Etiket: Avrupa Konseyi

Avrupa Konseyi, Sporda Şiddeti Konu Alan Yeni Bir Sözleşme Hazırlıyor

Avrupa Konseyi, “Sporda Şiddet” konusunda yeni bir uluslararası sözleşmeyi hayata geçirmeye hazırlanıyor.

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM), yeni sözleşme taslağını kabul etti ve taslak metinde bazı değişiklikler önerdi.

AKPM, Avrupa Konseyi üyesi devletleri en kısa sürede yeni Sözleşme’ye taraf olmaya ve onaylamaya davet etti.

Sözleşme taslağı ile ilgili belgeler aşağıda paylaşılmıştır:

Spor Karşılaşmalarında Manipülasyona İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi Kabul Edildi

Avrupa Konseyi bünyesinde uzun zamandan beri spor karşılaşmalarında şike, bahis gibi konularda çalışmalar yürütülüyordu.

Sonunda çalışmalar sonuç verdi ve uluslararası bir sözleşme hazırlandı. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi bugün Sporda Manipülasyona İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi‘ni kabul etti. Sözleşme’ye ilişkin Bilgi Notu (Fransızca) ve Açıklayıcı Rapor da Avrupa Konseyi’nin sitesinde yayınlandı.

Sözleşme sadece Avrupa Konseyi üyesi devletlere açık olmayacak. Bütün devletler Sözleşme’ye taraf olabilecek.

Sözleşme, 18 Eylül’de İsviçre’de yapılacak Bakanlar toplantısında devletlerin imzasına açılacak.

Sözleşme ile ilgili detaylı açıklamaları ilerleyen günlerde paylaşacağım.

Sportif Suça Sportif Ceza mı?

Yargıtay’ın şike cezalarını onamasının ardından Türkiye’de yeni lobi faaliyetleri başladı.
 
İddiaya göre, “şike sadece sportif suçtur. Sportif suça sportif ceza verilmesi gerekir. Dünyada bahisle ilgisi olmadan, sadece şikeden ötürü ceza verilmemektedir. Üstelik Türkiye’de şikenin cezası çok ağırdır.
 
Bu iddialar doğru değil.
 
Son yıllarda Dünya’nın dört bir yanında, birçok devlet şikeyi özel hükümlerle suç olarak düzenlemiştir. Bazı devletler bu suçu Ceza Kanunu, Ceza Kodu içinde getirmiş; bazıları ise sporla ilgili özel kanunlar düzenlemeyi uygun bulmuştur.
 
Aşağıda Güncel Hukuk Dergisi’nin Nisan 2012 sayısında yayınlanmış yazımı bulacaksınız. Bu yazının yayınlanmasından sonra birçok devlet şike ile ilgili cezalar getirmiştir. Bu gelişmeleri daha sonra paylaşacağım.
 
Yazıda da göreceğiniz üzere, şike artık devletler tarafından düzenlenen bir suçtur. Cezası da gün geçtikçe ağırlaştırılmaktadır. Devletler cezaları arttırma eğilimindedir. Türkiye’de bir kesimin iddia ettiği gibi, “sportif suça sportif ceza” gibi bir uygulama bulunmamaktadır.
 
Yazıda belirtilmemiş, daha sonra ortaya çıkan önemli bir gelişme, Avrupa Konseyi bünyesinde şike ile mücadeleye ilişkin uluslararası sözleşme düzenlenmesi çalışmalarına başlanmasıdır. Dün (24 Ocak 2014) Avrupa Konseyi’nde bu yönde bir toplantı olmuştur. Sözleşmenin 2015 yılında imzalanmaya hazır hale gelmesi planlanmaktadır. Diğer bir deyişle, bırakın şikenin suç olmasını, artık şike ile mücadele için uluslararası işbirliği öngörülmektedir. Devletler, şike ile sert mücadele etmeye yönlendirilmekte ve bu konuda yeknesaklık oluşturmaya çalışılmaktadır.
 
Yazıyı sunuyorum. Öneri ve eleştirilerinizi paylaşmanızı rica ediyorum.

Okumaya devam et “Sportif Suça Sportif Ceza mı?”

Sporda Cinsel Taciz! Kim Savaşacak?

Sporda cinsel taciz ve tecavüz iddiaları kolay kolay ileri sürülmez. Bu iddialar kapalı kapılar ardında unutturulmaya çalışılır.
Geçen gün bu konu ile ilgili bir haber okudum. Antalya’da milli takım antrenörü, Atletizm İl Temsilci Yardımcısı ve ilköğretim okulu beden eğitimi öğretmeni eski milli atlet N.Y., 17 yaşındaki kız öğrencisine 3 yıldır tecavüz ettiği gerekçesiyle gözaltına alınmış.
Atletizm Federasyonu, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Genel Müdürlüğü bu davanın takipçisi olacaklar mı bilemeyiz.
Türkiye’de cinsel taciz, tecavüz gereği gibi tartışılmıyor. Siyasetçiler yanından geçmiyorlar. Hukukçular, psikiyatr ve psikologlar medyada yer bulamıyorlar. Bu konuda ahkam kesenler ise kişisel deneyimlerinden yola çıkan veya sansasyon yaratmak isteyen kişiler oluyorlar. Reyting peşindeki medya ise ne yazık ki bu konunun bilimsel ve hukuki boyutunu es geçmeye devam ediyor.
Cinsel taciz ve tecavüz sık sık kamuoyunda yer alsa bile spor camiasındaki taciz ve tecavüzler saklı kalıyor. Bu durum sadece Türkiye’ye özgü değil. Spor camiası kapalıdır. Sporcular üzerinde büyük baskı vardır. Sporcular kolay kolay konuşamazlar. Tacize uğrayan sporcu belki birkaç arkadaşına anlatır. Arkadaşlar da, aynı deneyimi yaşamamış veya duymamışlarsa, iddiaları kabul etmek istemezler. Sporcu iyice yalnızlığa sürüklenir.
Spor camiasında antrenör veya idarecinin üzerine gitmek yerine sporcuyu yalnızlaştırma ve hatta suçlama eğilimi baskındır. Sporcu adeta kara koyun bellenir ve sporu bırakması için yoğun çaba harcanır.
Sporcunun ailesi bile taciz iddiasına inanmak istemeyebiliyor.
Dünyada genç sporculara yönelik cinsel taciz ciddi biçimde tartışılıyor. Bu konuya özel mevzuat hazırlanıyor. Davranış kuralları, etik sözleşmeler hazırlanıyor. Antrenörler, sporcular ve sporcu velileri eğitiliyor.
Türkiye’nin üyesi olduğu Avrupa Konseyi de bu konuda çeşitli kararlar aldı.
Peki Türk spor camiası cinsel tacizle savaşıyor mu? Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın bir çalışması var mı?
Bildiğimiz kadarıyla yok.
Avrupa Konseyi’nin kararlarını dikkate alarak gerekli önlemleri alması beklenen Gençlik ve Spor Bakanlığımız, Spor Genel Müdürlüğümüz’ün görünürde herhangi bir icraatı bulunmuyor.
Federasyonlara yönelik örnek kurallar yayınlanmadı. Eğitimler düzenlenmedi.
Sporda cinsel taciz konusu bize yabancı değil. Ünlü bir sporcumuz ile başka bir kadınla evli antrenörü arasındaki ilişki medyaya yansıdı. Antrenör boşanıp sporcusu ile evlendi. Kamuoyunda “Evlenmişler. Kime ne!” diyenleri gördük.  “Zina varsa, bu durum üç kişiyi ilgilendirir. Özel yaşamları” diyenleri de okuduk.
Antrenör ile sporcu evlenebilir. Onlarca örneği var. Kimsenin buna sözü olamaz. Ancak bir antrenör, 18 yaşından küçük bir sporcuya farklı bir yakınlık gösteriyorsa, burada romantizm yoktur. Antrenör, sporcu üzerindeki gücünü kötüye kullanmaktadır. Taciz söz konusudur.
Sporcunun rızası olmadan temas ve tecavüzler ise çok acı sonuçlar veriyor.
Maalesef bunları engelleyemiyoruz. Peki neden?
  • Sporcu ve veliler cinsel tacizin ne anlama geldiğini bilmiyorlar. Tacizin ne zaman başladığından haberdar değiller. Bu tür davranışların ahlaksız olduğunun farkında değiller. Antrenör ve idareciler “samimiyet”, “yakınlık” deyip geçiştirdikleri çoğu davranış aslınca tacizdir. Sporcular, hareketten şüphelenseler bile genel kanının etkisiyle susmayı tercih ediyorlar.
  • Fiziksel temas ispatlanamıyor.
  • Cinsel tacizin bildirilmesi uzun zaman alabiliyor. Sporcu, antrenörünün etkisinden kurtulduktan sonra tacizi bildirecek cesareti bulabiliyor.
  • Kulüplerde, milli takımlarda çok etkili olan antrenörlere dokunulamıyor. Kulüp ve federasyon yöneticileri kendi iktidarlarını korumak, kötü olaylarla isimlerinin tehlikeye düşmesini engellemek için taciz iddialarını gözardı edebiliyorlar.
  • Aileler taciz iddiasının önünü kapamak isteyebiliyorlar. Çocuklarını ilgili kulüpten almayı, hatta çocuklarına sporu bıraktırmayı tercih edebiliyorlar. Toplum baskısı ailenin tacizci ve onun bağlı olduğu kulübü, federasyonu takip etmesini engelliyor.
  • Kurumlar içinde önemli menfaat çatışması olabiliyor. Taciz iddiasıyla suçlanan antrenörü, idareciyi onun meslektaşları ya da yakın oldukları yöneticilerin atadığı kurullar yargılıyor. Bu yargılamanın adil ve hukuka uygun olacağını iddia etmek çok zor.
İşte bütün bu olumsuz etkenler, sporda tacizle mücadeleyi engelliyor. Yöneticiler böyle bir savaş vermek istemeyince de, tacizcilerin önü açılıyor.

Yetkililer gözlerini kapattıklarında sorun yok olmuyor. Sorun şiddetini arttırarak devam ediyor. Birçok sporcu sporu bırakıyor. Hayatları boyunca yaşayacakları, yakınlarıyla ilişkilerini olumsuz etkileyecek büyük travmalar yaşayan çocuklarımız gün gittikçe artıyor.
Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Genel Müdürlüğü ve federasyonlar bu konuya ciddiyetle eğilmelidir.

Karşılaştırmalı Hukukta Şikenin Ceza Hukuku Boyutu

Trabzon Barosu Spor Hukuku Komisyonu “Avrupa Ülkelerinde Şike Uygulamaları” çalışması başlatmış. Baronun Internet sitesinde yayınlanan ilk iki rapor İtalya Futbol Federasyonu ve Fransa’nın Toulouse Barosu’ndan gelmiş.
Anladığım kadarıyla, Komisyon Avrupa’daki barolara ve futbol federasyonlarına tek tek yazı göndermiş. Bu talebe kaç baro ve federasyonun cevap verir bilinmez.
Oysa Avrupa Konseyi (Council of Europe) ve Avrupa Komisyonu (European Commission) şikenin ceza hukuku boyutu ile ilgili kapsamlı raporlar yayınladı.
Avrupa Konseyi’nin raporu (Feasibility study on criminal law on Promotion of the integrity of sport against manipulation of results, notably match-fixing), Avrupa Birliği’nin raporu kadar kapsamlı değil. Üstelik Avrupa Konseyi’nin yayınladığı raporda 6222 sayılı Kanun’daki değişiklikler yer almıyor. Avrupa Birliği’nin raporu (Match-fixing in sport – A mapping of criminal law provisions in EU 27)ise örnek olaylar, davalar ve federasyon kararları ile zenginleştirilmiş.
Avrupa Konseyi raporunda, Avrupa Birliği üyesi olmayan Rusya Federasyonu’nun mevzuatı da açıklanmış.
6222 sayılı Kanun’da şike için öngörülen 4 ila 12 yıl arası hapis cezasını azaltan Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu raporları dikkate alıp yeni bir düzenleme getirirler mi bilinmez.