Türkiye Adalet Akademisi Yeniden Kuruldu

Adalet Akademisi, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılmıştı. Akademinin Başkan ve Başkan Yardımcısı olmak üzere, Akademide görev alanların görevleri sona ermişti. Hakim ve Savcı Eğitim Merkezi organları oluşturuluncaya kadar Akademi tarafından yapılması gereken görev ve hizmetlerin, Adalet Bakanlığı Eğitim Dairesi Başkanlığınca yürütüleceği öngörülmüştü.

Temmuz 2018’de kapatılan Adalet Akademisi, bugün tekrar kuruldu.

Türkiye Adalet Akademisi Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (Kararname Numarası: 34), 2 Mayıs 2019 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi.

ADALET AKADEMİSİ’NİN SPOR HUKUKU İLE İLGİSİ NEDİR?

Adalet Akademisi, spor hukuku alanında özel önemi haiz idi.

Bu akademinin başkanı ve başkan yardımcısı ayrıca Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu’nun (SGMTK) başkanı ve başkan yardımcısıydılar. 

Bu bağlantı, Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu kararlarına karşı yargıya başvurusu sürecinde sıkıntı doğuruyordu.

Her ne kadar Anayasa’nın 59’uncu maddesinde “Spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı ancak zorunlu tahkim yoluna başvurulabileceği; Tahkim kurulu kararlarının kesin olup bu kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamayacağı” yönünde bir hüküm yer alsa bile, bu hüküm SGM Tahkim Kurulu’nun tüm kararlarına karşı yargı yolunu kapatmıyor. Spor federasyonlarının bazı kararları Anayasa md. 59 kapsamında değerlendirilemeyeceği gibi; SGM Tahkim Kurulu’na sadece spor federasyonlarının kararlarına karşı başvurulmuyor. Geçmiş dönemde Merkez Ceza Kurulu’nun kararlarına karşı da SGM Tahkim Kurulu’na başvurulabiliyordu. Bu durumda, MCK kararı Anayasa md. 59 kapsamında değerlendirilemeyeceği için, MCK kararına karşı yapılan itiraz sonucu SGM Tahkim Kurulu tarafından verilen kararlara karşı pekâlâ yargıya başvurmak mümkündü.

Bugün benzer tartışma, Merkez Spor Disiplin Kurulu’nun kararları hakkında yapılabilecek.

Peki Adalet Akademisi’nin nasıl bir rolü vardı?

Adalet Akademisi’nin bir rolü yoktu. Bu akademinin başkanının ve başkan yardımcısının rahatsız eden özellikleri vardı.

Yukarıda belirttiğim gibi, Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu’nun bazı kararlarına karşı yargı yolu açık. SGMTK’nın kararlarına karşı idare mahkemesine, bazı hallerde Danıştay’a başvurmak mümkün.

Maalesef zamanında SGMTK’nın ve Adalet Akademisi’nin başkanı olan kişi ile bazı idare mahkemesi hâkimleri ve Danıştay üyeleri arasında kanundan kaynaklanan menfaat ilişkisi vardı.

Bugün yürürlükte olmayan Türkiye Adalet Akademisi Kanunu‘na göre, Akademi a

Anayasa değişikliğini takip eden dönemde SGMTK’nın kararlarının iptaline dair hiçbir karar görmedim. Bu, tesadüf mü?

İlginçtir, Danıştay, spor federasyonlarının başkan seçimleriyle ilgili yönetmelikte yer alan bir düzenlemeyi iptal etmişti. Neredeyse üyelerinin tamamı hâkim olan ve üstelik başkanı Danıştay üyesi ve Adalet Akademisi başkanı olan SGMTK, bu iptal kararını yok saymıştı. Bugüne kadar Danıştay’ın iptal kararını görmezden gelen ve açıkça hukuka aykırı hukuki mütalaa veren SGMTK üyeleri hakkında soruşturma açılmadı. Dönemin SGMTK üyelerinden birkaçı bugün yine kurulda yer almaya devam ediyorlar. Onları kim denetleyecek?

Adalet Akademisi tekrar kuruldu. Umarım SGMTK’da veya bir başka tahkim kurulunda görev alan kişiler ayrıca Adalet Akademisi yönetiminde yer almazlar.

Yargıtay Kararı – Basketbol, Oyuncu Kiralaması

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2016/3425 E. , 2019/1334 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı kulüp vekili, 2011 yılında müvekkil kulübe transfer edilen davalı basketbolcunun, 2011/2012 sezonu için ve sezon sonunda tekrar kulübe dönmek şartıyla, dava dışı … …’nın … isimli oyuncusuna karşılık anılan kulübe kiralandığını, bu süreçte davalının tüm özlük haklarının, taraflar arasında yapılan sporcu özel sözleşmesi hükümlerine göre yerine getirildiğini, sezon sonunda 06.07.2012 tarihinde dava dışı kulübe keşide edilen ihtarname ile davalının bonservisi talep edilmiş olduğu halde ve davalı ile aralarında yaptıkları sözleşme devam etmekteyken, davalının 17.08.2012 tarihinde başka bir spor kulübü ile 3 yıllık sözleşme imzaladığını duyurduğunu, böylelikle de müvekkil kulüp ile aralarındaki sözleşmeye yönelik fesih iradesini açıkça ortaya koyduğunu ileri sürerek; haksız fesih nedeniyle, bonservis bedeli olarak dava dışı …’a ödenen 300.000,00 TL, dava dışı … …’da ödenenler dahil sporcunun bizzat kendisine ödenen 300.000,00 TL, menajere ödenen 30.000,00 TL ve uğranılan diğer zararlar dahil toplam 1.000.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı sporcu, davanın süresinde açılmadığını, davacı kulüp ile aralarında imzalanarak, federasyon nezdinde onaylanmış bir tip sözleşme ilişkisi bulunmadığını, dava dışı … spor kulübü ile davacı kulüp arasında yapılan sözleşmenin kiralama sözleşmesi olmayıp, sporcunun tüm lisansının devrini sağlayan Transfer Sözleşmesi olduğunu savunarak; davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, dosyaya kazandırılan bilirkişi görüşü de benimsenerek, davalının … Spor Kulübü’ne transfer edilmesi ve bonservisinin davacı … kulübüne geri verilmemesi hususlarında söz sahibi olmayan, olması halinde sözleşmesel ilişkinin sona ermesi sebebiyle mecburiyeti bulunmayan davalının, zarara uğramış olsa dahi davacının zararlarından mesul tutulamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Dava, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan 1.000.000,00 TL’nin tahsili isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verildiğine göre, bu değer esas alınıp, tarife hükümleri gözetilerek davalı yararına avukatlık ücreti takdir edilmesi gerekirken, maktu ücrete hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm temyiz itirazlarını reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün 2.fıkrasında yer alan “Davalı taraf için karar tarihinde yürürlükte bulunan ….ne göre hesaplanıp takdir edilen 1.500,00 TL. Vekalet Ücretinin, davacı taraftan alınıp davalı tarafa Ödenmesine,” söz ve rakamının çıkartılarak yerine “Davalı taraf için karar tarihinde yürürlükte bulunan ….ne göre hesaplanıp takdir edilen 52.900,00 TL. Vekalet Ücretinin, davacı taraftan alınıp davalı tarafa Ödenmesine,” söz ve rakamının yazılmasına, kararın değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA peşin alınan 27,70 TL harcın istek halinde taraflara iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Antrenör Sözleşmesi, Belirli Süreli İş Sözleşmesidir

Bir süredir bir meslektaşımla spor iş sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların hangi makam tarafından çözümlenmesi gerektiği hakkında fikir alışverişi yapıyoruz.

Bu akşam meslektaşım bana bir mahkeme kararı gönderdi. Bir antrenör, kulübünden ücretini ve bakiye ücretini talep etmiş. Yerel mahkeme talebi kabul etmiş. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 7. Hukuk Dairesi ise yerel mahkemenin kararının ortadan kaldırılmasına karar vermiş.

Gaziantep BAM 7. Dairesi, futbol kulübünde antrenörlük sözleşmesinin belirli süreli olmadığını belirtmiş.

BAM 7. Dairesi’nin kararına katılmak mümkün değil. Antrenör sözleşmesi, niteliği gereği belirli süreli sözleşmedir. Antrenörler bir veya birkaç sezon için sözleşme yaparlar. Sözleşmenin başlangıç ve bitiş süresi belirlidir. Kesin, açık şekilde süre belirtilmese bile sezonun başlangıç ve bitiş tarihi bellidir. Objektif şekilde belirlenebilir süre söz konusudur.

Üstelik Yargıtay’ın farklı daireleri, hiçbir istisna öngörmeksizin, antrenör sözleşmesinin belirli süreli olduğunu kabul ediyor. Yargıtay 7’nci, 9’uncu, 22’nci Daireleri arasında yorum farkı bulunmuyor.

TFF mevzuatı çok açık iken, doktrinde ve Yargıtay’ın daireleri arasında görüş farkı bulunmamakta iken Gaziantep BAM 7. Hukuk Dairesi‘nin kararı açıkça hukuka aykırıdır.

Merak ediyorum. Antrenörün avukatı TFF mevzuatını anlatmadı mı? Doktrine ve Yargıtay kararlarına dayanmadı mı? Yoksa dilekçesinde sadece “sözleşme belirli sürelidir. ücret ve bakiye ücret talebimiz vardır” yazmakla mı yetindi?

Antrenörün avukatı kısa bir dilekçe vermiş olsa bile, hâkim hukuku re’sen uygulamak zorundadır. Yargıtay’ın yerleşik  içtihatlarına rağmen, Gaziantep’teki istinaf hâkimleri hukuka açıkça aykırı karar vermeyi nasıl başardılar?

Türkiye Geleneksel Türk Okçuluk Federasyonu Kuruldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Geleneksel Türk Okçuluk Federasyonu’nun kurulmasına karar verdi. Federasyonun kuruluşuna ilişkin karar, 21 Şubat 2019 Tarihli ve 30693 Sayılı Resmî Gazete‘de yayımlandı.

Bu federasyona bağımsız federasyon statüsü verilmesi düşündürücü.

Akla bazı sorular geliyor:

  • Faal sporcu sayısı nedir?
  • Faal kulüp sayısı nedir?
  • Geleneksel okçuluğun Türkiye’de yaygınlığı nedir? Gelişme potansiyeli var mı?
  • Federasyonun gelirleri, giderlerini karşılıyor mu?
  • Federasyonun ve bağlı kulüplerin tesisleri var mı? Bu tesisler yeterli mi?

Üstelik bu federasyon olimpik bir spor dalında faaliyet göstermiyor.

Bu federasyonun, Cumhurbaşkanı’nın oğlu Bilal Erdoğan‘ın mütvelli heyeti üyeliğini üstlendiği Okçular Vakfı üzerinden yönetileceğini tahmin etmek zor değil.

Belki yanılırım.