Kategori: Yargıtay Kararları

Yargıtay Kararı: Kick Boks Müsabakasında Ölüm – “Sanıkların Görev ve Sorumlulukları ile Varsa Kusurları Tespiti Gerekir”

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ, 03.12.2015, 2015/308 E. 2015/18838 K.

Suç : Taksirle öldürme

Taksirle öldürme suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, sanıklar H.. Ç.., İ.. E.., A.. F.. müdafii, sanıklar Kezban Küçükböğetli, İ.. E.., İdris Aydın, A.. Y.. müdafiileri ile sanık A.. K.. tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Continue reading “Yargıtay Kararı: Kick Boks Müsabakasında Ölüm – “Sanıkların Görev ve Sorumlulukları ile Varsa Kusurları Tespiti Gerekir””

Yargıtay, Spor Federasyonlarının Genel Kurullarına Karşı Yargı Yolunu Fiilen Kapattı

Konu ile ilgili yorumumu ilerleyen günlerde yazacağım.

Şimdilik Yargıtay’ın kararını paylaşmakla yetiniyorum. Continue reading “Yargıtay, Spor Federasyonlarının Genel Kurullarına Karşı Yargı Yolunu Fiilen Kapattı”

Yargıtay Kararı – “Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Genel Kurulunun İptali Talebi”

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2017/800 E., 2017/3253 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu aleyhine 17/06/2013 gününde verilen dilekçe ile genel kurul kararının iptalinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 12/06/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılar ve kanıtlar ile gerektirici nedenler gözetildiğinde hazirun listesinin incelenmesiyle davacının iptalini istediği genel kurula katılarak alınan kararlara muhalefet şerhi koymaması; dolayısıyla dava açma koşulunun yerine getirilmemiş olmasına göre yerel mahkeme kararı sonuç olarak doğrudur. O nedenle HUMK’nun 438/9. maddesi uyarınca gerekçe değiştirilerek karar onanmalıdır.

SONUÇ: Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının gerekçesinin değiştirilmesine ve bu açıdan temyiz itirazlarının reddedilerek kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 25/05/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Kararı – Voleybol Hakeminin İşçilik Alacakları

22. Hukuk Dairesi 2017/2328 E., 2017/2219 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


YARGITAY KARARI

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının iş sözleşmesine işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle haklı olarak son verdiğini öne sürerek kıdem tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.

Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın, kısmen kabulüne karar verilmiştir.Kararın taraflarca temyizi üzerine Kapatılan 7. Hukuk Dairesinin 05.03.2015 tarihli ilamı ile özetle , ”……kıdem tazminatını yemek ve yol gideri de eklenerek bulunan giydirilmiş ücret üzerinden hesaplamak yerine sadece brüt ücret üzerinden hesaplayan bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı vekilince sunulan bazı çalışma günlerine ait personel giriş-çıkış kayıtları ve davacı tanık beyanları birlikte değerlendirilerek davacının hafta içi 5 gün 08.00-18.00 Saatleri arası, cumartesi günü 10.00-20.00 saatleri arası 1 saatlik ara dinlenmesi ile çalışmak suretiyle haftada 9 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek hesaplama yapılmış, mahkemece raporda hesaplanan fazla çalışma ücreti alacağından 1/3 oranında takdiri indirim yapılarak hüküm kurulmuş ise de; davalı, davacının mesai saatinde voleybol antrenör yardımcılığı da yaptığını ve görevlendirildiği maçlarda mesai saatine denk gelmesine rağmen voleybol hakemi olarak görev aldığını savunmuş olup, mahkemece Türkiye Voleybol Federasyonu’na davacının voleybol hakemliği yaptığı günler ve maç saatleri sorulmasına rağmen cevabı beklenmeden rapor aldırılarak fazla çalışma alacağının kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, davacının genel tatil günlerinde çalıştığını ispatlayamadığı kabul edilerek talebin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulmasının hatalı olduğu… ” gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyulmasına karar verilerek yapılan yargılamada davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla mesai ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ,davacının voleybol hakemi olarak görev aldığı federasyon faaliyetlerine ilişkin listelerden görevli olduğu Cumartesi günleri tespit edilerek, müsabaka saatlerine göre iş yerindeki Cumartesi çalışmaları hesaplanmıştır. Ancak hesaplamada davacının voleybol hakemliği yaptığı maçlarda hangi saatlerde maç alanında olması gerektiği, işyerinden maçın oynanacağı yere gidiş süresinin değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Bu halde mahkemece yapılacak iş yukarıda belirtilen hususların tespit edilerek Cumartesi çalışmalarının buna göre hesaplanmasıdır. Eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, 14.02.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Kararı – Tekerlekli Sandalye Basketbol, Sporcu Alacağı

13. Hukuk Dairesi 2016/11881 E., 2016/22783 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı,… Belediyesi tarafından kurulan spor kulübünde 2009-2010 sezonunda tekerlekli sandalye basketbol takımında oynadığını, hakettiği sözleşme ücreti ve harcırah bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, falaya dair haklar saklı tutularak 50 TL harcırah bedeli ile 14.400 TL sözleşmeden kaynaklı ücret alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir.


Davalı … Belediyesi Başkanlığı, davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini dilemiştir.


Davalı … Belediyesi…, cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır.


Mahkemece, ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.


Davacı eldeki dava ile sözleşmeden kaynaklanan ücret alacağının ve ödenmeyen harcırah bedelinin tahsilini istemiş olup, mahkemece, sporcu sözleşmesinin ve ödemelerle ilgili belgelerin dosyaya sunulmadığı gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten de, dosyaya yazılı bir sözleşme sunulamamıştır. Ancak davacı, delil olarak diğer delillerinin yanısıra federasyon kayıtlarına da dayandığına göre, 2009/2010 sezonu için müsabaka listelerinin istenilmesi, davacının müsabakalarda yer alıp almadığının tespiti gerekmektedir. Federasyonun 2009 yılı Ocak ve Nisan aylarına ilişkin gönderdiği harcırah listelerin, dava konusu yapılan 2009/2010 sezonuna ait olup olmadığı da anlaşılamamaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece, federasyondan 2009/2010 sezonuna ilişkin müsabaka listelerinin eksiksiz tedariki ile davacı sporcunun müsabakalarda yer alıp almadığı hususu değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.


SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/12/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Kararı – Tekerlekli Sandalye Basketbol, Sporcu Alacağı

13. Hukuk Dairesi 2016/11985 E., 2016/22782 K.

“İçtihat Metni”

 

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı,…. Belediyesi tarafından kurulan spor kulübünde 2008-2009 sezonunda tekerlekli sandalye basketbol takımında oynadığını, hakettiği sözleşme ücreti ve harcırah bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 50 TL harcırah bedeli ile 4.000 TL sözleşmeden kaynaklı ücret alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … Belediyesi Başkanlığı, davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini dilemiştir.


Davalı … Belediyesi…., cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece, ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.


Davacı eldeki dava ile sözleşmeden kaynaklanan ücret alacağının ve ödenmeyen harcırah bedelinin tahsilini istemiş olup, mahkemece, sporcu sözleşmesinin ve ödemelerle ilgili belgelerin dosyaya sunulmadığı ve bu suretle de sözleşmeden kaynaklı alacağın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten de, dosyaya yazılı bir sözleşme sunulamamıştır. Ancak, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davacı 2008 – 2009 sezonunda davalı kulübün tekerlekli sandalye basketbol spor takımının müsabakalarında oynamıştır. Bu durumda davacının yer aldığı müsabakalarda ücret alacağının doğacağı açıktır. Hal böyle olunca, federasyondan 2008/2009 sezonuna ilişkin müsabaka listelerinin eksiksiz temini ile davacı sporcunun yer aldığı müsabakalar değerlendirilip, ücret alacağının tayini gerekmektedir. Keza, getirtilen kayıtlara göre, harcırah bedeline de hükmedilmesi gerekeceği açıktır. Mahkemece, federasyondan kayıtlar getirtilip, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli konusunda uzman bilirkişinin görüşü de dikkate alınarak ücret tayini gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.


SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 29,20 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 05/12/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Kararı – Futbolcu Sözleşmesi, Yerel Uyuşmazlık, Uluslararası Tahkim, FIFA Uyuşmazlık Çözüm Kurulu, Genel Mahkemelerin Görevi

13. Hukuk Dairesi         2016/18154 E.  ,  2016/22116 K.

“İçtihat Metni”


MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, davalı kulüp ile aralarında 27.01.2014 başlangıç, 31.05.2014 bitiş tarihli “Profosyonel Futbolcu Tip Sözleşmesi” ve bu sözleşmenin eki niteliğinde “Sözleşme” bulunduğunu, davalı kulüpte görev yaptığı dönem boyunca sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, ancak davalı kulübün “ücret ödeme” yükümlülüğünü sözleşmede belirtildiği şekilde yerine getirimediğini ileri sürerek; asıl dava dosyasında 728.775,4 EURO paranın tahsiline, birleştirilen dava dosyasında ise 29.05.2014 tarih 2014/77 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile verilen 60.000 TL para cezasının haksız olduğunu beyanla iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, uyuşmazlığın, taraflar arasındaki sözleşmenin 7. maddesinin A bendi uyarınca FİFA Tahkim Mahkemesi nezdinde ileri sürübeleceğini beyanla davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin sair hükümler başlıklı 7. maddesinin “İşbu sözleşme’den doğan uyuşmazlıklar nedeniyle, taraflardan herhangi birince FİFA Zurih, işviçre’deki Uluslararası Futbol Federasyonu Birliği’ne ve bu sözleşmeden doğan taraflar arasında çıkan herhangi uyuşmazlığı çözmek için yetkili kuruluş olan temyiz kurulu olarak CAS ( spor anlaşmazlık Çözüm Kurulu Mahkemesi) ne başvurulabilir.” hükmünün tahkim şartına ilişkin olduğu gerekçesi ile asıl ve birleştirilen davaların usulden reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın futbolcu olan davacının ücret alacağından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Öyle olunca, uyuşmazlığın bu niteliği itibariyle görev hususunda yasal düzenlemelerin irdelenmesi gerekmektedir. 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun’un Tahkim Kurulu ve görevlerini düzenleyen 13 ve 14. maddesi, 4.12.2007 tarihi ve 26720 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 29.11.2007 tarih ve 5719 sayılı kanunun 10. ve 11. maddeleri ile değiştirilmiş, yine bu kanunun 9. maddesi ile de Kanunun 12. maddesinden sonra gelmek üzere 12/A maddesi eklenmiştir. 3813 sayılı kanuna 5719 sayılı kanunla eklenen “Uyuşmazlık Çözüm Kurulu” başlıklı 12/A maddelerinde önce bu kurulun oluşumu usulü ve çalışma usulleri açıklandıktan sonra, “Uyuşmazlık Çözüm Kurulu” Kulüpler ile kulüpler, Kulüpler ile futbolcular, teknik direktörler, antrenörler, oyuncu temsilcileri, masörler ve müsabaka organizatörleri, oyuncu temsilcileri ile futbolcular, teknik direktörler, antrenörler, arasında her türlü sözleşmeden doğan veya futbolla ilgili olan uyuşmazlıkları, tarafların başvurusu üzerine münhasıran yetkili olarak inceler ve karara bağlar.” hükmüne yer verilmiştir. 5719 sayılı kanunla değişik 3813 Sayılı Kanun, 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır. 5894 Sayılı kanunla uyuşmazlıkların çözüm yeri olarak İlk derece hukuk Kurulları (ki bunlar arasında uyuşmazlık Çözüm kurul da yer almaktadır) ile bunların üstünde olmak üzere Tahkim Kurulu gösterilmişse de, bu kurulların görevine girecek uyuşmazlıkların nelerden ibaret olduğu konusunda açık bir düzenleme getirilmeyerek, bu düzenleme TFF ana Statüsüne bırakılmıştır. Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun görev ve yetkileri Futbol Federasyonunun ana statüsünde belirlenmiştir.
TFF Ana statüsünde TFF Genel Kurulu’nca yapılan değişiklik 21.7.2011 tarih ve 280001 sayılı Resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ana Statünün 21.7.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren değişik 56. maddesinde, 1. Kulüpler, futbolcular teknik direktörler, antrenörler, futbolcu temsilcileri, sağlık personelleri ve müsabaka organizatörleri aralarındaki futbolla ilgili her türlü sözleşmeden doğan ihtilafların çözümü için uyuşmazlık çözüm kurulunun yetkisini kabul edip etmemekte serbesttirler. Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun yetkili olabilmesi için tarafların ihtilafın ortaya çıkmasından sonra Kurulun yetkisini yazılı olarak kabul etmeleri şarttır. Bununla birlikte sportif cezalarla, yetiştirme tazminatına ilişkin ihtilaflar münhasıran uyuşmazlık Çözüm Kurulu önünde çözülür. Bu kararlara karşı ancak Tahkim Kurulu’na itiraz edilebilir, şeklinde düzenleme getirilmiştir. Bu düzenleme ile, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun mecburi tahkim ve ihtiyari tahkim şeklinde iki ayrı görevi bulunduğu, sadece sportif cezalarla yetiştirme tazminatlarına ilişkin uyuşmazlıkların mecburi hakem olarak uyuşmazlık Çözüm kurulu’nda görülebileceği, diğer uyuşmazlıkların ise genel hükümlere ve 1. madde uyarınca tarafların anlaşmalarına bağlı olduğu ve uyuşmazlığın doğmasından sonra yazılı olarak kabul etmeleri halinde uyuşmazlık çözüm kurulunun ihtiyari tahkim sıfatıyla bakıp sonuçlandırabileceği ve bu kararlara karşı Genel Hükümler uyarınca yargı yoluna başvurulabileceği anlaşılmaktadır. Yine Geçici 1. madde uyarınca da, uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nca henüz karara bağlanmamış ihtilaflarda taraflara uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun ihtiyari yetkisini kabul edip etmediklerini 10 günlük kesin süre içerisinde bildirmeleri, tarafların Kurulun yetkisini yazılı olarak kabul etmeleri halinde, dosyanın yeni teşekkül ettirilecek hakem heyeti tarafından karara bağlanacağı, söz konusu süre içerisinde taraflarca kurulun yetkisinin yazılı olarak kabul edilmemesi halinde taraflara hakları da hatırlatılmak suretiyle dosyalarının ve harçlarının iade edileceği kararlaştırılmıştır. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan Mahkemece her aşamada re’sen nazara alınması gerekmektedir. Dava açılmadan önce ana statüde değişiklik gerçekleşmiştir. Henüz ihtilaf doğmadan önce statü değişikliği yürürlüğe girdiğine göre, artık statü uyarınca tarafların yazılı olarak uyuşmazlık çözüm kurulunun görevini benimsemesi gerekir. Bu hususta davalı yanın herhangi bir beyanı bulunmamaktadır.
Diğer yandan; 21.6.2001 tarihinde, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK) kabul edilmiş ve 5.7.2001 tarihinde de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Tahkim usulüne uygulanacak kuralları düzenleyen söz konusu kanunun, “amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesi gereğince, yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği veya anılan kanun hükümlerinin taraflar ya da hakem veya hakem kurulunca seçildiği uyuşmazlıklarda, MTK’nun uygulanması zorunlu olup, kanunun 5. ve 6. maddelerinde belirtilen hallerde tahkim yerinin Türkiye dışında belirlendiği durumlarda da MTK’nun uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin Türkçe tercümesinin 7. maddesinin “İşbu sözleşme’den doğan uyuşmazlıklar nedeniyle, taraflardan herhangi birince FİFA Zurih, işviçre’deki Uluslararası Futbol Federasyonu Birliği’ne ve bu sözleşmeden doğan taraflar arasında çıkan herhangi uyuşmazlığı çözmek için yetkili kuruluş olan temyiz kurulu olarak CAS (spor anlaşmazlık Çözüm Kurulu Mahkemesi) ne başvurulabilir.” düzenlemesi ile FİFA kapsamında tahkim şartı içerdiği görülmektedir. Davacı futbolcu, mahkeme kararını müteakip 11.08.2015 tarihinde FİFA Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’na müracaat etmiş, 27 Kasım 2015 tarihli kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın uluslararasılık boyutu bulunmadığı gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında; uyuşmazlığın çözümünde Genel Mahkemeler görevli olup, HMK.nun 2/1. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Mahkemece, bu doğrultuda deliller toplanıp hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin alınan 29,20 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay: “Yasak Alanlara Girme Suçunda Zorunluluk Haline İlişkin Hükümler Uygulanabilir”

Emniyet, savcılık, yerel mahkemeler 6222 sayılı Kanun‘u sert uygularken; Yargıtay bu konuda fren işlevi görüyor.

Yargıtay, yasak alanlara girme suçunda zorunluluk hali değerlendirildiğinde; koşulları gerçekleştiği takdirde, zorunluluk haline ilişkin hükümler uygulanabileceğine karar verdi. Continue reading “Yargıtay: “Yasak Alanlara Girme Suçunda Zorunluluk Haline İlişkin Hükümler Uygulanabilir””

Yargıtay Kararı – Voleybol Antrenörü, Tahkim Şartı, Devlet Mahkemesinin Görevi

22. Hukuk Dairesi 2016/16083 E., 2016/17467 K.

“İçtihat Metni”


MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
HATİCE ALKAN

DAVA : Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

Davacı vekili, müvekkilinin …… Belediyesi Anka Spor Klubü Derneğinde voleybol antrönörü olarak çalıştığını, ücretlerinin ödenmemesi sebebi ile, tahsili için, aralarında organik bağ bulunan …… Spor Klubü Derneği ve … aleyhine yaptıkları icra takibine davalı … tarafından itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ve icra takibinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, ….. Spor Klübü Derneği ile aralarında organik bağ bulunmadığını belirterek davanın husumet yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının imzaladığı sözleşmede, voleybol federasyonunun yönetmeliklerine uyacağı ve uyuşmazlıkların voleybol federasyonu hukuk kurulunca incelenerek çözümleneceğinin öngörüldüğü gerekçesi ile göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ve davaya bakmakla Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiştir.

Karar süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, bu bağlamda iş mahkemesinin görevi ve uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözümlenip çözümlenmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca, İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş sözleşmesine veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir.
4857 sayılı İş Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca, “sporcular” hakkında bu kanun hükümleri uygulanmaz
Yargıtay İçtihadları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 23.05.1960 gün, 11-10 sayılı ve 10.05.1974 gün, 3-44 sayılı kararları uyarınca, özellikle iş hukukunda istisnaî hükmün genişletilerek değil, dar yorumlanması gerekir. İşçiler yararına düzenlenen hükümlerin, işçiler yararına yorumlanması asıldır.

Sporla doğrudan uğraşan sporcunun İş Kanunu kapsamında kalmadığı açıktır. Ancak doğrudan aktif spor yapmayan, sporcuyu aktif spor yapması için hazırlayan antrenör ile aktif görevi daha çok direktif vermek olan ve takımı başarıya ulaştırma görevi de bulunan teknik direktörün sporcu sayılmaması ve İş Kanunu kapsamında bir işçi olarak kabul edilmesi gerekir. Bu sebeple antrenör veya teknik direktör ile kulüpleri işveren arasındaki iş sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarının iş mahkemesinde görülmesi gerekir.

İş güvencesine yönelik hükümler dışında, İş Kanununda işçilik alacakları ile ilgili olarak tahkim yoluna gidilmesine yönelik bir düzenleme olmadığından, antrenör veya teknik direktör ile işveren arasındaki uyuşmazlıkların çözümü için, bu kişilerin bağlı bulundukları federasyonun yönetmelik veya genelgelerinde özel hakem veya tahkim kurulunun öngörülmesi iş mahkemesinin görevini ortadan kaldırmaz.

6100 sayılı Kanun’un 412/1-2. maddesinde;” Tahkim sözleşmesi, tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmadır.
Tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin bir şartı veya ayrı bir sözleşme şeklinde yapılabilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan Kanunu’nun 114/1-c maddesinde,mahkemenin görevli bulunması dava şartları arasında; uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazı ise 116/2. maddesinde ilk itiraz olarak düzenlenmiştir. 117. maddesinde ise, ilk itirazların cevap dilekçesi ile birlikte ileri sürülmesinin zorunlu olduğu dava şartlarından sonra inceleneceği açıklanmıştır.

Somut olayda davacı, davalı … ve dava dışı … Spor Kulübü Derneği arasında organik bağ bulunduğunu iddia ederek her ikisi aleyhine ücret alacağının tahsili amacı ile yaptığı icra takibine, davalı belediyenin itirazı nedeni ile , itirazın iptali istemine ilişkin davayı açmıştır. Dosya içeriğine göre, davacının dava dışı …… Spor Kulübü Derneğinde voleybol antrönörü olarak çalıştığı taraflar arasında tartışmasızdır. Yarışma ve müsabakalara aktif sporcu olarak da katılmamıştır. Bu durumda, kulübü ile arasında organik bağ bulunduğu iddiası ile …… Belediye Başkanlığına yöneltmiş olduğu davaya bakma görevi iş mahkemelerine aittir. Ayrıca davacının bağlı bulunduğu federasyonun yönetmelik veya genelgelerinde özel hakem veya tahkim şartının öngörülmesi iş mahkemesinin görevini ortadan kaldırmayacaktır. Davacı tarafından imzalanan sözleşmede düzenlenen tahkim şartının ilk itiraz olarak da ileri sürülmemiş olması karşısında davanın bu sebeple usulden reddedilme imkanı bulunmamaktadır. Mahkemece işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi hatalıdır.

Kabule göre de, mahkeme gerekçesinde tahkim ilk itirazına ilişkin açıklamalarda bulunulmasından sonra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 413/1. maddesine aykırı olarak görevsizlik kararı verilmesi hatalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine 13.06.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay: “Şifreli Kanaldaki Futbol Maçı Yayınını Internet Üzerinden Şifre Kırarak Seyrettirmek Suçtur”

Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 24.12.2015 tarihinde verdiği kararla, bir anonim şirketin yayın hakkı sahibi olduğu yayınını, abonelik sözleşmesi bulunmadan internet üzerinden şifre çözmek suretiyle işyerinde futbol maçı izlettirmek eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 163/2. maddesindeki karşılıksız yararlanma suçunu oluşturacağını kabul etti.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 08.06.2015 tarihinde de benzer bir karar vermişti.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin dayandığı TCK md. 163/f. 2 şu şekilde: “Telefon hatları ile frekanslarından veya elektromanyetik dalgalarla yapılan şifreli veya şifresiz yayınlardan sahibinin veya zilyedinin rızası olmadan yararlanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.