihtimaline karşı ne derece özen gösterdiği aydınlığa kavuşturulmalıdır.

– Kamu görevlilerinin özel hayatlarındaki davranışlarının memuriyetlerini etkilemesi hâlinde fiilleriyle orantılı bir disiplin yaptırımına maruz bırakılabileceklerinin kabulü gerekir. Ancak bunun için kamu görevlisinin fiilinin memuriyetini etkilediğinin idari ve yargısal makamlarca ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya konulması gerekir.

– Başvurucunun bir öğretmen olarak yürüttüğü hizmetin yöneldiği kesim olan çocuklar üzerinde gerek geleceklerinin şekillendirilmesi gerekse sağlıklı bir kişilik edinmeleri noktasında önemli bir rolünün olduğu da kuşkusuzdur. Ülkemizde öğretmenlik mesleği toplum nezdinde diğer kamu görevlerinden farklı bir konumdadır. Bu bağlamda öğretmen yalnızca okul içinde çalışan bir kamu görevlisi olmanın ötesinde toplumu iyiye ve doğruya ulaştırma yolunda eylem ve söylemleri ile emsal teşkil eden ideal bireyi sembolize etmektedir. Bundan dolayı öğretmenler tarafından toplumsal meselelere ilişkin olarak yapılan ifade açıklamalarının herhangi bir vatandaş veya kamu görevlisine kıyasla toplumda daha fazla karşılık bulduğu unutulmamalıdır (Elif Güneysu, B. No: 2017/31733, 7/10/2021, § 54; Cem Özaydın, B. No: 2017/26800, 13/1/2022, § 42). Bununla birlikte öğretmenin tabi olduğu ödev ve yükümlülüklerin okulla sınırlı olmadığı, öğretmenin bir otorite figürü olmasından hareketle meslek hayatında tabi olduğu ödev ve yükümlülükleri belirli bir dereceye kadar okul dışında da devam ettirmesinin gerekli olduğu değerlendirilmiştir (bkz. § § 20, 21; Cem Özaydın, § 43). Bu anlamda öğretmenlik mesleğinin etki alanı değerlendirildiğinde öğrencilere uygunsuz fikirlerin aşılanması tehlikesi başta olmak üzere beraberinde birtakım riskleri getirdiği söylenebilir.

– Ceza olarak uygulanan siyasi temelli ifade açıklaması gibi eylemler için uygulanacak disiplin cezalarına bakıldığında ise fiilin niteliğine göre kademe ilerlemesinin durdurulması veya devlet memurluğundan çıkarma cezalarının öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Buna göre başvurucuya seçimlerde belirli bir siyasi partinin lehine oy verilmesi çağrısında bulunma nedeniyle devlet memurluğundan çıkarmaya kıyasla daha alt kategoride yer alan ve kişinin gelir anlamında hayatını idame ettirmesine engel teşkil etmeyecek nitelikteki kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmesi nedeniyle müdahalenin orantılı olduğu kanaatine varılmıştır.

Anayasa Mahkemesi’nin kararını okurken Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile spor federasyonlarında görev alan bazı kişilerin paylaşımları aklıma geldi.

Antrenörler, öğretmenlere kıyasla, çocuk ve genç sporcular üzerinde daha fazla etki, otorite sahibiler. Antrenörlerin çocuk ve genç sporcular üzerindeki olumsuz etkisi daha yoğun ve yıkıcı oluyor.

Antrenöründen federasyon kurullarının üyelerine, daire başkanından genel müdürüne kadar neredeyse bütün kamu görevlileri AKP ve MHP lehine propaganda yapıyorlar.

Bazı spor federasyonlarının başkanları ve yöneticileri AKP ve MHP genel merkezlerini, il teşkilatlarını ziyaret ediyor; partinin genel başkanı, merkez ve il yöneticileri ile federasyon yöneticisi sıfatını kullanarak fotoğraf çektiriyorlar ve bu fotoğrafları spor federasyonlarının sosyal medya hesaplarında paylaşıyorlar. Bu kişiler AKP ve MHP milletvekillerinin, il yöneticilerinin sosyal medya içeriklerini paylaşıyorlar.

Bazıları işi iyice abartıp muhalefet partilerini düşman olarak tanımlıyor ve federasyonların internet sitelerinde, sosyal medya hesaplarında seçim propagandası yapıyor ve muhalefet partilerini kötülüyorlar.

Birçok daire başkanı X’te (Twitter) AKP ve MHP’nin propagandasını yapıyor.

Nedense bu kişilere idari cezalar verilmiyor.

Kamu personeline kademe ilerleme cezası verilmiyor.

Federasyon yöneticileri, kurul üyeleri hakkında Spor Disiplin Yönetmeliği uygulanmıyor.

Spor federasyonları ise propagandacı antrenörleri cezalandırmıyor.

Yolsuzluk aldı başını gidiyor.

Yorumunuzu Paylaşın

SON YAZILAR