Kategori: Court of Arbitration for Sport

CAS, Yeni Kararlarını Yayınladı

Spor Tahkim Mahkemesi (CAS), 100’den fazla kararını yayınladı.

Yeni Kararlar (Recent Decisions)” başlığında yayınlanan kararlar arasında tarafları Türk olan kararlar da bulunuyor. Okumaya devam et “CAS, Yeni Kararlarını Yayınladı”

Spor Hukuku Makale Yarışması Son Gönderim Süresi Uzatıldı

scm20spor20hukuku20makale20yarc4b1c59fmasc4b120afic59fi20-20gc3bcncelKadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Kadir Has Üniversitesi Spor Çalışmaları Merkezi’nin birlikte Spor Hukuku Makale Yarışması düzenlediğini duyurmuştum: http://goo.gl/QRHyWk

Yarışmanın ilk duyurusunda makalelerin son gönderim tarihi 22 Şubat açıklanmıştı.

Bugün yarışma ile ilgili yeni duyuru yapıldı. Makalelerin son gönderim tarihi 1 NİSAN olarak belirlendi. Böylece makale göndermek isteyen adaylara 1,5 ay ek süre verildi.

Okumaya devam et “Spor Hukuku Makale Yarışması Son Gönderim Süresi Uzatıldı”

CAS Bülteni’nin 2015/1 Sayısı Yayınlandı

Spor Tahkim Mahkemesi (CAS), CAS Bülteni’nin 2015/1 sayısını yayınladı.

Bu sayıda Nevin Yanıt ve Eskişehirspor ile ilgili CAS kararları da yer alıyor.

Bültenin içeriği aşağıdaki gibidir:

Articles et commentaires/Articles and Commentaries

  • Expedited Procedures before the Court of Arbitration for Sport – Jeffrey G. Benz and William Sternheimer
  • The Arab Countries in the CAS Jurisprudence: a retrospective – Dr. Minas Khatchadourian
  • The Taking of Evidence before the CAS – Estelle de La Rochefoucauld
  • Res judicata in sports disputes and decisions rendered by sports federations in Switzerland –  Despina Mavromati

Jurisprudence majeure/Leading Cases

Jugements du Tribunal Fédéral/Judgements of the Federal Tribunal

  • Judgement of the Swiss Federal Tribunal – 4A_304/2013, 3 March 2014 – A. (Appellant) v. Z., FIFA, X. (Respondents)
  • Judgment of the Swiss Federal Tribunal 4A_362/2013, 27 March 2014 – X. (Appellant) v. The Football Federation of Ukraine (FFU, Respondent)
  • Arrêt du Tribunal fédéral 4A_374/2014, 26 février 2015 –  Club A. (recourant) v. B. et C. (intimés)

Yeni WADA Kodu ve Türkiye’nin Doping Siyaseti

“Yeni WADA Kody ve Türkiye’nin Doping Siyaseti” isimli yazım Kadir Has Üniversitesi Spor Çalışmaları Merkezi Bülteni’nin Ekim 2014 sayısında yayınlandı: http://www.khas.edu.tr/cms/scm/dosyalar/files/SCM%20HB%2010.pdf
Sayfadan kaynaklanan sorunlar sebebiyle, linkler hata vermektedir.
Linkler dipnotlarının sırasıyla aşağıdaki gibidir:

UEFA, Fenerbahçe Davası İçin Hakemini Atadı

UEFA, Fenerbahçe’nin CAS’ta açtığı davaya hakem olarak İsrailli Efraim Barak‘ı atadı.

Efraim Barak, ünlü bir spor hukukçusu. Buenos Aires’te doğdu. Yaşamının büyük bölümünü İsrail’de geçirdi. İsrail Barosu üyesi ve Buenos Aires Barosu onursal üyesi. Spor hukuku alanında birçok akademik çalışması var. Bugün İspanya’nın dünya çapında saygınlığı olan Instituto Superior de  Derecho y Economía bünyesindeki Uluslararası Spor Hukuku Master Programı‘nın müdürlüğünü üstleniyor  ve bu programda ders veriyor.

Efraim Barak, özellikle Alberto Contador Valesco Davasında adından çok söz ettirdi. WADA‘nın avukatları, Efraim Barak’ın taraflı yargılama yaptığını iddia ettiler. WADA avukatları, tanıkları Machael Ashenden‘e çapraz sorgu yapmaktan alıkoyuldular. WADA avukatları bu karara büyük tepki gösterdiler. Radio Shack-Nissan takımının sahibi Flavio Becca, Efraim Barak‘ın Contador‘un tarafında olduğunu iddia etti.

Alberto Contador‘un takımı Saxo Bank‘ın İsrail’de kamp yapması ve Contador‘un İsrail’de Müslüman ve Yahudi çocuklar için okul inşa ettirmesi Contador ve Saxo Bank‘ın Barak‘ı etkileme çabaları olarak değerlendirildi.

Efraim Barak‘ın başkanlığını yaptığı CAS hakem heyeti, Contador‘un kan dopingi yapmadığına kanaat getirdi. Heyet, elindeki verilerden sporcunun iddia ettiği üzere kendisinde saptanan yasaklı maddenin yediği etten bulaşma olasılığının daha akla yatkın olduğunu ancak her halükarda cezayı hafifletecek ya da ortadan kaldırabilecek nitelikte kanıtların sporcu tarafından sunulamadığından bahisle iki yıl hak mahrumiyeti cezası ile cezalandırılması gerektiği yönünde karar verdi.

Contador, karardan o kadar memnun kaldı ki, CAS kararının iptali için İsviçre Federal Mahkemesi‘ne başvurmadı.

Efraim Barak, Fenerbahçe’nin CAS davası açısından özel öneme sahip. Barak, Makedon Pobeda Kulübü‘nün CAS’a yaptığı itirazda hakem heyetinin başkanı idi. CAS, bu davada UEFA Temyiz Kurulu’nun Pobeda‘ya verdiği 8 yıllık cezayı onamıştı.

Bir noktaya açıklık getirmek gerekiyor. Efraim Barak, Pobeda Davası‘nda UEFA tarafından atanmamıştı. CAS kuralları uyarınca, CAS’ın Temyiz Dairesi başkanı tarafların hakemlerine danıştıktan sonra baş hakemi atıyor.

Diğer bir deyişle, Efraim Barak, UEFA’nın her fırsatta atadığı hakemlerden değil. Eğer UEFA ile Barak arasında böyle bir ilişki var ise, Fenerbahçe’nin Barak’ı reddetme imkanı var. İsviçre’nin FC Sion Kulübü, CAS’taki davada UEFA’nın atadığı hakemin sık sık UEFA’nın davalarında hakemlik üstlendiğini belirtti ve hakemin bağımsızlığından/tarafsızlığından şüphe duyulması gerektiğini ileri sürdü. CAS bu itirazı kabul etti ve UEFA yeni bir hakem atamak zorunda kaldı.

CAS süreci bu tür usul tartışmalarına gebe olabilir.

Merakla bekliyoruz.

Yanlış Kullanılan Kavramlar

3 Temmuz 2011’den beri spor medyasında şike ile ilgili haberleri takip ediyorum. Bugüne kadar birçok yanlış gözüme çarptı. Bunların bazılarını Twitter’da dile getirdim.
UEFA Temyiz Kurulu’nun kararlarından itibaren bu yanlış ifadelerin, iddiaların her gün defalarca dile getirildiğine şahit oluyorum.
Bu yanlışları bir liste olarak paylaşmak isterim.
“UEFA Tahkim Kurulu”
UEFA bünyesinde Disiplin Kurulu kararlarına itiraz edilen kurul Temyiz Kurulu’dur. Kurulun İngilizce ismi “Appeals Body“, bunun Fransızca karşılığı ise “Instance d’Appel“’dir. Bir kurulun Tahkim Kurulu olabilmesi için bu kurul üyelerinin kararına itiraz edilen federasyondan ve muhatap kişi/kulüplerden bağımsız ve tarafsız kişiler olmaları gerekir. UEFA bünyesinde yer alan, maaşı UEFA tarafından ödenen üyelerin oluşturduğu kurul Tahkim Kurulu olamaz.
– “Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi”
İsviçre’de spor uyuşmazlıklarını çözüme kavuşturması için kurulmuş olan kurumun adı Spor Tahkim Mahkemesi’dir. İngilizce karşılığı “Court of Arbitration for Sport”, Fransızca karşılığı ise “Tribunal Arbitral du Sport“’dur. Mahkemenin İngilizce ve Fransızca isimlerinde “uluslararası” ifadesi yer almamaktadır.
Türk spor hukukçuları bu mahkemenin genelde uluslararası uyuşmazlıklara bakması sebebiyle mahkemenin adını zikrederken “uluslararası” ifadesini kullanmayı tercih ediyorlar. Oysa hukukçuların teknik terimlere özen göstermeleri gerekir. Bu mahkeme sadece uluslararası uyuşmazlıklara değil, merkezinin bulunduğu İsviçre’de meydana gelen ulusal spor uyuşmazlıklarına da bakmaktadır. Bu sebeple mahkemenin, tıpkı İngilizce ve Fransızca karşılıklarında olduğu gibi “uluslararası” ifadesi kullanılmadan anılması gerekir.
“CAS hakimi”
Hakim, devlet mahkemelerinde yargılama ve uyuşmazlıkları sona erdirme görevini üstlenen şahıslardır. Tahkim yargılaması söz konusu olduğunda, “hakem”den bahsedilir. Doğru ifade “CAS hakemi” olacaktır. 

Süreyya Ayhan’ın Doping Hikayesi Nasıl Başladı?

Süreyya Ayhan Kop’un doping hikayesinin nasıl başladığını hatırlıyor musunuz? Ortalık toz duman altında iken herkes yorum yaptı. Süreyya Ayhan’ı suçlayanlar çoğunluktaydı. Ondan çok, kocası Yücel Kop’un üzerine gidildi.
 
Aradan çok az zaman geçmişti ki, Süreyya Ayhan, eşi ve avukatı medyada boy göstermeye başladılar. Herkesi suçlu ilan ettiler. Süreyya mağdurdu. Onlara göre, herkes Süreyya’nın ipini çekmek istiyordu. Ona oyun oynanmıştı.
 
Karşılıklı iddialar gelip giderken, Radikal gazetesinde bir yazı yayınladım. Süreci hukuki açıdan incelemeye çalıştım. Süreyya’yı bekleyen cezayı, GSGM ve federasyonun neler yapması gerektiğini dile getirdim.
 
Yazımı şu satırlarla bitirmiştim:
 
Süreyya Ayhan Kop’u vatan haini olarak nitelendirip onu suçlu gibi yargılamak ve kariyerini bitirmesine sebep olmak yerine, onun da her elit sporcunun başına gelebilecek bir olayı yaşadığını kabul edip ona Türk sporu için açtığı altın sayfalara bir yenisini eklemesi için şans tanınmalıdır. Unutmayalım ki sadece süreçler vardır. Onları iyi veya kötü olarak nitelendirmek sadece insana özgüdür.
Türk sporunun da bu üzücü olaydan en büyük faydayı sağlayacağını ümit edelim.”
 
Ne yazık ki bu satırlarda saklı kaygım gerçekleşti. Türk sporu bu olaydan gerekli dersleri almadı. Hala dopingi ve Süreyya Ayhan’ı tartışıyoruz.
 
İlgili yazımı tekrar paylaşmam gerektiğini düşünüyorum.
 
Gereksiz gerginliğe ve savaşa ortam hazırlayanların bu icraatlarından utanmalarını dilerim.
 
İşte 8 sene önceki yazım:
 
Geniş bir kafile ile katıldığımız 28. Yaz Olimpiyat Oyunları’nda sporcularımız henüz yarışmaya başlamadan spor kamuoyu kendisini şiddetli bir tartışmanın içinde buldu. Süreyya Ayhan Kop’un sakatlık gerekçesi ile Atina’ya gidemeyeceğini açıklamasının ardından ortaya atılan doping iddiaları ve Uluslararası Atletizm Federasyonu’nun (IAAF) Türkiye Atletizm Federasyonu’na (TAF) gönderdiği rapor medya tarafından her yönüyle ortaya konuldu, çok farklı görüşler uzmanlar tarafından ileri sürüldü.
 
Şimdi Süreyya Ayhan, TAF ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü (GSGM) başta olmak üzere tüm spor kamuoyu IAAF’nin vereceği kararı bekliyor. Söz konusu skandal, Türk spor tarihi için büyük önem taşıyor. Daha önce ünlü bir futbolcumuzun doping cezası alması ile başlayan tartışmalar son olayla iyice alevlendi ve artık doping olgusu Türk halkının dikkatini çekmeye başladı. Gazete ve internet haber sitelerinde karşımıza çıkan manşetler, yorumlar ise Türk uzmanların bu olayı milli onur meselesi haline getirdiğini gösteriyor. Devletin sistemli spor politikasının bulunmayışı ve uzmanlar başta olmak üzere, Türk toplumunda spor kültürünün gelişmemiş olması eleştirilerin de dozunun kaçmasına sebep oluyor.
 
Hukuk unutulmasın
Süreyya Ayhan’ı neredeyse vatan haini ilan eden bazı çevreler artık eleştiri sınırını aşan ve Süreyya Ayhan ile eşinin kişilik haklarına saldırı teşkil eden yorumlar yapıyorlar. Olayın hukuksal yönden irdelenmesi ise çoğu zaman olduğu gibi, ihmal ediliyor.
 
IAAF’nin TAF’a gönderdiği gizli raporda Yücel Kop’un doping kontrolü yapmak isteyen görevlileri bir odaya kilitleyerek engellediği ve üçüncü doping kontrolüne izin vermediği; Süreyya Ayhan’ın doping kontrolünü erteletmeye çalıştığı, birkaç başarısız numune verdiği ve son denemeden sonra başka bir numuneyi vermeye teşebbüs ettiği; Süreyya Ayhan yerine başka bir kadının numunesinin takdim edildiği gibi iddialar yer almaktadır.
 
Savunma
Bu iddialara karşı, numune kabının sadece yetkililerde olabileceği ve bu sebeple Kop’un yanında başka bir kap bulunamayacağı, erkek görevlinin numune alımı sırasında içeri girmek istemesi sebebiyle görevlilere sert davranıldığı, sporcunun yetersiz İngilizce bilgisi ile kendisini yanlış ifade etmiş olabileceği, numune alımından önce WADA’nın Türk temsilcisi ile diğer temsilcilerin numune verilecek odayı kontrol ettikleri ve onların gözetimi altında numune verilmesi karşısında başka bir kimsenin odaya girip numune veremeyeceği ileri sürülmüştür.
 
Yukarıdaki iddia ve savunmalarda dikkat çeken birkaç nokta üzerinde durulmasında fayda vardır. Bu noktalar sadece akla gelen şüpheler olup ilgililer tarafından açıklanması durumunda şüpheler de giderilmiş olacaktır.
 
Dikkat edilirse, rapora göre iki farklı zamanda kontrol yapılmak istenmiştir. İddiaya göre, ilk kontrolde Yücel Kop numune görevlisini başka bir odaya kilitlemiş, daha sonra Süreyya Ayhan Kop’tan başka bir kadından numune alınmış ve kontrol formları numuneyi veren diğer kadın tarafından imzalanmıştır. İkinci kontrolde ise, Süreyya Ayhan’ın verdiği idrar örneğinin kurallarla öngörülen oranda olmaması sebebiyle ikinci bir numune verilmesinin talep edildiği, ikinci örnek alımında ise Süreyya Ayhan’ın numuneyi başka bir kaptaki sıvı ile değiştirmek istediği ileri sürülmüştür. Doping kontrolü yapmak için gelen yabancı yetkililerin yanında WADA Türkiye temsilcisi Serap Yüceler’in de bulunduğu bilinmektedir. Yüceler de sporcudan numune alınırken orada bulunduğunu açıklamıştır. Yabancı görevliler sporcuyu tanımayabilirler ancak Yüceler numuneyi veren ve imzayı atan kimsenin Süreyya Ayhan olup olmadığını bilebilecek durumdadır. Bu durumda Yüceler raporda bahsedilen kontrollerden sadece 25 Temmuz 2004’te yapılan ikinci kontrole mi katılmıştır? Bu şüphenin oluşmasında, savunmada yer alan bir ifadenin büyük payı vardır.

Savunmaya göre, Süreyya Ayhan doping kontrolünü erteletmeye çalışmamış, eksik İngilizce bilgisi sebebiyle kendisini yanlış ifade etmiştir. Yüceler’in yabancı görevliler ile birlikte bulunması durumunda sporcunun kendi dilini bilen bir görevli ile konuşacağı dikkate alınırsa, Serap Yüceler’in ilk kontrolde yabancı görevlilerle birlikte olmadığı sonucuna ulaşılabilir. Ancak ilk kontrol formunda da Yüceler’in imzası varsa, Süreyya Ayhan savunması önemli bir açık vermiş olacaktır.
 
Yücel Kop erkek görevlinin numune alımı sırasında içeri girmek istediğini iddia etmektedir. Kop’un da belirttiği üzere, numune veren sporcu ile bu sırada onun yanında duracak görevlinin aynı cinsiyetten olması gerekir. (WADA Kontrole İlişkin Uluslararası Standartlar, Ek C. Mad. C. 4. 7) Görevliler, doping kontrol usulü ile ilgili her eğitim almış uzman kimselerdir (WADA Kontrole İlişkin Uluslararası Standartlar, Ek G, Mad. G.4.3 ve Mad. G.4.5). Bir erkek görevlinin karşı cinsten bir sporcunun yanında durmak için ısrar etmesi pek ihtimal dahilinde değildir.
 
Gelişmeler 
IAAF kuralları ve bugüne dek IAAF tarafından verilen kararlar ışığında Süreyya Ayhan’ı ne gibi gelişmeler bekliyor? Gençlik ve Spor Genel Müdürü Mehmet Atalay, Süreyya Ayhan’ın ceza almayacağını ümit ettiğini ifade etmiştir. Peki Ayhan cezadan kurtulabilir mi? Bu soruya yanıt verebilmek için doping konusunda önemli bir husus dikkate alınmalı: Bir sporcunun doping cezası alması için muhakkak doping testinin pozitif (+) sonuç vermesi gerekmemektedir. WADA bünyesinde hazırlanmış ve Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi, Türkiye Doping Kontrol Merkezi ile IAAF basta olmak üzere birçok uluslararası spor federasyonunun kabul etmiş olduğu Dünya Dopingle Mücadele Kodu (World Anti-Doping Code)’na göre, bir sporcu, geçerli bir sebep olmaksızın doping kontrolüne katılmayı, numune vermeyi reddederse veya kontrolde başarısız olursa veya yasak metotlara başvurursa yine dopingli sayılmaktadır (Kod Mad. 2.3, 2.4, 2.5). Dünya Dopingle Mücadele Kodu’na onay veren uluslararası federasyonlar ve devletler mevzuatlarını söz konusu Kod’a uyumlu hale getirmek zorundadırlar. IAAF’nin yarışma kurallarında da benzer hükümler (Mad. 32, 35.13) yer almaktadır.
 
Ceza ihtimali
Bütün bu kurallar dikkate alındığında, Süreyya Ayhan, yurtdışında yaptırdığı kontrollerde temiz çıksa ve onun hamile olmadığı anlaşılsa bile sadece doping kontrolünü reddettiği için iki yıl yarışmalardan men edilebilecektir. IAAF raporunda birden çok iddia yer almakla birlikte, bu fiiller için öngörülen cezalar toplanarak ciddi bir ceza verilmeyecek, sadece en ağır cezayı gerektiren fiil dikkate alınarak o fiil için öngörülen ceza verilecektir. Diğer bir deyişle, Süreyya Ayhan iki yıl ceza alacaktır.
 
Ayhan’ın bu karara karşı Spor Tahkim Mahkemesi’ne (Court of Arbitration for Sport-CAS) başvurma hakkı bulunmaktadır. CAS’in kararlarında ise uluslararası federasyonların somut olayın şartları dikkate almadan doğrudan doğruya mevzuatlarında yer alan cezaları uygulamaları eleştirilmekte ve sporcunun yaşı, cezanın sporcunun sosyal, sportif ve ekonomik durumunda yaratacağı sonuçların ağırlığı ve elbette sporcunun profesyonel kariyerine etkisi dikkate alınarak uluslararası federasyonların verdiği cezalar indirilebilmektedir. Süreyya Ayhan dosyasındaki iddialar karşısında CAS’in söz konusu cezayı indirmesi ise çok uzak bir ihtimaldir.
 
Bundan sonra ne olacak?
IAAF’nin Ayhan olayı ile ilgili vereceği kararın Türk sporu açısından önemli bir kilometre taşı olacağını ümit ediyoruz. Ayhan’ın ceza alması durumunda, Türk spor kamuoyu, uluslararası kuruluşların doping konusunda çok ciddi olduğunu ve Türk yetkililerin harekete geçmesi gerektiğini daha iyi anlayacaktır. Aslında doping konusunda Türkiye’nin çok geri bir ülke olduğunu söylemek, bu konuda çalışma yapanlara haksızlık olur. Türkiye, Avrupa Konseyi Dopingle Mücadele Sözleşmesi ile Dünya Dopingle Mücadele Kodu’nu onaylamış, dopingle mücadele için Hacettepe Üniversitesi bünyesinde Türkiye Doping Kontrol Merkezi’ni kurmuş, özel bir yönetmelik hazırlamış ve GSGM Amatör Spor Dalları Ceza Yönetmeliği’nde dopingle ilgili hükümler (Mad. 48) öngörmüştür. Ancak bu düzenlemelerin gerektiği gibi hayata geçirilmediği görülmektedir. Özellikle GSGM’ye bağlı federasyonların sporcularını doping konusunda eğitmedikleri, milli takımdaki sporcularını doping kontrolüne tabi tutmadıkları bilinmektedir.
 
Uygulama sorununun giderilmesi ise ancak GSGM’nin yeniden yapılanması ile gerçekleşebilecektir. GSGM’nin modern spor dünyasının gereklerini yerine getiremeyen hantal ve hiyerarşik yapısı sebebiyle kaldırılması düşünülmekte ve Türk sporunun çağ atlaması için ‘Türk Spor Kurumu’ kurulması öngörülmektedir. Ancak henüz tasarı halinde olan ve uzun süre TBMM’nin gündemine gelmeyeceğini düşündüğümüz ‘Türk Sporu Kurumu Kanunu’ hakkında yorum yapmak yerine bugünün koşullarını dikkate alarak görüş belirtmek daha doğru olacaktır.
 
Uzman sayısı az
GSGM bünyesinde uzman sayısının az olması, federasyonlarda görevlendirilen genel sekreterlerin yeterli bilgiye sahip olmamaları ve özellikle yabancı dil bilmemeleri sebebiyle uluslararası alandaki gelişmeleri takip edememeleri, federasyonların doping konusunda yeterli bilince sahip olmamaları gibi etkenler doping ile mücadelenin arzulanan seviyeye gelmesini engellemektedir.
 
Birkaç istisna dışında medyanın da sadece futbol ve sporun magazin boyutu ile ilgilenmesi de doping eğitiminin gelişmesine engel olmaktadır. Süreyya Ayhan olayı ile dopingle mücadelede yeni bir sayfa açılmış olacaktır. Var olan düzenlemeler uygulanmaya başlayacak, bu kurallar tartışılıp geliştirilecek, spor yöneticileri ve sporcular bilgilendirilecektir.
 
Bu konuda en büyük sorumluluk da Süreyya Ayhan’a düşer. Yarışmalardan men edilebilecek olan sporcu IAAF’nin ve TAF’ın düzenleyeceği veya düzenlenmesine izin vereceği hiçbir organizasyona katılamayacaktır. Ancak bunlar tarafından düzenlenen dopingle mücadele eğitimleri ve rehabilitasyon programlarına katılmasına izin verilebilecek sporcunun söz konusu programlara katılması hem onun spor kamuoyundan uzaklaşmamasında ve kariyerinin sona ermemesinde, hem de Türk sporcularının benzer üzücü durumlarla karşı karşıya kalmalarının önlenmesinde etkili olacaktır.
 
Sonuç
Süreyya Ayhan Kop’u vatan haini olarak nitelendirip onu suçlu gibi yargılamak ve kariyerini bitirmesine sebep olmak yerine, onun da her elit sporcunun başına gelebilecek bir olayı yaşadığını kabul edilip ona Türk sporu için açtığı altın sayfalara bir yenisini eklemesi için şans tanınmalıdır. Unutmayalım ki sadece süreçler vardır. Onları iyi veya kötü olarak nitelendirmek sadece insana özgüdür.
 
Türk sporunun da bu üzücü olaydan en büyük faydayı sağlayacağını ümit edelim.”

CAS’ın FC Sion Kararı

Hatırlanacağı üzere, Şampiyonlar Ligi’ne gönderilmeyen Fenerbahçe, durumunu hep Avrupa Ligi’ne alınmayan İsviçre kulübü FC Sion ile karşılaştırmıştı.
Fenerbahçe yöneticileri ve avukatları, İsviçre Federasyonu’nun FC Sion‘un arkasında durduğunu, TFF’nin benzer duruşu sergileyemediğini iddia etmişlerdi. Oysa İsviçre Futbol Federasyonu, yerel mahkemenin ihtiyati tedbir kararını uygulamak zorunda kalmıştı. Federasyon, FIFA‘dan gelen mektubun hemen ardından FC Sion‘un 36 puanını silmişti.
İsviçre’deki Spor Tahkim Mahkemesi (CAS), Ocak ayında FC Sion Davası ile ilgili kararını vermişti. Bu karar, spor hukuku ile ilgilenenler için ders niteliğinde. CAS hakemlerinin reddi, CAS hakemlerinin taraflara danışmanlık yapamamaları, UEFA’nın kararlarının rekabet hukuku ve kişilik hakları açısından değerlendirilmesi, CAS’ın bağımsızlığı ve tarafsızlığı gibi hususlar uzun uzun tartışıldı.
Bu kararın eleştirilecek birçok yönü var. Bunları bir makalede belirteceğim.
CAS’ın FC Sion Kararı (CAS 2011/O/2574 UEFA v. Olympique des Alpes SA/FC Sion) için: http://www.tas-cas.org/d2wfiles/document/5475/5048/0/Award20FINAL20_2011.01.31.pdf