Fanatik: "UEFA TFF’nin Kararına Saygılı"; InsideFootbal: "FIFA ve UEFA’nın gözü Türk futbolunun üzerinde"

PFDK’nın şike kararı Türkiye kamuoyunda olduğu kadar yabancı medyada da tartışılıyor.
Türk medyası UEFA’nın TFF’nın kararlarına saygılı olduğunu ve bütün kulüpleri Avrupa Kupaları’na kabul edeceğini iddia ederken; yabancı basında TFF’nin kulüpleri temizlediği, şikeyi görmezden geldiği belirtiliyor.
Bugün bu süreçle ilgili iki farklı yazı okudum.
Fanatik gazetesinden Mehmet Demircan, UEFA’nın aşağıdaki açıklamayı yapacağını iddia etti:
UEFA’nın bu konuda tavrı nettir. Türkiye Ligi’nde gerçekleştiği iddia edilen şike ve teşvik olaylarıyla ilgili kararı verme yetkisi Türkiye Futbol Federasyonu’na aittir. Türkiye Futbol Federasyonu kararını açıklamıştır. Bu karara müdahale UEFA’nın yetkisinde değildir. Türkiye Futbol Federasyonu her yıl olduğu gibi bu sezon bitiminde yeni sezonda Avrupa Kupaları’na katılacak kulüplerin listesini bize bildirecektir. UEFA olarak, prosedür gereği federasyonlar tarafından bize ismi bildirilen kulüpleri Avrupa Kupaları’nda yarıştırma mecburiyetimiz vardır.”
Önce bir konuya açıklık getirelim.
UEFA, kararların değişmesini sağlayamaz. İç hukuka bu yönde müdahale edemez. Ancak UEFA’nın federasyonlar tarafından ismi bildirilen kulüpleri Avrupa Kupaları’nda yarıştırma mecburiyeti yoktur.
UEFA, Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi düzenlemelerinde bu kupalara katılma kriterleri arasında sayılan “şike yapmamış olmak” kriterinin gerçekleşmediği kanaatine varırsa ilgili kulübü Avrupa Kupaları’na almayabilir. İhlalin ağırlığına göre, ilgili kulüp ve hatta kulübün bağlı olduğu ulusal federasyon hakkında kendi disiplin soruşturmasını başlatabilir.
Bu açıklamayı kuralları hatırlatmak için yaptım. 2011-2012 sezonunda şike sebebiyle Şampiyonlar Ligi’ne gönderilmeyen Fenerbahçe’nin cezasını çektiği iddia edilebilir. Benim itirazım, Mehmet Demircan’ın “yarıştırma mecburiyeti” ile ilgili iddiasınadır. UEFA’nın önüne gelen listeyi aynen kabul etme, listede yer alan kulüpleri sorgusuz sualsiz yarıştırma zorunluluğu yoktur.
Bugün okuduğum bir diğer yazı ise utbolla ilgili önemli bir haber, yorum kaynağı olan “Inside World Football” sitesinde yayınlandı. Yazıda şike şüphesi ile yargılanan kulüpleri aklayan, adeta affeden Türk futbolunun UEFA ve FIFA tarafından gözlendiği, durumunun incelendiği iddia edildi. Yazar, EURO 2020’ye aday olan Türkiye’nin ülke imajını önemli ölçüde sarsan şike skandalını önemsemediğini belirtti.
Hangi iddiaya inanalım? UEFA’nın PFDK ve Tahkim Kurulu kararlarını olduğu gibi kabul edeceğine mi; FIFA ve UEFA’nın Türk futbolunu incelemeye başladığına mı inanalım?
Avrupa Şampiyonası organizasyonunu kazanmanın çantada keklik,  tek engelin ise Fenerbahçe’nin CAS’ta açtığı dava olduğuna; Fenerbahçe’nin ulusal çıkarlar gereği davasını geri çekip Avrupa Şampiyonası organizasyonunu Türkiye’ye kazandırdığına mı; şike skandalının ülkenin imajına zarar verdiğine ve bu vurdumduymazlığın Avrupa Şampiyonası ev sahipliğine mal olacağına mı inanalım?
Yabancı medyada da olmadık iddialar yayınlanıyor. Sadece yabancılar kaleme aldığı için yazılanları ciddiye almıyoruz. Ancak şike skandalının yurt dışında nasıl algılandığını dikkate almalıyız. Özellikle güvenilirliği konusunda şüphe doğurmayan, saygın medya kuruluşlarının Türkiye’deki gelişmelerle ilgili haber ve yorumlarını göz ardı edemeyiz.
Avrupa Kupaları başlayana, grup aşamasına geçilene kadar Türk basınında birçok iddia ve senaryo göreceğiz. Bunları yabancı medyadaki haberlerle karşılaştırarak okumalıyız.

Uğur Meleke’nin 5N1K’da Yaptığı Açıklamalar

Türkiye’nin saygın spor yazarlarından Uğur Meleke, dün akşam katıldığı 5N1K’da önemli tespit ve iddialar paylaştı.

Meleke’nin sözlerinin ciddiye alınması lazım.

Korumalı Futbolda Türkiye Romanya’yı 61-0 Yendi

Korumalı Futbol milli takımı, ilk uluslararası müsabakasında Romanya’yı 61-0 yendi.

Ragbi Federasyonu Başkanı Şahin Kömürcü, kurmuş oldukları milli takımın ilk müsabakasına çıktığını belirterek, ”Milli takımımız, çok önemli ve farklı bir galibiyete imza atarak, bu sporda da ne kadar güçlü ve başarılı olduğumuzu gösterdi. Böyle bir sevinci bizlere yaşatan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.


Peki korumalı futbol nedir?


Söyleyelim: “Amerikan futbolu”nun Türkçe karşılığı.


Yukarıdaki haberi gördüğümde yıllar önce kaleme aldığım bir yazıyı hatırladım. Arşivden bulup paylaşmak istedim.

İşte o yazı:


Powerlifting, Kickboks, Korumalı Futbol

Declan Hill’den TBMM ve TFF’ye Ağır Eleştiri


Şike denince ilk akla gelen isimlerden biri Declan Hill’dir. Hill, “Şike & Futbol ve Organize Suçlar” isimli kitabında özellikle Asya, Uzak Doğu’daki bahis organizasyonları inceledi. Bahis amaçlı şikenin nasıl, hangi kanallarla, kimler tarafından yapıldığını ortaya koydu. Dünya Kupası’nda bile şike yapıldığını açıkladı.

Declan Hill’in “Şike” kitabını tüm futbolseverler okumalı! Bu kitabı okuduktan sonra profesyonel futbolu başka bir gözle takip edeceksiniz.
Sporda yozlaşma üzerine çalışan birçok kurum ve kuruluş Declan Hill’in danışmanlığından faydalanıyor. UEFA da Declan Hill ile görüş alışverişinde bulunuyor.
Hill, geçen sene şike hakkında konuşmak üzere Türkiye’ye gelmişti. Hill, Türk yetkilileri şike konusunda kararları olmaları konusunda uyarmıştı.
Hill, bugün blogunda Türkiye’deki şike soruşturması sürecini eleştirmiş. TFF ve milletvekilleri hakkında çok sert ifadeler kullanmış.
Hill’in yazısının ilgili bölümünü paylaşıyorum:
Last week, the Turkish Football Federation announced that clubs caught fixing would only have points deducted from them and not mandatory relegation to lower divisions.    Part of the claim is that the clubs should not be punished for the actions of the senior executives.   This is such spurious logic that it is difficult not to laugh.  
However, what does make me fall about laughing are the actions of a majority of the Turkish parliamentary deputies.   Last winter, this gang of clowns voted a serious sounding anti-match-fixing law that had severe penalties for fraud.  A few months later when presumably many of the teams and executives that they support were in jeopardy of being punished under this new bill, they quickly reversed themselves and overturned their new law.  You can just imagine the conversation that they must have had, ‘Oh you mean someone may actually be punished by a law that we passed?  Someone may go to jail in Turkey for corruption?  We never meant for that to happen! We just wanted it on the books to impress the European Union. We never intended for our friends to risk going to prison.
Please, it is a resounding slap in the face to the Turkish police and judicial prosecution.   Either you trust your institutions to do their job or you do not.  You change laws and procedures if there are human rights abuses or institutional malfeasance not because your favorite football team might be in jeopardy.    There has to be one law for all which if people are guilty they suffer for it.

Hill, önce TFF’yi ve milletvekillerini eleştirmiş. Milletvekillerine “palyaçolar çetesi” demiş. Ardından onlarla dalga geçmiş.
Hill, taraftarlara da tepki göstermiş. Taraftarların genel olarak yolsuzluktan, şikeden dert yanmadıklarını; diğer takımların ceza görmesi için çabaladıklarını söylemiş.
Hill haksız değil. Ne yazık ki Türk taraftarlar futbolu, hukuku, adaleti önemsemiyor. Şike umurlarında değil. TFF’nin siyasilerin elinde oyuncak olmasını umursamıyorlar. Avrupa medyasında da Türk siyasilerin şikecilere yardım ettikleri ileri sürülüyor.
Yeter ki takımlarının başına bir şey gelmesin!
Türkiye’de hukuk, adalet hep subjektif, kişisel çıkarlara göre yontuluyor. Kimse değerlere, ilkelere inanmıyor. Bunları korumaya çalışmıyor.
Şike sürecinde TBMM, hükümet, yargı, TFF, medya hakkında yorum yapanlar hep taraftar oldukları kulüp ya da mensubu oldukları kurumlara göre dinlendiler. Ne dendiğine değil, kimin söylediğine bakıldı.
Türkiye taraftarları uyanmalı artık! Siyasilerin, TFF’nin, kulüplerin birlikte yönettikleri futbol mafyasına tepki göstermeli!
Türkiye’de futbol öldü. Küllerinden doğması taraftarlara bağlı.

PFDK Kararlarında “Oyçokluğu” 

PFDK, müsabaka sonucu etkilediği ve/veya buna teşebbüs ettiği iddia edilen kişilerle ilgili kararlarını açıkladı.

Bu kararların bazıları oyçokluğu ile verildi. Oyçokluğu ile alınan kararların ayrıca irdelenmesi gerekiyor.
Oyçokluğu ile alınan kararlar şöyle:
“AZİZ YILDIRIM hakkında, 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe (oyçokluğu), 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe- Büyükşehir Belediyespor (oyçokluğu) müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,
MEHMET ŞEKİP MOSTUROĞLU hakkında, 08.05.2011 günü oynanan Karabükspor -Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,
MEHMET ŞEKİP MOSTUROĞLU’nun 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor müsabakasında müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü nedeniyle FDT’nin 58/2-a maddesi uyarınca 1 YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına, (oyçokluğu)
ERDEM KONYAR hakkında, 08.05.2011 günü oynanan Karabükspor -Fenerbahçe müsabakasında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA, (oyçokluğu)
FENERBAHÇE A.Ş. hakkında, 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği – Fenerbahçe A.Ş. (oyçokluğu), 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor  – Trabzonspor A.Ş. (oyçokluğu), 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe A.Ş.- İstanbul BBSK (oyçokluğu), 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe A.Ş.- MKE Ankaragücü (oyçokluğu) müsabakalarında, müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,
karar verildi.
Oyçokluğu ile alınan kararların önemli bölümü “cezanın tayinine yer olmadığı” yönünde. Bu kararlarda azınlık üyeleri, PFDK’ya sevk edilen kişilerin müsabaka sonucunu etkilediğini veya buna teşebbüs ettiğini düşünüyor.
Şekip Mosturoğlu’nun 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor müsabakasında müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs ettiğine dair karar da oyçokluğu ile alınmış. Bu kararda ise azınlık üyeleri suçun oluşmadığı yönünde oy vermişler.
Oyçokluğu ile alınan kararların çoğunluk ve azınlık oyları gerekçeleriyle birlikte kamuoyu ile paylaşılmalı! Karar ve gerekçeleri, TFF Etik Kurulu raporu ile birlikte yayınlanmalı. Etik Kurulu raporunun saklanması için haklı sebep kalmadı. Biz de Türkiye’yi sarsan şike sürecinin detaylarını öğrenelim. 
Oyçokluğu ile alınan PFDK kararları arasında çelişkiler bulunduğunu da belirtmem gerek.
1) PFDK, Şekip Mosturoğlu’nun 22.04.2011 tarihinde oynanan Eskişehirspor-Trabzonspor müsabakasında müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs ettiğine oyçokluğu ile karar verdi. PFDK, Fenerbahçe’nin bu maçla ilgili teşebbüsten sorumlu olmadığını yine oyçokluğu ile kabul etti. Kulüp yöneticisi Şekip Mosturoğlu’nun disiplin suçu işlediğini düşünen üyeler, Fenerbahçe’nin bu fiilden sorumlu olamayacağını mı iddia ettiler? Yönetici ve kulüp hakkında verilen kararların çelişkili olmasının sebebi nedir? Şekip Mosturoğlu’nun fiili hangi açıdan (TFF hukukçularının icadı sonucu) “ağır teşebbüs” (!) değildir?
2) 15.05.2011 tarihinde oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü müsabakasında Fenerbahçe yöneticisi İlhan Yüksel Ekşioğlu, Fenerbahçe altyapı koordinatörü Cemil Turhan, Fenerbahçe Spor Kulübü Güvenlik Sorumlusu Yavuz Ağırgöl müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs etmişler. PFDK, bu kişilere hak mahrumiyeti cezası vermiş. Ancak aynı PFDK, oyçokluğu ile Fenerbahçe Spor Kulübü’nün sorumlu olmadığına kanaat getirmiş.
Yöneticisi müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs etmiş bir kulübe ceza verilmez mi? “Ağır teşebbüs” aranıyor ise, kulübün üç yetkilisinin ceza alması bu yöneticilerin “ağır teşebbüs”te bulunduklarını göstermez mi?
Müsabaka sonucunu etkilemeye çalışan ve sahada alınan sonuçla bunu gerçekleştiren yöneticilere “teşebbüs”ten ceza veren PFDK,  teşebbüsün niteliğini hiç tartışmamış. “Ağır teşebbüs” olup olmadığını açıklamamış. Kurul, ceza alan yöneticilerin kulüplerini korumak için “ağır teşebbüs” kavramına sığınmışa benziyor. Keşke bunu kararda açıklasalardı!
PFDK hukuku ayaklar altına aldı. Bu kurulun acilen değişmesi gerekiyor.

PFDK’nın Şike Kararı ile İlgili İlk Görüşler

Türkiye Futbol Federasyonu, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’nun şike ve teşvik primi dosyası ile ilgili kararını gece yarısı açıkladı.

PFDK, hiçbir kulübe ceza vermedi. Birkaç yönetici ve futbolcu ceza aldı.
 
Kararlar kamuoyunda büyük tepki gördü. Hukukçular, spor adamları ve siyasiler kararlar hakkında yorumlarını paylaşacaklar.
 
Kararlar birçok açıdan değerlendirebilir. Bu yazıda, PFDK’nın kararındaki “suç unsurunun oluşmadığına” dair tespitlerin doğru olduğunu kabul ederek görüşlerimi açıklayacağım.
 
Bu yazıda sadece kararlardaki çelişkileri aktaracağım.

Continue reading “PFDK’nın Şike Kararı ile İlgili İlk Görüşler”

PFDK’nın Şike ve Teşvik Primi Kararları

Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, şike ve teşvik primi iddiaları ile ilgili kararlarını açıkladı.
Kulüplerin hiçbirinin disiplin ihlalinden sorumlu olmadığı belirtildi.
Fenerbahçe yöneticisi Mehmet Şekip Mosturoğlu‘na 1 yıl hak mahrumiyeti,
Fenerbahçe yöneticisi İlhan Yüksel Ekşioğlu‘na 3 yıl hak mahrumiyeti,
Fenerbahçe altyapı sorumlusu Cemil Turhan‘a 1 yıl hak mahrumiyeti,
İstanbul Büyükşehir Belediyespor futbolcusu İbrahim Akın‘a 3 yıl müsabakalardan men,
Ahmet Çelebi‘ye 2 yıl hak mahrumiyeti,
Gençlerbirliği kalecisi Serdar Kulbilge‘ye 2 yıl müsabakalardan men,
Eskişehirspor teknik sorumlularından Ümit Karan‘a 2 yıl hak mahrumiyeti,
Gençlerbirliği yardımcı antrenörü Cengiz Demirel‘e 1 yıl hak mahrumiyeti,
Yavuz Ağırgöl‘e 1 yıl hak mahrumiyeti,
Mehmet Şen‘e 1 yıl hak mahrumiyeti
cezaları verildi.
PFDK’nın kararlarının tam metni aşağıdaki gibidir:

Continue reading “PFDK’nın Şike ve Teşvik Primi Kararları”

TFF Tahkim Kurulu Disiplin Talimatı’nın 58. ve 105. Maddelerini Hukuka Uygun Buldu

Türkiye Futbol Federasyonu yönetim kurulu, Disiplin ve Müsabaka Talimatları’nı değiştirdi. Kamuoyu Futbol Disiplin Talimatı’nın 58’inci ve 105’inci maddelerini tartışmaya başladı. Continue reading “TFF Tahkim Kurulu Disiplin Talimatı’nın 58. ve 105. Maddelerini Hukuka Uygun Buldu”

CAS’ın FC Sion Kararı

Hatırlanacağı üzere, Şampiyonlar Ligi’ne gönderilmeyen Fenerbahçe, durumunu hep Avrupa Ligi’ne alınmayan İsviçre kulübü FC Sion ile karşılaştırmıştı.
Fenerbahçe yöneticileri ve avukatları, İsviçre Federasyonu’nun FC Sion‘un arkasında durduğunu, TFF’nin benzer duruşu sergileyemediğini iddia etmişlerdi. Oysa İsviçre Futbol Federasyonu, yerel mahkemenin ihtiyati tedbir kararını uygulamak zorunda kalmıştı. Federasyon, FIFA‘dan gelen mektubun hemen ardından FC Sion‘un 36 puanını silmişti.
İsviçre’deki Spor Tahkim Mahkemesi (CAS), Ocak ayında FC Sion Davası ile ilgili kararını vermişti. Bu karar, spor hukuku ile ilgilenenler için ders niteliğinde. CAS hakemlerinin reddi, CAS hakemlerinin taraflara danışmanlık yapamamaları, UEFA’nın kararlarının rekabet hukuku ve kişilik hakları açısından değerlendirilmesi, CAS’ın bağımsızlığı ve tarafsızlığı gibi hususlar uzun uzun tartışıldı.
Bu kararın eleştirilecek birçok yönü var. Bunları bir makalede belirteceğim.
CAS’ın FC Sion Kararı (CAS 2011/O/2574 UEFA v. Olympique des Alpes SA/FC Sion) için: http://www.tas-cas.org/d2wfiles/document/5475/5048/0/Award20FINAL20_2011.01.31.pdf