Bir yıldan beri Süleyman Karakurt‘un icraatlarını yazıp duruyorum.

Önce Süleyman Karakurt’un genel kurul öncesi önerdiği menfaatten bahsetmiştim.

Sonra Akdeniz Oyunları ile Yıldızlar ve Gençler Akdeniz Şampiyonası kafilelerinin belirlenmesinde teknik kurul olarak oynadıkları oyunu gözler önüne serdim. Her ne kadar Kocakurt beni cehaletle suçlasa da, FIE’den ve TMOK’tan aldığım yanıtlarla birlikte Karakurt‘un yalan söylediğini ispatladım.

Olimpiyat harçlığı alacak sporcuların belirlenmesinde de Karakurt’un gölgesini gördük..

Karakurt’un son bombası Bratislava’da patladı. Oğlu Ege Karakurt, klasmanda yapılan usulsüzlük sayesinde Plovdiv’e götürüldü. Bu noktaya Can Aydın parmak bastı.

Türkiye Eskrim Federasyonu, birkaç adamın çiftliğine döndü.

Müminhan Bilgin‘in kızı (Ayşe Begümhan Bilgin), Süleyman Karakurt‘un oğlu, bilmem kimin öğrencisi derken milli takım hatır gönül işleri ile oluşturulmaya başlandı. Henüz bağlantısını çözemediğimiz bazı sporcular da Türkiye’de ilk 10’a giremezken milli takıma alındılar.

Teknik kurulun ne işe yaradığını bilemiyorum. Üyeler nasıl menfaatler elde ediyorlar ki tüm bu olan bitene razı gelip kararların altına imza atabiliyorlar?

Hakkı yenen sporcuların artık neden korktuklarını da anlamıyorum. Seslerini çıkarmayınca bir gün rüzgar döner, onlar da milli takıma alınır, önleri açılır mı zannediyorlar? Sustukça tepelerine çıkıldığının farkında değiller mi? Bu sporcuların antrenörleri yok mu? Kulüp yöneticileri yok mu? Kural bilmezler mi? Klasmanı kontrol etmezler mi? Sporcularına sahip çıkmazlar mı? Bu sporcular yöneticilerine artık nasıl güveniyorlar?

Sporcuların aileleri ne yapıyor? Çocuklarıyla sohbet etmiyorlar mı? Onları takip etmiyorlar mı?

Her şampiyona öncesi skandal görmekten bıktık usandık. Bu adamların ise hiç utanması yok. Belli ki Tahkim Kurulu’na güveniyorlar. Güvenmekte de haklılar. Detaya girmeyeyim.

Ancak “adalet” sadece Tahkim Kurulu veya mahkeme ile tesis edilmiyor. “Kul hakkı” ve “ahiret” kavramları bu adamlar için ne ifade ediyor bilemem.

Şimdi hukuktan, çerçeve statüden, ana statüden, usul kanunundan vs. bahsetmek gerekir ama ne gerek var?

Bir insanın karakterini öğrenmek istiyorsan ona yetki vereceksin. Birkaç sene içinde teknik kurulu çok iyi tanımış olduk. Her geçen gün bizi daha çok şaşırttılar. “Bu kadar olmaz!” deyip durduk. Her olaydan sonra “Artık ne yapsalar şaşırmam” dedim. Dediğimle kaldım. Hilenin, usulsüzlüğün sonu yok. Her hafta yeni bir dalavere öğreniyorum.

Türkiye Eskrim Federasyonu’nun sitesine güven olmadığını da gördük. Eskrimi ciddiye alan, çocuğunun veya sporcusunun peşinden koşan herkes siteyi dikkatli okumalı. Okuduğunu kontrol etmeli. Maç sonuçlarını, klasmanları ayrıca tutmalı ve siteyle karşılaştırmalı!Faaliyet takvimi ile FIE ve Avrupa Konfederasyonu takvimlerini birlikte incelemeli!

Karakurt ve arkadaşlarının altına imza attıkları her belgeden şüphe edilmeli!

Ne kadar kötü bir durum! Öküz gözüyle bakan yöneticilerimiz var. Kendi dünyası ancak gözlerinin gördüğü kadar olan, dış dünyanın farkında olmayan, kendi zekasını abartıp karşısındakini aptal sanan yöneticilerimiz var.

İsviçre’de bilgisayar başında iken bu kadar usulsüzlük buluyorum. Birkaç siteye girince bütün foyaları ortaya çıkıyor. Şimdi bu adamlar çok mu zeki?

Elbette zekiler. Bundan şüphem yok. Sorun, yüzsüzlükte sınır tanımamaları…

Yaptıklarının en kısa zaman içinde fark edileceğini çok iyi biliyorlar. Ama umursamıyorlar. Çünkü onların karşısına çıkacak kimse yok. Burunlarını sürtecek, davadan davaya sürükleyecek tek bir yönetici yok.

Yeni bir camia yarattılar. Bu camia da onlara toz kondurmuyor.

Bu camia, hak ettiği gibi yönetiliyor.

Birileri çıkıp “Yeter Karakurt!”, “Yeter Tapan!” der mi?

Aklımdaki isimler 3’ü geçmiyor.

Yorumunuzu Paylaşın

SON YAZILAR