Etiket: Uncategorized

Kadir Has Üniversitesi’nde Spor Hukuku & Yönetimi ve Spor İletişimi Sertifika Programları Başlıyor

Kadir Has Üniversitesi Spor Çalışmaları Merkezi, 2015-2016 akademik yılında Spor Hukuku & Yönetimi Sertifika Programı ve Spor İletişimi Sertifika Programı düzenleyecek.
 
Programlarla ilgili bilgi almak için aşağıdaki linklere tıklamanız yeterli.

TFF Kulüp Lisans Kurulu da Değiştirildi

TFF yönetim kurulu iki gündür kurulları belirleyemedi. Özellikle yedek üyelerin sayısında özensiz davrandı. Mevzuatta öngörülenden fazla sayıda kişi yedek üye olarak atandı.

PFDK ve Tahkim Kurulu’ndan sonra TFF Kulüp Lisans Kurulu’nda da yedek üyelerde değişiklik yapıldı.

TFF Kulüp Lisans Kurulu’na dört yedek üye atanabilirken, TFF yönetim kurulu bu kurula beş üye atamıştı.

Yedek üyelerden Emre Erdoğan görevden alındı ve yedek üye sayısı dörde indirildi.

Tahkim Kurulu da Eksildi

TFF Yönetim Kurulu dünden beri kurulları belirlemeye çalışıyor. Bir türlü beceremedi.

Tahkim Kurulu başkanı ve asıl üyeleri dün belirlenmişti. Yedek üye listesi ise önce yayınlanıp sonra kaldırılmıştı. Yayınlanan listede ise altı üyeden oluşması gereken yedek listeye yedi isim yazıldığını açıklamıştım.

Bugün yedek liste tekrar düzenlenmiş. Yedi kişilik liste altı kişiye indirilmiş. İlk listede yer alan Mustafa Serdar Akdoğan listeden çıkarılmış.

Bu listeler hazırlanırken ne tür pazarlıklar dönüyor bilemiyoruz ama listenin devamlı değiştirilmesi rahatsız ediyor.

TFF, Bir Gün Geçmeden PFDK Üyesini Görevden Aldı

TFF’de garip işler dönüyor.

Dün TFF yönetim kurulu PFDK üyelerini atamıştı. PFDK üyeleri TFF’nin resmî sitesinde ilan edilmişti. Birkaç saat sonra yedek üye listesi yayından kaldırmıştı.

Bugün gariplik devam ediyor. Dün PFDK yedek listesinde yer alan Fatih Erdöl, bugün PFDK asıl üye listesine kaydırıldı. Dün asıl üye olarak tanıtılan Ahmet Yavaşçı ise listeden çıkarıldı.

PFDK’nın asıl üyesinin, atanmasının üzerinden bir gün geçmeden görevden alınması düşündürücüdür. Bu görevden alma, Ahmet Yavaşçı‘nın yerine getirilen Fatih Erdöl‘ün üyeliğini şaibeli hale getirmiştir.

TFF’nin söz konusu görevden alma ve yeni üye ataması işlemlerinin gerekçelerini kamuoyuna açıklaması gerekir.

Fatih Erdöl‘ün PFDK üyeliğinin yanında ayrıca Eskrim Federasyonu yönetim kurulu üyesi olması da dikkat çekici.

Ruhsar Demirel’den Gençlik ve Spor Bakanı’na Sporcu Ölümleri Hakkında Soru Önergesi

MHP milletvekili Ruhsar DemirelGençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç‘a sporcu ölümleri ile ilgili soru önergesi verdi.

Önerge aşağıdaki gibidir:



TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLISİ BAŞKANLIĞI’NA

Aşağıda belirtilen sorularımın Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Akif Çağatay KILIÇ tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Ruhsar DEMİREL
Eskişehir Milletvekili

Eskişehirsporlu futbolcu Ediz BAHTIYAROGLU, geçtiğimiz yıl geçirdiği kalp kriz sonucu hayatını kaybetmiştir.

1- Türkiye’de 2008-2013 yılları arasında spor yaparken yada aktif sporcu olup yaşamını kaybedenlerin sayısı kaçtır? Sporcuların vefat nedenleri nelerdir?

2- 2008-2013 yılları arasında hayatını kaybeden sporcuların faaliyet gösterdikleri spor dalları ile sporcuların yaş ve cinsiyet dağılımı yıllar itibariyle nedir?

3- Sporcu sağlığının korunması, geliştirilmesi ve konu ile ilgili farkındalığın artırılması yönünde Bakanlık tarafından yapılan/yapılması planlanan çalışmalar var mıdır? Varsa nelerdir?”

Mehmet Terzi İstifa Etti

Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Mehmet Terzi, 9 yıldır yürütmekte olduğu görevinden istifa ettiğini açıkladı.

Federasyon Başkanı Terzi’nin veda konıuşması Atletizm Federasyonu’nun Internet sitesinde yayınlandı.

“Basınımızın değerli temsilcileri,

Türkiye Atletizm Federasyonu başkanlığı görevini  2004 yılının Aralık ayında yapılan seçim sonucunda üstlenmiştim. Federasyonumuzun özerklik statüsü elde etmesinden sonra 2006 yılında göreve tekrar seçildim. Daha sonra 2008 ve 2012 yıllarındaki seçimlerde, atletizm camiası beni yine başkanlığa layık gördü. Bu önemli görevi yaklaşık dokuz yıldır onurla, gururla yürütüyorum.

2004 yılında görevi devraldığımdan itibaren Türk atletizmine uzun vadede kazanımlar sağlayacak, Türk atletizmini istikrarlı bir yapıya kavuşturacak çok sayıda proje ve çalışmayı uygulamaya soktuk.
Bir yandan elit atletlerimize mümkün olan tüm destekleri sağlarken, diğer yandan maddi ya da sosyal zorluklar nedeniyle elit düzeye ulaşmakta zorlanan genç yeteneklere büyük önem verdik, onlara yönelik projeler geliştirdik.

Sonuçta, sporcularımız ülkemizin özlemini duyduğu önemli başarılara koştular. Şampiyonluklar yaşattılar. Madalyalar kazandılar.  Sporcularımız Uluslararası turnuva ve organizasyonlarda kazandıkları  madalyaların dışında tüm dünyanın takip ettiği, milyonların ekranlardan izlediği Avrupa, Dünya Şampiyonalarında ve 2008 Pekin ile 2012 Londra Olimpiyatlarında madalyalar kazandılar , milyonlarca insana bayrağımızı göndere çektirerek tanıttılar, istiklal marşımızı dinlettiler.

Türkiye’nin 90 yıllık Cumhuriyet tarihinde görevde bulunduğum 9 yıllık süreçte Atletizmde birçok ilkler yaşandı ! Atletlerimiz hayal bile edilemeyen önemli madalyalar kazandılar. Herkesi ekranları başında sevinçten ağlattılar, kucaklattılar…

Ayrıca madalya başarılarının yanı sıra, benim her şampiyonadan sonra mümkün olduğunca ifade etmeye çalıştığım gibi, iki konu daha gözden kaçırılmamalıdır. Birincisi, yarı final ve final yarışan atletlerimizin sayısındaki artış. Sadece şampiyonlara odaklandığınızda, sistemin ürettiği ve geleceğin müjdecisi başka değerlerin farkına varamayabilirsiniz. İkincisi, sprintlerden uzun mesafelere, atmalardan atlamalara, farklı branşlarda çok sayıda atletin benzer başarılara ulaştığı gerçeğidir. İstihdam ettiğimiz yabancı uzman antrenörlerin de katkısıyla, sadece belli bir disiplinde değil, tüm branşlarda sürekli gelişim sağlanmaktadır.

Alt yapıda, küçük yaş kategorilerinde de çok sayıda atletimiz uluslararası yarışmalarda başarılara imza atıyorlar.

Çok yakın bir örnek olarak, bu ay düzenlenen Dünya Yıldızlar, Avrupa Gençler ve Avrupa 23 Yaş Altı şampiyonaları ile Avrupa Gençlik Olimpik Oyunları’nda toplam 7 altın, 3 gümüş ve 2 bronz madalya kazandığımızı hatırlatmak isterim. Ancak bu başarılar medyada  yeterince yer almazken , bir sporcumuzun ödül törenine çıkmadığı ile ilgili haber gerçek dışı içerikle medya da daha çok yer alıyor,kamuoyu yanıltılıyor,atletizm federasyonu kötü yönetiliyor imajı veriliyor. Bugün (1.8.2013) bile gazetelerde yer alan “ Skandal 9 atlet de doping çıktığı haberleri “ yeni bir haber gibi yazılmakta kamuoyuna sunulmaktadır.Konular ile ilgili web sayfamızda açıklamalar yapılmasına rağmen dikkate alınmıyor , yine bazı medya mensupları yazmaya devam ediyor.

Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, Türk atletizminin gelecek en az 10 yılı teminat altındadır. Çünkü bugün ülkemiz Atletizmi üstyapıda Olimpiyatlarda dokuzuncu, Avrupa Şampiyonası’nda beşinci sırada, Avrupa Süper Ligi’nde yarışan bir ekibe sahiptir ve aynı başarıları gelecekte devam ettirecek sistemler yerleştirilmiştir.

Türk atletizmindeki gelişimi sizlerin de vurguladığını biliyorum , geçmişte önemli şampiyonalara götürülecek sporcu bulunamazken , uluslar arası arenaya gidebilecek toplamda 70-80 civarında atletimiz varken, bugün ise yıldızlar, gençler, 23 yaş altı ve büyükler kategorilerinde yaklaşık 600 atletin milli formayı giydiğinin altını çizmek isterim. 2012 Londra Olimpiyatlarına rekor bir sayı olan 33 atletimiz katılmıştı, 2016’da bu sayıyı 60 civarında hedefliyorduk.

Değerli Basın Mensupları,

Yönetim kadrosu olarak, atletizmde hedeflediğimiz bu büyümenin bazı sorunları da yanında getireceğinin farkındaydık. Endişelerimizden biri, iç rekabetin artması, yüksek ödüller ve hedefe kısa yoldan varmak isteyen kötü niyetli kişilerin sinsi çalışmaları ile benzeri faktörlerin, atletleri yasak performans arttırıcılara yöneltmesiydi.

2004 sonunda göreve geldiğimde, o tarihte Dünya Anti-Doping Ajansı’na akredite olan Hacettepe Üniversitesi Türkiye Doping Kontrol Merkezi ile işbirliği yaparak, yarışma içi ve yarışma dışı numune alımlarını hep yaptık. Eşzamanlı olarak, bugün de sürdürdüğümüz, milli takım kamplarında ve çeşitli seminerlerde sporcu ve antrenörlerimize anti-doping eğitimleri planladık. Yönetim Kurulumuzda bir karar alarak, yarıştan hemen sonra doping kontrolüne girmemiş bir atletin kırdığı Türkiye rekorunun kabul edilmeyeceğini ilan ettik. Ankara’daki Hacettepe  laboratuvarının faaliyette olduğu yıllarda sporcularından en çok numune aldıran federasyon, Türkiye Atletizm Federasyonudur.

Hacettepe Üniversitesi laboratuvarının akreditasyonunu kaybetmesinden sonra, yurtdışı laboratuvarlar ile çalışmanın gerek lojistik zorlukları gerekse maliyetlerinin çok yüksek olması nedeniyle, yurtiçinde numune alımlarımız azaldı, hatta bazı yıllar ülkemizde düzenlediğimiz uluslararası organizasyonlarda yaptığımız kontroller ile sınırlı kaldı.

Bu nedenledir ki, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi bünyesinde bir Anti-Doping Komisyonu oluşturulmasına başından itibaren destek verdik ve bu Komisyon’un deklarasyonunu  imzalayan ilk  Federasyon Başkanı ben oldum.

Dopingle mücadeleye bu derece önem vermemin yanı sıra, kendi faal atletizm yaşamımda yasaklı maddelere tevessül etmeden milli formayı taşımış ve 26 yıldır kırılamamış maraton Türkiye rekoruna sahip bir başkan olarak, tüm atletlerin önünde bir rol model olarak duruyor olmayı umardım.
Ne yazık ki, şahsımın ve teknik ekibimizin kontrolü dışında, çok sayıda bireysel anti-doping suçu işlenmiş olduğu bir gerçektir. Federasyonumuzun 950 civarında sporcusu Dopingle Mücadele Komisyonu ve Dünya Dopingle Mücadele Komisyonunun kontrolü ve takibi altındadır. 2002 yılından 2012 yılına kadar ki süreçte doping suçu işleyen sporcu sayısı 11 iken bu sayı 2013 yılında birden dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi bizde ve diğer spor dallarının sporcularında da  artış göstermiştir. Bu sorun sadece Türkiye’ nin değil dünyanın sorunu olmuştur.Ayrıca  dünyaca çok ünlü atletler,sporcular dopingli çıkmışlardır. Bunda Dünya Dopingle Mücadele Ajansının (WADA) yeni bir uygulama olan “Biyolojik Pasaport uygulaması,yeni analiz sistemlerinin geliştirilmesi, farklı kriterlerin oluşturulması “ etkili olmuştur. Takdir edersiniz ki 24 saat sporcularla birlikte olmamız mümkün değildir. Bir sporcumda doping çıktığını duyduğum anda içimde hissettiğim acıyı ve üzüntüyü tarif edemem. Federasyon olarak bilerek ya da bilmeyerek bu hatayı yaptığı kanıtlanan sporculara, kuralların gerektirdiği cezalar verilmiştir ve verilmeye devam edecektir. Bugün dünyada da bile uygulanmayan bir kararı Federasyonumuz 2007 yılından beri uygulamaktadır. Yasaklı madde kullandığı belirlenerek ceza alan sporcuların antrenörleri de ayrıca ceza kuruluna sevk edilmekte ve cezalandırılmaktadır. Bu uygulamamız, yakın gelecekte Dünya Anti-Doping Ajansı’nın kurallarına eklenecek bir maddedir
Aklınızdan bazı antrenörlere henüz ceza verilmediğini düşünenler olabilir..Sporcuların disiplin kurulunca cezaları kesinleşmeden antrenörlerin ceza kuruluna sevk edilmeleri de Yönetim Kurulunda görüşülmez.Yasal bir süreç vardır. Ayrıca herkesin savunma hakkı olduğunu da hatırlatmak isterim.

Sayın medya mensubu arkadaşlar,

Çok fazla sizlerin karşısına çıkmasam da zaman zaman yaptığım basın toplantılarında ki açıklamalarım , federasyonumuz tarafından yapılan yazılı basın açıklamaları, web sayfamıza konulan bilgilendirici haberler maalesef dikkate alınmadı ve bazı medya mensubu arkadaşlarımız yine kendi yazmak istedikleri olumsuzlukları yazdılar ve  görmek istedikleri başlıkları gazetelerinin manşetlerine taşıdılar , sosyal paylaşım sitelerinde beni ve arkadaşlarımı eleştirmek adına Türk atletizmine zarar verdiler. Dolayısıyla Türk sporuna zarar verir oldular.

Hatta yaşananlarla ilgili olarak siyasi iradenin yıpratılmaya çalışılmasını da görmekten çok üzüldüğümü ve haksız ve insafsız bulduğumu da ifade etmeliyim. Atletizmin ve sporun üzerinden, topyekûn bir karalama kampanyasının yürütülmesini yadırgıyorum.

Dün  (31.7.2013)  günü yaptığımız yönetim kurulu toplantısında Yönetim Kurulumun şahsıma gösterdiği teveccühe ve güvene teşekkür ediyorum. Ancak yapmış olduğum değerlendirmelerim sonrasında istifa etmemin daha doğru olacağına karar verdim ve aralıksız 9 yıl  süre ile görev yaptığım Federasyon Başkanlığı  görevimden ayrılıyorum.

Geriye dönüp baktığımda, Türk atletizminin dünyada geldiği noktadan gurur duyacağımı bilmenizi isterim. Umuyor ve diliyorum ki, benden sonra bayrağı taşıyacak olan başkan ve ekibi , Türk atletizmini daha ilerilere taşısın.

Görev yaptığım süre içerisinde şahsıma ve Federasyonuma desteklerini esirgemeyen Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, birlikte çalışma onuruna eriştiğim Bakanlarımıza ve Genel Müdürlerime teşekkürü borç bilirim.

Kulüplerimize, idareci, antrenör, hakem ve sporcularımıza özverilerinden, anlayışlarından ve desteklerinden dolayı teşekkür ederim.

2004 yılından bu yana Yönetim Kurulunda ve diğer kurullarımda görev yapanlara, Federasyon çalışanlarına, mesai arkadaşlarıma da özel teşekkürlerimi sunarım.

Bana göstermiş olduğunuz yakınlığı ve güveni hiçbir zaman unutmayacağım.

Görevimin gerektirdiklerini yaparken, farkına varmadan kırdığım ya da üzdüğüm kişiler varsa, kendilerinden özür dilerim. Hakkınızı helal edin.

Hoşça kalın.
Mehmet TERZİ”

"12 Numara" Fenerbahçe’yi Böldü

 

Fenerbahçe taraftarları arasındaki tartışma büyümeye devam ediyor.

http://www.12numara.com.tr adresinde aşağıdaki açıklama yayınlandı:

“DOĞRU TEKTİR!

Bizler de dahil olmak üzere Fenerbahçe taraftarlarının çok büyük bir kısmı bu zamana kadar hep sessiz kalarak, sıkıntılı dönemlerin geçmesini ve UEFA tarafından verilecek kararı bekledik. Sene içinde takım şampiyonluğa giderken konuşmak hainlikti, Alex gönderildiğinde tepki koymak hainlikti, hele de 3 Temmuz süreci ile ilgili konuşup eleştiri yapmak Fenerbahçe düşmanlığıydı. Artık UEFA’nın verdiği karar neticesinde, CAS’ın vereceği karar beklenirken hepimizin sabrı taşmış bulunmaktadır. Hükümetin, başbakanın, spor bakanının, cemaatin, diğer kulüplerin, diğer kulüp yöneticilerinin hatta ve hatta Fenerbahçeli birçok kişinin hedef gösterildiği şekilde, uyutma stratejisi artık miladını doldurmuştur.

21.01.2011 tarihinde 41. maddeden, Türk Patent Enstitüsü’ne (TPE) yapılan başvuru neticesinde ’12 Numara’ markası tarafımızca tescil ettirilmiştir. 41. madde internet sitesi ve internet haberciliği ile beraber, dergi, kitap, gazete yayımlama vb. emtiaları kapsamaktadır. 12 Numara ismini kullanarak, hukuk dışı yayınlar yapanlara karşı suç duyurusunda bulunulmuş ve savcılar tarafından ceza davası açılmasına karar verilmiştir. Bu konunun hukuki olarak sonuna kadar takipçisi olacağız. Ayrıca belirtelim ki, bu ismi kullanarak yayınlar yapanların, TPE nezdinde marka başvuruları ’RED’ cevabını almıştır.

Peki, Fenerbahçe taraftarlarını öncelikli olarak sosyal medyada organize etmeye çalışarak, kurumlara ve şahıslara düşman edenler kimdi? İsmimizi kullanarak yayınlar yapmayı sürdürenler aslında bu hareketin başını çekiyorlardı. En son Fenerbahçe taraftarlarını ‘Gezi Parkı’ olaylarına dahil ederek siyasetin içerisine de soktular. Hükümet ve cemaat başta olmak üzere, başbakan, eski Fenerbahçeli yöneticiler, eski TFF yetkilileri, UEFA asbaşkanı Şenes Erzik ve birçok kişiyi hedefe koydular. Ayrıca belirtelim ki; bu kişilerin Facebook hesapları kapatılmış (12numaraorg), Web Tv hesapları kapatılarak tarafımızca alınmış (12numara), Vimeo hesapları kapatılarak tarafımızca alınmış (12numara), Twitter hesaplarında isim değişikliğine gitmişlerdir.

’12 Numara’ ile ilgili olarak, “Fenerbahçe Spor Ürünleri San. Ve Tic. A.Ş.” nin TPE’ye gönderdiği yazı çarpıcı boyuttadır. Yazıda, 12numara.org sitesi için ‘müvekkilimiz’ olarak bahsedilmekle beraber, sitenin kulübe ait olduğu nitelendirilmektedir.

Daha önce yayınladığımız, ‘İftiralara Cevabımızdır!’ yazımızdaki sorulara cevap alamadığımız gibi şimdi tüm KAMUOYU ve FENERBAHÇE TARAFTARLARI adına soruyoruz.

  • 12numara.org web sitesi kime aittir, Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu ile bir ilgisi var mıdır? (Daha önce Fenerbahçe Kulübü’nün resmi internet sitesinde, bu site de dahil olmak üzere hiçbir taraftar sitesi ile kulübün ilgisi olmadığı söylenmişti.)
  • 12numara.org şayet kulübe verildiyse, bu siteyi yönlendiren kişiler kulübün maaşlı çalışanları mıdır?
  • Bu web sitesi, hukuki olarak kulübe devredildiyse; davası devam eden, tescilsiz ve hukuk dışı olan siteyi kulüp nasıl devralmıştır, devir sözleşmesi nasıl yapılmıştır?
  • Bahsedildiği üzere kulüp, bu web sitesi ile ilgili müvekkilimiz olarak bahsediyorsa, tarafsızlık ilkesi ve taraftar adına eleştiri nasıl olacaktır?
  • Bu kişilerin Twitter hesaplarından yaptıkları çağrılar, siyasi yazılar, kişilere ve kurumlara hakaretler kimler tarafından yaptırılmaktadır? Kulüp neden hiçbir tepki göstermemektedir?
  • Web sitesine reklam almaktan bahsedenler, bu reklamları neye dayanarak almayı düşünmektedirler veya neye dayanarak almışlardır?
  • Eğer kulüp bu siteyi kendisinin olarak lanse ediyorsa, bu site belirli kişiler ve kurumlara zarar vermek için mi kullanılmaktadır?
  • Bu site ve sosyal medya hesapları, yönetimin kararlarını ve yöneticileri, kulüp tarafından yönetiliyor veya kulüp destekli olduğu için mi hiç eleştirmemektedir?

Fenerbahçe, rant ve çıkarlar uğruna bu web sitesi üzerinden kullanılmakta olmasına karşın, ‘Taraftarın Bağımsız Sesi’ sloganı ile yayınlarımızı ve haklı davamızı sürdürmeye, herkese söz hakkı vermeye devam edeceğiz.  Fenerbahçe’nin uğradığı maddi kayıpların sorumluluğu her kimde olursa olsun, bunun hesabının sorulması içinde taraftarlar adına mücadelemiz devam edecektir. Artık taraftarlarda, camiada, kamuoyu da gerçekleri öğrenmelidir.

EĞER Kİ; 12NUMARA.ORG WEB SİTESİ FENERBAHÇE SK YÖNETİM KURULU’NA AİTSE, BU SİTE ÜZERİNDEN DÜZENLENEN ORGANİZASYONLAR, HAKARETLER, SİYASİ YAZILAR, MARKA HAKKINA TECAVÜZ VE DİĞER TÜM SUÇ TEŞKİL EDEN YAYINLAR TAMAMEN YÖNETİMİMİZİN SORUMLULUĞUNDADIR. EĞER Kİ; BU SİTE İLE KULÜBÜMÜZÜN YÖNETİM KURULUNUN BİR İLGİSİ BULUNMUYORSA, TARAFIMIZA GÖNDERİLEN YAZIYA İSTİNADEN KULÜBÜMÜZÜN YÖNETİM ŞEKLİNİ ŞAŞKINLIKLA İZLİYOR VE NE GİBİ HUKUKİ BİR İŞLEM YAPILACAĞINI MERAKLA BEKLİYORUZ…

“Doğruların gözle görülmeyen orduları vardır!”

Saygılarımızla,

12 NUMARA”

Fenerbahçe SK, Şenes Erzik’i İstifaya Davet Etti

Fenerbahçe SK, Şenes Erzik’i istifaya davet etti.

Kulüp, resmi Internet sitesinde aşağıdaki açıklamayı paylaştı:

Öncelikle, kamuoyunun tamamına da duyurduğumuz, Şenes Erzik’in istifasına yönelik talebimizi bugün ısrarla yinelediğimizi belirtmek isteriz.
Fenerbahçe Spor Kulübü özelinde Türk kulüplerinin hukuki linçlerine seyirci kalanların serzenişte bulunma ve vatan millet edebiyatı yapma hakkı yoktur.
Savunmaları alınmaksızın haklarındaki iddialarla karar verilen kulüplerin ve isimleri geçmediği müsabakalardan dahi ceza alan Türk spor adamlarının arkasında duramayanların bulundukları yer, kulübümüzün ve Türkiye’nin çok uzağındadır.
UEFA ve UEFA yetkililerinin menfaatlerini korumak, bu kişi ve kurumlar hakkında açılan davaları geri çektirmek için canhıraş bir şekilde çaba gösterenlerin, Türkiye ve Fenerbahçe Spor Kulübü menfaatleri içerikli söylemlerde bulunmaya hakkı yoktur, olamaz.
Bunca kalabalık söylem içerisinde, CAS davasının hangi gerekçeyle geri çektirildiği ya da Sayın Platini hakkında açılan davalardan vazgeçilmesi için kim ve kimlerin alelacele aracı olduğu hususu da derhal cevaplanması gereken sorulardandır.
Kaldı ki Fenerbahçe’nin CAS davasını çekmesi sonucunda sadece 1 yıl kupalara gitmeyerek müteakip yıllarda organizasyona katılma hakkı kazandığını söylemek ise yetersiz ve bilgisizlikten de öte,  kötü niyet ve aymazlıktır.
Zira itirazımıza konu olan, kulübümüze uygulanan idari yaptırımın süresi, 2012 UEFA Şampiyonlar Ligi talimatının 2.05 maddesi uyarınca belirlendiği üzere 1 yıldır. Kaldı ki Sayın Erzik’in o tarihlerde dahi Fenerbahçe’ye 1 yılın üzerinde katılmama cezası verileceğini nereden ve ne zamandır bildiğini sormak Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu’nun bir diğer görevidir.
Saygılarımızla,
Fenerbahçe Futbol A.Ş.