Etiket: şike teşebbüsü

Şekip Mosturoğlu’nun Yargılamasında Bağımsızlık, Tarafsızlık Sorunu

TFF Tahkim Kurulu, Fenerbahçe yöneticisi Şekip Mosturoğlu’nun savunmasını aldı. Bilindiği üzere, PFDK, Şekip Mosturoğlu‘na bir yıl hak mahrumiyeti vermişti.

TFF Tahkim Kurulu’nun Mosturoğlu’ndan savunma alması bazı çevrelerce eleştirildi. Eleştirinin temelinde, Mosturoğlu ile Tahkim Kurulu’nun bazı üyelerinin yakın ilişki içinde olması, özellikle Spor Hukuku Enstitüsü kaynaklı ilişki vardı.

Bu eleştirilere hak vermemek imkansız.

Tahkim Kurulu üyelerinin bazıları, Şekip Mosturoğlu ile aynı derneğin yöneticiliğini üstleniyorlar. Aralarında yakın ilişki var. Bu yakın ilişki, kurul üyelerinin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında şüphe uyandırıyor.

Söz konusu yakın ilişkinin yargılamaya olası etkisi hakkında spekülasyon yaratılabilir. Farklı görüşler ileri sürülebilir.

Ne var ki, Tahkim Kurulu başkanı Avukat Engin Tuzcuoğlu ile Şekip Mosturoğlu arasındaki ilişki basit bir şüpheden öte anlam taşıyor.

Hatırlanacağı üzere, Spor Hukuku Enstitüsü Derneği adına Avukat Kısmet Erkiner ve Avukat Engin Tuzcuoğlu, Fenerbahçe yöneticisi Şekip Mosturoğlu’nun avukatına hitaben bir mütalaa (görüş) kaleme aldılar. Ve bu mütalaada (özetle) Emenike’nin F.Bahçe’ye transferinde bir transfer şikesinden bahsedilemeyeceğini ifade ettiler. Bu mütalaa şike davasının görüldüğü Ağır Ceza Mahkemesi’ne verildi.

Avukat Engin Tuzcuoğlu, mütalaa verdiği bir olayla ilgili karar verecek hakem haline geldi. Lehine mütalaa verdiği birini yargılayacak hakemin mütalaasının aksine hüküm vermesi pek mümkün değil.

Bu konuda çok detaya girmek istemiyorum. Avukat Engin Tuzcuoğlu‘nun mütalaa verdiği, açıkça görüş belirttiği bir dosya ile ilgili yargılamaya katılması bağımsızlık ve tarafsızlık ilkelerine aykırıdır. Tuzcuoğlu‘nun hem TFF Tahkim Kurulu Talimatı hem de Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince şike ile ilgili davalarda hakemlikten çekilmesi gerekir.

Bazı hukukçular TFF Etik Kurulu, Disiplin Kurulu ve Tahkim Kurulu’nda görev alan Spor Hukuku Enstitüsü üyelerinin istifa etmeleri gerektiğini iddia ediyorlar.

Bu görüşe katılmıyorum.

Spor Hukuku Enstitüsü Derneği‘ne üyelik tek başına istifa sebebi olamaz. Bununla birlikte, medyada yorum yapan, çeşitli ortamlarda görüşünü açıklayan, sürecin içinde aktif rol alan hukukçuların şike ile ilgili yargılamaya katılmamaları gerekir.

TFF Tahkim Kurulu’nun bu akşam, en geç yarın akşam şike ile ilgili kararlarını açıklaması bekleniyor. Av. Engin Tuzcuoğlu başta olmak üzere, şike sürecinde aktif rol alan üyelerin karardaki imzaları bu kararların hukuka uygunluğunu sorgulatacak.

Anayasa’da Tahkim Kurulu kararlarına karşı yargı organlarına başvurulamayacağı öngörülmüş olsa bile, Tahkim Kurulu’nun şike ile ilgili kararları sadece kararı veren üyelerin niteliğinden yola çıkılarak kamu düzenine açık aykırılık sebebiyle devlet yargısına götürülmeye çalışılacaktır.

Etik Kurulu’na Göre Etik İhlaller

Önceki yazımda müsabaka sonucunu etkileme”, “müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs” olarak kabul edilebilecek ancak Etik Kurulu’nun sadece “etik ihlal” değerlendirdiği fiilleri paylaşmıştım.

Bu yazıda ise herhangi bir ayırım yapmadan Etik Kurulu’nun “etik ihlal” olarak nitelendirdiği bütün fiilleri aktaracağım.

Okumaya devam et “Etik Kurulu’na Göre Etik İhlaller”

TFF Etik Kurulu’na Göre Şike Olmayan Fiiller

Kamuoyu müsabaka sonucunu etkileme ve teşvik primi fiillerinin var olup olmadığını PFDK kararları üzerinden tartışırken; Etik Kurulu raporlarındaki detayları gözden kaçırmamalı!
 
Etik Kurulu, “müsabakanın sonucunu etkileme”, “müsabakanın sonucunu etkilemeye teşebbüs”, “azmettirme” olarak nitelendirilebilecek birçok fiili sadece etik ihlal olarak kabul etti.
 
Etik Kurulu’na sevk talebine konu fiiller şöyle:
– “Aziz Yıldırım‘ın 21.02.2011 tarihli Manisaspor – Trabzonspor müsabakasında maç öncesi bir başka takım aleyhine veya kendi takımı lehine görüşme gerçekleştirilmesi talimatı verme fiilinin Etik Kurul Talimatı’na aykırılık oluşturup oluşturmadığı bakımından Etik Kurul’a sevk edilmesinin uygun olacağı”;
 
– “İlhan Yüksel Ekşioğlu‘nun 18.03.2011 Tarihli Galatasaray-Fenerbahçe müsabakasında şike veya şike teşebbüsü niteliğinde herhangi bir fiilinin olmadığı, ancak şike isteği nedeniyle Etik Kurulu Talimatı’na aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı”;
 
– “Cemil Turhan‘ın 21.02.2011 günü oynanan Manisaspor-Trabzonspor maçı öncesi bir başka takım aleyhine veya kendi takımı lehine görüşme yapmasının Etik Kurul Talimatı’na aykırılık oluşturup oluşturmadığı bakımından Etik Kurul’a sevk edilmesinin uygun olacağı”;
 
– “Ahmet Çelebi‘nin 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor-Fenerbahçe maçından önce  yöneticisi olduğu Sivasspor’un sahaya çıkacak ilk onbirini üçüncü kişilere açıklamasının Etik Kurulu Talimatına aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevkedilmesinin yerinde olacağı”;
 
– “Serkan Acar‘ın 21.02.2011 günü oynanan Manisaspor-Trabzonspor maçından önce bir başka takım aleyhine veya kendi takımı lehine görüşme yapmasının Etik Kurul Talimatı’na aykırılık oluşturup oluşturmadığı bakımından Etik Kurul’a sevk edilmesinin uygun olacağı”;
 
– “Barış Özbek‘in 18.03.2011 günü oynanan Galatasaray-Fenerbahçe maçından önce takım kadrosunu üçüncü kişilere sızdırması nedeniyle Etik Kurulu Talimatına aykırılık yönünden değerlendirilmek üzere Kurulumuza sevk edilmesinin uygun olacağı (…)”
Görüldüğü üzere, Etik Kurulu “müsabaka sonucunu etkileme”, “etkilemeye teşebbüs”, “azmettirme” olarak kabul edilebilecek fiilleri sadece etik ihlal olarak nitelendirdi. Kamuoyu, Etik Kurulu’nun bu kararlarını tartışmalıdır.

PFDK’nın Azınlık Üyeleri "Şekip Mosturoğlu" Kararı’nın Gerekçelerini Paylaşmalıdır

Taraf gazetesi, TFF Etik Kurulu’nun şike skandalı ile ilgili iki raporunu kamuoyu ile paylaştı.

Bu raporlar çelişkilerle dolu. Hatta raporda delillerin göz ardı edildiği, saklandığı iddia ediliyor.

İki rapor arasında kabul edilemez çelişkiler var. İkinci raporun kendi içinde çelişik ifadeler de göze çarpıyor. En şaşırtıcı durum ise, PFDK kararlarının iki raporla uyumsuz olması…

Detayları sonra yazacağım. Şimdilik bir örnek vereyim.

PFDK, oyçokluğu ile, Fenerbahçe asbaşkanı Şekip Mosturoğlu‘nun 08.05.2011 günü oynanan Karabükspor -Fenerbahçe maçında müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı ceza tayinine yer olmadığına karar verdi. Tekrarlayım, bu karar oyçokluğu ile alındı.

Oysa TFF Etik Kurulu, ilk raporunda bu maça ilişkin olarak, Mosturoğlu hakkında kanaat oluşturmaya yetecek delil bulunmadığını; ikinci raporunda ise Mosturoğlu‘nun bu maçta şike fiilini işlemediği veya buna teşebbüs etmediğini kabul etmişti.

Bu durumda PFDK’ya sormak gerekir. Etik Kurulu raporlarında önce yeterli delil bulunmadığına, ardından deliller ışığında şike fiilinin işlenmediğine veya buna teşebbüs edilmediğine işaret edilmesine rağmen, PFDK’nın azınlık üyeleri hangi gerekçelerle Mosturoğlu‘nun müsabaka sonucunu etkilediğini ileri sürdüler?


Taraf Gazetesi, Etik Kurulu’nun İki Raporunu Yayınladı

TFF Etik Kurulu’nun heyecanla beklenen iki raporu Taraf gazetesinde yayınlandı.

Raporların linkleri:

PFDK Kararlarında “Oyçokluğu” 

PFDK, müsabaka sonucu etkilediği ve/veya buna teşebbüs ettiği iddia edilen kişilerle ilgili kararlarını açıkladı.

Bu kararların bazıları oyçokluğu ile verildi. Oyçokluğu ile alınan kararların ayrıca irdelenmesi gerekiyor.
Oyçokluğu ile alınan kararlar şöyle:
“AZİZ YILDIRIM hakkında, 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe (oyçokluğu), 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe- Büyükşehir Belediyespor (oyçokluğu) müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,
MEHMET ŞEKİP MOSTUROĞLU hakkında, 08.05.2011 günü oynanan Karabükspor -Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,
MEHMET ŞEKİP MOSTUROĞLU’nun 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor müsabakasında müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT’nin 58/2-a maddesi uyarınca 1 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına, (oyçokluğu)
ERDEM KONYAR hakkında, 08.05.2011 günü oynanan Karabükspor -Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA, (oyçokluğu)
FENERBAHÇE A.Ş. hakkında, 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği – Fenerbahçe A.Ş. (oyçokluğu), 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor  – Trabzonspor A.Ş. (oyçokluğu), 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe A.Ş.- İstanbul BBSK (oyçokluğu), 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe A.Ş.- MKE Ankaragücü (oyçokluğu) müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,
karar verildi.
Oyçokluğu ile alınan kararların önemli bölümü “cezanın tayinine yer olmadığı” yönünde. Bu kararlarda azınlık üyeleri, PFDK’ya sevk edilen kişilerin müsabaka sonucunu etkilediğini veya buna teşebbüs ettiğini düşünüyor.
Şekip Mosturoğlu’nun 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor müsabakasında müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs ettiğine dair karar da oyçokluğu ile alınmış. Bu kararda ise azınlık üyeleri suçun oluşmadığı yönünde oy vermişler.
Oyçokluğu ile alınan kararların çoğunluk ve azınlık oyları gerekçeleriyle birlikte kamuoyu ile paylaşılmalı! Karar ve gerekçeleri, TFF Etik Kurulu raporu ile birlikte yayınlanmalı. Etik Kurulu raporunun saklanması için haklı sebep kalmadı. Biz de Türkiye’yi sarsan şike sürecinin detaylarını öğrenelim. 
Oyçokluğu ile alınan PFDK kararları arasında çelişkiler bulunduğunu da belirtmem gerek.
1) PFDK, Şekip Mosturoğlu’nun 22.04.2011 tarihinde oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor müsabakasında müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs ettiğine oyçokluğu ile karar verdi. PFDK, Fenerbahçe’nin bu maçla ilgili teşebbüsten sorumlu olmadığını yine oyçokluğu ile kabul etti. Kulüp yöneticisi Şekip Mosturoğlu’nun disiplin suçu işlediğini düşünen üyeler, Fenerbahçe’nin bu fiilden sorumlu olamayacağını mı iddia ettiler? Yönetici ve kulüp hakkında verilen kararların çelişkili olmasının sebebi nedir? Şekip Mosturoğlu’nun fiili hangi açıdan (TFF hukukçularının icadı sonucu) “ağır teşebbüs” (!) değildir?
2) 15.05.2011 tarihinde oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü müsabakasında Fenerbahçe yöneticisi İlhan Yüksel Ekşioğlu, Fenerbahçe altyapı koordinatörü Cemil Turhan, Fenerbahçe Spor Kulübü Güvenlik Sorumlusu Yavuz Ağırgöl müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs etmişler. PFDK, bu kişilere hak mahrumiyeti cezası vermiş. Ancak aynı PFDK, oyçokluğu ile Fenerbahçe Spor Kulübü’nün sorumlu olmadığına kanaat getirmiş.
Yöneticisi müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs etmiş bir kulübe ceza verilmez mi? “Ağır teşebbüs” aranıyor ise, kulübün üç yetkilisinin ceza alması bu yöneticilerin “ağır teşebbüs”te bulunduklarını göstermez mi?
Müsabaka sonucunu etkilemeye çalışan ve sahada alınan sonuçla bunu gerçekleştiren yöneticilere “teşebbüs”ten ceza veren PFDK,  teşebbüsün niteliğini hiç tartışmamış. “Ağır teşebbüs” olup olmadığını açıklamamış. Kurul, ceza alan yöneticilerin kulüplerini korumak için “ağır teşebbüs” kavramına sığınmışa benziyor. Keşke bunu kararda açıklasalardı!
PFDK hukuku ayaklar altına aldı. Bu kurulun acilen değişmesi gerekiyor.

PFDK’nın Şike Kararı ile İlgili İlk Görüşler

Türkiye Futbol Federasyonu, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’nun şike ve teşvik primi dosyası ile ilgili kararını gece yarısı açıkladı.

PFDK, hiçbir kulübe ceza vermedi. Birkaç yönetici ve futbolcu ceza aldı.
 
Kararlar kamuoyunda büyük tepki gördü. Hukukçular, spor adamları ve siyasiler kararlar hakkında yorumlarını paylaşacaklar.
 
Kararlar birçok açıdan değerlendirebilir. Bu yazıda, PFDK’nın kararındaki “suç unsurunun oluşmadığına” dair tespitlerin doğru olduğunu kabul ederek görüşlerimi açıklayacağım.
 
Bu yazıda sadece kararlardaki çelişkileri aktaracağım.

Okumaya devam et “PFDK’nın Şike Kararı ile İlgili İlk Görüşler”

Karşılaştırmalı Hukukta Şikenin Ceza Hukuku Boyutu

Trabzon Barosu Spor Hukuku Komisyonu “Avrupa Ülkelerinde Şike Uygulamaları” çalışması başlatmış. Baronun Internet sitesinde yayınlanan ilk iki rapor İtalya Futbol Federasyonu ve Fransa’nın Toulouse Barosu’ndan gelmiş.
Anladığım kadarıyla, Komisyon Avrupa’daki barolara ve futbol federasyonlarına tek tek yazı göndermiş. Bu talebe kaç baro ve federasyonun cevap verir bilinmez.
Oysa Avrupa Konseyi (Council of Europe) ve Avrupa Komisyonu (European Commission) şikenin ceza hukuku boyutu ile ilgili kapsamlı raporlar yayınladı.
Avrupa Konseyi’nin raporu (Feasibility study on criminal law on Promotion of the integrity of sport against manipulation of results, notably match-fixing), Avrupa Birliği’nin raporu kadar kapsamlı değil. Üstelik Avrupa Konseyi’nin yayınladığı raporda 6222 sayılı Kanun’daki değişiklikler yer almıyor. Avrupa Birliği’nin raporu (Match-fixing in sport – A mapping of criminal law provisions in EU 27)ise örnek olaylar, davalar ve federasyon kararları ile zenginleştirilmiş.
Avrupa Konseyi raporunda, Avrupa Birliği üyesi olmayan Rusya Federasyonu’nun mevzuatı da açıklanmış.
6222 sayılı Kanun’da şike için öngörülen 4 ila 12 yıl arası hapis cezasını azaltan Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu raporları dikkate alıp yeni bir düzenleme getirirler mi bilinmez.

TFF Etik Kurulu’ndan açıklama

Türkiye Futbol Federasyonu Etik Kurulu bir açıklama yaptı. Açıklamanın tam metni şöyle:

“Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı’nın 19.03.2012 tarihli sevk talebi çerçevesinde, İstanbul 16.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2011/63 E. Sayılı dosyasında görülen şike ve teşvik primi davası ile ilgili olarak, soruşturmada adı geçen gerçek kişilerin eylemleri değerlendirilmiş ve raporumuz 26.04.2012 tarihinde TFF Başkanlığı’na sunulmuştur.

Bir mütalaa niteliğindeki rapor TFF Başkanlığı’na verildikten sonra, yazılı ve görsel medyada içerik konusunda çeşitli tahmin ve görüşler yer almıştır. Öte yandan gerçekle hiç ilgisi olmayan bir şekilde, hazırlık sürecinde TFF Etik Kurulu’na, TFF yetkililerince raporun içeriği konusunda yönlendirme yapıldığı iddialarında bulunulmuştur. Açıkça belirtmek gerekir ki, ne konuya ilişkin hazırlamış olduğumuz ilk rapor sürecinde bir önceki TFF yetkililerinin, ne de nihai raporun hazırlanması aşamasında mevcut TFF yetkililerinin rapor içeriğiyle ilgili herhangi bir talep, tavsiye, talimat, müdahale veya dayatması söz konusu olmuştur. Kurulumuz özgür iradesi, vicdani ve akli kanaatiyle mevcut dosyada bulunan belge ve savunmalar çerçevesinde raporunu hazırlamıştır.

Raporun içeriğiyle ilgili olarak, daha önceki basın açıklamasında da belirttiğimiz üzere; Kurulumuz, yaptığı inceleme ve değerlendirmeler sonunda, müsabakalardaki eylemler bakımından ilgili bazı kişiler hakkında, “şike”, “şike teşebbüsü”, “teşvik primi” veya “teşvik primine teşebbüs” şüphesinin mevcut olup olmadığı ve bu kişilerin eylem ve davranışlarının kulüplere izafesinin mümkün olup olmadığı bakımından kanaate varmıştır. Bazı müsabakalar bakımından ya da olaylarda adı geçen kişiler açısından ise “kanaat oluşturmaya yetecek kanıt bulunmadığı” şeklinde görüş bildirmiştir. Ayrıca Kurulumuz, dosyadaki kanıtlar çerçevesinde bazı kişilerin, Savcılık evrakında “şüpheli” olarak belirtilmelerine rağmen, “somut olayla ilgisini gösteren kanıt bulunmadığı” yönünde kanaat oluşturmuştur.

Rapor, TFF Yönetim Kurulu’na hitaben hazırlanan bir mütalaa niteliği taşıdığından, içerik bakımından tamamen bir “delillerin değerlendirilmesi” faaliyetlerinden ibaret olmuştur. Delillerin değerlendirilmesinde, somut vakıa iddiasının doğru olma olasılığı konusunda, objektif, makul insan zekası ve vicdanında uyanan kanaat ölçüsü esas alınmıştır. Vicdani kanaat, asla keyfiliğe dönüştürülmemiş, raporun tümü, Kurulumuzca müzakere edilerek yazılmıştır.

Yazılı ve görsel basında, TFF Etik Kurulu üyeleri ve başkanı hakkında çıkan dolaylı haber ve iddiaların tamamı gerçek dışıdır. TFF Etik Kurulu Başkanı’nın, TFF Yönetimi’nden raporun açıklanması talebi veya istifa tehdidi şeklinde hiçbir beyanı olmamıştır. TFF Başkanı Sayın Yıldırım Demirören tarafından yapılan basın açıklamasında, raporumuza aykırı hiç bir husus bulunmamaktadır.

Ayrıca hiçbir Etik Kurulu üyesi, basına raporun içeriği hakkında açıklama yapmamıştır ve bu aşamada yapmayacaktır. Zira hazırlanmış olan rapor, TFF Yönetim Kurulu’nun tasarrufuna tevdi edilmiştir ve bu rapor Yönetim Kurulu ya da disiplin soruşturması sonucunda karar verecek olan TFF yargı kurulları tarafından açıklanana kadar, Kurulumuzca hiçbir şekilde gündeme taşınmayacaktır. Aksi davranış, hukukçu sıfatımız ve etik anlayışımızla bağdaşmaz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”