Kategori: Röportaj

Süper Kupa’daki Fanatik Terörünü Konuştuk

Geçtiğimiz günlerde Turkcell Süper Kupa 2017’de Beşiktaş ve Atiker Konyaspor karşı karşıya geldi.

Konyasporlu fanatikler maçta büyük olaylar çıkardılar. Hakem Fırat Aydınus maçı tatil etmesi gerekirken, devam ettirdi.

Maçı Atiker Konyaspor 2-1 kazandı ve Süper Kupa şampiyonu oldu.

Süper Kupa maçındaki olayları ve devletin sporda şiddetle mücadele politikasını Medyascope TV‘de Güne Bakış programında değerlendirdim.

Akif Çağatay Kılıç Önemli Açıklamalar Yaptı

Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, NTV ve NTV Spor ortak yayınında soruları yanıtladı.

Doğuş Medya Spor Grup Başkanı Fuat Akdağ, Hürriyet Gazetesi Spor Müdürü Mehmet Arslan, Habertürk Spor Müdürü Halil Özer, Sabah Gazetesi Spor Müdürü Murat Özbostan ve Milliyet Gazetesi Spor Müdürü Tayfun Bayındır, Spor Aktüel programında Bakan Kılıç’a sorularını yöneltti.

Fuat Akdağ: Wada yönetiminde olmanızla alakalı bir gündem var bugün Usain Bolt’un takım arkadaşında doping olduğu gerekçesiyle madalyası iptal edildi. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz? Bu doping meselesinin WADA diyor ki, “Sen dopingini yap ben 10 sene sonra 20 sene sonra elinden alırım madalyayı”

Akif Çağatay Kılıç: Tabi WADA konusuna geleceğiz ama bu hafta Türk futbolunun ve spor camiasının büyüklerinden ağabeylerinden İlhan Cavcav’ın vefatıyla üzüldük. Allah rahmet eylesin. Onu da burada rahmetle ve minnetle anıyorum. Mekanı cennet olsun inşallah. WADA konusunda bizim yönetim kurulundaki üyeliğimiz Türkiye adına olan bir temsil ve bunu tek başımıza yapmadık tüm spor camiamızın, sporcularımızın ve emek veren herkesin desteğiyle hayata geçirdik. Maalesef 2012’den sonra ciddi anlamda olumsuzlukla anılmıştık. Bunda tabi zaman zaman kendi hatalarımızda var. Bugün Usain Bolt dediğimiz zaman marka olmuş herkesin tanıdığı ve Rio Olimpiyatları’na giden arkadaşlarımız var orada 60-70 bin kişinin nasıl tezahürat yaptığını gördük. Böyle bir kişinin takımında yer alan ve 2008’de olan bir kural ihlali, dopingten çok yasaklı madde kullanımı veya kural ihlali WADA’nın kullanımında. Doping dediğiniz zaman bu halk içinde ve tüm dünyada performans arttırıcı bir unsur olarak algılanıyor ama sadece o değil. Yasaklı maddeler listesinde olan maddelerin hepsi performans arttırma değil başka sebeplerle kullanılanlarda var. Burada bir kural ihlali tespiti artık 10 senelik bir süreden sonra bulunuyor ve takımın performansını etkilediği için madalyalar alınıyor. İleriye yönelik olarak yasaklı maddelerin bulunması, araştırılması, yasaklı madde kullanan sporcuların itiraf etmesi durumunda ve ona bunu sağlayan, kendisini buna iten kişilerin kim olduğunu paylaşmayı kabul etmesi durumunda atılabilecek adımlar üzerinde konuşuldu benim ilk katıldığım toplantıda. Geçmişe yönelik olarak teknoloji gelişiyor. Sizin bundan son 5-10 sene önce tespit edemediğiniz unsurlar tespit edilebilir hale geliyor. WADA ne yaparsanız yapın eğer kural ihlallerine girerseniz biz bir yerde bunu yakalarız ve siz de bedelini ödersiniz diyor. Numuneler muhafaza ediliyor ve teknoloji, tıp geliştikçe geçmişe yönelik taramalar yapılıyor. Sporcu işin görünen yüzü ama bunun birde altı var orayı açmamız ve kurutmamız gerekiyor. Bununla ilgili çalışmalarda iyi gidiyor. Ama sadece ve sadece Türkiye’de olmuyor. Evet biz bunun olmaması için her şeyi yapalım yapıyoruz da ama dünya içinde de başka yerler maalesef yaşandığını bilmemiz gerekiyor. Spor basınının da biraz daha bizim sporcularımıza karşı acıyın demiyorum ama dünyanın başka yerlerinde olduğunu da bilelim diyorum.

Akif Çağatay Kılıç: Maalesef biz kendi sporcularımızla ilgili o kadar yoğun konuşuyoruz ki dünyanın başka bir yerinde olmuyormuş da sadece Türkiye’de oluyormuş gibi bir algı çıkıyor belli bir noktadan sonra. Ben yayınlamayalım üstüne gitmeyelim demiyorum. Tabi ki sütüne gideceğiz. Ama sporcu bu işin görünen yüzü. Bunun öncesi, kim saplıyor bunları, kim o yöne itiyor?

Mehmet Arslan:  2012 Londra Olimpiyatları bizim açımızdan hiç iç açıcı bir olimpiyat değildi. 2012’den 2016’ya olimpiyatlarda birlikteydik bu sürede ne değişti? Türk sporunda kaç dopingli sporcu vardı nereye getirdik? Eğitimciler özellikle bu noktada ne yaptınız en tür önlemler aldınız?

Akif Çağatay Kılıç: 2013 yılında 1579 kontrol yapılıyor ve bunun sonucunda 176 tane kural ihlali tespit ediliyor. 2014 yılında 1533 kontrol yapılıyor 31’inde ihlal tespit ediliyor. 2015 yılında 2066’ya çıkıyor kontrol sayısı ve 32 kişide ihlal yaşanıyor. 2016 yılında 2503 kontrol yapılıyor 13 ihlal. Yani rakamsal anlamda tarama sayısı artıyor yasaklı ihlal sayısı düşüyor. İstediğimiz noktada değiliz hala daha da iyi olmalıyız. Çok erken yaşta sporcuya bu eğitim verilmesi lazım. Sadece sporcuya değil antrenöre de verilmesi lazım. Bir de antrenörlerle de toplantı yapıyor ve sporcunuzun yasaklı madde çıkması durumunda sizi de hesaba çekeceğiz dedik. Bunu yapmaya başladığımızdan beri işlerin rengi çok değişti. Belki eğitimsizlikten eksik bilgi verdiler ama iyi niyetli olmayanlarda oldu.

“RIO OLİMPİYAT OYUNLARI ORGANİZASYON OLARAK ÇOK İYİ GEÇMEDİ”

Murat Özbostan: Rio Olimpiyatları’nda belli aksaklıklar oldu ve siz biz daha iyisini yaparız dediniz o günlerde. 2024 için bizim olimpiyat adaylık sürecimiz için gelişmeler var müzakeresi yapıldı mı bunun?

Akif Çağatay Kılıç: Rio’da misafir olarak bulunduk ve fazla eleştirmek doğru olmazdı devam ederken. Ama tüm paydaşlar spor camiasında yer alanların hepsi Rio Olimpiyatları’nın organizasyonel olarak çok başarılı geçmediği konusunda hemfikir. Bazı takımların kaybolması, şoförlerin yolu şaşırması gibi. 2024 artık bizim için kapanmış durumda onun adaylık süreci şu anda yürüyor. 2028 ile ilgili olarak en üst noktadaki bir siyasi karardır. Bununla ilgili sayın cumhurbaşkanımız ve sayın başbakanımızla yapılacak olan değerlendirmenin sonucunda kararları veririz. Ama ondan önce yapmamız gereken bazı şeyler var. O da uluslararası spor camiası içindeki lobi faaliyetlerimiz, temsil anlamında, yöneticileri nezdinde Türkiye’nin daha üst seviyede temsili konusunda çalışmamız gerekiyor. Bugün bunun bir örneğini yaşadık. 11-18 Şubat arasında Erzurum’da Avrupa Gençlik Oyunları Festivali yapılacak. Bununla ilgili olarak basınımızda ve uluslararası basında acaba olacak mı olmayacak mı bir sıkıntı var mı diye haberler çıkmıştı. Buraya gelmeden evvel bana bilgisi geldi biz bu yolda bir olumsuzluk yaşamdan devam ediyoruz. Katılımla ilgili olarak bazı çekincelerini dile getirenler oldu, olabilir ama biz devam ediyoruz. Türkiye’nin bir olimpiyatı yapma konusunda hem altyapısı hem birikimi hem de kabiliyeti var. Ama olimpiyatların başvurusunu yapmak belli şeylerin gerçekleşmesinden sonra masaya yatırılacak bir konudur ve en üst noktada siyasi karar gerektirir. Bununla ilgili olarak bizim bunun yolunu oluşturmamız gerekir. İyi bir noktada olduğumuzu düşünüyorum. Türkiye altyapısı, potansiyeli, konumu, tarihi itibariyle çok rahatlıkla olimpiyatları ve paralimpik oyunları yapabilecek bir ülke. Daha önce yaşadığımız bazı olumsuzlukların yaşanmaması için adımların atılması sonrasında karar verilir.

“FEDERASYONLARIN DENETİMİNİ ARTIRACAĞIZ”

Halil Özer: Ben spor yöneticiliğinin başarı ve başarısızlığa karşı bir karşılığının olduğuna inananlardanım. Şimdi bu sene seçimler oluyor olimpiyatlardan sonra ve 34 başkan bu sene koltuğunu korudu 17’si değişti. Ama ben araştırdığımda 34 başkanın arasında inanılmaz başarısız olan başkanlar var. Ben doğrusu sizi de biraz tanıdım ve bu başkanların bu seçimlerde bir daha başkan olacağını hiç düşünmüyordum. Bu arkadaşların başkan olduğunu görünce birazda üzüldüm. Artık bu insanlardan çok katkı geleceğini düşünmüyorum. Bundan sonrası için sizin düşünceleriniz nedir?

Akif Çağatay Kılıç: Olimpik ve olimpik olmayan diye ayırmamız gerekiyor bu federasyonların yönetim ve başkanlarını. Sporcunun yetiştiği yer federasyon değildir kulüpte yetişir sporcu. Federasyon tabiî ki destek olacak yönetilmesi anlamında ve teşvik edilmesi anlamında yönlendirici olacak ama asıl unsur kulüp ve antrenördür. Kalan başkanlar olduğu gibi olimpiklerde aslında yüzde 50’ye yakınında değişiklik var. Burada değişenlerin hangi federasyonlar olduğu da önemli. Bununla birlikte yönetim kurullarının içinde yer alan kişilerin 700 kişiden 450’ye yakını değişti. Bu da dikkat edilmesi gereken diğer unsur. Paralimpik Oyunlar’a gitmeden önce bundan sonraki çalışmalar bunun gibi olmayacak dedim. Şu anda bütçe dönemi yani federasyonlar bize bir bütçe talebinde bulunuyorlar. Ben şöyle bir şart getirdim; bundan sonra bakanlığımıza sunumu yaparken şunu istiyoruz bunu istiyoruz demeyeceksiniz. Şunu istiyoruz çünkü şunu yapacağız, şunu talep ediyoruz çünkü bununla bunu gerçekleştireceğiz. Proje bazlı. İstediğiniz kaynak nereye harcanacak. Bizim para kaynağı bakımından bir sıkıntı yok bunun verimli kullanılmasında sorunumuz var. Denetimler çok daha fazla artacak. Ama sizin paralimpik oyunlarına gitmeden önce yaptığınız açıklamanın kafanızda olanın tümü gerçekleşti mi diye sorarsanız hayır derim. Ama yüzde 80’i gerçekleşti. Bu da fena bir değişiklik değil. Bazı eleştiriler geliyor şurada falanca kişi yönetimde olmuş. Ben baktığım zaman bazı eksiklikler olabilir ama önemli olan sizin o eksiklikleri yönetebilmeniz. Düzeltmezseniz elimizdeki yetkiyi sonuna kadar kullanırız. Siz spora müdahale konusunda dikkatli olmak durumundasınız diyorlar. Benimkisi spora müdahale değildir. Ben şu anda Türkiye Cumhuriyeti devletinin Gençlik ve Spor Bakanıyım. Benim bir sorumluluğum var. Bana emanet edilen bir kaynak var. Milletin ve devletin kaynağı. Bunların takipçisi olmak hem görevim hem sorumluluğum. Tabi bir olumsuzluk başarısızlık olduğu zaman ilk sorulan bu bakanlık ne yapar. Dolayısıyla bana bu soruyu soruyorsunuz ama bende o zaman bana yönetimsel anlamda ve doğru gitmesi için analizini yapıp karar alıp şöyle müdahil olmamız lazım dediğim zaman sen buna müdahale edemezsin demeyeceksiniz. Ağzımızın yandığı oldu mu? Oldu. Bir federasyon başkanı kendi yönetimi altında olan sporcuların Rio’ya gitmesi konusunda eşit imkan sunmadı. Biz bunu tespit ettikten sonra doğrudan müdahale ettik. Doğru kişinin eşit bir yarıştan sonra kim başarılı olursa o gitmesi yönünde. Görevini yerine getirmesi gereken federasyon başkanı bulunması gereken yerde bulunmadığı için itiraz hakkını kullanamadı sporcumuz. Bu bir eksiklik değil mi? Ben buna müdahale ettiğimiz zaman haksızlık mı yapmış oluyorum? Hayır. Benim yaptığım müdahale bazen birilerin koltuğunu kaybetmesine sebep olabilir. Ama müfettiş raporu, teftiş raporu, yapılan araştırma sonucu tespit edilen eksikliğin sonucu bir şeyse hiç kusura bakmayın bundan çekinmeyiz. Spor yöneticilerimiz federasyon başkanlarımız, antrenörlerimiz bir zihniyet değişiminin içine girmiş durumda. Bir federasyon başkanımız 16 yıla yakındır görev yapıyordu yeni bire sporcuyu götürmeye son 2 olimpiyatta muktedir olamadı ve şu anda görevde değil.

Tayfun Bayındır: Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde 4 tane sizden öncede bildiğim 3 tane bakan spor yasası üzerinde çalışma yaptı. 20. Yılına doğru gidiyor ve üzerinde çok az oynanmış bir taslak bu ve bir türlü çıkmıyor. Bu yasa niye çıkmıyor, içinde ne var, kim karşı duruyor, kulüpleri rahatsız eden, sizi rahatsız eden nedir buradaki sıkıntı? Siz önümüzdeki dönem çıkacak mı diyeceksiniz? Allah rahmet eylesin İlhan Cavcav bana demişti ki; “Tayfun ben ölürüm o yasa çıkmaz, görmeden giderim” demişti. Dediği de çıktı valla.

Akif Çağatay Kılıç: Türkiye’de uzun yıllardır gündemde olan şurasında eksik var burasında eksik var denen konuşulan spor yönetimiyle ilgili ve kulüplerin tabi olduğu yasayla ilgili bir müzakere bir istek söz konusu. Bunun tabi çeşitli sebeplerden dolayı biraz uzun sürdüğünü kabul ediyorum. Ama yapılacak olan aslında çok basit bir değişiklik değil. Dolayısıyla kararı aldığınız ve yürüdüğünüz zaman yapılacak olan değişiklikten temel anlamda herkes etkilenecek. Bizim burada en temel amacımız sorumluluk. Kulüp yöneticileri seçiliyorlar ve seçilmiş olan bir yöneticinin de belli noktalarda verilen imkanları kullanma yetkisi vardır. Fakat bunun sınırı nerede olacak. Bugün baktığımızda büyük kulüpler olarak tabir ettiğimiz ve bizi dünyada temsil eden kulüpler bir takım sıkıntılar yaşıyor. Geçen hafta yaptığımız bir görüşmede bana ulaşan bilgi şu anda UEFA ki üst yönetim olarak ortada Türkiye’deki kulüpler ortaya koymuş olduğu finansal yapılardan memnun. Bize bir şekilde müdahale etme ya da değişiklik yapmamızı beklemeyin. Yapmazsanız eğer zaten uluslararası kurallar gereğe sıkıntıya düşeceksiniz. Onun için gelin bunları beklemeden uygulamayalım. Finansal Fair Play kuralları hayata geçtiği için daha bir çeki düzenli gidiyor bazı şeyler. İlhan Başkan aslında bir sporcu yönetimi konusunda sporcu alıp daha sonra satma konusunda güzel örnekler yaşattı. Şu anda Gençlerbirliği’nin borcu yok. Tam aksine kasasında ciddi likiditesi var. Ama tüm kulüpler böyle değil. İlla biz yurtdışından birilerinin bir şey yapmasını mı bekleyeceğiz kendimiz bir şey yapmayacak mıyız? Kendimiz de yapıyoruz ama bazen bir kaldıraç gerekiyor ve o şu anda iyi çalışıyor. Ortaya koyduğumuz yapıda anlaşacağız nokta en üst seviyedeki konsensüsü sağlamak için az bir şey daha sabır. Yaptığımız çalışmalarda ve sohbetlerde eskisine nazaran daha sorumlu hale gelmiş yöneticiler. Bunun sebebi de yaptırımlar çok sert. Ben Samsun milletvekiliyim. Benim kendi şehrimin takımı var inşallah şu anda toparlayacak. Ama geçen sene puanı silindi. Uluslar arası kurallara uygunluk olmadığından ve bir şikayet söz konusu olmadığından. Bu sezonda puanı siline takımlar oldu. Dolayısıyla biz artık bundan kaçamıyoruz artık ciddi ciddi yapmamız gerekir bu işleri konusunda bir iradede geliyor. Bizde de var ama kırmayalım dökmeyelim bir şeyi düzeltirken bir şeyi bozmayalım. Herkesi bir masanın etrafında toplamayı başaralım amacımız bu. İnşallah güzel bir şey çıksın beklediğimize değecek diye düşünüyorum. Burada önemli olan sayın cumhurbaşkanımız sporun içinden gelen bir insan, başbakanımız sporla çok yakından ilgilenip bir çok konuyu müzakere ettiğimiz bizden bilgi istediği kendisine aktardığımız onun bize verdiği talimatlar var. Bu iktidar sporla çok yakın ilişki içinde olan desteklemeye çalışan bir iktidar. Amacımız 2017’de olması. Ama bir yokuşu tırmanırken bir aşağıdan başlamak var bir de ucunu görmek var. Ucunu gördük artık. Mesela yayın ihalesi. Federasyonun yapmış olduğu ihalede çok düşük fiyatlar olacağını söyleyenler vardı. Ama demek ki bir şeyler doğru gitmiş sinyaller alınmış aslında iyi bir sonuçla sonuçlandı.

Tayfun Bayındır: 6222 sayılı yasa var çok konuşulan. Siz de ben de arkadaşlarımda biliyoruz ki 6222 sayılı yasanın uygulanması konusunda çok ama çok büyük sorunlarımız var. Özellikle Anadolu’da yerel savcılar güvenlik görevlileri çok net şekilde görevlerini yapmıyorlar. 6222 sayılı yasanın net şekilde uygulanması için statlardaki kamera düzeni, stat altındaki savcı görevleri, Anadolu’da yapılan eylemlerde haklarında soruşturma başlatılanların hemen salıverilmemesi gibi çok öneli örnekleri yaşadık. Galiba burada bir görev konusunda paylaşım sorunu var.

Akif Çağatay Kılıç: Aslında en çok konuşmamız gereken konulardan birisi 6222’nin uygulaması. Başlangıcında yavaş başladı. Geçen seneler içindeki uygulanmasında bazı eksiklikler oldu. Ama bizim Sapanca’da yaptığımız toplantıda İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve biz bu yasayı uygulamaktan sorumlu üç bakanlık yetkileri bir araya geldi ve nerelerde sorun yaşıyoruz. Yetki sıkıntısı mı var, yönetimsel bir sorun mu var hepsini masaya yatırdık. Bu çalışmada sonuçlandı ve yaklaşık 1 buçuk 2 ay önce üç bakanlık nezdinde sorumlu olan arkadaşlarımız çalışmanın sonucunu getirerek bizlerle paylaştı. Her bakanlık kendi üstüne düşen görev alanlarıyla ilgili arkadaşlarımıza yeni talimatlarımızı ve yapmaları gereken konuları tekrar ilettik. Burada kimi yerde kolluk yakalıyor, adalete teslime diyor maalesef bazı yerlerde dediğiniz gibi savcıların daha dirayetli durması gerektiğini söyledim. Çünkü gitmiş sahaya yabancı madde atmış bunu tespit etmişler getirmişler bir keredir bırak olmaz. Bir tane alman takımının başkanı geldi sohbet ettik konuştuk. Dedi ki, “Bu şiddet olaylarıyla ilgili bir sıkıntı yaşıyor musunuz?” Siz de nasıl dedim. Üç ay önce bir tanesi maytap aldı sahaya atı sahanın kenarında patladı dedi çok büyük sıkıntı yaşadık dedi. Avrupa Futbol Şampiyonası’nda Hırvatistan maçıydı meşaleler yakıldı. UEFA yönetimi bunlar terörist dedi. Bizim de burada konuştuğumuz buydu. Yasadan gelen yetkiyi savcılarda bazen kolluk kuvvetleri de anında kullanmalı.

Halil Özer: Burada bir de bölge milletvekillerinin araya girmesi var onu nasıl önleyeceksiniz?

Akif Çağatay Kılıç: Benim görüştüğüm milletvekili arkadaşlarımız açıkçası bir iki tanesi bizim bir arkadaşımızla ilgili bir şey olmuş bu nedir diye sordular. Bende konuyu açıkladım kendilerine hepsi kusura bakmayın siz neyse yürütün dediler. Holigan dediğimiz, vandal dediğimiz taraftar olmayan bu kişilerin gürültüsü çok çıkıyor. Bundan dolayı çoğunluktaymış gibi algılanıyor. Taraftar olan gönül verdikleri renkleri temsil etmek için gidenler, basketbol ve voleybolda bazı olumsuzluklar yaratmak için harekete geçen bazı gruplar oldu. Stadyumlarda yapamıyorlar artık çünkü. Hemen konuşup gerekli yerlerde basketbol, voleybol ve farklı branşlarda salonlarda önünün alınması konusunda kararlı şekilde üstüne gittik ve bir anda kesildi. Bu işlerin ele başları da var bunları alıp neden işlem yapmıyorsunuz diyorsunuz. Yapılıyor, başladı bu iş. Mekanizma daha iyi çalışmaya başladı daha üstüne gideceğiz.

Halil Özer: Burada toplumda yara olan bir konu var Fenerbahçe otobüsünün kurşunlanması. Hala ortaya çıkmaması enteresan bir durum. Bakanlık olarak takipçisi oluyor musunuz bunun?

Akif Çağatay Kılıç: O kabul edemediğimiz bir terör eylemi. Dolayısıyla onunla ilgili Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı nezdinde takiplerimiz devam ediyor ama konunun bizim açımızdan şeyi bu bir terör eylemi ve bununla ilgili adaletin ve kolluk kuvvetlerinin yaptığı çalışmanın sonucunu bekliyoruz. Önce birileri buydu herhalde denildi ama o olmadığı anlaşıldı ve devam ediliyor araştırma.

“KULÜP YÖNETİCİLERİ HER İSTEDİĞİNİ SÖYLEYEMEZ”

Mehmet Arslan: Önce Süper Lig’den ne kadar keyif aldığınızı soracağım. Çünkü ben kişisel olarak Premier Lig’den daha fazla keyif alıyorum. Çünkü orada kimse kavga etmiyor. Türkiye’de yöneticiler özellikle camialarını arkalarına alabildikleri için alabildiğince rahatlar ve alabildiğince sanki kendilerini kurallardan muaf görüyorlar. Bu noktada sizin kulüplerle, kulüp yöneticileriyle paylaştığınız bir şey var mı?

Akif Çağatay Kılıç: Ben bakanlık görevini taşıyorum şu an üstümde ve bunun kanunları kuralları var bunların dışına çıkamam. Hiçbir yönetici kendisini bağlayan kuralların dışına çıkma hakkına sahip değildir. Çıkan olursa bunlarında görüşüleceği ve yapılacak işlemler konusunda kurallar bellidir. Kurular çalışır ve kararını verir. Bazı şeylerin yasa ve kural gerektirmeyen gerçeklikleri vardır. Bir yöneticinin üzerinde bir sorumluluk vardır. O camialar bizi temsi et, renklerimizi daha iyiye taşı diye destek veriyorlar. Başka şeyler yap veya gidip bir olumsuzluk içinde ol diye değil. Süper Lig kulüpleriyle yaptığımız toplantılarda hep konuşuyoruz bunları. Zaten hepsi bu noktada haklısınız diyorlar. Ama şu kamera var ya o ilginç bir etki yapıyor galiba. Yönetici olarak üzerinizde sorumluluğunuz var ama aynı zamanda yüklediği bir takım görevlerde var. Bazen dilinizi ısırmak zorundasınız. Her şeyi söyleyemezsiniz. Herkes çıkıp her konuda konuşamaz.

Fuat Akdağ: Özellikle futbolda kulüpler bunu bazen yöntem olarak uyguluyorlar. İşler kötü gidiyor ben çıkıp bir açıklama yapayım ortalığı karıştırayım diye düşünen yöneticiler olabilir.

Akif Çağatay Kılıç: Açıklama yaptığınızda, konuştuğunuzda herkes dikkatli olacak. Ama burada spor basınımızın da dikkatli olması lazım. 3 saat 4 saat süren spor değil futbol programları ondan sonra herkesin birbirine o dedi, bu dedi, son dakika filan bunlarda doğru şeyler değil.

Mehmet Arslan: Ermeni cemaatinden bir mesaj geldi size teşekkür ediyorlar. Taksim Spor Kulübü’nün saha problemini çözmüşsünüz size teşekkür ediyorlar iletmiş olayım.

Akif Çağatay Kılıç: O bizim görevimiz. Sayın cumhurbaşkanımızdan öğrendiğimiz, sayın başbakanımızın bize gösterdiği şekilde yapmamız gereken işler. Onu yapmazsak yanlış yapmış oluruz.

Mehmet Arslan: HaberTürk gazetesinde bir haber vardı Meriç Müldür’ün bir haberi. 2008 yılından itibaren futbolda bir FETÖ soruşmasının yolda olduğunu ve büyük bir operasyonun geleceğini ifade ediyordu. Bu konuyla ilgili bilginiz var mı? İkincisi, Türkiye’de bazı yorumcular bazı isimler liglerin yarıda kalabileceğine yönelik ya da durdurulacağına yönelik bir takım ifadeleri seslendirmeye başladılar. Rıdvan Dilmen seslendiren arkadaşlarımızdan biri. Sporun en yetkili ismi olarak sizin bu konuda bir bilginiz var mı?

Akif Çağatay Kılıç: Adalet Bakanlığı’na bağlı olan bir soruşturmayla ilgili açıkçası benim derin bir bilgim yok. Ama sayın başbakanımızın da FETÖ ile ilgili dile getirmiş olduğu bir takım kriterler var onlar çerçevesinde biz de çalışmalarımızı yapıyoruz. Bu FETÖ neredeyse terör örgütüne üye olmuş olan ve terör örgütü olduğu bilindikten sonraki çalışmalarla ilgili hiç birimizin bir soru işareti yok. Açıkçası liglerin durdurulması, müsabakaların sekteye uğramasıyla ilgili benim elimde bir şey yok. Ama sayın cumhurbaşkanımızın, sayın başbakanımızın ortaya koymuş olduğu bir duru var. Bununla alakalı milletimizin de beklentisi var. Biz onun gereğini yapıyoruz. Biz bakanlığımızda yüzde 95’ini bitirdik diyebilirim. Zaten 17-25 Aralık saldırılarından dolayı aldığımız görevden sonra ilk görevimiz oydu. Ciddi anlamda bir temizlik olduğunu söyleyebilirim. Toplam olarak görevden uzaklaştırılan kişi sayısı 2 bin civarında ama merkez teşkilatından 350 civarında bir uzaklaştırma söz konusu. Tabi buna bir eklenmede olabilir. Geçenlerde bir iade yapıldı.

Murat Özbostan: Türkiye’de özellikle hakem hataları herkesin dilinde. Hatta Fenerbahçe kulübü başkanı sayın Aziz Yıldırım sizi göreve çağırdı “Türkiye’de hakem terörü var” dedi. Bu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sayın Yıldırım Demirören’de video hakem uygulamasına geçeceklerini açıkladı. Bu konuyla ilgili de düşüncenizi merak ediyorum.

Akif Çağatay Kılıç: Sayın Demirören Mart ayı itibariyle deneme süreçlerine başlayacaklarını ve oradan alınacak geri dönüşümle olup olamayacağı konusunda bir araştırma olacağını dile getirdi. Bu tabi TFF’nin sorumluluk alanı içinde olan bir konu. Bizim bununla ilgili ancak görüşmeler noktasında telkinlerimiz veya yapılması gereken önerilerimiz olur. Bu noktada hakem hatası bir hatadır. Hata kasıtlı yapılıyor o art niyettir. Dolayısıyla yapılan bazı açıklamalar bizi üzüyor. Ama hakem hatalarının en aza inmesi gerekiyor ki bu noktada farklı anlamda polemik ortaya çıkmasın. Futbol seyrederken daha fazla zevk aldığım zamanlar oldu. Futbolun kalitesi anlamında, sporcularımızın, teknik adamlarımızın daha iyi olmaları gerektiğini düşünüyorum. Ama sahadaki gerginliklerle ilgili geçen sezonlara nazaran daha iyiyiz.

Fuat Akdağ: Ama bu seferde seyirci sayısı azaldı. Bu konuda ne diyeceksiniz?

Akif Çağatay Kılıç: İstanbul’daki büyük takımların maçlarındaki seyirci rakamlarına bakarsak ki bir derbide stat dolmadı. Dolmadı derken tabi yer vardı yani. Taraftarlarını stada getirmek kulüplerin işidir. Bunun maçın önüne, arkasına konacak bir sosyal faaliyet onun için yeni açtığımız statlar için hep 15 günde bir maç yapılacak stadyumlar değil bunlar. Hem bir sosyal tesis, hem bir spor tesisi olarak her gün yaşayan ve 24 saat hareketli olan statların olması gerekiyor. Taraftarlarını stada getirmek için kulüplerinde kafa yorması gereken bir şeydir.

Halil Özer: Ama statları yapan sizsiniz ve dolup dolmaması sizi bir yerde ilgilendiriyor. Son zamanlarda düşül var ama ben yapılan yeni statlar için kapasitelerinin çok üstünde olduğunu biraz fazla olduğunu düşünüyorum. İzmir ve Ankara’da niye statlar yok? Birde hal böyleyken seyirci gelmezken bu hafta biliyorsunuz Kayserispor-Fenerbahçe maçı var. Fenerbahçe taraftarında bilet başına 150 TL fiyat istendi. Bir yandan uğraşıyorsunuz siz dahil statlar dolsun diye bir yandan böyle davranışlar var. Bakanlık olarak müdahale edemiyor musunuz?

Akif Çağatay Kılıç: Stadyumlarla alakalı Türkiye’de yapılan stadyum hamlesi sayın cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde başlayan bir süreçtir. Şu anda dünyada bir tek ABD bizim önümüzde. İzmir’le ilgili belli bir sürece girdi işe ve yürüyor 3 işle ilgili. Alsancak ile ilgili proje hazırlandı ihale aşamasına geldi hatta yakın zamanda temel atmasını gerçekleştireceğiz. Karşıyaka, Göztepe stadyumlarının neden geciktiği konusunda ben burada yeniden bir gündem açmak istemiyorum ama neden geciktiğini herkes biliyor. Dolayısıyla burada yerel yönetimle merkezi yönetim arasında da böyle bir yaptırmayız noktasında hareket ederse yerel yönetim böyle gecikmeler olabiliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi ile sorun yaşadık ama artık aşıldı. O zaman kendisi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı bunların farklı yerlerde yapılması konusunda bir talepte bulunmuş ama dava yoluna gitmesi tabi olayı sıkıntıya soktu. Kayseri örneğinde de kulüplerin misafir seyirci ile ilgili fiyat belirleme yetkileri var. Ama federasyon nezdinde çözebileceklerini düşünüyorum. İşte seyirci çekme konusunda kulüplerinde sorumlulukları var. Bunu da unutmamak gerekir. Ankara’da proje aslında çok güzel bir noktaya geldi. Yeri konusundaki kararı verip yürüyeceğiz. İki opsiyonlu bir alternatif var orada. Mahalle tipi sahalarımızdan Ankara’ya 50 tanesini yapmak için Büyükşehir Belediye Başkanımızdan yer istedik. Mahalle arasına taşıyacağımız artık Türkiye’de sayısı 1300’ü geçmiş olan tesislerden 50 tanesini Ankara’ya kazandıracağız.

Fuat Akdağ: Statlarda kulüplerin diğer branşlarla ilgili aktiviteler yapmasını da öneriyorsunuz. Peki özellikle futbolda öne çıkmış kulüpler diğer branşlarla ilgili aktiviteler konusunda ne aşamadalar?

Akif Çağatay Kılıç: Yeri gelmişken buradan maliye bakanımıza teşekkür etmemiz lazım. Bir proje başlattık kulüplerimizin amatör branşlara yaptıkları harcamalardan kesilen vergilerin alınmaması konusunda veya iade edilmesi konusunda bir fikir birliğine varıldı. Önümüzdeki hafta karara bağlayıp yürüyeceğiz. Bunu bekleyen çok kulüp var. Önümüzdeki olimpiyatlara hazırlığımızı yaparken kulüplerimize branş branş sorumluluklar vereceğiz. Onlarda biz hazırız dediler.

Tayfun Bayındır: Milli Eğitim Bakanlığı’yla da projelerinizin olduğunu biliyorum. Türkiye’de çok ciddi bir spor bursu sorunu var. Türkiye’de niye doğru biçimde mantıklı biçimde üniversitelerimiz spor bursu vermiyorlar?

Akif Çağatay Kılıç: Milli Eğitim Bakanlığı ile yaptığımız protokol çerçevesindeki hazırlanması gereken bir yönetmeliğimiz vardı. Bu yönetmelik son noktaya geldi bitti diyebileceğimiz bir noktaya geldi. Bunun içinde YÖK ile yaptığımız görüşmede üniversite hayatına devam edecek olan sporcularımızın üniversiteye geçişleri konusunda belli destekler ve ayrıcalıkların verilmesi kararlaştırıldı. Diğeri okullarda öğrenci olarak bulunan sporcularımızın kendilerini müsabakalara hazırlarken ve antrenörlerimizin hazırlık aşamasındayken yaşadıkları bazı sorunlar vardı. Biz protokolle onu da hallediyoruz. Almanya’da şu anda 2020 Olimpiyatları için hazırlanan bir yüzücü gündür antrenman yapıp akşam okula gidiyor. Bu bir kişi var. Biz bunları yapacağız Türkiye’de işte. Milli Eğitim Bakanlığı’mıza diyeceğiz ki bizim sporcu havuzumuzda bulunan sporcularımız bunlar ve bunlar için destek istiyoruz. Tabi ki performansları takip edilerek bir takım özel eğitim görmeleri konusunda imkanları sağlarız dediler. Çünkü okulla sporun arasına sıkışmayacak sporcumuz ve kendisini hazırlayabilecek. Bazı yerlerde bizim tesisimiz var bazı yerlerde okulların tesisleri. Eskiden okul bitti kapılar kilitlenirdi artık böyle bir şey yok.

Fuat Akdağ: Türkiye’deki antrenör potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz.

Akif Çağatay Kılıç: Daha iyi olmamız gerekiyor.

Tayfun Bayındır: Dünyada futbol dışında 6 tane çok önemli kurum var çatı kurum. Bunların 3’ünde bizim temsilcilerimiz var. Sizin WADA’ya seçilmenizde çok önemli. WADA’ya seçilmek gibi bu kadar zor bir işin altına elinizi soktunuz. Diyelim ki olası bir bakanlık değişiminde veya bakanlıktan ayrılmada WADA’daki görevinize devam eder misiniz yoksa bırakır mısınız?

Akif Çağatay Kılıç: Biz bu görevi Türkiye adına ifa ettiğimiz için onun kuralları neyse bakılır ona göre karar verilir.

Mehmet Arslan: Bundan birkaç önce sayın Fatih Terim’in önderliğinde TFF’de bir hamle başlatıldı. Özellikle altyapılarda çocuklara uygulanan tacizler ve şiddet konusunda. Türkiye’de sporun politikasına yön veren bir kurum olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Akif Çağatay Kılıç: Bir kere bununla ilgili her türlü önlemi en katı ve en acımasızca alırız. Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı’mızın desteğini aldığımız zamanlar oluyor ama aynı zamanda bizim kendi yapımız içinde görevli olan arkadaşlarda var. Bazen denetleme olduğunu bilmeden denetleniyor arkadaşlar. Ama çok şükür yaptığımız çalışmalarda büyük olumsuzluklarla karşılaşmadık. Bazı şeyler tabi ki bizimde kulağımıza geliyor ama hemen üzerine gidiyoruz. Konuşulması bile üzücü bir konu. Aldığımız en küçük duyumu dahi masaya yatırıp üstüne gidiyoruz.

Murat Özbostan: Spor yapmaya imkanınız oluyor ve neler yapıyorsunuz?

Akif Çağatay Kılıç: Çok az imkanı oluyor. Bazen yüzme yapıyorum aslında onu düzene sokmam gerekiyor ama henüz düzene sokamadım. At binme konusunda şeyimiz var ama istediğim kadar yapamıyorum onu. Ama kızlarım o açığı kapatıyorlar benim için. Onun dışında yürüyüş yapma konusun bazen imkanımız oluyor. Açıkçası çok düzenli yapamıyorum.

Fuat Akdağ: Uluslararası spor organizasyonları konusunda çok fazla organizasyon mu yoksa nokta atışı önemli organizasyonların Türkiye’de yapılması mı?

Akif Çağatay Kılıç: Nokta atışı organizasyonlar Türkiye’nin spor camiasına sporcularına katkı sağlayacak organizasyonlar, Türkiye’nin uluslar arası algısına katkı sağlayacak organizasyonlar ve organizasyonlarımızı yaparken tabi Türk misafirperverliğini göstereceğiz ama uluslararası normlar içinde ortada olan normları kullanacağız. Bazı örnekler vermek gerekirse, Erzurum’da 11-18 Şubat’ta EOF var. Daha sonra 19-21 Mayıs’ta THY Avrupa Ligi dörtlü finali İstanbul’da yapılacak. Samsun’da 18-30 Temmuz İşitme Engelliler Olimpiyatları olacak. Yine 31 Ağustos 17 Eylül’de Avrupa Basketbol Şampiyonası’nın finalleri, 53. Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu, Vodafone İstanbul Maratonu ve 2021 İslam oyunlarıyla ilgili adaylığımız ortaya kondu bir aksilik olmazsa yapacağız. Ve 2023’ye FİBA Dünya Kupası’nı tekrar Türkiye’de yapmak istiyoruz.

Halil Özer: Ben Türkiye’nin son iki olimpiyatta başarılı olduğunu düşünmüyorum. Bir de tarihimize baktığımız zaman Türkiye güreş, halter, tekvando, atletizm, judo ve boksun dışında hiçbir branşta madalya alma başarısı gösterememiş. Bu başarısızlığı nasıl gidereceksiniz, bu yeni spor dallarında madalya alma konusundaki projeleriniz nedir?

Akif Çağatay Kılıç: Olimpiyat hazırlık merkezlerimizle yaptığımız çalışmalar ve onların yeniden düzenlenmesiyle ilgili yaptığımız adımlarla ve milli eğitimle yaptığımız bu protokol. Sporcularımızın yada spor yapmak isteyenlerin okul ve sporun arasına sıkışmamalarını sağlayacak önlemleri alıp yürüyeceğiz. İstediğimiz başarıyı elde edemedik ama Rio’da bazı sinyaller aldık. İlk kez katıldığımız branşlar var. Okçulukta iki kardeşimiz Rio’da çok büyük potansiyelleri olduğunu ortaya koydular. Jimnastikte Tutya ve Ferhat bu noktada büyük bir başarı ortaya koydular. Bunlar eklenecek. Burada sihirli bir şey yapmamıza gerek yok çocuklarımızın önünü açıp doğru eğitimleri almalarını sağlayalım yeter. Madalya sonuçtur sebep değildir. Bizim burada sıkıntımız vardı. Ama en önemli sıkıntı eğitim hayatıyla spor hayatının eşit ilerleyememesi. İşte bu protokol bunu giderecek. 2020 çok farklı sonuçları koyacak ortaya 2024’e de çok daha farklı gideceğiz. Paralimpik oyunları ilk kez takım halinde altın madalya kazandık. Orada emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Paralimpik komitelerin yapmak istedikleri uluslar arası kamplar vardı buradan açıklayayım bu konuda onlara destek vermeye başladık. Paralimpik sporcular çok büyük emek ortaya koyuyor.

Tayfun Bayındır: Dünyada dopingle yakalanmış sporculara büyük bir dışlama var. Türkiye dışında ikinci veya üçüncü bir hakkı kolay kolay vermiyorlar. Bizde dopingle yakalanmış bir çok sporcu cezasını çektikten sonra bir daha yarışıyor ve bir daha yakalanıyor. Bunu ne kadar etik buluyorsunuz? Acaba dopingle yakalananların önünü bir şekilde kesmek gerekir mi? Ama bence asıl soru çok ciddi bir ilaç satış, spekülasyon, antrenörler, sporcular arasında Ankara’da birkaç merkez söyleyebilirim, İstanbul’da da söyleyebilirim. Bunun niye bir türlü önüne geçemiyoruz?

Akif Çağatay Kılıç: Burada uygulanan cezalar uluslar arası federasyonların kuralları. Şimdi zaten belli şeyler belli zaman sonra kendi yolunda farklı bir yere gidiyor. İkinci bir şansı tanımak konusunda insanlara adım atabilirsiniz her zaman hayatta ama zaten şu anda aldığınız ceza sizi o ikinci şansa gitmekten uzaklaştırıyor. 4 yıl spora ara verecek olan bir kişi dönmesi kolay olmayabilir. Ankara’daki veya farklı illerdeki merkezler artık eskisi kadar rahat değiller. Hatta hiç rahat değiller. Hem gümrük Ticaret Bakanlığımız hem Sağlık Bakanlığımızla yaptığımız çalışmalar sonucunda ve İçişleri Bakanlığımızla çalışmalarımız var. Öyle gidip bir yerlerde gizlice yaptıklarını zannediyorlarsa o iş öyle değil. Zaten hem antrenörün hem sporcunun hem da on sağlayıcı olanın artık cezai duruma düşmesinden dolayı rakamlar ortada. Ama bazı branşlarda bazı şeyler maalesef istemediğimiz şekilde cereyan ediyor onları ayrıca masaya yatıracağız. 2016 Rio Olimpiyatları’na gidemediler.

Mehmet Aslan: İllegal bahis konusuyla ilgili bakanlığınızın bir önlemi, adımı var mı?

Akif Çağatay Kılıç: Türkiye’deki bahis konusuyla alakalı yetkili kurum bellidir. Bunun dışında burada İçişleri Bakanlığımıza ve bakanımıza ayrıca teşekkür etmek istiyorum biz yakın zamanda özel bir çalışma başlattık. Bu merdiven altı diye tabir ettiğimiz yasadışı bahis diye bildiğimiz konularla ilgili özel bir çalışmanın içindeyiz. Uluslararası boyutuyla ilgili de çok ciddi bir işbirliği var. Çünkü terörü finanse eden bir tarafı var bu işin. Oradan da artık ciddi anlamda destek almaya başladık. Yakın zamanda göreceğiz ki bunlar çil yavrusu gibi dağılacaklar.

TFF Başkanı Demirören, Futbol Aktüel Programı’na Katıldı

TFF Başkanı Yıldırım Demirören, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, NTV ve NTV Spor’da canlı olarak yayınlanan Futbol Aktüel programına katıldı.

TFF, bu yayına sitesinde yer verdi.

Röportajın bazı bölümleri hakkında uzun uzun tartışmak gerekiyor. Şimdilik röportajı yayınlamakla yetineceğim.

TFF’nin sitesinde yayınlanan röportaj aşağıdaki gibidir:

“Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, NTV ve NTV Spor’da canlı olarak yayınlan Futbol Aktüel programında, spor medyasının önde gelen yöneticilerinden Doğuş Medya Spor Grup Başkanı Fuat Akdağ, Hürriyet Gazetesi Spor Müdürü Mehmet Arslan, Haber Türk Spor Müdürü Halil Özer, Sabah Gazetesi Spor Müdürü Murat Özbostan ve Milliyet Gazetesi Spor Müdürü Tayfun Bayındır‘ın soruları yanıtladı.

Yıldırım Demirören: Öncelikle bu programa geçen hafta Cuma günü gelecektim; ancak Zürih seyahatim vardı; UEFA’ya gittim. Ben bir kulüp başkanına cevap vermek için gelmedim buraya. Bir kişiyle kavga etmek değildi amacımız. Sizler gibi değerli kişilerle Türk futbolunu konuşmak istiyorum. Programın faydalı olacağına inanıyorum. Zürih’te UEFA ile bir toplantımız oldu. Listelerde değişiklik yapılacak. Bizden görüş aldılar. Toplantının en güzel yanı kulüplerimizle ilgili temaslarda bulunduk. Bazı kulüplerimiz Mali Fair-Play konusunda UEFA ile görüşüyor. UEFA bizim kulüplerimizden çok memnun. Sıkı bir şekilde inceliyor bizi. Hatta Fenerbahçe’nin yaptığı müracaata olumlu bakıyor. Döviz arttığı için Fenerbahçe’nin de borcu arttı. Hatta tüm kulüplerimizin arttı. Bazı kalemlerde oynama yapmak istiyorlar. Bunu sordular UEFA’ya… UEFA da taahhütleri yerine getirdikleri için olumlu bakıyor bu konuya. Bu konu tüm kulüplerimizi ilgilendiriyor. Bu da ne kadar iyi bir yapılanmayla gittiğini gösteriyor. Oradan memnun olarak döndük.

Ben de kulüp başkanlığı yaptım. Zamanında taraftardım. Medyanın bakış açısını taraftar olarak da, kulüp başkanı olarak da, Federasyon Başkanı olarak da, Medya Patronu olarak da gördüm. Hiçbir zaman şu haberi yapın, bunu edin demedim. Böyle bir tarzım yok. Benle çalışanlar bilir. Kamuoyunda bir gerçek var. Fenerbahçe haberi daha çok satar. Bu tiraj olarak kullanılıyor. Buna bir şey diyemem. Onun haricinde hayatta karışmam bu konuya… Ne ben, ne de ekibim başka bir muhabirimize şu haberi kullanın, kullanmayın demeyiz. Bu mevkiler geçici… Yarın müdürümün suratına bakamam bu talimatları verirsem…

Mehmet Arslan: Bu anlamda buradaki çalışan arkadaşlarıma kefilim…

Yıldırım Demirören: Ama şunu yaparım; hem Tayfun kardeşimden, hem de İbrahim Seten kardeşimden futbol dünyasında ne oluyor diye görüş alırım. Ya da bana tavsiyelerde bulunmalarını isterim. Sonuçta her soruya cevap vermek zorundayım. Bunun haricinde hiçbir şeye karışmam. Ben Beşiktaş Başkanlığı’nı bıraktığım gün; kulüpten alacağım vardı doğru. Alacağım 100 milyon lira… Fikret Başkan ile geçen sezon bir araya geldik. Gelmemin sebebi bu borcun belli bir kısmını kulübe bağış yapacağım… Fakat sonra düşündüm ki Federasyon Başkanı olarak eğer Beşiktaş Kulübü ile maddi bir anlaşmaya girersem bu durum farklı yerlere çekilir. Böyle bir anlaşma yapmadım. Ayrıldığım gün alacağım 60 milyon dolardı. Alacaklarımın hepsini dolar olarak alacaktım. Ancak bu anlaşmayı yapmadım. Türk lirası üzerinden anlaştık. Bu görevim sürdüğü sürece Beşiktaş’tan alacağımı almayacağım. Mehmet Ali Aydınlar, Federasyon Başkanı seçildiği gün; Fenerbahçe’nin en büyük sponsoruydu. Bunun başka yerlere çekilmesi komplo teorisidir…

Tayfun Bayındır: Sizin şirketlerinizde çalışan bazı kişilerin; TFF bünyesinde çalıştığı söyleniyor. Ya da Beşiktaş’ta çalışan kişilerin, TFF’ye geldiği söyleniyor. Bununla ilgili ne diyeceksiniz?

Yıldırım Demirören: 15 Temmuz gecesi çok şey değişti. Biz 26 Temmuz’da en büyük sivil toplum kuruluşu olarak ben dahil bütün çalışanların bilgilerini Ankara İstihbarat Birimleri’ne gönderdik. 26 Temmuz… Maili de cebimde. Gönderdiğimiz kişinin adı da bende. Zaten Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşu olan TFF her zaman inceleme içinde. Göndermemize gerek bile yok ama biz yine de gönderdik. Buradan gelen cevaplara göre bazı kişiler ile yollarımızı ayırdık. Bu işi bilen bir arkadaşımıza sorduk; tavsiye istedik. İnsanlar kefil olmaya korktular. Biz o gün ne yaptık? FETÖ’cü olmayan insanları aldık. Tahkim Kurulumuzda bir tane bizde çalışan vardır; Kulüp Lisans’ta bir tane çalışan vardır… Bunlara güveniyoruz. Bu insanlara karar mı çıkarttırıyoruz? Hayır. Güveniyoruz kendilerine. Ben Beşiktaş Başkanlığı yaptım. Tabii ki Beşiktaş Kulübü’nden yönetici arkadaşlarımı Yönetim Kurulumuza aldım. 5 tane. Ama Fenerbahçe’den de 5 yöneticimiz var. Fenerbahçeli olan Başkanvekilimiz var. Profesyonel olarak Beşiktaş’tan 2 kişi getirdim. Siz Galatasaray Başkanı olsanız, federasyona gelseniz ilk getireceğiniz kişiler güveneceğiniz kişiler olmaz mı? Personel sayısına bakalım. En çok hangi takımı tutan vardır? Bana göre Beşiktaşlı sayısı çok daha azdır.

Yöneticilerin, kurulların alacağı kararı bilme şansı yok. Bizde herkesin bir görevi var. Hukuk işlerinden sorumlu yöneticimiz Sayın Hüsnü Güreli’dir; ki kendisi Türkiye’de bu konuda tartışılmaz bir insandır. Onun haricinde yönetici hukuka karışacak; hakeme karışacak gibi bir durum olmasına imkan yok. Tarafsız görev yapmak zorundayız. Bunu bana lafla değil de ispat edebilen varsa gelsinler.

Halil Özer: Milli Takım krizi herkesi yaraladı. TFF bu süre içinde krize neden müdahale etmedi? Neden oluruna bıraktınız ve herkesin yara almasına izin verdiniz?

Yıldırım Demirören: Öncelikle kriz dediğimizin ismi prim krizi diye çıktı. En son TV programında söylemiştim. Biz primi açıkladığımız zaman Kasım ayıydı. Kriz Eylül ayında çıktı. Bütün herkes ne kadar prim alacağını biliyordu. Bizim en büyük sıkıntımız şu: Müdahale etmemiz gerekiyor muydu? Öncelikle hocamızla oyuncu arasında çözülmesi gereken bir problemdi. Biz bu krizin çözüleceğini ve biteceğini biliyorduk. Bildiğimiz için kenarda durduk.

Halil Özer: Emre Belözoğlu’nun çözmesi içinize sindi mi?

Yıldırım Demirören: Emre kardeşimiz konuya son dakika dahil oldu. Kendisine teşekkür ederiz. Biz konuya girecektik ancak Emre olayı sadece 2 saat hızlandırdı. 6 oyuncumuzun cezası vardı. Konu Arda ile hocamız arasında gösterildi ama 6-7 oyuncu vardı. Benim konuşmam doğru olmazdı. Çünkü yarın bize dönebilirdi. Konunun hocamız tarafından Kosova maçından önce çözüleceğini bildiğimiz için bekledik. Bire bir müdahale etmemizin anlamı yoktu. Burak golünü attı. Toparlanma sürecine girdi. Bu konu geride bırakıldı. Kesinlikle bırakıldı. Bundan sonra bırakılmaması Milli Takım’a zarar verir. 

Halil Özer: Hakemler de hata yapar diye bugüne kadar geldik. Eskiden 2 hata olurdu; bütün sezon onu konuşurduk. Her hafta ligin kaderini etkileyecek hatalar yapılıyor. Hakemlik sistemi iflas etmiş durumda. Hakemlik sistemini ayağa kaldırmak için nasıl bir projeniz var? Yoksa; “Hakemler de hata yapar?” mı diyeceksiniz? Ben hakemlerin hata yapmasını kabullenemiyorum. Harcanan bedellerin bir düdükle silinmesini kabullenemiyorum.

Yıldırım Demirören: İnsanın olduğu yerde hata olur. Hakem de hata yapar. Yapmaya devam edecek. Bu hatalar Premier Lig’de de yapılıyor. Eskiden az yapılırdı. Şimdi orada bile her hafta yapılıyor. Rahatsız mıyım? Evet. Ama hakemler hata yapıyor. UEFA da Avrupa’daki hakem hatalarından rahatsız. Kendi içlerinde bile yenilenmeye gidiyorlar. Bizim geçen sene Kulüpler Birliği’ne, “Gelin MHK’yi size bağlayalım; profesyonelleşsin” önerimizin bir benzerini UEFA yapmaya çalışıyor. Hatanın düzeltilmesi için hep beraber hareket etmemiz lazım. Avrupa’daki kadar oyuncularımız hakeme destek olmuyor. Bu kadar büyük baskı; hakemleri daha çok hataya zorluyor. Kamuoyunda hakemlerin üstünde büyük bir baskı oluşuyor. UEFA’dan Roberto Rosetti şu an eğitim konusuyla ilgileniyor. Aslında biz TFF olarak gerekli şeyleri zaten yapıyoruz. Yeni bir sisteme girdiğiniz vakit oturma süreci 3-4 yıldır. Biz ilk yıldan iflas ettirirsek hiçbir yere varamayız. Her yenilik sancılı başlar. Biz de sancılı başladık. Ama hakeme yüklenmek doğru değil. Video sistemine hazırız. Mart ayında ilk denememiz başlıyor. Hakemle ilgili bize verilecek bir öneri varsa eğitimle ilgili; biz hazırız. Premier Lig’in hakem kuruluşu, “Siz önce kafanızdaki görüşü değiştirin” dedi. Ben hakemlere her zaman, “Adil olun. Hatanızı hata ile kapatmayın” dedim. Bunu yapanın arkasındayım. Yapmayan zaten gider.  MHK Başkanı ikinci yarıdan umutlu olduğunu söyledi. Olmazsa değerlendirmemizi yaparız. Art niyetli hatayı kabullenemem. Profesyonel hakem sayısını yeterli buluyorum.

Murat Özbostan:  Sayın Aziz Yıldırım’ın bazı açıklamaları oldu. Bunlardan bir tanesi de hakemlerin arasındaki gruplaşma… Böyle bir gruplaşma var mı? Cüneyt Çakır bir grubu temsil ediyor mu? Bu iddialarla ilgili bakış açınız nedir? Video hakemin Mart ayında başlayacağını söylüyorsunuz. Bu konuyu futbol adamlarıyla tartışmayı düşünüyor musunuz; yoksa TFF’nin bir kararı olarak diret hayata mı geçecek?

Yıldırım Demirören: Bakın biz ihale dahil, Video Hakemlik dahil Kulüpler Birliği’nin görüşünü alarak, bir araya gelerek adımlar attık; hatta gerektirdiğinde Kulüpler Birliği’nden elemanlar alarak işe girişeceğiz. Bir komisyon kuracağız. Öncelikle IVAB ile anlaşma imzalamamız gerekiyor. Sonra bu sistemi kuran 8 firma var; teklifleri toparlayıp; komisyonla çalışmaya başlayacağız. Mart ayında deneme yapıp; sistemin nasıl olacağını kamuoyuyla paylaşacağız. Video Hakemlikle ilgili başkanları ve teknik adamları çağırdık Antalya’ya… Sadece 2 başkan, 2 teknik adam geldi. Bunların hepsi yapılacak. Böyle önemli işleri paylaşarak görüş alacağız. Yabancı konusunda da aynı şeyi yaptık, ihalede de yaptık, Video Hakemlik’te de yaptık. Yönetim olarak 1. Lig’e, “Vakıf kurun” dedim. Bütün TFF 1. Lig Kulüpleri vakıf kurdu. Onlarla paylaşıyoruz. 2. Lig Kulüpleri de vakıf kurdular. Onlarla görüşleri paylaşıyoruz. Hakem konusunda gruplaşmaya gelince… Biz burada 6 kişiyiz. 3 kişiden fazla her yerde gruplaşma olur. Art niyetli bir gruplaşma olamaz. Bunu bana ispat etsinler. Bu sözü söylerken Serkan Çınar, Cüneyt Çakır gruplaşması deniyor. 2008’den beri 6 maç yönetmişler birlikte… Bu sezon da 1 kez maç yönetmişler… Ciddi bir şeyler varsa gelin savcılığa gidelim. Böyle birileri varsa kökünden temizleyelim. Ama duyum almakla bu işler olmaz. İngiltere’de komplo teorisi çıkmıyor, İspanya’da çıkmıyor. Ben görmedim. Hakemlerimiz formsuz. Onlara her türlü imkanı sağlıyoruz. O günkü şartlarda FETÖ’cü olmadığını bildiğimiz, güvendiğimiz bir kişiyi getirdik. Hatası varsa sezon sonunda Yönetim Kurulumuz olarak değerlendiririz. Güvendiğimiz, çalıştığımız, sevilen, sayılan bir insanı getirdik. Yola çıkarken bu komiteler yoktu. O lanet geceden sonra istihbarattan okey aldığımız kişileri getirdik.

Tayfun Bayındır: Hakem konusuna devam etmek istiyorum. İyi bir camia. Bu soruyu rahatlıkla sorabilirim. Sizin de, buradaki herkesin de hakemi beğenmediği maçlar oluyor. Bir ya da iki gün sonra o maçın gözlemcisinin hakeme 8.5 gibi yüksek bir not verdiğini görüyoruz. Bunun sonucunda da o hakem tekrar tekrar maç alıyor. Hakemlerle gözlemciler arasında bir ahbap-çavuş ilişkisi olduğuna inanıyor musunuz?

Yıldırım Demirören: Keşke bu soruyu sen sormasaydın. Şu an açıklayacağım şeyi ilk kez açıklıyorum. Kulüp başkanı iken bu tarz şeyleri ben de söylüyordum. Sistemin içinde olabilir de… Seminere gitmeden önce Sayın Yusuf Namoğlu ile bir karar aldık. Gözlemcilik sistemini İngiltere ile aynı sisteme çeviriyoruz. Gözlemci maça bile gitmeyecek. Birkaç gözlemci maçı TV’den izleyecek. Hepsi raporlarından yazacak. Sonra kurulacak komite; o raporları inceleyerek sonuca varacak. Bu bir fikir… Bunu herkesle tartışacağız. Her konuyu tartışacağız. Her şey şeffaf olarak açıklanabilir. Kulüplerimiz böyle bir talepte bulunursa; hukuk da uygunsa hepsi yapılabilir. Ne kadar açık olursak Türk Futbolu’nu o kadar kurtarmış oluruz. Gelin yapalım; tartışalım. Gözlemci sisteminin yürümediğine, tam olmadığına biz de inanıyoruz. Önümüzdeki sezon için yeni bir sistem getirmeyi planlıyoruz.

Tayfun Bayındır: Hakemler ciddi bir rakam kazanıyor. Maç yapan da, yapmayan da yüksek bir ücret alıyor. Bu durum düzeltilebilir mi? Kötü yönettiği; gözlemci raporlarıyla saptanan hakemin maaşı düşebilir mi?

Yıldırım Demirören: Sezon başlamasına 15 gün kala böyle bir öneri gündeme gelmişti. Ama şimdi hakemlerimizle de konuşup bu sistemin değişmesini konuşacağız. Yeni bir sistem kurulacak.

Mehmet Arslan: 2 noktaya değineceğim. Finansal Fair-Play konusunda UEFA’nın, Türkiye’ye olumlu baktığınızı söylediniz. 2016 nasıl geçti? 2017 yılında Finansal Fair-Play’a uymayan kulüplere, “Dur” diyebilecek gücü var mı TFF’nin?

Yıldırım Demirören: Bir karar aldık. Bunu kulüplerimize gönderdik. İlk sene yüzde 30 bütçe fazlası verebilecekler, ikinci sene yüzde 20; üçüncü sene denk bütçe olmak zorunda… Ne kadar makyaj yapsalar da Yeminli Mali Müşavirler tarafından kaşeli geliyor bütçeler. Orada da makyaj yapıyorlarsa artık bilemem ben… Kulüplerimizin bu kadar art niyetli olduğunu düşünemiyorum.

Mehmet Arslan: Aziz Yıldırım, “Başbakan bile 25 bin lira maaş alırken TFF’de kaç kişi bu maaşın üzerinde maaş alıyor?” diye sordu. Nedir bu sorunun karşılığı?

Yıldırım Demirören: 2012 senesinde göreve geldiğimizde 300 milyon lira olan bütçemiz; 2016-2017’de 550 milyon lira. TFF olarak 196 milyon lira tasarruf yapmışız. Bu tasarrufu yaparken bütün kulüplerimizin gecikmiş paralarını ödedik. Kasamızda 100 milyon küsür lira var. Biz göreve geldiğimiz zaman bu rakam 30 milyon liraydı. TFF’de 25 bin liranın üzerinde maaş alan sadece 1 veya 2; bilemediniz 3 kişi var; onun haricinde yok. Biz Genel Kurulumuzda bütçemizi açıklıyoruz; bunu herkes de görüyor zaten. Başarılıyız bence bu konuda…

Halil Özer: UEFA’dan gelen cezalar genelde UEFA sopası olarak kulüplere bildirilir. Neden TFF bu cezaları önceden vermez de UEFA verir kulüplerimize?

Yıldırım Demirören: Şimdi veriyoruz bu cezaları. Türkiye’de kulüplerin nasıl yaşadığını ben çok iyi biliyorum. Kulüplere tölerans tanımazsak kimse sahaya çıkamaz. Vergi borcu olana lisans çıkartmayacağız dedik. Geçen sene uyguladık. Şimdi denk bütçeye geçiyoruz. 3 Temmuz dönemi ve benim seçildiğim dönemi hatırlayın lütfen. Futbol bitmişti, 8 takım Avrupa’ya gidemiyordu; şike süreci vardı. Bugün Avrupa’nın yayınlar konusunda en pahalı 5. ülkesiyiz. İhalemiz 7 dakika sürdü. KDV dahil 600 milyon dolara yayınlarımızı sattık. Bunu TFF olarak yaptık. Bugün mart ayını gören 3 kulübümüz var. Tüm kulüplerimize ve Kulüpler Birliğimize teşekkür ediyoruz. Kulüplerimizin gelirleri yüzde 20 arttı. TFF bunu denetleyecek. Denk bütçe ile denetleyecek. Belirli bir süreç içerisinde borçlar bitmek zorunda. Biz de böyle bir karar aldık.

Fuat Akdağ: Bunun bir yaptırımı yok. Yaptırımı UEFA yapıyor. Federasyon lisans veriyor ama UEFA vermiyor. Bunu denetleyecek mekanizmalar oluşturulması söz konusu mu?

Yıldırım Demirören: Bununla ilgili kanun çalışması var biliyorsunuz. Bu çalışma değerlendiriliyor. Bununla beraber dernekler kanunuyla beraber bütünleşip; yöneticiler sorumlu hale gelecek. Kulüpleri toparlamaz da bu kanunu çıkartırsak gelecek yönetici bulamayız. Borcu çözmek de denk bütçeyle olacak. Kanunda yöneticiler sorumlu olacak.

Murat Özbostan: Kulüpler Birliği Yasası bir sonuca ulaşamadı. Yayın gelirinden iyi bir gelir elde ettiniz. Çok da güzel statlar yapılıyor. En son Gaziantep’teki stadımız açıldı. Bir sıkıntı var. Seyirci sıkıntısı. Ortalama 8-9 bin civarındayız. Avrupa 2. Ligleri’nin bile gerisindeyiz. Bu duruma kafa yoruyorsunuzdur. Neden seyirci maçlara gelmiyor? Siz TFF olarak kafanızda düşündüğünüz bir proje var mı?

Yıldırım Demirören: Öncelikle belirli rakamlar vereyim. Bunu herkes Passolig’e bağlamaya çalıştı. Passolig çıkmadan önce ortalamamız 10980’di. Şu an 8908… Yani 2 bin kişi kayıp. Zaten bu 2 bin kişi, tribünlerde görmek istemediğimiz taraftar kitlesi. Öbür taraftan bu sorunu kulüplerle birlikte çözebiliriz. Bizim sahayı, stadı günlük aktüel aktivite haline getirmemiz gerekiyor. Kavga ortamından kurtarıp; stadın eğlence merkezi haline getirilmesi gerekiyor. Bunu kulüplerle birlikte yapabiliriz. TFF bunu tek başına yapamaz. Burada herkese çok vazife düşüyor. Oranın dövüşlerin; kavgaların yapıldığı bir arena olmadığı, eğlence merkezi olduğunu herkes bilmeli. Kavga ortamının artık bitirilmesi lazım. Biz bu kavga ortamını kulüplerle beraber olup bitirmezsek; 8 binler; 5 binlere düşer. Statlar eğlence merkezi olmalı.

Fuat Akdağ: Bu oyunun pazarlanması, maçların pazarlanması, oranın yaşaması; insanların çocuklarıyla gelmesi konusunda TFF’nin, kulüplere yardımı olabilir mi?

Yıldırım Demirören: Bildiğim kadarıyla Kulüpler Birliği bu konuyla ilgili bir çalışma yapıyor. Seminerler verecek. Herkesin beraber bu adımı atması lazım. Bu adımı hep birlikte atıp marka değerini arttırmamız lazım. Demin ben övündüm 600 milyon dolara sattık diye. 5 sene az bir süre. 5 sene sonra 800 milyon dolarlık bir değere getirmemiz gerekir. Statları eğlence merkezlerine dönüştürmemiz lazım.

Mehmet Arslan: Kurla ilgili tartışmalar oldu. Kuru sabitlediniz mi?

Yıldırım Demirören: Kur biz anlaşmayı imzaladığımız gün sabitleniyor. Birkaç şey var. Daha anlaşma imzalamadık. Bu arada yayıncı kurulun kurla ilgili talebi oldu. Kulüpler Birliği ile konuyu görüştük. Kulüpler de 17 kulüp olarak imzayla kabul etti. Bir tek Fenerbahçe itiraz ediyor. 5 sene boyunca fedakarlık yapılacak. Toplam 50 milyon dolar gibi bir fedakarlık yapılıyor. Kulüpler Birliği 17 kulüp olarak bize bu durumu kabul ettiğini belirten kağıt gönderdi. Göksel Başkanıma ve değerli kulüp başkanlarımıza teşekkür ediyorum.

Tayfun Bayındır: Aziz Yıldırım son dönemlerde o kadar çok soru sordu ki; biz de o sorular üzerinden gidiyoruz. Sormayınca da taraflı basın oluyoruz. Sayın Aziz Yıldırım son açıklamasında kulüplerle bir araya geleceğini ve onlarla görüşüp; seçim atmosferi oluşturmayı planladığını söyledi. Seçimle ilgili bir planlamanız var mı?

Yıldırım Demirören: TFF seçimi 2019’da… Allah kısmet ederse seçimi o tarihte yapacağız. Sayın Aziz Yıldırım’ın Kulüpler Birliği’ni hatırlamasına sevindim. Burada aldığımız kararlara keşke kendileri de iştirak etse. 2 duayenimiz kaldı. Biri İlhan Cavcav, biri Aziz Yıldırım. Onların görüşlerine ihtiyacımız var.

Tayfun Bayındır: TFF’nin seçim sistemi sorunlu gözüküyor. Bu konuda bir çalışmanız var mı? Statü değişikliğini düşünüyor musunuz?

Yıldırım Demirören: Doğru. Yapılması gereken bir çalışma. Genel Kurul bu kararı alacak. Biz alamıyoruz. Daha önce, “Gelin bunu yapalım” dedim zaten. Burada Süper Lig kulüpleri ağırlığı çekiyor; sonra TFF 1. Lig; öyle gidiyor. Bu mantığın değişmesi gerekiyor. Bu kullanıldı da federasyonlar için. Bunu yaparken kulüplerimizin ezilmemesi gerekiyor. Bu zor bir denklem. Denklemi çok iyi oturtmamız lazım. Herkesin güzel fikirlerine ihtiyacımız var. Ben yönetim olarak bu fikre açığım. Tek başıma karar alamam ama açığım.

Halil Özer: Şu andaki seçim sistemine göre yüzde 40 toplanırsa seçim olur. Diyelim ki toplandı. Yıldırım Demirören aday olur mu?

Yıldırım Demirören: Ben böyle konularda “Kısmet” derim her zaman. Ben Beşiktaş Başkanlığı’na aday olmadan 1 ay önce adaylığı düşünmüyordum. Kulüpler Birliği’ne başkan olmadan 10 gün önce bunu düşünmüyordum. Neredeyse TFF Başkanı olduğum güne kadar adaylığı düşünmüyordum. Keşke 2 sene başkanlık yapsak da ayrılsak. Daha sonra yıpranmaya gidiyoruz. Bu konu Genel Kurul’un elinde. Öneririm bunu. Bunu yapalım. Ben varım. Hayat boyu oturmayalım. Ne kadar çok oturursak o kadar çok hatalarımız artar. Bu makam… Bakın bizim federasyonumuzun başında Türkiye var. Türkiye Futbol Federasyonu… Biz ülkeyi temsil ediyoruz. Her yorum, her konuşma, her beyanat bu derece saygın olmak zorunda. Biz kamu kuruluşu ve devlet personeliyiz. Biz Türkiye’yi temsil ediyoruz. Yorumların da eleştirilerin de bu çerçeve içinde olması lazım. Burada kurum yıpratılamaz. Bizim hakemlerimiz en iyisini yapmak için sahadalar. Burada en çok eleştirilen hakem; Avrupa’nın en iyi hakemlerinden. Cüneyt Çakır eli görmedi. Hata eleştirilecek. Ama Cüneyt hocanın yaptıklarını kenara atmayacağız. Bu vefasızlıktır, haksızlıktır.

Mehmet Arslan: Vefasızlık dediniz; çok güzel söylediniz. Şahsınıza, TFF’ye ve Süper Lig’e çok ağır eleştiri oluyor. Süper Lig’de adil bir yarış olmadığına inanan başkanlar ve yöneticiler var. Bu demeçlerle ilgili neden talimatları değiştirmezsiniz; neden hiç yaptırımı olmayan Hak Mahrumiyeti cezasını değiştirmezsiniz?

Yıldırım Demirören: Mühim olan bu konuşmaların, hareketlerin olmaması lazım. Operasyon çok önemli bir kelimedir. Askeri operasyon belli bir şeyde yapılır, ameliyat operasyonu önemlidir. Biz operasyon kelimesini aldık; futbolun içine koyduk. Ben operasyon yapacağım diyelim. MHK’ye ve hakemlere ihtiyacım var. Bakın 5 senedir Galatasaray “Bize operasyon var” dedi. Fenerbahçe, “Fenerbahçe’ye operasyon var” dedi. Beşiktaş, “Beşiktaş’a operasyon yapılıyor” dedi. Trabzon, Beşiktaş, Antep dedi. Ben nasıl yapabilirim bu kadar operasyonu? Bu kadar basit değil. Hatalar var. Kasımpaşa’ya geçen sene daha fazla hata yapıldı. Ama operasyon apayrı bir ifadedir. Bir şeyleri seçerken çok dikkatli olmamız gerekir. Bizlerin sorumlulukları çok büyük. Biz taraftar diye bir toplumu yönlendiriyoruz. Sorumluluklara göre hareket etmemiz lazım. İngiltere’de hoca konuşursa 20 bin pound ceza ödüyor. Bizde kulüpler ödüyor. Bunu kişilerin ödemesi gerekir. Sen istediğin gibi konuşacaksın; bu cezayı kulüp ödeyecek. Böyle bir şey olmamalı!

Tayfun Bayındır: Başakşehir’de kişiler kendi ödüyor.

Yıldırım Demirören: Doğrudur… Ceza konusunda haklısınız. Bizim ceza verdiğimiz kişilere bakın. İlkokul çocuğu değil ki hep ceza veresiniz.

Mehmet Arslan: Hakemlerle ilgili bir karar aldınız. Artık bir kulüp başkanı ya da yöneticisi hakemi soyunma odasında taciz ederse maçın tatil olabileceğini söylediniz. Bir karar aldınız. Ama yine yapıldı. Bu aldığınız karar; hakem üzerinde baskı oluşturmuyor mu? Başka bir karar alınabilir mi?

Yıldırım Demirören: Sahanın mutlak hakimi hakemdir. Ben hakemlerime güvenmesem bu kararı almazdım. Bu kararı almamızın sebebi soyunma odalarına gidilmesinden dolayıdır. Hakemin aldığı kararda sorumluluğu var ve bize ispat etmesi gerekiyor. Ben onlara güvendim ve bu yetkiyi verdim. Kendilerine güveniyorum. Haklılarsa arkalarında duracağım. Bu yüzden verdim bu yetkiyi…

Halil Özer: İki Yönetim Kurulu üyeniz… Bir tanesi hakemin üzerine yürüdü, kapıları ve duvarları tekmeledi; kapıları kırdı… Türkiye Futbol Federasyonu’nun bir diğer yöneticisi sosyal medyadan inanılmaz hakaretler yağdırdı. Bir bildiri gönderdi. Bir tanesi 18 ay ceza aldı. Diğer yöneticiniz 60 ay; yani 5 yıl ceza aldı. Şu anda bu iki arkadaş halen daha TFF’nin Yönetim Kurulu Üyesi… Siz Fair-Play adına bir çok söylemlerde bulunurken; ki bunun arkasında durduğunuzu da biliyoruz. Ama bu yönetici arkadaşların halen daha görev yapmasını ben hiçbir şekilde izah edemiyorum. Siz buna nasıl izin verdiniz?

Yıldırım Demirören: Ben izin vermedim. Teşekkür ediyorum bunu sorduğunuz için… Çok değerli iki dostum. Bir tanesi ağabeyim… Hayat boyu da ağabeyim olacak… Ben bu cezaları vermeseydim; diğer yöneticilere nasıl ceza verebilirdim? Biz talimatnameyi değiştirdik. Eskiden TFF, kendi yöneticilerine ceza uygulamıyordu. TFF şov yapma yeri değil, hakeme gitme yeri değil. Her yönetici gelirken formasını çıkartır. Bunun için talimatları değiştirdik ve disiplin cezası getirdik. Bu yüzden de 60 ay alan arkadaşımıza ceza verdik. Bizde cezalar katlana katlana gidiyor. O yüzden 18 ay ceza aldı. Benim “Gidin” deme yetkim yok. Bu durum kendi kararları. Ben ona bir şey diyemem. Hiçbir Yönetim Kurulu Üyesine, “Git artık sen yoksun” deme yetkim yok. Bu da statü değişikliğidir. Gelin hep beraber değiştirelim. Ben kendi yetkimde olan bir yanlışı düzelttim. Yöneticim burayı şov yeri olarak kullanamaz. Benim bir yöneticim, Aziz Başkana hakaret ettiği için ceza aldı. Dediğiniz doğru, sistemin değişmesi lazım.

Halil Özer: Neye göre ceza alıyorlar?

Yıldırım Demirören: Bizim talimatlarımız bellidir. Eleştiri kabul etmemek ne demektir? Beni hepiniz tanıyorsunuz. Eleştiriye benim kadar açık bir kişi daha tanıdınız mı? Hukuk servisimiz sevkini yapar; cezaları kurullar verir.

Murat Özbostan: Başkanım bu haber olarak da çıktı… Sayın Fatih Terim’in ismi yine Galatasaray ile anılıyor. Siz kendisiyle çalışmaktan memnun olduğunuzu merak ettiniz. Fatih hocayla ilgili düşünceleriniz aynı mı? Olur da Galatasaray gelip derse ki, “Fatih hoca bizde çalışsın ama milli takımı da çalıştırsın”… Ne derseniz?

Yıldırım Demirören: Bu Fatih hocanın kendi kararıdır. Gitmek isterse ben saygı duyarım. Ama iki takım kararını kabul edemem. Çünkü kendisi “Türkiye Futbol Direktörü”dür. Bizim altyapı konusunda çalışmalarımız var; yakında açıklayacağız… Büyük kulüplerimize bakalım. Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray en son ne zaman altyapıdan oyuncu çıkardı? Benim milli takıma nasıl katkı sağladı? Bu futbolun sorunu. Biz bunun çalışmasını yapıyoruz. Bizlerin okey vereceği; Fatih hocamızla beraber iyi bir diyalog halinde çalışabileceği altyapı hocalarının; kulüplerde çalışmasını istiyoruz. Belli ücretleri TFF karşılayacak. Bugün kulüp gerçeklerine bakalım. En kötü hocalar altyapıda. Aslında en iyilerin altyapıda olması lazım. Hatır için alınan hocalar var. 11 yaş; oyuncular için çok önemli. Gidin bakın; en kötü hocalar orada… Biz eğer altyapı sistemini hep beraber çözmezsek; milli takımı hiçbir yere getiremeyiz.

Fuat Akdağ: Belli bir yaptırım mı getirilecek?

Yıldırım Demirören: Kulüpleri kontrol etme durumumuz olamaz. Ekonomik bir desteğimiz olacak. Bunu Sayın Bakanımızla da konuştum. Anormal bir destek veriyorlar. Teşekkür ederim. Yarın 2. Ve 3. Lig kulüpleri bakanımızın makamına gidiyor. Bakanlığımız maddi bir kaynak yaratacak; destek olacak. Bizim en büyük şansımız Sayın Cumhurbaşkanımızın futbola verdiği önem. Sayın Başbakanımız ve Bakanımız da desteklerini esirgemiyorlar.

Fuat Akdağ: Kulüplerde sorun yaşayan futbolcuların transfer edilmemesi konusu var…

Yıldırım Demirören: Kulüplerin transferde anlaşması lazım. Halil Bey; Beşiktaş’tan 1 isterken Fenerbahçe’den 2 istiyor diyelim… Önce resmi yoldan bakmak lazım. Transferi kesmek doğru değil. Futbolcu problemlidir; onu bilemeyiz…

Tayfun Bayındır: Bu sezon menajerler çok tartışıldı. TFF’nin gelecek yıllarla ilgili çalışması var mı?

Yıldırım Demirören: Kulüplerimiz lisansı olmayan menajerlerden oyuncu transfer ediyorlar. Biz ceza kesmeye kalksak 97 milyon lira ceza kesiyoruz. 97 milyon lirayı böldüğümüz zaman herkes çok büyük ceza ödüyor. Büyük kulüplere çok fazla ceza geliyor. Biz para cezasını iptal etmiyoruz. Rakamı düşürecek bir çözüm getiriyoruz. Zamanında önemsememişler. Bunun bir cezası var. Bu cezalar ödenecek. Lisanslı menajerlerden oyuncu alabilecekler. Tüm kulüpler buna uymak zorunda.

Mehmet Arslan: “Mart ayına 3 kulüple giriyoruz” dediniz. Avrupa’da ciddi hakem hataları var. Bu durumu lobimizin olmaması konusuna bağlayabilir miyiz? Şenes bey ayrıldıktan sonra hiç mi lobimiz kalmadı?

Yıldırım Demirören: Alakası yok. Son 3 yıldır çok iyi diyaloglarımız var. En son Lozan’daki seyahatimizde Fenerbahçe’nin ve diğer takımlarımızın durumunu konuştuk. Onlar da bu durumun farkında. Komiteyi profesyonel hale getirmeye çalışıyorlar. Avrupa’da da hakem hataları anormal derecede… Geçen hafta Barcelona-Villarreal maçında 5 dakika içinde 3 penaltı var. Manchester City-Everton maçı… 1-0’ken penaltı verilse maçın seyri değişecek. Hatayı kabul edelim evet… Ama hakemlerimiz yaptıkları hatayı hatalarla kapatmasınlar. Nisan ayında seçim var. Servet bey yönetime girecek; öyle düşünüyoruz. Şubat ayının ilk haftasından itibaren Avrupa’yı dolaşacağız. Eskiden UEFA’da bir çaycımız bile yoktu. Kendi içimizden gelen bir arkadaşımızı; sevgili İlker Uğur’u Genel Sekreter Yardımcısı yaptık UEFA’da… Kulakları çınlasın. Bizden önce hiçbir profesyonel Türk yoktu…

Halil Özer: Türkiye’de yüzde 8 oranında futbolcu, “Bana bahis şikesi teklif edildi” diyor. Bütün ülkelerde bu anket yapılmış. TFF olarak bahis şikesi konusunda yaptığınız çalışmalar nedir? Bir bahis şikesi olayı olduğu ve soruşturması devam ettiği iddia ediliyor. UEFA’da alarm sistemi kuruluyor. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yıldırım Demirören: Bize uyarı geliyor. Bu uyarı gelince devreye giriyoruz. Ondan evveli yaptığımız bir şey yok. Fazla gelmiyor zaten bu uyarı. 3 ve 4’ü geçmiyor bir sezonda.

Murat Özbostan: Konyaspor-Galatasaray maçı sonrası Aykut Kocaman’ın bir açıklaması oldu. Galatasaraylılar da çok bozuldu. Kocaman, “Doğru çalışınca olmuyor yan yollardan gitmek lazım” dedi…

Yıldırım Demirören: Aykut hocanın bu yorumu inanarak yaptığına inanmıyorum. Aykut hoca gibi bir insanın inanarak bunu söylediğine kesinlikle inanmıyorum. Maç sonu sinirle söylemiştir. Keşke yöneticilerimiz maç sonu değil de maçtan 24 saat sonra beyanat verseler; olay çok farklı yerlere gider. Konyaspor Başkanı da beni aradı; özel konuştuk. Aykut hocanın inanarak söylediğine inanmıyorum.

Tayfun Bayındır: Başkanlık yaptığınız dönemlerde benzer beyanatları siz de vermiştiniz. Bu koltukta otururken o dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yıldırım Demirören: Ben zaten hep söylüyorum; “Ben bu hataları yaptım; siz yapmayın”… Kulüpler bir camia, camiayı idare etmek için belli bir sınırınız var. En fazla tölare eden insanlardan birisiyim. Maç sonunda yapılan beyanatlar en büyük hata… Bir gün sonra aynı şeyleri söyle; söyleme tarzın bile değişir. Olay farklı yerlere gitmez.

Tayfun Bayındır: Hepimiz İngiltere Ligi’ni örnek veriyoruz. Beni en çok heyecanlandıran gündüz maçları. Ben de eşimle, kızımla öğlen maçlarına gitmek istiyorum. Böyle bir şansımız olacak mı?

Yıldırım Demirören: Gündüz maçlarını başlattık. Belli adetlerde tüm takımlarımız oynuyor. Derbilerde de olması lazım. İspanya saat 12.00’de derbi oynatabiliyor. Neden? Yayıncı kuruluşla birlikte Asya’ya yayınlarını sattığı için… Para ödeyen insanlar var. Onların da gelirlerini korumamız lazım. Keşke benim de temennim; saat 15.00’te Galatasaray-Fenerbahçe maçı oynansa… Yayıncı kuruluşla bu durumu değerlendirmeliyiz.

Fuat Akdağ: Yabancı kararı değişeli 2 sene oldu. Genel durum nedir?

Yıldırım Demirören: Olumlu… Yabancı ortalaması 6… Serbest olsun 11 olacak gibi tereddütler vardı; bu olmuyor. Yabancı sayısının artmasıyla Türk oyuncular arasında yurt dışına gidenlerin sayısı arttı. Milli takımlar açısından da faydası var. 4 senelik bir karardı. 2 senesi geçti, 2 senesi kaldı. Yabancı sayısı serbest kalsın dediler; biz becerdik bunu. Milli takım olarak maçlarımızı full oynuyoruz.

Halil Özer: İstanbul’da bir daha maç oynanmayacak mı?

Yıldırım Demirören: Benim Ay-Yıldızlı oyuncum küfür yediği sürece İstanbul’da bir daha maç oynanmayacak. Bir daha oynanmayacak anlayışı aslında hepimizi üzüyor ve yaralıyor. Yüzde 6 olan kadın ve çocuk sayısını yüzde 18’e çıkardık. Statlar eğlence yeri gibiydi. Stattan evvel stadın etrafını aktivite alanı haline getirdik. Eğlence yeri haline getirdik. Ukrayna maçı Konya’da olmasaydı 2-0’dan 2-2’ye çeviremezdik. O maç İstanbul’da olsaydı ne olacaktı? Konya ve Antalya halkına çok teşekkür ediyoruz. Sıra Eskişehir’de…

Mehmet Arslan: 2018 Dünya Kupası’na gidemezsek; Fatih Terim ile ilgili bir karar alacak mısınız? Fatih Terim’in sözleşmesi çok konuşuldu. Terim’in alacağı tazminatla ödeyeceği tazminat arasında 3-4 misli fark var. Milli oyuncular prim almalı mi; almamalı mı?

Yıldırım Demirören: Fatih hocaya teşekkür ediyorum. Çünkü maaşını TL’ye çevirdi. Kuru fiksledik. İkincisi Fatih hoca kalitesinde bir hocanın aldığı rakam; doğrudur. Hiddink’e toplamda 12 milyon Euro veriliyordu. 8 milyon eurosunu Hiddink alıyordu. Ekibiyle beraber 12 milyon euroyu buluyordu. Fatih hoca bu rakamı hak ediyordu. Tazminat konusu… Bir işveren gönderdiği kişiye para öder. Ama bir profesyonel ayrılırken arada fark olur tabiiki. Bence normal bu durum. Primler… Bence oyuncular prim almamalı… Ama sistem böyle… Bana göre de oyuncuların almaması gerekir. Teknik heyetin primleri sözleşmede var. Bence oyuncuların almaması lazım. Oyuncuların bu fikirde olacaklarına inanıyorum.

Tayfun Bayındır: Sayın Aziz Yıldırım bunu dile getirdiği için soruyorum. Sayın Fatih Terim’in yardımcısı Adanaspor’u çalıştırdığı için çifte maaş alıyor deniyor. Bu durumun aslı nedir?

Yıldırım Demirören: Maaşını dondurduk. Kendisi milli takım zamanlarında bizimle olacak ancak bizden maaş almayacak. Basketbolda bu durum var ama… Bunun gündeme getirilmesini doğru bulmuyorum.

Halil Özer: Bütün muhabir arkadaşların bir isteğini yerine getirmek istiyorum. Kulüpler keyfi şekilde gazetecilerin haklarını elinden alıyorlar. Mixed Zone’a bile gazeteci almıyorlar. Bu nasıl olacak?

Yıldırım Demirören: Haberi beğenmedi diye gazeteciyi almamazlık yapıyorlarsa yanlış yapıyorlar. Biz seneye talimata ceza koyabiliriz. Haberi ya da yorumu beğenmedim diye almamazlık olamaz…

Murat Özbostan: Başkanım kulüp başkanlığını özlüyor musunuz?

Yıldırım Demirören: Tabiki hepimizin tuttuğu takım var. Ben bunu tattım. Beşiktaş Kulübü’nde o makamda oturdum. Onu tattığım için özlüyorum diyemem. Onun haricinde planlama yapmıyorum.

Mehmet Arslan: Rıdvan Dilmen hakem hatalarından dolayı liglerin ertelenebileceğini söyledi. Ne diyorsunuz?

Yıldırım Demirören: Rıdvan kardeşimizin hakemlerle aldığı duyumu benimle paylaşmasını isterdim. Üstüne gidelim. Benimle paylaşmasını gerçekten isterdim.

Halil Özer: 2011-2012 Süper Kupası hakkında bir şey söyleyecek misiniz?

Yıldırım Demirören: Bu konu davalık. Konu CAS’ta…”