Yazar: Mert Yaşar

Yargıtay Kararı – Sporcu Sözleşmesi, Alacak, İcra İnkar Tazminatı

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2016/10623 E.,  2019/1332 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı kulüp ile aralarında imzaladıkları 28.09.2013 Türkiye … Federasyonu tescil tarihli Deplasmanlı Lig Sporcuları sözleşmesi kapsamında, kulüp tarafından ödenmesi gereken 60.000,00 TL’den sadece 31.000,00 TL’nin ödendiğini, ödenmeyen 29.000,00 TL’nin tahsiline yönelik başlattığı takibe davalı kulübün itiraz ettiğini ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

Davalı kulüp vekili, icra dosyasına yaptığı itirazında borcu bulunmadığını bildirmiş ancak, davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, aldırılan bilirkişi raporu, federasyon yazısı ve sözleşme hükümleri gözetilerek, davanın kısmen kabulü ile … 19.İcra Müdürlüğü’nün 2013/17141 sayılı dosyasına yapılan itirazın toplam 21.761,70 TL yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya dair ve icra inkar tazminatına yönelik talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra- inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasını itiraz ile durduran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında kabul edilen alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. O halde, kabul edilen asıl alacak bakımından, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 (HMK’un 370.) maddesi gereğidir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte belirtilen nedenle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, mahkeme kararının hüküm bölümünün 1. fıkrasında yer alan “… ayrıca icra inkar tazminatı talebinin de reddine,” ibaresinin karar yerinden çıkartılarak yerine “… ayrıca alacak likit ve muayyen olduğundan hüküm altına alınan asıl alacak üzerinden % 20 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 06/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Kararı – Uyuşmazlık Çözüm Kurulu, İhtiyari Tahkim (2014)

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2016/20902 E., 2019/1275 K.

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, davalı kulüp ile aralarında imzalanmış 19.06.2012 başlangıç tarihli Profesyonel Futbolcu Sözleşmesi kapsamında, toplam hakedişinin 124.457,68 TL olduğunu ileri sürerek; fazlaya dair haklar saklı tutulmak suretiyle ödenmeyen 47.727,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesinden bahsedilerek, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüm yerinin, TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulu (UÇK) olduğundan bahisle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Hemen belirtilmelidir ki; eldeki dava 27.10.2014 tarihinde açılmış olup, bu tarihteki düzenlemelere göre UÇK’nın görev alanının belirlenmesi gerekeceği açıktır. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Ana Statüsünün 21.7.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren değişik 56.maddesinde, “Kulüpler, futbolcular teknik direktörler, antrenörler, futbolcu temsilcileri, sağlık personelleri ve müsabaka organizatörleri aralarındaki futbolla ilgili her türlü sözleşmeden doğan ihtilafların çözümü için uyuşmazlık çözüm kurulunun yetkisini kabul edip etmemekte serbesttirler. Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun yetkili olabilmesi için tarafların ihtilafın ortaya çıkmasından sonra kurulun yetkisini yazılı olarak kabul etmeleri şarttır. Bununla birlikte sportif cezalarla, yetiştirme tazminatına ilişkin ihtilaflar münhasıran uyuşmazlık Çözüm Kurulu önünde çözülür. Bu kararlara karşı ancak Tahkim Kurulu’na itiraz edilebilir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Bu düzenleme ile, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun mecburi tahkim ve ihtiyari tahkim şeklinde iki ayrı görevi bulunduğu, sadece sportif cezalarla yetiştirme tazminatlarına ilişkin uyuşmazlıkların mecburi hakem olarak Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nda görülebileceği, diğer uyuşmazlıkların ise, genel hükümlere tabi olup, ancak her iki tarafın da yazılı olarak kabul etmesi halinde, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu tarafından ihtiyari tahkim sıfatıyla bakıp sonuçlandırabileceği anlaşılmaktadır.

Somut olayda, davanın niteliğine göre, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun mecburi tahkim değil, ihtiyari tahkim yetkisi bulunduğundan, adı geçen Kurulun yetkili olabilmesi için, tarafların ihtilafın ortaya çıkmasından sonra kurulun yetkisini yazılı olarak kabul etmeleri şarttır. Davacı ise, alacağının tahsili için eldeki davayı açmış olduğundan, ihtiyari tahkim niteliğindeki Uyuşmazlık Çözüm Kurulunun yetkisini kabul etmediğini ortaya koymuş, tercihini genel mahkemelerde dava açmaktan yana kullanmıştır. O halde, uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemeler görevlidir. O halde, mahkemece işin esası incelenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın usulden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 05/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

NFL Players Face Serious Health Problems

Tandem Yamaç Paraşütü Pilotu (Seviye 5) Taslak Yeterliliği Hazırlandı

Mesleki Yaterlilik Kurumu Çalışma Grubu tarafından hazırlanan “Tandem Yamaç Paraşütü Pilotu (Seviye 5)” taslak yeterliliği ilgili kurum ve kuruluşlara görüşe gönderildi.

İlgili tarafların görüşüne sunulmuş olan yeterlilik ile ilgili daha fazla bilgi edinmek ve görüş bildirmek için tıklayınız.

Görüş alma süreci 12 Şubat 2019 tarihinde tamamlanacak olan taslak yeterlilik, gelen görüşler doğrultusunda gözden geçirildikten sonra MYK Spor ve Rekreasyon Sektör Komitesinin görüşüne sunulacak.

Belediye Seçimleri ve Spor Federasyonları Genel Kurulları

Mart ayında belediye seçimleri gerçekleşecek.

Bazı spor federasyonu başkanları, belediye seçimlerinde aday olmaya karar verdiler ve federasyon başkanlığından istifa etmek zorunda kaldılar.

Türkiye Masa Tenisi Federasyonu başkanı Kerim Koç ve Türkiye Boks Federasyonu başkanı Eyüp Gözgeç, belediye başkanlığı hayaliyle federasyon başkanlığından istifa ettiler.

Mevzuata göre, federasyon başkanının istifası halinde spor federasyonlarının olağanüstü genel kurula gitmesi gerekiyor. 

Bu olağanüstü genel kurul ise başkanın istifasından itibaren 60 gün içinde yapılmalı.

Genel kurul çağrısı ve gündemi, toplantı tarihinden en az otuz gün önce; faaliyet raporu, denetleme raporu ile bütçe tasarısı ise en az onbeş gün önce federasyonun ve Gençlik ve Spor Bakanlığının resmi internet sitesinde üyelere duyurulmalı.

OLAĞANÜSTÜ GENEL KURULLAR USULSÜZ

Türkiye Masa Tenisi Federasyonu, olağanüstü genel kurulunu yaptı. Başkanlığa Fatih Karaca getirildi.

Türkiye Boks Federasyonu ise henüz genel kurulunu yapmadı. Eski Başkan Eyüp Gözgeç, hakkındaki yolsuzluk iddialarına rağmen tekrar başkan adayı olduğunu açıkladı.

Maalesef bu iki federasyonun genel kurulu hukuka aykırı gerçekleşti ve gerçekleşecek.

TAHKİM KURULU YOKKEN GENEL KURUL OLMAZ

Federasyon başkanının istifası sebebiyle gerçekleşecek olağanüstü genel kurul sürecinde Tahkim Kurulu önemli rol oynuyor. Tahkim Kurulu’nun federasyonu genel kurula götürecek komisyonu belirlemesi gerekiyor.

Ayrıca delege listelerine itirazların Tahkim Kurulu tarafından karara bağlanması gerekiyor.

Peki bugün Tahkim Kurulu var mı?

YOK.

Bugün Türk spor teşkilatında Tahkim Kurulu yok. Ekim ayında atama yapılması gerekiyordu. Ocak ayı bitti; henüz atama yapılmadı.

Tahkim Kurulu atanmadan federasyon olağanüstü genel kurullarının yapılması hukuka aykırı.

BOKS FEDERASYONU GENEL KURUL SÜRECİ HUKUKA AYKIRI YÜRÜYOR

Yukarıda yazdım. Federasyon başkanının istifası halinde, federasyonun istifadan itibaren 60 gün içinde olağanüstü genel kurula götürülmesi gerekiyordu.

Genel kurul çağrısı ve gündeminin, toplantı tarihinden en az otuz gün önce; faaliyet raporu, denetleme raporu ile bütçe tasarısı ise en az onbeş gün önce federasyonun ve Gençlik ve Spor Bakanlığının resmi internet sitesinde üyelere duyurulması gerekiyordu.

Türkiye Boks Federasyonu başkanı Eyüp Gözgeç, 14 Aralık 2018 tarihinde istifa etmiş.

Gözgeç‘in istifasının üzerinden 1 aydan uzun süre geçti.

Gençlik ve Spor Bakanlığı‘nın sitesine baktım. Boks Federasyonu’nun genel kurul süreci ile ilgili tek kelime açıklama yok.

Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü‘nün “Federasyon İlanları” sayfasına baktım. Türkiye Boks Federasyonu olağanüstü genel kurulu ile ilgili süreç henüz başlatılmamış görünüyor.

screen shot 2019-01-28 at 15.59.50

Türkiye Boks Federasyonu, kendi İnternet sitesinde açıklamalar yayınlamış. Federasyon, genel kurul duyurusunu ve geçici delege listesini federasyonun sitesinde duyurmuş.

Kanunda açık şekilde Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın sitesinde duyuru şartı yer alırken, sadece federasyonun sitesinde yapılan duyurular geçerli olur mu?

Federasyon her an bu duyuruları kaldırabilir, duyuruların içeriğini değiştirebilir. Kanunda Bakanlık sitesinde duyuru şartı getirilmesinin sebebi, şeffaflığı sağlamak ve federasyonların manipülasyonlarını önlemek.

Türkiye Boks Federasyonu ise hiçbir şekilde bu kurala saygı göstermiyor. Bakanlık da “bana belgeleri gönder” demiyor.

SPOR TEŞKİLATI USULSÜZLÜĞE GÖMÜLDÜ

Ne yazık ki Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü federasyonların hukuka aykırı genel kurul yapmalarına göz yumuyor. Hatta anlaşıldığı kadarıyla, Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü hukuka aykırı süreçlerde başrol oynuyor. Örneğin, Fatih Karaca‘nın 26 Aralık 2018 Çarşamba günü ilettiği başkan adaylığı başvurusu, Spor Genel Müdürlüğü ve Türkiye Masa Tenisi Federasyonu yetkililerinden oluşan komisyonca incelenerek uygun görülmüş.

Tahkim Kurulu olmadan hangi komisyon oluşturuldu? Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü hangi yetki ile federasyon genel kurullarına karışıyor?

Tahkim Kurulu olmadan genel kurul düzenlenmesi bir yana, hukuka aykırı şekilde adaylardan başvuru ücreti ödemeleri ve delegelerin en az %15’inden imza almaları bekleniyor.

Bu iki şart, Danıştay tarafından iptal edilmişti. Asliye Hukuk Mahkemeleri de bu şartların arandığı genel kurulların iptallerine karar verdi.

Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü ise, Danıştay ve hukuk mahkemelerinin kararlarına rağmen hukuka aykırı uygulamada ısrar ediyor. Bu Genel Müdürlük, yönetmelikleri inadına değiştirmiyor; yargı kararlarını uygulamıyor.

Bu hukuksuz düzeni öyle hale getirdiler ki, süreci en azından kağıt üzerinde denetleyecek tek kurulu, Tahkim Kurulu’nu da ortadan kaldırdılar. Süreci başlatan ve denetleyen Tahkim Kurulu’na üye atamıyorlar. Mevzuatta en geç Ekim 2018’e kadar atama yapılması gerektiği belirtilen kurullara atama yapılmıyor.

Ne yazık ki bu düzene ses çıkaran kimse yok. Hiçbir başkan adayı ortaya çıkmıyor. Hiçbir kulüp itiraz etmiyor. En azından muhalefet partilerinin belediye spor kulüplerinden itirazlar gelebilirdi.

Belediyelerin spor kulüpleri Tahkim Kuruluna başvurabilirdi. Tahkim Kurulu henüz oluşmadığı için “etkili dava (itiraz) yolu bulunmadığı” gerekçesiyle hukuk savaşı başlatılabilirdi. Bu savaş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar götürülebilirdi.

Türk spor yönetiminde bütün bu usulsüzlüklerin bu kadar rahat yapılabilmesinin sebebi Anayasa’dır. Türk Anayasası’nda “zorunlu tahkim” sistemi öngörüldükçe ve tahkim kararlarına karşı yargıya başvuru yasağı devam ettikçe sporda her türlü dalavereye  rahatça başvurulabilir.

Muhalefet partilerinin acilen tepkilerini göstermesi gerekiyor. Gençlik ve Spor Bakanı’na tepki gösterilmeli. En kısa zamanda Anayasa’nın değiştirilmesi için kanun teklifleri hazırlanıp TBMM’ye sunulmalı.

Ragbi Federasyonunda Taciz İddiaları TBMM Gündeminde

TBMM’de dün gerçekleşen genel oturumunda “sporda taciz” gündeme geldi.

İYİ Parti Konya milletvekili Fahrettin Yokuş, Türkiye Ragbi Federasyonu başkanı Murat Pazan‘ın 21 yaşındaki bir kadın sporcuya taciz mesajları gönderdiğini iddia etti.

Yokuş, belgeleri bir ay önce Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu‘na verdiğini söyledi.

Yokuş, Kasapoğlu‘nun bir aydır harekete geçmediğini; Kasapoğlu‘nun kendisine “seni genel müdürüme arattıracağım” dediğini ama arattırmadığını ileri sürdü.

Bu iddialar TBMM genel kurul tutanağına aşağıdaki gibi işlendi: Continue reading “Ragbi Federasyonunda Taciz İddiaları TBMM Gündeminde”