Kategori: TFF Tahkim Kurulu

TFF Tahkim Kurulu Belirlendi

TFF Yönetim Kurulu, Tahkim Kurulu’nu belirledi.

Avukat Engin Tuzcuoğlu başkanlığındaki Tahkim Kurulu aşağıdaki isimlerden oluşuyor:

1 – Av. Engin Tuzcuoğlu (BAŞKAN)
2 – Av. Can Yalçınkaya
3 – Av. Sait Yalazay
4 – Doç. Dr. Murat Balcı
5 – Av. İsmail Esin
6- Av. Fuat Göktaş
7- Prof. Dr. Emine Yazıcıoğlu

Tahkim Kurulu, Federasyon Başkanının teklifi ve Yönetim Kurulunun kararı ile en az beş yıllık meslekî tecrübeye sahip Hukuk Fakültesi mezunları arasından seçilecek bir Başkan ile altı asıl, altı yedek üyeden oluşuyor.

TFF Yönetim Kurulu sadece asıl üyeleri atadı. Yedek üyelerin listesi henüz açıklanmadı. Diğer kurulların yedek üye listesi açıklanmışken, Tahkim Kurulu’nun yedek listesinin ilan edilmemesi şüphe ile karşılandı.

Not: Kısa bir araştırmadan sonra TFF Tahkim Kurulu yedek üyelerinin de önce ilan edildiğini ancak listenin silindiğini öğrendim.

TFF’nin yayınladığı ilk listede yer alan yedek üyeler aşağıdaki gibiydi:
1- Uğur Mutlu
2- Mürteza Zengin
3- Yalçın Güdül
4- Selahattin Kalkan
5- Mustafa Serdar Akdoğan
6- Muhammed Yusuf Dündar
7- Aslan Delice

Yukarıdaki liste mevzuata aykırıydı. Yedek üye sayısı en fazla 6 olabilirken, TFF’nin yayınladığı ilk listede 7 üye bulunuyordu.

Tahkim Kurulu, Gökhan Töre ile ilgili İtirazı Reddetti

TFF Tahkim Kurulu, Beşiktaş A.Ş.’nin Gökhan Töre ile ilgili itirazını “yargılamanın yenilenmesi” şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle reddettti.
PFDK eski üyesi Yusuf Reha Alp, bu kararı eleştirmiş: http://www.sabah.com.tr/spor/futbol/2014/11/10/besiktasta-radikal-rotasyon#
Alp’in iddiası ilginç. Sanki yeniden yargılama mümkün olabilir gibi beyanda bulunmuş.
Kanımca şike sürecine ilişkin yeniden yargılama söz konusu olamaz. Gerekçelerini yazmıştım. Çok küçük bir ihtimal olmakla birlikte, kararı veren PFDK üyeleri ile yargılanan kulüpler arasındaki ilişkiye dayanılabilir.
Şike süreci bir yana, TFF Tahkim Kurulu’nun yeniden yargılama koşullarına ilişkin tartışmalı kararı aşağıdaki gibidir:
1- E.2014/239,K.2014/244
Beşiktaş A.Ş.’nin, futbolcusu Gökhan Töre ile ilgili 09.11.2014 tarihli dilekçesi okundu. Başvurunun, Kurulumuzun 01.11.2014 tarihli ve E.2014/239, K.2014/244 K. sayılı kararına karşı yargılamanın iadesi ve uygulamanın durdurulması talebi mahiyetinde olduğu, gerekli harcın yatırıldığı görüldü. Başvurucunun, dayandığı müsabakaya ilişkin belge ve kayıtlar ile tüm dosya üzerinde yapılan müzakere neticesinde;


Yargılamanın yenilenmesi (disiplin yargılamasının iadesi), Futbol Disiplin Talimatı’nın 91. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir:


“Disiplin Kurullarının, kesinleşen bir kararında dayanılan delillerin gerçeğe aykırı oldukları veya kararı etkileyecek yeni bir delilin meydana çıktığı veya kararın yerine getirilmesi tamamlanmadan önce mevzuatta ilgililer lehine bir değişiklik yapıldığı takdirde; ilgili kişi veya kulüpler ile soruşturma merciileri, kararı veren Disiplin Kurulu’ndan yargılamanın iadesini talep edebilirler. Bu talep üzerine ilgili Disiplin Kurulu, inceleme sonucuna göre, önceki kararın değiştirilmesine yer olmadığına karar verebileceği gibi yeni bir karar da verebilir.”
Görüldüğü üzere FDT’de, yargılamanın yenilenebilmesi için 3 tahdidi neden sayılmış; sadece bu hallerin varlığı halinde yargılamanın yenilenebileceği belirtilmiştir. Olağanüstü bir yargı olan yargılamanın yenilenmesinde, kurulan hükmün sakatlığı ancak, hükme esas delillerle aynı kuvvette bir delil eşliğinde ileri sürüldüğünde dikkate alınabilir.


Yargılama konusu “hakaret” eylemi, müsabaka görevlilerinin raporlarında yer almış olup bu aşamadan sonra yapılacak tartışmada öncelikle, FDT’nin 76.maddesi dikkate alınarak sunulan tüm delillerin kuvveti belirlenmelidir. FDT’nin 76/I. maddesine göre “Müsabaka görevlilerinin raporlarında bulunan hususlar aksi ispat edilmediği sürece doğru kabul edilir”. Söz konusu hükümden açıkça anlaşıldığı üzere, müsabaka görevlilerinin raporlarında bulunan belirlemeler karine olarak doğru kabul edilmekte, ancak bu karinenin aksinin ispat edilmesine imkân verilerek ispat yükü ise faile yüklenmektedir. Buna göre, futbol disiplin hukukunda, müsabaka görevlilerinin raporlarının, aksi ispat edilmediği sürece,atılı eylemin ispatı ve fail hakkında ceza tayini için tek başına yeterli delil olarak kabul edildiği söylenmelidir. Futbol yargısında, işlediği disiplin ihlali müsabaka görevlerinin raporunda yazılı olan taraf, raporun aksini FDT’nin “Deliller” başlıklı 75. maddesi ve “Disiplin Yargılaması” başlıklı 85.maddesinin 3’ncü fıkrası uyarınca ancak futbol yargısında kabul edilen deliller (müsabaka görevlilerinin raporları, tarafların ve tanıkların beyanları, maddi deliller, uzman görüşleri ve ses ya da video kayıtları), diğer bir deyişle en az müsabaka görevlilerinin raporları kadar kuvvetli deliller vasıtasıyla ispat etme imkânına sahiptir. Ancak bu noktada, adli yargıda olduğu gibi futbol yargısında da, delillerin kuvveti yönünden bir değerlendirme, kuvvet derecelendirmesi yapılması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bilindiği üzere, usul hukukunda yazılı delil karşısında tanık deliline itibar edilmez. Buna karşılık, bir hareketten/eylemden ibaret (şiddetli hareket, sportmenliğe aykırı hareket, tükürme, saldırı gibi) maddi bir fiilin ispatında görsel kayıtlar, yazılı ya da sözlü bir delil karşısında daha kuvvetli ve yeterli bir delil olarak kabul edilir. Bu çerçevede futbol ispat hukukunda da; tamamen maddi bir fiilden ibaret bir disiplin ihlali karşısında, görsel kayıtlarla müsabaka görevlilerinin raporlarının aksinin ispatının mümkün olduğu, buna karşılık sözlü bir ihlal karşısında müsabaka görevlilerinin raporlarının tanık delilinden daha kıymetli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Hal böyle olmakla birlikte, müsabaka görevlilerinin raporlarında geçen sözlü bir disiplin ihlalinin aksinin, teknik ve hukuki olarak sıhhatinden şüphe edilemeyecek bir ses kaydı ile ispatına imkân tanınmalıdır.


Kulüp, gerek esas yargılamada gerekse yargılamanın yenilenmesi talebinde yeni bir delil sunmadığı gibi, gerekçe gösterdiği olaya dair futbol yargı kurullarındaki bir yargılama veya bu yargı kurullarının bir hükmünden de bahsetmemektedir.Başvuruda müsabaka hakeminin takdir alanı ve yetkisi ile disiplin yargısının başlayacağı zaman ve yer dikkate alınmamış olup müsabaka görevlilerinin raporunda yer almayan, takdir alanı içinde kalan ve bu suretle disiplin mercilerinin yargı yetkisine dâhil olmayan bir olayın, yargılamanın yenilenmesine esas alınması mümkün değildir. Böylece, Kurulumuza yapılan başvuruda, FDT’nin 91.maddesinde belirtilen;


a. Dayanılan delillerin gerçeğe aykırı oldukları,
b. Kararı etkileyecek yeni bir delilin meydana çıktığı,
c. Kararın yerine getirilmesi tamamlanmadan önce mevzuatta ilgililer lehine bir değişiklik yapıldığı,


hallerinden herhangi birinin gerçekleştiğini ispata yeter kuvvette delil sunulmadığı; dilekçede dayanılan beyan ve delillerin, yargılamanın yenilenmesine dayanak olamayacağı anlaşıldığından, Beşiktaş A.Ş.’nin, Gökhan Töre ile ilgili başvurusunun reddine; esas hakkında karar verildiğinden uygulamanın durdurulması talebinin reddine, oybirliği ile (K.2014/244 EK K.);
Karar verilmiştir.
Tahkim Kurulu”

Bir Sempozyumun Ardından

Dün Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeydim. ARTI Hukuk Grubu’nun düzenlediği Spor Hukukunun Güncel Sorunları ve Tahkim Sempozyumu’nu izledim.

Yoğun katılım beni hep şaşırttı hem de sevindirdi. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencilerini ve diğer genç izleyicileri tebrik ederim.

Sempozyumla ilgili uzun bilgi vermek istemiyorum. Dikkat çekmek istediğim hususları paylaşmakla yetineceğim. Okumaya devam et “Bir Sempozyumun Ardından”

Spor Federasyonları Disiplin Kurullarının Kararları Saklanıyor

Türk spor federasyonlarında şeffaflık sorunu var. Kararlar paylaşılmıyor. Kısa haberlerle geçiştiriliyor. Gerekçeler öğrenilemiyor.

Aynı durum disiplin kurullarının kararları için de geçerli. Sporculara, antrenörlere, kulüplere cezalar veriliyor ama kimsenin haberi yok. Karar sadece ilgiliye bildiriliyor.

Spor hukukunun gelişmesi, kuralların nasıl yorumlandığının öğrenilmesi, adil yargılanma hakkının sağlanması ve daha sonra yargılanacak kimselerin savunmalarını oluşturabilmesi için disipin kurullarının kararlarının kamuoyu ile paylaşılması gerekir.

Ayrıca kulüplerin, sporcuların ceza almış kişi ve kulüpleri bilmelerinde fayda var. Federasyonlar saha içinde denetim yapmaktan imtina edebiliyor ya da ihmal gösterebiliyor. Cezalar kamuoyu ile paylaşılırsa, antrenör ve sporcular da denetimde etkin rol oynarlar.

Bugün çok az federasyon disiplin kurullarının kararlarını duyuruyor. Bu paylaşımların gerekçeleri barındırmadığını belirtmem gerek.

Disiplin Kurulu kararlarını hiç duyurmayan veya özel sayfa ayırmayan federasyonlar: Atıcılık ve Avcılık, Atletizm, Badminton, Bedensel Engelliler, Beyzbol Softbol Korumalı Futbol ve Ragbi, Bilardo, Binicilik, Bisiklet, Bocce Bowling ve Dart, Boks, Buz Pateni, Cimnastik, Dağcılık, Dans Sporları, Eskrim, Geleneksel Spor Dalları, Gelişmekte Olan Spor Branşları, Golf, Halk Oyunları, Hava Sporları, Görme Engelliler, Güreş, Halter, Hentbol, Herkes İçin Spor, Hokey, İzcilik, Judo, Kano, Karate, Kayak, Kızak, Kick Boks, Kürek, Masa Tenisi, Modern Pentatlon, Motosiklet, Okçuluk, Okul Sporları Federasyonu, Oryantiring, Otomobil Sporları, Özel Sporcular, Sualtı Sporları, Tekvando, Triatlon, Vücut Geliştirme Fitness ve Bilek Güreşi, Wushu, Yelken, Yüzme Federasyonu.

Basketbol Federasyonu, Disiplin Kurulu’nun kararları için özel sayfa oluşturdu.

Buz Hokeyi Federasyonu, cezalı sporcuların listesini yayınlamış ama bu cezaların hangi kuralların ihlali sebebiyle verildiğini açıklamamış. Kararlar gerekçeli değil.

Briç Federasyonu, disiplin kurulu kararlarını tablo halinde yayınlamış. Savunmalar açıklanmamış. Somut olay, davranış belirtilmemiş.

Futbol Federasyonu, AFDK, PFDK ve Tahkim Kurulu için özel sayfalar oluşturdu. Kurulların kararların önemli bölümüne ilgili sayfalardan veya federasyonun arama motorundan ulaşmak mümkün. Ne yazık ki kararlar gerekçeli değil. 3 Temmuz sürecine ilişkin kararlar ise kamuoyundan saklanıyor.

Muay Thai Federasyonu, disiplin kurulu kararları için özel sayfa açmış. Ancak bu sayfadaki kararları okumak basit değil. Kararlar site üzerinden okunamıyor. Kararları tek tek bilgisayara indirmek gerekiyor.

Satranç FederasyonuDisiplin Kurulu kararlarını yayınlamış ancak bu kararlarda olayların gelişimi ve savunmalar belirtilmemiş. Kararların hukuka uygun olup olmadığını değerlendirmek mümkün değil.

Sutopu Federasyonu idari cezalılar listesini paylaşmış. Disiplin Kurulu kararları yayınlanmamış.

Üniversite Sporları Federasyonu ceza alanların listesini yayınlamış ancak bu cezaların hangi kuralların ihlali sebebiyle verildiğini açıklamamış. Kararlar gerekçeli değil.

Son olarak, Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu’na da değinmek istiyorum. Bu kurulun kararları da sır gibi saklanıyor. Kararların detaylarını ancak CAS’a başvuru yapıldığı zaman öğrenebiliyoruz. Spor Genel Müdürlüğü kararları saklarsa, federasyonlardan ne bekleyebiliriz ki?

PFDK’da Yeni Talimat Krizi

TFF yönetim kurulunun çirkin ve kötü tezahüratla ilgili talimat değişikliğinden sonra PFDK’da birçok maç hakkında oyçokluğu ile ilgili kararlar alınmaya başlandı.

Çirkin ve kötü tezahüratın tekrar edildiğine dair kararların hepsi oyçokluğu ile alındı. Muhalefet oyu veren üyelerin “yeni suç ihdası” gerekçesiyle cezaların baştan verilmesi gerektiğini benimsedikleri iddia ediliyor. Tahkim Kurulu da bugün bu gerekçeyi benimsediği bir karar verdi. PFDK, Şanlıurfa Spor‘a üçüncü ihlal sebebiyle bir resmi müsabakayı kendi sahasında seyircisiz oynama cezası vermişti.Tahkim Kurulu, Futbol Disiplin Talimatı’nın değiştiğini; ilgili ihlalin mevzuat değişikliğinden sonraki ilk ihlal olduğunu, cezanın da ilk ihlale uygun verilmesi gerektiğini açıkladı.

PFDK’nın Bursaspor, Fenerbahçe, Galatasaray, Kayserispor, Trabzonspor, TKİ Tavşanlı Linyitspor, Manisaspor, Adanaspor, Gaziosmanpaşa Spor Kulübü, Eyüpspor kulüpleri hakkında verdiği kararlar çok büyük ihtimalle Tahkim Kurulu tarafından bozulacak. Bu kulüpler sıfırdan, yeni ceza alacak.

Tahkim Kurulu’na katılmak mümkün değil. Daha önce çirkin ve kötü tezahürattan ötürü ceza alan; hatta bunu alışkanlık haline getiren kulüpler affedilmiş oluyor. Çirkin ve kötü tezahürat yasağına dördüncü kez aykırı davranılması halinde ilgili kulübe “seyircisiz maç oynama” ve para cezası verilmeye başlanıyor. Yedinci ihlalle birlikte, artık her ihlalde “iki maç seyircisiz maç oynama” cezası verilmesi gerekiyor.

Özellikle büyük kulüpler talimat değişikliğine kadar üç veya dört kez ceza aldı. Talimatta “süreklilik” şartının kaldırılması önceki ihlalleri ortadan kaldırmıyor. Yeni ihlallerin eklenmesi gerekiyor. Ancak Tahkim Kurulu, önceki ihlalleri adeta affetti. Bütün kulüplerin cezaları sıfırlandı. Seyircisi centilmen olan veya seyircilerini doğru yöneten/yönlendiren kulüplere haksızlık yapıldı.

Tahkim Kurulu, bu kararıyla stadyumda küfüre karşı mücadelenin aksak başlamasına sebep oldu. Büyük kulüpler korunmak istenirken, küfürün önü açıldı. Küfürbaz tribünler ödüllendirildi. Kulüplerin bu konuda önlem almak için çalışmalarına gerek kalmadı. Her şey sil baştan başladı.

PFDK’da Garip Tartışma: "Cezalar Sıfırlansın mı?"

Milliyet gazetesinde yer alan habere göre, Disiplin Talimatı’nın değişmesinin ardından, Fenerbahçe cezaların sıfırlanması gerektiğini savunmuş. PFDK’nın iki üyesi de bu savunmanın ciddiye alınması gerektiğini ileri sürerek karşıoy kullanmış.

Cezaların sıfırlanması söz konusu olamaz. Bu af teşkil eder. TFF’nin suçları affetme yetkisi yoktur.

PFDK’nın karşıoy kullanan üyeleri kim? Fenerbahçe ile organik bağları var mı? Kulübün üyeleri mi?

Neden PFDK gerekçeleri paylaşmıyor? Neden TFF kulüplerin ve medyanın manipülasyon yapmasına, kamuoyu ile kedi fare ile oynar gibi oynamasına izin veriyor?

PFDK ve Tahkim Kurulu kararlarında sevk gerektiren davranışları görmemiz gerekiyor. Kurulların hukuki tartışmalarını ve kararların gerekçelerini okumamız şart.

TFF, tartışmaların odağında olmaktan, futbolun her gün tartışılmasından memnun olabilir. Ancak toplumda ayrışmalara sebep veren, adalet duygusunu yaralayan kararlar şiddeti körüklüyor. Her kesim, kendi çıkarına göre yorum yapıyor. Gerekçeleri bilmeyen hukukçuların çoğu niyet okumakla yetiniyor.

TFF, kamu hizmeti yapmaktadır. Anayasa uyarınca Tahkim Kurulu kararlarına karşı devlet yargısına başvurulamamaktadır. Adeta alternatif yargı sistemi yaratılmıştır. Bu sistemle gurur duyanlar, yargı makamı olmanın gerekliliğini yerine getirmeli; Anayasa, HMK ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nde öngörülen temel ilkeleri kararlarına yansıtmalıdırlar. “Gerekçeli karar” bu gerekliliklerden biridir.

Çirkin ve Kötü Tezahürat Nedir?

Fenerbahçe – Torku Konyaspor maçı esnasında yapılan tezahüratların ardından Fenerbahçe TFF ve PFDK’yı hedef aldı.

Fenerbahçe, maçtan önce taraftarlarını talimat değişikliği hakkında uyarmış; taraftarlardan stadyumda bulundukları süre zarfında hakaret içeren ve taciz edici tezahürattan uzak durmalarını rica etmişti.

Maçın ardından 7 Fenerbahçe taraftarı gözaltına alındı ve bu taraftarlara bir sene boyunca spor alanlarından men cezası verildi. Fenerbahçe bu cezaları kınadı ve uygulamanın demokrasi ile bağdaşmadığını iddia etti.

PFDK ise Fenerbahçe’ye kötü tezahürattan ötürü bir maç saha kapama ve 150.000 TL para cezası verdi. Fenerbahçe bu cezayı “kabul edilemez” olarak nitelendirdi ve Tahkim Kurulu’na başvuracağını açıkladı.

Medyada Fenerbahçe’nin “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” tezahüratı ve Gezi Olayları’nı temel alan protestolar nedeniyle cezalandırıldığı iddia edildi.

Bir kesim ise “Hırsız Tayyip Erdoğan” tezahüratının ve Galatasaray aleyhine yapıldığını iddia ettikleri küfürlü tezahüratların cezaya sebep verdiğini ileri sürdü.



Bu iddialardan hangisi doğru? Demokratik protesto eylemi mi cezalandırıldı yoksa gerçekten kötü ve çirkin tezahürat mı söz konusu? PFDK hangi söz ve davranışları çirkin ve kötü tezahürat olarak nitelendirdi?

PFDK’nın kararına bakınca hiçbir gerekçe göremiyoruz.

PFDK’nın kararı şöyle: “FENERBAHÇE A.Ş.‘nin, 27.01.2014 tarihinde oynanan FENERBAHÇE A.Ş. – TORKU KONYASPOR Spor Toto Süper Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde 5. kez gerçekleştirilmesinden dolayı takdiren 1 RESMİ MÜSABAKAYI KENDİ SAHASINDA SEYİRCİSİZ OYNAMA ve 150.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına, (oyçokluğu)


Taraftarlar hangi sözleriyle çirkin ve kötü tezahürata imza attılar? Cevap yok.

Karar oyçokluğu ile verilmiş. Oy dağılımı nedir? Kurulda nasıl bir tartışma gerçekleşti? Neden çoğunluk disiplin suçunun gerçekleştiğine kanaat getirdi? Hangi sözleri nasıl değerlendirdiler? Karşıoy sahiplerinin görüşleri nedir? Neden ilgili sözleri kapsam dışında tuttular? Bu soruların da cevapları yok.

Bir konuya açıklık getirmek gerekiyor.

PFDK, çirkin ve kötü tezahürat sebebiyle ceza verirken, bu suçu oluşturan söz ve davranışları açıkça kaleme almalıdır. Hakem ve temsilci raporlarında yer alan ifadeleri kararlarında kullanmalıdır. Kamuoyu hangi tezahüratların cezalandırıldığını öğrenebilmelidir.

TFF’nin yeni PFDK ve Tahkim Kurulu üyeleri gerekçesiz karar yazmayı alışkanlık haline getirdiler. Hiçbir kararın detayını göremiyoruz. Hukuki gerekçelerini değerlendiremiyoruz.

“Kamuoyuna tam kararı vermek zorunda değiliz. Özetle yetiniyoruz” diyebilirler. Bu mazerete katılmak mümkün değil. Karar makamları olarak, kararlarını gerekçeli yazmak zorundalar. Özellikle Tahkim Kurulu, itiraz mercii olarak muhakkak gerekçelerini göstermek zorundadır. Adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçesiz karar kabul edilemez. Kamuoyunda gerekçe saklamanın haklı sebebi bulunmamaktadır. Üstelik ilgililere de gerekçesiz kararlar gönderilmektedir. Örneğin, Kasımpaşa yöneticileri Tahkim Kurulu’nun maç tekrarı ile ilgili kararının gerekçesiz olduğunu duyurdular.

Geçmiş dönemlerde gerekçeli kararlara ulaşabiliyorduk. Özellikle Av. Türker Arslan başkanlığında görev yapan Tahkim Kurulu kararları gerekçeli yayınlanıyordu. Hatta bu kurulun kararları iki kitap halinde basılmıştı.

Av. Türker Arslan başkanlığında 19.01.2006-14.02.2008 tarihleri arasında görev yapan Tahkim Kurulu’nun yüzlerce kararı bir kitapta toplandı. Bu kitapta çirkin ve kötü tezahürat teşkil edebilecek davranışlar açık açık kaleme alındı. Bu davranışlar hukuki gerekçeler eşliğinde değerlendirildi. Kriterler açıkça uygulandı. Bazı söylemlerin çirkin ve kötü tezahürat kapsamında değerlendirilemeyeceği bile kabul edildi.

Gerekçeli kararlar sayesinde kamuoyu aydınlatılmış oldu. Kulüpler savunmalarını bu kararları dikkate alarak yaptı. Hatta kararlardan ders alarak taraftarlarını kontrol altına almaya çalışan kulüplere rastlandı.

Kitapta sportmenliğe aykırı davranışlar da aynı şekilde açık açık gösterildi. 

Özellikle yöneticilerin sportmenliğe aykırı davranış, küfür ve tehdit teşkil eden sözlerinin kararlarda en ince detayına kadar belirtilmesi gerekiyor. Böylece kamuoyu, taraftarlar bu yöneticilerin ne kadar ahlaksız, terbiyesiz olduklarını görebilir. Söz sahipleri utanmasalar bile belki camiaları o kişiler üzerinde baskı kurabilir. Kulüpler kendilerine çekidüzen verebilir.

Aşağıda çirkin ve kötü tezahürat, sportmenliğe aykırı davranış, küfür, tehdit olarak değerlendirilmiş bazı ifadeleri okuyacaksınız. Yöneticiler, taraftarlar o sözleri söylemekten utanmamışlar. Biz de paylaşmaktan utanmıyoruz. Hatta bu ifadelerin açıkça paylaşılması gerektiğini düşünüyoruz.

Fenerbahçe‘nin haksız yere ceza alıp almadığını değerlendirebilmemiz için, PFDK’nın ilgili sözleri açık açık yazması gerekirdi. O tren kaçtı. Şimdi sıra Tahkim Kurulu’nda. “Dosyadaki delillere göre (…)” ifadesi ile yetinmek yerine, tezahüratları tek tek belirtmeleri gerekiyor. Siyaseti kendisine silah yapmış bir kesimin iddialarının gerçek olup olmadığını görmeliyiz.

Eğer Fenerbahçe, siyasi tezahürattan ötürü ceza alırsa, bu cezayı şiddetle eleştiririz. Ancak küfür söz konusu ise, Fenerbahçe Kulübü taraftarları adına kamuoyundan özür dilemelidir.

FenerbahçeHırsız Tayyip Erdoğan” tezahüratı sebebiyle cezalandılmışsa, yeni bir tartışma daha başlayabilir. Bu ifade küfür müdür? Hakaret midir? Yoksa ifade özgürlüğü, eleştiri hakkı kapsamında mı değerlendirilmelidir? Siyasetçiler bu tür eleştirilere (!) katlanmak zorunda mıdır? Hakkında kesinleşmiş yargı kararı olmayan biri hakkında “Hırsız” ifadesi kullanılabilir mi? (Kesinleşmiş yargı kararına rağmen, o kişi hakkında toplu halde “hırsız” denilebilir mi?)

PFDK ve Tahkim Kurulu üyeleri artık akıllarına başlarına almalı ve yargıç ciddiyeti ile hareket etmeliler. Gerekçesiz karar yazmaktan vazgeçmeli, hukuki tartışmaları açık şekilde kaleme almalıdırlar.

Kararlar ve karar gerekçeleri yargıçların ve hakemlerin namusudur. TFF kurullarını kararlarına sahip çıkmaya davet ediyorum.

Aşağıda Tahkim Kurulu kararlarından örnekler paylaşacağım. Ağır küfürleri yazmayacağım. Belki PFDK ve Tahkim Kurulu üyelerine ders olur.

Y‘nin oyuncusuna “senin ağzına s…. Neler yapıyorsun” dediği, futbolcu O‘nun teknik direktör Y‘ye “sen ne manyak adamsın, ben senin ağzına s…” dediği müsabakanın temsilci raporunda belirtilmiş olup…;

– Dosya içinde yer alan raporunda müsabakanın hakemi C, M‘nin, ihraç kararından sonra kendisine dönerek “sıçtın, sıçtın” dediğini açıkça belirtmiştir;

– Birbirini doğrulayan ve tamamlayan Hakem, 4. hakem ve temsilci raporlarından; Futbolcu Y‘nin hakemin verdiği penaltı sonrası “nasıl gördün lan ordan has….” demesi üzerine oyundan ihraç edildiği; ihraçtan sonra da “helal olsun sana, baskıyı görünce döndün, yemedi değil mi?” diyerek eylemini sürdürdüğü anlaşıldığından…;

– Beşiktaş asbaşkanı Levent Erdoğan “Benim görüşüme göre teşvik primi etik, ben buna karşı değilim” şeklinde beyanları sebebiyle PFDK’na sevkedilmiştir;

– Olay, soyunma odalarından çıkarken F Kulübü yöneticisi M‘nin hakeme “şerefsiz, satılmış, tetikçi”, “sen emeğimizi çaldın, sen emek hırsızısın“, “seni döveceğim, seni buradan çıkarmayacağım, bu stada bir daha giremezsin“, “şerefsiz korkuyor musun 2 tokat atacağım, korkma gel” şeklinde hakeret ve tehditte bulunduğu iddiası…;

– Olay F Kulübü Başkanı A‘nın müsabaka bitiminde soyunma odalarına girerken hakeme “pozisyonları görüp g…nü dönüyorsun, şerefsiz, bir daha bu stada gelemeyeceksin” diyerek hakaret ettiği, daha sonra soyunma odaları çıkışında “şerefsiz, o FIFA kokartını ellerime söküp g…ne sokacağım, tetikçi, bir daha Avrupa’da maç yönetemeyeceksin” diyerek hakaret ettiği, hakemler araçlarına binerken de “senin hakemliğini bitireceğim, bu sahaya bir daha gelemeyeceksin, düdüğü bırak” şeklinde sözler sarfettiği iddiasından ibarettir;

– Kanal 1 Televizyonunda yayımlanan bir programda B Kulübü Menajeri S, “Futbolda bir tane patron vardır, hakemlerdir. Mafyası da odur, her şeyi de odur… Hakem hatalarından dolayı B Kulübü taraftarı istim üstünde” şeklinde sportmenliğe aykırı hakaret içeren beyanları sebebiyle PFDK’na sevkedilmiştir;

B Kulübü başkanı Y, “B. Camiası çok büyüktür. Yumruğunu indirirse altından kimse kalkamaz. Federasyon ve hakem camiası ayaklarını denk almayıp bunlara devam ederse farklı davranır, gereğini yaparız. Biz komplo olduğunu düşünüyoruz.” şeklindeki beyanları sebebiyle PFDK’na sevkedilmiştir.

Tahkim Kurulu, Fenerbahçe’nin İtirazını Reddetti

TFF Tahkim Kurulu, Fenerbahçe A.Ş.’nin TFF Yönetim Kurulu’nun, 21.01.2014 tarihli ve 37 sayılı toplantısında TFF Futbol Disiplin Talimatı’nda yapmış olduğu değişikliğe karşı itirazı, TFF Yönetim Kurulu kararında usul ve esasa aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddetti.

Fenerbahçe A.Ş’nin itiraz ettiği yeni düzenleme, TFF Futbol Disiplin Talimatı’nın 52’nci maddesi idi. Maddenin değiştirilmiş birinci fıkrası şöyle: “(1) Stadyumlarda  topluluk halinde söz veya hareketlerle ya da benzeri araçlar ile aşağılayıcı, tahrik veya taciz edici nitelikte tezahüratta bulunulması, devamlılık kıstası uygulanmaksızın yasaktır.

Yeni düzenleme ile, çirkin ve kötü tezahuratta süreklilik şartı kaldırıldı. Bu düzenlemeye kadar çirkin ve kötü tezahüratın kulüpler için disiplin suçu teşkil etmesi için “toplu olma” ve “devamlı olma” kriterlerinin gerçekleşmesi aranıyordu.

TFF Tahkim Kurulu, Ankaragücü (K. 2008/45), Beşiktaş (K.2008/2) başta olmak üzere birçok kulübü bu kriterlerle cezalandırmıştı.

Tahkim Kurulu’nun bu kriteri hiç olmayacak şekilde değerlendirdiğine de şahit olmuştuk. Kurul, Beşiktaş ile ilgili bir kararında (K.2007/381), olaylarla bağdaşmayacak şekilde çirkin ve kötü tezahürat için gerekli şartların oluşmadığına kanaat getirmişti.

İlgili karar şöyleydi: “Çirkin ve kötü tezahürat sebebiyle verilen 30.000.-YTL ceza ile ilgili olarak ise Beşiktaş seyircisi tarafından gerçekleştirilen çirkin ve kötü tezahüratın tüm müsabaka boyunca toplam 54 saniye kadar bir sürede gerçekleştiği, bu çirkin ve kötü tezahüratın bir kısmının müsabaka öncesinde gerçekleştiği, tezahüratların bir kısmının 2000 kadar Beşiktaş seyircisince bir kısmının ise 200 kadar Beşiktaş seyircisince gerçekleştirildiği, müsabakayı 55.000 civarında seyircinin izlemesi karşısında olayda çirkin ve kötü tezahüratın sübutu için aranan toplu olma ve devamlılık unsurlarının gerçekleşmediği anlaşılmakla (Üye Tanju Güvendiren’in olayda çirkin ve kötü tezahüratın unsurlarının mevcut bulunduğu, bu nedenle PFDK kararının onanması gerektiği yönündeki karşı oyu ile) çirkin ve kötü tezahürat sebebiyle FDT’nın 31/2. maddesi uyarınca verilen 30.000.-YTL para cezasına ilişkin kararın oyçokluğuyla kaldırılmasına,

Tahkim Kurulu müsabaka öncesi yapılan çirkin ve kötü tezahüratı nazara almadı. 54 saniyeyi “süreklilik” unsuru için yeterli görmedi. Kurul, 2000 taraftarın küfürlerini “toplu tezahürat” olarak kabul etmedi. 55.000 civarında seyircinin bulunduğu bir stadyumda “toplu tezahürat”ın oluşması için kaç bin taraftarın küfretmesi gerekiyordu?

TFF yönetim kurulu “süreklilik” kriterini kaldırarak, PFDK ve Tahkim Kurulu’nun kronometre ile hukuk tayin etmesi saçmalığının önüne geçmiş oldu.

Neden Fenerbahçe bu değişikliğe itiraz etti? Gerekçeleri neydi? Tahkim Kurulu’nun kararında bu gerekçeleri göremiyoruz. Tahkim Kurulu her zaman olduğu gibi, yine taleplerdeki gerekçeleri açıklamadığı gibi, kararını da gerekçesiz yayınladı.

UEFA ve FIFA talimatlarında çirkin ve kötü tezahürat için süreklilik aranmıyor. Özellikle ırkçı tezahuratlarda bunun birçok örneğini gördük. On saniye bile sürmeyen tezahuratlar kulüplerin başını yakıyor. Fenerbahçe’nin talimat değişikliğine karşı çıkma sebeplerini öğrenmek isterdim.

PFDK’nın bu değişikliği gereği gibi uygulayacağından şüpheliyim. Öncelikle hakem ve gözlemcilerin bütün küfürleri raporlarına yazmayacağını biliyorum. Yazılan küfürlerin, çirkin ve kötü tezahüratların nitelendirilmesinde taklalar atılacağından eminim. PFDK çoğu tezahüratı çirkin/kötü tezahürat olarak değerlendirmeyecektir. Değerlendirdi diyelim, Tahkim Kurulu kararları törpüleyecektir. PFDK, çirkin veya kötü tezahürat olarak değerlendirmezse, kimse bu karara itiraz etmeyecektir. Tahkim Kurulu da değerlendirmekten kurtulacaktır.

Kulüplerin çirkin ve kötü tezahürata karşı savaşa karşı çıkması düşündürücüdür. Kulüpler taraftarlarına sahip çıkmak yerine TFF ile savaşa girmemelidir. Lobi faaliyetleri yapmamalıdır. Medyayı kullanmamalıdır. Kulüpler bundan vazgeçmeyeceğine göre, TFF hakemleri, gözlemcileri ve kurulları talimatları kimsenin gözünün yaşına bakmadan uygulamalıdır.

Şike sürecinde ve büyük kulüplerin yöneticileri, oyuncuları hakkında verilen kararları göz önüne alınca TFF’nin yakın zamanda Disiplin Talimatı’nı tekrar değiştireceğini iddia etmek akıl dışı olmaz. Büyük kulüplerin canı yanmaya başladığı anda TFF’ye baskı artacaktır. Kimse o talimatın tekrar değiştirilmesini engelleyemez.

Tahkim Kurulu Kasımpaşa-BJK Maçı İçin Kararını Verdi

TFF Tahkim Kurulu, Kasımpaşa-BJK maçı ile ilgili kararını verdi.
Büyük tartışmalara, protestolara neden olan olayı hatırlayalım.
TFF Tahkim Kurulu’nun bu kararının, diğer kararlarının da olduğu gibi, sorgulanması gerekiyor.
Öncelikle, Tahkim Kurulu’nun kararı gerekçeli değil. Hem BJK’nin hem de Kasımpaşa’nın itirazlarını reddeden Kurul, hangi kurala göre karar verdiğini açıklamadı.
Yönetim kurulunun kararını onadığını belirtmekle yetinen Tahkim Kurulu, yönetim kurulunun hangi gerekçelerle karar verdiğini açıklamadı.
İşin ilginç yanı, TFF yönetim kurulu, ilgili kararını oyçokluğu ile vermişti. Tahkim Kurulu, oy dağılımına hiç değinmedi. Azınlık oyu sahiplerinin gerekçelerinin neden yanlış olduğunu açıklamadı.
TFF Tahkim Kurulu’ndan ne beklerdik?
1) Kural hatası – hakem hatası ayırımını detaylı biçimde açıklamalıydı.
2) Dünyada kural hatası gerekçesiyle maç tekrarı yönünde karar verilip verilmediğini belirtmeliydi. FIFA Oyun Kuralları’na göre, biten bir maçın ardından hakem kararlarına müdahale edilemez. Bugüne kadar FIFA ve UEFA, “kural hatası” diyerek hiçbir maçın tekrar edilmesine karar vermedi. Bu yönde itirazlar hep reddedildi. Tahkim Kurulu, Türkiye’de uydurulan bu kavrama sığınmamalıydı.
3) TFF yönetim kurulu kararı detaylı biçimde irdelenmeliydi. Çoğunluk ve azınlık görüşlerinin gerekçelerini açıkça kaleme almalıydı. Hangi görüşe ne gibi gerekçelerle katıldığını belirtmeliydi.
4) BJK ve Kasımpaşa’nın itirazlarının gerekçelerini belirtip, tüm bu gerekçeleri çürütmeliydi.
Spor tahkiminde “hız”dan bahsedip duruyorlar. Gerçekten hız çok önemli. Ancak tahkim aynı zamanda gerekçe demektir. Gerekçesiz kararlar kabul edilemez. Maçın üzerinden bir aydan uzun zaman geçtikten sonra yönetim kurulu karar verebildi. Tahkim Kurulu, kendisine itiraz edileceğini bilmesine rağmen hazırlık yapmadı. Tahkim Kurulu da haftalarca bekledi. Çıka çıka, “itirazların reddine” şeklinde bir karar çıktı.

Tahkim Kurulu yanılıp da “CAS da gerekçesiz karar verdi” demesin! CAS, şike gibi kapsamlı bir dosyada kararını açıkladı. Üstelik önünde zaman kısıtlaması vardı. Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi grup kuraları çekilecekti. Kasımpaşa-BJK maçının ne zaman tekrarlanacağı ise belli değil. TFF Tahkim Kurulu’nun mazereti yok.

Bütün ülkenin gözünü diktiği bir olayda, ilerideki olaylar için örnek karar teşkil edecek bir kararın bu kadar baştan savma kaleme alınması kabul edilemez. Tahkimin ciddiyetine yakışmaz.
Demirören’in göreve getirdiği Tahkim Kurulu birçok olayda baltayı taşa vurdu. Her hafta bir skandala imza atıyor. Gerekçesiz, tartışmaya açık kararlar veriyor. “Tartışmaya açık” diyorum ama tartışamıyoruz. Kurulun gerekçelerini bilmiyoruz. Hukuk platformuna inemiyoruz. İnsanlar formalarına göre değerlendirme yapıyor. Kulüp avukatları, hukukçu taraftarlar da manipülasyona başvuruyorlar.
Tahkim Kurulu bu tartışmalardan mutlu olsa gerek! Ne de olsa sadece futbol konuşuluyor.
Varsın konuşulmasın! Bize adalet lazım.

Galatasaray Sportif A.Ş.’den Açıklama

Galatasaray Sportif A.Ş., TFF Tahkim Kurulu’nun yabancı oyuncu sınırının kaldırılması talebini reddetmesinden sonra açıklama yayınladı.

Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu 18 Temmuz 2013 Perşembe günü itibarı ile Kulübümüzde forma giyen Avrupa Birliği (AB) vatandaşı yedi futbolcumuzun Türkiye Futbol Federasyonu’nun AB vatandaşı futbolculara yönelik getirdiği sınırlamaya karşı yaptıkları başvuruya ilişkin kısa kararını açıklamıştır. 


Her ne kadar basın organlarında başvuruların başvuru süresine ilişkin bir gerekçe ile reddedildiği belirtilse de –ve bu Tahkim Kurulu’nun başvuru müddetini başlattığı tarihe ilişkin itirazlarımız saklı kalmak üzere- asıl altı çizilmesi gereken Tahkim Kurulu’nun yargı yetkisine dair yaptığı değerlendirmedir. Tahkim Kurulu açık bir şekilde AB yurttaşı futbolcuların hangi statüde forma giymeleri gerektiği hususunun Tahkim Kurulu talimatının 2. Maddesi kapsamında olmadığını ve kendi yargı yetkisi içine girmediğini belirtmiştir. Dolayısıyla Tahkim Kurulu bu konuda asıl yargı yetkisinin Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde olduğunu kabul etmiştir. Yetkili yargı makamının tespitine yönelik bu tespit sürecin devamı açısından büyük önem taşımaktadır.

Tahkim Kurulu’nun bu tespitinin akabinde Kulübümüzde forma giyen AB vatandaşı futbolcularımız ve Kulübümüz, verilen kararın doğal bir sonu olarak, hukuki mücadelelerini yetkili Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleri önünde devam ettireceklerdir. Mezkur şahıslar en kısa süre içinde konuya ilişkin başvurularını yetkili Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerine ileteceklerdir. Tahkim Kurulu’nun bu kararı diğer spor kulüplerinde forma giyen tüm AB yurttaşı futbolcular için de Türk mahkemelerine benzer başvurular yapılmasının da kapısını aralamıştır.

Bu vesile ile hatırlatmak isteriz ki Galatasaray camiası olarak tek talebimiz hukukun gereğinin yerine getirilmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin akdettiği, anayasamız gereği kanun hükmünde olan uluslararası andlaşmalardan kaynaklanan yükümlülüklerimize riayet edilmesidir. Talebimiz 1963 tarihli Türkiye-AB Ortaklık Andlaşması’nın ve 1970 tarihli Katma Protokol’ün hukuka uygun şekilde uygulanmasıdır. 

Unutulmamalıdır ki bu talep hem hukukun, hem de devletimizin uzunca süredir takip ettiği resmi dış politikasının bir gereğidir. Türkiye Cumhuriyeti uzunca yıllardır bu andlaşmaların gereği gibi uygulanması için Avrupa çapında önemli mücadeleler vermiş ve Nihat Kahveci kararı örneğinde görüldüğü üzere önemli başarılar da elde edilmiştir. Eğer başvurumuz yönünde karar verilmezse elde edilen bu başvurular tehlikeye atılacak, Avrupa’da yaşayan Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının hakları riske edilecek, resmi dış politikamıza halel gelecek ve başta Türkiye Futbol Federasyonu gibi kurumlarımız yol açtıkları maddi zararlardan ötürü uzun sürecek ulusal ve uluslararası hukuki mücadelelere maruz kalacaklardır. 

Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin hukukun gereğini yerine getireceğine, belirttiğimiz zararları engelleyecek ve ülkemizin uluslararası plandaki itibarını koruyacak kararlara imza atacaklarına ilişkin güvenimiz tamdır.

Galatasaray Sportif A.Ş.